Futbol ne için vardır? İnsanlar neden bir takım tutarlar? Bunların birden fazla cevabı elbette
vardır ve hatta futbol varolduğundan beri konuşulmaktadır. Ancak nereden bakarsanız bakın
futbolseverliğin yarışma duygusundan bağımsız olduğunu söylemek mümkün değil. Yarışma ise adil
ve eşit koşullarda olduğu müddetçe zevkli ve eğlenceli olacaktır. Adalet duygusunun yitirilmesi
toplumsal yozlaşmaya, toplumsal yozlaşma da büyük bir yıkıma dönüşecektir.
Türkiye’nin futbol ikliminde öyle akıl almaz şeyler yaşanıyor ki son yıllarda; biz futbolseverler
içinde bulunduğumuz bu kirlenmişliğin temel nedeninin futbol oyununun doğası olmadığını bilmesek,
futbol sahiden sevilmesi çok anlamsız kirli bir oyun olarak varolacak. Oysa bizler biliyoruz ki
tüm bu yaşananlar en nihayetinde futbol oyununun suçu değil. Gerçekte futbol centilmenliği,
sportmenliği, adil bir biçimde yarışma duygusunu, takımdaşlığı ve taraftarlığı içinde besleyen
oynaması ve izlemesi dünyanın en zevkli sporlarından birisi.
Peki ama bu ülkede futbol en büyük rantlardan biri durumuna dönüştüğünden beri nasıl olur da göz
göre göre oyunun kurallarına kuralsızlık, hilebazlık da eklenir oldu ve neden kimsenin sesi
soluğu çıkmaz oldu? Yoksa bize dokunmayan yılan bin yaşasın mı denmektedir?
Oysa bu ülkedeki futbol atmosferine akıtılan onlarca zehirli gaz bu atmosferde soluk almaya
çalışan herkesi zehirlemektedir. Havada çok pis kokular varken kimse burnunu tıkayarak bu işte
temiz kalamaz. Ortada bir cinayet varsa tarafsız kalmak nasıl ki aslında tarafsızlık değilse
futbolun katledilişine sessiz kalanlar da bunun sorumlusu olacaklardır.
Alenen bir takımın sporcularının -hem de kaptanı- henüz karşılaşmadıkları bir takım için şampiyonluk temennisinde bulunmasını centilmenlik ve sportmenlikle nasıl açıklayabiliriz? Bir kulübün teknik direktörü takımının sahaya "çeşitli nedenlerle" yeterince istekli ve kazanmak için çıkmadığını gerekçe göstererek istifa etmesi neden bir ihbar kabul edilmez? Rakip takımın kalecisinin maçtan sonra çıkıp "sağ olsun Rizeliler bizi fazla sıkmadı" demesi normal midir?
Bir ülkenin iki kulübünün takımı çıkacakları kupa maçından önce diğerinin önceki maçı adil
olmayan bir biçimde, mantıklı hiçbir gerekçesi yokken ertelendiğinde o ülke sporunda adalet
olduğunu kim söyleyebilir?
Bu sezon başında Trabzonspor seyircisi kendi sahasında Fenerbahçe taraftarına beton parçaları,
balkonlardan bıçaklar attıktan sonra Fenerbahçe’ye saha kapatma cezası vermeye yeltenmek,
Fenerbahçeliler'i "terörist" ilan etmek hangi adaletin sonucudur? Aynı Trabzon seyircisi sahaya indiğinde ceza bile almazken yine daha bu hafta onlarca kişinin galibiyet golüne rağmen sahaya inmesine ceza beklenmeli midir?
Ankara’da bir restoranda politikacıların ve iki spor kulübünün yöneticilerinin maçların skorları
üzerine pazarlık yapmalarına neden sessiz kalınmaktadır?
Bir çok açıdan "muasır medeniyet seviyesi" olarak kendisine Avrupalılığı ölçü almış
Türkiye, Avrupalı bir futbol atmosferine sahip olabilmesi için adaletin yerine getirilmesini
sağlamak zorundadır. Portekiz’de olduğu gibi adaleti ortadan kaldıranlar nasıl tek tek yargıya
teslim ediliyorsa; çeşitli ülkelerde sporun doğasına aykırı davranan kulüpler kim olduklarına
bakılmadan küme düşürülebiliyorsa, Avrupalılaşarak "muasır medeniyet seviyesine" varmak isteyen
Türkiye’de de tüm bunlar cesurca gerçekleştirilmelidir. Çünkü, bu ülkenin namuslu insanları en az namussuzlar kadar cesur olduğunda gerçek refaha kavuşacağız.
Cahit BİNİCİ
1907UNIFEB - Üniversiteli Fenerbahçeliler Birliği