21 Kasım 2004 tarihinde BJK İnönü Stadyumu'nda oynanan Beşiktaş-Ç.Rizespor maçının devre arasında
yaşanan olaylar Türk sporu adına kara bir lekedir. Bu maçın devre arasında Kapalı Tribün'deki
taraftarlar arasında çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 16 yaşındaki Cahit Aktaş adlı
kardeşimize Allah'tan rahmet, sevenlerine ve Beşiktaş camiasına başsağlığı diliyoruz.
Bir spor müsabakasında cinayet işlenmesiyle devam eden ve noktalanmasının bugünkü şartlarda
mümkün olmadığı bu olaylar, yıllardır "Futbol sahalarında görmek istemediğimiz görüntüler"
klişesiyle verilip, her defasında "bir gruba yada klübe mal edilemez" sloganıyla
geçiştirilmesinin neticesidir. Geldiğimiz bu nokta, futbolu bir spor etkinliği olarak değil
"bir ölüm kalım meselesi" olarak görenlerin, bu sloganı açıkça yayın organlarında milletimize
empoze edenlerin, bu yangını yıllardır körükleyen spor yöneticilerinin eseridir.
Daha önce de benzer bir cinayette olay bir klübe mal edilmemiş; bir başkasında ise kız meselesi
denilerek geçiştirilmiştir. İşlenen bu cinayetin de daha önceki örneklerde olduğu gibi sıradan
bir adli suç olarak görülerek kapatılması, ülkemiz adına en büyük endişemizdir. Cinayetin
faillerinin kısa sürede yakalanması bir başarı değildir; önemli olan bundan sonra işlenecek
muhtemel cinayetleri önlemek adına atılacak radikal adımlardır.
Futbolda yaşanan şiddeti, spor klüplerinin kayıt altına girmeyen işlerini-ilişkilerini ve
çığrından çıkan düzeni önlemek için, alt alta maddeler sıralamak hiçbir fayda sağlamayacaktır.
Çıkarılan yasalar, aynı bölgede göz göre göre haftalarca yaşanan olayların neticesinde adeta
bağıra bağıra gelen bu cinayeti önlemekte hiçbir fayda sağlamamıştır. Göstermelik olarak
çıkarılan yasalarla hiçbir yol katedilmemiş; stadlardaki tel örgüleri kaldırmayı marifet kabul
edenlerin, her spor etkinliğinde olay çıkaranlara tribünlerde imtiyaz tanıyanların
körüklemesiyle, şiddet belirli bölgelerde eskisinden de beter duruma gelmiştir. Bu noktadan
sonra önemli olan şiddeti önleyici kuralların uygulanmasını sağlayacak cesur insanların ortaya
çıkmasıdır.
Elbette ki, trende atılan dayağa seyirci kalan tepkisiz ve duyarsız vatandaşın, tribünde işlenen
cinayete seyirci kalan taraftarların da bu noktaya gelinmesinde katkıları vardır. Spordaki bu
vahşi şiddeti önlemek adına, amacı sadece tuttuğu klübe destek vermek olan taraftarların da
topyekûn mücadele etmesi gerekmektedir.
Olay çıkaranlar klüp yöneticilerince korunmaya devam ettiği müddetçe, bu tip olayların yeterince
üzerine gidilip kökleri araştırılmadığı müddetçe, bu ve bundan sonraki büyük küçük her türlü
olayda ibretlik ve caydırıcı nitelikte büyük cezalar verilmediği taktirde malesef ki değişen
hiçbirşey olmayacaktır. Şiddeti önlemek adına atılacak her büyük adımda belki kurunun yanında yaş
da yanacaktır; ama Türk Sporu'ndaki karanlıklar da temizlenecek, yarınlara sevgi, kardeşlik,
dostluk ve centilmence rekabetin hüküm sürdüğü bir spor kavramı kalacaktır.