05 Ağustos 2005 - İki yıl öncesinde yine aynı
zamanlardı... Ağustos’un ilk haftalarında her sene olduğu gibi tüm
camialarda yeni umutlar, yeni hedefler vardı. Kötü geçen bir sezonun ardından
yeni bir kadro ve yeni bir hoca ile sezona başlayan Fenerbahçemiz, ağır bir
mağlubiyet ile ilk haftayı kapatıyordu. Ligin ikinci haftasında da, kendisi
gibi büyük hedefler koyan, başka bir takımla oynuyordu Fenerbahçe. Trabzonspor
ile... Hem de deplasmanda...
Türkiye liglerinde her zaman zor bir deplasman olarak görülen Trabzon’a,
yine taraftarlarının desteği ile gidiyordu Fenerbahçe. Yine “Hep Destek, Tam
Destek!” parolası vardı Fenerbahçe taraftarının
ağzında... Her
zaman desteğini vermek, takımının 12. Adamı olduğunu göstermek için...
Fenerbahçe taraftarının her zamanki gibi büyük desteğinin karşısında, Trabzon
tarafında ise yine büyük saldırılar ve sataşmalar geliyordu. Anlamsız ve sığ
bir hırs içine bürünmüş, geçmişte Fenerbahçemizin hakkı ile aldığı başarıları,
sanki haksızca elinden almış gibi, düşmanca bir tavır gösteriliyordu. İl halkı,
taraftarı, yöneticisi ve tüm camiası ile...
O hafta oynanan maçın 45. dakikasından itibaren, Fenerbahçe’ye ve
taraftarına yapılan saldırılar start alıyor ve yine taraftarının yakışıksız
hareketleri, bir takım girişimler, bazı söylemler ile örtülmeye çalışılıyor ve hatta; Fenerbahçe taraftarları bu
olayları çıkarmış gibi, birileri tarafından TERÖRİST ilan ediliyordu.
Bu olayların üzerinden tam iki sene geçti... Yılın yine aynı zamanları... Ağustos’un
ilk haftaları ve yine her camiada büyük umutlar, büyük hedefler var.
Geçen iki yıldan, bu yılın aynı zamanlarına gelene kadar çok şey yaşandı. Bu
yaşananlar içinde, Fenerbahçe iki şampiyonluk elde ederken, hiç şüphesiz ki bir
dönem Terörist diye nitelendirilen(!) Fenerbahçe taraftarları, takımına,
kulübüne nasıl destek verdiğini herkese gösterdi, herkesin taktirini kazandı.
Yılın aynı zamanları ve yine aynı yer. Ama... Büyük umutlarla sezona giren
Trabzon şehrinin takımı için, alınan kötü sonuç sonrası yine bilindik bir sahne
vardı dün akşam... Geçmişte karşılaşılan benzer sahnelerde, yaşanan olaylar
için rakip takımı ve taraftarlarını suçlayan, rakibin taraftarlarını TERÖRİST
diye itham eden kulüp yönetimine, gerçek teröristin kim olduğu bizzat Trabzon şehri takımının
taraftarı tarafından gösterildi.
Bugüne kadar yaşanan bu tarz olaylar sonucunda; hep haksız yere rakibini
suçlayarak polemik yaratmaya çalışan, gerçekleri göz ardı edip kafasını kuma
gömen devekuşları gibi davranan yöneticilerin, gerçekleri bizzat yaşayarak teröristler (!) ile, gerçek taraftar
arasındaki farkı herhalde anlamışlardır!
Fenerbahçe taraftarı ve camiası bugüne kadar yaptıklarıyla ne kadar büyük
olduğunu ve geçmişte kendisine atılmaya çalışılan iftiraların ne kadar yalan ve
düzmece olduğunu göstermiş, yaşanan olaylar da bunu doğrulamıştır.
Bu yazıyı büyük üstad İslam Çupi’nin şu sözleriyle bitirmek istiyorum:
"Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk
büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı
konamaz..."
Hakan BIYIKLI 1907ÜNİFEB - Üniversiteli Fenerbahçeliler Birliği