20 Mayıs 2006 -
Zordur Fenerbahçe taraftarı olmak. Hele bizim gibi, çoğu
80’li senelerin ilk yarısında doğan, 80 sonrası dönemde Fenerbahçe’nin kötü
günleriyle büyüyen, ezeli rakibinin yurtiçi ve yurtdışında başarılara imza
attığı sıralarda, kulübündeki kaos ortamını birebir soluyan, 20-30 yaş arası
Fenerbahçeliler için daha bir zordur. Zor olduğu kadar da bir o kadar onurludur
Fenerbahçeli olmak.
Fenerbahçe, tarihi boyunca 7 seneden fazla şampiyonluk
hasreti çekmemiştir. İşte bu nedenledir ki, Fenerbahçe taraftarı başarısızlığa
çok fazla alışkın değildir. Bilhassa 1980 sonrasında başarısızlık ile geçirilen
her sezonda huzursuzluklar had safhaya çıkmış, had safhaya çıkan huzursuzluklar
da başarının gelmesini engellemiştir. Yumurta – tavuk olayında görüldüğü gibi,
birbirini tetikleyen bu iki etken, bir paradoks misali, yıllarca Fenerbahçe’nin
başına bir bela gibi çökmüştür.
Fenerbahçe taraftarı teknik direktörünü beğenmez,
futbolcusunu hor görür, başkanına güvenmez olmuştur. Bütün bunlar başarı kavramı
için gerekli olan, İSTİKRAR’Iimkansız
kılmıştır. Uzun süre boyunca Fenerbahçe taraftarı senelik, geçici başarılar ile
yetinmek zorunda kalmıştır. Çünkü Türkiye’nin en büyük camiası olmanın
getirdikleri kadar götürdükleri de olmuştur. Sevinci ve mutluluğu nasıl büyük
coşkuyla yaşanıyorsa, başarısızlığı ve üzüntüsü de bir o kadar kötü
oluyordu.
Fenerbahçe taraftarının senelik başarılarla yetindiği,
istikrar kavramından çok uzakta kaldığı, camia içi çekişmelerin üst düzeye
çıktığı, kaosun hakim olduğu, grupçuluğun tavan yaptığı bir ortamda, bir başkan
çıktı ve sadece “bir” oy farkı ile başkan seçildi. O gün belki de çoğu insanın
henüz daha yeni tanıdığı Fenerbahçe başkanı, çoğu Fenerbahçelinin yıllardır
hasret kaldığı şeylere kavuşmasını sağlayacaktı.
İlk seneler istikrarsızlık açısından daha önceki dönemlere
benziyordu esasında. İkinciliği başarısızlık kabul eden Fenerbahçe’de, yine
sürekli teknik direktörler değişiyor, gruplar olağanüstü genel kurul çağrısı
yapıyordu. Ama öte yandan yine Fenerbahçe’de hiç görülmemiş bir tesisleşme
atağı başlıyordu. Kalıcı başarı için gerekli adımlar atılırken, sportif
başarıdan ödün vermek durumunda kalıyordu Fenerbahçe. Böyle bir ortamda
Fenerbahçe, kendisine çok uzak kalmış olan istikrarın önemini kavramayı başarıyordu.
Önce yönetim, ardından teknik heyet ve de futbolcu kadrosunda istikrar
yakalanmaya çalışıldı. Gelen şampiyonluk bunu daha da kolaylaştırdı. Ancak
Fenerbahçe’nin yükselişinden hoşnut olmayanlar da vardı. Fenerbahçe bütçesini
büyüttükçe sportif arenadaki rakipleri; televizyon, gazete ve dergi gibi yayın
organlarıyla direk olarak taraftarlarıyla buluştuğu için, Fenerbahçe üzerinden
haber yapamayan, tirajı azalan medya; Fenerbahçe’nin başarısından hiç
hazzetmeyen, padişahlık sistemi ile yönetilen federasyonlar gibi…
Fenerbahçe her geçen gün daha büyük adımlar attı.
Türkiye’deki rakipleri ile arayı açma yolunda ilerledi. Ama bunu yapmaya
çalıştıkça bunu beceremeyenler tarafından da aşağıya çekilmek istendi.
Fenerbahçe’ye karşı ittifaklar kurulmaya başlandı. Bugün gelinen son noktada
ise elimizden kaçıp giden şampiyonluk, başkanımızın görevi bırakma kararıyla
adeta rakiplerimizin ekmeğine yağ sürer gibi olmuştur.
1907ÜNİFEB bünyesinde binlerce üniversiteli Fenerbahçeliyi
barındırmaktadır. Çok doğaldır ki, hepsi üniversite öğrencisi olan bir
birlikte, Fenerbahçe menfaatleri uğrunda farklı düşünceler de olacaktır. Burada
önemli olan nokta başkanımızın her konuşmasında belirttiği Fenerbahçe’nin
menfaatleridir. Sayısı binler ile ölçülen bir birlikte tabi ki herkesin Aziz
Yıldırım’ın her yaptığını doğru bulması, her hareketine doğru demesi, her
politikasını doğru olarak nitelendirmesi beklenemez. Ancak bugün Fenerbahçe’nin
içinde bulunduğu konum itibariyle, Fenerbahçe menfaatleri için tek bir doğru
vardır. O da Fenerbahçe’nin yakalamak için senelerce beklediği istikrarı
koruyabilmesi.
Bugün Başkanımız Aziz Yıldırım’ın görevi bırakacak olması,
Fenerbahçe’yi eski kaos günlerine götürmekten başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Fenerbahçe’nin başarısızlığı için dua edenler, şu anda ellerini ovuşturmaya
başladılar bile. Çünkü onlar da çok iyi biliyorlar ki, istikrarsızlık
Fenerbahçe’yi yıllar yılı geriye götüren, kaşıdıkça kanayan bir yara olmuştur.
Fenerbahçe düşmanlarının isteği, kurdukları ittifaklar ile Aziz Yıldırım’ı Fenerbahçe
Başkanlığından vazgeçirmek ve Fenerbahçe camiasının istikrarlı büyük
yürüyüşünü baltalamaktır.
Fenerbahçe camiası belki de Kurtuluş Savaşı günlerinden
bugüne kadar hiç olmadığı bir şekilde birlik olmuş ve de kenetlenmiştir.
Dışarıdan gelecek her türlü tehlikelere karşı da alarm durumuna geçmiştir.
Kaçan bir şampiyonluğun bu birliği ve birlikteliği yıkmasına izin vermek demek,
gelecekte onlarca şampiyonluğun kaçması demektir.
Bugün zor olanı başarıp, Fenerbahçe’de istikrarı ucundan da
olsa yakalayabilmişizdir. Başkanımıza düşen bu birlik ve beraberlik etrafında
kenetlenmiş camiayı böyle zor bir günde terk etmek yerine, onlardan alacağı
destekle Fenerbahçe’nin göreceği güzel günlere yelken açmaktır.
Aziz Yıldırım Fenerbahçe’deki misyonunu daha
tamamlamamıştır. Fenerbahçe genel kurulu, başkanımıza bu şanlı ve şerefli
görevi 3 sene daha yerine getirmesi için yetki vermiştir. Daha üzerine
Fenerbahçe Başkanı’nın imzasının konacağı çok önemli projeler bulunmaktadır.
Başkanımız ve de yönetim kurulu tarafından yoğun çabalar sarf edilip, hayata
geçirilmiş projeler bulunmaktadır. Bunları yaşatmak başkanımızın ve de yönetim
kurulunun elindedir. Bunun da ötesinde her kulübe nasip olmayacak bir şekilde
100. yılımıza giriyoruz. Her Fenerbahçeli için tarifsiz bir gurura sebep olan
bu 100 yıllık mazinin, 100. yılında böyle bir kaos ortamından çok, birlik ve
beraberliğe ihtiyacı vardır. Bu birlik ve beraberliğin de başkanımız Aziz
Yıldırım ve mevcut yönetim kurulu üyeleri etrafında oluşturulması gerektiğine inancımız
sonsuzdur.
Çok hassas bir dönemden geçiyoruz. Geçmişten çıkarılması
gereken onca ders varken, bugün başkanlığı bırakıp gitmenin Fenerbahçe
menfaatlerine çok büyük zarar vereceğine inanıyoruz. Sekiz senedir başkanımızın
Fenerbahçe menfaatlerinden ötürü, aile yaşamından ve de iş hayatından ne gibi
fedakarlıklarda bulunduğunu çok iyi biliyoruz. Ancak bu şanlı görevi yarıda
bırakıp gitmek, Fenerbahçe menfaatleri açısından olmaz.
Zamanı gelince tabi ki başkanımız da görevini bırakacak, bu
görevi yerine layıkıyla yerine getirecek insanların önünü açacaktır. Zira sizin
de belirttiğiniz gibi 25 milyonluk camiadan daha çok Aziz Yıldırım’lar
çıkmalıdır. Ancak bu görev değişiminin zamanı daha gelmemiştir. Hele ki şu anda
bırakıp gitmek Fenerbahçe’ye maalesef zarardan başka bir şey getirmeyecektir.
Bu dönem de başkanlık görevinizi layığı ile yerine getirdikten sonra Fenerbahçe
taraftarı size yakışacak şekilde veda etmesini bilecektir. Ama şu anda ne yeri
ne de sırasıdır. Fenerbahçe düşmanlarının hazır kıta beklediği bir ortamda, bu
görev, bu şekilde, kaçan bir golün mal olduğu şampiyonluk yüzünden
bırakılmamalı. Fenerbahçe tarihine çok önemli katkılarda bulunmuş bir başkanın
vedası böyle olmamalı.
Çünkü “Böyle Ayrılık Olmaz”…
Levin Susar 1907ÜNİFEB - Üniversiteli Fenerbahçeliler Birliği