PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Olimpik Hüsran


1907 ÜNİFEB
29-08-2008, 15:02
Tüm Dünya'nın ilgiyle takip ettiği olimpiyat oyunlarını bir altın madalya ile tamamladık. Evet dünyanın en büyük,en güçlü ülkelerinden biri olduğumuzu ısrarla savunduğumuz bir ortamda bu başarısızlık biraz ironik geliyor. Bu başarısızlıkta pay sahiplerini sıraladığımızda ise en az suçlanması gerekenlerin sporcularımız olduğunu görmek de ayrı bir ironi konusu.

Şu an üniversitede okuyan gençler bilirler; önce bir İstanbul 2000 vardı. Sonra 2004,2008,2012... 2016’ya aday oldu mu acaba şehrimiz? Açıkçası Pekin, Atina, Sydney, Atlanta olimpiyatlarını izledikten sonra İstanbul’un şu an sahip olduğu tesislerle olimpiyatlara ev sahipliği yapmasının imkansızlığını görmekteyiz.Bu yargıya varmamdaki sebeplerden en büyüğü kuşkusuz Olimpiyat Stadı. Pekin’deki “Kuş Yuvası” nı gördükten sonra, bizim İkitelli’de kuşların bile uğramadığı stadyumu düşününce (Düşünmek diyorum, çünkü İstanbul’da yaşamasına rağmen o stadyumu göremeyen milyonlarca insan var.) olaya ne denli yabancı kaldığımızı ve yüzeysel yaklaştığımızı görüyorum. Düşünün olimpiyatların simgesi olan maraton İstanbul’da koşuluyor ve bu koşu şehir dışında başlayıp bitiyor neredeyse. Oysa ki iki kıta üstünde kurulmuş olan şehrimizin boğazını ve köprülerini göstermek olmalı olimpiyat teması diye düşünüyor insan.

Günümüzdeki olimpiyattaki başarısızlığın, bu bizim olimpik hayalimizle olan ilişkisi ise Türk yöneticilerin politikaları ( hangi politika?) ile açıklanabilir. Çünkü bizdeki zihniyet “olimpiyatları bir alalım da sonrasındaki süreçte hem bütün olimpik sporları sevdiririz, hem de bütün branşlarda iddialı oluruz” düşüncesine sahip. Oysa ki bu düşünce sistemi her organizasyonda çuvallamaktadır. Başbakan’ın “adamın biri tek başına 8 altın kazanıyor, bizim daha altınımız yok” dediği, sporla alakalı olmayan insanların Başbakan Yardımcılığı yanında Spordan Sorumlu Devlet Bakanı olduğu, bir gün Çalışma Bakanı olan kişinin ertesi gün Spor Bakanı olabildiği ülkemizde; bu otoriteler tarafından atanmış olan Gençlik ve Spor Genel Müdürü’nde bir sportif geçmiş aramak ya da başarısızlık sonrası istifa etmesini beklemek kendi deyimiyle “şık olmaz”. Başarısızlığı tescillenmiş Genel Müdürümüzü tek başına suçlamak ise çok kolaycılığa kaçmaktır. Bugün Turkcell Süper Lig’de İstanbul ve Ankara, belediye takımları haricinde 3’er takım ile temsil edilirken, bu şehirlerdeki belediyeler spora ayırdıkları bütçelerinin neredeyse tamamını futbola harcamaktadır. Kendi vergilerimizle kurulan bu takımlar yaptıkları transferlerle taraftarlarını (!) çok mutlu etmektedirler neyse ki. -Bu arada hatırlatmakta fayda var; olimpiyat finalinde futbolda Arjantin- Nijerya karşılaşması oynandı. Türkiye turnuvaya katılsaydı altını alırdı. Bunun dışında devletin bir spor politikasının olmayışı ise yukarıdaki uygulamalara çok da fazla kızılmaması gerektiğini gösteriyor.

Bu olimpiyatlara başlamadan önce umut dolu açıklamalar dinledik. Oyunlara katılan sporcu sayımız Atina’ya göre artış göstermiş ve 70 olmuştu. 70 milyonda 70, milyonda bir... Ne şans... Üstelik bu sporcularımızın önemli bir kısmını devşirme sporcularımız oluşturmaktadır. Neyse ki onlar var ki, arada bir iki madalya kazandırıyorlar bize. Burada yanlış anlaşılmak istemem, devşirme sistemine bir sözüm yok. Sporun içinde olan bir şey bu. Buradaki sitem yine sisteme ve "ecdatlarının kemiklerini sızlattılar" diyebilerek sorumluluktan kaçanlara. Sonuçta ülkemizde –futbol dahil- hiçbir spor dalı için altyapı tesisi yokken nasıl sporcu götürelim olimpiyatlara. "Üç tarafı denizlerle kaplı ülkemizde neden bir Michael Phelps çıkmıyor mantalitesi", olimpik başarısızlığa yaklaşımdaki en sığ ifadelerden biri olsa da, üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde yüzme havuzu inşa etmeyip, yüzme sporunun gelişmesi için en ufak bir çaba harcanmayınca böyle ifadeler duymak zorunda kalıyoruz. Devşirme sistemi yüzünden yöneticileri suçlamazken, elde var olan tesisleri de sporla alakasız etkinlikler için kiraladıkları için affedecek halimiz yok.

Bugün olimpiyatlarda madalya sıralamasına bakınca, üst sıralarda bulunan ülkelerin hepsinin bir spor eğitimi anlayışına sahip olduğunu görürüz. Sporcu olmak isteyenlerin önü açıktır. Okullarda ciddi spor eğitimi verilir. Sporcular gelir sıkıntısı yaşamazlar. Sosyal hakları güvence altına alınmıştır. Tesisleri tamdır. Antrenmanları sistemli ve olması gerektiği kadardır. Bir de bize bakınca bunların hiçbirinin yeterli olmadığını görürüz. “Zengin sporu” olarak tanımlanmış dallar dışında başka spor dallarında mücadele eden sporcularımız tahsillerini tamamlayamamaktadırlar. Bu eğitim eksikliği, mental ve teknik eksiklik olarak direk şekilde sonuçlarımıza etki etmektedir. Okullarımızda –spor akademileri dahil- ciddi bir spor eğitimi verilmemektedir. Öğrencilerin en sevdiği derstir beden eğitimi, ama yakında bu ders kaldırılıp dershane saatleri için ek zaman yaratılır diye bekliyor insan bu sistemde.

Eğitim eksikliğinin dışında spor kulüpleri de bu sportif başarısızlıkta pay sahibidir. Futbol dışında diğer spor dallarına yeterli ilgi gösterilmediğinden dolayı bu sporların lokomotifleri olması gereken spor kulüpleri şube kapatma yoluna bile başvurmak zorunda kalabiliyor. Endüstriyelleşen spor, altyapı eksikliğinin bizim gibi çok hissedildiği bir ülkede en çok amatör sporları vuruyor bu şekilde. Bugün sponsor desteği alamayan spor kulüplerinin amatör branşları ya kapanmaktadır, ya da kişisel bir takım destekler sayesinde varlığını sürdürmektedir.

Sponsorluğa değinmiş iken, spora yapılan yatırımların olimpiyatlarda alınan herhangi bir başarıda ne kadar yüksek olduğunu görmemize karşın, ülkemizde sponsorluk anlayışı da sorunludur. Bugün Çin ve Amerikan şirketlerinin olimpiyatlarda madalya kazanan sporcularına verdiği ödüller dudak uçuklatıyor. Üstelik bu ödül sistemi, devamlı bir desteğin sonucu olarak bu noktada.

Olimpik hüsranımızda etkili olan sebepler tıpkı olimpiyat halkaları gibi iç içe. Ancak bu zinciri kırabilmek karakterli bir spor politikasına sahip olunmasıyla mümkün olur. Ata sporumuz dediğimiz branşlarda bile dökülürken iyimser bir yazı yazmak da bizim yöneticilerimizin işi olsun artık. Sporu çok seven bir topluluğa yazılmış olan bu yazı, umarım ortak sesimiz olmaya yaklaşabilmiştir.

Saygılar.

Kerem Işıldak
1907 ÜNİFEB Fenerbahçe Derneği

Okan Şamiloğlu
29-08-2008, 21:55
Olimpiyatlarda istenen başarıyı yakalayamamazın nedenleri bana göre;

-Küçük çocukları futboldan başka bir spora yönlendiremiyoruz,sevdiremiyoruz..
-Eğitim sistemimiz sporcuyu bitiriyor..
-Bizim ÜNİFEB'in Komiteleri Milli Olimpiyat Komitesi'nden çok çalışıyordur...

*Bizde ne spor ruhu var ne de olimpiyat ruhu..Varsa da ben göremedim..16 gün boyunca bütün dünya Pekin ile yatıp Pekin ile kalkarken ntv ve trt den başka kanallar dip not vermekten öteye geçemedi..Çünkü reytinglere tapıyor bu kanallar..Verse ne olacak ki;kumandaya basıp dizi izleriz.Ara sıra televizyon kanallarımız değişik türde spor dalları ile ilgilenen çocukları çıkarıp konuştursa,değer verdiklerini gösterse,müsabakalarını yayınlasa eminim ki bayağı bir çocuk heves edecektir bu sporlara.Diğer ülkelerde sporcular el üstünde tutulurken,biz de sadece meşkale olarak görülüyor..Sınav zamanı gelinceye kadar,dışarıda boş boş gezip tozmamak için oyalanılması gereken bir meşkale..Ne yazık ki olimpiyatlarda başarılar kazanmak için çok küçük yaşlarda başlamak gerek spora..Çünkü o şekilde önünde örnek alabileceğin bir çok idol,bir çok sporcu oluyor ve tıpkı futboldaki gibi olayın tekniğini önündeki insanları izleyerek o yaşlarda alabiliyorsun..Ben daha okula başlamadan Taekwando yapmaya başladım.Daha 6 yaşında 2 sokak ötedeki Taekwando salonunun önünden geçerken acaip sesler geliyordu..Salonun önünde 3-5 tur attım acaba antremanı izlemeye izin verirler mi?Hoca bir şey der mi diye..Sonra cesaretimi toplayıp,girdim içeri hocam izleyebilir miyim dedim..Sağolsun(şuan da görüşürüm,10 numara adamdır)çok sevecen davrandı..2 kere izlemeye gittim,3.üncüde de kaydolmaya..Ne babam dedi seni verelim ne de abim vs,ne de tv de gördüm..Sonra da 7 sene yaptık hiç ara vermeden,önemli derecelerimiz vardı..Bizden yaşça büyük çok kişi geldi,2 3 ay sonra çıkıp gittiler..Bu kişiler hep geç yaşta arkadaşlarının ısrarlarıyla başlamanın verdiği dezavantajla biz ile kendilerini karşılaştırıp yeteneksizim ben bu spora dediler..Eğer çok küçük yaşlarda özendirilseydiler çok daha farklı olacaktı..Bu kendimden yola çıktığım bir bakış açısıdır,diğer spor dalları için de örnek teşkil eder..Müsabakalardan sonra eve gelince kanalları karıştırırdım,acaba trt3 vs verdi mi diye,yok hiç rastlamadım amatör kameradan öteye gidemedik..

*Hadi küçük yaşlarda başladık olaya nereye kadar sürer bu iş?Lgs şimdi OKS de biter ya da sallanır,ÖSS olayı bitirmek için kesin çözümdür..13 yaşında artık madalyaları toplamaya başladığımız,tecrübe ile gücümüzü birleştirmeye başladığımız dönemde Lgs bize ne saçmalıyorsun taekwando senin hayatını kurtarır mı dedi?Senin ülkende değer veriliyor mu dedi?Gelecek kaygını ortadan kaldırmak üzere planlanmış yasal düzenlemeler var mı dedi?Biz de haklısın dedik,bıraktık..Eminim bir çok kişi kendisi için başka spor dallarında bu tür olayları yaşamıştır..Daha geçen bir tv kanalında 14 yaşında bir çocuk vardı 1.94 boyunda,sağlam dereceleri var.,güzel yüzüyor..Oks nedeniyle ara vermek zorunda kalmış falan filan,uzar gider...Şimdi de 3 sınav oldu..Artık ÖSS ye gerek kalmadan kesin çözümdür OKS..En güzeli(!)

*Milli Olimpiyat Komitesi ne iş yapar bilmem?Kaç kere adını duyduk olimpiyatlara yaklaşırken?Kaç kere sporcular için bir şeyler yaptığını duyduk?2020 için Çin,ABD vs gibi olimpiyatlara önem veren ülkeler,7 8 yaşındaki çocukları gözlerine kestirmiştir bile..Uzun vadeli planlar yapmak lazım,12 yıllık-16 yıllık..Olimpiyatlar için hiç bir şey yapmadan,son 3 5 ay içinde hadi bakalım en iyileri seçip götürerek sonra da hedefimiz bu olimpiyatlar için ilk 20,4 sene sonra ilk 15 vs diyerek hedeflere ulaşılmıyor ne yazık ki..Bakkala gider gibi olimpiyat köyüne gidiyoruz..

Okan Uzunkaya
29-08-2008, 23:38
Şu an üniversitede okuyan gençler bilirler; önce bir İstanbul 2000 vardı. Sonra 2004,2008,2012... 2016’ya aday oldu mu acaba şehrimiz? Açıkçası Pekin, Atina, Sydney, Atlanta olimpiyatlarını izledikten sonra İstanbul’un şu an sahip olduğu tesislerle olimpiyatlara ev sahipliği yapmasının imkansızlığını görmekteyiz.

Günümüzdeki olimpiyattaki başarısızlığın, bu bizim olimpik hayalimizle olan ilişkisi ise Türk yöneticilerin politikaları ( hangi politika?) ile açıklanabilir. Çünkü bizdeki zihniyet “olimpiyatları bir alalım da sonrasındaki süreçte hem bütün olimpik sporları sevdiririz, hem de bütün branşlarda iddialı oluruz” düşüncesine sahip. Oysa ki bu düşünce sistemi her organizasyonda çuvallamaktadır. Başbakan’ın “adamın biri tek başına 8 altın kazanıyor, bizim daha altınımız yok” dediği, sporla alakalı olmayan insanların Başbakan Yardımcılığı yanında Spordan Sorumlu Devlet Bakanı olduğu, bir gün Çalışma Bakanı olan kişinin ertesi gün Spor Bakanı olabildiği ülkemizde; bu otoriteler tarafından atanmış olan Gençlik ve Spor Genel Müdürü’nde bir sportif geçmiş aramak ya da başarısızlık sonrası istifa etmesini beklemek kendi deyimiyle “şık olmaz”. Başarısızlığı tescillenmiş Genel Müdürümüzü tek başına suçlamak ise çok kolaycılığa kaçmaktır.

Bir keresinde Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu'nun bulunduğu bir panele katılmıştım. Kendisine İstanbul'un aday olacağı olimpiyata dair bir soru sorulduğunda o kadar ilgisiz, yüzeysel bir cevap vermişti ki devletin bu konuya verdiği önemi gözler önüne seriyordu. "Ne de olsa 2020'ye adayız, o güne kadar da ne ben kalırım ne de bu hükümet, boşu boşuna çalışma yapmaya gerek yok" tadında bir cevapla hayrete düşürmüştü beni. Gerçi hayrete düşmeye de gerek yoktu. Ne bekliyorsun ki!

Yiğit Arın
30-08-2008, 01:19
Ben de sayın başbakanımızın yanlış hatırlamıyorsam islami bir gazeteden kankası badem bıyıklı spor müdürümüzün olimpiyatların son günü trt'deki bir açıklamasını dinlemiştim.

Söylediğine göre 1 milyon çocuk taranmış. Bilmem kaç tane salon yapılmış. Beden eğitimi dersinin saatinin artması için başvuruda bulunmuşlar. Ayrıca 2016'ya başvurmayacakmışız. Avustralya modelini almışız. Onların 2000'de yaptığı gibi 2020'ye çok iyi hazırlanıp, çok başarılı olup, öyle spor sevdirilip başarı devam edecekmiş özetle.

:D

Yanında da bir spor yazarı vardı yüzünü ilk kez gördüğüm. Çözüm önerisi olarak, "bir kere ilgili yasanın tamamen değişmesi gerekir, spor müdürünün atanarak gelmesi kadar saçma bir şey olamaz" gibi bir cümle içeren, kısaca kafaların değişmesi gerektiğini ima eden bir konuşma yaptı.

O an Atalay'ın bakışları muhteşemdi. "Tabii ıı spor müdürlüğü özerk olmalı" tarzı bişeyler söyleyebildi, ıkını sıkına. Sonra sessizlik...

Her zaman duyduğumuz "genel müdür'den vaatler" kısmı dışında güzel bir programdı. :)

Faruk Aksu
30-08-2008, 01:38
Fazla kafa yormamak lazım aslında böyle konulara, şimdi hepimiz bir iki kelam edip dağılacağız 4 sene sonra tekrar konuşulacak bunlar. 70 milyonluk ülkeden futbolcu çıkaramazken nasıl eskrimci, yüksek atlamacı çıkarabiliriz ki? Zaten konu spor da değil sadece. İnsan yetiştirmeyi bilmiyoruz, hepsi bu.

Cem Demirtaş
30-08-2008, 01:40
Yiğit o GSG müdürü aynı açıklamayı Ntvsporda da yaptı sonra da çok beğendiğim bir spor gazetecisi olan Murat Kosova "peki bu kadar yükselen seslere kulak verip istifa etmeyi düşünüyor musunuz?" diye sordu..cevabı "ııı..şu anda böyle bir atılım gerçekleştirdik..zamanı doğru olmaz" gibi birşeyler geveledi:D

Yiğit Arın
01-12-2008, 19:26
Şu anda Ntvspor.net flaş haber olarak geçiyor, Mehmet Atalay istifa etmiş.

Sistem aynı kaldığı sürece ha Mehmet olmuş ha Ahmet ama yine de hayırlı olsun...

Faruk Güler
01-12-2008, 21:39
Gençlik ve Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay, yerel seçimlerde aday olmak için bugün görevinden istifa etti.
NTV-MSNBC VE AJANSLAR
Güncelleme: 17:35 TSİ 01 Aralık 2008 Pazartesi


:)

Kıvanç Müçek
01-12-2008, 23:51
Bu hareketi bile ne kadar yalnış bir seçim olduğunun göstergesi... Belediye Başkanlığı'yla, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nün ne alakası ve biri bana açıklasın lütfen. Yoksa ikisini de yürütebilecek bilgi ve birikim bu bünyede toplanmış da biz mi fark edemiyoruz?

Muhammet Budak
02-12-2008, 04:41
Sporla son derece ilgili olmama rağmen (televizyonda 2-3 spor dalı hariç her türlü spor organizasyonu ilgimi çeker) bu adamın adını sayılı defa duymuşumdur.Ne iş yapar spora faydası nedir tartışılır...Bir de yerel seçimler için istifa ettiği söylentisi var tam bir rezalet...

Olimpiyat için 1-2 laf edelim bir de,Kerem eline sağlık çok güzel döktürmüşsün...

Ben özellikle Belediye olayına takıldım,Ankara Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi futbol kulüplerinin amacı nedir?Bilen var mı?Taraftarı yok,asla da olamaz,bir insan belediye takımına sevdalanır mı ya kökü,tarihi olan kulüpler varken.Nerden baksan 20 milyona yakın para harcıyorlar bu takımlar,ben iyimser bir rakam veriyorum belki çok daha fazladır...Bu kulüpler Türk futboluna ne katıyor?Göztepe,Karşıyaka,Adanademirspor,Sakaryasp or gibi taraftarı olan,köklü kulüplerin de haklarını gasp ediyor bence bu belediye takımları...

Hadi spora ayırmıyorsun illa futbola aktarmak istiyorsun o parayı Ankaragücü,Gençlerbirliği,Kasımpaşa,Sarıyer say say bitmez, köklü Ankara ve İstanbul kulüpleri var,bu takımlar o paralarla ihya olur ya...O 20 milyonlarla kaç tane spor tesisi yapılır,kaç tane sporcu yetiştirilir...Ama işte kime konuşuyoruz?

Eğitim daha vahim durum.Basit bir örnek o imrenerek baktığımız Nba oyuncularının çok büyük kısmı üniversite mezunu,nasıl?Okullardaki spor bursu sayesinde...Bunu her üniversitenin yapma şansı yok mu?Devletin okullara yaptığı ödenek ortada.Öğrencilerden alınan harçlar da ortada...

Çözüm yolu çok fazla ama Hollanda gibi bizim 10da birimiz nüfusa sahip ülkeler bizim 5 katımız sporcuyla katılırken 70 sporcu ile ki çoğu final bile göremiyor yarıştıkları dallarda :( katılmamızla övünüyor yetkililer(!!!)...

Basın,hükümetlerin tutumu,eğitim sisteminin garipliği...Her taraftan elimizde kalan bir konu...Bu şekilde çözüm önerileri bizim gibi bu işlere kafa yormaması gereken(sonuçta bizim sorumluluğumuz değil yani) insanlardan bile fazla fazla çıkıyorken,esas bu işlere kafalarını yormaları gereken saygıdeğer büyüklerimiz(!!!) bizler kadar kafa yormuyor,eminim buna,esas üzücü nokta bu...

Servet Güldeş
03-12-2008, 01:42
İyi oda bir belediyenin başına geçip...
Paraları oraya kulübe döksün...
Sonra spora faydalı oldum diye de dolaşsın...

vahhh vahh...

Yiğit Arın
03-12-2008, 02:16
Yoksa ikisini de yürütebilecek bilgi ve birikim bu bünyede toplanmış da biz mi fark edemiyoruz?

Yoksa ikisini de yürütmek için ülkemizde herhangi bir bilgi ve birikime hiç gerek yok mu?

Onur Aloğlu
04-12-2008, 00:24
Büyütmeye gerek yok, Melih Gökçek filan atanır oraya da. :)