PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Fen Edebiyat Fakültesi


Necip Beyde
09-09-2008, 22:42
arkadaşlar ben dumlupınar üniversitesi fizik bölümünde okuyorum. allah hepimize yardımcı olsun. fen edebiyatcılar burda toplanalım !!!:serefe:

Cansu Bilen
10-09-2008, 00:17
geldmmmmmmmmmmmm :)))) biri beni caırdı sanki :)) bende kcaeli kimya :)

Özgün Doğan
10-09-2008, 01:33
hayırlı olsun topiciniz arkadaşlar :)

Cansu Bilen
10-09-2008, 11:20
saoll :))

Seda Toykar
10-09-2008, 14:14
Yüzyılın Buluşu
''Büyük Hadron çarpıştırıcısı' yarın çalışıyor''...

Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13,7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama’dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için yarın faaliyete geçiriliyor.


Aralarında Türklerin de bulunduğu 5 binden fazla fizikçi ve mühendisin 10
yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı proje, son yılların en büyük bilim projesi
olarak gösteriliyor.
Kısaca LHC olarak anılan laboratuvarı inşa eden Avrupa Nükleer Araştırma
Kurumu (CERN) Genel Müdürü Robert Aymar, Büyük Hadron Çarpıştırıcısının "dünya
görüşümüzü ve kainata bakışımızı değiştirebilecek sonuçlar üreteceğinden emin
olduğunu" belirtti.
LHC, Fransa-İsviçre sınırında, Cenevre yakınlarında, yerin 100 metre
altında 27 kilometrelik dairevi bir tünel olarak inşa edildi.
Deney başladıktan sonra, tünel çevresinde bulunan 4 büyük algılayıcıdan
ikisi Atlas ve CMS, "Higgs bozonunun izini sürecek." Bu parçacığın diğer bazı
parçacıklara kütle kazandırdığı düşünülüyor. Bu deneyde Higgs bozonu tespit
edilemezse teorik fizik alt üst olabilir.
CERN Müdürü Aymar, Higgs’den başka bilinenlerden çok daha ağır, çok daha
fazla sayıda parçacık bulunacağını düşünüyor ve "Biz bu parçacıklara karanlık
madde diyoruz" dedi. Aymar’a göre, LHC kainatın yüzde 23’ünü oluşturan bu
karanlık maddenin "ne menem bir şey" olduğunun anlaşılmasını sağlayacak. Bilim
adamlarına göre, evrenin yüzde 4’ü bildiğimiz maddeden meydana geliyor, kalan
bölüm ise karanlık enerjiden ibaret.
LHCb adı verilen üçüncü algılayıcı ya da gözlem istasyonu, Büyük Patlama
anında maddeyle eşit miktarda olduğu düşünülen antimaddenin nereye gittiğini
bulmaya çalışacak. Alice algılayıcısı da kurşun iyonlarının çarpışmasıyla
ilgilenecek ve kainatın ilk mikrosaniyeleri sırasında, daha protonlar oluşmadan
ortaya çıkan "kuark ve glüon çorbasını" bir lahza için de olsa yeniden yaratmaya
çalışacak. Yarın ilkin ilk ışın huzmesi için 100 milyar protonluk
paketler hızlandırıcıya atılacak. Birincisinin tersi istikamette olacak şekilde
ikinci demetin devreye sokulmasıyla çarpışma başlayacak.
-DÖRT TEMEL SORU-
Türkiye’nin de aralarında bulunduğu Avrupa ülkelerinin yanı sıra ABD,
Hindistan, Rusya ve Japonya’nın da iştirak ettiği 3,76 milyar Avro’luk proje,
minik parçacık fiziğinin yıllardır kafa patlattığı dört büyük soruya cevap
bulmaya çalışacak. Bu sorular şunlar: Higgs bozonunu bulmak, süpersimetrinin
sırrını ortaya çıkarmak, madde ve antimaddeyi anlamak ve Büyük Patlamadan hemen
sonra saniyenin binde birindeki sürede ortaya çıkan şartları yeniden yaratmak.
-Higgs bozonu: İstikrarsız karaktere sahip parçacığa, adeta "ilahi
parçacık" gözüyle bakılıyor, zira birçok araştırmacı bu parçacığı teorik olarak
inceledi, ama şimdiye kadar hiç kimse onu göremedi. Bozon, onu 1964 yılında
"tümdengelim" (dedüksiyon) yöntemiyle ortaya çıkaran İngiliz fizikçisi Peter
Higgs’in adını taşıyor. Bozonun varlığını deneyle kanıtlamak, parçacık fiziğinde
bilinenleri özetleyen "standart modelin" eksik halkasını bulmak anlamına
gelecek.
Higgs bozonu, kütlenin nasıl kazanıldığının anlaşılmasını sağlayacak.
Bazı parçacıkların niçin kütleden mahrum olduğu da böylelikle anlaşılabilecek.
-Süpersimetre: Bu kavram, son yılların en esrarengiz keşiflerinden
biriyle ilgili. Şöyle ki, görünen madde evrenin sadece yüzde 4’ünü oluşturuyor.
Kainatın yüzde 23’ü karanlık madde, kalan yüzde 73’ü de karanlık enerjiden
teşekkül ediyor. Bu konunun aydınlatılması; karanlık maddenin, "nötralino" adı
verilen süpersimetrik parçacıklardan oluştuğunu gösterebilecek.
-Madde ve antimaddenin esrarı: Enerji maddeye dönüşürken, bir parçacık ve
zıt kutuplu elektrik yüküne sahip bir yansıması, bir başka deyişle antiparçacığı
oluşuyor. Parçacık ve antiparçacık bir araya gelecek olursa birbirlerini yok
ediyor ve enerji ortaya çıkıyor. Mantık, madde ve antimaddenin evrende eşit
miktarda bulunması gerektiğini söylese de, antimadde nadir bulunuyor.
-Büyük Patlamadan sonra saniyenin binde birindeki şartları yeniden
oluşturmak: O sırada madde, kuark ve glüonlardan oluşan bir çeşit "yoğun ve sıcak
çorba" olarak ortaya çıktı. Çorba soğuyup yoğunlaşırken, kuarklar; protonlar,
nötronlar ve diğer kompozit parçacıkları oluşturdu. LHC, ağır iyonları
birbirleriyle çarpıştırarak bir anlık da olsa, Güneş çekirdeğindekinden 100 bin
kat daha yüksek sıcaklık elde etmeye çalışacak. Bu çarpışmalar sırasında kuarklar
ortaya çıkacak. Araştırmacılar, serbest kalan kuarkların maddeyi oluşturmak için
ne şekilde ve nasıl birleştiklerini gözlemleyebilecek.
-SONSUZ KÜÇÜK VE SONSUZ BÜYÜK-
-LHC çarpıştırıcısı "hadron" ailesinden hidrojen protonlarını, ışık
hızının yüzde 99,999’uyla 27 kilometrelik tünele fırlatacak.
-Yerin 100 metre altında saniyede 1 milyar proton çarpışması meydana
gelirken, yer üstündeki 3 bin bilgisayar saniyede 100 kadar çarpışmayı analiz
edecek. Toplanacak veriler, değişik ülkelerde CERN’le bağlantılı araştırma
merkezlerine anında iletilecek.
-Tünel dünyanın en soğuk "buzdolabı" olacak, zira süper iletken
mıknatısları eksi 271,3 dereceye kadar soğutuldu. Eksi 273,15 mutlak sıfır kabul
ediliyor.
-Tünel boyunca sıralanan dört çarpıştırıcı devasa boyutlarda. En
büyükleri Atlas, 25 metre çapında, 46 metre boyunda bir silindir. Ağırlığı 7 bin
ton kadar. 3 bin kilometreyi bulan kablolarla sarmalanmış halde. Silindirin
yerleştirilebilmesi için, 300 bin ton taş ve toprak kazıldı, 50 bin ton beton
döküldü. Atlas, bir yıl içinde, dünyanın en büyük kütüphanesi olan Kongre
Kütüphanesindeki 3 milyar kitaptakinden 160 kat fazla veri toplayacak.
-Proton huzmesi, 10 saatte tünel içinde 10 milyar kilometre kadar yol
almış olacak ki, bu, Yer’den Neptün’e gidiş geliş mesafesine eşit. Tam yoğunluğa
erdiğinde, her proton huzmesi, saatte 1600 kilometre hız yapabilen bir otomobil
için gerekli enerjiyi üretir hal gelecek.
-Çarpışmalar 14 "tera elektron volt" enerji ortaya çıkaracak. Bu, çok
yoğun enerji demek. Bu sayede bir an için de olsa, Güneş’tekinden 100 bin kat
fazla sıcaklıklar elde edilebilecek.

Deniz Sarıtaç
10-09-2008, 14:17
Saygılar. :cool:

Özkan Erdoğan
10-09-2008, 16:45
Kocatepe
İstatistik.

Hayırlı olsun

Kadir Yetimoğlu
21-09-2008, 02:24
Ben Marmara Üni de Tarih Öğretmenliği okuyorum , aslında Eğitim Fakültesi öğrencisiyim. Benim bölüm 5 yıllık ancak 3,5 yılını Fen-Edebiyatta görücem. Bende Fen-Edebiyat sayılırım artık.. ;)
Yeni eğitim dönemi hayırlı uğurlu olsun.

Fulya Karakoç
21-09-2008, 23:36
bende Fen-Edebiyattanım artık Yüksekokuldaydı bnm bölüm aslında ama bu sne değişti
tüm tercümanlık bölümlerini Fen-Ed fakültesine almışlar...4 sene burdaym artık
hayırlı olsun arkadaslar...
;)

Arda Özgen
22-09-2008, 02:04
Mimar Sinan..İstatistik..3..

başLıyoruz=)

Nejdet Şen
23-09-2008, 23:16
trakya-fizik

Hande Koptur
25-09-2008, 01:42
marmara matematik 2

birgün biter diye umuyoruz..

Merve Oktay
05-10-2008, 23:27
celal bayar türk dili ve edebiyatı sonnn... bitsede kurtulsak artık :)

Aysun Şenkal
09-10-2008, 01:52
Kadir Has Üni- Amerikan kültürü ve edebiyatı..

Gözde Özavcı
09-10-2008, 19:55
İstanbul - Amerikan Kültürü ve Edebiyatı :) Kaçıncı sınıf Aysun??

Gizem İnanç
09-10-2008, 20:28
marmara matematik 2

birgün biter diye umuyoruz..
Biter yaa Topolojiye dikkat ;)

Aysun Şenkal
09-10-2008, 21:25
2.sınıftayımm gözde.. sen kaçtasınn??

Gözde Özavcı
09-10-2008, 22:33
Ben 3 e geçtim. Haftaya başlıyoruz hayırlısıyla.:)

Aysun Şenkal
09-10-2008, 23:04
ne güzell, hadi ii bi eğitim-öğretim yılı bize inşş:)

Gözde Özavcı
11-10-2008, 00:07
valla pek güzel değil yani umarım dediğin gibi iyi ve hayırlı bir eğitim-öğretim yılı olur ama ben daha ders kaydından kötü başladım seneye. umarım böyle gitmez.

Sezer Bayhoca
12-10-2008, 01:57
Herkese selamlar;

Yıldız Teknik-İstatistik..

Çağatay Doğangün
16-10-2008, 03:33
lab. raporlarını bulabileceğim bir site istiyorum ...yardımcı olursanız sevinirim fen-edebiyat tayfa :D

Yasemen Önder
21-01-2009, 15:10
Kocatepe kimya 0 :D Çünkü daha hazırlıktayım :D

Doğan Albayrak
22-01-2009, 00:49
herkese slmlr :)

Nuray Sarı
06-02-2009, 17:46
dumlupınar üni. biyoloji 1 :D

Merve Kara
22-09-2009, 01:41
Yeditepe / Antropoloji

Tuğba Tülü
26-09-2009, 04:14
Yeni tayfa fen-edebiyata bölümlerinde başarılar :) ben de taze bir fen-edebiyat mezunu olarak okuduğum bölümden ve fakültemden çok memnunum ,dünyaya yeniden gelsem yine psikoloji okumak isterdim ..

Eysan Gürallar
02-10-2009, 02:15
Selamlar ağabeylerim Ablalarım
bende Fen-edebiyatta başladım Süleyman demirel'deyim herkeze merhaba (:

Betül Görgüner
18-10-2009, 01:44
Eskişehir Anadolu arkeoloji 2. sınıf :)

Seher Karabulut
14-11-2009, 21:31
Çukurova FEF biyoloji 3.sınıf 2.öğretim

Eysan Gürallar
03-03-2011, 13:08
bir ara biyoloji topic'i vardı nereye gitti ?

Doğukan Mutlu
24-03-2011, 16:13
bir ara biyoloji topic'i vardı nereye gitti ?

http://www.1907unifeb.org/forums/showthread.php?t=7713

Cansu Doğan
31-03-2011, 21:44
O zaman sosyolojik bir makale :rolleyes:

Kendini Öldürmeyi Bilmek

İnsan doğası gereği tüketmeyi, üstün olmayı, söz geçirmeyi seven bir varlıktır. Ve eline fırsat geçtiği sürece de bu eylemleri sonuna kadar -sonucunda başarılı ya da başarısız olma ihtimaliyle- gerçekleştirmeye çalışmıştır. Çağımız insana, feodal sistemin yıkılmasıyla birlikte emperyalist hareketlerin egemen olması tüketme ve en çoğuna sahip olma yolunda sınırsız bir alan açmıştır.

Fakat toplumlar tüketirken, mutluluk ve haz yerine bir tatminsizliğin, daha çoğuna sahip olurken de aslında kendi doğal aklını belkide sonsuza dek soyut güçlere esir verdiğinin farkına varamamışlardır. Baskın olmayı hedef haline getiren birey, aksine kendisini sürekli bir baskı altında bulmuştur. Sonuç olarak birey fiziksel anlamda modernize edilmiş, fakat ruhsal olarak insan dışı bir yaratık haline dönüştürülmüştür.


Burada sorulması gereken bir soru vardır: Acaba insana ne yapıldı da bu derece tüketim açlığıyla doldu? Bu sorunun cevabı özünde çok geniş kapsamlı olmasına karşın, pratikte hemen görülüp fark edilebilen pek de şeffaf olmayan, telkin ve dayatma dolu politikalarda saklıdır. Bireye ve toplumlara dayatılan açık fikir şu olmuştur: İnsanın mutluluğunun kaynağı tüketimden geçer ve insan ne kadar çok tüketirse o derece mutlu olur. İşte günümüz toplumunun tam tersine mutsuz olmasının yegâne sebebi budur. Çünkü insan doğası gereği sadece tüketmeyle hazzı yakalayamaz. Eğer böyle olmasaydı hayvanlardan hiçbir farkı olmazdı. Aslında toplumların genel bir tatminsizlik içinde olması insanın hala özüne dair bir şeyler taşıdığının bir göstergesi olabilir. Sorumuza dönecek olursak, burada cevabın özüyle (felsefik yanıyla) ilgilenmekten çok, pratik tarafıyla ilgilenmek bizlere daha somut ve anlaşılabilir gelecektir. Başta bahsedilen telkinler, reklamların ve ekonomi politikalarının içerisinde saklıdır. Reklamlarla insanın ruhunun doyumu unutturulmuş, sadece fiziksel doyumlar topluma gereksinim gibi gösterilmiştir. Böylece insanlar hangimiz daha çok tüketirsek ve sahip olursak o derece daha güçlüyüz modunda çalışan robotlara dönüştürülmüşlerdir.


Devlet politikalarının en büyük hatası insanın sahip olma isteğiyle kuşatılırken, sadece kendini düşünerek bunu yapmasını sağlamış olmalarıdır. Çünkü aşırı ekonomik farkların olması, sürekli bir güvensizlik halinin egemenliği ve dolayısıyla savaş tehditleri içinde yaşamamızın sebebi insanın bencil tarafını baskın hale getirmesinden kaynaklanmaktadır. Bizlere bencilliğimizi kullanma yolunda o kadar çok yol sunulmuştur ki bu yetiyi hayata geçirme ve kullanma kaçınılmaz olmuştur. Bir taraf sürekli kazanırken, diğer taraf yani üzerinden kazanılan taraf sürekli kaybetmiş, ezilmiş ve mutsuzluğunu ekonomiye bağlayan bireyler ortaya çıkmıştır ki çağımızın belkide en haklı kesimini oluşturan topluluklar onlardır. Onlar mutluluğun kaynağının tüketim olduğu bir düzende ne tüketebilmektedirler ne de gerçek mutluluğu yakalama yönünde bir eylem yapabilmektedirler. Çünkü hem gerçek hazzın kaynakları bireye unutturulmuş, hem de bunu yapabilse dahi anahtar olarak ekonomik özgürlük öne sürülmüştür.


Tüketim çağının en büyük amacı üretmek ve disipline edilmiş bir çalışma düzeni oluşturmaktır. Ve sonuç olarakta insanların büyük bir düzenle üretilmiş nesneleri, tam zıttında büyük bir düzensizlikle aşırı ölçüde tüketmelerini sağlamaktır. Boş zamanlar ve uzun tatiller bu aşırılığı besleyip büyütme yolunda önemli bir aşama olmuştur. Bunun farkında olan birey çalışmasından arta kalan zamanını tamamen tüketime planlar ve kendisini dinlenmiş olarak zinde hisseder. Halbuki insan donanımlarıyla değer kazanan ve ruhunu besleyerek mutluluğa ulaşabilen bir varlıktır. Yine bireyin bunu unutarak "unutturularak" kendisini pahalı ve gösterişli giysi, araba, yemek gibi maddi değerlere tutsak etmesiyle birlikte bunlara ulaşma çabası onun ruhsal yaşamının sonunu çoktan hazırlamıştır. Bu seviyeden sonra bireyin telkinlere ihtiyacı yoktur keza artık o bir tüketim bağımlısıdır.


Bireyi, ardından toplumu ve dolayısıyla kitleleri tüketim bağımlısı yaparak amacına ulaşmış olan kapitalist sistem başarmanın verdiği hazla yoluna ahlaki ve insani değerleri tanımadan hızla devam etmektedir. Fakat göz ardı edilen şey kapital sistem ve insanlık için en büyük tehlikedir; hiçbir sistem insan olmadan var olamaz ki çağımızda insan kendi kendisinin sonunu hazırlamada bütün engelleri kolaylıkla aşmakta ve hedefinden asla sapmadan çok özellikli bir makine halini bürünmektedir.
Serdar Ağbaba

Tuncer Ezer
06-04-2011, 02:58
bir ara biyoloji topic'i vardı nereye gitti ?

Evet nereye gitti :) :serefe:

Doğukan Mutlu
06-04-2011, 03:02
http://www.1907unifeb.org/forums/showthread.php?t=7713

verdiğim link görünmüyor mu arkadaşlar :)

Nilgün Debik
13-05-2011, 23:35
Türk Dili ve Edebiyatı okuyan var mııı ? :)

Şahin Bilir
14-06-2011, 14:19
Vardı :)

Nilgün Debik
18-06-2011, 19:07
Vardı :)
Ama mezun oldu mu diyorsun ? :)

Şahin Bilir
18-06-2011, 21:16
Ama mezun oldu mu diyorsun ? :)

Eee bayrağı birilerine devretmek lazım :)

Nilgün Debik
19-06-2011, 12:15
Eee bayrağı birilerine devretmek lazım :)
Doğrudur :)

Fırat İnan
19-06-2011, 17:50
bende edebiyat okuyorum,''vardı'' demeye de daha çok var :D

Nilgün Debik
20-06-2011, 13:04
bende edebiyat okuyorum,''vardı'' demeye de daha çok var :D
(: Kaçıncı sınıftasın ?

Fırat İnan
20-06-2011, 21:29
1.sınıf oluyorum işte hazırlık bitti sayılır.sen daha kıdemlisin galiba?

Şahin Bilir
21-06-2011, 17:36
bende edebiyat okuyorum,''vardı'' demeye de daha çok var :D

Sen de dersin be elbet bir gün renktaş :)

Nilgün Debik
21-06-2011, 22:32
1.sınıf oluyorum işte hazırlık bitti sayılır.sen daha kıdemlisin galiba?
Benim 2. sınıf bitti ya,3 oldum işte =)

Fırat İnan
21-06-2011, 22:51
umarım renktaş,çok uzak geliyor 3-4 yıl sonrası :) sende yarılamışsın yolu artık bişey kalmamış pek

Şahin Bilir
21-06-2011, 23:48
umarım renktaş,çok uzak geliyor 3-4 yıl sonrası :) sende yarılamışsın yolu artık bişey kalmamış pek

Şimdi uzak gelir 3 4 yıl sonrası, zaman geçer bir bakarsın öğrencilik günlerin yakın değildir bu sefer de :) Kıymetini bil bu günlerin bence ;)

Anıl Karataş
25-07-2011, 16:13
Fen'de inecek var kaptaann :) Fen edebiyat kampüslerin kalbidir :)

Fatih Demirel
30-07-2011, 16:35
Şimdi uzak gelir 3 4 yıl sonrası, zaman geçer bir bakarsın öğrencilik günlerin yakın değildir bu sefer de :) Kıymetini bil bu günlerin bence ;)

Katılıyorum ;)

Ali Kılıç
16-11-2011, 22:35
Arkadaşlar Fen Fakültesi Fizik okuyorum şu dif dersinden geçmenin bi yolunu bulan var mı ya =)

Murat Karaman
24-04-2012, 20:01
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 5 Nisan’da aldığı karar ile fen edebiyat fakültesi öğrencilerinin aldığı pedagojik formasyon programını kaldırdı. Fen ve edebiyat fakülteleri öğrencilerinin veya mezunlarının öğretmen olmasını sağlayan sistemin kalkmasının gerekçesi ise bu bölümlerde ortaya çıkan öğretmen fazlası gösterildi. Karara göre, yeni pedagojik formasyon sertifika programları açılmayacak. Daha önce açılan programlar ise, mevcut öğrencilerin işlemleri bittikten sonra kapatılacak. 184 fen ve edebiyat fakültesinde okuyan 200 bin öğrenciden pedagojik formasyon alanlar karardan etkilenmeyecek. Ancak, karardan dolayı her yıl 5 bin öğrencinin mezun olduğu fen edebiyat fakültelerine olan talebin düşeceği belirtiliyor.

http://gundem.milliyet.com.tr/fen-edebiyat-ogrencilerine-sok-/gundem/gundemdetay/24.04.2012/1532007/default.htm

Geçmiş olsun arkadaşlar.