Özlem Dalgıç
05-10-2009, 17:39
4 Ekim Dunya Hayvanlari Koruma Gunu`nde onlarin yanindaydik
4 Ekim`de, belediyeler tarafindan sehir yasamindan uzaklastirilip ormanlara atilarak aclik ve susuzlukla olume terkedilen canlarimizin yanindaydik. Bizler, “onlarin gunu”nde, sokağına dönemeyen, yerel yönetimler tarafından ormanlik alanlara atılarak, zor bir ölüme mahkum edilen sokak hayvanlarımızın yanında olduk.
Aslinda yuzyillar once biz evcillestirdik onlari, yani onlarla bir arada yasamayi biz sectik. Simdi ise onlarla sehirlerimizi, caddelerimizi, hatta coplerimizi bile paylasmak istemiyoruz. Oysa ki bizler arta kalan makarnamizla, kulanip eskittigimiz jiletimizi ayni posetin icine koyarak cope atiyoruz. Devaminda olabilecekleri siz dusunun artik… Ama demek istedigim, bunu bile cok goruyoruz onlara.
Tum dunya 4 Ekim`i hayvanlari ile kirlarda kosup oynayarak kutluyor. Bizler ise Turkiye`de en acimasiz, en merhametsiz, en vicdansiz, en vurdumduymaz INSAN-HAYVAN iliskisi icerisindeyiz. Ne yazik ki bizim ulkemizde bu onemli gun, kutlanacak degil; oturup cozum uretilecek, uzerinde uzun uzun dusunulecek bir gun.
Bizler onlarin yasam haklarini hice sayiyoruz, yasam alanlarini yok ediyoruz, her yere binalar insaa edip onlari da cevresinde istemiyoruz. Sonra goturup ormanlara atiyoruz, aclik icerisinde bir lokma yiyecek bulamadan yasamlari son bulsun, yeter ki bizim ayagimizin altindan cekip gitsinler istiyoruz.
5199 sayili Hayvanlari Koruma Yasasi`nda belediyelere verilen gorev acikca belirtilmistir. Belediyelerin gorevi, sokak hayvanlarinin toplanip kisirlastirilmasi, asilarinin yapilmasi, bu uygulamalari belgeleyen kupenin kulaklarina takilarak yeniden ESKI YASAM ALANLARINA geri birakilmasidir. Aclik ve sefaletin hukum surdugu ormanlara degil…
Onlarla bir lokma yiyecegimizi, bir damla suyumuzu paylasmazsak, sevgimizi esirgersek, onlar yasama tutunamazlar. Inanin dun ezilmek pahasina da olsa bir lokma yiyecek umuduyla kendilerini arabalarimizin onune attilar, yani yasamak adina canlarini tehlikeye attilar.
Unutmamiz gereken tek bir sey var aslinda, onlar da bizim gibi birer can tasiyorlar. Bizlerle ayni seyleri hissediyor ama yalnizca bunu dile getiremiyorlar. Aramizdaki tek fark bu… Oysa onlar da ozluyor, onlar da korkuyor, onlar da sevip baglaniyorlar, her duygumuzun ayni oldugu gibi en onemlisi onlar da aci cekiyorlar. Sirf konusamadiginiz icin baskalari uzerinizde hak sahibi olmaya calissaydi ne hissederdiniz ???
Eger orada olsaydiniz, o hayvanlarin herseye ragmen insanogluna olan sonsuz guvenini, bizlere olan muhtacligini, gozlerindeki terkedilmisligin verdigi huznu gorseydiniz…. Biliyorum sizlerin de ici acirdi, tipki benim gibi… Cogunun gozlerine uzun sure bakamadim bile, o piril piril parlayan, kestane kahvesi gozleriyle yuzlesemedim. Ne de olsa onlari oraya atan insanoglu ile ayni irktanim ben… utanmasi gereken irktan…
Kendi adima ozrumu diledim, en cok eksikligini duyduklari seyi; sevgimi verdim onlara… utanarak, uzulerek, ici kan aglayarak…….
Bizler savunursak eger haklari var, bizler destek olursak yasayabilirler, bizler seversek korursak mutlu olabilirler, ama bizler sirtimizi donersek bir HIC ler….
Ne olur insanlik gorevinizi yapin ve Allah`in yarattigi bu canlarin daima bekcisi olun.
"yer ehline merhamet et ki gok ehli de sana merhamet etsin "
Bundan sonraki organizasyonlarda bizlere katilmak isteyen olursa eger bana
ozlemkarabulut_@hotmail.com (ozlemkarabulut_@hotmail.com) dan ulasabilir.
Herkese sevgilerimle….
Ozlem Dalgic Karabulut
4 Ekim`de, belediyeler tarafindan sehir yasamindan uzaklastirilip ormanlara atilarak aclik ve susuzlukla olume terkedilen canlarimizin yanindaydik. Bizler, “onlarin gunu”nde, sokağına dönemeyen, yerel yönetimler tarafından ormanlik alanlara atılarak, zor bir ölüme mahkum edilen sokak hayvanlarımızın yanında olduk.
Aslinda yuzyillar once biz evcillestirdik onlari, yani onlarla bir arada yasamayi biz sectik. Simdi ise onlarla sehirlerimizi, caddelerimizi, hatta coplerimizi bile paylasmak istemiyoruz. Oysa ki bizler arta kalan makarnamizla, kulanip eskittigimiz jiletimizi ayni posetin icine koyarak cope atiyoruz. Devaminda olabilecekleri siz dusunun artik… Ama demek istedigim, bunu bile cok goruyoruz onlara.
Tum dunya 4 Ekim`i hayvanlari ile kirlarda kosup oynayarak kutluyor. Bizler ise Turkiye`de en acimasiz, en merhametsiz, en vicdansiz, en vurdumduymaz INSAN-HAYVAN iliskisi icerisindeyiz. Ne yazik ki bizim ulkemizde bu onemli gun, kutlanacak degil; oturup cozum uretilecek, uzerinde uzun uzun dusunulecek bir gun.
Bizler onlarin yasam haklarini hice sayiyoruz, yasam alanlarini yok ediyoruz, her yere binalar insaa edip onlari da cevresinde istemiyoruz. Sonra goturup ormanlara atiyoruz, aclik icerisinde bir lokma yiyecek bulamadan yasamlari son bulsun, yeter ki bizim ayagimizin altindan cekip gitsinler istiyoruz.
5199 sayili Hayvanlari Koruma Yasasi`nda belediyelere verilen gorev acikca belirtilmistir. Belediyelerin gorevi, sokak hayvanlarinin toplanip kisirlastirilmasi, asilarinin yapilmasi, bu uygulamalari belgeleyen kupenin kulaklarina takilarak yeniden ESKI YASAM ALANLARINA geri birakilmasidir. Aclik ve sefaletin hukum surdugu ormanlara degil…
Onlarla bir lokma yiyecegimizi, bir damla suyumuzu paylasmazsak, sevgimizi esirgersek, onlar yasama tutunamazlar. Inanin dun ezilmek pahasina da olsa bir lokma yiyecek umuduyla kendilerini arabalarimizin onune attilar, yani yasamak adina canlarini tehlikeye attilar.
Unutmamiz gereken tek bir sey var aslinda, onlar da bizim gibi birer can tasiyorlar. Bizlerle ayni seyleri hissediyor ama yalnizca bunu dile getiremiyorlar. Aramizdaki tek fark bu… Oysa onlar da ozluyor, onlar da korkuyor, onlar da sevip baglaniyorlar, her duygumuzun ayni oldugu gibi en onemlisi onlar da aci cekiyorlar. Sirf konusamadiginiz icin baskalari uzerinizde hak sahibi olmaya calissaydi ne hissederdiniz ???
Eger orada olsaydiniz, o hayvanlarin herseye ragmen insanogluna olan sonsuz guvenini, bizlere olan muhtacligini, gozlerindeki terkedilmisligin verdigi huznu gorseydiniz…. Biliyorum sizlerin de ici acirdi, tipki benim gibi… Cogunun gozlerine uzun sure bakamadim bile, o piril piril parlayan, kestane kahvesi gozleriyle yuzlesemedim. Ne de olsa onlari oraya atan insanoglu ile ayni irktanim ben… utanmasi gereken irktan…
Kendi adima ozrumu diledim, en cok eksikligini duyduklari seyi; sevgimi verdim onlara… utanarak, uzulerek, ici kan aglayarak…….
Bizler savunursak eger haklari var, bizler destek olursak yasayabilirler, bizler seversek korursak mutlu olabilirler, ama bizler sirtimizi donersek bir HIC ler….
Ne olur insanlik gorevinizi yapin ve Allah`in yarattigi bu canlarin daima bekcisi olun.
"yer ehline merhamet et ki gok ehli de sana merhamet etsin "
Bundan sonraki organizasyonlarda bizlere katilmak isteyen olursa eger bana
ozlemkarabulut_@hotmail.com (ozlemkarabulut_@hotmail.com) dan ulasabilir.
Herkese sevgilerimle….
Ozlem Dalgic Karabulut