Orijinalini görmek için tıklayınız : Bir Yeni Mesajınız Var
1907 ÜNİFEB
21-04-2010, 02:58
Turkcell Süper Lig'in 30. haftasını geride bıraktık. Bu sezonun şampiyonunun kim olacağı sorusunun cevabı 4 hafta sonra belli olacak. Sezon boyunca verdiği mücadeleyle şampiyonluğa ulaşanın kim olabileceği ise aşağı yukarı belli oldu. Bursaspor ve Fenerbahçe arasındaki şampiyonluk mücadelesi her zamanki gibi biz tek, siz hepiniz şeklinde ilerliyor.
Pazar akşamı oynanılan maçın ardından da, görmeye alıştığımız Beşiktaşlı Duruşu yine devrede. Bu duruşun temel özelliği olan, "kötü oyundan bağımsız mağlubiyet faturaları çıkarma" alanında kardeş kardeş türlü çalışmalar ortaya konulmakta. Oynanılan kötü futboldan ise, hiç bahseden yok.
Birçok farklı etkeni içermesi gereken "mağlubiyet" mefhumu, yine birkaç kişinin üzerine yıkılarak "şerefli mağlubiyet" ajitasyonu eşliğinde halka sunulmakta.
Bu sahneleri görmeye zaten alışığız. Artık kalmayan bir rekabet üzerine uzun uzadıya konuşmaya gerek yok. Ne kadar konuşsak boş, kimsenin algı düzeyini geliştirebilecek değiliz.
Onlar, üç kuruşluk -çakma edebî- metinleri ile tehditleri dizedursunlar, kimsenin dinlemediği radyolarda başarısız dizi oyuncularına küfürler ettirip kendi kendilerini tatmin ededursunlar, kurum ve kuruluşlara yürüyedursunlar. (Hem spor olur.)
Bizim söylemek istediklerimiz başka.
Dikkatimizi çeken asıl nokta basınla ilgili.
İki hafta önce Barış'ın savurduğu tekmeyi pek güzel geçiştiren, Keita'nın sezon boyu yaptığı, hakemi aldatmaya ve seyirciyi tahrik etmeye yönelik binbir tiyatral performansına sessiz kalan, Arda'nın sahaya çıkışıyla ortada fol yok yumurta yokken (hem iç hem dış sahada), sadece takımlarını desteklemek için tribündeki yerini almış olan Fenerbahçe taraftarına, sokak arası serserilerini aratmayacak el hareketlerinde bulunmasını bugüne dek gündemine getirmeyen medya; maç hakkında, maç hariç her şeyi konuşmayı kendine şiar edinmiş durumda.
Sahaya atılan cisimleri hiç gözden kaçırmazken, sahadan insanlarla dolu tribüne atılan cisimleri (bkz:Bobo) es geçen; iki hafta önce tribündeki güzellikleri spikerin ısrarlı ricalarına rağmen göstermekten çekinip, emniyetin çıkardığı kavgayı taraftara mal ederek uzun uzun gösteren yayıncı kuruluş ve onun yönetmen mertebesinde bulunan ulvî şahıs, bu hafta tribünlerin coştuğu anlarda o güzelliği çekmekten -elbette- yine acizdi. Son zamanlarda dolan tribünlere karşı negatif marketing yapma çabasını "Çözen" birileri elbette var.
Büyüklüğünü kupalardan ve şampiyonluklardan almayan, herhangi bir duruş adı altında her maç sonrası çığırtkanlık etme gibi basit huyları bulunmayan ve rekabet edebilmek için kendisine herhangi bir kardeş edinme telaşesinde olmayan camiamızı yıpratma çabalarının farkında olduğumuzu belirtmek isteriz.
Çığırtkan toplulukların ağızlarına sakız ettiği ve arkasına sığınabildiği bahaneleri sunmaya da elbette gönül razı değil. Yıllarca Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kültüründe taşıdığı ve onu takip ederek ilerlediği sportmenlik anlayışını vurgulamak isteriz. Bu kültür yurtdışından getirilen oyuncu tercihlerimizde bile her zaman etkili olmuştur ve ona göre davranmaları beklenmiştir. Öyle ki rakiplerimiz hakeme tüküren, maç esnasında elini şortunun içine sokmaktan çekinmeyen efsanelere sahipken; Fenerbahçe Alex gibi FB TV'de çekinmeden "Türkiye'deki en iyi Türk oyuncu Arda Turan'dır" diyebilecek centilmenlikte, Uche ve Pierre gibi tüm halkın gönlünü fethetmiş (öyle ki şirketler rakip taraftar baskısı olmayacağından ürünlerine reklam yüzü olarak düşünmüştür) isimlere ev sahipliği yapmıştır. Atatürk'ün kulübümüzü ziyareti sırasında belirttiği "ebedi muvaffakiyetler"in peşinde her branşta koşarak dünyanın en büyük spor kulübü olmak hedefiyle her branşta ilerleyen Fenerbahçemiz, "zeki, çevik ve ahlaklı" sporculara sahip olmalıdır.
Bahsedilen konuyla ilgili kulübümüzün gerekli hassasiyeti göstereceğini ümit ediyoruz.
Yüzyıllarca bu kültürün sürmesi dileğiyle,
Saygılarımızla,
1907 ÜNİFEB - Üniversiteli Fenerbahçeliler Birliği
Onur Yıldırım
21-04-2010, 03:08
Ellerinize sağlık. :) Bizim olaylarımız her zamanki gibi medyada büyür de büyür ama iş Keita'nın yaptıklarına gelince ya da beşiktaşlı bir taraftarın maç sırasında tellerin üzerine çıkıp ahlaksız yerlerini gösterince olay olmaz. Fenerbahçe ve diğerleri var. Hepsine yeteriz...
Murat Karaman
21-04-2010, 03:19
Ne denilebilir ki; ellerinize sağlık ;)
Murat Sayar
21-04-2010, 03:23
ellerinize saglık o kadar konuşan insana bu yazıyı okutsak yeter gerçekten çok güzel bir yazı yani diyecek birşey yok herşey yukarda yazılı zaten
Fatih Karamustafaoğlu
21-04-2010, 03:37
sonsuz teşekkürler, elinize sağlık..
Ayşenur Altun
21-04-2010, 03:53
Hepimizin düşüncelerine tercüman olan, yerinde bi açıklama olmuş :)
Ellerinize sağlık ;)
Hurşit Mursaloğlu
21-04-2010, 04:05
Söylemek istediğim herşey yazıyor elinize sağlık muhteşem olmuş.
Ercan Karakaya
21-04-2010, 10:43
Harika yazı olmuş herkesin eline sağlık :)
Tolga Vidin
21-04-2010, 11:05
Yazı güzel olmuş ellerinize sağlık.Herşeye deyinilmiş özet olarak.
Fenerbahçe düşmanlarını yeneceğiz ..
Engin Kaşkaya
21-04-2010, 11:28
Zaten Bu Beşiktaş'ın "Biz Bu Lig İçin Fazla Şerefliyiz" Lafına Bayılıyorum.Kimsiniz Lan Siz.Kimsiniz?Çok ŞEREFLİsiniz Ya Çıkmayın ÇEkilin Ligden...
Ali Büyükkaracan
21-04-2010, 12:37
Başka Söze Ne Hacet..!
Haklıyız,Kazanacağız...
Görkem Demir
21-04-2010, 12:47
Bu güzel açıklama için teşekkürler..
Recep Gürel
21-04-2010, 13:05
Her maglubiyetin ardından söylenen sözlere alışır hale geldik...Bırakın bu boş laf cambazlığını yeter artık..Karşımıza çıkacak rakip arıyoruz...
Süleyman Köroğlu
21-04-2010, 14:01
Hepimize tercüman oLmus. AçıkLamaLar için teşekkürLer.
Süleyman Sovukluk
21-04-2010, 14:21
Fenerbahçemizin başarılarına laf atıp karalamaya çalışanlara inat biz fenerbahçeliyiz her zaman ve her yerdeyiz laflarını haykıran bir yazı olmuş ellerine sağlık :)
Emir Koçkan
21-04-2010, 14:59
Olay Biz ve diğerlerinden ibaret.....
Sedat Önal
21-04-2010, 15:27
http://www.sporx.com/futbol/superlig/191627/?takim=107
Onur Yıldırım
21-04-2010, 15:43
Evet haber çıktı. :)
Doruk Sarıkaya
21-04-2010, 16:10
Fenerbahçe'nin büyüklüğünün başka bir büyüklük olduğunu farklı sahnelerde oynanan benzer oyunlarla tekrar yaşıyoruz. Fenerbahçe Spor Kulübü adına yakışır bir şekilde yarıştığı hemen hemen tüm branşlarda sportif alanda önemli başarılara imza atıp, şampiyonluklar kazanıp, kupalara koşarken, bu rekabeti geçmişteki yöneticilik zihniyetiyle "çamur at izi kalsın" şeklinde yürütenlerin özellikle bu sezon aldığımız önemli galibiyetlere gölge düşürme politikası ne yazık ki prim kazanıyor.
Başarı kıstasını Fenerbahçe'ye göre değiştirerek yayın yapan medyada bu oyunların en büyük destekçisi. Amatör branş kavramını Türkiye'ye ve Türk insanına aşılamada öncü olan bir kulübün bayan voleybol şubesi, tarihte eşine ender rastlanan bir biçimde katıldığı avrupa kupasında 7 senedir üst üste bu kupayı alarak üst düzey tecrübeye sahip bir takıma karşı finalde yeniliyor ve tek yenilgisini finalde alarak Avrupa 2.si olan takımımızın oyuncuları üzerinde Fenerbahçe forması taşıdığından dolayı olsa gerek bazı yayın organlarında başarısız adlediliyor.
Fenerbahçe her zamanki gibi sportif başarıyı yakalarken sadece sahada değil, masa başı oyunlarla yıpratma politikası sürdürenlerle de mücadele ediyor.
En acısı da aldıkları mağlubiyeti hakeme bağlayan Beşiktaş Kulübü'nün, sezonun ilk yarısında oynanan karşılaşmada aldığı galibiyeti nasıl aldığını oturup düşünmemesi.
Özellikle basının ve rakiplerin Fenerbahçe'yi yıpratma odaklı politikalarını camia olarak kenetlenerek çözeriz. Tabi bu sorunların çözüme kavuşmasında sadece kenetlenmek yetmiyor, akılcı çözümlerde üretmemiz lazım. Bu noktada 1907 ÜNİFEB'lilere çok iş düşüyor. Bu yazı bunun için bir başlangıç.
Orhan Karakurt
21-04-2010, 16:17
hepimizin fikrini dile getirmişsinz..teşekkrler..ellerinize sağlık...ŞAMPİYONLUĞA ADIM ADIM...
Fuat Rıhtım
21-04-2010, 17:26
Şu güzel yazının kime yazıldığını merak ettim. :)
Yanlış anlaşılma olmasın sakın. Eğer ki bizim camiamıza yazılmışsa, herkesin dilinde olanlar çok güzel bir şekilde yazıya dökülmüş. Teşekkürler. :)
Ha eğer bizden başkalarına yazılmışsa, özenle seçilen bu kelimelere verilen emekler bence boşa olmuş malesef. :) Çünkü bu yazıyı biz ne yaparsak yapalım, sadece tek taraflı düşünebilen kişilere bunları anlatabilmemiz imkansızdır. :)
Umarım bu mesaj gerekli kişilerin tamamına ulaşır ve anlaşılır.
Ufuk Coşkun
21-04-2010, 17:39
Harika bir yazı gerçekten. Parmaklarınıza sağlık.
Furkan Yılmaz
21-04-2010, 17:43
Bende çok beğendim yazıyı,elinize sağlık. Herşeye değinilmiş ve manalı dokundurmalar çok güzel yapılmış. Yayıncu kuruluşla, bizim yönetimin arası iyi olmadığından bu işin düzeleceğini pek sanmıyorum açıkçası. Herşeye rağmen, bu sene şampiyon olacağız.
Biz tek, siz hepiniz !
Mustafa Ünal
21-04-2010, 17:46
Çok güzel bir yazı olmuş. Elinize sağlık.
Bence bu yazı daha fazla duyulmalı. Açıkçası her sabah Ntvspor'da izlediğim Spor Servisi , gayet uygun. Ben kendi adıma mail atmayı düşünüyorum bu yazıyı. Titan zinciri gibi olmadan yeterli sayıda atsak bence dikkate alınır.
sporservisi@ntvspor.net
Kerem Işıldak
21-04-2010, 18:05
Yazıyı yazanların eline sağlık ancak benim şahsi düşüncem son paragrafa katılmayı reddediyor:) Basına, diğer camialara yarattıkları suni gündem yüzünden çatmakta haklıyız sonuna kadar. Ancak bir taraftan da bu yaratılan suni gündem girdapının içine çekilip cezası ve manevi baskısı sonuna kadar çektirilmiş bir olayın üzerinden futbolcumuz Bilica için gereğinin yapılmasının istenmesi benim için kabul edilemeyecek bir durum. Bu konuda zaten yorum farkımızın olduğunu bildiğim arkadaşlarımla polemik içerisine girmek gibi bir niyetim yok kesinlikle ama kendi penceremden Bilica'ya sadece Türk basınının, diğer camiaların haksızlık yapmadığı; aynı zamanda kendi camiası tarafından da futbolcunun korunmadığını görüyorum. Öyle ki şahsen Bilica'nın futbolunu hiç beğenmesem de, gelecek sezon için takımda görmek istemesem de, ( tamamen teknik, taktik yönlerden dolayı) şu an kendimi bir Bilica sempatizanı olarak bulmuş durumdayım.
Söz konusu hareket Torres tarafından yapıldığında kimse bu konunun üzerine gitmedi. Çünkü penaltı kaleciden döndükten sonra gol olmuştu ya da Torres gibi büyük bir oyuncuya kimse böyle suçlamalarda bulunmayı göze alamamıştı. Çok net söylüyorum, ben o formayla o sahada olsam öyle şeyler yapardım ki -ya da buradaki herhangi biri- sonuçta kendi taraftarım beni herhalde çarmıha gererdi. Bu konuda da biraz empati kurabilmek lazım sanırım. Bilica'nın sebep olduğu penaltılar, dengesiz oyunu, gereksiz riskleri, ağır oluşu yüzünden gönderilmesini, bunun istenmesini anlarım ancak 30. haftada bir derbi maçta penaltı atışı öncesi rakibin konsantrasyonunu bozmak istemesi yüzünden gönderilmesinin istenmesini kabul edemem. Sonuçta o golden sonra elini şortunun içine sokmadı ya da tribünle falan uğraşmadı. Sadece cezası sarı kart olan bir hata yaptı. Üstelik kim ne derse desin penaltının kullanılmasını geciktirerek kalecisine belki de daha sağlıklı düşünme fırsatı tanıdı.
Futbol sonuçta eskrim, polo, golf gibi tamamen centilmenliğin ön planda olmadığı bir spordur ve kesinlikle de olmamalıdır. Daha çok sporun savaş yönünü içinde barındırır. Üstelik futbolcular da hayatları boyunca bu oyunda nasıl daha iyi olurum, nasıl kazanırım, nasıl mutlu eder, mutlu olurum sorularına çözüm aradıkları için oyun içindeki böyle hareketleri yaparlar.
Benim sevmediğim futbolcu türü sürekli rakibine çaktırmadan vuran, pislik yapan, hakemi aldatmaya çalışan, tribünle uğraşan, transfer dönemi parayı mesleğinin, değerlerinin önüne koyanları barındırıyor. Bilica da belki bu sınıfa girmeyi hakeden şeyler yapıyor olabilir ancak o hareket yüzünden değil. Üstelik Fenerbahçe'den bahsedecek olursak Bilica'dan önce o sınıflandırmaya girecek oyuncularımız da var bana göre.
Tabi bütün bunları yazarken ve günlerdir bu konu hakkındaki yorumları okurken bu konu hakkında düşündüğüm şeyler bakımından biraz azınlıkta kaldığımı biliyorum. Başlığın öznesi olan yazıda da üstü kapalı bir şekilde değinilen konuyla ilgili verdiğim cevap kesinlikle bu yazıyı eleştirmek ya da kötülemek için yazılmadı. Sadece yazıdan yola çıkarak, oluşturulan gündemde kendi oyuncumuza biraz haksızlık yaptığımızı düşündüğümü söylemek istedim. Zaten yazıda direk olarak bir eleştri ya da herhangi bir eylem isteği yok. Ancak bu konudaki düşüncelerimi de bir yerlere yazmam gerekiyordu ve en uygun yer olarak burayı gördüm.
Tekrardan bu güzel yazı için tebrikler.
Selçuk Gerger
21-04-2010, 18:39
Çok güzel bir yazı olmuş. Elinize sağlık.
Bence bu yazı daha fazla duyulmalı. Açıkçası her sabah Ntvspor'da izlediğim Spor Servisi , gayet uygun. Ben kendi adıma mail atmayı düşünüyorum bu yazıyı. Titan zinciri gibi olmadan yeterli sayıda atsak bence dikkate alınır.
sporservisi@ntvspor.net
Sevgili Mustafa, Kurumsal İletisim olarak sitemize girilen butun haberler zaten medyada onde gelen tum birimlere ve kisilere gonderiliyor. NTV Spor ile iletisimimizi saglayan Onur Erdem'le de dun aksam mail yolu ile haberlesildi ancak onlarca hakli sebeplerden oturu bugun Spor Servisi'de yayinlanmadi. En temel sebep bircok taraftar grubunun bulunmasi ve herkesin bu tarz isteklerde bulunmasi. Ancak Fuat Akdag ve Mehmet Demirkol yazimizi okumuslar ve farkli bakis acisindan oturu begenmisler, bunun haberini verebiliriz sizlere.
Kayhan Türk
21-04-2010, 19:26
Bir yazı bu kadar güzel olamaz, sonuna kadar katılıyorum, son paragraf dahil.
İlker Alıcı
21-04-2010, 22:18
Ben de Bilica konusuna katılmamaktayım. Bu kadar karaktersizce oynayan takımlar olduğu sürece; rakibi ikili mücadelede dokunduğunda sanki kulağı kesilmiş gibi titreyip kendini yere atan, dünyanın en sert maddesinin patlamış bir plastik su bardağının olduğunu sanan, rakibine yumruk atıp kendi yemiş gibi yerlerde debelenen, rakip takım atağa çıktığında oyunun durması için oscarlık oyun sergileyen futbolcuların olduğu bir ortamda Bilica`nin durumu cok da abartilasi bir durum degil bana kalirsa.
Bilicanın yaptığı doğru olmayabilir reelde bakılırsa, ama sezon başından beri hatta senelerdir süre gelen bu Fenerbahçe SK. yapılanlar sizce doğru mu? Sporcularımız da futbolcularımız da insan bizim gibi ve bir tahammül sınırları var. Bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim bu arada, Bilica'nın yerinde olsam ve o an aklıma gelse kesinlikle bende yapardım o hareketi. Ahlak sınırlarını zorlayan futbol anlayışının olduğu ülkemizde Bilica'nın yaptığı ahlaksızlık değil bence zekice bir konsanrte bozucu harekettir, cezası da vardır ve almıştır oyun içerisinde. Fenerbahçemiz farzedelim bir avrupa kupası finalinde son dakikada gol yiyecek ve rakip oyuncu kalecimizle karşı karşıya kalacak şekilde orta sahadan koşuyor yanında da sizsiniz( veya Bilica) indirir misiniz yoksa fair-play ödülünü mü alırsınız? Gerçekçi olmakta fayda var. Klübümüz de bu konuda Bilica'ya bir ceza vermemelidir, gereği bu değildir bence.
Ulu önderimiz Atatürk eminim bu mükemmel sözü söylediğinde karşısına aldığı sporcular şuanki sporcularla ( bunu takım ayırt etmeden söylüyorum) karşılaştırılmaması gerekecek kadar zeki çevik ve ahlaklı ( ortam olarak da ahlaklı bir ortam) insanlardı. Malesef ki ülkemizde çoğu şey kötüye gittiği gibi spor camiası da kötüye gitmektedir.
Saygılar
Çağatay Kavaz
21-04-2010, 23:25
Rakiplerin ahlaki değerinin tatmin edici olmayışı, bizim yapacağımız gayrı-centilmen ve takımımıza saha içinde de dışında da büyük zararlar getiren fevri hareketleri legalize edebilecek nitelikte değildir bana kalırsa. Toz pembe bir tablo çizip fair play ruhu sergileme çabasında değilim, ama bu hareketlerin bize zarar verdiği ortada. Kuralı doğru uygulayan bir hakem olsa, kırmızı kart göstermesi gerektiği de ortada (zira yaptığı penaltının sarı kartı gerektirmediğini falan iddia etmeyelim). Peki bu kazı çalışmalarının rakibin eline koz vermekten başka kime ne yararı oldu? En çok bunu merak ediyorum. Son 2-3 yıldır her zaman özellikle derbilerdeki sakinliğimiz ve itici olmayan görüntümüz ile gurur duyardım. Ayrıca bu sakinlik bize sahada da çok şey kazandırıyordu (durup duruken adamların üzerine çıkıp penaltı yapmıyorduk örneğin). Bu sene, beni gururlandıran o eski görüntümüzden bir hayli uzağız. Bunun, rakiplerin sportmenlik yoksunu olduğu için, herhangi bir sorun teşkil etmeyeceği hususuna kesinlikle katılmıyorum. Bu, Arda Turan'ın saha içindeki tavırlarını savunan bir Galatasaraylı bakış açısından pek bir farkı yok. (Durumun Arda örneği kadar vahim olmadığını da belirtmeliyiz elbette.)
İlkay Şener
21-04-2010, 23:43
Rakiplerin ahlaki değerinin tatmin edici olmayışı, bizim yapacağımız gayrı-centilmen ve takımımıza saha içinde de dışında da büyük zararlar getiren fevri hareketleri legalize edebilecek nitelikte değildir bana kalırsa. Toz pembe bir tablo çizip fair play ruhu sergileme çabasında değilim, ama bu hareketlerin bize zarar verdiği ortada. Kuralı doğru uygulayan bir hakem olsa, kırmızı kart göstermesi gerektiği de ortada (zira yaptığı penaltının sarı kartı gerektirmediğini falan iddia etmeyelim). Peki bu kazı çalışmalarının rakibin eline koz vermekten başka kime ne yararı oldu? En çok bunu merak ediyorum. Son 2-3 yıldır her zaman özellikle derbilerdeki sakinliğimiz ve itici olmayan görüntümüz ile gurur duyardım. Ayrıca bu sakinlik bize sahada da çok şey kazandırıyordu (durup duruken adamların üzerine çıkıp penaltı yapmıyorduk örneğin). Bu sene, beni gururlandıran o eski görüntümüzden bir hayli uzağız. Bunun, rakiplerin sportmenlik yoksunu olduğu için, herhangi bir sorun teşkil etmeyeceği hususuna kesinlikle katılmıyorum. Bu, Arda Turan'ın saha içindeki tavırlarını savunan bir Galatasaraylı bakış açısından pek bir farkı yok. (Durumun Arda örneği kadar vahim olmadığını da belirtmeliyiz elbette.)
+1907 :???:
Caner Yalçın
22-04-2010, 00:12
aynen içimdekilern hepsni dökmüşsüznüz ellrnze sağlık
Volkan Hazırbaba
22-04-2010, 01:03
kardeş bncede hklsn sevgimiz fener yenilince artio:::)
Necati Mete
22-04-2010, 01:16
Futbolun içinde olan şeylerden biri Bilica'nın yaptığı. Maçlardan önce, kaleciler kalelerine geçerken de aynı hareketleri, daha azını veya çoğunu yaparlar, bu basına pek fazla yansımaz. Yazıda da çok güzel belirtildiği gibi, Beşiktaş ise bu tarz hareketleri çok güzel kullanıp taraftarını uyutabilen bir kulüp. Şahsen ben Beşiktaş taraftarı olsam, kulübüme yenilgiden fazla bu sebeplerden ötürü kızardım. Keza kendi kulübüme de kızmaktayım zaman zaman.
Yazıyı tümüyle çok beğendiğimi söyleyebilirim. Son paragraf ta güzel olmuş, katılıyorum. Fenerbahçe Beşiktaş'ı bunlar olmadan da yenebilir; yenmeliydi hatta. Tabi ki bunun galibiyete gölge düşürdüğüne falan inanmıyorum; çatır çatır yendik, fark ta olabilirdi ancak ben takımıma yine de bu davranışı yakıştıramıyorum.
Ellerinize sağlık sevgili Yönetim Kurulu.
Cansu Bilen
22-04-2010, 01:57
Çok güzel bir yazı olmuş.Bütün fenerbahçelilerin içinden geçenleri dile getirmişsiniz ağzınıza sağlık.
Ozan Uzunkaya
22-04-2010, 13:58
Yazı güzel olmuş ellerine sağlık yazan arkadaşlarımızın. Fakat anlayamadığım bir iki nokta var. Özellikle son paragrafla ilgili.
- Bu yazı 1907 Ünifeb'in resmi görüşü müdür? (1907 Ünifeb imzası ile yayınlandığından dolayı)
-Yine son paragrafa dönecek olursak "sportmenlikten,centilmenlikten daha da ötesi zeki,çevik ve ahlâklı" olmaktan söz ediyorsak bu yazıları daha da sık görmek isterim nacizane. (Örneğin son Galatasaray maçında Volkan'ın hareketi en somut örnek.) Kısacası bu sportmence mücadele anlayışını yayma savaşı başta kendi ülkemizde Don Kişot'un yeldeğirmenleriyle olan mücadelesi gibi bir savaşa tekabül etmekte. Böyle bir mücadeleye her zaman varız elbette. Ama bu mücadelenin en hassas noktası tutarlı olmaktır. Bu tutarlılığı sağlayabileceksek bu tür yazıları 1907Ünifeb'in resmi söylemi olarak görmeyi her zaman isterim. Rüzgarın nereden estiği belli olan dönemlerde değil.
Bir fikir açıklamasından ziyade bu iki nokta benim kafamı kurcalamakta.
Kübra Dindar
22-04-2010, 16:14
Çok manidar bir mesaj.
Teşekkürler.
Selçuk Gerger
22-04-2010, 18:45
Ozan Abi öncelikle yazı 1907 ÜNİFEB'in resmi görüşüdür evet, bu tarz bir yazının girilmesinde de takımı için haksız bir yolla kazanç sağlamak isteyen bir oyuncumuzdan öte medyada Fenerbahçe için başlatılan karalama kampanyası ve bu duruma karşı fazlasıyla sessiz kalan Fenerbahçe camiası ana sebep olmuştur. Yani 1907 ÜNİFEB olarak sadece sportmenlik konusuna eğilsek bile haftada bir kez rakip takım oyuncuları ve hakemlerle uğraşan oyuncularımızdan ötürü yazı girmemiz pek doğru bir strateji olmayabilir. Bizi asıl rahatsız eden şey yazıda da görüldüğü gibi saldırgan medya ve rakip kulüplerdir; malesef ki kendi kulübümüz de sadece ''Konu bizim için kapanmıştır.'' açıklamasından başka bir açıklama yapmadığı için bu açıklama tarafımızdan zorunlu görülmüştür.
Yazının içeriği ile ilgili tartışmalarda Kerem ve İlker'e hak veriyorum; tepkilerini mantıklı buluyorum. Şu anda bu tarz fikir ayrılıklarının olması da gayet normal, çünkü camia olarak daha önce bulunmadığımız bir ortam içindeyiz. Bize yabancı değil kötü oynadıkları maçtan sonra hakemi veya havayı sahayı bahane eden takımlar ve medya; bizim alışkın olmadığımız şey bir futbolcumuzun hareketiyle aynı karalamaların yapılması ve ''İşte Fenerbahçe'den bu yüzden nefret ediyoruz'' söylemleri.
Bilica Galatasaray'ın oyuncusu olsa bu kadar üstüne gidilmeyecekti. Bunun birinci sebebi bu tarz hareketlerin Galatasaray için normal olması ikincisi ise medyanın hiçbir zaman bu tarz bir terbiyesizlik karşısında Fenerbahçe dışındaki kulüplere saldırmaması. Ancak Bilica Fenerbahçe'nin oyuncusu ve biz buna alışkın değiliz.
Bülent Korkmaz, İlhan Mansız, Arif Erdem, Emre Belözoğlu, Arda Turan, Sabri Sarıoğlu, Keita, Hagi, Nouma, Emre Aşık... Bu isimler kendilerini atıp takımlarına penaltı kazandırırken, dirsek yemiş gibi yerlere yatıp efsane kaptanlar olurken, hakemin yüzüne tükürdüğü için hakkını kovalayan bulunmaz 10 numara olurken bireysel hırslarının yanında en temel düşünceleri takımlarına avantaj sağlamaktı. Bilica da takımını düşündü; Nouma'nın yaptığı gibi bireysel bir hırsa dönüştürmedi nefretini ya da bizim Volkan'ın yaptığı gibi rakiple dalga geçmek için kıçıyla top kurtarmadı. 4 hafta kala takımını bu şekilde kurtarmak istedi Bilica. Ama yanlış yaptı bana göre. Bana ''Onlar sürekli yapıyor biz de 4 hafta kala yapalım nolacak'' söylemi mantıklı gelmiyor. Zaten diğer takımların şu anda Keita'nın yaptığı hareketleri normal karşılaması, gülümseyerek bak yine napıyor bizimkisi demesi bu mentalitenin bir sonucu. Ben bu sebepten hiçbir zaman normal karşılayamayacağım bu tarz bir futbolcuyu; Lugano gibi sert oynasın, hakeme göstermeden fauller yapsın ama gelmeyen taşa atlamasın, penaltı yapıp saha delmesin, hakemle gereksiz yere uğraşmasın.
Kerem'in söylediği herkes vuruyorken bizim sahip çıkmamız ya da bizim de vurmamamız söylemini mantıklı buluyorum açıkçası. Fakat ortada da böyle bir ayıp varken ve bunun üstüne giden bir medya ve kulüplerle uğraşırken de sadece onları eleştirip kendi oyuncumuza suçsuzmuş gibi davranmamız daha yanlış olurdu.
Kendi fikirlerim genel itibarı ile böyle, diğer arkadaşlarımız da varsa görüşlerini yazması daha güzel bir hale getirecektir bu tartışmamızı. Saygılar.
Kıvanç Müçek
22-04-2010, 19:24
Açıkçası yazıdaki fikirlere birebir katılıyorum. Fenerbahçe kesinlikle sürekli olarak çirkinlik yapan sporculara sahip olmamalıdır.
Evet, futbol mücadeleye dayalı olduğu için oyun süresince tansiyon zaman zaman çok yükselir. Bu gerilim, yorgunlukla beraber kimi zaman oyuncuların sağlıklı düşünmesini de engeller. Hele ki derbi maçlarında. Ancak şöyle de bir gerçek var ki Bilica sezon başından beri çok çirkin davranışlar içerisinde, keza Emre de. Ben şahsen daha fazla Fenerbahçe formasıyla görmek istemem ikisini de. Çok sıkıldım çünkü bu hallerinden. Volkan'da ise bence aynı durum geçerli değil gibi. Volkan'ın olayı (ya da olayları, hatırlamıyorum) çok anlık vukuat, sezona yayılmış değil kanımca. Tabii bunlar görüştür. Nitekim bildiride de özel olarak Bilica adı geçmemiş, ne kadar son olaylar ima edilse de. Genel bir temenni var.
Burak Çocar
22-04-2010, 20:28
yazı güzel olmus gercekten keske bilica yapmasaydı o hareketi de konusma imkanları olmasaydı:(((
Kıvanç Müçek
23-04-2010, 10:20
Ayrıca yazıyı bir kere daha okudum da şimdi yazının asıl amacı basını ve yayını eleştirmek, Bilica'yı değil.
Ünifeb kulüp içinde rahatsız olduğu şeyleri genellikle bildiri yoluyla değil de ikili ilişkileriyle iletir, hepimizin bildiği gibi. Bu yazıda ise basına tepki koymayı hedef edinmiş, ancak sadece basını eleştirip Bilica'yı savunuyor duruma da düşülmek istenmemiş. Dolayısıyla girilen bildiri Bilica odaklı değil ve daha önceki durumlarla kıyaslanamaz bence. Volkan'ın durumunda da basının linç girişimi olsaydı(diğer durumlara sessizken) yine böyle bir bildiri girilir ama Volkan da savunulmazdı kanımca.
Fatih Suvaydan
23-04-2010, 13:34
Yazı genel hatlarıyla güzel ve anlamlı olmuş..Duygularıma tercüman olmuş..Fakat bende son pragrafda geçen "gereğinin yapılması" sözüne katılmıyorum..Bakıldığında maçta bjknin bu şekilde maçtan sonra "gündemi değiştirmek" için uygulamaya sokacağı bir çok pozisyon var..Bu pozisyon olmasaydı belki ernst veya ibrahim toraman'ın kırmızı kartlarını gündeme getirip yine aynı senaryoları yazacaklardı.Ne olursa olsun bjk "duruşunu" her ne durum olursa olsun gösterecekti !!!
Son zamanlarda internet sayfalarında okuduğum yazılarda nouma ile bilicanın yapmış olduğu hareketler karşılaştırılıyor..ve bjk tarafından biz gereğini yaptık sizde yapın cümleleri söyleniyor..Bakıldığında noumanın hareketi toplumumuzun örf-adet ve geleneklerine ters bir hareketken Bilica'nın yaptığı hareketin neresi ahlaksızlıkla suçlanabilir...Bu hareketi Avrupa'nın üst düzey takımlarında oynayan futbolcular da yapıyor,Brezilyadaki futbolcu da yapıyor..kısacası herkes yapabilir..ama noumanın yaptığı hareketi kim kaç kere görmüş !!!..Ben Bilicanın hareketini ahlaksızla suçlamam ama kesinlikle YANLIŞ bir hareket...eğer bir fırsat sağlamak için yaptıysa bunu kesinlikle yapmaması gerekirdi ama ahlaksızlık değildir..
Kulümüzün medyanın Bilica üzerine yaptığı baskıları değerlendirerek karar vermesi gerekiyor..Eğer bu futbolcuya ceza verilecekse medyanın asalım keselim demesiyle yapılmamalıdır.Bilica sezon sonu gönderilecekse de bu hareketinden dolayı değil performansından dolayı gönderilmelidir.
vBulletin v3.6.8, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.