PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ayın Konuğu: Mehmet Demirkol


1907 ÜNİFEB
23-04-2010, 15:37
Son dönemde televizyonu açık olan 1907 ÜNİFEB’lilerin en çok gördüğü simalardan biri olabilir Mehmet Demirkol. Gerek Spor Servisi’ndeki yorumları gerek Milliyet Gazetesi’ndeki köşesinde yazdıklarıyla bazı kişiler tarafından çok sevilen bazı kişilerinse tarzından dolayı sev(e)mediği Mehmet Demirkol, Fenerbahçeli spor yazarları ve yorumcuları arasında belki de en özgün tarza sahip kişi. Fenerbahçeliliğini belli etmek ya da etmemek gibi kaygısı olmayan, daha çok futbolun içindekilerle ilgilenen Demirkol’un lise yıllarında Fenerbahçe’nin peşinde yaşadığı deplasman maceralarını ilk olarak Tanıl Bora’nın ‘’Takımdan Ayrı Düz Koşu’’sunda okumuştuk ve belki o anıları da olmasa bilmeyecekti kamuoyu onun taraftarı olduğu takımı. Çünkü dediğimiz gibi, renklerle çok fazla uğraşmadan futbolu yorumlayan, eleştiren, öven bir isim Mehmet Demirkol. Kendisine sunduğumuz röportaj teklifini samimiyetle kabul edip ertesi gün sabahına randevu veren Mehmet Demirkol ile yaklaşık iki hafta önce Spor Servisi programına girmeden NTV Spor binasında yaklaşık bir saat sohbet ettik; sorularımızı, merak ettiklerimizi yönelttik ve kendisi büyük bir samimiyetle cevapladı. Röportajımızın sonunda derneğimizde ağırlama sözünü de aldığımız Mehmet Demirkol’a; röportajın gerçekleşmesinde büyük emeği bulunan ve bu sene gerek ziyaretlerimizde gerek diğer organizasyonlarımızda yardımlarını esirgemeyen NTV Spor’dan Onur Erdem’e ve bizleri bir saat boyunca ağırlayan başta Loran Vayloyan olmak üzere tüm NTV Spor çalışanlarına teşekkürlerimizi sunuyoruz.

1907 ÜNİFEB: Mehmet Bey nasılsınız öncelikle?

Mehmet Demirkol: Boyun fıtığı derdi çekiyorum arkadaşlar bu ara.

1907 ÜNİFEB: Programlarda görmemiştik boyunluğu, o yüzden yeni bir rahatsızlık diye düşündük.

Mehmet Demirkol: Günde bir saat çıkarmam gerekiyor boyunluğu, onu da program esnasında çıkarıyorum işte.

1907 ÜNİFEB: Spor Servisi biliyorsunuz Yüzde Yüz Futbol’u az bir farkla geçerek birinci olmuştu Aydınlık Gelecek Ödülleri’nde Yılın Spor Programı kategorisinde. Bununla ilgili neler demek istersiniz?

Mehmet Demirkol: Şaşırdım açıkçası, ilginç yani; Stadyum, Yüzde Yüz Futbol daha köklü uzun zamandır ekranda olan programlar. Onlar daha alışkanlık yaratan programlar, biz daha bir seneyi yeni bitirdik. Bu kadar kısa zamanda ilgi çekmek şaşırtıcı.

1907 ÜNİFEB: Siz neye bağlıyorsunuz Spor Servisi’nin bu kategoride birinci olmasını?

Mehmet Demirkol: Bu iş biliyorsunuz çok ciddi tartışılıyor, futbol tartışmak çok asık suratlı bir iş. Biz biraz daha güleryüzlü bir iş yapabilir miyiz, herkesin çok ciddiye aldığı işleri makara yapabilir miyiz diye düşündük. Çünkü insanlar artık takım tutma işini namus meselesi haline getirdi neredeyse, gerek yok bu kadarına. Tabi ki takım tutmak çok özel, güzel bir şeydir ama o kadar da abartmamak lazım. İşte bu noktada güleryüzle, biraz dalga geçerek bir şey yapabilir miyiz üzerine düşündük. Demek ki genç insanlar bunları fark etti ve ondan oldu bu kategorideki birincilik. Bir de şu var, Fuat’la (Akdağ) kimyamız tuttu. Herhalde bu da önemli bir etken.

1907 ÜNİFEB: Fuat Akdağ’la çalışmak nasıl peki, ekranda da ikiniz bir arada olunca keyifli bir hale geliyor sohbetiniz?

Mehmet Demirkol: Evet, biraz Hacivat-Karagöz halimiz var.

1907 ÜNİFEB: Fuat Akdağ’ın da zaten eğlenceli bir tarafı var gibi ekrandan, internet sitelerinde dolaşan Ankaragüçlü Vassel’e vermiş olduğu bir tepki vardı herkesin hoşuna giden. (Gülüşmeler)

Mehmet Demirkol: Fuat hayatı başka türlü gören, daha keyifli yaşamayı seven insanlardandır; her yaptığı işten keyif almak ister. Farklı bir müdürdür kendisi diğer müdürlere benzemez, çalışanlarına da müdür gibi davranmaz. O yüzden çalışmak daha kolay oluyor. Tabi yine saygı çerçevesinde oluyor ama daha sıcak oluyor ilişkiler. Bir taraftan da çok zor bir adamdır, mükemmeliyetçidir.

1907 ÜNİFEB: Peki Spor Servisi’nde yorumculuk teklifi size geldiğinde programın formatı böyle miydi yoksa sizin de katkınız oldu mu buna?

Mehmet Demirkol: Ben Haber Türk’te bir program yapıyordum Uğur Meleke ve Okay Karacan’la. O program bittikten sonra çok soğudum bu işten, iyi bir şey yaparken bitmesi üzdü açıkçası. Herhalde artık bizim yaşam alanımız daralıyor dedim. Zaten biliyorsunuz spor büyük kanallardan tamamen çıktı, bayağı bir mevzi kaybediyor. Tematik programlarda da sıkıntı yaşamaya başlayınca, mesela CNN Türk’te bile spor programı kalmadı neredeyse, Haber Türk’te de yok, bir tek NTV. Sıkıcı bir durumdu tabi, acaba bitiyor mu bu iş, başka bir iş falan mı yapsam ne yapsam diye düşünürken Fuat dedi ki gel bir program yapalım. Açıkçası çıkıp üç-dört kişiyle konuşulacaksa boşver diye düşündüm. Sonra bu programdan bahsettiler, sabah programı yapacağız, bir saat sürecek gibi. Açıkçası Türk basınına biraz ayar verelim biz dedi. Yani çok iyi yapan da var çok kötü yapan da var, bugün yaptığımız gibi biraz ayar verelim dedi Fuat. Çıkıp da ‘’Siz bilmiyorsunuz bu işi!’’ tarzında değil tabi. Bu ilgimi çekti benim. Esasında her gün çalışmak benim gibi tembel insanlar için zor, yani sabah 8’den bütün gazeteleri oku başından sonuna kadar, çünkü kabul edersiniz ki hepsini okumak da zor bir şey, hem fiziksel olarak zor hem ruhen yıpranıyorsun.

1907 ÜNİFEB: Programın gün içinde 3 kez tekrarlanması iyi oluyor biz üniversiteliler için. Peki, bu sizi nasıl etkiliyor, her gün 3–4 saat televizyonda gözüken biri olmak?

Mehmet Demirkol: Onu bir ayarlamamız lazım açıkçası, çok sık çıkıyorum televizyona, millet küfredecek artık. Bir de insanlar tekrarların bant yayını olduğunu anlamıyor, bu adam sürekli televizyonda diye bakıyor. Ama bakınca bana geri dönüşler arttı tabi bu program sonrasında, daha önce hiç bu kadar tepki almamıştım örneğin olumlu olumsuz sokakta yürürken. Normalde daha az seyredilen bir televizyon gibi durmasına rağmen bana geri dönüşü çok daha yüksek oldu.

1907 ÜNİFEB: Peki NTV Spor için ne demek istersiniz genel olarak?

Mehmet Demirkol: Benim bir yayın kuruluşunun yaşayıp yaşamayacağı konusunda öngörülerim sağlamdır, tahmin edebilirim. Ama NTV Spor’da yanıldım, ben NTV Spor’un çok durmayacağını düşünüyordum. Sporun bu kadar malzeme çıkaramayacağını düşünüyordum. Zaten burada ilk başta 6 saatmiş günlük yayın, yani 24 saat yayın yapmayı düşünmüyorlarmış. Ama oldu!

1907 ÜNİFEB: Peki neden oldu, bu konuda fikriniz nedir?

Mehmet Demirkol: İçerideki ekip çok sağlam. Genç, dinamik, derli toplu bir ekip var.

1907 ÜNİFEB: Arkadaşımız Kıvanç Müçek’in bir tespiti vardı; okula giderken radyodan Spor Servisi’ni dinlerken çok garip uzun sessizlikler oluyor diyor. Yavaş ve sessiz bir program eleştirisi alıyor musunuz?

Mehmet Demirkol: Yani radyo yayınına göre dizayn edilmiş bir program değil tabi. Televizyon programlarının radyoda yayınlanması risk. Ben mesela radyo programı yaparken çok zorlanmıştım çünkü televizyonda size bir şey sorulduğunda mimikle cevap verme şansınız var. Tek bir göz hareketi çok şey anlatıyor ama radyo için çok manasız tabi bu, ‘’Noluyor orada?’’ diye düşünülebiliyor insan. Televizyonda da Spor Servisi’nde bilerek yapmıyoruz esasında ama normal hayatta da öyle olduğumuz için yani abuk subuk bir şeyle karşılaşınca söyleyecek bir şey kalmıyor bazen. Ama haklı bir eleştiri tabi. Ben radyoda program yaparken çıktığımda iki kilo vermiş olurdum. Konuş, konuş, konuş... Yani çok yıpratıcı bir şey o. Radyoda program yapmak hiç yapamayacağım bir şey hayatta. Çok zor bir şey, ki gevezeyimdir, ona rağmen.

1907 ÜNİFEB: Aceto Blog’da Bülent Timurlenk’in blogunun takipçilerinin sorularıyla sizle yaptığı röportajların ardından Türkiye’de en zor röportaj yapılan kişi olarak görüyoruz sizi, çünkü sorulmamış bir soru çıkaramıyoruz, siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? (Gülüşmeler)

Mehmet Demirkol: O da çok komikti, bir akşam oturdum hiç işim yok. Bülent aradı ‘’15 tane soru var gönderiyorum, cevaplayabilir misin?’’ dedi. Oturdum hepsine cevap verdim. 70–80 tane soruya cevap vermiş olduk tabi.

1907 ÜNİFEB: Çevredeki tepkilere bakıyoruz. Ya çok seviliyorsunuz ya da nefret ediliyorsunuz neredeyse. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Mehmet Demirkol: Doğru, aynen öyle. Başta o kadar çok takıyordum ki bunu, neredeyse hasta olma derecesine geliyordum. Bir insan niye beni sevmez, çok iyi bir insanım falan diye. Şimdi takmıyorum ama. Ben de öyleyim çünkü ekrandaki insanlara karşı. Zaman zaman bakıyorum ve küfrediyorum hatta ‘’Ne konuşuyorsunuz, ne gülüyorsunuz?’’ diyorum. Biliyor adam, profesör yani nasıl bilmesin. Televizyonda olmak böyle bir şey. İnsan böyle hisler duyuyor. Bence ortalama bir şey olsan, insanlar fena değil işte desen başarısızsın televizyon insanı olarak. Birileri çok seviyor birileri nefret ediyorsa bu senin televizyon kariyeri olarak başarılı olduğunu gösterir gibi geliyor bana. Ya da kendimi böyle kandırıyorum. Başta Gazete Pazar’da ve Radikal’de yazmaya başladığım zamanlarda çok derin bir teveccüh vardı halktan, ‘’Ne güzel yazıyor, bütün spor basını böyle olmalı!’’ gibi. Çünkü o zaman küçük, ufak, kenarda bir adamdım yani. Ama şimdi böyle ana medyaya geçince ve çok sık görülünce mecburen oluyor böyle tepkiler. Hüsnü Şenlendirici’yi düşünün, adam arkada klarnet çalarken seviliyorken ana medyaya geçince sonradan görme oldu.

1907 ÜNİFEB: Peki bu konuda sizin yanlışlarınız var mı size göre?

Mehmet Demirkol: Tabi ki vardır, çok hata yaptım ama sahtekârlık yapmadım en azından, onu biliyorum. Bir şeyi manipüle etmedim. Bu şeyi o kadar çok konuşuyor ve yazıyoruz ki hata yapmamak elde değil.

1907 ÜNİFEB: Beşiktaş’la ilgili twitter’da bazı yazılarınızı görmüştük. Birçok Fenerbahçeli ve Galatasaraylı tepki göstermişti ona. Hiç gündeme gelmediği için biz soralım size o konunun detayını?

Mehmet Demirkol: Şimdi baştan anlatayım o olayı. Digitürk’ün ihaleyi almasından sonra bir yazı yazdım. Yazının ana karakteri şuydu; Türkiye’de Fenerbahçe ve Galatasaray önemlidir. Ben bir televizyon kanalı olsam ilk bunlara giderim. Bu takımların yayın haklarını aldığın zaman zaten Türk futbolunun yüzde 80’ini kapamış oluyorsun, eğer bunlardan alamazsam diğer takımlara gitmeye başlarım. Durum böyle ve bunu değiştirmek lazım, yani bütün takımları işin içine alacak şekilde büyütmek lazım. Bu pazarda Fenerbahçe artık büyütülecek konumda değil, Fenerbahçe doymuş durumda, Fenerbahçe’yi daha fazla satamazsın. Galatasaray’ı da aynı şekilde daha fazla satamazsın, daha lüks satabilirsin belki. Ama Beşiktaş’ı, Trabzon’u, Gaziantep’i daha fazla satabilirsin, bunlara imkânın var, taraftarlarını daha da çoğaltabilirsin. Çünkü Türkiye’de futbolla ilgilenmeyen 30 milyona yakın insan var ister kabul edin ister etmeyin. Bu insanlara bu takımları satabilirsin. Yani iki temel pazarlama aseti var şu anda Türkiye’de; Galatasaray ve Fenerbahçe, bunları çoğaltmak lazım.
Bunları söyledim ben ve Beşiktaşlılar buna çok tepki gösterdi. ‘’Biz de 3. büyüğüz kardeşim, nasıl böyle bir şey söylersin?’’ diye. Ben size 3. büyük değilsiniz demiyorum ki, ben biliyorum çünkü pazarlama aseti olarak Beşiktaş maçlarının reytinglerinin ne olduğunu, Beşiktaş şampiyon olduğunda gazetelerin tiraj artışı oluyor mu olmuyor mu, ben biliyorum. Olmuyor! Bir gazetenin genel yayın yönetmeni fanatik Beşiktaşlı olsa da bilir ki Beşiktaş şampiyon olduğunda gazetesi daha fazla satmayacak. Yani pazarlama aseti olarak önemli bir durum yok ortada. Bunu değiştirmek lazım diye yazdım zaten bunu ama Beşiktaşlılar ‘’Sen bizim büyüklüğümüzü kabul etmiyorsun’’ dediler. Ben de dedim ki buna cevap olarak, kişisel olarak soruyorsanız bana; bana göre Beşiktaş Türkiye’deki tek farklı büyüktür. Fenerbahçe ve Galatasaray çok farklıydılar ama şu anda birbirlerine çok benzediler, hemen hemen aynılar yani. O yüzden burada tek farklı takım Beşiktaş’tır ve eğer farklı bir takım tercihim olsa Beşiktaş’ı tutardım, çünkü başka, değişik yani. Bununla gurur duymaları lazımdı ama anlatamadık Beşiktaşlılara. Yoksa Beşiktaşlı olsam olurdum zaten yani. Bu sefer de bu yazdıklarıma twitter’da tabi diğer takım taraftarları kızdı. Bu taraftarlık mevzusunda çok ufak bir şey söylüyorsun bambaşka bir şey anlaşılıyor, o yüzden bunları dert etmeyi çoktan geçtim.

1907 ÜNİFEB: Fenerbahçe ve Galatasaray çok benzedi dediniz. Fenerbahçe halkın, Galatasaray aristokratların takımı gibi temel ayrımlar vardı yıllar önce ki günümüzde de bunun etkileri bazen görülüyor. Siz buna inanmıyor musunuz?

Mehmet Demirkol: Bence Fenerbahçe ile Galatasaray birebir aynı artık. Tek farkı Galatasaray’ın kongresi hala lisede oluyor, o da yıkılacak gibi artık sığılmıyor çünkü. Son tüzük değişikliği olursa Adnan Polat’ın istediği, 5–6 yıl içinde o da kalmayacak. Onun dışında taraftar profili açısından birebir aynılar. Galatasaray’ın UEFA başarısı eşitledi işi. Beşiktaş daha bir semt takımı hüviyetini devam ettiriyor. Mesela Beşiktaş’ın stadını oradan kaldır, Kartal’a götür; taraftar profili değişebilir. Fenerbahçe ve Galatasaray’da taraftar ve seyirci aynı; geçişken yani.

1907 ÜNİFEB: Tanıl Bora’nın ‘’Takımdan Ayrı Düz Koşu’’ kitabında sizin de bir yazınız vardı. Orada lisedeyken Fenerbahçe’nin peşinden gittiğiniz bir Bursa deplasmanını anlatmıştınız. Başka bir anınız var mı deplasmanlarla ilgili?

Mehmet Demirkol: Valla ben 88–89 sezonunda Kahramanmaraş hariç bütün deplasmanlara gittim. Ama genelde kavgayla gürültüyle ilgili anılar olduğu için pek eğlenceli bir durum yok arada. Böyle değildi yani taraftarlık, şimdi biraz daha farklı. Biz bilirdik mesela şehrin girişinde bizi güzel bir taşlayacaklar. Ankara sert bir yerdi. Hiç tahmin edemeyeceğiniz Bolu çok sert bir yerdi; savaşa gidilir gibiydi yani. Trabzon’a da gittim. Hatta taraftar olarak gittiklerimin dışında medya mensubu olarak en çok Trabzon’a gittim, bir ara Trabzon’u takip ediyordum. Severim ben Trabzon’u. Üzüldüğüm takımlardan biridir, eski kimliğine kavuşsa lig çok daha renkli bir lig olur, Fenerbahçelilerin Galatasaraylıların çok hoşuna gitmez ama ligin çehresi değişir. Ben çocukken Fenerbahçe ve Trabzonspor vardı, Beşiktaş ve Galatasaray yoktu o dönemde.

1907 ÜNİFEB: Peki tribünün içinde yer almış birisiniz, 88-89’dan 2009-2010’a neler değişti tribünde, siz nasıl görüyorsunuz bu değişimi?

Mehmet Demirkol: Şimdi çok daha organize. Biz o zaman sahaya girip girmeyeceğimizi bilmiyorduk. Fenerbahçe-Bordeaux maçını hatırlıyorum, gece 12’de girdik kuruğa ve son biletlerden biri bana geldi, ben gişeden çıktım gişeyi kapadı adamlar. Bütün derdin o stada girmekti. Şimdi öyle değil ki, bayrakları, koreografileri düşünüyorsun şimdi. Şu anda taraftar olmak isterdim. Ama şu anda da şöyle bir şey var, alkol çok fazla. O zaman yoktu, gündüz olduğu için ve insanların sahaya girme derdi olduğu için gidelim birahanede meyhanede takılalım lüksü yoktu haliyle. Bence alkol işin biraz tadını kaçırıyor, biraz daha düşürmek lazım. Ben severim içkiyi, içilmesin diye bir derdim yok ama biraz daha dozunu düşürmek lazım maç günleri. Çünkü çok iyi biliyorum ki insanlar alkol aldıklarında hiç yapmayacakları şeyleri yaparlar. Tek sıkıntı bence bugün o. Yani kendi oyuncuna küfrediyorsun. Son Galatasaray-Fenerbahçe derbisini düşünsenize, golü atan adam Fenerbahçe Stadı’nda en çok ıslıklanan adam, golü yiyen adam da orada ıslıklanıyor maç boyu. Ama özetle taraftarlar bugün çok daha iyi bir durumda.

1907 ÜNİFEB: Siz eski maçlardan bahsetmişken, Türkiye’de gündüz maçlarını ne zaman göreceğiz?

Mehmet Demirkol: Ne güzel olur değil mi? Ben taraftar açısından düşünüyorum. Fenerbahçe’nin örneğin Bağcılar tarafında çok yoğun bir taraftarı var. Pazar akşamı saat 9’da biten bir maçtan o adam nasıl dönecek evine? Türkiye’de şöyle bir sıkıntı var, yabancı ligler yayınlandığı için onlar genelde gündüz oynanıyor. Yayıncı kuruluş da onların üstüne gelsin istemiyor. Çünkü biliyoruz ki Türkiye’de ciddi bir yabancı takım taraftarlığı da var. Chelsea, Barcelona maçları neredeyse ligimizde yayınlanan maçlar kadar izleniyor.

1907 ÜNİFEB: Fenerbahçe maçlarını Basın Tribünü’nde mi izliyorsunuz?

Mehmet Demirkol: Bu sene farklı tribünlerde izliyorum. Gizlenerek, şapkamı çekiyorum, biraz saklanarak tribüne karışıyorum. Sizin bulunduğunuz Türk Telekom’a da gittim mesela iki defa bu sezon.

1907 ÜNİFEB: Basın Tribünü’nde olduğunuzda tribünlere baktığınızda ‘’Keşke şimdi orada taraftarların arasında olsam’’ diyor musunuz hiç?

Mehmet Demirkol: Baştan oluyordu aslında ama şimdi kalmadı. Öyle bir gücüm yok zaten. Çünkü taraftarlık ayrı bir enerji gerektiren bir şey. Yaş 40 olduğu için o zor artık tabi. Ama taraftarlığı özlüyorum, taraftarlık çok güzel bir şey, keyifli bir şey, insanın hayatına hayat katan bir şey... Ben biraz değişik bir taraftardım. Fenerbahçe’nin her maçına giderdim ama Beşiktaş’ın ve Galatasaray’ın da bazı maçlarına giderdim. Galatasaray’ın 80’lerde Avrupa kupalarında oynadığı bütün maçlara gitmiştim. Neuchatel maçında Kapalı’nın göbeğindeydim, ölüm tehlikesi atlattım resmen, ezildik. Galatasaray’a lise bağlantısıyla, Beşiktaş’a da mahalle bağlantısıyla giderdim. Fenerbahçe tribünündeki halim başkaydı tabi, taraftarsın orada. Severdim tribünü. Ama taraftar olarak tribüne gitmeyi dediğim gibi özlüyorum.

1907 ÜNİFEB: Galatasaray Lisesi’ndeyken gidiyordunuz Fenerbahçe’nin bu deplasmanlarına bir de. Bu nasıl bir durumdu?

Mehmet Demirkol: Ben altıncı sınıfta kaldım sınıfta, kadayıf oldum yani bizde öyle derlerdi. Galatasaray’da da yaş hiyerarşisi çok kuvvetlidir. Alt sınıfa düşseniz bile orada da ağabeysinizdir. O yüzden çok büyük bir sıkıntı çekmedim. Bizim sınıfta çok fazla Fenerbahçeli vardı, 14–15 tane, hep beraber maçlara giderdik. Deklare etmezdik bunu, ne tribünde bizim Galatasaray Liseli olduğumuzu bilirlerdi ne okulda maça gittiğimizi. Ama Fenerli olduğumuzu bilirlerdi tabi.

1907 ÜNİFEB: Üniversiteyi nerede okudunuz?

Mehmet Demirkol: Marmara Üniversitesi, Fransızca Kamu. Galatasaray Üniversitesi daha açılmamıştı o zamanlar. Fransızca ve dış işleri düşünüyorsanız gidebileceğiniz tek yer orasıydı. Galatasaray Üniversitesi sonra açılınca tabi o bölüm eski popülaritesini yitirdi.

1907 ÜNİFEB: Sizin üniversite yıllarınızda yoktu 1907 ÜNİFEB, olsa girer miydiniz?

Mehmet Demirkol: Ben hiçbir derneğe girmedim hayatta. Öyle temel bir prensibim var. Ne Fenerbahçe Spor Kulübü’ne, ne Galatasaray’a... Hiç bir yere üye değilim. Bir tek Galatasaray Liseliler Derneği var Levent’te ona üyeyim, ona da benden habersiz üye yapmışlar beni. Üyeliklere ben çok sıcak bakmıyorum. Ha olabilirdi belki girerdim 1907 ÜNİFEB’e, ama tek olmak hep daha çok hoşuma gider benim. Bizim dönemimizde pek yoktu taraftar grupları, o yüzden pek de değerlendiremiyorum açıkçası.

1907 ÜNİFEB: Şu anda Fenerbahçe’yi saha-kenar-yönetim olarak çok kısa nasıl değerlendirirsiniz?

Mehmet Demirkol: Kenar karışık. Fenerbahçe’de sportif direktörlüğün olmasını yıllardır yazarım, yöneticiler değerli insanlardır ama futbolu yönetmek apayrı bir konu, bu yüzden sportif direktörlük olmalı diyordum. Aykut Kocaman çok saygı duyduğum bir isim ama yanlış, bence kabul etmemeliydi o görevi. O yüzden orada bir karışıklık var. Sahada şu Güney Amerika işinden çıkmak lazım, olmasın demiyorum, ırkçı değilim bu konuda ama biraz çıkmak lazım, bir İngiliz falan da artık oynasın şu takımda. Yönetimin sportif direktörlük atılımı doğru ama tekrar ediyorum Aykut Kocaman çok saygı duyduğum bir isimdir ancak oraya daha uluslararası bir isim bulunmalıydı ve teknik direktörün de o adamın iradesiyle seçilmesi gerekliydi. Böyle bir yanlış yaptılar, umarım dönerler bundan.

1907 ÜNİFEB: Murat Karaman arkadaşımız forumdan bir soru yöneltmiş size EURO 2016’yı alabilecek miyiz diye.

Mehmet Demirkol: Alacaklar, bitti o iş. Şöyle çünkü 2012 için Türkiye yine en çok teknik puan toplayan ülkeydi. Ama politik bir karar verdiler Ukrayna-Polonya’ya verdiler. Tenik ekip de şu anda diyor ki ‘’Bak bizi dinlemediniz, ne oldu 2 sene kala’’ Bunun üzerine UEFA artık siz ne derseniz o olacak diyor. En iddialı da biziz bu durumda. Fransa ve İtalya’nın toplam bütçeleri bizim yapacağımız iki stadın bütçesi kadar. Onlar tamamen belediyeler üzerinden işi yürütüyor, bizde Başbakan’ın 900 milyon euroluk çeki var. O yüzden pek rakip değil İtalya ve Fransa, kaldı ki onların içinde bu organizasyonu yapmak istemeyenler de var, bir direnç var yani içeride.

1907 ÜNİFEB: Programınızın başlamasına birkaç dakika kalana kadar bize zaman ayırdınız, sorularımızı cevapladınız Mehmet Bey, çok teşekkürler, tekrar geçmiş olsun.

Mehmet Demirkol: Ben teşekkür ederim, önümüzdeki aylarda dernek merkezinizi de ziyaret edip daha uzun ve rahat bir sohbet imkânı buluruz umarım. Tüm 1907 ÜNİFEB’lilere selamlar, başarılar...

Röportaj ile ilgili fotoğraflara ulaşmak için tıklayınız (http://www.1907unifeb.org/forums/../album/?level=album&id=171).

1907 ÜNİFEB - Üniversiteli Fenerbahçeliler Birliği

Engin Kaşkaya
23-04-2010, 15:54
Güzel Severim Bu Adamı.Fuat Akdağ la İyi Muhabbet Dönüyor:)

Onur Yıldırım
23-04-2010, 15:58
Evet ikisini de dinlerken zevkle dinliyorum. :) Geçmiş olsun diliyor ve teşekkür ediyoruz. :)

Serkan Ege
23-04-2010, 16:07
Standartın oldukça üstündeki futbol yorumcusu bence. Spor Servisi ise en kaliteli spor programı :)

Murat Karaman
23-04-2010, 16:30
Fuat Akdağ ile oldukça başarılılar. Hergün takip ediyorum. Güzel bir sohbet olmuş. Teşekkürler.

Sorumu cevaplandırması da ayrı bir mutlu etti beni :) Kendisine de geçmiş olsun.

Furkan Şarkir
23-04-2010, 16:45
Adam çok iyi, çok realist. Böyle olduğundan dolayı da, ya çok seviliyor ya da hiç sevilmiyor. Şahsen ben çok beğeniyorum.

Tolga Vidin
23-04-2010, 16:51
Gerçekten güzel bir söyleşi olmuş.. Tebrikler.

Özgün Doğan
23-04-2010, 17:16
süper bi röportaj olmuş , Demirkol Fenerbahçeliliğini pek dışarı vurmaz ama bu röportajda gayet içten konuşmuş . Türk Telekom a 2 defa gelmesine şok oldum ayrıca :D

emeği geçenlerin ellerine sağlık , tebrikler ;)

Fatih Karamustafaoğlu
23-04-2010, 17:58
Emeği geçenlere ve Mehmet Demirkol'a teşekkürler..

benim belki tam olarak Mehmet Demirkol'u ilgilendirmeyen ama Ntv Spor ile ilgili bir sıkıntım var, o da doğru, lisanslı, patentli armamızı uzun zamandır ısrarla kullanmamaları, bunun düzeltilmesi için biz de birşeyler yapmalıyız bence..

sağdakini kullanıyorlar sürekli (haberlerde, muhtemel kadrolarda, vs.)
http://www.fenerbahce.org/pic_lib/logokullanim.jpg

Nuri Doğan
23-04-2010, 17:59
Çok güzel bir söyleşi olmuş emeği geçenlerin ellerine sağlık:)

Ali Büyükkaracan
23-04-2010, 18:14
Çok İçten ve Güzel Bir Söyleşi Olmuş...
Teşekkürler Emeği Geçenlere.

Emre Koç
23-04-2010, 18:19
mutlaka röportaj yapılması gereken ve medyadaki ünifebi yakından tanıtmamız gereken bi isimdi gerçekten mehmet demirkol çok güzel bi sohbet olmuş emeği geçen herkese teşekkürler emeğinize sağlık ...

Berk Ulupınar
23-04-2010, 18:26
Bir spor yazarı,yorumcusu nasıl olmalıdır sorusunun cevabıdır bence Mehmet Demirkol.Güzel söyleşi olmuş emeğinize sağlık arkadaşlar.

Selçuk Gerger
23-04-2010, 19:04
Emeği geçenlere ve Mehmet Demirkol'a teşekkürler..

benim belki tam olarak Mehmet Demirkol'u ilgilendirmeyen ama Ntv Spor ile ilgili bir sıkıntım var, o da doğru, lisanslı, patentli armamızı uzun zamandır ısrarla kullanmamaları, bunun düzeltilmesi için biz de birşeyler yapmalıyız bence..

sağdakini kullanıyorlar sürekli (haberlerde, muhtemel kadrolarda, vs.)
http://www.fenerbahce.org/pic_lib/logokullanim.jpg

Fatih cok tesekkurler tespitin icin; mesajini aynen iletiyoruz arkadaslarimizla NTV Spor'la iletisimimizi saglayan kisilere; cok sagolasin tekrar, umarim duzeltilmesini saglamis oluruz.

Hurşit Mursaloğlu
23-04-2010, 19:34
Çok güzel bir söyleşi emeği geçenlerin eline sağlık arkadaşlar.

Görkem Güngör
23-04-2010, 21:24
çok güzel bir Röportaj olmuş emeği geçen herkese teşekkürler
ayrıca geçmiş olsun Mehmet Demirkol...

Feyza Uğurlu
24-04-2010, 00:21
Sohbet tadında keyifli bir röportaj olmuş. Emeği geçen arkadaşlara teşekkürler;)

Ece Çetinel
24-04-2010, 00:33
Günümüzde futbol yorumculuğu yapan kişiler arasında bence objektifliği ve tarzı ile ön plana çıkan nadir kişilerden biri olan Mehmet Demirkol ile yapılan bu röportajı , gerek Spor Servisi'ni gerek yazılarını takip ettiğim biri olarak keyifle okudum. Emeği geçenlere teşekkürler.

Caner Yalçın
24-04-2010, 00:38
aslında söyleşi spor serwisi programına çok uygun olmuş espriyi işin içne katan ama ciddyeti de sonuna kadar bırakmyan harka bir röportaj olmuş emeği geçn herkese teşekkürler...

Gokhan Dinar
24-04-2010, 01:51
Zevkle okuduğum bir röportaj daha emeği geçenlere teşekkürler.

Fulya Karakoç
24-04-2010, 16:05
Keyifli bir söyleşi olmuş gerçekten,emeği gecen tüm arkadaslarıma tesekkür ederim. :)

Duygu Ayaz
24-04-2010, 21:22
Çok güzel bir röportaj olmuş, emeği geçen herkesin eline sağlık :)

Kıvanç Müçek
24-04-2010, 21:42
Sorunumu dile getirdiğiniz için ayrıca teşekkür ederim. Elinize, emeğinize sağlık.

Safa Arıkan
25-04-2010, 00:53
Ellerinize sağlık arkadaşlar, çok güzel olmuş :)

Musa Gül
25-04-2010, 14:37
Bu söyleşide emeği geçen tüm arkadaşlarıma kardeşlerime teşekkür ederim