PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : 1/5: Efsane Sezonun İlk Habercisi Erkek Voleybol mu?


Köşe Yazarı
28-04-2010, 20:27
Bir spor sezonunun daha sonuna yaklaşmaktayız artık. Tüm branşların liglerinde, kupalarda son maçlar, play-off mücadeleleri yapılmakta. Ne mutlu bize ki Fenerbahçe’miz yer aldığı her branşta şampiyonluk için yarışıyor ve bizler de salonlardan çıkıp statlara koşuyoruz. Bu yarışların ilki erkekler voleybol liginde noktalandı ve Fenerbahçe erkek voleybol takımı final serisinde Ziraat Bankası’nı 3–0 geçerek şampiyonluğa ulaştı.

Majör branşlar olarak adlandırabileceğimiz futbol, basketbol ve voleyboldaki 5 takımımızın en geri planda kalanıydı erkek voleybol takımımız. Sezon boyunca ilgimizi en az çeken, salonlarda en yalnız bıraktığımız takımdı. Son iki sezon ligde final serisi oynayıp birinde şampiyon olmuşlardı oysaki. Sarı Melekler’in müthiş başarısının erkek meslektaşlarını gölgede bırakması da bir diğer etkendi belki de. Öte yandan otoriteler de pek şans vermiyorlardı takımımıza. Kadrodaki üç yabancıdan ikisi değişmiş, oynayan ve yedek oyuncuların arasına yeni isimler eklenerek yepyeni bir yüz kazanmıştı Fenerbahçe. Antrenör Demeter’in yedek oyunculara şans vermeyerek maçlarını sadece yedi oyuncuyla götürmesi ve geçtiğimiz sezon final serisinin 2–0 öndeyken Arslan’ın sakatlanmasıyla 3-2’ye gelip şampiyonluğun kaybedilmesi, Fenerbahçe’yi olası sakatlıklara karşı dirençsiz hale getiriyor ve şampiyonluk hakkındaki soru işaretlerini artırıyordu.

Tüm bu faktörlerin ışığında sezon otoritelerin beklentilerinden uzak, Fenerbahçeli sporcuların ise tam istediği gibi geçiyordu. Filenin Efendileri inanmıştı. Sezon içerisinde performans anlamında birçok dalgalanma gösterdiler. Hatta dalgalanmalar aynı maç içerisinde de göze çarptı. Bir set hiçbir varlık gösteremeyen oyuncular diğerinde müthiş bir ruhla formalarını ıslatıyorlardı. Sezon sonu yaklaştıkça mücadele güçleri ve oyun kaliteleri iyice yükseldi ve normal sezonu lider tamamlamalarının ardından play-offta kendilerinden çok daha yüksek bütçeli müessese ve belediye takımlarını geride bırakmayı başardılar.

Bu yılın altın branşı olmayı çoktan hak eden voleybolda bayanlarımızın başarısını Acıbadem’in sponsorluğunda artan bütçeye ve yükselen kaliteye bağladık. Erkeklerde ise şampiyonluğu getiren en büyük etken “ruh”tu. Kaptan Arslan ve yetişmesini Fenerbahçe altyapısında tamamlamış genç Emre başta olmak üzere Coskovic ve Divis gibi formanın hakkını veren yabancılarla bütünleşen Fenerbahçe, hemen hemen her maçı yalnızca yedi oyuncuyla oynamasına rağmen yorgunluğa ve sakatlıklara meydan okuyarak yüksek bir ruhla kupaya uzanmasını bildi. Final serisinde ayağından sakatlık geçirdiği halde takımını yalnız bırakmayan Emre Batur şampiyonluğun ardından “Ayağım kopsaydı bile Fenerbahçe için bugün sahada olurdum.” diyordu. Sezon içerisinde birçok maçta durgun tavırlarıyla bizleri kızdıran Gardner ise biz taraftarları övüyor ve “Onları salonda böyle görünce bu işi bugün bitirip şampiyon olmamız gerektiğini hissettik. Fenerbahçe taraftarlarını çok seviyorum. Harikalar!” diye haykırıyordu mikrofonlara. Yerlisiyle yabancısıyla tek vücut olmuş takım, kendisini destekleyen taraftarıyla bütünleşmiş, Fenerbahçelilik ruhuyla mücadele etmiş, savaşmış ve şampiyonluk kupasını kazanmıştı artık.

Fenerbahçeli voleybolcular bir noktayı bir kez daha ispat ediyor; adeta tüm Türkiye’nin gözleri önüne seriyordu: Çubuklu formayı giyenler yüksek bir ruhla mücadele edip arma için savaşırlarsa önlerinde kimse duramazdı.

Duyumlardan ve dedikodulardan anlaşıldığı kadarıyla erkek voleybol takımımıza da Acıbadem gibi bir sponsor gelecek. Bu demek oluyor ki kalite artacak, hedefler büyüyecek. Sarı Melekler’in gösterdiği başarılar Filenin Efendileri’nden de beklenecek. Başarı gelir ya da gelmez ama taraftar inanıyor ki Avrupa kulvarında da takımdaki Fenerbahçelilik ruhu aynen devam edecek. Bütün bu güzelliklerin arasında devam etmemesi gereken bir şey var ki, o da bizlerin ilgisizliği. Fenerbahçelilik gün geçtikçe zorlaşan bir hal aldı. Fenerbahçe’ye gönül veren bizler her gün bir başka branşta bir başka heyecan yaşıyoruz. Bu tatlı zorluk önümüzdeki yıl erkekler voleybol şampiyonlar ligi müsabakalarıyla bir kat daha artacak. Ümit ediyorum ki şampiyonlara daha fazla destek verip, salonlarımızın tribünlerini boş bırakmayacağız.

Yazımı sonlandırırken benim ve öyle inanıyorum ki tüm Fenerbahçelilerin aklında bulunan hedeften bahsetmek istiyorum: Yazının başında bahsettiğim üç majör branştaki beş takımımızın şampiyonluğu. Erkek voleybolda hesabı kapattık. Geriye kaldı dört lig şampiyonluğu hedefi. Dünya çapında bir başarı olacaktır bu. Neden “en büyük spor kulübü” olduğumuzun apaçık kanıtı olacaktır. Bizlere düşen hep birlikte, bilinçli bir şekilde takımlarımızı desteklemek; uygun olduğumuz sürece her kulvarda tribünlerde itici güç olmak ve bu tarihe geçecek başarı için inanarak yüreğini ortaya koymaktır.

Umarım yaklaşık 1,5 ay sonra tüm 1907 ÜNİFEB ve Fenerbahçe camiası olarak geride kalan “efsane sezon”un coşkusunu yaşıyor oluruz.

Bir kez daha Filenin Efendileri’ne teşekkür ediyoruz. Ellerinize sağlık!

Eray Şen

1907 ÜNİFEB - Üniversiteli Fenerbahçeliler Birliği

Fuat Rıhtım
28-04-2010, 20:51
Bütün bu güzelliklerin arasında devam etmemesi gereken bir şey var ki, o da bizlerin ilgisizliği. Fenerbahçelilik gün geçtikçe zorlaşan bir hal aldı. Ümit ediyorum ki şampiyonlara daha fazla destek verip, salonlarımızın tribünlerini boş bırakmayacağız.

Güzel bir yazının çok ama çok önemli bir kesiti.

Futbolda şampiyonluk ipleri elimizde.
Bayan basketbolda, tüm serilere 1-0 önde başlıyoruz ve büyük ihtimalle şampiyonluğu yaşayacağız.
Erkek voleybolda şampiyonluğu kazandık.
Bayan voleybolda da zor bir rakibimiz olsada şampiyonluk büyük ihtimalle yine bize gelecek.
En zayıf halkamız olan erkek basketbolda da play-offlarda başarı ümidimiz var.

Bu kadar başarılı branşlarımız varken onları yalnız bırakmak bize yakışmaz. Böylesine bir şampiyonluk serisini dünyada kaç takım yapabilmiştir acaba?

Diğer bir şekilde düşünürsek, başarısız zamanda elbette takımdan uzaklaşabiliriz ve maçlar ilgimizi çekmeyebilir ama şimdi takımlarımıza elimizden geldiğince destek verebilmek için bir sürü neden var. Şu son viraja girilirken her branşta, biraz fedakarlık yapmak hepimizin manevi bir görevi. :)

Bu arada duyumdan bahsedilmiş. Aynı şekilde bayan basketbol içinde bir sponsor düşünülmekteymiş. Onuda söylemiş olalım. :)

Yazı içinde teşekkürler Eray.

Özkan Erdoğan
29-04-2010, 04:04
Ümit ediyorum ki şampiyonlara daha fazla destek verip, salonlarımızın tribünlerini boş bırakmayacağız.Sene boyu maça katılım göstermeyip şampiyon olunca ana sayfadan "Helal Olsun" yazmakla destek olunmuyor ne yazıkki..
ÜNİFEB için de böyle diğer taraftar grupları için de böyle, acı ama gerçek.

Her sene aynı hikaye; Her maç salonlarda olan 10-15 kişi harici salonlara uğrayan olmaz, sene boyu takım yalnız bırakılır, play off final serileri gelince "Şimdi Destek Zamanı!" denilir..

Erkek Basketbol takımı Efes'i eze eze şampiyon olacak, Efes yine aynı çifkefliği yapacak, herkesin nefreti artacak, intikam yeminleri edilecek, ama önümüzdeki sene normal sezondaki Efes maçı yine 3-4 bin kişi önünde oynananak.
Bunun adı iyi gün taraftarlığıdır. Final serisindeki "kalabalık" bana pek samimi gelmiyor.. Takım için değil, başarı için doluyor çünkü salon.


İstanbul'daki Fenerbahçelilerin utanç tablosu;

http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S7pEpCKztJI/AAAAAAAABvU/WZvjGrZ_hLw/s1600/ads%C4%B1z.JPG


5 maç sonunda salon kapasitesi kadar taraftar toplayamamışız..
...sonra "Euroleague'in En İyi Taraftar Oylaması" için başlık açılır, bir kişi 15-20 oy kullanır, 1. oluruz, seviniriz, gururlanırız.. Komedi gibi di mi :)


http://www.fenerbahce.org/icerik/haber/19115/
Avrupa Voleybol Federasyonu(CEV), Fenerbahçe Acıbadem Bayan Voleybol Takımımız ile Romanya'nın Metal Galati takımları arasında, 18 Şubat 2010 Perşembe günü, İstanbul TVF 50. Yıl(Burhan Felek) Spor Salonu'nda oynanan Indesit Şampiyonlar Ligi 12'li play-off turu rövanş maçına, şartnamede belirtilenden az sayıda seyirci gelmesi nedeniyle, Kulübümüze 3000 Euro para cezası verdi.
Fenerbahçe Acıbadem'in rakibini 3-0 yendiği maçta salonda yeterince seyirci bulunmaması nedeniyle CEV, Kulübümüzü cezaya çarptırdı. CEV'den gönderilen yazıda, "Sayın yetkili, 2009/2010 CEV Indesit Şampiyonlar Ligi El Kitapçığına göre Bölüm 2, Madde 1 hakkında sizi bilgilendiririz. Bayanlar PlayOff müsabakalarının herhangi birinde seyirci katılımının 800'ün altında kalması halinde, 3.000 EUR'ya varan tutarda ilgili kulübe cezai yaptırım uygulanacaktır. Ne yazık ki, FB Acıbadem / İst tarafından organize edilen 3-308 No.lu maçta (Fenerbahçe Acıbadem- Metal Galati) müsabaka salonunda seyirci sayısının 560 olması dolayısı ile Kulübünüze 3.000 EUR(Üç Bin Avro) cezai yaptırım uygulanacaktır. Önceden işbirliğiniz için teşekkür ederiz. Saygılarımızla, Riet Ooms ECC Başkanı ve CEV Asbaşkanı" ibarelerine yer verildi..
Başarı gelince; "Armanın Gururu Sarı Melekler.." :)

Eray Şen
29-04-2010, 11:20
2. istatistik sorunlu bence Özkan voleybolla ilgili olan..Bu sene Sarı Melekler'in tribünleri hep doldu ancak o gün Fransa'daki Lille maçı vardı ve o nedenle taraftarın ilgisi yoktu..Basketbolda ise sonuna kadar haklısın anca çeşitli nedenlerle tribünleri dolduramıyoruz..sanırım ekstra olaylar olması lazım o kadar uzaktaki bir salonun dolması için,çok iddalı olmamız lazım çok

Onur Yıldırım
29-04-2010, 17:02
Umarım yaklaşık 1,5 ay sonra tüm 1907 ÜNİFEB ve Fenerbahçe camiası olarak geride kalan “efsane sezon”un coşkusunu yaşıyor oluruz.


İnşallah...
Yazı için teşekkürler. :)

Eray Şen
06-05-2010, 22:33
2/5

Eray Şen
11-05-2010, 22:30
3/5

Serkan Şahin
03-06-2010, 17:42
4/5...

Eray Şen
03-06-2010, 23:49
Şu yazıyı yazdığıma vallahi pişmanım! Her zaman böyledir bu işler böyle bir hedef koyup ne zaman dillendirsem tersi olur,bir yerden patlar. Açıkçası patlayacak branşı erkek basketboldan bekliyordum ama futbol gitti :/