PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bölüm 3: "Güneş Ufuktan Şimdi Doğar"


Köşe Yazarı
25-09-2010, 00:13
Üç bölümden oluşan "Güneş Ufuktan Şimdi Doğar" yazı dizisinin 3. bölümünü sizlere sunuyoruz.

Bölüm 1: "Güneş Ufuktan Şimdi Doğar" (http://www.1907unifeb.org/forums/../haber.php?haberno=979)
Bölüm 2: "Güneş Ufuktan Şimdi Doğar" (http://www.1907unifeb.org/forums/../haber.php?haberno=980)
Bölüm 3: "Güneş Ufuktan Şimdi Doğar"

Kerem Tunçeri

Pek çok oyuncu için diyeceğim gibi müthiş bir turnuva geçirdi. Yazının sonunda yer alması gereken ama burda da değinmek istediğim gibi Türk basketbolcularının zekalarının ve yüreklerinin Ömer Onan'la beraber bayraktarı oldu adeta. Bir guard olarak takımı harika oynattı. Topu kendisinin oynamasından çok pas dolaşımını kusursuz uygulaması, gereken yerlerde topu o maçın liderine verebilmesi - ki Hidayet burada öne çıkıyor - ve en kritik anlarda kellesini belki manşetlere koyabilecek şutlara kalkışıp sokması yüzünden mükemmel bir turnuva geçirdi. En eleştrilen yönü dış şutuydu ve müthiş yüzdeyle soktu. Konsantrasyon problemi yaşıyor denildi ve mental olarak Buda'nın sahadaki yansımasıydı resmen. Eleştrilerin çoğu haklıydı ama 31 yaşında olduğunu bilip, son 3-4 senede yaşadığı gelişmeyi görünce insan çok etkileniyor. Bravo Kerem.

http://www.1907unifeb.org/forums/../images/n/ufbyd12.jpg

Ender Arslan

Takım içinde kendine çizilen rolü iyi oynadı herkes gibi. En kritik şutlarda çok başarılı oldu. Takımın istediği patlayıcı gücü iyi kullandı. Oyunda genelde ikinci beş içinde yer buldu ve takımın düşmesine hiç izin vermedi. Takım içindeki pozitif etkisini yaptığı röportajlarda görebiliyorduk zaten. Çok iyi bir ikili oluşturdular Kerem'le. Umarım bu tamamlayıcı özelliğini hiç kaybetmez.

Barış Ermiş

Engin Atsür Adidas Cup'ta şanssız bir sakatlık yaşayınca, Banvit'le henüz bir haftadır idmanlara çıkmasına rağmen kadroya çağrıldı. Burada bir hata göremiyorum çünkü Engin'in rolünü üstlenebilmesi en olası oyuncu oydu. Dış atışına güvenebileceğimiz ve oyun kurucu sıkıntısı çekersek topu getirebilecek bir kısaydı. Ancak Engin'in dış şutu ve oyun anlayışı, üstüne üstlük NCAA kariyeri ve bu takımın yıllardır bir parçası olması onun rolünü eşsiz yapıyordu. Bu dezavantajla takımın rotasyondaki 12. oyuncusu oldu ama bu gururun bir parçası olabildi. Oynadığı kısıtlı sürelerde kenardaki oyuncuların rahatlıkla sevinçlerini yaşayabileceği performanslara imza attı. Kısacası üstüne düşeni yaptı, kesinlikle.

http://www.1907unifeb.org/forums/../images/n/ufbyd19.jpg

Ömer Onan

Tek kelimeyle mükemmeldi. Etkisiz hale getirmediği kısa yoktu neredeyse. Ne istenirse daha fazlasını yaptı. Şutları sanki İbrahim Kutluay atıyor da, Ömer yazıyor arkasında gibiydi. Bizim adımıza farkı yaratan oyuncuların başındaydı. Kariyerinin başında müthiş bir çıkış, sonrasında derin bir düşüş, mili takımdan kopuş - haklı nedenlerle - ve inanılmaz bir geri dönüş. Ömer'i zaten Fenerbahçeliliği yüzünden çok seviyoruz. Üstüne bir de bu milli kahraman forması çok yakıştı. Basketbolun Türkiye'de kaliteli insanların işi olduğunu gösteriyor adeta. Bu yaşta bu gelişimi göstermesi herkesi heyecanlandırıyor. Daha işi bitmedi ve kazanacak çok kupası var. Hidayet'le birlikte en şampiyon oyunculardan birisi artık Ömer.

http://www.1907unifeb.org/forums/../images/n/ufbyd13.jpg

Sinan Güler

Basketbolcu bir baba, ağabey ve basketbolun önemli temsilcisi Darüşşafaka kültürü almış, sonunda NCAA yapmış bir başarı öyküsü. Teknik becerisi, atletizminin gerisinde ama gelişimini gördükçe gurur duyuyoruz. Milli Takım'ın internetteki sempatik yüzlerinden birisi. Şutunu istikrarlı atarsa basketbol için çok kilit bir oyuncu olmaması imkansız. Beyaz Gölge dizili günlerde gelen Balkan Şampiyonu babanın, Dünya ikincisi oğlu olmak gurur dolu bir hadisedir mutlaka. 12 Dev Adam'ın ense üstü smaç basabilen parlak yıldızı. 2 numaralı pozisyonda bizi 3-5 sene götürebilecek kadronun önemli bir ismi olacaktır Engin'le mutlaka.

http://www.1907unifeb.org/forums/../images/n/ufbyd14.jpg

Cenk Akyol

Engin'in sakatlığından sonra özellikle ben kendisinin o rolde bişeyler yapabileceğine inanmıştım. Fakat fiziksel gelişimi yeterli değil ve şutuna olan güveni kaybolmuş gibi. Şut potansiyelini gerçek bir tehdit yapabilmesi için önünde uzun bir yol var. Ömer Onan ve Sinan Güler'deki gelişimi gördükçe Cenk için de aynı umutları paylaşmak içindeki potansiyeli de bildiğimiz için olumlu bir durum olarak gözüküyor. Şu andaki haliyle ise zafer purosu oyuncusu olarak nitelenebilir belki ama takımın diğer kısaları o kadar iyi oynadı ki Cenk'e sıra gelmedi maalesef.

Hidayet Türkoğlu

Hidayet'in artık çok büyük bir yıldız olduğunu herkes kabul etmiş durumda. Yıllardır yıpratmaya çalışıldı belki bu ülkede ama her zaman iyi bir sporcu ve lider olduğunu gösterdi. 20'sinde ne yapmaya çalıştıysa 30'unda o oldu. Oyun zekası, yeteneğiyle birleşince müthiş bir karışım çıktı ortaya. Üstelik bu turnuvada bütün ülkenin karşısında harika bir kaptanlık yaptı. Önceden de belirttim, yılda 10 milyon dolardan fazla kazanıyor ama takımın beklentisine de sahiplik yapabiliyor. Bence bir basketbolcuyu yıldız yapan bir özellik de budur. İnanılmaz olgun oynadı, Tanjeviç'in sahadaki beyniydi ve turnuva ilk beşi de sonuna kadar hak ettiği bir başarıydı. Tam bir şampiyon. Phoenix'de iyi bir sayfa açar yeniden umarım.

http://www.1907unifeb.org/forums/../images/n/ufbyd15.jpg

Ersan İlyasova

İnanılmaz bir şut yeteneği, müthiş bir ribaunt sezgisi, yerine oturmaya başlayan fiziksel yapısı, iyi savunması, oyun anlayışı, karakteri... Ersan'ı anlatacak kelime bulmak zor hakikaten. Kukoç ekolünün, dünyadaki en saf temsilcisi belki de. Bir Nowitzki ya da Durant klasmanına gelebilecek bir yeteneği var. Üstelik Barcelona ve NBA tecrübesi onu bu yolda daha güçlü yapmış. Eksiklerini biliyor ve onları gizlemek yerine, düzelterek yürümeye çalışıyor. Hidayet bu ülkenin ilk gururuydu ve önünde kendisi gibi bir yıldız yoktu İbrahim'i saymazsak. İbrahim de NBA yıldızı değildi ama bir Avrupa fenomeniydi. Ersan ile alakalı olumsuz nokta yarı final ve final maçlarında o epik performansını ortaya koyamamasıydı. İşler kötü giderken Hidayet ve Kerem'in öne çıkması bence doğruydu ve Ersan’ı bu şekilde değerlendirmek lazım. Eksiği çok olan ama potansiyeli sonsuza yakın olan bir yıldızdan bahsediyoruz. Yolu açık olur umarım.

http://www.1907unifeb.org/forums/../images/n/ufbyd16.jpg

Kerem Gönlüm

Basketbola geç başladı, geç gelişti oyunu belki ama 2.10'luk bir oyuncu olarak Lakoviç ve Dragiç karşısındaki birebir savunmasını görünce herkes gibi ben de hayran oldum. 32 yaşında takımın en yaşlısı ama belki de en enerjik isimlerinden biri. Gelişim denince akla gelen oyuncu. Ondan daha büyük yıldızlarımız var belki ülkede ama rolüne bu kadar iyi adapte olmuş ve fark yaratan isim çok azdır herhalde. Tanjeviç'in jokerlerinden ve belki de turnuva öncesi fantezi olarak nitelendirilen 4 uzunlu sisteminin dinamosuydu. Üstelik geçen seneyi de boş geçirmiş bir oyuncu olmasına rağmen yaptı bunları. Kendini adamışlığı örnek alıncak bir insan.

Ömer Aşık

Bundan 3-4 sene sonra NBA yıldızı olacağına neredeyse emin olduğumuz bir oyuncu. Bu turnuvada da çok iyiydi. Oyununa o da sürekli birşeyler koyuyor ve sertliğini oyun zekasıyla birleştirebiliyor. Henüz bir uzun olarak katedeceği uzun bir yol var. Fiziksel olarak geliştiği an, topu aldığı zaman kuvveti sayesinde kendine güveni olduğu an bizi güzel günler bekliyor olacak. Kariyeri için çok iyi bir turnuva oynadı ve üstelik o da Kerem Gönlüm gibi sezonu neredeyse boş geçen oyunculardan biriydi. Helal olsun Ömer'e de, basketbola geç başlamış bir basketbolcu olmasına rağmen.

Semih Erden

Semih Erden, Semih Semih Erden... Turnuvanın tartışmasız en çok gelişme gösteren oyuncusu benim açımdan. Tanjeviç altı senedir bu çocuğa herşeyi söyledi, kızdı, bağırdı, tartıştı, sevdi ama sonunda ortaya bu çıktı. Semih Erden'in coast to coast denilen tam saha dribling üstü smaçlarını mı, Oğuz'a Ömer'e ya da dışarıdaki şutörlere verdiği pasları mı, rakip kısalar karşısındaki birebir savunmadaki becerisini mi, en zor anlarda elinin titrememesini mi yoksa savunmadaki sertliğini mi öne koymak gerekir bilmiyorum. Bildiğim tek şey inanılmaz bir oyuncu olma yolunda gidiyor o da. Boston'da Shaq'ten öğrenecek çok şeyi var bence. Çok başarılıydı gerçekten, helal olsun Semih'e de. İyi bir Fenerbahçeli olarak da bize hizmetleri için teşekkür etmek lazım.

http://www.1907unifeb.org/forums/../images/n/ufbyd17.jpg

Oğuz Savaş

İşte bir Avrupa uzununun tanımı kendisi. Atletik yeteneği sınırlı ama oyun bilgisi, bilek yumuşaklığı, pozisyon bilgisi çok yüksek bir savaşçı. Çok büyük katkısı oldu oyuna. Bu kadar uzun zenginliği arasında kendisi de büyük bir derinlik kattı kadroya. Artık Euroleague çapında daha çok sorumluluk da alınca kendisini NBA'de bile bulabilir. Ayak hareketleri çok iyi ve şutunu da her gün geliştirmeye çalışıyor. Biraz daha çabukluk kazanabilirse bu özel oyununu daha da yukarı taşıyabilir. Pota altındaki farklılığımızın sosuydu adeta üstlendiği rol sayesinde.

Bogdan Tanjeviç

2004'te geldiğinde bir heyecan dalgası sardı herkesi. Tanjeviç - inanılmaz saygı duyulan bir koçtur - mili takımın başına getirildi. 2006'daki dünya şampiyonasındaki radikal kararları tuttu ve o takım 6. oldu. O takımda kimler vardı bir hatırlamak lazım: Hakan Demirel, Ender Arslan, Engin Atsür, Serkan Erdoğan, Cenk Akyol, İbrahim Kutluay, Hidayet Türkoğlu, Ersan İlyasova, Kerem Gönlüm, Kaya Peker, Fatih Solak, Semih Erden. O kadrodaki 5 oyuncu 19-20, geri kalanlar da 20'li yaşların başında ya da ortasında olan ve İbrahim'in etrafında bir takımdı. O zamanlar bu oyuncularla şampiyonaya gitmek cinayetmiş gibi gözükmüştü ve takım başarılı olmuştu. Ardından Mehmet Okur'un da forma giydiği başarısız bir 2007 Avrupa Şampiyonası ve 2009'daki son şampiyona. Bu esnada da Fenerbahçe serüveni... Çok eleştrildi Tanjeviç ve eleştirilerde iki farklı temel vardı. Basketbol anlayışı ve Fenerbahçe açısından Aydın Örs'ün görevine gelmiş olması. İkisi de belki dönem dönem doğru ortamlar bulmuş kendilerine yoğun olabilmeleri yüzünden ama gelinen noktada projenin başarılı olduğunu söylemek son derece doğru olur. Oyuna bakışı hiç değişmedi belki ama çevresine duyarsız olmadı asla. Ömer ve Kerem'i kazanması bunun göstergesi. Hidayet'in bu mental zirveyi yaşamasında en büyük pay onun. Takımı istediği gibi oynattı ve sonunda başarılı oldu. Sezar'ın hakkı Sezar'a gitmeli. Tanjeviç bu başarının mimarıdır ve en büyük övgüyü hakediyor. Keşke Amerika maçından önce bir gün zamanı olsaydı da o yükleyeceği taktik dehayla dünyaya bir şov yapabilme fırsatı olsaydı. Yaşadığı hastalık yüzünden kemoterapiye giden 60 yaş üstü bir insan olarak ve bu ülkede ne olursa olsun bir yabancı olarak bizlere inanılmaz bir gurur yaşattı. Heykeli yapılıp gidecekti belki de o bir gün süresi olsaydı maçtan önce. Tebrikler gerçekten, seni en çok eleştirenlerin bile bu kadar desteğini almış iyi bir insan olduğun için.

http://www.1907unifeb.org/forums/../images/n/ufbyd18.jpg

Yazının ya da yazı dizisinin artık sonuna gelmiş durumdayım. Değinmediğim sanırım sadece aday kadroda olup da takımın bu seviyede olmasına sebep olan diğer oyuncular kaldı. Fatih Solak, Cevher Özer, Evren Büker bu turnuvada olmayı haketmişlerdi ancak FIBA'nın bu 12 kişilik kadro engeline takıldılar. Engin Atsür belki de bizim Sırbistan maçını çok rahat kazanmamıza sebep olabilecek, Amerika maçında bizi oyunda tutup, öldürücü darbe için gerekli direnci gösterebilecek gerçek bir yıldız. Tanjeviç'in elinde müthiş işler yapacağına emin olduğum bir isim aynı zamanda. Umarım en kısa sürede toparlanır da Harun ve İbo’dan sonra kısa şutör tarihimizin altın ismi olabilir.

Beni heyecanlandıran bir nokta önümüzdeki seneler için iyi bir basketbol jenerasyonuna sahip olmamız. Enes Kanter sıradışı bir oyuncu olacak. Furkan Aldemir heyecan veriyor. Deniz Kılıçlı zaten çok zengin olan uzun havuzumuz için iyi bir alternatif, Kerem Gönlüm'ün ya da Kaya - Mirsad döneminin yeni temsilcisi olabilir. Şafak Edge, Doğuş Balbay, Maxim Can Mutaf gibi iyi oyuncu olabilecek kısalarımız var. Kısalarımız bir Teodosiç ya da Rubio potansiyeli taşımıyor olabilir ama Ömer Onan olmak da çok zor bir iş. Kısacası bir tane Ersan ayarında oyun kurucu bulabilirsek bu isimlerin yanına büyük işler yaparız. 6 sene sonra bir turnuva düşünün ve finalinde ABD'yi bu sefer tam olarak Dream Team haliyle yeniyoruz. Bu zor bir ihtimal değil. ABD’nin bu takımı bence Dream Team'den daha kaliteli bir oyun ortaya koydu ve 1994'ten beri ilk defa şampiyon oldu. Bu yüzden güzel günler yakında bizim için.

Bütün bunların üstüne en güzel nokta ise, takımına sahip çıkan bir halk ve bu sahiplenmeyi boşa çıkarmayan bir basketbol camiamız var. Antipatik bir futbol takımı ve sempatik bir basketbol takımı kavramı bile çıktı ortaya, o derece. Oyuncuların hepsinin röportajlarını izlemek büyük keyif veriyor. Bu hayat zekalarını oyunlarına da yansıttıkları zaman ortaya böyle usta işi eserler çıkıyor. Bu ülkede çok kişiyle, grupla, ideolojiyle gurur duyulur ama çok azı bu kadar haketmiştir.
Hepsine teker teker helal olsun.

Güneş Ufuktan Şimdi Doğar, Yürüyelim Arkadaşlar.

Kerem Işıldak

1907 ÜNİFEB - Üniversiteli Fenerbahçeliler Birliği

Kutay Cuneray
25-09-2010, 01:29
Bu güzel yazıları okudukça hep içimden geçiriyorum keşke final için 1-2 gün ara olsaydı. Ellerine sağlık kerem

Görkem Demir
25-09-2010, 02:19
Turnuvayı tekrar hatırladım ve bir kez daha gurur duydum. Kalemine sağlık Kerem.

Onur Yıldırım
25-09-2010, 03:21
Yazı dizileri için teşekkürler. Oyuncularımız güzel bir turnuva geçirdi ve hakettiler bunu. Ersan İlyasova keşke son maçta iyi olabilseydi.

Canları sağolsun! İkincilik de bizim için gurur verici. :)

1.5 milyon tl + 500er cumhuriyet altınlarını da aldılar.