PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Mevzu-u Bahis Vatansa Gerisi Teferruattır!..


Nadir Arslan
08-09-2005, 09:07
Hani bir deyim vardır ya "köpek serbest taşlar bağlı" Bu durum daha iyi açıklanabilir mi?

Kötü...

Çok kötü...



Antakya'da PKK'lıları Türk bayrağı ile protesto eden bir kişi, GÖZALTINA alındı

Antakya'da, Atatürk Anıtı önünde Türk bayrağı açarak PKK yandaşlarının son günlerde artan gösterilerini protesto eden ayakkabı ustası, gözaltına alındı.
(7 Eylül 2005 Çarşamba)

Elinde Türk bayrağıyla Cumhuriyet Alanı'ndaki Atatürk Anıtı önüne gelen 33 yaşındaki ayakkabı imalatçısı Cemal Kemal Karakuş, "Dağdaki eşkıyalar şehre inerek, Türk Askeri'ni öldürüyor. Biz insanız, onlar gibi cani değiliz. Türkiye'yi kimse bölemez. Allah için soruyorum, bunlara kim destek veriyor. Şehitlerimizin üstüne basılıyor, buna izin vermeyeceğiz. Kanımızın son damlasına kadar savaşacağız" dedi.

Olay yerine gelen polis ekipleri, Karakuş'u uzun süre ikna etmeye çalıştı. Ancak Karakuş, çevredeki vatandaşlara, "Susmayın, şehitlerimizi öldürüyorlar. Vatanımızı koruyalım" diye bağırdı.

Emekli başçavuş olduğunu söyleyen Cemal Kemal Karakuş, daha sonra polisler tarafından gözaltına alındı. (İHA)





MEVZU-U BAHİS VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR!..

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * M. Kemal ATATÜRK

Onur Aloğlu
08-09-2005, 11:17
BURSA NUTKU

" Türk genci, devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekçisidir. Bunların lüzumuna, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır; rejimi ve devrimleri benimsemiştir. Bunları zayıf düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı ve bir hareket duydu mu, bu memleketin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adliyesi vardır demeyecektir. Hemen müdahale edecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla, nesi varsa onunla kendi eserini koruyacaktır. Polis gelecektir; asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, fakat asla yalvarmayacaktır. Mahkeme onu mahkum edecektir. Yine düşünecek: “Demek adliyeyi de islah etmek, rejime göre düzenlemek lazım!” Onu hapse atacaklar. Kanun yolundan itirazlarını yapmakla beraber; bana, İsmet Paşa'ya, Meclis'e telgraflar yağdırıp haksız ve suçsuz olduğu için tahliyesine çalışılmasını kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “Ben inan ve kanaatimin icabını yaptım. Müdahale ve hareketimde haklıyım. Eğer buraya haksız gelmişsem, bu haksızlığı meydana getiren sebep ve amilleri düzeltmek de benim vazifemdir!” İste benim anladığım Türk genci ve Türk gençliği!"

M.Kemal Atatürk

Her şeyi açıklıyor.

Buğra Efkarlıoğlu
08-09-2005, 13:26
öncelikle pek az kişinin bildiği ''Mevzu-u bahis VATANSA gerisi TEFERRUATTIR!..'' sözünü burada kullandığı
için Nadir arkadaşıma teşekkür ediyorum.

arkadaşlar burda söylenecek çok söz var.
burada mesut arkadaşım bunları yazıyosa bende aynı hükümetin VATAN topraklarını sattığını söyleyebilirim.(AB istedi ama hiçbir avrupa ülkesinde böyle birşey yok) hatta
istekleri bölücü terör örgütü PKKnın istekleriyle aynı olan ABnin bütün dediklerini yaptıklarını da söylerim.

''TÜRKİYE'yi Filistine çevirmek istiyorlar!'' bu sözler benim değil Kara Kuvvetleri Komutanımızın sözleridir.
herşey ortadadır...

saygı ve sevgilerimle...

Nadir Arslan
08-09-2005, 14:11
hepinizden bi şey rica etmek istiyorum,
3 tür terör olayları ile ilgili açtığımız konular kapatılıyor, siliniyor..
bu yüzden daha sakin, daha sade ve karşılıklı cevaplaşma olmadan görüşlerimizi belirtirsek daha iyi olacaktır...
Hepinize gösterdiği ilgiden dolayı çok teşekkürler....

Şabettin Doğan
08-09-2005, 16:35
avrupa birliğinin her isteği sevr in yan kolu gibi biz hala avrupa birliği diyoruz.avrupa devletlerinin yaptığı istediği hep aynı bizi sömürmek bizi parçalamak.bunu yaparken ya pkk yı kullanıyor ya da avrupa birliğini kullanıyor ama amaç aynı.ama bunu dile getirdiğimiz zaman komplo teorisyeni oluveriyosunuz ne hikmetse.avrupanın bilimi dışında örnek alınacak uygulanacak birşeyi yok..(bilimsel çalışmalarıda müslümanların sayesinde başladılar ama bizleri geride bıraktılar ne yazık ki.)

sakin olmalıyız bu çapulculara ve türkiyedeki temsilcilerine alet olmamalıyız.biz her zaman kardeşçe yaşadık bundan sonra da yaşamaya devam edeceğiz.türkü kürdü çerkezi rum u boşnağı *vs.

Buğra Efkarlıoğlu
08-09-2005, 19:10
yanlış anlamış olabilirim kusura bakmayın.

hükümetin milli hassasiyetler noktasında gösterdiği zaafiyet milli bir refleks olusmasına sebep oldu. Türk Milleti, hükümet tarafindan tahrik ediliyor.
ABnin sayesinde adam yerine konulan teröristler başımıza başka devlet kurmaya çalışıyor! ama TÜRK MİLLETİ buna izin vermeyektir!
Yaşasın büyük Türk milleti, yaşasın büyük Türk milletinin birlikte yaşama azminin çelikleşmiş ifadesi olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti!

Buğra Efkarlıoğlu
08-09-2005, 19:26
yanlış anlamış olabilirim kusura bakmayın.

hükümetin milli hassasiyetler noktasında gösterdiği zaafiyet milli bir refleks olusmasına sebep oldu. Türk Milleti, hükümet tarafindan tahrik ediliyor.
ABnin sayesinde adam yerine konulan teröristler başımıza başka devlet kurmaya çalışıyor! ama TÜRK MİLLETİ buna izin vermeyektir!
Yaşasın büyük Türk milleti, yaşasın büyük Türk milletinin birlikte yaşama azminin çelikleşmiş ifadesi olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti!

Buğra Efkarlıoğlu
08-09-2005, 19:40
ya internet düştüde gönderdim mi göndermedim mi emin olamadım, bi daha gönderdim:)

evet çok hassasım bu konuda, bazen bunları düşününce sıkıntıdan uyku girmiyo gözüme.adamlar dağımızı tepemizi tarlalarımızı arazilerimizi satın almaya başladı ya! filistinde israile toprak sattı adamlar ülke kurdu. Allah korusun inşallah böyle bişey olmaz, zaten Büyük Türk Milleti buna izin vermez.

saygı ve sevgilerimle.

Aydın Delbesoğlu
08-09-2005, 19:48
arkadaşlar öncelikle bu konuya hassasiyet göstermenize çok sevindim.Bu zor günlerde vatana millete bayrağa sahip çıkmalıyız türkiye hiçbir zaman bölünemez bizler Atatürkün bizlere emanet ettiği bu vatana kanımızın son damlasına kadar sahip çıkacağız....

Buğra Efkarlıoğlu
08-09-2005, 21:34
Terör
Son günlerde bölücü terör örgütlerin kanlı eylemleri artarak devam etmektedir. Hemen her gün şehit aileleri kervanına yeni aileler daha katılmakta ve Türk milletinin acıları artmaktadır. Bu gelişmeler gösteriyor ki, ülkemizde güvenlik sorunu hala birinci sırada yer almaktadır.

Hükümetimizin AB'ye yaranmak adına verdiği tavizler, dışa bağımlı politikaları, bölücü örgüt ve yandaşlarının gücüne güç katmıştır. Hükümetimizin AB yolunda attığı adımlar, çıkardığı yasalar ülkemizi parçalanma noktasına getirmiş, ülke güvenliği tehlikeye girmiştir. Bu süreçten güç alan bölücü terör örgütleri, kanlı ve acımasız eylemleriyle adlarını tekrar duyurmayı başarmışlardır.

Terörün küreselleştiği günümüzde; dost ve müttefik bildiğimiz ülkelerin, ülkemize karşı düşmanca davranışları ise gözden kaçmamaktadır. Hala binlerce pkk terör örgüt üyesi Kuzey Irak topraklarında barınmasına rağmen, hükümetimizin bu teröristleri yok etme adına adım atmaması ve bu konuda cesaretli girişimlerde bulunmaması da acı vericidir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, milletiyle bölünmez bir bütündür. Doğrudan üniter yapısına karşı, huzurunu bozacak her oluşuma karşı önlem alacak güçtedir. Geçmişte bunu kararlıkla uygulamış ve varolan terörü yok etme noktasına getirmiştir. Ancak bu hükümet ile terör örgütleri tekrar güç kazanmıştır. Bu ülke uğruna binlerce şehit veren yüce Türk milleti adına burada şunu belirtmek isterim ki; terörü yok edecek güç, ülkemizde mevcuttur. Yeter ki bizleri yönetenler o gücün farkına varıp, dışa bağımlılıktan kurtularak kararlı adımlar atsın. Artık gençlerimizi teröre şehit vermek istemiyoruz. Artık acılı anneler, ocağı sönmüş aileler görmek istemiyoruz. Tüm yetkililerimizi kararlı, cesaretli adımlar atmaya davet ediyorum.
Çünkü başka Türkiye yok…

Nadir Arslan
09-09-2005, 09:12
Salı günü geliyo İnan, gelince çok şaşıracak ama....

Nadir Arslan
09-09-2005, 10:58
aman aib bari sen gitme birde sein özlemeyim çok koyar valla
yok abi ömrümüz vefa yettiği sürece buralardayız
meraklanma ;)

Nadir Arslan
11-09-2005, 12:33
Bingöl’de PKK saldırısı: 2 şehit
Bingöl’de terör saldırısında bir asker şehit oldu, iki asker yaralandı.

Bingöl’ün Genç İlçesi Yeniyazı Jandarma Karakolu’na teröristlerce saldırı düzenlendi. Sabaha karşı 04.30’da düzenlenen saldırıda bir uzman çavuş şehit oldu, iki jandarma eri yaralandı.

Jandarma erler tedavi edilmek üzere Elazığ Askeri Hastanesi’ne kaldırıldı. Bingöl Vali Vekili Fikret Zaman, “Jandarma karakolumuza hain bir saldırı düzenlendi” sözleriyle saldırıyı kınadı.

Saldırının ardından kaçmayı başaran teröristlerin yakalanması için bölgede operasyon başlatıldı. PKK, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır’daki açıklamalarının ardından, 20 Eylül’e kadar saldırılarına ara vereceğini duyurmuştu.

Buğra Efkarlıoğlu
11-09-2005, 12:56
PKK, devletle pazarlık yapmak ve muhatap kabul edilmek için hiç beklemediği bir fırsat yakalamıştır. Silahlı eylemleri geçici bir süre askıya almak konusunda verdiği ültimatom, bu konuda kazandığı cesaretin bir göstergesidir.

Bunun hemen akabinde, kanlı terör örgütünün silahlı dağ kadrosunun yerine, farklı maskelerle faaliyet gösteren şehir kadrosu sahneye çıkmıştır. Silahlı teröristlerin yerini sivil militanlar almıştır.

Etnik bölücülük yapan ve terörü desteklediğini saklamayan sözde yasal siyasi oluşumlar, bölgedeki Belediyeler ve terör patentiyle faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri, bu amaçla geniş bir şer cephesi oluşturmuştur.

Türkiye, çok ağır bir bunalımdan geçmekte ve kan kaybetmektedir. Milli birliğimiz ve kardeşliğimiz bugün çok ciddi bir tehdit altındadır.

Türkiye’nin etnik kutuplaşmalara ve kanlı bir kardeş kavgasına sürüklenmesini amaçlayan hain tahrikler karşısında, Türk Milleti bir bütün olarak ayağa kalkmak zorundadır.
Gün, milli birlik ve dayanışma ruhuyla bir gönül seferberliği başlatmak günüdür. Türk Milleti ortak akıl ve sağduyu ile bu badireyi de atlatacaktır.

Yaşasın büyük Türk milleti, yaşasın büyük Türk milletinin birlikte yaşama azminin çelikleşmiş ifadesi olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti!

Kahrolsun bölücübaşı ve terörist hamileri!

Ne Mutlu Türk'üm diyene!

Nadir Arslan
14-09-2005, 17:22
Hep birlikte batıyoruz


* Cari açık, 7 ayda 15 milyar 30 milyon dolara yükseldi. İktidar, müflis tüccar gibi KİT’leri satmayı başarı sayıyor.

* Nakite sıkışan halk karta yüklenince 133 bin kişi borç batağına düştü. Bankaların kara listesi 800 bin kişiye dayandı.


Borç batağında

AKP iktidarı, ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da resmi kuruluşların açıkladığı rakamlar, devletin ve vatandaşların bırakın borç ödemeyi günlük zorunlu ihtiyaçlarını bile yeni borç alarak karşıladığını gösteriyor.

Cari açığın ilk 7 ayda 15 milyar doları da aştığı bir dönemde iktidar, “Tüpraş’ı 4 milyar dolara sattık. Bu rakamlar, ekonomiye duyulan güveni gösteriyor” diye övünüyor. Oysa 15 milyar dolarlık cari açığa karşılık 4 milyar dolarlık gelir hiçbir yaraya merhem olmuyor.


KAPIŞILIYOR

Yıl sonuna kadar Erdemir, THY, Milli Piyango gibi kamu kuruluşlarını satma planları yapan iktidarın bu kuruluşları elden çıkardıktan sonra oluşacak cari açığı kapatmak için neleri satacağını kamuoyu şimdiden tartışmaya başladı. Bu tartışmalar sırasında akla gelen ilk satış listesinde elektrik ve doğalgaz dağıtım hatları, otoyollar, boğaz köprüleri, paralı geçiş hakları, devletin elindeki, bor, taşkömürü, linyit, demir ve bakır madeni ocakları olarak sıralanıyor.


FAİZE YETMİYOR

Borcu borçla kapatma ve nakit para ihtiyacını karşılama niyetiyle elindeki kamu kuruluşlarını 2-3 yıllık kârları karşılığında yabancı şirketlere satan AKP, elde ettiği küçük miktardaki gelirlerle ancak günlük harcamaları zarzor karşılayabiliyor.

Başta eğitim ve sağlık olmak üzere kamu yatırımları bile neredeyse durdu. Halktan alınan vergiler de ancak borç faizlerini ödemeye yetiyor. Faizler kağıt üzerinde yüzde 8’e indiği halde Hazine, piyasalardan halâ yüzde 17 faizle borçlanabiliyor.

Aradaki yüzde 9’luk faiz farkı ise, piyasaların AKP iktidarına karşı risk faturası olarak yorumlanıyor.

Kartzedeler ordusu

AKP iktidarının son üç yıldır uyguladığı ekonomi politikaları sonucu Türkiye, devletiyle ve halkıyla borç batağına saplandı. Türk Devleti’nin son üç yılda iç ve dış borç toplamı birkaç kat artarken özellikle dar gelirli vatandaşların durumu da devletten farklı değil. Mutfak yangınını söndürmekten umudunu tamamen kesen dargelirli halk, artık günü kurtarmanın telaşına düştü. Geçen yıl harcamaları için kredi kartına sarılan birçok kartzede bugün kredi kartı borçlarını biraz olsun ertelemek için kredi kartından para çekiyor.

LİSTE KABARDI

Bu da vatandaşları borç batağına iyice gömüyor. Bankalarda şu anda 800 bin kişi borcunu ödeyemediği için Kredi Kartları Merkezi tarafından kara listeye alınmış durumda. 133 bin kişi ise aldığı krediyi hiç ödeyemiyor. Bu son gelişmeler, devletin ve vatandaşın durumunun birbirine olan benzerliğini açıkça ortaya koyuyor. Artık devlet gibi vatandaşlarımız da borcunu borçla ödeme yoluna gidiyor. Bu da devletiyle milletiyle Türkiye’nin hızla bir ekonomik krize doğru sürüklendiğini ortaya koymaya yetiyor.


FAİZLER YÜKSEK

Daha düne kadar Hazine’ye yüzde 80 faizle para satarak gelirlerini katlayan bankalar, faizlerin düşmesiyle yeni yağlı müşteri olarak dargelirli ve çaresiz vatandaşları buldular. Yüzde 20 faizlerle topladıkları vatandaş mevduatlarını kredi kartı, ev ve otomobil kredisi olarak yine ihtiyaç sahibi vatandaşlara çok yüksek faizlerle satıyorlar.

Hiçbir soru sormadan ve hiçbir teminat istemeden dağıtılan kredi kartları vatandaşları tüketime özendirirken, uzun vadeli konut kredileri de aynı tuzağın farklı bir uygulaması olarak gerçekleştiriliyor.


Cari açık, 1 yılda 2’ye katladı

Merkez Bankası’nın Ocak-Temmuz dönemi verilerine göre, cari açık geçen yıla oranla yüzde 97.2 arttı. Buna göre, geçen yıl Temmuz’da 759 milyon dolar olan cari açık, bu yılın aynı ayında 1 milyar 497 milyon dolara yükseldi. Bu yılın 7 aylık döneminde ise cari işlemler açığı, yüzde 40.2 artarak 15 milyar 30 milyon dolar oldu. Geçen yılın Ocak-Temmuz döneminde cari açık, 10 milyar 718 milyon dolar seviyesindeydi. Temmuz ayı dış ticaret açığı da geçen yılın aynı ayına göre yüzde 49.8 artarak 3 milyar 271 milyon dolara yükseldi.


Batık kredi 1 katrilyonu geçti

ATO Başkanı Sinan Aygün, “Kart sahibi 133 bin kişi borcunu ödeyemez duruma düşmüşse, bankaların kara listesi 800 bin kişiye dayanmışsa, vatandaş kart başına 550, kişi başına 738 dolar borçlu duruma gelmişse, lamıcimi yok bu kredi kartları krizidir” dedi. Geçen yılın aynı döneminde 420 trilyon olan tasfiye olacak kredi kartları borçlarının Temmuz ayı sonu itibarıyla 1 katrilyon liraya yükseldiğine dikkat çeken Aygün, sorunlu kredi kartı borçlarının aynı döneme göre yüzde 147 arttığını ifade etti. Geçen yıl sonu itibariyle sorunlu kredi kartları borçları 417 trilyon lira olmuştu.

Nadir Arslan
14-09-2005, 17:29
Yukarıdaki açık ve net tablo ister AB deyin ister AT deyin,
onun eseri değil mi arkadaşlar?

Muzaffer Eken
14-09-2005, 17:34
haklsıın nadir

İlker Kökdemir
14-09-2005, 23:54
.................Allah Türkü Korusun...........

Nadir Arslan
15-09-2005, 09:12
Acaba alıntı nereden.. Nadir bizi bilgilendirirsen seviniriz.
Kırpma yaptım ordan burdan
:D ;)

Nadir Arslan
16-09-2005, 10:01
inan çok üzüldüm...
rezaletin daniskası budur işte...

İlker Kökdemir
19-09-2005, 17:47
Bizdemi Gazete Çıkarsak Ne Yapsak?

.............ALLAH TÜRKÜ KORUSUN........

Muzaffer Eken
19-09-2005, 21:30
amin

Buğra Efkarlıoğlu
20-09-2005, 11:31
azınlıkmış!
Türk toprağında yaşıyorsun,Türk Devletinin verdiği imkanlardan yararlanıyorsun, Türkçe düşünüp Türkçe konuşuyosun, Türk okulunda Türkçe eğitim görüyorsun sonra da çıkmış Türk olmadığını söylüyorsun o zaman Türkiyem'den defol!

Nadir Arslan
20-09-2005, 11:41
selam arkadaşlar
uzun bi aradır yoktum
ve de konulara bişeyler yazamamanın üzüntüsü içindeydim...
yazılanları da takip edemedim ama şunu kimse unutmasın...
burası TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİDİR....
hiç bir kimsenin, kurumun, grubun malı değildir...
gücünü ve kudretini yüce TÜRK milletinin kendi benliğinden alır
ve Atamızın dediği gibi de ilelebet
PAYİDAR KALACAKTIR....

Nadir Arslan
22-09-2005, 11:09
milli sporculuk bilincine sahip olmayan insanların milli takıma alınması başında yapılan en büyük hata...
Layık olmayanı almayacaksın...
Alırsan da sonuçlarına katlanacaksın o zaman...

Muzaffer Eken
28-09-2005, 12:01
geçmişteki tecrübelerinden olsa gerek nihan :-)

Şabettin Doğan
30-09-2005, 13:18
avrupa birliği istemeye devam ediyor biz vermeye devam edecek miyiz? yeter artık

ülkeyi biz yönetelim sizide avrupa birliğine alalım diyecekler nerdeyse.

buna bir dur denmeli artık

Nadir Arslan
02-10-2005, 16:59
takdire sayan bir baslik..
gundemin kalbi burada atiyör..
;) birilerinin bunun farkına varması ne kadar güzel...
teşekkürler....

Nadir Arslan
04-10-2005, 13:04
bu birileri benmi oluyorum kaptan
ben her zaman farkindayim
ilgiyle izliyorum
Kastettiğim konuya cevap yazan arkadaşların sayısının gün geçtikçe artması ve bunun öneminin açıkça vurgulanmasıydı.

Şabettin Doğan
04-10-2005, 16:54
Bir gazetecinin bugüne kadar ısrarla yazdıkları, ısrarla savunduğu görüşlerin tümüyle doğru çıkması sonrasında ‘ben dememiş miydim’ demesi yakışıksızdır. Belki de ayıptır. Ancak ben bugün bir kez daha sizlerin önünde bu yakışıksız (!) davranışta bulunacağım, ayıp edeceğim!

Burada iddialı olarak bir kez daha vurguluyorum. Yıllardan beri şu görüşü savundum:

Bunlar bizi aralarına hiçbir zaman almayacaklar. Bizi kullanacaklar, küçük düşürecekler, bizimle oyun oynayacaklar ve 15-20 yıl sonra reddedecekler.

Müzakerelerin başlaması (eğer başlarsa) hiç önemli değil. Türkiye Cumhuriyeti’nin başına daha nice çoraplar örecekler. Henüz işin başındayız ve kaç gündür yaşadıklarımızı gördünüz.

Şu anda AB’nin 25 üyesi var. Hangisini kapılarında böyle süründürdüler? Hangisini böyle aşağıladılar?

Ama kabahat onlarda değil. Kabahatin tümü bizi yönetenlerde. Siz bunların peşinden böyle koşarsanız, teslim bayrağını böyle çekerseniz, bunca ödün verirseniz, el kapılarında yalvarıp yakarırsanız, olacağı işte budur.

Sizin Ankara’dan gönderdiğiniz tehdit mesajları onları ilgilendirmez.

***

Kaç günden beri bize yaşatılan şu aldatmacaya bakın! Sanki AB’nin 24 üyesi bizden yana da, bir tek Avusturya karşı! Oysa hiç ilgisi yok. Kendi aralarında işbölümü yaptılar. Ötekiler açık oynamıyor, karşımızda kötü polis rolünde sadece Avusturya’yı buluyoruz. İyi polis rolünü İngiltere üstlenmiş!

Bizimkilerin güvendiği dağlara kar yağdı! Öteki iyi polisler ortalıktan toz oldu, ses veremedi! Nerede bizim Başbakan’ın ‘sevgili dostu’, her fırsatta sarmaş dolaş olduğu, öpüşüp koklaştığı İtalya Başbakanı? Nerede Almanya? Nerede bizi pohpohlayan ötekiler? Ağızlarını hiç açtılar mı?

Bizimkiler ise Ankara’dan esip gürlüyor:

‘İsteklerimiz kabul edilmezse masaya gitmeyiz haaa! Geri adım atmayız!.. Duruşumuzu aynen koruyacağız!.. Vereceğimizi verdik, yeni bir şey isterlerse yokuz...’

Nereye gitmezsiniz? Her yere, hem de koşa koşa gidersiniz. Hangi geri adımı atmazsınız? Bugüne kadar AB’nin karşısında bir tek ileri adım atabildiniz mi? Hangi duruşu korursunuz? Ortada duruş mu kaldı?

***

Bizler bu konuları yazarken, Türkiye’yi yönetenleri burada yüzlerce kez uyarırken, ‘Yapmayın, bu kadar ödün vermeyin, bunların karşısında böyle alttan almayın’ diye neredeyse yalvarırken, umurlarında bile değildi. Başımıza geleceği bizler biliyorduk. Onlar da tahmin ediyor ve korkuyordu ama renk vermiyordu.

Şimdi korktukları başlarına geldi, her şey açığa çıktı.

Müzakereler başlasa bile, canımızı her gün yakacaklar. Karşımıza her seferinde karşılanması mümkün olmayan isteklerle gelecekler.

Ermeni soykırımını kabul et, Kıbrıs Rum Kesimi’ni tanı, askerlerini geri çek, Rum Patriği’nin ekümenik olduğunu kabul et, azınlık vakıflarına istediklerini ver...

Güneydoğu ve Kürt sorunu işin cabası.

Şabettin Doğan
04-10-2005, 16:59
Bu işin sonu yok sevgili okuyucularım.

Ama göreceksiniz, tüm acı koşullara rağmen bizimkiler müzakere masasına oturmayı kabul ederse, birileri -işin birkaç adım sonrasını düşünmeden ve aynen 17 Aralık sonrasında olduğu gibi- TÜRKİYE DE YENİDEN BAYRAM İLAN EDECEK. ‘ZAFER ÇIĞLIKLARI ATILACAK BEKLEYİN AZ KALDI!!

Bir ülkenin başka ülkeler karşısında böylesine küçülmesinin, onlara yalvarmasının zaferi!

Henüz işin en başındayız ve olanları hep birlikte gördünüz.

Böyle bir hadiseyi, değil Cumhuriyet döneminde, Osmanlı’nın çöküş döneminde bile yaşamadık.

***

Yazımı Mustafa Kemal Paşa’nın taaa 1922 yılında, 6 Mart günü yaptığı bir konuşmayla bitiriyorum. Belki bazı aymazlara ders olur:

‘....Vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi.

Halbuki, hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin?

Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir.’

Ne yazık ki şimdi kaydediyor!

hürriyet emin çölaşan

Ramazan Büyük
04-10-2005, 20:33
Şimdi Emin Çölaşan yazıyı yazdığında Avusturya ikna edilmemişti. Şu anda müzakereler başladı. Ben Çölaşan'ı beğenmiyorum. Yıllarca AB AB diye hedef koyuldu. Şimdi yanına gelince yok arkadaş boşverin AB'yi oldu. Ya biraz mantıklı düşünelim AB'ye öyle de böyle de gireceğiz. Bu kadar adam ne vatan haini ne de bizden daha az bilgili ahmak değiller. Bu bizim bir kısım aydın görünümlü solcu ve şeriatcı kesimin yaptığı iş bir kızın peşinden koşup ona ulaşınca kıymetinin bitip başka kızlara yönelmeye benziyor. Yok arkadaş biz kim AB kim dönemleri geride kaldı. Şimdi girmeyelim ya girip de ne yapacaz oldu. Kardeş AB'ye girince ülkeni elinden almayacaklar herhalde. Sen de ahmak olmayıver. Masaya oturduğunda önceliklerini söyle masabaşında gol yeme. Zorla gırtlağına sarılmıyorlar ya.

Şabettin Doğan
05-10-2005, 00:50
Garbın Afakını Sarmışsa Çelik Zırhlı Duvar
Avrupa Birliği, bir yıl önce verdiği sözü yine tutmadı!..
17 Aralık''ta(2004) toplanan AB Liderler Zirvesi öncesi yine "nevrotik krizler" yaşanmış, sonunda sözde tatlıya bağlanmıştı.
Sonuç neydi?.. Bir "Pirus Zaferi." Yani, kazanmış görünenin bile kaybettiği bir savaş.. Türkiye, AB''den ancak "gün" alabilmişti!.

O GÜN DÜNDÜ!..

O gün dündü.
Geçen yıl sonundan 3 Ekim''e kadar geçen sürede, AKP Hükümeti ve "kayıtsız, şartsız AB''ciler", "AB''ye giriyoruz, engel kalmadı" kandırmacaları ile koskoca Türkiye''yi oyalamıştı. Oyalamakla kalmamış, bu "havucun peşinde" her türlü tavizi vermişlerdi. Toplumu uyandırmak için her türlü riski göze alarak bağıranları ise, "paranoya" ile suçlamışlardı. "Psikolojik savaşın" her yöntemini kendi ülkesine karşı kullananların bugün geldiği nokta, ibret verici bir durum.

Sözde "medeniyet projesinin" temsilcisi Avrupa ülkeleri, "alavere-dalavere" ile yine sözlerinde durmadılar; "iyi polis-kötü polis" oyunu ile Avusturya''yı piyon ve tetikçi olarak öne sürdüler ve arkadan kıs kıs güldüler.

Ne diyor Daily Telegraph Gazetesi?.. "Türkler masumca inandılar!.."

Dün saat 18.00''de yapılması gereken tören iptal edildi. Bundan sonra, 3 Ekim olmadı, 4 Ekim verelim; 4 Ekim olmadı, 14 Ekim olsun, vs. diyebilirler. Sonuçta bunların hepsi kandırmaca.

Sen tam bir yıl önce, seneye 3 Ekim''de müzakerelere başlayacağız, demişsin. Daha neyi tartışıyorsun, ne toplantısı yapıyorsun, gece yarıları ne konuşuyorsun?.. Bugün, gel konuşalım desen bile ne yazar?.. Niçin verdiğin sözü tutmuyorsun?..


AYDIN SEFALETİ

Şimdi büyük yenilgi sonrası(aslında daha büyükleri de gelecek, eğer ulusalcıları geçebilirlerse!..) bazı sözde aydınların "ulusal söylemlere" sarıldıklarını görüyoruz. Bunların hiçbirine, herhalde hiçbirimiz güvenmeyeceğiz.
Toplumun aydınlara inanmamakta ne kadar haklı olduğu bir kez daha bu yolla görüldü. Ceviz Kabuğu''nda Attila İlhan ne demişti: "Türk aydını Batı''nın manevi ajanıdır!.."
Şimdi bu Batı hayranları, manevra peşindeler. Son bir yıl boyunca söyledikleri yalanlardan sonra, bu kez de, ama kesinlikle yeni bir gelişme olana kadar, bu taraftan görünecekler. Sonra da, yine o tarafın borazanı olacaklar. Ne hazin bir durum.. Tam bir aydın sefaleti..


"GARBIN AFAKINI SARMIŞSA ÇELİK ZIRHLI DUVAR"

Şimdi sözü, "gerçek bir aydın" olan İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy''a bırakmak gerekir. O günkü gerçekleri gördüğü gibi, onlarca yıl sonrasını da gören gerçek aydınımız, Ersoy''un sözlerini, İstiklal Marşımızı hatırlamanın tam zamanı.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
''Medeniyet!'' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk''ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

NOT: Sizler bu yazıyı okurken, durum değişmiş gibi olsa da, sonuç ve AB''nin tavrı aynıdır(HC).

hulki cevizoğlu

Nadir Arslan
05-10-2005, 16:02
Garbın Afakını Sarmışsa Çelik Zırhlı Duvar
Avrupa Birliği, bir yıl önce verdiği sözü yine tutmadı!..
17 Aralık''ta(2004) toplanan AB Liderler Zirvesi öncesi yine "nevrotik krizler" yaşanmış, sonunda sözde tatlıya bağlanmıştı.
Sonuç neydi?.. Bir "Pirus Zaferi." Yani, kazanmış görünenin bile kaybettiği bir savaş.. Türkiye, AB''den ancak "gün" alabilmişti!.

O GÜN DÜNDÜ!..

O gün dündü.
Geçen yıl sonundan 3 Ekim''e kadar geçen sürede, AKP Hükümeti ve "kayıtsız, şartsız AB''ciler", "AB''ye giriyoruz, engel kalmadı" kandırmacaları ile koskoca Türkiye''yi oyalamıştı. Oyalamakla kalmamış, bu "havucun peşinde" her türlü tavizi vermişlerdi. Toplumu uyandırmak için her türlü riski göze alarak bağıranları ise, "paranoya" ile suçlamışlardı. "Psikolojik savaşın" her yöntemini kendi ülkesine karşı kullananların bugün geldiği nokta, ibret verici bir durum.

Sözde "medeniyet projesinin" temsilcisi Avrupa ülkeleri, "alavere-dalavere" ile yine sözlerinde durmadılar; "iyi polis-kötü polis" oyunu ile Avusturya''yı piyon ve tetikçi olarak öne sürdüler ve arkadan kıs kıs güldüler.

Ne diyor Daily Telegraph Gazetesi?.. "Türkler masumca inandılar!.."

Dün saat 18.00''de yapılması gereken tören iptal edildi. Bundan sonra, 3 Ekim olmadı, 4 Ekim verelim; 4 Ekim olmadı, 14 Ekim olsun, vs. diyebilirler. Sonuçta bunların hepsi kandırmaca.

Sen tam bir yıl önce, seneye 3 Ekim''de müzakerelere başlayacağız, demişsin. Daha neyi tartışıyorsun, ne toplantısı yapıyorsun, gece yarıları ne konuşuyorsun?.. Bugün, gel konuşalım desen bile ne yazar?.. Niçin verdiğin sözü tutmuyorsun?..


AYDIN SEFALETİ

Şimdi büyük yenilgi sonrası(aslında daha büyükleri de gelecek, eğer ulusalcıları geçebilirlerse!..) bazı sözde aydınların "ulusal söylemlere" sarıldıklarını görüyoruz. Bunların hiçbirine, herhalde hiçbirimiz güvenmeyeceğiz.
Toplumun aydınlara inanmamakta ne kadar haklı olduğu bir kez daha bu yolla görüldü. Ceviz Kabuğu''nda Attila İlhan ne demişti: "Türk aydını Batı''nın manevi ajanıdır!.."
Şimdi bu Batı hayranları, manevra peşindeler. Son bir yıl boyunca söyledikleri yalanlardan sonra, bu kez de, ama kesinlikle yeni bir gelişme olana kadar, bu taraftan görünecekler. Sonra da, yine o tarafın borazanı olacaklar. Ne hazin bir durum.. Tam bir aydın sefaleti..


"GARBIN AFAKINI SARMIŞSA ÇELİK ZIRHLI DUVAR"

Şimdi sözü, "gerçek bir aydın" olan İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy''a bırakmak gerekir. O günkü gerçekleri gördüğü gibi, onlarca yıl sonrasını da gören gerçek aydınımız, Ersoy''un sözlerini, İstiklal Marşımızı hatırlamanın tam zamanı.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
''Medeniyet!'' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk''ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

NOT: Sizler bu yazıyı okurken, durum değişmiş gibi olsa da, sonuç ve AB''nin tavrı aynıdır(HC).

hulki cevizoğlu
tam bunu yazmak için girdim
sen yazmışsın
TEŞEKKÜRLER.....

Şabettin Doğan
06-10-2005, 12:17
tam bunu yazmak için girdim
sen yazmışsın
TEŞEKKÜRLER.....



bişey değil arkadaşım ;) ;)

Nadir Arslan
08-10-2005, 22:45
şak şakçı basınımızda bir iki istisna dışında tüm gazeteler yine yaptı yapacağını be..
utanmazlar...

Yiğit Arın
10-10-2005, 17:50
Ne var bunda?

Yiğit Arın
10-10-2005, 19:49
Konuyu pek takip edemediğim için emin değilim ama ironi yapıyorsan amacını anlayamıyorum. Herkeste öyle bir kanı oluşmuş ki sanki AB bizi güle oynaya, hiçbir beklentisi olmadan, hatta gerekirse kuş gribi riski olmasına rağmen kuşlarını ithal ede ede almalı...

Her uç görüşten insanı birlik olmuş, en ufak bir olayda, açıklamada, gelişmede kahrolsun AB, defolun, cart curt. Bu iş bu kadar kolay mı? Bu kadar genç insan kendini onların yerine koymayı düşünemiyor mu? Almayı düşündüğün ülke Türkiye. 10 yıl sonrasının birliğin en kalabalık ülkesi olacak. Kültürü, alışkanlıkları her şeyi tamamiyle farklı. Ama yüzünü Avrupa'ya dönmüş henüz gelişmekte olan bi ülke. Kendi içinde de hiçbir ülkede olmayan bir yapısı olan bi ülke. Tabii ki onlarca kriter koyacaklar. Kendilerini garanti altına almak isteyecekler, sonuçta çok büyük bir sorumluluk bu. Hele Avrupa'daki gurbetçilerimizin oluşturduğu Türk imajını düşünürsek...

Bu alemde kimse kimseye düşman olmaz. Herkes kendi çıkarına bakar. Çıkar çatışmasında en avantajlı olan taraf olmak ister. Şu anda olan da odur. Türkiye'nin AB'ye girmesi avantajınaysa mırın kırın etmeden tüm koşulları zorlaması gerekir. Sonuçta Türkiye nerden bakarsan bak AB için reddedilemez bir ülke, ama onlar da ne koparabilirsem kar düşüncesinde haklı olarak. Siyaset böyle birşey. Ben oynamıyorum deyip çekip gitmek yok. Çalışmak, akıllı olmak gerek. Altına imza atılmış anlaşmalar var. Kimse kafasına göre konuşamaz, Türkiye'nin gelecekteki tam üyeliğine karar verildi, bunun dönüşü yok. Ki şu günlerdeki -şaşırtıcı şekilde- olumlu gelişmeleri de takip ediyoruz.

İroni değilse haklısın. Ama bu yazı da bu konuda dursun şöyle.

Ömer Birdal
10-10-2005, 20:58
nedense bizde sürekli iki uç kutup düşünce ortaya çıkıyo bu avrupa meselesinde..halbuki mantıklı düşündüğümüzde, bazı gerçekleri rahatlıkla farkedebiliriz.. mesela, serbest dolaşımla ilgili çokça şey söylendi durdu.. bizi 2. sınıf sayıyolar, bizi adam yerine koymuyolar vs.vs. türü birçok şey söylendi.. üstte yiğit in de değindiği gibi, gurbetçilerin hakkımızda oluşturduğu TÜRK imajı, çoğu avrupa vatandaşını ve dolayısıyla yönetimlerini tedirgin ediyor, kaldı ki zaten çok iyi takip ediliyoruz, izleniyoruz, en ufak ayrıntımıza kadar bilgilerimize hakim oldukları için, neyin ne olduğunu biliyolar ve de ona göre hareket ediyolar.. ülkenin nüfusu ve işzislik oranı da göz önüne alınırsa, serbest dolaşıma henüz hazır olmadığımızı söyleyebiliriz..
konuşmak için şuan için erken bence çünkü çoğu şey hala görüşülüyor ve zamanla bazı şeyler anlaşılacak.. üzerimize düşenleri ülke olarak eksiksiz (yaptıklarımızın avrupa nın gözüne girmek için değil de , kendi refahımız için olduğunun bilincine vararak) yaparsak, olaylara tek taraflı, "at gözlüğüyle " değil de aklı selim, bilinçli ve düşünerek bakarsak gerçeklerin daha rahat farkına varacağız ve daha rahat fikirlerimizi beyan edeceğiz.. söylencek çok şey var, bekleyip göreceğiz..

Nadir Arslan
11-10-2005, 09:51
Yigit,
Merak etme durur boyle senin yazdigin..
Bu konuda yazilanlar genelde kopyala yapistirdan ibaret.
kopyala yapıştır olmayan konuları da gördük hala da görüyoruz...

Şabettin Doğan
11-10-2005, 10:13
evet rum kesiminin ve sözde ermeni soykırımının tanınmasının istenmesi tamamen avrupayla birleşmemiz için istenmiş masumane istekler.

terör örgütlerine karşı demokratik olmamızın istenmesi ama avrupa ülkelerinde asla böyle olmaması.türkiye ye gelen avrupalı yetkilelerin önce diyarbakıra gitmeleri.
sokak ortasında izinsiz eylem yapanları etkisiz hale getirmek sadece avrupa ülkelerinin yapacağı şeyler biz yapınca insan hakları devreye giriyor ne hikmetse.

azınlık vakıfları olayının devamlı kaşınıyor olması sadece avrupayla olan bağlarımızın güçlenmesi için.

ve en önemlisi ilk buldukları fırsatta bizim üstümüze saldırmış (kurtuluş savaşı) olan avrupa devletleri şimdi bize dost olacak hee ben bu masala inanmıyorum....

Nadir Arslan
11-10-2005, 10:44
PALAVRA PALAVRA PALAVRA
diye çok güzel bir şarkımız var arkadaşlar çoğunuz bilirsiniz di mi?...

Nadir Arslan
11-10-2005, 14:40
kopyala nihancım kopyala...
eline sağlık

Nadir Arslan
11-10-2005, 16:34
göstersene bi tane
kantin disinda ama, benim cok fazla ayiracak zamanim yok kantine
dikkatini çekerim ki konumuzun bulunduğu kategori kantin
ve sen de kantine ayıracak vaktim yok diyorsun.
bilemiyorum artık.....

Nadir Arslan
13-10-2005, 10:47
bu zihniyetle nereye gidilir bilemem ama yine bir kopyala haber
yorumunu yapsın kantin bölümüne fazlaca vakit ayırabilen arkadaşlar..

NOBEL'DE KARAR ANI BUGÜN... EDEBİYAT ÖDÜLÜ 14'TE AÇIKLANIYOR *
Orhan Pamuk da aday *
Nobel Edebiyat Ödülü adayları saklı tutuluyor. İsveç medyası, bugün Türkiye saatiyle 14.00'te açıklanması beklenen Nobel Edebiyat Ödülü'nün en şanslı adayları arasında Orhan Pamuk'un da bulunduğunu yazdı. Ancak bir bahis sitesi Adonis olarak bilinen Suriyeli şair Ali Ahmed Said'e 1'e 2.75 verirken, Pamuk'a 1'e 15 veriyor. *


Sır gibi saklanıyor
Nobel Edebiyat Ödülü'nü verecek İsveç Akademisi üyeleri, adayları sır gibi saklasa da, İsveç gazeteleri ile bahis siteleri birkaç isim üzerinde yoğunlaştı.
Ülkenin saygın gazetelerinden Dagens Nyheter, Akademi'nin Pamuk'a ödül vereceğini öne sürdü.

Kim ne veriyor?
Diğer gazetelerde ise Said, Koreli şair Ko Un, Kanadalı Margaret Atwood, İsveçli şair Tomas Transtromer, Danimarkalı şair Inger Christiansen, ABD'li Philip Roth ve Joyce Carol Oates'in şanslı adaylar olduğu belirtildi.
İnternet bahis sitesi Ladbrokes ise ödülü Adonis'in alması durumunda 1'e 2.75 verecek. Site, Oates için 1'e 8, Transtromer için 1'e 10, Çek yazar Milan Kundera için 1'e 13, Pamuk için ise 1'e 15 veriyor.
İngiliz şair ve yazar Harold Pinter'a oynayanlara 1'e 21, Christensen'e 1'e 34 veren sitede, Finlandiyalı şair ve yazar Eeva Kilpi'ye para yatıranlar, ödülü Kilpi'nin alması durumunda 1'e 101 kazanacak.

Nadir Arslan
14-10-2005, 10:14
BUNLARIN HEPSİ AB'YE KARŞI


Kopenhag kriterleri ‘kuş gribi’nde sökmedi. Hükümet ilk kez, “salgın kapıda” diyen Avrupa’ya rest çekti.


AB Komisyonu, Türkiye’de kümes hayvanlarında tespit edilen kuş gribinin, insanlar için ölümcül olan H5N1 tipi olduğunu açıkladı. Dünya genelinde bir salgınının beklendiğini de vurgulayan Komisyon, birliğin olası salgına hazırlıklı olması gerektiğini ve anti-viral ilaçlar depolaması gerektiğini kaydetti.

SaĞlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Turan Buzgan, Avrupa Komisyonu'nu önemsemedi. Ek tedbir almaya ve panik yapmaya gerek olmadığını söyledi. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker ise, kuş gribi konusunda gerektiği takdirde AB’den uzmanların Türkiye'ye geleceğini bildirdi.

Nadir Arslan
17-10-2005, 10:03
kimse evinin altından veya dibinden ne geçtiğini veya geçebileceğini bilmiyor... asıl sıkıntı byarada aslında...
herkes "banane canım" çerçevesiyla bakıyor...

Nadir Arslan
17-10-2005, 11:00
Ege Denizi’nde deprem
Merkez üssü Ege Denizi olan 5,7 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremde ölen ya da yaralanan olmadı.


AA
Güncelleme: 10:31 17 Ekim 2005 PazartesiİZMİR - Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü’nden alınan bilgiye göre, merkez üssü Ege Denizi olan depremin büyüklüğü 5.7 olarak ölçüldü.

Nadir Arslan
19-10-2005, 09:48
AİHM’de Türkiye aleyhine karar
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye aleyhine açılan iki ayrı davayı karara bağladı.




AA
Güncelleme: 21:39 18 Ekim 2005 SalıSTRASBOURG - İsmail Akdoğdu isimli vatandaşın 1999 yılında yaptığı şikayet başvurusunu değerlendiren AİHM, “Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) kötü muamelenin yasaklanmasıyla ilgili 3. maddesini ihlal ettiğine” hükmetti.

AİHM, bununla birlikte, AİHS’nin yaşam hakkıyla ilgili 2. maddesinin ihlal edildiği gerekçesiyle yapılan şikayeti kabul etmedi.

Yasadışı bir örgüte üye olduğu gerekçesiyle 1997 yılında polis tarafından gözaltına alınan başvuru sahibinin oğlu Burhanettin Akdoğdu, hücresinde kendisini asarak intihar etmişti.

Türkiye, AİHM kararı gereği, Burhanettin Akdoğdu’nun varislerine, mahkeme masrafları da içinde olmak üzere toplam 10 bin 350 avro maddi tazminat ödeyecek.


TAZMİNAT BEDELİNİN GECİKMESİ
Yılmaz Tütüncü, Mehmet Eneze ve Nihat Yılmaz isimli vatandaşların yaptıkları başvuruyu da değerlendiren AİHM, “Türkiye’nin AİHS’nin 1. protokolünün 1. maddesini ihlal ettiği” görüşüne vardı.

Şikayet başvurusunda bulunanlar, Diyarbakır Belediyesi’nden 1999 yılında işten çıkartılmalarının ardından, hakları olan tazminat bedellerinin kendilerine ödenmemesinden dolayı mağdur olduklarını ileri sürmüşlerdi.

AİHM, şikayet başvurusunda bulunanların, kendilerine tanınan zaman içinde tazminat talebinde bulunmadıkları gerekçesiyle Türkiye’nin para cezası ödemesine gerek görmedi.

Nadir Arslan
19-10-2005, 13:06
maalesef ha mak iddaa edemezsin..
ama şansızmızı deneyebiliriz neden olmasın ki

Nadir Arslan
19-10-2005, 13:13
bizden sonrakilerin durumu daha da vahim....
bak yepyeni bi sistem gelmiş...
bizler de bilmiyoz neyin nasıl olacağını...
Allah yardımcıları olsun...

Nadir Arslan
19-10-2005, 13:47
değişim aslında bir gereksinim ihtiyaç olduğu için zamanında ve yetrerli yapılmazsa hep insanların başına bela oluyor...

Nadir Arslan
21-10-2005, 10:09
Isyan bayrağını cekti


Rum papaz, İstanbul’daki ihanet konferansında kendini Ekümenik ilan etti ve ekledi: Patriklik makamı her konuyu tartışmaya hazırdır.


RUMCA KONUŞTU

Papz, Hilton Oteli’nde düzenlenen sözde konferansta Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yasalarını tanımadığını resmen ilan etti! Türkçe bilmesine rağmen Rumca konuşan Papaz, “Ekümenik patrikhane, binlerce yıl önce kurulmuştur. Ekümenik patriklik makamı her şeyi tartışmaya hazırdır’’ dedi.

GÖZDAĞI VERDİ

Dua ederek başladığı konuşmasında Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını isterken emredici ifadeler kullanan papaz, “Türkiye’de daha AB müktesebatını uygulama konusunda yapılacak epey şey bulunmaktadır” sözüyle diğer isteklerinin gerçekleştirilmesi konusunda gözdağı vermeyi de ihmal etmedi. Fener sakini, konuşmasını “Amin” diyerek bitirdi.

Konferansa katılan AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli, Papaz’a cevap veremedi. Dişli, gazetecilerin Ekümeniklik’le ilgili ısrarlı soruları karşısında, “Kullanmaması lazımdı’’ dedi.

Fener Rum Patrikhanesi Patriği Bartholomeos, Hilton Oteli’nde düzenlenen sözde konferansta, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yasalarını tanımadığı resmen ilan etti! Türkçe bilmesine rağmen Rumca konuşan Papaz, “Ekümenik patrikhane, binlerce yıl önce kurulmuştur. Ekümenik patriklik makamı her şeyi tartışmaya hazırdır” dedi.
Bartholomeos’un dua ederek başladığı konuşmasında, Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını isterken kullandığı emredici ifadeler dikkat çekti. Rum papaz, “Türkiye’de daha AB müktesebatını uygulama konusunda yapılacak epey şey bulunmaktadır” dedi. Hukuki bir kişiliklerinin olması gerektiğini dile getiren Bartholomeos, şunları söyledi:


“SELEFLERİM KULLANDI”

“Gayrimenkul edinme hakkımız yok. Ekümenik sıfatını da kullanmıyoruz. Bazı kesimlerin ekümenik sıfatına alerjisi var. Daha önceki patrikler ekümenik unvanını kullandılar. Ben seleflerimin devam ettirdiği geleneğin temsilcisiyim. Biz, Hıristiyan olduğumuz için ayrımcılığa maruz kalmak istemeyiz. Aslında oy veriyoruz, haklarımız var. Ama hükümetimizle böyle bir diyalog yok. Gayrimenkul varlığımızın büyük kısmını, hatta kimsesiz çocukların barındığı gayrimenkulümüzü kaybettik. Bu konu, AİHM’e de gitti.” AP Hıristiyan Demokratlar-Avrupa Demokratları Grubu Başkanı Hans-Gert Poettering ise konuşmasına, “Bugün burada ekümenik patriğin davetlisi olarak bulunmaktan mutluluk duyuyorum” diye başladı.

Nadir Arslan
24-10-2005, 12:18
inanmak gerçekten de güç ya....

Nadir Arslan
26-10-2005, 13:24
yorumsuz...

Nadir Arslan
27-10-2005, 10:44
Allah hepsinin belasını versin...
İnsan olduğunu savunan İnsan Hakları Yöneticileri nerelerde peki
bilmem kimlerin burnundan kıl adırmamayı iyi biliyolar da bu çocukların kafaları kırılırken nerelerdeler??*

Nadir Arslan
28-10-2005, 14:57
en büyük eksiğimizin mezun olan doktoru hemen göreve göndermek...
deneyimlerime de dayanarak söyleyebilirim ki büyük sorunlar yaşanıyo Türkiye'nin çeşitli yerlerinde..
tecrübe ve deneyim şart....

Nadir Arslan
07-11-2005, 09:48
bunun gibi daha nice örnek verebilirz karşılaştırmaya kalksak ama, neye yarar ki...
herkesin gözünü öyle bi duman bürümüş ki burunlarının ucunu göremiyorlar....

Nadir Arslan
08-11-2005, 09:50
Çağdaş olsun diye yeniden düzenlenen bröveden “Atatürk”ün resmi çıkarıldı!


Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’ün Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini yürüttüğü dönemde tasarlatarak resmi konutunun önüne astırdığı amblemin, birliğin yeni brövesi olması kararlaştırıldı. Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın yeni birlik brövesi, en geç 1 Ocak 2006’ya kadar yurt çapındaki tüm birliklerde kullanılmaya başlanacak.



KKK’nın yeni brövesinde Atatürk yok

Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nca kullanılan birlik brövesi yenilendi. Yeni brövede Atatürk’ün resmine yer verilmedi.

Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nca kullanılan birlik brövesinin yenilenmesi için başlatılan çalışma, bröveden Atatürk resminin çıkarılmasıyla son buldu. Brövenin daha çağdaş ve sade olacak şekilde yeniden düzenlendiği belirtildi. Yeni bröve, 29 Ekim 2005 tarihinden itibaren Ankara garnizonundaki bağlı karargah ve birliklerde kullanıma geçerken, 1 Ocak 2006’ya kadar yurt çapındaki tüm birlikler yeni sembolü kullanmaya başlayacak.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı, birlik brövesinin daha çağdaş ve sade olacak şekilde yeniden tasarlanması amacıyla, 2003 yılında sembol oluşturma proje yarışması düzenlemiş, yarışma sonunda amaca uygun bir eser bulunamamıştı. Yarışmanın ardından yapılan değerlendirmede, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’ün Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini yürüttüğü dönemde tasarlatarak resmi konutunun önüne astırdığı amblemin, birliğin yeni brövesi olması kararlaştırıldı.
http://img391.imageshack.us/img391/804/m10se.jpg

İlker Kökdemir
08-11-2005, 12:30
Dün Başlayıp 3 gün devam edeceğini Sözde YÖK"E Protesto adı altında Ankarada Kızılay Meydanında Etrafı Savaş alanına çeviren Polise saldıran,dükkânları,kaldırım taşlarına kamu mallarına zarar verenlerin 10 Kasım Öncesi Yapması Düşündürücü ÜLKEMİZİ Fransayamı Çevirmeye çalışıyorlar ???

Mehmet Özkarslı
08-11-2005, 13:06
Çağdaş olsun diye yeniden düzenlenen bröveden “Atatürk”ün resmi çıkarıldı!


Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’ün Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini yürüttüğü dönemde tasarlatarak resmi konutunun önüne astırdığı amblemin, birliğin yeni brövesi olması kararlaştırıldı. Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın yeni birlik brövesi, en geç 1 Ocak 2006’ya kadar yurt çapındaki tüm birliklerde kullanılmaya başlanacak.



KKK’nın yeni brövesinde Atatürk yok

Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nca kullanılan birlik brövesi yenilendi. Yeni brövede Atatürk’ün resmine yer verilmedi.

Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nca kullanılan birlik brövesinin yenilenmesi için başlatılan çalışma, bröveden Atatürk resminin çıkarılmasıyla son buldu. Brövenin daha çağdaş ve sade olacak şekilde yeniden düzenlendiği belirtildi. Yeni bröve, 29 Ekim 2005 tarihinden itibaren Ankara garnizonundaki bağlı karargah ve birliklerde kullanıma geçerken, 1 Ocak 2006’ya kadar yurt çapındaki tüm birlikler yeni sembolü kullanmaya başlayacak.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı, birlik brövesinin daha çağdaş ve sade olacak şekilde yeniden tasarlanması amacıyla, 2003 yılında sembol oluşturma proje yarışması düzenlemiş, yarışma sonunda amaca uygun bir eser bulunamamıştı. Yarışmanın ardından yapılan değerlendirmede, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’ün Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini yürüttüğü dönemde tasarlatarak resmi konutunun önüne astırdığı amblemin, birliğin yeni brövesi olması kararlaştırıldı.
http://img391.imageshack.us/img391/804/m10se.jpg
ne yapmak istiyolar
nasıl bi zihniyetle düşünüyorlar anlayabilmek imkansız...
Atatürk'ün olmamasını neye dayanarak açıklayabilirler çok merak ediyorum..

Fatma Öztürk
08-11-2005, 13:08
Kime güveneceğimizi bilemez hale geldik ya....
Allah sonumuzu hayır etsin...

İlker Kökdemir
08-11-2005, 13:16
Mantıklı veya mantıksız bir açıklama yapacaklardır Bröveyle ilgili

Sakin olalım

Nadir Arslan
08-11-2005, 13:45
elbette sakin olacağız...
ama ben de çok merak ediyorum...
mazeretleri ne olacak ya da nasıl bir açıklama olacak...

Nadir Arslan
09-11-2005, 11:02
arkadaşlar güzel bir yazı
paylaşmak istedim...

Fransa yanıyormuş.
Vah vah.
Eyfel Kulesi'ni meşale gibi yakmazlarsa, hatırım kalır.

Çünkü bu işler böyledir...
Ne diyor "elebaşı" Fransa'da çöreklenen bizim terör örgütü:
"Susma, sustukça sıra sana gelecek..."
Gelir...

Neymiş, otomobilleri yanıyormuş.
Ermeni İtfaiyesi'ne haber verin kardeşim...

Fransız işgal güçleriyle birlikte Urfa'yı Antep'i Maraş'ı; diplomatlarımızı da çocuklarının gözü önünde yakmışlardı...
Yangından anlarlar.
Hem zaten soykırım yalanını da güzel "üflüyorlar" sizin oralardan...
Söyleyin, uf olan yerlerinizi de üflesinler.

Olmadı, PKK'nın ablası Madam Mitterrand'ı devreye sokun.
Malum, o da şefkat mefkat işlerinden iyi anlar.

11 gündür sönmemiş, Belçika'ya da sıçramış alevler.
Sıçrar.

Fehriye Erdal'ı "tam otomatik" değil, "yarı otomatik" silahla suikast yaptığı için bize vermiyorlardı.
Gördüğüm kadarıyla, otomobilleri de "yarı otomatik" yakıyor zenciler.
Yani, telaşa gerek yok.
Söner...

Diyeceksiniz ki, "yakışıyor mu bir gazeteciye bu sözler... Teröre karşı tüm dünyada ortak tavır sergilemek gerekmiyor mu?"
Biz bu soruyu çok sorduk.
Cevap olarak, Fransız malı mayın, Belçika malı tabanca gönderdiler bu ülkeye...
Şimdi "yandım Allah" diye bağırıyorlar.
Başka kapıya...

Y ılmaz Özdil

Sinan Bıçak
09-11-2005, 11:28
' Tarih tekavülden ibarettir ' Hiç mi kabüllenememişler , aynı topraklar altında din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin herkesin aynı milletten sayılacağını ? Demek ki sizin bizden öğreneceğiz çok şey var ;)

Türk dil kurumu
tekerrur:tekrar etmek
Milletin genel tanımıda aynı dile, tarihe, dine, geleneklere ve ülküye(hedefe) sahip insan grubu.

Nadir Arslan
10-11-2005, 11:19
Saygıyla anıyoruz ama ne yazık ki boynumuz bükük anıyoruz...

Nadir Arslan
10-11-2005, 11:41
aradığınız kişiye şuanda ulaşılamıyor...
başbakanınız kayıp yada firar etmiş olabilir....
lütfen daha sonra tekrar deneyiniz...

Yusuf Sünbül
10-11-2005, 13:53
ATa'mızı saygı ile anıyoruz,sadece ölüm ve Doğum Yıl dönümlerinde değil,Her platform ve günümüz olayları karşısın da görüş ve sözlerini hatırladıkça anmalıyız.Yaşantımızda ve toplumsal her harekette Ata'nın Ders almamız gereken veciz sözleri bize doğru yolu göstermektedir.
Bu Topic'te Fransa'daki olaylardan da bahsedilmiş;Bence Bu Topic içinden bu konuyu çıkartmak gerekir.Ben Ayrı bir konu başlığı ile Fransa olaylarını tartışalım istedim ve görüşlermi yazdım.
Ruh'un şad olsun ATAM,Saygılarımla.

Nadir Arslan
10-11-2005, 15:08
arkadaşlar şuanki halimizi şu sözler gerçekten çok iyi anlatıyor...

ATAM İZİNDEYİZ!!! (tatile çıktık)
ancak böyle olur....

Çağlar Çağatay
10-11-2005, 15:20
verdiği miraslardan biridir fenerbahçe...ATAM izindeyiz bizde fenerbahçeliyiz...Ruh'un şad olsun...

Murat Karaman
10-11-2005, 15:55
Bıraktığın emanetin neferiyiz,izindeyiz...

Kenan Ergün
10-11-2005, 17:01
Okumayan bilmeyen (zannetmiyorum ama olsun) arkadaşlara Şu Çılgın Türkler i okumalarını tavsiye ediyorum. Her 5 - 10 sayfasında gözyaşı dökeceginizden eminim.şahsen benim böyle oldu. Melike dedigin gibi o askerimizi gorupte tuyler diken diken olmayan var mıdır vardır elbet..Bizim görevimiz bu ülkenin kendisin, rejiminin,ideallerinin Atasının sahipsiz olmadıgını göstermektir iç ve dış kaynaklara..

İlker Kökdemir
10-11-2005, 17:14
Bugün Saat 11:30"da 1907 Ünifeb Olarak ATAMIZIN Huzurundaydık Güzel bir organizasyon oldu İstanbuldan arkadaşlarımızda gelecekti ama son anda iptal Oldu.İstanbulu Temsilen Yıldız Teknikten Sinan Bıçak ve Cumhuriyet Üniden Can Gebetaş Arkadaşlarımız vardı Bizlerde Ankara,Gazi,Hacettepe ve Odtü Ünilerimizden gelen arkadaşlarımızla Kalabalık bir şekilde Katılım Gösterip yine 1907 Ünifeb Olarak Güzel bir organizasyona İmza attık.Daha Sonra Hep beraber Ankara kalesi yanındaki Koç Müzesinde 1907 Fenerbahçe Derneğinin Yemeğine Katıldık.

Bu Organizasyona Katılan Herkese ve 1907 Fenerbahçe Derneği Yönetimine Teşekkürler.

Burak Çankaya
10-11-2005, 23:57
Atam izindeyiz.. ne mutludur ki senin izindeyiz. Kurduğun bu cumhuriyetin bi ferdi olmaktan gurur duyuyoruz biz burdayken gözün arkada kalmasın (herşeye rağmen..)

Nadir Arslan
11-11-2005, 10:24
Bu Topic'te Fransa'daki olaylardan da bahsedilmiş;Bence Bu Topic içinden bu konuyu çıkartmak gerekir.Ben Ayrı bir konu başlığı ile Fransa olaylarını tartışalım istedim ve görüşlermi yazdım.

Bu topiğin adı "Mevzu-u Bahis vatansa gerisi TEFERRUATTIR" idi ve güncel tartışmalar yaptığımız bir konu idi. Ata'mızın ölüm yıl dönümü münasebetiyle değiştirdik ve yine düzelteceğiz...

Ankara'da ATA'mızın huzuruna çıkan ve bizleri temsil eden arkadaşlara sonsuz teşekkürler....

Özer Kara
11-11-2005, 12:01
Sadece saygıyla anabiliyoruz...
elimizden de başka bişey gelmiyor...
elimiz kolumuz bağlı oturuyoruz... hep birilerinden bişeyler bekliyoruz....

Fatma Öztürk
11-11-2005, 12:10
10 Kasım Haftası nedeniyle 1 hafta boyunca ( hiç olmazsa ) anmaya devam edelim, belki birileri örnek alır !!!

Sertaç Banko
11-11-2005, 19:21
Anıtkabir'e her gidişimde aynı seyleri hissederim.Sanki ruhuma işlenmiş sanki ben ben değilimde Atatürk içimdeki.Bu 10 Kasımda da hissettim içimde o duyguyu.Ordan ayrıldıktan sonra farkettim ki biz bu populer hayatın içinde Atamızın bize verdiklerini arkalara atmısız.Artık en onde olacak.Senin sevginle seni bastan yaratacağım Atam.Bu bedenden yeni Atatürk cıkacak.Sen rahat uyu........


Sen ölmedin
Ölüm senin için
ÖLDÜ ATAM...

Nadir Arslan
14-11-2005, 23:07
Keşke ile kalmamalı herkesin yurttaşlık vazifesi olmalı diye öğretttiler bize...
yanlış mıyım?

Nadir Arslan
21-11-2005, 11:22
artık onlar da biliyorlar ama sadece baskı ve sindirme metodu ile gerçekleri çarpıtmak için çabalıyorlar...

Nadir Arslan
24-11-2005, 13:19
bugün bi yerde okudum
uzaması yönünde bi beklenti çinde olmadığını söylemiş...
inansak mı acebe???

Onur Aloğlu
29-11-2005, 10:57
Rot-balans ayarı ;)

Nadir Arslan
29-11-2005, 10:59
skandal üstüne bir skandal daha

FIFA’nın Kürtçe rezaleti

FIFA’nın 2006 yılı için yayınladığı yıllıkta Türkiye’nin resmi dili “Türkçe, Kürtçe” olarak yeraldı. FIFA, Türkiye ile ilgili bilgilerin ABD gizli servisi CIA’dan alındığını açıkladı.

FIFA’nın 2006 yılı için yayınladığı “Almanac of World Football 2006” adını taşıyan 2006 Resmi Yıllığı’nda Türkiye’nin resmi dili “Türkçe, Kürtçe” olarak yer aldı.Futbol Federasyonu’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, FIFA Başkanı Joseph Blatter’in sunuş mektubu ile birlikte federasyonlara dağıtılan ve yakında piyasaya çıkması beklenen yıllıkta, Türkiye’nin resmi dili olarak “Türkçe, Kürtçe” yazıldı. FIFA’ya üye tüm ülkelerin yer aldığı yıllığın 842.sayfasında “Türkiye Ülke Bilgileri” başlığı altında yer alan bölümde, Türkiye’nin resmi dili olarak “Türkçe, Kürtçe” yazılması üzerine, Futbol Federasyonu’nun FIFA Başkanı Blatter’e bir mektup göndererek, Türkiye’nin ülke bütünlüğünü ilgilendiren bu hassas konuda gerekli düzeltmenin bir an önce yapılmasını istediği kaydedildi.


TEKLİF DAHİ EDİLEMEZ

Federasyonun açıklamasında, “FIFA’ya Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 3.maddesi hatırlatıldı. Hükümleri değiştirilemeyen ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen 3.madde alıntılandı. Anayasa’da Türkiye’nin resmi dilinin Türkçe olarak belirtildiği bildirildi” denildi. Açıklamaya göre, Federasyon Başkanı Levent Bıçakcı’nın, bu hatanın FIFA ve kitabı yayına hazırlayanlarca “sehven” yapıldığına inandığını ifade ederek, hafta sonu İsviçre’de Blatter ile yaptığı ikili görüşmede konuyu bir kere de sözlü olarak dile getirdi.

Bıçakcı, gerekli düzeltmenin bir an önce yapılması için gereken her türlü girişimde bulunmaya kararlı olduklarını ifade etti.

UEFA Asbaşkanı ve FIFA İcra Kurulu Üyesi Şenes Erzik’in de konuyu 25 Kasım Cuma günü haber aldığı belirtilerek, açıklamada “Şenes Erzik, FIFA nezdinde gerekli girişimlerde bulunarak Futbol Federasyonu’na destek verdi. Almanak’ta yapılan hatanın çok önemli bir hata olduğunu ve mutlaka düzeltilmesi gerektiğini ifade eden Erzik, konu ile ilgili olarak FIFA Başkanı Blatter ve Genel Sekreter Linsi ile görüştü” denildi.


KASIT ARAŞTIRILIYOR

FIFA’nın skandal kitabına tepki gösteren Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin ise “FIFA, yanlış nedeniyle özür diledi. Bir an önce düzeltilmesini bekliyoruz” dedi. Şahin, şöyle devam etti:” Elimizde, bunun bir kasıt sonucu yapıldığını belgeleyen bir bilgi yok. Ancak bu doğrultuda bir çalışmamız var.”

FİFA’nın 2006 yıllığındaki yanlış için UEFA Asbaşkanı Şenes Erzik devreye girdi.


Skandalda CIA parmağı

FIFA’nın skandal yıllığında yaşanan rezaletin altından ABD gizli servisi CIA çıktı; yıllığı basan şirket Türkiye ile ilgili bilgileri CIA’nın internet sitesinden aldığını açıkladı. FIFA Genel Sekreteri Urs Linsi, Futbol Federasyonu Genel Sekreteri Lütfi Arıboğan’a bir özür mektubu gönderdi. Linsi, mektubunda şu ifadelere yer verdi: “Yanlışlıktan dolayı özür diliyoruz. Bu almanac, FIFA lisansını taşıyan FIFA Marketing ve TV’nin editörü Guy Oliver ile İngiltere’deki Harpastum Publishing Limited adlı şirketin sorumluğundadır. FIFA, editör olarak bu konuda yetkili değildir. Yaptığımız soruşturmaya göre, bu şirket de bu hatayı, ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı’nın (CIA) World Factbook adlı internet sayfasına dayanarak yapmış. “Almanac’ın sorumlusu olarak gösterilen FIFA Marketing ve TV’nin editörü Guy Oliver da, Linsi doğruladı ve şu açıklamayı yaptı: “Bu olayda kasıt yoktur. Biz de bu hatayı, ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı’nın (CIA) World Factbook adlı internet sayfasına dayanarak yaptık.”

Nadir Arslan
29-11-2005, 11:05
kessinlikle...
eşşeğin aklına karpuz düşürmek olsa gerek...

Onur Aloğlu
29-11-2005, 11:05
Ceplere kıvrılarak giren Sevr'in, yeniden çıkışıdır. Çıkarttıranlar utansın

Nadir Arslan
13-12-2005, 11:24
Ya bakın şu konulara...
birileri tarafından bulup çıkartılmayan, kendiliğinden doğal olarak ortaya çıkan ve de ekmek gibi su gibi önemli olan kaç tane konu var Allah aşkına...

Nadir Arslan
16-12-2005, 13:44
onalr zaten hep bunu istediler ve de istemeye devam edecekler...
başka bişey beklemek saçmalaıktı zaten...

Yusuf Sünbül
17-12-2005, 00:06
Orhan Pamuk yargılanıyor :
Ve AB bu yargının bir sınama olduğunu söylüyor ?! *
Devletimiz bile yargıya müdahale etme hakkına sahip değilken sen nereden çıktın ? Bu mu senin yüceliğin, o zaman eksik olsun AB. 2.sınıf vatandaş olarak bizi aranıza almaktan bahsediyorsanız size hatırlatırım :

Ben ezelden beridir hür yaşadım , hür yaşarım
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım ?!?!
Bu gün dava durduruldu;acaba birileri neden müdahale gereği duydu, :oBakanlığın gerekçesin'den ne anladınız? ???

Nadir Arslan
20-12-2005, 15:47
Başbakanlık Sözcüsü: Erdoğan solun kalesini ima etti



Başbakanlık Sözcüsü Akif Beki, “Sayın Başbakan, 'Gavur İzmir' ifadesini ne kullanmış ne de ima etmiştir” dedi. Beki, Erdoğan'ın asıl anlatmak istediğinin 'Solun Kalesi' olduğunu açıkladı.

Başbakanlık Sözcüsü Akif Beki, “Sayın Başbakan, 'Gavur İzmir' ifadesini ne kullanmış ne de ima etmiştir” dedi.
Beki, yaptığı yazılı açıklamada, Erdoğan'ın, 18 Aralık Pazar günü AK Parti İzmir İl Teşkilatı'nın yemekli toplantısında yaptığı bazı değerlendirmelerin farklı anlamlara çekildiğini bildirdi. Beki, şunları kaydetti:

“Sayın Başbakan, hiç kullanmadığı ifadelerin kendisi tarafından söylenmiş gibi gösterilerek tartışma konusu yapılmasını 'siyasi bir acziyet' olarak değerlendirmektedir. Bu durumu, siyasetin içine çekildiği tartışma düzeyi açısından da üzüntüyle karşılamaktadır.

Sayın Başbakan, toplantıyı izleyen kameraların ve basın mensuplarının kayıt cihazlarının da tespit ettiği gibi 'Gavur İzmir' ifadesini ne kullanmış, ne de ima etmiştir. Sadece siyasi hedeflerini işaret ederken İzmir ile ilgili 'O, zaman zaman bazı ifadeler vardır ya, bu ifadelerin olmadığı görülecektir. Çünkü, İzmir'in aslı bu değildir. O yakıştırmalar değildir. İnşallah bu yakıştırmaları da ilk seçimde silip atacaktır üzerinden' demiştir.

Sayın Başbakan'ın bu sözleriyle, İzmir için kullanılan 'Solun Kalesi' gibi bazı siyasi nitelendirmeleri kastettiği açıktır. Sayın Başbakan'ın sözleri dinleyiciler tarafından da böyle anlaşılmıştır.”

Ata Bahadır
23-12-2005, 10:40
Cok guzel bir baslik.

Mevzu-u bahis VATANSA gerisi TEFERRUATTIR!.. Diyecek baska birsey yok.

Nadir Arslan
27-12-2005, 10:54
PKK mektubuna bakanlıktan izin


Adalet Bakanlığı, bebek
katili Abdullah Öcalan’ı öven mektupların Lahey Adalet
Divanı ve Birleşmiş Milletler’e ulaştırılmasına izin verdi



Önce reddedildi...

Cezaevindeki PKK’lılar, önce Uluslararası Adalet Divanı’na ve BM’ye teröristbaşının uluslararası tarafsız bir mahkemede yargılanmasını isteyen dilekçeler yazdı. Cezaevi Disiplin Kurulu, l3.09.2005 tarihli ve 2005/ 127 sayılı kararla dilekçelerin, muhatapların resmi kurum olmadığı gerekçesi ile gönderilemeyeceğine karar verdi.



Artık atış serbest...

Teröristler bu kez mevzuattaki açığı değerlendirip dilekçenin yerine mektup yazmaya başladı. Mahkeme, yasayı ve Adalet Bakanlığı’nın resmi yazısını gerekçe gösterip hükümlülerin mektup, faks ve telgraflarının denetime tabii olmadığına hükmetti. Böylece PKK’lılara Türkiye’yi karalama, örgüt propagandası yapma yolu açıldı.



İşte yolu açan karar

2 nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde yatan hükümlülerden Velat Esen’in Kofi Annan ve Lahey Adalet Divanı’na gördermek istediği mektup sakıncalı bulununca bu kez İnfaz Hakimliği’ne itiraz ediyor. İtirazı kabul eden mahkeme yeni yasayı uygulayıp “ Mektup, faks ve telgraflar denetime tabii değildir” diyerek Türkiye’yi karalamak için pusuda yatanların önünü açan kararı veriyor.



İhanet mektupları

Mehmetçiğe kurşun sıkarken yakalanan PKK’lı teröristler, tutuklu buludukları cezaevlerinden Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği ve Lahey Adalet Divanı’na yazdıkları mektuplarla Türkiye’yi karalama kampanyası başlattılar.Apo’dan PKK lideri diye bahsederken yeniden yargılanması için de her yolu deniyorlar.



PKK mektubuna bakanlıktan izin

Yeni TCK ve İnfaz Kanunu’nundaki değişiklikler ile bakanlığın resmi bir yazısı, cezaevindeki PKK’lıların Apo’yu öven mektuplarını uluslararası kuruluşlara gönderebilmesinin yolunu açtı.

Ankara Sincan’da 2 No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan ve sayıları 80’i aşan hükümlü ve tutuklunun, bir kısmı Uluslararası (Lahey) Adalet Divanı’na, bir kısmı Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ne hitaben yazdıkları mektuplar vahim bir gerçeği ortaya çıkardı. 1 Haziran’da yürürlüğe giren Yeni TCK ve İnfaz Kanunu’nundaki değişiklikler ve Adalet Bakanlığı’nın bu konudaki resmi bir yazısı sayesinde PKK elebaşısı Abdullah Öcalan’ı öven mektuplar, hiçbir denetime tabi tutulmadan uluslarası kuruluşlara gönde-rilebilecek. Sincan F tipi Cezaevi’ndeki teröristler birkaç ay evvel, Uluslararası (Lahey) Adalet Divanı’na, bir kısmı Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ne hitaben yazılan ve teröristbaşına övgüyle dolu olan ve bazı teröristlerin uluslararası tarafsız bir mahkemede yargılanmaları talebini ihtiva eden dilekçeler yazdı. Yazılan dilekçeler, Cezaevi Müdürlüğü’ne teslim edildi. Tutuklular tarafından ayrı ayrı yazılıp imzalanan dilekçeleri inceleyen Disiplin Kurulu, l3.09.2005 tarihli kararında bu dilekçelerin muhatataplarının Türkiye’nin resmi kurumları olmadığı gerekçesi ile gönderilemeyeceğinin altını çizdi.



MAHKEMELER REDDETTİ

Ayrıca disiplin kurulu, bu karara Ankara İnfaz Hakimliği kanalıyla itiraz edilebileceğini belirtti. Tutuklulardan 20’sinin itirazları üzerine Anakara İnfaz Hakimliği, 28.09.2005 tarihli kararı ile disiplin kurulunun uygulamasını yerinde bulduğunu açıkladı. İnfaz Hakimliği de kararla ilgili olarak Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz edilebileceğini kaydetti. 13 hükümlü/tutuklunun itirazlarını ele alan Ankara 2.Ağır Ceza Mahkemesi, 01.11.2005 tarihli kararında şöyle dedi: “ (...) Ankara İnfaz Hakimliğinin kararında toplanan delillere, usul ve yasaya göre bir isabetsizlik bulunmadığından itirazın reddine, karardan bir suretin hükümlüye C. Savcılığınca tebliğine, talebe uygun, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu kesin olarak oybirliği ile karar verildi.”

Nadir Arslan
27-12-2005, 10:57
DİLEKÇE YERİNE MEKTUP

Uluslararası kuruluşlara göndermek istedikleri dilekçelere izin alamayan teröristler, ilgili mahkemelerin kararları sonrası mektup yazma yolunu seçti. Yazılan mektupları inceleyen Sincan F Tipi Cezaevi Disiplin Kurulu aynı hassasiyeti göstererek, okuma komisyonunca sakıncalı bulunan bir hükümlüye ait mektubun gönderilmemesine ve imhasına karar verdi. 06.12.2005 tarihli bu karara karşı itiraz üzerine Ankara İnfaz Hakimliği, 2005/353 esas numaralı dosya hakkında verdiği l9.l2.2005 tarihli kararla, Cumhuriyet Savcısının red yönündeki talebine rağmen, hükümlünün itirazının kabulüne ve Disiplin Kurulu işleminin iptaline kararlaştırdı. Mahkeme karara iki dayanak gösterdi. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Yasanın 68/4 sayılı maddesi bu dayanaklardan biri. Bu maddede, “Hükümlü tarafından resmi makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir” deniyor. İkinci dayanak ise, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 01.12.2005 tarihli, 073269 sayılı ve “Hükümlü Mektupları” konulu resmi yazısı. Yazıda, teröristlerin sözkonusu mektuplarının uluslararası kuruluşlara gönderilebileceği ifade ediliyor.



Cezaevinden “Apo” övgüsü

Sincan F Tipi Cezaevi’ndeki PKK’lı teröristlerin uluslararası kuruluşlara hitaben kaleme aldıkları dilekçe ve mektuplarda bebek katiline övgüler yağdırılıyor. İşte, o dilekçelerden bazıları:

* “Bir ülkede ya da devlette adil yargılamanın olup olmadığını bilmek için, o ülkenin adil yargılama hakkının temel unsurları olan yansız devlet, bağımsız ve tarafsız mahkeme ile özgür ve bağımsız savunma şartlarının olap olmadığına bakmak gerekir. Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti’ne bakıldığında genelde insan hak ve özgürlüklerini, özelde ise Kürt halkını yakından ilgilendiren davalarda T.C. mahkemeleri hukukun üstünlüğü ilkesi yerine resmi ideolojiye dayalı “yasalar”ı esas almaktadır. Buna ek olarak devletin tüm kurumları da bunu destekleyerek açıkça taraf olduklarını ilan edebilmektedirler. Bunun en bariz ve dikkat çekici örneği T.C.’nin Kürt halk önderi sayın Abdullah Öcalan’a ve onun şahsında Kürt sorununa ya da davasına olan yaklaşımıdır. Yapılan bu yargılamada Öcalan’ın şahsında Kürt halkı yargılanmaktadır. Kürt halkı ile Öcalan birbirinden ayrılmaz bir tarihsel ve toplumsal gerçekliktir. (...) Dolayısıyla sayın Öcalan’ın özgürlüğü Kürt halkının özgürlüğü, esareti Kürt halkının esaretidir.”

* “15 Şubat l999 yılında uluslararası bir komplo sonucu Kenya’dan Türkiye’ye teslim edilen PKK li-deri Abdullah Öcalan’ın Türkiye’de yapılan yargılamasının adil olmadığını ve bir dizi hukuksuzluk içerdiğini AİHM de kabul ederek Türkiye’den yargılamanın yenilenmesi istendi. Ancak Türkiye’de yeniden yapılacak bir yargılamanın eskisinden pek bir farkı olmayacaktır. Yargılanmak istenen sadece Kürt tarafı, PKK ve onun lideri olunca tek taraflı, adil olmayan ve uluslararası hukuk hiçe sayılan bir yargılama yapılıyor. Bu nedenle iki tarafın da yargılanacağı uluslararası bir mahkemenin Lahey Adalet Divanı gözetiminde oluşturulmasını talep ediyor, gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ediyorum.”

* (...) Bu nedenle, uluslararası ve tarafsız bir mahkeme olması itibariyle TC devletinin de bir taraf olarak yargılanacağı şekilde sayın Abdullah Öcalan’’ın davasının Lahey Adalet Divanında görülmesini talep ediyorum. Ben de TC mahkemelerince yargılandım ve hakkımda mahkumiyet kararı verildi. Yapılan yargılama adil olmadığı için davamın Lahey Adalet Divanında görülmesini talep ediyorum.”

Nadir Arslan
27-12-2005, 10:58
Mahkeme kararına dayanak olan yazı

CEZAEVİNDEKİ teröristlerin bebek katilini öven mektuplarını uluslarası kuruluşlara gönderebilmelerinin önünü açan gerekçelerden biri; Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 01.12.2005 tarihli, 073269 sayılı ve “Hükümlü Mektupları” konulu resmi yazısı oldu. “Kenan İpek, Hâkim, Bakan adına, Genel Müdür” imzasını taşıyan bu yazıda şöyle deniyor: “İlgi yazı ile 2 No’lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunuzda terör suçlarından barındırılan hükümlü ve tutukluların Uluslararası Adalet Divanı ile Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine mektup göndermek istedikleri, gönderilen kuruluşların resmî makam olup olmadıkları ve mektupların Mektup Okuma Komisyonu tarafından incelemeye tâbi tutulup tutulamayacağı hususlarında görüş sorulmaktadır. (...) Türkiye’nin de taraf olduğu ve 24 Ekim 1945 tarihinde yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Antlaşmasında Uluslararası Adalet Divanının oluşumu ile Birleşmiş Milletler Sekreteryasının yapısı ve işleyişine dair hükümlere yer verilmiştir. Bu cümleden olmak üzere, Adalet Divanının Birleşmiş Milletler Teşkilatının başlıca adli organı olduğu, Sekreteryanın ise bir genel sekreter ile örgütün gerek duyabileceği memurlardan oluştuğu belirtilmiştir. Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” kenar başlıklı 90.maddesinin son fıkrasında “usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir” hükmü yer almaktadır. Sonuç olarak tüm üyelerinin egemen eşitliği ilkesi üzerine kurulmuş bulunan Birleşmiş Milletler Örgütünün başlıca organı olan Adalet Divanının ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğinin “resmî makam” olarak değerlendirilebileceği bildirilmiştir. Bu itibarla, adı geçen milletlerarası kuruluşların ülkemizin imzaladığı Birleşmiş Milletler Antlaşmasında belirtilen organlardan olması sebebiyle, 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 68’inci maddesinin 4’üncü fıkrası anlamında “resmî kurum” sayılabilecekleri değerlendirilmektedir.”



İŞTE O KARAR

Ankara İnfaz Hakimliği 19/12/2005 tarihli kararını Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 01.12.2005 tarihli, 073269 sayılı ve “Hükümlü Mektupları” konulu resmi
yazısına dayandırdı

Nadir Arslan
03-01-2006, 15:46
‘Türk’e küfür serbest olacak’


Pamuk, Türk Milleti’ne hakaret ediyor. AB istiyor diye 301’i değiştiriyoruz. Demek ki bundan sonra Türk’e küfür etmek serbest olacak, kimse sesini çıkarmayacak. Nerede kaldı milli değerlerimiz”



ATO Başkanı Sinan Aygün’ün bu sözleri çok konuşulacak:

20 milyon Kişi Aç

2006 bütçesi sefalet bütçesi. Asgari ücretlileri, kayıtlı işsizleri toplarsanız yaklaşık 20 milyon kişi aç geziyor. 10 milyon da memur. Onlar da aç. Türkiye’de 2.5 milyon kişi müreffeh hayat yaşıyor.


AB’ye karşıyım

Papaz efendi geliyor ben ekümeniğim ve bağımsızım diyor. Bu toprakta bir tek Türk devleti bağımsızdır. Ben AB’ye karşıyım; onlar Haçlı. İyi niyetli değil. Yaşananlar bunu ispatlıyor.


Ben Türk çocuğuyum

Hükümet yetkilileri artık Avrupa vatandaşı olduğumuzu söylüyor. Hayır ben Türk vatandaşıyım. Kim Avrupa vatandaşı olursa olsun. Ben Türk çocuğuyum. Benim soyum Akkoyunlu’dan geliyor.


301’i kaldırınca Türk’e küfür etmek serbest olacak

“Pamuk efendi Türk milletine hakaret ediyor. AB istiyor diye 301’i değiştirmeye kalkışıyoruz. Demek ki bundan sonra Türk’e küfür etmek serbest olacak. Nerede milli değerlerimiz?”

* Sayın Aygün, 2006 yılının bütçesi TBMM’de onaylandı. ATO Başkanı olarak okuyucularımıza bu konuda bir değerlendirme yapar mısınız?

Bu bütçe bizim değil IMF’nin. Hangi ülke vardır ki yaptığı bütçeyi üç ay evvelden IMF’ye yollar, IMF bakar, şurayı şöyle yap, burayı düzelt der. Bu bütçe yolsuzluk, yoksulluk ve sıkıntı bütçesi. Bütçe, IMF’nin bütçesi. Sosyal yanı olmayan bir programdır. Sosyal yanı olmadığı için de görüyorsunuz, gasplar, cinayetler, hırsızlıklar artmış vaziyette. Adam geçen gün Ankara’da kazmayla ev soymaya gitmiş. Bu kadar rahat. Bütçe bunun bir faktörü ama Türkiye bağımsız bir ülke değil artık. O yüzden 2006 bütçesi sefalet bütçesi. Asgari ücretlileri, kayıtlı işsizleri toplarsanız yaklaşık
20 milyon kişi aç geziyor. 10milyon da memur. Onlar da aç. Sonuçta Türkiye’de 2.5 milyon kişi müreffeh hayat yaşıyor. Baktığın zaman 1 trilyon fazlası mevduat olan kişi sayısı 4183 olmuş. Yani Türkiye’de 4 bin kişi rantiye kesimi memnun hayatını devam ettiriyor.

* Bu kadar aç insanın yaşadığı bir ülkede niçin sosyal patlama olmuyor?

* Sosyal patlama bu ülkede 2 yıldır var. Sosyal patlama nasıl oluyor? 5 bin kişi sokağa çıkıyor, marketi yağmalıyor. Bu sosyal patlama değil mi?

Bizde de yılda 10 bin kişi çıkıyor ama günde 3 kişi, 3 kişi çıktığımız için biz bunu hissedemiyoruz. 2001 krizinde 1 milyon 100 bin çekin arkası yazılmıştı. Şu anda 10 aylık rakamlar geldi ve 900 bin civarında. 1.2 katrilyon senet protesto olmuştu yine 20012 krizinde. Şu anda 2.5 katrilyon senet protesto oldu. Bakın 2001 krizini baz alıyorum geçen seneyi almıyorum. Kimse yanlış anlamasın ama bir senet ya da çek bir esnafın şerefi, namusu, haysiyetidir. Türkiye büyüyor hayalleri. Bunların hepsi yalan. Türkiye en büyük dış ticaret açığını verdi. En büyük cari açığını verdi. En büyük işsizlik rakamına ulaştık. Bunlar benim değil Merkez Bankası’nın rakamları. Ekonomi büyüdü ama neyle büyüdü. 43 katrilyon kredi kullandık 2005 yılında. 10 katrilyon evlerde, 16 katrilyon kredi kartı borcu, 6 katrilyon araba aldık, 16 katrilyon da tüketici kredisi kullandık. Bu sadece vatandaşın kullandığı kredi. Esnafın kullandığı kredi hariç. Esnafın kullandığı kredi ile beraber 150 katrilyon parayı buluyor. Herkes borç içinde yüzüyor.

* Yeni bütçede bu tablo için önlemler alındı mı?
Bütçe yani 2005 bütçesi benim bütçem değil. Çeklerin, senetlerin yazılması çok da önemli değil. Esas bakmamız gereken ülkenin nereye gittiği. Talat efendi Maraş’ı veririm diye açıklama yapıyor. Babanın malı mı orası? Hükümet yetkilileri artık Avrupa vatandaşı olduğumuzu söylüyor. Hayır ben Türk vatandaşıyım. Kim Avrupa vatandaşı olursa olsun. Ben Türk çocuğuyum. Benim soyum Akkoyunlu’dan geliyor. Türkiye bakın bölünmeye gidiyor. Bunları konuşalım artık. Alt kimlik, üst kimlik tartışıyoruz. Pamuk efendi Türk milletine hakaret ediyor. Avrupa Birliği istiyor diye 301.Maddeyi değiştirmeye kalkışıyoruz. Demek ki bundan sonra Türk’e küfür etmek serbest olacak. Nerede milli değerlerimiz? Türk Tarih Kurumu Başkanı Ermenilere soykırım yapmadık diyor suç oluyor. Bu nasıl bir çelişki anlayamadım. Esas budur yargıya müdahale. Bazen kendi kendime paranoyak mı oldum diye soruyorum ama vatansever olan herkes öyle düşünüyor. Türkiye kendi başına bir şey üretemiyor ama gelişmiş ülkeler nasıl üretiyor buna bakılması lazım. Bir ülkede alınan mal satılan maldan fazlaysa o zaman ithalat ihracat dengesi bozuktur anlamına gelir. Bunu aşabilmek için üretimin önünü açmak gerekiyor. Yani üretimin önündeki engelleri kaldırmak gerekiyor. Bunun için vakit kaybetmeden yarın sabah IMF’den çıkmak gerekiyor. Gümrük Birliği’nden çıkarsanız hür olursunuz. 186 ülke ile kendi çıkarlarınız doğrultusunda bir anlaşma yapabilirsiniz. Dış ticaretimiz bağımsız değil. AB’den izin almadan ticaret yapamıyoruz...

Nadir Arslan
03-01-2006, 15:48
Avrupa Birliği için referandum yapılsın

“Koyun sandığı, referandum yapın. AB’yi isteyip istemeyenler ortaya çıksın. Bunu yapsınlar korkmasınlar”

* Gelelİm AB konusuna. Türkiye’de AB ile ilgili en net açıklama sizden geliyor. Ama hükümetten muhalefetine kadar bir çok kesim halen yüzde bilmem kaç oranında insanlarımızın AB yi istediğini iddia ediyor. Gerçekte AB yi kimler istiyor?

Ben Avrupa Birliği’ne karşıyım. Neden karşıyım? Onlar Haçlı, iyi niyetli değil, Sabancı’nın katilini vermiyor, yargıla, yargılamam diyor. Bana ver vermem diyor. Öbür tarafta Türk Tarih Kurumu Başkanı’nı yargılıyorsun ve suç diyorsun. Bu AB bize zararlı. Sen benim Batı Trakya’daki Türk’üme eziyet ediyorsun, Müftüsü’nü seçtirmiyorsun, Türkçe konuşturmuyorsun. Papaz efendi geliyor ben Ekümeniğim ve bağımsızım diyor. Bu toprakta bir tek Türk devleti bağımsızdır. Bunları alt alta getirdiğin zaman iyi niyetli olmadıkları ortaya çıkıyor. Belki üç yıl önce bu kadar aşırı değildi. Ama o kadar çok kapılarında yalvardık ki, biri git biri gel sonunda gördünüz işte Avusturya’nın yaptığını. Açık açık istemediklerini söylüyorlar. Mesela seni dolaştırmam diyor. Onların gözünde biz Pis Türkleriz. Bunlar değişmez. Koyun sandığı ortaya. AB’ye evet diyenler yeşil, hayır diyenler kırmızı oy atsın. Koyun sandığı. Referandum yapın. AB’yi isteyip istemeyenler ortaya çıksın. Bunu yapsınlar korkmasınlar.

* Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği toprak satışı yasası Meclis’ten yeniden geçirildi. Siz iş adamı olarak toprak satışının ekonomiye katkı sağlayacağına inanıyor musunuz?

Yabancılar Türkiye’den neden toprak alsınlar. 300 dönüm, 500 dönümlük yer ancak tarım için alınır. Peki nereden alıyorlar Güneydoğu’dan. Ancak Güneydoğu’da su yok, toprakların önemli bir kısmından da verim elde etmeniz yüksek maliyetlere bağlı. Deniz yok ki tatil köyü yapsın. Fethiye’de gelmiş iki odalı bir ev almış çok önemli değil ama kontrol altında olmak kaydıyla. Ama Güneydoğu’da 300 - 500 dönüm yer alırsa, şirketler kurup Vakıflar adı altında yer alırsa o zaman huylanırım.
n 2006 da Türk insanını neler bekliyor? Siyasette yeni arayışlardan bahsediliyor. Erken genel seçimden, barajın düşürülmesine kadar aynı anda bir çok tartışma var.
Türkiye’de yeni oluşuma gerek yok diye görüyorum ben. Ben bazı partilerin barajı aşabileceğini düşünüyorum. Yani 2007 seçimlerinde bu tablo çıkmayacak. Seçim barajı tartışmaları yerine halkın iradesinin parlamentoya en doğru biçimde yansıyıp yansımaması tartışmaları yapılmalıdır. Şu anda TBMM’de seçmenin yüzde 40 - 45’i temsil ediliyor. Yüzde 60’a yakın dışarıda ve ne iktidarı ne muhalefeti istiyor.

Nadir Arslan
03-01-2006, 15:50
Maraş, Mehmet
Ali Talat’ın babasının malı mı?

* Sayın Aygün, Gümrük Birliği’nden, IMF’den hemen çıkalım gibi radikal kararlar alınması gerektiğini söylüyorsunuz. Bu kararı alabilecek siyasi irade var mı?
Türkİye’nin en güçlü olduğu alan tarım. Şimdi siz tarımla ilgili bütün inisiyatifleri yurt dışına bırakma noktasına geldiniz. Ben tarımda kuvvetliyim. Tarımı niye dışarı bıraktın sen ? Tarım başlığı adı altında müzakereler başladığı zaman AB’yi isteyenler neler yapacak hep beraber göreceğiz. Türkiye’de bir tane çiftçi kalmayacak. Bugün itibarıyla 6 milyar dolarlık ithal tahıl ürünü girdi. Ülkede elma var, muz var ama bunları ithal ediyoruz. Her şey var ama illa da ithal. Bu nedenle Gümrük Birliği’nden çıkmak gerekiyor. Anlaşma niye yapılır. Bozmak için yapılır. Her anlaşma bozulur. Bunun cezası neyse oturup pazarlığı yapılır. Biz enerjide yerel kaynaklarımızla büyümezsek, sadece borç alma politikasıyla bunu götürürsek ülke batar. Türkiye 2001 krizini yaşadı. Türkiye’ye kriz yarın da gelebilir, hiç de gelmeyebilir. Uslu çocuk olursan, AB’nin dediklerini yaparsan kriz olmaz. Vereceksin neyi Kıbrıs’ı, Ege’deki 12 mil sorununu halledeceksin, Ermeni sorununu halledeceksin. Ruhban Okulu’nu açacaksın. Papaza Ekümenik diyeceksin. Bunlar yavaş yavaş yapılmaya başlandı bile. Mehmet Ali Talat bunları yapmaya başladı bile. Kıbrıs’taki Başbakan da, Cumhurbaşkanı da Türkiye’den habersiz konuşamaz. Maraş’ı vereceğim deyip duruyor. Babanın malı mı kardeşim. Buna karşı da hiç kimse bir şey demiyor. Toprak verilir mi, toprak kan demektir. Savaşırsın kan dökerler alırlar o ayrı. Ülkenin insanı seni Maraş’ı ver diye mi Cumhurbaşkanı yaptı?

* Peki ama çare ne? Bu konuları siyasiler, ülke meselelerini düşünenler de söylüyor. Ama çözüm önerilerini somut olarak ortaya koyan yok. Asıl sorun burada değil mi?

Mİllet uyanmaya başladı ben bunu hissediyorum.daha önce kimse nereye gidiyoruz diye sormuyordu. Ama son 2 yıldır herkes bunu soruyor. İnsanların iş, ekmek sorduğu yok. Emekli Paşalar, uzmanlar, profesörler, herkes söylüyor. Baykal 40 yıldır siyasette ve ülke gidiyor diye çağrıda bulunuyor. Sayın Bahçeli ülke parçalanıyor diyor. Bunu söyleyenler ülkenin sıkıntısını bilenler ve bu sıkıntıyı dillendirenler. Bir araya gelip söyleseler tabii ki çok daha etkili olacak. Bir araya gelmenin yollarını da biz değil kendileri bulabilir. Türkiye 83 yıllık Cumhuriyet tarihinde çok sıkıntılar çekti. Daha önce sorunlar tek tek bölgesel olarak karşımıza çıkıyordu ancak bu sefer bu sorunların tamamı etrafımızı sardı. Kıbrıs, Ermenistan, Kuzey Irak hep sorun. Ekonomi de sorun. 2001 krizinde tek ekonomi sorunu vardı. Şimdi hepsi var. Türkiye 14 koldan birden sarıldı ve o zaman bizim manevra imkanımız vardı. Şimdi hepsi var. 2006 yılının Türk siyasi ve ekonomi hayatı açısından çok hareketli bir yıl olacağını düşünüyorum. 2006 olmasa bile 2007 altın vuruş yılı olur. İnşallah ben yanılıyor olurum.

Yusuf Sünbül
03-01-2006, 21:47
* Durum her geçen gün biraz daha karmaşık bir hal alıyor,inanın her olayda,veya haberde kafam o kadar karışıyor ki tarif mümkün olmayan bir hisse kapılıyorum,açıkçası gelecek için endişelenmemek elde değil.doğru kabul ettiğim bir olay sonrası hayal kırıklığı,Yanlış olarak algıladığım bir olay veya haber sonrası verilen olumlu beyanlarla rahatlayabiliyorum.
* *Her olay,her haber ve AB adına öne sürülen her kriter sonrası karamsarlık ve kararsızlığa kapılıyorum.Bilemiyorum bu nasıl bir duygudur,anlayamıyorum.
* *Vatan ve Millet için Hayırlısı ne ise o olsun.

Yiğit Arın
27-01-2006, 14:26
Kuş gribinden de ABD sorumlu yani. O da güzel. :)

Sağcısı solcusu ile içlerinden biri olduğum gençliğin iyice moda olan bu tavrına bir anlam veremiyorum. Ne varsa başa ne gelirse ya ABD ya AB sorumlu. Bu da sonuncusu olmuş. Artık ona buna sataşacağımıza suçu kendimizde aramaya, kendimize bi çeki düzen vermeye çalışalım diyorum. Biz işleri düzeltmeye çalışıyoruz da eloğlu kolumuzdan tutup engelliyor mu? Ha yaptıkları şeyler yok mu, üzerimizde planları yok mu? Tabii ki var, herkesin diğerlerinin üzerinde nasıl varsa... Ama yok depremiydi yok kuş gribiydi böylesine abes şeyleri de onlara yükleyip kendimizi temize çıkarmaya çalışırsak bir yere varamayız. Önce biz işimizi yapalım, sonra ona buna sataşır, komplo teorileri kurarız.

Nadir Arslan
27-01-2006, 15:34
Kuş gribinden de ABD sorumlu yani. O da güzel. :)

Sağcısı solcusu ile içlerinden biri olduğum gençliğin iyice moda olan bu tavrına bir anlam veremiyorum. Ne varsa başa ne gelirse ya ABD ya AB sorumlu. Bu da sonuncusu olmuş. Artık ona buna sataşacağımıza suçu kendimizde aramaya, kendimize bi çeki düzen vermeye çalışalım diyorum. Biz işleri düzeltmeye çalışıyoruz da eloğlu kolumuzdan tutup engelliyor mu? Ha yaptıkları şeyler yok mu, üzerimizde planları yok mu? Tabii ki var, herkesin diğerlerinin üzerinde nasıl varsa... Ama yok depremiydi yok kuş gribiydi böylesine abes şeyleri de onlara yükleyip kendimizi temize çıkarmaya çalışırsak bir yere varamayız. Önce biz işimizi yapalım, sonra ona buna sataşır, komplo teorileri kurarız.
Önce işimizi yapabilmemiz için tam bağımsız Türkiye'ye ihtiycamız var. Kendimizi temize biz istesek te çıkaramayız ki..

Ahmet Şenkardeşler
28-01-2006, 04:49
biz istesek dünyayı yerinden oynatırız..
çünkü biz:

TÜRK'ÜZ;DOĞRUYUZ,ÇALIŞKANIZ...

Nadir Arslan
28-01-2006, 19:05
biz istesek dünyayı yerinden oynatırız..
çünkü biz:

TÜRK'ÜZ;DOĞRUYUZ,ÇALIŞKANIZ...
aaah ahhhhhh