Orijinalini görmek için tıklayınız : Şiirler
Melis Varan
30-07-2004, 03:16
Kültür&Sanat'ın altında Şiirler olmayışı büyük eksiklik.
Ben açayım bunu da...
BİRDENBİRE
Her şey birdenbire oldu.
Birdenbire vurdu gün ışığı yere;
Gökyüzü birdenbire oldu;
Mavi birdenbire.
Her şey birdenbire oldu;
Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan;
Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire.
Yemiş birdenbire oldu.
Birdenbire,
Birdenbire;
Her şey birdenbire oldu.
Kız birdenbire, oğlan birdenbire;
Yollar, kırlar, kediler, insanlar...
Aşk birdenbire oldu,
Sevinç birdenbire.
ORHAN VELİ KANIK
Reşat Özdemir
30-07-2004, 03:48
Bu rüzgar her vakit böyle esmeyecek.
Gökte bulut, suda yelken, dalda çiçek.
Bir gün, bir gün var ki, günden güne gerçek,
Çatır çatır servi, çıtır çıtır böcek.
- Çek ciğerlerine, bir nefes daha çek,
Bu rüzgar her vakit böyle esmeyecek.
ZİYA OSMAN SABA
Fatih Dilber
30-07-2004, 12:24
beklenen
Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar,
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar.
Geçti, istemem gelmeni;
Yokluğunda buludum seni.
Bırak vehminde gölgeni...
Gelme, artık neye yarar?
NECİP FAZIL KISAKÜREK
Melih Özkan
30-07-2004, 18:23
Aşkta Yarın Yoktur Sevgili
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır.
Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar.
Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular yoktur.
Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili.
İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil,
içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir.
Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.
Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın
hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de...
Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının
çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir
sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili,
kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı
hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye.
Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda,
gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri,
o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim.
Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili.
Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer.
Sevdiğimiz insanların çocuklukları da...
Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer.
Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider,
hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır.
Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır...
Bazen denizler, kıyılar çeker insanı.
İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde
yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu.
Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara...
Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...
İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda
umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler,
kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının
korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...
Birazdan sabah olacak...
Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular başlayacak...
Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve
hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...
Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış.
Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını,
cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri
alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...
Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...
Aşkta yarın yoktur sevgili...
Melih Özkan
30-07-2004, 18:25
Aşka ve terke dair...
Öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki ne sevebilir ne terk edebilirsiniz.
Kör kütük bağlanmışınızdır aslında.
En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır.
İç çekişmelerinizin nedeni, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur.
Göz yaşlarınız da, bilinçaltınızda, kahkahanızdadır.
Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca öptüğünüz bir bayrak...
Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır.
Sınırsız ve nihayetsizdir.
Ölmek var dönmek yoktur.
Gün gelir anlarsınız, içten içe bir şeylerin kanadığını.
Tutkulu sevdaların gizli hançeri başlar parıldamaya...
Orasından burasından eleştirmeye koyulursunuz,
Şöyle görünse, öyle demese, değişse biraz ya da eskisi gibi olsa...
Başkalarını örnek göstermeye, "bak onlar nasıl yaşıyor" demeye başlarsınız.
Hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını ararsınız.
Aşkınızın gözü kör değildir artık.
Yanlışını görür düzeltmek istersiniz.
"Eskiden böyle miydi ya...."diye başlayan sohbetlerde açılır eleştirinin kapısı.
Açıldıkça bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltınızdan.
Böyle sürmeyeceğini bilirsiniz, değişsin istersiniz.
O, sevgisizliğe yorar bunu... ihanete sayar...
Tutkulu ilişkilerde ihanetin bedeli ölümdür.
"Ya sev böyle ya da terk et" diye gürler.
Bir zamanlar bir gülücüğüyle, alacakaranlığı ısıtan o rüya,
Bir kabusa dönüşür birden...
Kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size...
Hoyrattır bakmaz yüzünüze, zehir akar dilinden, konuşturmaz.
Suçlar, yargılar, mahkum eder. mühürler dudaklarınızı. siler sizi defterden...
"iyiliğin içindi hepsi, seni sevdiğim için..." dersiniz dinletemezsiniz.
Ayrılırsanız yaşayamayacağınızı bilirsiniz ama böyle de sevemezsiniz.
İhanetten kırılmıştır kaleminiz, severek terk edersiniz....
"Madem öyle"nin çağı başlar ondan sonra.
Madem ki siz böylesine tutkun iken O hep başkalarını seçmiştir,
Madem ki kıymetinizi bilmemiştir, o halde günah sizden gitmiştir.
Lanet ederek bu karşılıksız aşka, çekip gitmeleri denersiniz.
Aşkın göçmenlik çağı başlar böylece....
Daha özgür olacağınız limanlara demirlersiniz bir süre.
Ne var ki unutamaz, uzaktan uzağa izlersiniz olup biteni...
Ansızın kulağınıza çalınan bir şarkı ya da kapı aralığından,
Süzülüp gelen bir korku hatırlatır onu yeniden.
Yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder, ağlarsınız.
Kokusunu özlersiniz, türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi,
Yemeğini yemeyi, elinden bir kadeh şarap içmeyi...
Karşı nehrin kenarından hasret şiirleri haykırırsınız...
Sular kulağına fısıldasın diye..
Dönüp, "seni hala seviyorum" diye bağırmak gelir içinizden....
Dönemezsiniz.
Görmedikçe bağlanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız.
Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu.
Ne onunla olur, ne onsuz...
Hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu,
Hem "ne olacak sonunda" kuşkusu.
Böyle sevemezsiniz,
Terk de edemezsiniz.
Sürünür gidersiniz!...
Vehbi Şirikçi
30-07-2004, 20:22
*
Soğuk bir Mart ayında bilenler bilir Kayseri-Ulukışla , İç Anadolu'nun doğusunda geçen bir seyahatin ve bu seyahat esnasında yazdığı dörtlüklerle öğrenilen Maraşlı Şeyhoğlu'nun hikayesinin şiirle aktarımı. Arşivde mutlaka bulunmalı. Sığmadığı için 2 mesaj halinde aktarıyorum. Faruk Nafiz Çamlıbel'i rahmetle anıyorum..
* Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı * *
* Bir dakika araba yerinde durakladı. * *
* Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar, * *
* Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
* *
* Gidiyorum, gurbeti gönlümle duya duya, * *
* Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya * *
* İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık * *
* Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık, * *
* Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...
* Arkada zincirlenen yüksek Toros dağları, * *
* Önde uzun bir kışın söldürdüğü etekler, * *
* Sonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler...
* Ellerim takılırken rüzgarların saçına * *
* Asıldı arabamız bir dağın yamacına, * *
* Her tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık, * *
* Bu ıslakla uzayan, dönen kıvrılan yollar. * *
* Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar * *
* Başını kaldırarak boşluğu dinliyordu. * *
* Gökler bulutlanıyor, rüzgar serinliyordu. * *
* Serpilmeye başladı bir rüzgar ince ince, * *
* Son yokuş noktasından düzlüğe çevrilince * *
* Nihayetsiz bir ova ağarttı benzimizi * *
* Yollar bir şerit gibi ufka bağladı bizi * *
* Gurbet beni muttasıl çekiyordu kendine * *
* Yol, hep yol, daima yol... bitmiyor düzlük yine. * *
* Ne civarda bir köy var, ne bir evin hayali * *
* Sonunda ademdir diyor insana yolun hali, * *
* Arasıra geçiyor bir atlı, iki yayan * *
* Bozuk düzen taşların üstünde tıkırdıyan * *
* Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyordu, * *
* Uzun yollar bu sesten silkinerek yatıyor...
*
* Kendimi kaptırarak tekerleğin sesine * *
* Uzanmış kalmışım yaylının şiltesine, * *
* Bir sarsıntı... uyandım uzun suren uykudan; * *
* Geçiyordu araba yola benzer bir sudan * *
* Karşida hisar gibi Niğde yükseliyordu, * *
* Sağ taraftan çınğırak sesleri geliyordu; * *
* Ağir ağir önümden geçti deve kervanı, * *
* Bir kenarda göründü beldenin viran hanı. * *
* Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri * *
* Atlarımız çözüldü, girdik handan içeri * *
* Bir deva bulmak için bağrındaki yaraya * *
* Toplanmıştı garipler şimdi kervansaraya. * *
* Bir noktada birleşmis vatanın dört bucağı * *
* Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı, * *
* Bir pırıltı gördü mü gözler hemen dalıyor, * *
* Göğüsler çekilerek nefesler daralıyor, * *
* Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı * *
* Heryüzü çiziyordu bir hüzün kırışığı, * *
* Gitgide birer ayet gibi derinleştiler * *
* Yüzlerdeki çizgiler, gözlerdeki cizgiler... * *
* Yatağimin yanında esmer bir duvar vardı, * *
* Üstünde yazılarla hatlar karışmışlardı; * *
* Fani bir iz birakmış burda yatmışsa kimler, * *
* Aygın baygın maniler, açık saçık resimler... * *
* Uykuya varmak için bu hazin günde, erken, * *
* Kapanmayan gözlerim duvarlarda gezerken * *
* Birdenbire kıpkızıl birkaç satırla yandı; * *
* Bu dört mısra değil, sanki dört damla kandı * *
* Ben garip çizgilere uğraşırken başbaşa * *
* Raslamıştım duvarda bir şair arkadaşa; *
*
* On yıl ayrıyım Kınadagı'ndan * *
* Baba ocağından yar kucağından * *
* Bir çiçek dermeden sevgi bağından * *
* Huduttan hududa atılmışım ben *
Altında da bir tarih. Sekiz mart otuz yedi..
Gözüm imza yerinde başka ad görmedi.
Artık bahtın açıktır, uzun etme arkadaş
Ne hudut kaldı bugün, ne askerlik, ne savaş;
Araya gitti diye içlenme baharına,
Huduttan götürdüğün şan yetişir yarına
* *
*
Vehbi Şirikçi
30-07-2004, 20:30
Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk * *
Soğuk bir mart sabahı...Buz tutuyor her soluk * *
* Ufku tutuşturmadan fecrin ilk alevleri * *
* Arkamızda kalıyor şehrin kenar evleri * *
* Bulutların ardında gün yanmadan sönuyor, * *
* Höyükler bir dag gibi uzaktan görünüyor... * *
* Yanımızdan geçiyor ağır ağır kervanlar, * *
* Bir derebeyi gibi kurulmuş eski hanlar * *
* Biz bu sonsuz yollarda varıyoz, gitgide, * *
* İki dağ ortasında boğulan bir geçide * *
* Sıkı bir poyraz beni titretirken içimden * *
* Geçidi atlayınca şaşırdım sevincimden * *
* Ardımda kalan yerler anlaşırken baharla * *
* Önümüzdeki arazi örtülü şimdi karla * *
* Bu geçit sanki yazdan kişi ayırıyordu * *
* Burada son fırtına son dalı kırıyordu * *
* Yaylımız tüketirken yolları aynı hızla * *
* Savrulmaya başladı karlar etrafımızda * *
* Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü; * *
* Kar değil, gökyüzünden yağan beyaz ölümdü... * *
* Gönlümde can verirken köye varmak emeli * *
* Arabacı haykırdı "İste Araplıbeli" * *
* Tanrı yardımcı olsun gayri yolda kalana * *
* Biz menzile vararak atları çektik hana. * *
* Bizden evvel buraya inen üç dört arkadaş * *
* Kurmuştular tutuşan ocağa karşı bağdaş * *
* Çıtırdayan çalılar dört cana can katıyor * *
* Kimi haydut kimi kurt masalı anlatıyor * *
* Gözlerime çökerken ağır uyku sisleri * *
* Çicekliyor duvarı ocağın akisleri * *
* Bu akisle duvarda çizgiler beliriyor * *
* Kalbime ateş gibi şu satırlar giriyor *
*
*Gönlümü çekse de yarin hayali * *
* Aşmaya kudretim yetmez cibali * *
* Yolcuyum bir kuru yaprak misali * *
* Rüzgarın önüne katılmışım ben
* Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk açıktı * *
* Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı * *
* Bu gurbetten gurbete giden yolun üstünde * *
* Ben üç mevsim değişmiş görüyordum üç günde * *
* Uzun bir yolculuktan sonra İncesu'daydık * *
* Bir han yorgun argın tatlı bir uykudaydık * *
* Gün doğarken bir ölüm rüyasıyla uyandım. * *
* Başucumda gördüğüm su satırlarla yandım *
*
*Garibim namıma Kerem diyorlar * *
* Aslı'mı el almış haram diyorlar * *
* Hastayım derdime verem diyorlar * *
* Maraşlı Şeyhoğlu Şatılmış'ım ben
* *
* Bir kitabe kokusu duyuluyor yazında * *
* Korkarım yaya kaldın bu gurbet çıkmazında * *
* Ey Maraşlı Şeyhoğlu, evliyalar adağı * *
* Bahtına lanet olsun aşmadıysan bu dağı * *
* Az değildir, varmadan senin gibi yurduna * *
* Post verenler yabanın hayduduna kurduna * *
* Arabamız tutarken Erciyes'in yolunu * *
* Hancı dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu? * *
* Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende, * *
* Dedi * *
* Hana sağ indi ölü çikti geçende * *
* Yaşaran gözlerimde her sey artık değişti * *
* Bizim garip Şeyhoğlu buradan geçmemişti... * *
* Gönlümü Maraşlı'nın yaktı kara haberi. * *
* Aradan yıllar geçti işte o günden beri * *
* Ne zaman yolda bir han raslasam irkilirim, * *
* Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim * *
* Ey köyleri hududa bağlayan yaşlı yollar * *
* Dönmeyen yolculara ağlayan yaşlı yollar * *
* Ey garip çizgilerle dolu han duvarları * *
* Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları...
* *
Faruk Nafız Çamlıbel
(1898 - 1973)
Funda Meriç
03-08-2004, 20:11
pekkiii kendi yazdığımız şiirler için de bi konu başlığı açılsa? ;) Hani gençlerin önünü açalım,içimizdeki cevherleri ortaya çıkaralım ve bugüne kadar eline kalem almamamışları heveslendirelim...? Hoş olmaz mı.... :D
Serhat Gül
03-08-2004, 21:31
BİR HAZİN HÜRRİYET
Satarsın gözlerinin dikkatini, ellerinin nurunu,
bir lokma bile tatmadan yoğurursun
* * * * * * * * * * * * * * *bütün nimetlerin hamurunu.
Büyük hürriyetinle çalışırsın el kapısında,
ananı ağlatanı Karun etmek hürriyetiyle,
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * hürsün!
Sen doğar doğmaz dikilirler tepene,
işler ömrün boyunca durup dinlenmeden yalan
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *değirmenleri,
büyük hürriyetinle parmağın şakağında düşünürsün
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * vicdan hürriyetiyle,
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *hürsün!
Başın ensenden kesik gibi düşük,
kolların iki yanında upuzun,
büyük hürriyetinle dolaşıp durursun,
işsiz kalmak hürriyetiyle,
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *hürsün!
En yakın insanınmış gibi seversin memleketini,
günün birinde, meselâ, Amerika'ya ciro ederler onu
seni de büyük hürriyetinle beraber,
* * * * * * * * * * * * * * * * * *hava üssü olmak hürriyetiyle,
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * hürsün!
Yapışır yakana kopası elleri Valstrit'in,
günün birinde, diyelim ki, Kore'ye gönderilebilirsin,
büyük hürriyetinle bir çukuru doldurabilirsin,
meçhul asker olmak hürriyetiyle,
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *hürsün!
Bir alet, bir sayı, bir vesile gibi değil
insan gibi yaşamalıyız dersin,
büyük hürriyetinle basarlar kelepçeyi,
yakalanmak, hapse girmek, hattâ asılmak hürriyetiyle,
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *hürsün!
Ne demir, ne tahta, ne tül perde var hayatında,
hürriyeti seçmene lüzum yok
hürsün.
Bu hürriyet hazin şey yıldızların altında.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Özenç Yeşilçiçek
05-08-2004, 10:44
Terketmedi Sevdan Beni...
Terketmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça...
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz, uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni...
Ahmet Arif
Muhammed Turan
05-08-2004, 23:56
Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam?
Ben haramı helali karıştırmam.
Seninle içilen şarap helaldir,
sensiz içtiğim su bile haram!
Hayyam ' dan...
Özenç Yeşilçiçek
09-08-2004, 23:40
TARİHÇE
Önce,
Hain bir uykunun sevimsiz sabahı gibi
Sıradan,mahmur
Aynı sabahın ilk sıcak çayı gibi
Ferah bir karşılama...
-Merhaba!
Sonra güzel ve en sıcak gülüşmelerin ev sahibi
Bir yüz...
-Görüşürüz!
Derken sanki elin elimde
Kem gözlere keder
Dünya güzeli sohbetler...
-Ara beni!
Ardından derimizin altına sızan
Hani katiyen rakı içme mecburiyeti çağrıştıran
Bir korku ki...
-Eyvah!
Ve şimdi,
Kalbimi karanlıklarda hançerleyen
Aklımı başımdan eyleyen
Çok uzun yollarda
Hiç uykulu otobüs seferleri gibi
Acıtan
Kanatan
Yani korktuğumuz
Yani başımıza gelen
Büyüdükçe büyüleyen
AŞK...
-SENİ SEVİYORUM!
Yılmaz Erdoğan
27.02.2003 ;)
Özenç Yeşilçiçek
09-08-2004, 23:42
Kalbim,bir etten organ sadece
Kalbim yüreğim olur
Sen gelince...
Yılmaz Erdoğan
Özenç Yeşilçiçek
09-08-2004, 23:45
Herşey aşk içinmiş meğer
Yazılanlar hep doğruymuş
Herşey aşk içinmiş meğer
Yaşamak ona bağlıymış
Leyla ile Mecnun haklıymış...
Özenç Yeşilçiçek
09-08-2004, 23:48
Bir tatlı aşk gülüşü özledi gözlerim
Ve sen
Hangi alemlerde hangi gülüşlerde isen gel!
Çünkü gülüşünü çok özledim!
14.02.2003
Onur Kalender
10-08-2004, 00:32
DENİZ FENERİNİN AŞKI
Bir Deniz feneri..
Okyanusla sonsuza dek komşu.
Okyanusun mu ona daha çok ihtiyacı var yoksa,
deniz feneri mi okyanus için vazgeçilmez bir sevgili?
Gündüzleri, deniz feneri isyanlarda...
Çünkü yanı başındaki biricik sevgilisi,
gözlerinin önünde güneşle ihtirasla sevişmekte.
Hep gece olsun ister,
sevgilisi ona kalsın,
yalnız onda bulsun gecedeki renginin güzelliğini...
Deniz feneri, küçücüktür okyanusa göre,
Ama güneşin aşkından daha büyüktür aşkı okyanusa...
Geceleri ise deniz feneri, mutluluklar peşindedir,
gecenin esrarengiz sessizliğinde.
Her ışık turunda çıldırır deniz feneri zevkten,
adeta dans eder okyanusun en uzak noktalarına uzanarak.
Daha gerçektir deniz feneri,
gece sadece o ve okyanus vardır sınırlı görüş gizliliğinde.
Gündüzleri deniz feneri bir hiçtir bütün aldatmalara şahit olarak.
Güneş ise gece olunca bu hissi göremez..
Gece, deniz feneri ile okyanusun aşkının dans edişine güneş şahitlik yapmaz..
Gün bitiminde ve başlangıcında,
teslim ederler sevgili okyanuslarını birbirlerine güneş ve deniz feneri.
Güneşin okyanusla arasına giren bir engel vardır kimi zaman,
bu işkencedir güneşi küçülten.
Bulutlardır bu hain, gündüz aşkında güneşe okyanusu göstermeyen.
Güneş ise tüm gücüyle savaşır okyanusa ulaşmak için.
O kadar yaklaşır ki bulutlara, bulutlar yoğunlaşır,
yoğunlaşır ve gökyüzü ağlamaya başlar...
Okyanus hasretinden hesapsızca titrer.
Okyanus bütün damlaları özlemle kucaklar,
her damla onu güneşine daha çok yaklaştırmaktadır.
Gökyüzü ağlar, ağlar ta ki son damlası bitene kadar.
Okyanus damlalarla büyür büyür büyüklüğüne daha hacim katarak aşkının sevgi damlalarıyla.
Bilmezdi okyanus, her yağmurla sevgisini ona iletmek isteyen bir güneşinin olduğunu.
Her yağmur yağdığında okyanus kızar güneşine,
gündüz onu terk ettiğini düşünür, hırçınlaşır, dalgalanır öfkesinden.
Bilemez güneşinin ona ulaşmak için savaştığını.
İntikamını deniz fenerinden alır okyanus,
onun neden gündüz sevgilisi olmadığını defalarca kamçılayarak sorar deniz fenerine.
Dalgalarını büyütür cevap alamayınca deniz fenerinden..
Deniz feneri onu teselli edemez,
çünkü o sadece gece vardır gerçek gecededir onun için.
Ağlayamaz deniz feneri, ağlamayı deliler gibi istese de, gözyaşları yoktur,
ulaşmak istese de ulaşamaz gündüz sevgilisine.
Çaresizdir deniz feneri,
sadece bir dilek geçirir içinden.
Rüzgarâ yalvarır "bulutları kaçır buradan" diye,
güneşin çıkmasını ve sevgilisine sevgi dolu ışıklarını göndermesini diler.
Okyanusunun mutluluğunu ister hesapsızca...
Çünkü tek mutluluğu budur deniz fenerinin.
Ağlayamaz, gündüz ona ulaşamaz, konuşamaz hislerini okyanusuna.
Her okyanusun sahilinde bir deniz feneri vardır.
Her gece deniz feneri gemilere,
okyanusa olan aşkını haykırır ümitsizce, yarınlarını hiç düşlemeden...
Ve her gece hikayelerini anlatmak için gemileri beklerler sonsuz gecelerde...
Onur Kalender
Funda Meriç
11-08-2004, 13:04
Ayağım boşluğa takılıyor, düşüyorum :
akan zaman değil, benim; kendinden
kendine geçen! Doruğundayım ulu
bir şahin gibi, ya da köstebek
yerin altında! Yüzüme yansır
yeni bir yüz, aynalara her
bakışımda. Anlayamam hem
av hem avcı olmamı. Ve
günden yarına akışım
ötekine kaçışımdı !
Geceleri oynanan
oyundur yaşam!
Boşuna arama
dört duvar
insanlar
varken
akma
yı !
Kİ
SENİ
SENDEN
SORARLAR
DARMADAĞIN
SAVRULMUŞKEN
KENDİN OLMANIN
ESRİKLİĞİNİ UNUT
VE YIRTIL GÜNDÜZE !
BÖYLEDİR YAŞAM, GECE
TAŞKINLIĞA MEZAR YAPAR
GÜNDÜZÜMÜ, KUM SAATİ GİBİ
AKMAYA ALIŞACAĞIM : İMGELER
DAĞINIK, ANLAMLARI KAYBOLMUŞ
ÇIRILÇIPLAK BİR DÜŞLEM, GÜNDÜZ
IRZINA GEÇİLEREK, ZARI YIRTILMIŞ
BİR ÇOCUK : KANLAR İÇİNDE BİLİNCİM !
BAKTIM : DÜŞ / MÜŞÜM ASLINDA ÇIKIYORUM !
Şiirim sen çok güzelsin çook....Ben yazmasam da...
Ömer Kalburcu
13-08-2004, 14:19
BENİ ÖP SONRA DOĞUR BENİ
Şimdi
utançtır tanelenen
sarışın çocukların başaklarında.
Ovadan
gözü bağlı bir leylak kokusu ovadan
çeviriyor o küçücük güneşimizi.
Taşarak evlerden taraçalardan
gelip sesime yerleşiyor.
Sesimin esnek baldıranı
sesimin alaca baldıranı.
Ve kuşlara doğru
fildişi: rüzgarın tavrı.
Dağ: güneş iskeleti.
Tahta heykeller arasında
denizin yavrusu kocaman.
Kan görüyorum taş görüyorum
bütün heykeller arasında
karabasan ılık acemi
- uykusuzluğun sütlü inciri -
kovanlara sızmıyor.
Annem çok küçükken öldü
beni öp, sonra doğur beni.
Cemal SÜREYA
Ömer Kalburcu
13-08-2004, 14:21
BAŞIM DÖNÜYOR İKİMİZDEN
Çocuklar ekmek yiyorlar gibidir sesin
Ön dişleriyle belli belirsiz
Bir martı kalıyor gibidir hiç olmayandan
Çünkü biz ikimiz de çirkin değiliz
Evet mi hayır mı pek anlamadan.
Ne biçim bir sestir şu bizim dalgınlığımız
Bir tayın dişinde ince taflan
Az yaşlı bir kadında göğüs uçlarının
Yanarak sımsıcak bir kedinin ağzından
Dönüp iç çekmesine gece kuşlarının.
Sonra biz dağ başlarında apansız kurşunlanan
Süresiz baş dönmesiyiz çok garip adamların.
Edip CANSEVER
Ömer Kalburcu
13-08-2004, 14:26
hadi bi tane daha, madem yılmaz gördük, imzamı atim:).. funda kum saatine bayıldım bu arada..
ÖYLE BAKMA ÇÜNKÜ;
Güzel bahçeli bir ilkokulun penceresinden
dünyaya
hayret,
hasret
ve biraz da
bayat bayram şekeri
kederiyle bakan,
aklı canbaz,
yanağı al,
sesi çilek aroması
bir çocuk oturuyor
gözlerinde...
"Yılmaz Erdoğan" ve Ömer Kalburcu işbirliği ilee :P:P
Melis Varan
14-08-2004, 01:21
FENERLİ SOKAK
Fenerli Sokak'ta gün altıda batar
Bir başka renge bürünür Fenerli Sokak
Fenerli Sokak'ta bütün adamlar
Konuşurlar benim gibi hep susarak
Seni Fenerli Sokak'ta bekliyorum.
Yağmurlar yağmaya görsün
Meyhanelerde cümbüş
Sen orada kimleri görürsün
Ben gibi sevdaya tutulmuş, düşmüş
Seni Fenerli Sokak'ta bekliyorum.
Kesilir çocuk sesi, kadın sesi
Fenerli Sokak'ta yanınca ışıklar
Benim gönlümde bir sarhoş neşesi
Bana ümitler taşır bu sakin akşamlar
Seni Fenerli Sokak'ta bekliyorum.
Dönemem bir adım geriye
Biraz ötede belki sen varsın
Boşver aldırma sen hiç kimseye
Yolun düşerse beni meyhanede ararsın
Seni Fenerli Sokak'ta bekliyorum
Biraz da seninle dolaşalım bu sokağı
Aşkımı kaldırımlardan, parke taşlarından sor
Tanımaz gözlerim senden daha uzağı
Sensiz olmak senle olmaktan da zor
Seni Fenerli Sokak'ta bekliyorum.
Seni Fenerli Sokak'ta bekliyorum
Gönlüm ümit pınarı, yüreğim sabır taşı
Bugün olmazsa yarın geleceksin biliyorum
Seneler silemeyecek asla bu aşkı
Seni Fenerli Sokak'tan daha çok seviyorum..
AHMET SELÇUK İLKAN
Muhammed Turan
15-08-2004, 00:44
İstanbul' dan yeni döndüm...Hemen yazı verdim bir dörtlük eve varınca!
Martılar çığlıklarıyla isyan ediyor boğazın güzelliğine.
İstanbul dedikleri harikaymış.
Yedi tepesinde de yedi ayrı güzellik ama
inanki bu şehir senin kadar güzel değilmiş İzmir' im... ;)
Reşat Özdemir
18-08-2004, 02:43
Agora Meyhanesi / Onur Şenli
sana bu satırları
bir sonbahar gecesinin
felç olmuş köşesinden yazıyorum.
beş yüz mumluk ampüllerin karanlığında
saatlerdir, boş olan kadehlere
şarkılarını dolduruyorum.
tabağımdaki her zeytin tanesine
simsiyah bakışlarını koyuyorum.
ve, kaldırıp kadehimi
bu rezilcesine yaşamaların şerefine içiyorum...
burada yaşanır aşkların en madarası
ve en şahanesi.
burada saçların her teline bir galon içilir
gözlerin her rengine bir şarkı seçilir,
sen bu sekiz köşeli meyhaneyi bilmezsin
bu sekiz köşeli meyhane seni bilir
burası agora meyhanesi
burası arzularını yitirmiş insanların dünyası
şimdi içimde sokak fenerlerinin yalnızlığı
boşalan ellerimde kahreden bir hafiflik
bu akşam umutlarımı meze yapıp içiyorsam
elimde değil,
bu da bir nevi namuslu serserilik.
dışarıda hafiften bir yağmur var.
bu gece benim gecem
kadehlerde alaim-i semaların raks ettiği,
gönlümde bütün dertlerin hora teptiği gece bu
camlara vuran her damlada
seni hatırlıyorum
ve sana susuzluğumu...
birazdan plaklarda şarkılar susar,
kadehler boşalır,
umutlar tükenir,
mezeler biter
biraz sonra,
bir mavi ay doğar bu sarhoş şehrin üstünde
birazdan bu yağmur da diner.
sen bakma benim delice efkârlandığıma,
mendilimdeki kızıl lekeye de boşver
yarın gelir çamaşırcı kadın
her şeyden habersiz onu da yıkar,
sen mes'ut ol yeter ki,
ben olmasam ne çıkar.
dedim ya
burası agora meyhanesi
bir tek iyiliğin bütün kötülüklere
meydan okuduğu yer
burası agora meyhanesi
burası kan tüküren mes'ut insanların dünyası...
Reşat Özdemir
05-09-2004, 01:12
Biliyorum, konuşucak birşeyimiz yok
Ama yinede gözlerini al gel
Elindeki yarayı, suskunluğunu, acemiliğini
Beni biri severse inanmam
Seni biri severse utanırsın
Bilmediğin bir hastalığa acımak gibi bile olsa gel
Biliyorum konuşucak bir şeyimiz yok
Ama ızdırabım sende, mutlaka alda gel...
Reşat Özdemir
10-09-2004, 04:39
asrın yeni bir umdesi var, hak kapanındır.
söz haykıranın, mantık ise şarlatanındır.
geçmez ele bir pâye, kavuk sallamayınca,
kürsî-i liyakat ******, ****** olanandır!
yaşa neyzen..
Değerli üyemiz,
Forum kurallarımız gereğince;
"Forumlarımızda küfürlü mesajlar yazmak; küfürlü kelimeleri, nokta veya yıldızlarla sansürleyerek kullanmak yasaktır."
Mesajınızda kullandığınız ifadelerle bu kuralı ihlal ettiniz.
Lütfen forum kurallarına uyunuz.
1907UNIFEB - Forum Yönetimi
Burhan Günarslan
12-09-2004, 17:22
Biz Üç Kişiydik
Biz üç kişiydik:
Bedirhan, Nazlıcan ve ben.
Üç ağız.. üç yürek.. üç yeminli fişek!
Adımız bela diye yazılmıştı dağlara, taşlara
Boynumuzda ağır vebal,
Koynumuzda çapraz tüfek!
El tetikte, kulak kirişte,
Ve sırtımız toprağa emanet...
Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi
Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık..
Deniz çok uzaktaydı
Ve dokunuyordu yalnızlık...
Gece, ırmak boylarında uzak çakal sesleri,
Yüzümüze, ekmeğimize,
Türkümüze çarpar geçerdi.
Göğsüne kekik sürerdi Nazlıcan,
Tüterdi buram-buram.
Gizlice ona bakardık, yüreğimiz göçerdi...
Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan'ı
Ateş böcekleriyle bir oldu
Kırpışarak tükendi...
Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza
Kurşun gibi, mayın gibi
Tutuşarak tükendi...
Oy Nazlıcan... vahşi bayırların maralı...
Oy Nazlıcan... saçları fırtınayla taralı...
Sen de böyle gider miydin böyle yıldızlar ülkesine?
Oy, Nazlıcan oy... can evinden yaralı...
Serin yayla çiçeği, oy Nazlıcan..
Deli-dolu heyecan, oy Nazlıcan..
Göğsümde bir sevda kelebeği,
Ölüme sunduğum can, oy Nazlıcan..
Artık, yenilmiş ordular kadar
Eziktik, sahipsizdik..
Geçip gittik, parka ve yürek paramparça!.
Gerisi ölüm duygusu,
Gerisi sağır sessizlik..
Geçip gittik, Nazlıcan boşluğu aramızda..
Bedirhan'ı bir gedikte sırtından vurdular,
Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları..
Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca,
Titredi ve iki yana düştü kolları..
Ölüm bir ısırgan otu gibi
Sarmıştı her yanını...
Devrilmiş bir ağaçtı, ay ışığında gövdesi..
Uzanıp, bir damla yaş ile
Dokundum kirpiklerine..
Göğsümü çatlatırken nabzının tükenmiş sesi..
Sanki bir şakaydı bu!.. birazdan uyanacaktı,
Birazdan ateşi karıştırıp bir sigara saracaktı..
Oysa ölüm, sadık kalmıştı randevusuna, ah..
O da Nazlıcan gibi,
Bir daha olmayacaktı!..
Hey Bedirhan.. katran gecelerin heyulası!..
Hey Bedirhan.. kancık pusuların belası!.
Sen de böyle bitecek adam mıydın, konuşsana,
Hey Bedirhan hey.. mezarı kartal yuvası!..
Mor dağların kaçağı, hey Bedirhan!.
Mavi gözleri şahan, hey Bedirhan!.
Zulamda bir suskun gece bıçağı,
Beyaz gömleğimde kan, hey Bedirhan!.
Biz üç kişiydik.. üç intihar çiçeği..
Bedirhan, Nazlıcan
Ve ben: Suphi...
Yusuf Hayaloğlu
Burhan Günarslan
12-09-2004, 17:24
Giderim
Artik seninle duramam
Bu akşam çikar giderim
Hesabim kalsin mahşere
Elimi yikar giderim
Sen zahmet etme yerinden
Gürültü yapmam derinden
Parmaklarim üzerinden
Su gibi akar giderim
Artik sürersin bir sefa
Ne cismin kaldi ne cefa
Şikayet etmem bu defa
Dişimi sikar giderim
Bozar mi sandin acilar
Belaya atlar giderim
Kurşun gibi mavzer gibi
Dag gibi patlar giderim
Kaybetsem bile herşeyi
Bu aşki yirtar giderim
Sinsice olmaz gidişim
Kapiyi çarpar giderim
Sana yazdigim şarkiyi
Sazimdan söker giderim
Ben aglayamam bilirsin
Yüzümü döker giderim
Köpeklerimden kuşumdan
Yavrumdan cayar giderim
Senden aldigim ne varsa
Yerine koyar giderim
Ezdirmem sana kendimi
Gövdemi yakar giderim
Beddua etmem üzülme
Kafama sikar giderim
Vehbi Şirikçi
22-09-2004, 03:03
Geceye Şiir
Kalbim bir çiçektir, gündüzler ölgün;
Gelin, gelin, onu açın geceler!
Beni yadedermiş gibi, bütün gün
Ötün kulağımda, çın çın geceler!
Geceler çekmeyin benim için hüzün,
Gelin siz, ruhumu tenimden süzün;
Bırakın naşımı yerde gündüzün,
Gölgemi alın da kaçın geceler!
Necip Fazıl Kısakürek
Ayça Buğra
02-10-2004, 14:38
Uzak Haziran
İki dudak arası bir zaman
Gözgöze geldikse geçerken
Mayıs'la Haziran arasında
Yağmurlu bir saçak altından
Aşktı uçup giden üstümüzden
Aşktı değip geçen yanımızdan
Uyanıp kış uykularından
..........
Necati Cumali
Ertu Aydın
02-10-2004, 17:52
www.siiristan.com
Sesli siirlere dikkat çekmek istiyorum.Buyrun arkadaşlar...
Ayça Buğra
02-10-2004, 18:40
an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür
şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar / tutan ölür
an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
..........
Attila İlhan
Ayça Buğra
02-10-2004, 18:44
Gelecegim bekle dedi
Ben beklemedim o da gelmedi
ölüm gibi birşeydi
Ama kimse ölmedi
..........
Attila İlhan
Fatih Dilber
03-10-2004, 06:07
LAVINIA
Sana gitme demeyeceğim
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar,
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalan istiyorsan yalanlar söyleyeyim.
İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.
Özdemir ASAF
Bertan Aycan
10-10-2004, 21:55
Adam Gibi Adam Olmak
Çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
Sen aklı başında kalabilirsen eğer
Herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
Hem kendine güvenebilirsen eğer
Bekleyebilirsen usanmadan
Yalanla karşılık vermezsen yalana
Kendini evliya sanmadan
Kin tutmayabilirsen kin tutana
Düşlere kapılmadan düş kurabilir
Yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
Ne kazandım diye sevinir
Ne yıkıldım diye yerinir
İkisine de önem vermeyebilirsen eğer
Söylediğin doğruyu ve gerçeği büken düzenbaz
Kandırabilir diye safları dert edinmezsen
Ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz ve
Yeniden koyulabilirsen işe
Döküp ortaya varını yoğunu
Bir yazı turada yitirsen bile
Yitirdiklerini dolamaksızın diline
Baştan tutabilirsen yolunu
Yüreğine, sinirine dayan diyecek
Direncinden başka şeyin kalmasa da
Herkesin bırakıp gittiği noktaya
Sen dayanabilirsen tek başına
Herkesle düşüp kalkıp yine de erdemli kalabilirsen
UNUTMAYABİLİRSEN HALKI KRALLARLA GEZSENDE
Dost da düşmanda incitemezse seni
Ne küçümser nede büyültürsen çevreni
Her saatin her dakikasına
Emeğini katarsan alın terine
HAKÇASINA BÖLÜŞÜRSEN VİCDANINDAKİ ADALETİ
Her şeyiyle dünya önüne serilir
Korktuğun yerde el öpmez
HÜKÜMRAN OLDUĞUN YERDE EZMESSEN
OĞLUM ADAM OLDUN DEMEKTİR
ÜSTELİK ADAM GİBİ ADAM
Şiir: Rudyard KPLİNG
Ayça Buğra
14-10-2004, 23:41
Mevsimlerden sonbahardayım
Resimde sapsarı yapraklar
Kurumuş dallar,yılgın bir rüzgar
Ve ne yapacağını bilmeyen
Bir çocuk var
Aslında snaa söylemek istediğim çok şey vardı
Mesela keşke bu kadar büyük sevdirmeseydin kendini
Neyin bedelini ödediğini bilmiyorum
Herşeye rağmen sana da kızmıyorum
Kızamıyorum..
Acım durulduğunda bir şarkı söylerim belki
Belki o zaman anlarsın
Bunca hüzün bizde iyi durmadı
Ve bu ayrılık bu aşka hiç yakışmadı...
Fatih Dilber
15-10-2004, 10:34
Uyku tutmuyor gözlerim açık
Sabahlar olmuyor sensiz
Geceler zifiri karanlık
Rüya da göremiyorum artık
Dünya dönmüyor
Günler bilmiyor geçmek
Neredesin bir tanem
Ne olur gel artık
Muhammed Turan
15-10-2004, 21:15
AŞKLARIN EN GÜZELİ
Ne karıncanın iş aşkında buldum sevdayı
Ne de arının kovanda döktüğü terde
Aşkların en güzeli karşılıksız olanmış
Anne aşkıymış
Annem gibi sev beni
Kaşılıksız sev!
Uğur Yedikardeş
15-10-2004, 23:55
Hayalimdesin yine dört duvar arasında
Sagımda sen solumda sen
Her yanımı sarmıssın ne yana baksam sen
Geceleyin ay olmussun şavkın penceremde, gündüzleri güneş
Sarı saçların dökülür tenimin buz kesmiş soğukluğuna
Düşünürüm o zaman ayın, güneşin tükenişini, herşeyin sonunu...
Olamaz diyorum aşkımızın sonu,
Çünkü; düşünülmüyor sonsuzluğun sonu!!!
Funda Meriç
16-10-2004, 12:08
Bilmiyorum ne vardı saçlarında...Rüzgar mı delice eserdi, gözlerim mi öyle görürdü yoksa...Saçlarının her hali hoşuma giderdi...
...
Funda Meriç
16-10-2004, 12:10
Bu da en sevdiğim;
Denizde bir balıkçının oltasındadır yaşam..Küçücük bir demirin soğuk keskinliğinde..
Çırpınmak kurtulmak mıdır denizden? Her mavi,başka bir mavidir ister istemez..
Ve akvaryumları bu mavi ayırır..Ayırır yaşanmamış zamanları maviler.
Ve balıkçının oltasındaki insafsız bir demirin soğuk keskinliğindedir yaşam..
Oysa akvaryumda yaşamaktansa, denizde ölüm DOĞUM'dur.
Levent Sarıbaş
21-10-2004, 21:22
Ben sana mecburum bilemezsin,
Sen bana mecbur musun onu da ben bilemem.
Ama öyle isterdim ki bana mecbur olmanı;
Her kapı çalışında ben diye fırlamanı
Her telefon çalışında özlemle sesime koşmanı
Gecenin bir vakti ter içinde uyanıp, adımı sayıklamanı
Yalnızlığının en derinindeyken benle avunmanı
Korkunca koluma sımsıkı sarılmanı
Gözyaşlarına boğulduğunda acını benle unutmanı
Kederlerini kedersiz gecelerimizde bırakmanı
Sevinçlerini benle paylaşmanı
Kahkahanı benim kahkahama katarak şakıyışını
Gözlerindeki o ışıltıyı gözlerime aktarmanı
Neşeni, mutluluğunu hep benle yaşamanı
Öyle çok isterdim ki.
İsterdim,
Hem de çok...
şiir süper..böyle bölmek olmaz ama renk uymamış.. :o
Uğur Yedikardeş
22-10-2004, 00:30
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.
Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Onur Kalender
23-10-2004, 22:10
pekkiii kendi yazdığımız şiirler için de bi konu başlığı açılsa? ;) Hani gençlerin önünü açalım,içimizdeki cevherleri ortaya çıkaralım ve bugüne kadar eline kalem almamamışları heveslendirelim...? Hoş olmaz mı.... :D
Ben konu başlığını ilk gördüğümde öyle sanmış ve kendi şiirlerimi yazmaya başlamıştım ama öyle olmadığını anlayınca...
Funda Meriç
24-10-2004, 14:47
* *Ben konu başlığını ilk gördüğümde öyle sanmış ve kendi şiirlerimi yazmaya başlamıştım ama öyle olmadığını anlayınca...
;)
Sen benim defterimi geri ver önce ;D Sonra yazarsın bişiler..
Funda Meriç
26-10-2004, 21:33
Lütfen! Kaçıp giden uykuyu kirpiklerime geri getir! Sonra da söyle aklım fikrim nereye gitti? Evimde aşkın mekan tutmasına razı olalı beri uyku bana kızdı, beni terk etti. Soruyorlar bana. "Sen ki, güvenli ve doğru yolda yürüdüğünü bilirdik. Ne yaptın sen, dostum! Söyle bize, seni kim şaşırttı?" Onlara diyorum ki, sizi ben değil, o sevgili aydınlatacak! Bense size tek bir yanıt vereceğim: kanımın, tüm kanımın ona ait olduğunu söyleyerek...Size daima: ben kanımı dökmeyi yeğlerim, onun uğruna, tüm ağırlığı ile içimde kalmasın diyerek yanıt vereceğim. Bir adam seçmişim, onda tüm düşüncelerimi, onun imgesini bile yansıtan tüm düşüncelerimi üreteyim diye... Ve de bu imgeyi kovsaydım, içimi ateşe salardım, o yutucu ateşe..Onu görünce siz beni mazur tutarsınız! Çünkü Tanrı'nın ta kendisi bu mücevheri, hayat iksiriyle kuyumlamıştır; ve de bu hayat iksirinden kalanlarla narı yoğurdu, inciler döktü. Bana diyorlar ki, "Ey budala! Sen sevgili oyuncağında, gerçekten sızlanmalar, gözyaşları ve nadir zevklerden başka şeyler bulduğunu mu sanıyorsun? Bilmez misin ki, berrak suda izlerken kendi gölgenden başka bir şey göremezsin. Öylesine bir kaynaktan içmektesin ki, tek başına tat alabilmiş olmanın öncesinde ondan nice doyumlar sağlanmıştır." Onlara sanmayın ki, diyorum, içerken beni sarhoşluk sarmıştır. Sade bakarken sarhoş olmuşumdur ben. Ve bu sadece gözlerimden uykuyu kovmuştur. Ve beni böyle tüketen asla geçmişin olayları değildir. Ama O'nun hayatımdan çekip gitmesidir. Ayrılmış olduğum güzel şeyler asla beni bu hale düşürmedi; sadece O'nun benden ayrılmasıdır beni berbat eden. Ve şimdi, başımı başkalarına çevireyim, öyle mi? Bunu nasıl yapabilirim? Ben ki tüm ruhumla onun hoş kokulu bedenine bağlıyım...Bedeninin amber ve misk kokusuna......
Ersin Demirel
27-10-2004, 22:07
Neredeyim, kimim,ne yapmak istiyorum, aşık mıyım?Görmeden,sesini duymadan esir olmuşum. Adından başka bildiğim hiçbir şeyin yok."Cümlelerimde bul"dedin beni.Buldum...Evet,evet o sensin.Yıllardır beklediğim, görmeden yazdığım şiirlerin,şarkılarımın ilham perisi sensin. Korkak değilsin,sınırsız değilsin, hele şımarık hiç değilsin. Adımımı atmaktan korkmuyorum artık. Sen de korkma artık.
Yaşamın bir rüzgarsa,esmesini istediğim yön belli. Dol yüreğime,tut ellerimi hiç bırakmamacasına...
Seni bekliyorum...
Ersin Demirel
27-10-2004, 22:12
Sana Dair
Zamanı gelipte bulunca birbirimizi
önce gözlerimiz kenetlenecek seninle
sonra o buz gibi havada içimiz ısınacak
belki birseyler fısıldayacaksın kimbilir
belkide oyle kalakalacagız seninle
ve hulyalara dalacağız ikimizde
sarıp benı o sıcacık içten gulusun
alıp gotrecek bilmediğim bir sehre
sonra askı ve bizi sorgulayacaüız kendimizce
sokak lambalarına dalacağız kimi zaman
omuz omuza batan gunesı seyredeceğiz belki
beraber büyüleneceğiz seninle
batan güneşten, senden, benden...
sonra o buz gibi havada içimiz ısınacak
belki birseyler soyleyeceksin kimbilir
belkide öylece kalacagız seninle
bu sefer elin belimde sıcaklığın tenimde
ve 'biz' olacagız seninle..
buda benden bi denemeydi. e artık bilemicem hos olur mu?:)
*Acizane bir edebiyatçı olarak "Geçer Not" veriyorum bu denemene Feyza. Çok hoş olmuş.Yüreğine sağlık.
Bir anlamda bana dair bir şeyler de var yazdıklarında. Paylaştığın için teşekkürler...
Funda Meriç
28-10-2004, 12:05
Yer, Üsküdar Sahili
Ve Bu Koca Yerde Bir Ben,
Yalnız, Ağlamaklı.....
Romantik ve Duygusal...
Önce Gökyüzü Boşalıyor...
Bana nazire yaparcasına...
İçini sonuna kadar...
Hızlı hızlı döküyor...
Sahildeyim Bir başıma...
Olsun, Sigaram var ya...
Zaten o hep var...
Bir de O Olmazsa..
Yer, Üsküdar Sahili...
Yağmur Yanaklarımdan çağlarcasına süzülüyor...
Ve o an olan oluyor....
Kahretsin Yine aklıma Sen Geliyorsun...
Yanaklarımdan süzülen yağmura....
Gözlerimden Akan yaşlarım karışıyor
Düşünüyorum.. Şu an yanımda olsaydın...
Alnından öpüp, saçlarını okşasaydım...
Neler vermezdim.... Biliyor musun...
Beni Bir kerecik Arasaydın........
Funda Meriç
28-10-2004, 17:32
SAKLAYACAĞIM
Seni saklayacağım, inan
Yazdıklarımda, çizdiklerimde,
Şarkılarımda, sözlerimde,
Sen kalacaksın, kimse bilmeyecek...
Ve kimseler görmeyecek seni,
Yaşayacaksın gözlerimde...
Sen göreceksin, duyacaksın
Parıldayan bir sevi sıcaklığı
Uyuyacak, uyanacaksın...
Bakacaksın benzemiyor, gelen günler geçenlere
Dalacaksın...
Bir seviyi anlamak, bir yaşam harcamaktır.
Harcayacaksın...
Seni yaşayacağım, anlatılmaz...
Yaşayacağım gözlerimde,
Gözlerimde saklayacağım...
Birgün, tam anlatmaya...
Bakacaksın,
Gözlerimi kapayacağım.
Anlayacaksın...
Funda Meriç
28-10-2004, 22:40
Gün dogmadan,
Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
İçinde bir iş görmenin saadeti,
Gideceksin;
Gideceksin iri pınarların çalkantısında.
Balıklar çıkacak yoluna karşıcı;
Sevineceksin.
Ağları silkeledikçe
Deniz gelecek eline pul pul.
Ruhları sustuğu vakit martıların,
Kayalıklardaki mezarlarında,
Birden,
Bir kıyamet kopacak ufuklarda.
Deniz kızları mi dersin, kuşlar mi dersin;
Bayramlar seyranlar mi dersin, senlikler cümbüşler mi?
Gelin alayları, teller, duvaklar, donanmalar mı?
Heeey!
Ne duruyorsun be, at kendini denize;
Geride bekleyenin varmış, aldırma;
Görmüyor musun, her yanda hürriyet;
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
Git gidebildiğin yere...
Gizem İnanç
28-10-2004, 23:39
BEN SENİ SEVDİM Mİ
Ben seni sevdim mi?
Sevdim, kime ne
Tuttum, ta içime oturttum seni
Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
İçtim yudum yudum güzelliğini
Ben seni sevdim mi?
Sevdim elbette
Bendeydi özlemlerin en korkuncu
Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,
Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu
Ben seni sevdim mi?
Sevdim doğrusu
Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim
Biri vardı ağlayan gecelerce
Biri vardı sana tutkun; o bendim
Ben seni sevdim mi?
Sevdim en büyük
En solmayan güller açtı içimde
Ömrümü değerli kılan bir şeydin
Sen benim boz bulanık gençliğimde
Ben seni sevdim mi?
Sevdim, öyle ya
Bir çizgiye vardım seninle beraber
Ve bir gün orada yitirdim seni
Ben seni sevdim mi?
Sevdim,
Ya sen beni?
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
Ersin Demirel
30-10-2004, 16:56
Rica ederim ;)
Funda Meriç
31-10-2004, 21:51
Bir Düşün İçinde Düş
Alnına konsun bu öpüş
Ve,şimdi senden ayrılırken,
İtiraf edeyim ki
Günlerimi bir düş
Sayarken yanılmıyorsun;
Ama ,Umut gitmişse uzaklara
Bir gece ya da bir gün
Bir görüntüde ya da bir şeyde olmaksızın
Fark eder mi bu yüzden?
Bütün gördüğümüz ve göründüğümüz
Yalnızca bir düşün içinde bir düş.
Kırılan dalgaların dövdüğü bir kıyının
Haykırışları içinde duruyorum:
Ve altın kum taneleri tutuyorum avucumda
Ne kadar az! Ama nasıl da
Süzülüyorlar parmaklarımın arasından derinlere
Ben ağlarken- ben ağlarken!
Ah Tanrım! Daha sıkı
Tutamaz mıyım onları?
Ah Tanrım! Tekini bile kurtaramaz mıyım acımasız dalgadan?
Bir düşün içinde bir düş mü
Bütün gördüğümüz ve göründüğümüz?
Erdem Çeliker
02-11-2004, 10:26
Dayanamadım...
"Seni ben değil, gözlerim seçti, beğendi,
Şimdi gidiyorsun...
Bana ne, ben değil onlar ağlasın..."
Funda Meriç
03-11-2004, 21:29
Masamda her şeyyyyy var bu sabah
Demli çayım...
Hatta yeşil salatam.
Bir de mum,
Sabahleyin romantizm!
Evet belki bunu bir ben yaşarım...
Her yudumumda çayım,
Senin sıcaklığın...
Bu gün bu duyguyu özlemden,
Çokça çay içtim.
Bir lokma yemedim yine,
Ben çayı sevdim...
O elimi,
Sen kalbimi...
Her şey var demiştim ya,
Şekerim yoktu!
Belki vardı da ben bulamadım,
Bir de seni...
Funda Meriç
05-11-2004, 12:27
hep geç
hayatın avucunda bir zar tuttum,salladım
küp küp oldu çayır çimende,
bir baktım;
hep geç..
bir vapur gördüm hayrettin'de,
bağırdı haydi diye.
atladım iskeleden gemiye,
su oldu pantalon,elbise.
bir baktım;
hep geç...
bir kız sevdim,gözümde gözü,
elini tuttum...
öylesine sevdim ki;tam söyledim
dedi ki;
hep geç...
hep geçtim zaten hayatın köşesinden.
tam içindeyim derken,biri geldi
beni itti
yine baktım;
hep geç...
seni buldum derken,gözler kesişmedi
bir dizi yolda.
dağ dağa kavuştu ama,
yine bakıyorum
sanırım,yine geç...
şimdi uğraşım var geç kalmamaktan yana.
gülmeyi öğreniyorum ardından,
bu kez herşey için çok ama çok erken...
Doğa Aydın
06-11-2004, 17:13
Masamda her şeyyyyy var bu sabah
Demli çayım...
Hatta yeşil salatam.
Bir de mum,
Sabahleyin romantizm!
Evet belki bunu bir ben yaşarım...
Her yudumumda çayım,
Senin sıcaklığın...
Bu gün bu duyguyu özlemden,
Çokça çay içtim.
Bir lokma yemedim yine,
Ben çayı sevdim...
O elimi,
Sen kalbimi...
Her şey var demiştim ya,
Şekerim yoktu!
Belki vardı da ben bulamadım,
Bir de seni...
Çay sevmektir, şeker sevilmektir çünkü...
Ayça Buğra
07-11-2004, 23:49
Duydum ki güzel gözlerini
Çok seven olmuş
Gönlüm yüzünün rengine düşmüş de
Ahhhh ben olmuş...
İsmail Sümer
10-11-2004, 20:07
Sabah Yıldızım
Ey benim doğmayan sabah yıldızım
Geceler mi uzak sen mi uzaksın?
Ne zaman bitecek bu yalnızlığım
Umutlar mı uzak sen mi uzaksın?
Bil artık sabrımın sabrı da bitti
Seninle gelen aşk sensiz terketti
Çalmadın kapımı çalmadın gitti
Ellerin mi uzak sen m uzaksın?
Sen misin 'ben miyim' kimmiş yalancı
Nasıl yaşarız biz bize yabancı
Böyle bir ayrılık ne kadar acı
Yolların mı uzak sen mi uzaksın?
Dilime marş ettim eyvahlarımı
Söyle de bileyim günahlarımı
Işıksız bıraktın sabahlarımı
Gözlerin mi uzak sen mi uzaksın
Funda Meriç
13-11-2004, 21:14
http://img119.exs.cx/img119/5196/yanlizliga_baha.th.jpg (http://img119.exs.cx/my.php?loc=img119&image=yanlizliga_baha.jpg)
Uğur Şimşek
13-11-2004, 23:33
Ankara
Hey gidi ankara hey!
Benide benzettin ya kendine!
Astın suratımı,resmileştirdin beni
Hey gidi ankara hey!
Benide benzettin ya kendine
Yüzümde bürokrat gülümsemesi
İçimde politik çıkmazlar
Kaçıncı aşktı tattığım akşamlarında
Kızılay'da yürüyemeden elele
Bir gecelik duygu esnemesinde
Yalnızlığımla kendimi evime attığım
Tadamadan mevsimlerini doya doya.
Kaybettim kendimi;
Herhangi bir sokağın,herhangi bir ayrımında
Geçerken ömrüm giriş katlarında
Üşüdüm,titredim;
Otuz yaşıma girerken bir yaz akşamında
Bekar evlerinin soluk aydılığında
Kötü alışkanlıklar edindim
Hiçbir kıza yalan söylemedim ankara
Ama bir ebruli akşamda
Ezan seslerine karıştı çığlıklarım
Oyalıyormuşum meğer kendimi geçici heveslerle
Kırçiçekleri açıverdi yüreğimde
Sen aşk de buna,ben çıkmaz sokak
Ankara!
Delik olan cebime koyacaktım tüm hüzünleri
Yine şiirler çalıp;
Şairlerin soluk nefesli kitaplarından
Şarkılar,şarkılar düzecektim ona
Ve ankara;
Çelik renkli gecelerine dağıttığım aşklarımdan
Taç yapacaktım sarı saçlarına
Gözlerindeki yeşilden sürecektim antik yalnızlığıma
İkimizinde paylaşak birşeyi olacaktı hayatta
Anlarsın ya!sen ankara,ben ve o...
Üç kişilik bir dünya kuracaktık
Gözyaşlarının kahkahaya karıştığı şu dünyada;
Duygu sevinecekti
Telefon edip zeynep'e
"Evleniyormuş" diyecekti
Ve çankaya'dan bir rüzgar esti
Kıskandın ya bizi!
Helal olsun sana
Şu ölümlü dünyada
Kendin gibi bir dünya görmeden
Boğacaksın öyle mi kalabalık kaldırımlarında beni?
Hüzne doyacağım öyle mi?
Senin gibi gecekondularında
Benim gibi bozkır çocuğu
Meram akşamlarında;
Çiçeklerin nasıl olgunlaştığını bilirim ben
Çözmüşken tamda şifresini hayatın
Korkma ankara,korkma!
Yazılmamış bir şiirin okundukça çoğalan ilk kelimesinde
Akıp giderken kaderimiz iki ayrı yöne
Mutlak buluşacak vuslat denizinde
Ankara korkma!
Okuduğu duaları anamın ikimizide kurtaracak
Hiç ummadığın birgünde
Şöyle güneş burcundayken sevinçlerin
Sen bana alışacaksın bende sana...
Ankara
Ali Uluraspa
Uğur Yedikardeş
28-11-2004, 04:04
Adam, Kadın ve Çocuk
Adam önce kitapları topladı,
Kadın kapısı kapalı ağlıyordu,
Çocuk merdivenlerde zaman dursa istiyordu,
Bir ayrılığın üç dalıydılar.
Birikmiş ne varsa atma zamanıydı şimdi
Çocuk merdivenlerin basamaklarını saydı,
Saçlarını çözdü, bir daha ördü,
Kadın kapı kolunu tutmak, kapıyı açmak,
Adamın yanına gitmek istedi,
Adam resimleri ayırdı, bir ayakkabı kutusuna koydu,
Çocuk zile baktı,
Kadın duvardaki saate,
Adam açık olan pencereye,
Bir ayrılığın üç kahramanıydılar.
Zaman durmuyor, adam kalmıyor, kadın engel olmuyordu.
Zaman duramıyor, adam kalamıyor, kadın engel olamıyordu.
Çocuk boynundaki ipli anahtarla kpıyı açtı,
Çigili defterinin arasından kuruttuğu gelincik çiceğini aldı,
Kadın balkon kapısını açtı,
Rüzgâr perdeleri uçurdu,
Adam açık pencereyi kapattı,
Masanın örtüsünü düzeltti,
Bir ayrılığın üç adımıydılar.
Adam gitti, kadın kaldı, çocuk büyüdü.
Şimdi gelincik bir ayakkabı kutusunda,
Siyah-beyaz resimlerle birlikte,
Ayakkabı kutusunun anısı çocuğun kilitli kalbindeler.
Bir ayrılığın üç resmiydiler,
Adam, kadın ve çocuk.
Perdeler, kapı kolu ve merdiven,
Bir ayrılığın üç şahidiydiler
İclal Aydın
Uğur Yedikardeş
28-11-2004, 04:08
Seni Seviyordum
Sana uzak kentlerden birinde,
Zamanın bir yerinde,
Seni ve senli günleri anımsattı,
Akşam güneşi.
Onca zamanın üstünde
Eskimeyen bir düşüncesin şimdi
İnsan her gün anımsar mı aynı gözleri?
Seni seviyordum ve senin haberin yoktu.
Saçlarını izliyordum uzaktan,
Kulağının arkasına düşüşü ve burnun
Herkesten başkaydı işte.
Güldüğün zaman yukarıya bakardın.
Yukarı kalkan başın
Ve gülen gözlerin vardı,
Ne güzeldiler.
Sen bilmiyordun,
Ben seni seviyordum.
Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler.
Duvarlara, vitrin camlara, kaldırımlara çarpıyordu.
Geri dönüyordu çoğalarak.
Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum her şeyi,
Her şeyi erteleyişim oluyordun.
Mevsimler değişyordu
Ve büyüyorduk.
Dönemeçler geçiyor,
Köprüler göz alıyor
Ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk.
Cesurduk...
Ufuk çizgisi maviydi,
Gün batımı hep turuncu
Ve kırmızıydı bütün karanfiller.
Ben seni seviyordum,
Sen bilmiyordun.
Sevinçlerim oluyordun ara sıra,
Sen hiç bilmiyordun.
Sonra herhangi biri oldun.
Bütün sevinçlerim bittikten sonra
Yağmurlar yağdı serin haziran akşamları...
Derken bir gün uzaktan gördüm seni.
Saçların bana inat,
Başın her şeye meydan okuyarak.
İşte yine aynı...
Kalbimi acıttın.
Her zamanki gibi.
Değiştik sanıyordum.
Ve sen yine bilmiyordun.
Şimdi bunları anlatsa sana birileri
Kim bilir?
Ya da boşver,
Bilme en iyisi
İclal Aydın
Uğur Yedikardeş
28-11-2004, 04:12
Zor Günler
Benden önce söylenmiş sözlerin haklılığına kızdığım oldu çoğu zaman
Ama inandığım da
Ömrümde her şarkı başka bir kapı açtı
Bu şarkının ardında sen
Bu kapının ardındaysa benden önce söylenmiş sözler vardı :
Çok zor günler geçirdim vaktiyle, âlemde
Savaşlar, çırpınışlar; nihayetinde,
Âşık olmak kısmetmiş yâr, sana
Âşık olmak kısmetmiş yar.
Seçtiğimiz hayatlar mı bunlar
Seçtiklerimiz mi
Bunca ayrılık, bunca kırıklık, bunca acı?
Seçtiklerimiz evet.
“Hayat bu sevgilim,
Çoktan seçmeli.
Senin aşkınsa,
Bir dönem ödevi.”
Bir şarkı tuttum sevgilim,
Bir kapı açtım ikimize
İkimiz çokmuşuz meğer bu resme...
Kapatmadan bu kapıyı yine de
Bu yaralar, bereler
Sanadır bile’ler.
Çok canım yanıyordu
Gördüklerimden ve göreceklerimden
Benim kanayan dizlerim yoktu hayatta bir tek,
Benim de kanattıklarım vardı elbet.
Ezdiğim kumlar ve geçtiğim yollar hâlâ gölgemi taşıyorlar
Hani demiştim ya en başında;
Ne ayrılıklar, ne aşklar, ne başlangıçlar diye
Yani demem o ki :
“Çok zor günler geçirdim vaktiyle.”
Bu şarkı sadece benimdi sevgilim
Ve ben büyük bahçeler istemiştim ikimize.
Yazmışsın ya; “O’nu sevebileeğimi düşünmüştüm” diye
İşte o günden beri
Belki de bu yüzden sadece;
Bu yaralar, bereler,
Sanaydı; bile’ler,
Göreler aşkımı,
Şahidim gökkubbe
İclal Aydın
Onur Kalender
28-11-2004, 06:29
Çok olmasa bile eski bir şiir...
Benim Ol...
Eğer bir gün hissedersem gökyüzünde ayın yokluğunu,
ne olur gel bana ay ol...
Eğer bir gün duyamazsam sessizliğin sesini gecemde,
ne olur gel bana sessizlik ol...
Eğer bir gün anlarsam bu dünyada hiç sevilmediğimi,
ne olur gel bana sevenim ol...
Eğer bir gün unutursam hasretle doyasıya sevmeyi,
ne olur gel bana sevdiğim ol...
Ve eğer sen bir gün anlarsan benim seni nasıl sevdiğimi,
işte o zaman ne olur gel sadece BENİM OL!...
Gizem İnanç
28-11-2004, 23:03
UNUTAMIYORUM
Unut demek kolay gel bana sor bir de,
Unutamıyorum işte unutamıyorum,
Birşey var şuramda beni kahreden,
Şuramda tam yüreğimin üstünde,
Çakılı duran birşey var,
Elimde değil söküp atamıyorum.
Dalıp dalıp gidiyor gözlerim derinlere,
Kimi görsem biraz sana benziyor,
Seni hatırlatıyor şu bulut, şu gökyüzü,
Şu kayalıkları döven deniz,
Şu hüzünlü melodi, şu napoliten şarkı,
Bir zamanlar beraber dinlediğimiz.
Boyuna seni düşünüyorum durmadan usanmadan,
Şimdi diyorum o ne yapıyor acaba,
O güzelim gözleri kime bakıyor,
O canım elleri nerde,
Oysa günler o günler değil,
Ve kalan şimdi sadece özlemin gecelerde.
Durup durup seni büyütüyorum içimde,
Seninle acılar büyütüyorum,
Yeni yeni kederler büyütüyorum dayanılmaz,
Kirli sular yürütüyor iliklerime,
Bir zehir karışıyor kanıma anlıyor musun.
Bir daha görsem seni diyorum bir daha görsem,
Birgün olsun bir dakika olsun,
Unut demek kolay,gel bana sor bir de,
Hatırladıkça gözyaşlarımı tutamıyorum.
Dilimin ucunda sen,
Başımın içinde sen,
Kader misin,ecel misin nesin sen,
Unutamıyorum işte unutamıyorum
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
Onur Kalender
01-12-2004, 04:12
Karanlık Geceleri Severim Ben
Karanlık geceleri severim ben
Umutlarımı sönük yanan mum ışığına bıraktığım anları
Beklerim gelecek ve bitirecek
bu sessizliği
hasretimin içinde sakladığım
o şehri
bana düşman edenlere kanmadan devam edeceğim sevmeye
ancak bütün erdemsizliklerle yaşamı bize daraltanlara da
kinimi nefretimi yönelteceğim onurumla
ve asla yenik düşmeyeceğim kendimle
neredesin çığlıklarımın yansıması
neredesin karanlığımın sönük çağrısı
gel de gör gecenin bendeki o görüntüsünü
saatlerce konuşmadan oturabildiysek eğer
söylemek isteyip de söyleyemediğimiz şeylerden
korktuğumuz içindir
ya da istediğimiz sözcüklerin dansı değil de
dokunuşlarla arzu dolu gözlerin çakışmasıdır
şiddeti içeren sevişme anlarımızda
saldırmak kabullenmektir şeytanın isteklerini
öyle ki
zevke tırmanmanın tek patika yolunda
kaybetmektir olan
demek ki beklemek yenilgiyi ertelettirmenin
gelecek zamana bırakıp
o zaman sevişmenin sanal anıdır
güçlü bir kadının zayıf anlarını
kurnazca saldırıya hazır beklemek kalleşliktir
donjuan uşaklığının diğer bir adıdır
bizdeki maçoluğun saklayamadığı hayvanlık
zor geliyorsa eğer sapkınlığımızı dizginlemek
ya hayvanları izlemeli
ya da şeytanın kitabını almalıyız
birden çoğul günlerimin yalnızlığına bıraktım korkularımı
kendimle baş başa bıraktığım kalabalıkları da yenileyerek
ne olduğunu ve olması gerekeni sorduklarında karşıma geçip
savurdum ve uzaklaştırdım onları gecemden
Onur Kalender - Kasım 2004
Hasan Hamamcı
02-12-2004, 00:37
MAHKUMLAR
Ekseriya sabaha karşı
Kurşuna dizilir mahkumlar
Bir sünger taşına döner
Anne sütünden yapılan heykel
Bari şu trampetler çalmasa
İnsan gürültüye gitmese
Orhon Murat Arıburnu
Fatih Ekşi
10-12-2004, 22:46
SESSİZ GEMİ
Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden
Yahya Kemal Beyatlı
Reşat Özdemir
11-12-2004, 05:11
İnsan bir yerde boş vermeli kurallara, düzenlere
İnsan bir yerde kendini bırakmalı
Hiçe saymalı düzenini dünyanın
Zamana karşı koymalı
Sıyrılmalı ayıplardan, korkulardan
Küçük hesapları bir yana atmalı
Yaşamalı şöyle alabildiğine
Büyük delilikler yapmalı
İçmeli
Sevmeli
Küfretmeli
Adam öldürmeli
Kendine bir başka gözle bakmalı
İnsan bir yerde boş vermeli kurallara, düzenlere
İnsan bir yerde kendini bırakmalı
Ümit Yaşar OĞUZCAN
* * *
boş..
Fatih Ekşi
13-12-2004, 18:25
BEN SENİN BENİ SEVEBİLME İHTİMALİNİ SEVDİM
Ben Senin Beni Sevebilme İhtimalini Sevdim
Soğuk ve şehirler arası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
Ben seninle bir gün Veysel Karani de haşlama yeme ihtimalini sevdim
İlkokulun silgi kokan tebeşir lekeli yıllarında
Ankara da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
Özlemeye başladım herkesi
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki
Adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra
Bizim Kemalettin Tuğcu larımız vardı
Birde camların buhusuna yazı yazma imkanı
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda solculuk oynamaya başladık
Ben doktor oluyordum, sen hemşire
Geri kalanlar kontrgerilla
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara
Ve Türk Dil Kurumuna inat bir Türkçeyle
Abilerimizden öğrendik Ş harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi
Ankara ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri
Oysa Ankara da hiç sevişmedim ben
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim
Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak
Ankara ya usul usul kurşun yağıyordu
Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri
Oyse hiç kurşun yaram olmadı benim
Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterinde
Ama sen yoktun
Ben seni beni sevebilme ihtimalini seviyordum
Sunni teneffüs saatlerinde
Okul servisi sen hep zamansız,amansızca
Bir lojman griliğine götürüyordu
Ben senin benimle Tunalı Hilmi Caddesine gelebilme ihtimalini seviyordum
Ben senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum
Yaz sıcağı toprağı çekiyordu tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
Sonra otobüs oluyordun
Kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliğini
Otobüs oluyordun bir süre
Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordun
Yanağım otobüs camının garantisinde
Otobüs oluyordun bir ülkeden bir iç ülkeye
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordun
Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
Korkuyordum
Sonra iniyordum otobüsten
Çarşıdan bizim eve giden
Ömrümün en uzun
Ömrümün en kısa
Ömrümün en çocuk
Ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum
Çünkü sonunda annem oluyordun
Babam kokuyordum sonunda
Soğuk ve şehirler arası otobüslerde vaz geçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
Ben seninle bir gün Vandaki bir kahvaltı salonunda
Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği bir yol üstü lokantasında
Ben seninle Ağrı dağının mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
Doğu Beyazıt ın herhangi bir toprak damında
Ben senin herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim
BEN SENİN BENİ SEVEBİLME İHTİMALİNİ SEVDİM
Yılmaz Erdoğan
Hasan Muradoğlu
14-12-2004, 14:12
Anlayana...
Ne vardı ah ne vardı,
Şu kaldırımda bir resmin olsaydı.
Eğilip öperken ben,
Görenler varsın dileniyorum sansaydı...
Reşat Özdemir
24-12-2004, 05:11
Bu müze var ya bu müze
Seninle gezerken güzel
Kimseler yoksa salonda
Seni öpmek en güzel
Bu rakı var ya bu rakı
Seninle içerken güzel
Kimler olursa olsun varsın
Rakılı ağzından öpmek en güzel
İşte bu dünya var ya bu dünya
Seninle yaşarken güzel
Sen varsın ya sen
Ancak benimleysen güzel
AZİZ NESİN
Devrim Kılınçel
30-12-2004, 21:47
Ulan bu adam Yobazdrı ama şu şiiri .....
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!..
Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.
Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!
İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya; sâf çocuğu, mâsum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!
Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..
Necip Fazıl
Erkut Yeğen
06-01-2005, 00:35
ağaçların yapraklarında patlamaya hazır tomurcuklar kadar
yaprakların ilkbaharlara yeşermeye başladığı kadar
çiçeklerin etrafa saçtığı güzel kokular kadar
aşkın ilk tadı ilk adı ilk heyecanı kadar
güzelsin
E.y
Onur Kalender
11-01-2005, 07:45
İstanbul’un Yağmurlu Geceleri
Bana öyle bir huzur veriyor ki,
Yağmurlu günlerde yaşamak,
İfadesi ne sözlerde mümkün,
Ne de anlamsız şekillerde.
Her yağmur tanesinde yalnızlığım saklı; biliyorum,
Ve, her yağmur yağdıkça yalnızlığıma bürünüyorum.
Benim yağmurlu gecelerim, bir başka olur bu şehirde,
İstanbul’a ağlarım ben bu gecelerde
İstanbul’un yalnızlığını birtek İstanbul bilir,
Benim yalnızlığımı ise bir tek sen...
Onur Kalender
Uğur Yedikardeş
13-01-2005, 04:52
Seçtiğimiz hayatlar mı bunlar
Seçtiklerimiz mi
Bunca ayrılık, bunca kırıklık, bunca acı?
Seçtiklerimiz evet.
“Hayat bu sevgilim,
Çoktan seçmeli.
Senin aşkınsa,
Bir dönem ödevi.”
Bir şarkı tuttum sevgilim,
Bir kapı açtım ikimize
İkimiz çokmuşuz meğer bu resme...
Kapatmadan bu kapıyı yine de
Bu yaralar, bereler
Sanadır bile’ler.
Çok canım yanıyordu
Gördüklerimden ve göreceklerimden
Benim kanayan dizlerim yoktu hayatta bir tek,
Benim de kanattıklarım vardı elbet.
Ezdiğim kumlar ve geçtiğim yollar hâlâ gölgemi taşıyorlar
Hani demiştim ya en başında;
Ne ayrılıklar, ne aşklar, ne başlangıçlar diye
Yani demem o ki :
“Çok zor günler geçirdim vaktiyle.”
Bu şarkı sadece benimdi sevgilim
Ve ben büyük bahçeler istemiştim ikimize.
Yazmışsın ya; “O’nu sevebileceğimi düşünmüştüm” diye
İşte o günden beri
Belki de bu yüzden sadece;
Bu yaralar, bereler,
Sanaydı; bile’ler,
Göreler aşkımı,
Şahidim gökkubbe
İclal Aydın
Haldun Gündüz
16-01-2005, 01:45
Ölüm içinde yoksullarla bir olmak istiyorum
Göğü elinde tutanların kamçıladığı
İnceleme yeteneği olmayanlarla!
Şimdiyse ölüme hazırım
Beni saran bir elbise gibi
Sevdiğim renkten
Boyu bosuma tıpatıp; uygun
Ve benim için gerekli olan
Beni saran bir elbise gibi!
Pablo NERUDA
Haldun Gündüz
16-01-2005, 01:48
KALELER
Düşünmeden, acımadan, utanmadan
yüksek kaleler kurmuşlar dört yanıma.
Umutsuzluk içinde böyle hep
bir şey düşünmez oldum alınyazımdan başka.
Dışarıda görülecek bir sürü işim vardı
ben nasıl sezmedim kaleler kuruldu da.
Ses seda işitmedim çalışan işçilerden
habersiz kapadılar beni dünyanın dışına.
Constantino KAVAFIS
Murat Öztürk
22-01-2005, 01:33
Istanbul deyince aklima
Stadyum gelir
Kanimin karistigini duyarim ilik ilik
Memleketimin insanlarina
Daha fazla sokulmak isterim yanlarina
Ben de bagiririm birlikte
Avazim çiktigi kadar
Gögsümü gere gere
Ver Lefter’e Yaz deftere...
Yavuz Ulutürk
23-01-2005, 19:02
MONA ROZA
Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza, siyah güller, ak güller
Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar
Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek..
Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi
Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ellerin ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmakların
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat onikidir, söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Akşamları gelir incir kuşları
Konar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sarı
Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
Akşamları gelir incir kuşları
Ki, ben, Mona Roza bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar su kenarında
Ki, ben, Mona Roza bulurum seni
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Birgün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Altın bilezikler, o kokulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki, can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki, kapalı gece ve güne
Altın bilezikler, o kokulu ten
Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza, siyah güller, ak güller.
Sezai KARAKOÇ
Yavuz Ulutürk
23-01-2005, 19:07
Ulan bu adam Yobazdrı ama şu şiiri .....
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!..
Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.
Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!
İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya; sâf çocuğu, mâsum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!
Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..
Necip Fazıl
Yobaz dediğin böyle şiir yazamaz,
Yobaz dediğin bi yerde vatan hainidir,
Yobaz dediğin cahildir,
Yobaz dediğin şair değildir...
Yobaz dediğin...Gerisi sana kamış
Safa Arıkan
27-01-2005, 18:10
Şiir yazmaktan pek anlamam ama derme çatma bi kaç şiir yazmıştım onlarıda sizlerle paylaşayım dedim ;)
Sandal
Artık bana göre aşk
Çürük bir sandal gibi
Dalgalara göğüs germektir
Battı batacak dersin ama
Bir bakarsın ki o içindeki o güçle
Dalgaları bir bir aşar
Ama artık bende o güç kalmadı
En küçük bir akıntıya bile karşı koyamıyorum
Gün
Her gelecek gün
Benim için artık bi işkenceden farklı değil
Peki neden bu hale düştüm
Basit
......
.....Aşk.....
......
Pınar Yıldırım
27-01-2005, 20:03
öyle bir hayat yaşıyorum ki,
cenneti de gördüm,
cehennemi de...
öyle bir aşk yaşadım ki
tutkuyu da gördüm,pes
etmeyi de...
bazıları seyrederken
hayatı en önden,kendime bir
sahne buldum,oynadım...
öyle bir rol vermişler ki,
okudum okudum anlamadım.
kendi kendime konuştum
bazen evimde,hem kızdım
hem güldüm halime...
sonra dedim ki,
''söz ver kendine''
DENİZLERİ SEVİYORSAN,
DALGALARI DA SEVECEKSİN
SEVİLMEK İSTİYORSAN,ÖNCE
SEVMEYİ BİLECEKSİN
UÇMAYI SEVİYORSAN,
DÜŞMEYİ DE BİLECEKSİN
KORKARAK YAŞIYORSAN ,
YALNIZCA HAYATI SEYREDERSİN!
öyle bir hayat yaşadım ki,
son yolculukları erken
tanıdım...
öyle değerliymiş ki
zaman,hep acele etmem
bundandı;
ANLADIM
nietzsche'den sevgilisi
Salome'ye...
Murat Erkurt
27-01-2005, 23:23
Kusura bakmayın böyle bir konu içinde aslında sadece şiir yazılmalı; ama ben de Devrim'e bir şey sormadan edemeyeceğim:Nedendir Necip Fazıl'a bu nefret?
SAYGILAR!
Maral Arlı
30-01-2005, 16:06
Deniz..
Gözümü kapattığımda
Masmavisin
Ve pırıl pırıl
Ve ben bir Beyazıt otobüsünde değilim
Kış vakti
Soğuk taş duvarlı okuluna giden
Ben hala o çocuğum
Balık tutan, yengeç yiyen
Yıldızları sayan
Ben hala çocuğum
Sen hala denizsin
Kimbilir nerde
Gözümü açtığımda
Sen yoksun
Gri var
Kahverengi var
Gözümü açtığımda
Ağlıyorum ben..
Önder Yayla
04-02-2005, 05:06
KADIN
Bir ufuk ki, ne Mecnun varabildi, ne Ferhad;
Bir ufuk ki, ilâhî sırrı bekleyen serhad...
Necip F. KISAKÜREK
Önder Yayla
04-02-2005, 05:09
Saçma
Bir sabah olsa, bin bir umutla
Güneş bile açsa, açmaz, saçma
Bir gece olsa, samanyolu hatta
Yıldız bile kaysa, kaymaz saçma
O son sözü duymak bile fazla inan
İyi niyet değil, şefkat değil nerden bu dil
Kendine iyi bak deme, denmez saçma
Kendime bakarım elbet, sen hiç korkma
Kendine kalıyor insan eninde sonunda
Sen bize iyi bak Tanrım, sevdalı kullarına
Her şeyi alma, bir küçük eşya
Bırak bana yeter, yetmez saçma
Dön gel uzatma, hayat bu unutma
Zaman bile dursa, durmaz saçma
O son sözü doğru sanıp kanmam inan
İyi niyet değil, gerçek değil kimden bu dil
Kendine iyi bak deme, denmez saçma
Kendime bakarım elbet, sen hiç korkma
Kendine kalıyor insan eninde sonunda
Sen bize iyi bak Tanrım, sevdalı kullarına
Mete ÖZGENCİL
Önder Yayla
04-02-2005, 05:12
BUGÜN
Ben bugün yarin bağına girdim
Ay benim canım, bir hoşum bugün
Tomurcuk güllere de ellerim sürdüm
Baygınım canım, kokladım bugün
Kara gözünde çok şey okudum
Ozanım bugün, şairim bugün
Bunca ömrümü boşa geçirdim
Sorma be canım, pişmanım bugün
Aşığım, sevda çölünden geçtim
Kerem'im bugün, Ferhat'ım bugün
Kendimden geçtim de aşkına düştüm
Dokunma canım hastayım bugün
Kara gözünde çok şey okudum
Ozanım bugün, şairim bugün
Bunca ömrümü boşa geçirdim
Sorma be canım, pişmanım bugün
Önder Yayla
06-02-2005, 02:55
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni
Yokluğunda buldum seni.
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme artık neye yarar!.
Necip F. KISAKÜREK
Gözde Sayılgan
06-02-2005, 03:12
Bir tek söz kalir
* * Dislerimin arasinda
* * Ben sana gülüm derim
* * Gülün ömrü uzamaya baslar
* * Verdigim bütün sözler
* * Sende kalsin isterim
* * Ben sana gülüm derim
* * Gül sana benzedigi için ölümsüz
* * Yazdigim bütün siirler
* * Sana baslayan bir kitap için önsöz...
* *
Tanalp Kaptan
08-02-2005, 18:59
Unutamiyorum
Unut demek kolay gel bana sor bir de
Unutamiyorum iste unutamiyorum
Bir sey var suramda beni kahreden
Suramda tam yüregimin üstünde
Çakili duran bir sey var
Elimde degil söküp atamiyorum
Dalip dalip gidiyor gözlerim derinlere
Kimi görsem biraz sana benziyor
Seni hatirlatiyor su bulut su gökyüzü
Su kayalari döven deniz
Su hüzünlü melodi su napoliten sarki
Bir zamanlar beraber dinledigimiz
Boyuna seni düsünüyorum durmadan usanmadan
Simdi diyorum o ne yapiyor acaba
O güzelim gözleri kime bakiyor
O canim elleri nerde
Oysa günler o günler degil
Aksamlar o aksamlar degil
Ve kalan simdi sadece özlemin gecelerde
Durup durup seni büyütüyorum içimde
Seninle acilar büyütüyorum
Yeni yeni kederler büyütüyorum dayanilmaz
Kirli sular yürüyor iliklerime
Bir zehir karisiyor kanima anliyor musun
Bir daha görsem seni diyorum bir daha görsem
Bir gün olsun bir dakika olsun
Unut demek kolay, gel bana sor bir de
Hatirladikça gözyaslarimi tutamiyorum
Dilimin ucunda sen; basimin içinde sen
Kader misin, ecel misin nesin sen
Unutamiyorum iste unutamiyorum
Tanalp Kaptan
08-02-2005, 19:06
Unutulmus Adam
sen unutulmus bir adamsin
su yarim milyonluk sehirde
gençligini bir deli rüzgar götürmüs
umutlarin kim bilir nerede
hangi sevgilinin kollarinda kalmis
sen çok gezmis çok görmüs
simdi alabildigine yanliz adam
hatiralar eski bir sarkidir dudaklarinda
söylemek istersin söyleyemezsin
kahreder kahreder seni zaman
bu sehrin asina sokaklarinda
ölesiye aglamak istiyordun
bilmedigin bir sey degildi aglamak
kaderinin agirliginca sarhostun
hayalerinin genisligince
dünyadan uzak
seni tozlu aynalarda tanidim
saclarin anlina dökülmüstü tel tel
gözlerin göz olduklarindan uzak
kederliydin sonbahar aksamlari gibi
ve sonbahar aksamlari kadar güzel
yorgun ellerin ceplerindeydi
varligindan utuanircasina sakli
ellerin ki bir keman kadar hassas
bir sarki gibi dokunakli
sen unutulmus bir adamsin
anlasilmamis siirlerim gibi
bütün güzelligiyle unutulmus
siirlerim ki yanlizliga benzer
öylesine mahsun öylesine kahrolmus
Tanalp Kaptan
09-02-2005, 02:32
Unutma Ki
Sen uykusuzluk nedir bilir misin
Tirnaklarinla yastigini parçaladin mi
Gözlerini tavana dikip
Düsündügün oldu mu bütün gece
Ve bütün bir gün
Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç
Gelmeyince
Seni aramayinca
Ölesiye agladin mi
Sonra çekilip en koyusuna yalnizliklarin
Ona ait ne varsa
Bir bir hatirladin mi
Sen günden güne erimeyi bilir misin
Dev bir agacin vakari içinde ölmeyi
Bir teselli aramayi
Issiz parklarda,tenha sokaklarda
Ve bütün bir sehir uyurken uzaklarda
Deli divane yollara düsüp
Yaslanmis bir köpek gibi
Eskimis bir gömlek gibi
Atilmisligini hissettigin oldu mu
Sevmekten
Günler geceler boyunca yürümekten
Elin ayagin yoruldu mu
Sen yalnizligin acisini bilir misin
Unutulmak bir hançer gibi saplandi mi sirtina
Içinde kiskançligin zehirli çiçekleri açti mi
Bütün gururunu çigneyip
Sevdiginin geçtigi yollarda
Bastigi topraklari egilip öptün mü
Sen çaresizlik nedir bilir misin
Sen yokluk nedir gördün mü
Yanan basini
Duvarlara vurup parçalamak geldi mi içinden
Sen her gün bin defa öldün mü
Böyleyim diye ayiplama beni
Bir gün kendimi
Sonsuzlugun koynuna birakirsam
Yarali ve yenik bir asker gibi
Darilma
Unutma ki
Her seven isimsiz bir kahramandir
Unutma ki
Insan; sevebildigi kadar insandir
Gözde Sayılgan
09-02-2005, 02:41
Tan yapma gözünü seveyim :'(
Tanalp Kaptan
09-02-2005, 18:02
Ask Baslamadan Güzel
Ask baslamadan güzel,
Kalplerde heyecan
Bakislarda korku oldugu zaman güzel...
Birbirimize sezdirmemek için çirpinis,
Baskalari görmesin diye çabalayis,
Gözlerim gözlerinin mavisine degdigi zaman...
Ask baslamadan güzel....
.
Tanalp Kaptan
10-02-2005, 01:37
Mutlu Olma Sansi
Hayat bize mutlu olma sansi vermedi sevgili, biz kendimizden baska herkesin üzüntüsünü üzüntümüz acisini acimiz yaptik çünkü. Dünyanin öbür ucunda hiç tanimadigimiz bir insanin gözyasi bile içimizi parçaladi. Kedilere agladik, kuslarin yasini tuttuk... Yüregimizin zayifligi kimi zaman hayat karsisinda bizi zayif yapti. Aslinda ne güzel seydir insanin insana yanmasi sevgili... Ne güzeldir bilmedigin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak. Ben bütün hayatimda hep üzüldüm, hep yandim. Yasamak ne güzeldir be sevgili... Sevinerek, severek, sevilerek, düsünerek... Ve o vazgeçilmez sancilarini duyarak hayatin...
Tanalp Kaptan
10-02-2005, 01:45
Beni Unutma
Bir gün gelirde unuturmus insan
En sevdigi hatiralari bile
Bari sen her gece yorgun sesiyle
Saat on ikiyi vurdugu zaman
Beni unutma
Çünkü ben her gece o saatlerde
Seni yasar ve seni düsünürüm
Hayal içinde perisan yürürüm
Sen de karanligin sustugu yerde
Beni unutma
O saatlerde serpilir gülüsün
Bir avuç su gibi içime, ey yar
Senin de basinda o çilgin rüzgar
Deli deli esiverirse bir gün
Beni unutma
Ben ayagimda çarik, elimde asa
Senin için su yollara düsmüsüm
Senelerce sonra sana dönüsüm
Bir mahser gününe de raslasa
Beni unutma
Hala duruyorsa yesil elbisen
Onu bir gün benim için giy
Saksidaki pembe karanfilde çig
Ve bahçende yorgun bir kus görürsen
Beni unutma
Büyük acilarla tutustugum gün
Çok uzaklarda da olsan yine gel
Bu ölürcesine sevdigine gel
Ne olur Tanriya kavustugum gün
Beni unutma
Tanalp Kaptan
10-02-2005, 18:30
Andikça
Ne zaman seni düsünsem içim ürperir
Seninle geçen her saat, her gün gelir aklima
Bir aksam vakti gelir bir deniz kiyisi gelir
O essiz hatiralar bütün gelir aklima
Ne yapsam unutamam yasadigimizi
Sevgindi sevgilerin en yalansizi
Simdi nerde bir gül görsem kirmizi
Dudaklarimi uzun uzun öptügün gelir aklima
Bir çiban büyürcesine ortasinda gecenin
Dolar yüregime hüznü seni sevmenin
Dünyada ne benim yerim var artik ne senin
Aglarim basucunda gidişin gelir aklima.
Tanalp Kaptan
12-02-2005, 17:58
YALNIZLIK
.Bir yıldız daha kaydı şimdi ,uzaklarda bir yerlere..
Hani eskimiş baharın,bir gül kırıntısı gibi.
Bir yıldız daha kaydı şimdi
Ayrılık dedi kaçarken uzaklara.
Ve sonra yazlnızlık işledi,kurumuş dudaklara.
Yaz dedin yazdım işte,
Bierleşti heceler yüreğime.
Bir kuru inat benimki bir kuru avuntu,
Bir yalan hecegibi,yalnızlıktır avuntu
Bir yıldız daha kaydı şimdi
O giderken sen gittin
O giderken ben gittim.
Şöyle dönüpte bir baktım ardıma
Göz yaşıydı bana kalan tek hatıra
Bir yıldız daha kaydı şimdi
Koştu ardından bir çocuk gibi
Gök kuşağını kovalayan yağmur tanesine,
Umudun tükrndiği takvimler kadar yalnızım.
Belkide yalnızsın şimdi şafak beklerken.
Koklasam tenini ellerini
Mehtaplı gecelerde maziyi yad ederken
Gelsen yanıma,koklasam tenini, tutsam ellerinii
Sarsam boynuma mazilerde beraberken,
Yeterdi karşımda duruşun,beraber hayal şarkısı söylerdik.
Şimdi bunlardan mahkum..
Sensizim yalnızım ağlıyorum hala unutamıyorum maziyi aşkım
Bazen kolkola gezer bazen otururduk kaya dibi
Hırçın dalgaları seyrederdik,kıyıları döverken
Bazen gözlerimi kaybederim gözlerinin içinde
AHHH.... Şimdi kimbilir nerede
Eski günler belki hepsi mazi
Haykırıyorum gitsem deniz kıyısına yine kaya dibi
Hayaller belki bir teselli olur bana.
Ama gecenler mazi
Burcu Bıçar
13-02-2005, 03:43
Bilgisayarı acmıs bakıyordum karsımda acılan sayfalara
Acaba benım ıcınde yenı bir sayfa acılmısmı dıye .....
Birden duraksadım.....
Kendım için ne cok ıstıyorum.....
Bencilmiyim?......
Yok hayır bi hayat tutturmaya calısıyorum bu acımasızlıgımın icinde..
Ha senı hıc mı dusunmuyorum bu soguk salonda gecmişime bakarken
Evet..bılıyorum bedenıne çiviler sapladım hemde teker teker
İstemedım o soguk Isparta gecelerınde dolaşırken
Ama bir bir saplıyordum elımdekılerı sna
Hemde kanım çekile çekile tam onikiden vuruyordum
Gülüyordum...........
Gormüyordun o gülüşlerin ardındaki yanan eriyen yok olan içimdeki cocuğun hıçkırıklarını
Biliyorum atmadın beraber gittiğimiz maçların bıletlerını..
Biliyorum sevemedın başka bedenleri
Biliyorum beni en yükseklerde görmek istediğini
Ne yazıkki yine BİLİYORUM................... :'(
Kürşat Filiz
13-02-2005, 19:42
1907'de doğdu aşkımız
Sarı Lacivert renkleri oldu şarkımız
Sporun her dalında bizim şanımız
Hiç bitmedi, bitmeyecek bizim aşkımız
1907'de doğdu aşkımız
Sarı Lacivert renkleri oldu şarkımız
Sporun her dalında bizim şanımız
Hiç bitmedi, bitmeyecek bizim aşkımız
Sarı Lacivert rengimiz
Fenerbahçe herşeyimiz
Hiçbir şeye değişmeyiz
Çünkü Fenerbahçeliyiz
Sarı Lacivert rengimiz
Fenerbahçe herşeyimiz
Hiçbir şeye değişmeyiz
Çünkü Fenerbahçeliyiz
Sarı Lacivert rengimiz
Fenerbahçe herşeyimiz
Hiçbir şeye değişmeyiz
Çünkü Fenerbahçeliyiz
Sarı Lacivert rengimiz
Fenerbahçe herşeyimiz
Hiçbir şeye değişmeyiz
Çünkü Fenerbahçeliyiz
.............................bu aşk hiç bitmes
Aslı Çelik
13-02-2005, 22:17
Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim
Ben hayatta en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim
Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici - hep, hep acele işi
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezber ettim gurbeti
Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul'a
Bi helallaşmak ister elbet , diğ'mi oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy'nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,
En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim.
Can Yücel
Burcu Bıçar
14-02-2005, 02:41
Baska bir sabaha uyanıcam kendime lanetler yağdırarak..
Ufacık yüreğime geçmişin damlaları akarak
Kırmızı pencereme yaklasıcam.
Bakıcam evi aydınlatan o güneşe
Birgün yüreğime sızabilir mi diye...
O şarkı çalmaya başlıcak kurulu bir saat gibi kulaklarımda
O sözler yankılanacak nemli odamın duvarlarında
Çığlık çığlığa yine sokaklara koşacağım
Senden kacabilirim diye ...
Oysa her adımımın tınısında sen olacaksın
Artık korkuyorum Bostanlı'dan Alsancak'tan Karşıyaka'dan
Artık korkuyorum İzmir'in teninden
Yine uyuyacağım belkı baska olur diye
Bu sefer uyandığımda buralardan çok uzaklarda çok uzaklarda ...... :'(
Aslı Çelik
14-02-2005, 15:06
Çöl Daha İyi
çöle kıyısı olan kentlerin
limanları sıkılgan olur
kuş uçar gemi geçmez,
kervan zaman içinde.
böyle kentlerde insan
fırtına gibi sever,
sevdiği için ağlamayı.
hangi türküde sevmekten bahsedilse
ben hicaz olurum
elimi ıslatır elinin teri
ziyan olurum
seni sevmekle ıslanır akşam sefalarım
hangi türküde sevmekten bahsedilse
bu çölde ben
"şair burda yaşadığı kenti çöle benzetiyor" da
bahsedilen şair olurum.!
Yılmaz Erdoğan
Tanalp Kaptan
15-02-2005, 18:58
Bir Gün Seni Sevdigimi Anlarsin
Uykularin kaçar geceleri
Bir türlü sabah olmayi bilmez
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir ugultudur baslar kulaklarinda
Ne çarsaf halden anlar, ne yastik
Girmez pencerelerden bekledigin aydinlik
Kapanir yatagina çaresizligine aglarsin
Onun unutamadigin hayali
Sigaradan derin bir nefes çekmisçesine dolar içine
Sevmek neymis birgün anlarsin
Birgün anlarsin aslinda herseyin bos oldugunu
Serefin, faziletin, iyiligin, güzelligin
Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
Vurursun basini soguk tas duvarlara
Büyür gitgide incinmisligin, kirilmisligin
Duyarsin ta derinden acisini çaresiz kalmisligin
Sevmek neymis birgün anlarsin
Birgün anlarsin ne ise yaradigini ellerinin
Niçin yaratildigini
Bu igrenç dünyaya neden geldigini
Uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelligini
Bosuna geçip giden yillarina yanarsin
Dolar gözlerin için burkulur
Sevmek neymis birgün anlarsin
Birgün anlarsin sevilen dudaklarin
Sevilen gözlerin erisilmezligini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düser saçlarin önüne ama bembeyaz
Uzanir gökyüzüne ellerin
Ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin
Bir zaman geçmis günlerin uykusuna dalarsin
Sonra dizilir birbiri ardinca gerçekler aci
Sevmek neymis birgün anlarsin
Birgün anlarsin hayal kurmayi
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çikarip atasin gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yasadigina
Maziden ne kalmissa yirtar atarsin
Zaman bir çiçek gibi büyür kabrimde kendiliginden
Bir gün seni sevdigimi anlarsin
Burcu Bıçar
16-02-2005, 02:16
Saat 14:30 günlerden Salıydı
O haber gelmişti sonunda
Uçup gidiyordu benim hayatımın akışından
Biletim ayrılmıştı Pazar gecesine
Girecektim Isparta efsanesine
Günler yavas yavaş tükeniyordu çaresizce
Evime gidip kapıyı açtığımda;
O acı son belki beni bekliyordu
O evde Ezgi'nin çığlıkları yoktu artık
O evde Ezgi'nin sütlü neskafesi yoktu artık
O evde bi daha birlikte tepinemicektik
Yükseltgenme sayısını,formal yükü o öğretemeyecekti
Sanırım farklı bir hayat benı bekliyordu
Daha acımasız,daha yalnız,daha tutsak...
Ben karada O havada verecek savaşını
Ben onunla O benimle olacak daima
Canım Arkadasım Ezgime;
Yolun açık olsun:'( iyi uçuşlar...
Burcu Bıçar
17-02-2005, 03:24
Sigaram bitiyor,gece bitiyor,ben bitiyordum
Yavaş yavaş eridiğimi ve dikkatimin dağıldığını hissediyordum
Gecenin ikisinde kapı çalındı durmaksızın
Yavaş yavaş ilerledım ve açtım kapıyı hiç korkmadan
Bana bakan masum küçük beyaz bir kedi
Dokundum ona izin istemeden
Dokundum ona acı vereceğimi bilmeden
Öyle masum bakıyordu ki içimi kıpırdattı
Onu sıcacık odama aldım
Hep onunla uyudum
Onunla yedim
Onunla ağladım
Yıllar sonra tam alıştım dediğim hayatıma
O kapı sesiyle uyandım
Bu sefer saat sabahın dokuzuydu
Açtım hiç düşünmeden
Yerde simsiyah bir kedi duruyordu
Onu okşamadım
O sıcacık odama aldım bizimle olsun diye
Nerden bilebilirdim ki içimi kemireceğini
Nerden bilebilirdim ki odamı soğutacağını
Nerden bilebilirdim...
Eylül 2003
Levent Sarıbaş
17-02-2005, 04:28
Sebebim derler ya...
ölümüm senden olur
bilinsin
ne uçsuz bir kan akışı
ne buğusu kadehte rakının,
ela ve sonsuz bir teneşir uykusu
gözlerinin ağlamaklı bebeğine...
acemi zamanlar silinsin
ölümüm senden olur
bilinsin
sen istesen aslında
bütün kafiyeleri eskitirsin
aklında kalmayacak aklım
başka kollar başka sarılmalar
ve her defasında alsancak
platonik rutubet kokacak
aklına bir fikir gelecek
bir çift iri memenin kuşkusuna
fidye vereceksin
bütün iklimlerin feri silinsin
ölümüm senden olur
bilinsin
gözlerin bir içimçaydı bizansta,
gözlerin,
ela teneşir uykularıma kapanan kırık pencere..
Yılmaz Erdoğan
Ömer Yağanoğlu
23-02-2005, 22:32
KALDIRIMLAR III
Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.
Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,
Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.
Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.
Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;
Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,
Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.
Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan;
Bana rahat bir döşek serince yerin altı,
Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan...
Necip Fazıl KISAKÜREK
Emrah Cengiz
24-02-2005, 20:52
K İ M İ İ N S A N
Kimi insan acıdan,
Düğüm atar boğazına ağlamaktan.
Nefes almaktır maksadı,yaşamaktan.
Kimi insan neşeden,tıkanır gülmekten.
Hayatı hoş görür,yaşar gülerken.
Kimi insan çaresizdir,başı boş gezinir,
Eğlenerek,ömrünü orada burada geçirir.
Kimi insan hayattır,umut doludur,
Birşeyler yapmak için koşturup durur.
Onuda ecel susturur !
Tanrı'nın adaleti belkide budur !..
Ali Can ZERBEY
Afyon Huzurevi Sakini
Ömer Yağanoğlu
25-02-2005, 19:10
SERSERİ
Yeryüzünde yalnız benim serseri,
Yeryüzünde yalnız ben derbederim.
Herkesin dünyada varsa bir yeri,
Ben de bütün dünya benimdir derim.
Yıllarca gezdirdim hoyrat başımı,
Aradım bir ömür, arkadaşımı.
Ölsem dikecek yok mezar taşımı;
Halime ben bile hayret ederim.
Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar;
Ne kendisine yâr, ne kimseye yâr,
Bir rüya uğrunda ben diyâr diyâr,
Gölgemin peşinden yürür giderim...
Necip Fazıl KISAKÜREK
Aslı Çelik
25-02-2005, 19:29
Ayrılık Sevdaya Dahil
Acilmis sarmasik gulleri kokulariyla baygin
En gorkemli saatinde yildiz alacasinin
Gizli bir yilan gibi yuvarlanmis icimde kader
Uzak bir telefonda aglayan yagmurlu genc kadin
Ruzgar uzak karanliklara surmus yildizlari
Mor kivilcimlar geciyor daginik yalnizligimdan
Onu cok ariyorum onu cok ariyorum
Heryerimde vucudumun agir yanik sizilari
Bir yerlere yildirim dusuyorum
Ayriligimizi hisettigim an demirler eriyor hirsimdan
Ay isigina batmis karabiber agaclari gumus tozu
Gecenin irmaginda yuzuyor zambaklar yaseminler unutulmus
Tedirgin gulumser
Cunku ayrilik da sevdaya dahil cunku ayrilanlar hala sevgili
Hic bir ani tek basina yasayamazlar
Her an otekisiyle birlikte hersey onunla ilgili
Telasli karanlikta yumusak yarasalar
Gittikce genisliyen yakilmis ot kokusu
Yildizlar inanilmiyacak bir irilikte
Yansimalar tutmus butun sahili
Cunku ayrilmanin da vahsi bir tadi var
Oyle vahsi bir tad ki dayanilir gibi degil
Cunku ayriliklar da sevdaya dahil
Cunku ayrilanlar hala sevgili
Yanlizlik hizla alcalan bulutlar karanlik bir agirlik
Hava agir toprak agir yaprak agir
Su tozlari yagiyor ustumuze
Ozgurlugumuz yoksa yalnizligimiz midir
Eflatuna calar puslu lacivert bir sis kusatti ormani
Karanlik coktu denize
Yanlizlik cakmak tasi gibi sert elmas gibi keskin
Ne yanina donsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
Kapini bir calan olmadi mi hele elini bir tutan
Bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince
Simsicak bakislari suc ortagi kacamak gulusleri gizlice
Yalnizlarin en buyuk sorunu tek basina ozgurluk ne ise yarayacak
Bir turlu cozemedikleri bu olu bir gezegenin soguk tenhaligina
Benzemesin diye ozgurluk mutlaka paylasilacak suc ortagi bir sevgiliyle
Sanmistik ki ikimiz yeryuzunde ancak birbirimiz icin variz
Ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatca sigariz
Hic yanilmamisiz her an dusup dusup kristal bir bardak gibi
Tuz parca kirilsak da hala icimizde o yanardag agzi
Hala kipkizil gulumseyen sanki atesten bir tebessum zehir zemberek aşkımız...
ATİLLA İLHAN
Ömer Yağanoğlu
01-03-2005, 15:19
Saçların çırılçıplak omzundan aksın
Mermer üzerinden geçen su gibi.
İçinde bir ezgin his duyacaksın
Yaz vaktinin gündüz uykusu gibi
Saç tel tel, örtüler hep tül tül düşer
Gözünün değdiği yere gül düşer;
Sonunda sana da bir günül düşer,
Gönlümün şimdiki duygusu gibi.
Dillerde dökülüp sayılır saçın,
Sıcak nefeslerde bayılır saçın,
Bir tütsüdür, kalbe yayılır saçın
Kararan gözlerin buğusu gibi
Necip Fazıl KISAKÜREK
Onur Kalender
05-03-2005, 00:37
FENERBAHÇE ŞİİRİ
Bize fizigi yanlis ögrettiler...
Insan sesi ucak sesini bastiramaz dediler...
Onlar Sükrü Saracoglu'nu gormediler...
Bize hayat bilgisini yanlis ögrettiler.
Yerli mali, yurdum mali kullan dediler.
Onlar Van Hooijdonk'u gormediler...
Bize matematigi yanlis ögrettiler
Kale direklerinin acisi 90 derecedir dediler
Pierre'in frikiklerinde 95 oldugunu görmediler...
Bize müzigi yanlis ögrettiler
En zor olani cok sesli korodur dediler
Onlar 55,000 Fenerliyi ayni anda görmediler...
Bize türküleri yanlis ögrettiler.
Lorke lorke lorke dediler.
Onlar Nobre'yi görmediler..
Bize edebiyati yanlis ögrettiler.
En güzel eserler aruzla yazilir dediler.
Onlar Fenerbahce siirlerini dinlemediler...
Bize cografyayi yanlis ögrettiler.
Brezilya, kahvesiyle meshur dediler.
Onlar Alex'i hic görmediler...
Bize efsane asklari yanlis ögrettiler.
Kerem'le Asli, Ferhat'la Sirin dediler.
Onlar Fenerbahce sevdasini hic bilmediler...
Bize bir tek seyi dogru ögrettiler..
En büyük Fenerbahce, baska büyük yok dediler...
Kaynak: Mail ile geldi...
Yalçın Ateş
05-03-2005, 14:51
Dip not : Onur' a gelen mailin aynısı bana da geldi çok güzel bir şiir :D
şiirleri bizimle paylaşan bütün arkadaşalrımıza sonsuz kere teşekkürler
Yalçın Ateş
06-03-2005, 13:02
İnsanlara kaptırma kendini ,
Durmadan koşuşma, onlara uyma ,
İnsan bir makinedir ,
Bir yerde bozulur ,
Yavaş yavaş kullan aklını ,
Şimdi biraz dinlen ,
Şimdi hep birlikte saçmalayalım ,
Aklımızı dinlendirelim ,
Mantığımızı dinlendirelim ,
Rüyada yaşıyalım
Yalçın Ateş
06-03-2005, 13:06
Aynada başka güzelsin,
Yatakta başka,
Aldırma söz olur diye,
Tak takıştır,
Sür sürüştür,
İnadına gel,
Piyasa vakti,
Muhallebiciye,
Söz olurmuş ,
Olsun,
Dostum değilmisin?
* * * * * * * * * * * * Orhan Veli
İlker Kökdemir
06-03-2005, 17:43
Birgün Geleceksin Biliyorum
Belki aynı Apartmanda aynı semtteyiz
Belki İstanbul,İzmir Belkide Dünyanın birucundasın
Ama var olduğunu ve geleceğini biliyorum
Ya Hayatla başedemeyecek kadar yalnızım
Yardım edecek birini arıyorum
Yada çok bencilim ve genç olduğumdan
Hayattan çok şey istiyorum
İster delide bana ister ahmak
Sen ne dersen de seni bekliyorum
Bir geleceğini ümid ediyor
Tekrar tekrar söylüyorum
Birgün geleceğini biliyorum
Şuanda Başım Ağrıyor,Ankarada Bir Kafedeyim
Hava kapalı yağmur yağıyor Karmaşık Duygular İçindeyim
Yeter Artık bitsin bu Düşünceler
Ne Olur Ama Ne Olursu Artık Gel.
Ömer Yağanoğlu
07-03-2005, 23:44
koca kadın sakın unutma
varsın dökülsün gözyaşın
ne olacak diye hiç sorma
bilirim hepsini yaşamışım
gücün bitene kadar
sabrın sonuna kadar
gittiği yere kadar
korkma
SEN SEVİYORSUN
İlker Kökdemir
09-03-2005, 11:20
Sen gittin gideli yaşanmıyor
Uykusuz geceler senin Hatıran
Mutluluk peşinde Koşamıyorum
Korkulu Rüyalar senin Hatırn
Ellerim bağlanmış gönlüm ise hasta
Dökerim Derdimi Kadehe Dosta
İçkili Masalar Senin Hatıran
Şarkılarla Hep Senin adını Söylüyorsam
Geceleri Rüyalarımda Seni Görüyorsam
Uyuyamayıp Dertli Dertli Geziyorsam
Bilki Bebeğim Hepsi Hepsi Senin Hatıran
Muhammed Turan
14-03-2005, 00:40
AYNA
Eskiden...
Yalnızlığımın karanlığın hep yalnızdım
Dertleri çileleri hep yalnız yaşadım
Bazen gelip sorduklarında
Sevginin ve mutluluğun ne olduğunu anlatamazdım
Oysa şimdi...
Yalnızlığımın karanlığını sen aydınlattın
Dertleri çileleri unutup mutluluğu tattım
Şimdi gelip sordular mutluluğu
Onlara seni anlattım
Ve bugün..
Düşüncelerim güzelleşti sen oldun herşeyim
Birden bire değiştim sanki ben ben değilim
Sordum kendime sen kimdin ben kimdim
Artık biliyorum sen bendin bende sendim...
BEBEĞİM
Sen bana küsebilir misin bebeğim
Hasta olursun göremediğin anlarda
Eririm gözlerinde yanar yüreğim
Bakışlarını kaçırsan da yakalanırsın gizli bakışlarında
Nasıl ertelersin göz yaşlarını gözümden
Kanaryalar kanatırken yaramı bestelerinde
Sen ki cansın canansın biricik özümden
Baharısın ömrümün içine düşen esintilerinde
Haydi koş kollarıma boşluğumdaki can
Yasla başını omuzum özleminle yanar
Damladın yüreğime minik bir odayken oldun han
Kalk kırdığın bu kalbi gülümseyerek onar
Haydi bebeğim biricik sevdam
Sevdaları bölüp dağıttım alemin dört bir yanına
Sensiz boşluktayım seninle doğmuştu rüveydam
Her an yanındayım erteledim ayrılığı ölüm anına...
DEĞMEZ BİRİ
Yazık…dökme gözyaşını
Değmeyecek biri için.
Eğilme, aşka başını
Eğmeyecek biri için!
Sevgin bayatlamış azık
Harcanma canına yazık
Kurak kaldın yorgun, ezik
Yağmayacak biri için!
Gözyaşlarını sakladın
Canına kahrı yükledin
Hayalde düşte bekledin
Gelmeyecek biri için!
Yaşantın acıklı öykü
Tutmadı gözlerin uyku
Bekledin ömrünce ufku
Doğmayacak biri için!
Canı gizli aşka yaktın
Alev oldun yangın aktın
Kalbini rehin bıraktın
Sığmayacak biri için...
ESKİTEMEDİĞİM
Eskiye özlemdir çektiğim,
Sevip de, kavuşamadım o sevgiliye.
Eskiyip de, eskimeyen o sevgiye.
Ömür saatimin, yelkovanının, tek takıldığı yer
Tik,tak... Tik,tak...
Yine aynı yerindeyim,
Yine sana vuruyor saniyelerim...
Hızlı ama, yavaş
Yavaş yavaş yaşıyorum seni.
Merak etme tüketmem,
Seni ve her saniyede yaşadığım senleri..
Eskitemem seni,
Eskitemem de.
İçimde bir hücresin,
Her saniyede kendini yenileyen.
Ve yine taptazesin,
İlk ve sonbaharlarımda açmış, çiğdem gibisin
Sen benim, koparmaya kıyamadığım çiçeğimsin.
Sen benim,
Eskitemediğim, eskimeyen sevdiğimsin...
Muhammed Turan
14-03-2005, 00:52
GÖZYAŞI
Ne seni sevdiğimden eminim
Ne vazgeçebileceğimden
Gözlerine baktığımda benimsin
Kimbilir yüreğin,kimlere ait
Nefes alışımda içime dolacak kadar yakın
Mesafelere sığmayacak kadar uzaksın.
Elimi uzatırsam
Dokunacak kadar yanıbaşımda
Belki de sadece hayallerimsin
Sana duyduğum ya büyük bir sevgi
Ya da sigara gibi bir alışkanlıksın
Sen benim gizli duygularım
İçime akıttığım gözyaşlarımsın...
HİKAYEMİZ
Bir güneşti gördüğüm dağlar ardında
Uzanıp gittiğim yollar ateşti sanki
Tuttuğum ellerde dostluk saklı bağrımda
Yürüyüp gittiğim yollar ateşti sanki
Bir volkandı içimizde coşan nehirler
Coştukça umutlar hep taşardı sanki
Ne oldu bize güneşe neden doğmuyor
Uzun uzak gecelerde sabah olmuyor
İşte bizim hikayemiz hep böyle gider
Umutlar hep gecelerde yol olur gider
İşte bizim hikayemiz burada biter
Aydınlıklar karanlıkta yol olur gider
İşte bizim hikayemiz burada biter
Umutlar hep gecelerde yol olur gider...
KORKUYORUM
Yağmuru seviyorum diyorsun,
yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun.
Güneşi seviyorum diyorsun,
güneş açınca gölgeye kaçıyorsun.
Rüzgarı seviyorum diyorsun,
rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun.
İşte,bunun için korkuyorum;
Beni de sevdiğini söylüyorsun...
OYUNMUŞ
Hayatın gerçeğiymiş seni benden çalan
Kurduğum hayalmiş seni bana bağlayan
Uyandım ya karanlıklar içinde ansızın
Oyunmuş kapalı gözler ardındakiler
Ölmeden dünya gözüyle görsem son defa
Ağlama ardımdan inan unuturum ben
Çektiklerim cilvesiymiş hayatın derim
Ağlama ardımdan ağlama unuturum
Zaten hiç mutlu olmadım ki şu dünyada
Şansım yokmuş anamdan doğduğumdan beri
Belki güler dedim kader bir gün banada
Gülmedi iki gözüm boşver sen aldırma...
Muhammed Turan
14-03-2005, 00:57
RÜYA
Kapım çalınsa,
Bir bahar sabahı.
Pembeleşen bulutların arasından,
Gökmavisi libasınla çıkıversen karşıma.
Altın sarısı saçların,
Düşmüş olsa omuzlarına..
Sabah vakti gibi,
Taptaze teninde bir çiğ tanesi görsem.
O çağla yeşili gözlerin,
Yeni doğan bir gün gibi,
Açılsa yavaş yavaş.
Güneşin ilk ışıklarıyla açılan gonca dudakların,
Birşeyler söylese hep yavaş yavaş.
Yok! Ama sus!
Bir şey söleme.
Seni bu halinle seyretmek istiyorum,
Senelerce...
SEV BENİ
Bir gün yürürsen ardımdan
adı önemsiz bir şehrin
romana konu olmamış sokaklarında
misket oynayan çocuklarda gör beni
minik ellerindeki oyun taşlarıyım
yolcu çağıran muavinin sesinde duy beni
arka koltukta
parası elinde genç kızın mahsun bakışıyım
liseli kızın endamında sev beni
kitap arasında sakladığı delikanlı resmiyim...
UNUTULMUYOR
Kalbim dedim,peşinden aşk geldi
Ne kadar mücadele etsem de yüreğimle
Bozkırlarda ki yangınlar misali yanıyor
Adın dökülüyor dudaklarımdan
Cümlelere sığdıramıyorum
Ve unutulmuyor işte
Çok sevilmişse sevilenin adı
Bu ömrün ezberindedir
Bu hecenin(aşk) bütün harfleri
Eskimiş anılar kalıyor geriye
Bir de gözlerindeki gökyüzü
Ne kadar unutmayı istesem de
Unutulmuyor işte
Çok sevilmişse sevilenin adı...
VEFASIZ DÜNYA
Bir şiir yazsaydım sana
Sana ve aşkımıza
Bazen gerçek bazen hayal
Dökseydim mısralara
Bir hayaldi belki yaşananlar
Kimi zaman hüzünlü anlar
Kimi zaman acı dolu dakikalar
bitmez dediğimiz mutluluklar
Keşke olsaydın yanı başımda
Okşasaydım saçlarını doya doya
Dalsaydım yeşil gözlerinde ufuklara
Tenin tenimde, elim elimde
Yok güzelim yok
Bu dünyayı bize gördüler çok
Neden diye sorulan soruya cevap yok
Vefasız dünyanın düzeni yok...
ZALİM
Günleri karıştırır oldum
Dert ve çile ile doldum
Mutluluk istedim bir yudum
Vermedin vermiyorsun be ZALİM
Gelir diye yollarını gözledim
Hasret halkama bir daha ekledim
Gelirsin diye çok bekledim
Gelmedin gelmiyorsun be ZALİM
Seni kazanmak için
Kaybettiğim seneleri
Seni sevmek için
Yüreğimin çektiğini
Güzel bir an için
Ömrümden geçen günlerimi
Verebilirmisin be zalim
Yanıp giden gençliğimi...
Eyvallah!..
Tanalp Kaptan
14-03-2005, 19:16
YALNIZLIK ŞİİRİ
Bilmezler yalniz yasamayanlar,
Nasil korku verir sessizlik insana;
Insan nasil konusur kendisiyle;
Nasil kosar aynalara,
Bir cana hasret,
Bilmezler.
Orhan Veli Kanık
Tanalp Kaptan
16-03-2005, 18:04
* *
* * * BIRAK UNUTAYIM SENİ...
*Girme artık düşlerime
*Bırak unutayım seni
*Gözlerin cagırmasın gözlerimi
*Anılar sürüklemesin acılara
*Sensizlik bir cıkamz olmasın
*Ellerin kanatmasın yaramı
*İçimde boş umutlar uyanmasın
*Aldanmasın yine yüregim
*İncinmiş bir daha kırılmasın
*Agır bir düş kırıklıgının ardından
*Ansızın sönüşü gibi bir balonun
*Yaşama sevincim yitip gitmesim
*İzin ver başkasını seviyim
*Girme artık rüyalarıma bırak unutayım seni...
*
*KİMBİLİR NE KADAR OLDU BENİ UNUTALI...
*GERÇİ BENDE UNUTTUM...
*SADECE SANA YAZDIGIM ŞİİRLER KALDI...
*TANALP KAPTAN
Gözde Sayılgan
20-03-2005, 05:57
Düşme eteklerime,dizlerime sürünme
Ürperen yüreğimi sarmala üşüyorum
Bir leylak ağacının altındaki yollara
Sarhoş bir gölge düşüyor,düşüyorum
Gel yaramı sar benim kır saçımı okşa
Öyle ylnız öyle kaldım ki şaşırıyorum...
Yolumu göster bana,damarlarıma güç ver
Öp beni okşa beni
Sılamdan gelen güneş
Fikriye Mütevvellioğlu
Ömer Kalburcu
24-03-2005, 14:07
Mütevellioğlu süpermiş yalnız :)
*
üç kere üç dokuz eder
bilirsin
birin karesi birdir
karekökü de
bilirsin
mutlu aşk yoktur
bilirsin...
ama baharda ya da dışarda
sonsuz göğün altında
aşkla aşkın çarpımı garip bir biçimde hep sonsuzdur
karekökü de yoktur...
bekle burdaaa sabah olaa gün doğaaa ezan sesiii beyaz bayraak çekerim mecnun banaaa ahbaap olaa dost olaa dert kimdeymişş inan görsüün isterim.. dim dim dimmmm
Sinan Bıçak
30-03-2005, 13:41
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük küçük kainat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş; suya vurulmaz perçin?
Rabbim isterse sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük?
Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük!..
Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya!
Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
Hamallık ki, sonunda ne rütbe var, ne de mal,
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hala çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgar o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.
Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!
İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümlü gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağı'nı assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya, saf çocuğu masum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!
Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..
Necip Fazıl KISAKÜREK
Sinan Bıçak
30-03-2005, 13:52
Afyon garındaki küçük kızı anımsa, hani,
Trene binerken pabuçlarını çıkarmıştı;
Varto depremini düşün, yardım olarak Batı'dan
Gönderilmiş bir kutu süttozunu ve sütyeni.
Adam süttozuyla evinin duvarlarını badana etmişti,
Karısıysa saklamıştı ne olduğunu bilmediği sütyeni,
Kulaklık olarak kullanmayı düşünüyordu onu kışın;
Tanrım gerçekten çocukluk günlerinizde mi?..
Eşiklere oturmuş bir dolu insan
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
Cemal Süreya
Sinan Bıçak
30-03-2005, 13:57
Benden selam söylen vefasız yare
Gurbet benim olsun sıla kendine
Çekilmedik derdimizi bölüşek
Başlı ben alayım sıla kendine
Dökek derdimizi ölçek bölüşek
Ne el bize ne biz ele karışak
Felek bize gül demez ki gülüşek
Cefa benim olsun çile kendine
Çektiğim cefalar yar senden geldi
Bana bu sitemler kar senden geldi
Başımdaki duman kar senden geldi
Ben kara bağlayım ala kendine
Evvelden hastadır yaralı gönlüm
Sevdayı mahbuba ereli gönlüm
Aşkın gömleğine gireli gönlüm
Hicranı Veysel'den n'ola kendine
diyor üstat Aşık Veysel Şatıroğlu
Sinan Bıçak
30-03-2005, 14:00
Dilenci
Sen hergün köşebaşlarında
Yırtık urbanla kirli ellerinle
Avuç açan, sefil insan.
İnan yok farkımız birbirimizden
Sen belki tüm yaşamınca dilenecek;
Beklediğin beş kuruşu biri vermezse
Ötekinden isteyeceksin.
Ama ben tüm yaşamım boyunca
Tek bir kez dilendim
Bir acımasız kalbin sevdası ile alevlendim.
Öylesine boş öylesine açık kaldı ki elim,
Yemin ettim bir daha dilenmeyeceğim.
Victor Hugo
ne güzel anlatmış dimi ama
Sinan Bıçak
30-03-2005, 14:03
Keder Sana Yakışıyor
Ne kadar değişmişsin görmeyeli,
Ellerin güzelliğini kaybetmiş nasırdan,
Hüzün rengi almış saçlarının her teli
Gözlerine gölgeler düşmüş kahırdan,
Gözlerin ki, gördüğüm gözlerin en güzeli
Ne kadar değişmişsin ben görmeyeli
Böyle mahzun kederli değildin eskiden
Fıkır fıkır gülerdi gözlerinin içi
Dudakların nemliydi sevgiden, arzudan
Yapraklarına çiğ düşmüş karanfiller gibi
Baygın kokusuna anılarla beraber giden
Böyle mahzun kederli değildin eskiden
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
Ağlamaktan mı karardı gözlerin
Bir zamanlar gözyaşını sevmezdin
Şimdi nerden yaşardı gözlerin
Hasta mısın, yorgun musun nen var
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
Arzular vardır bilirsin anlatılamaz
Eskisi gibi kalsaydın ne olurdu
Taptaze, ıpılık kar gibi beyaz
Keder sana yakışmıyor gül biraz
Arzular vardır bilirsin anlatılamaz.
Victor Hugo
Funda Meriç
31-03-2005, 20:57
Bize dair son gözyaşını
döktüm dün gece...
Son içkimi içtim yeşil kadehte
Son sigaramdı tütün kokan
Son acıydı bu...
ve son terkediş...
Bana dair bir yarın var gece sonunda
Yalnızlığımdan
Yalnızlığıma geçiyorum
Elimde bir bavul
içinde hayallerim....
Sinan Bıçak
01-04-2005, 01:16
Yol İşareti
Sevdinse...
Aşkında yitip yok oldun,
Karıştıracaksın günü, ayları.
Sevgi yollarında ne kaide, kanun
Kendin aşmalısın bu dolayları.
Eriyip kendini yok sanacaksın
Bu derdin olmayıp özge çaresi
Sen hız hız "kazaya" uğrayacaksın
Yoktur bu yollarda yol işareti
Bahtiyar Vahapzade
Sinan Bıçak
01-04-2005, 01:17
Yasa
Elmalarda diş izi
senindir bu dişlem
yapıldı hanene
gereken işlem
melekler de tanık
suçlusun
işbu yasa hükmünce
sen bir insanoğlusun
insanoğlu
MADDE BİR
dünyaya gelmelidir
MADDE İKİ
sevmeli sevilmeli
dünyayı cennetin
kendisi bilmelidir
MADDE ÜÇ
yaşama sevgisinin
kökleri gönlünde
insanoğlu günün birinde
ölmelidir
dönmelidir dudaklarına
buruk bir elmanın tadı
(DÖRDÜNCÜ MADDE OKUNAMADI)
işbu yasayı
kim yürütür bilinmez
bilinmeyen ellere
karşı gelinmez
1954
Bülent Ecevit
Sinan Bıçak
01-04-2005, 01:19
Haydi Bire Deli Gönül
Haydi bire deli gönül
Alevden mi dışın senin
Haydi bire deli gönül
Alafırcık işin senin
Yardan sana sade cefa
Sen de bol bol od ver bana
Bozarmış hep yana yana
Kanlı kızıl başın senin
Kalan her kucakta gezme
Rüzgarlardan hile sezme
Vara yoğa gönül çezme
Bine varmış yaşın senin
Deli Boran benzin solmuş
Boğazına zıkkım dolmuş
Döğe döğe gömgök olmuş
Kana kesmiş döşün senin
Deli Boran
Sinan Bıçak
01-04-2005, 01:23
Çoban Çeşmesi
Derinden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,
Ey suyun sesinden anlıyan bağlar,
Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi.
"Göynünü Şirin'in aşkı sarınca
Yol almış hayatın ufuklarınca,
O hızla dağları Ferhat yarınca
Başlamış akmağa çoban çeşmesi..."
O zaman başından aşkındı derdi,
Mermeri oyardı, taşı delerdi.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.
Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi.
Vefasız Aslı'ya yol gösteren bu,
Kerem'in sazına cevap veren bu,
Kuruyan gözlere yaş gönderen bu...
Sızmadı toprağa çoban çeşmesi.
Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda,
Ateşten kızaran bir gül ararda,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi,
Ne şair yas döker, ne aşık ağlar,
Tarihe karıştı eski sevdalar.
Beyhude seslenir, beyhude cağlar,
Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi...
Faruk Nafiz Çamlıbel
Yalçın Ateş
01-04-2005, 17:19
BİR GÜN HERKES FENERBAHÇELİ OLACAK
♥ GÜN GELECEK galatasaraylı KALMAYACAK
♥ İŞTE O GÜN beşiktaş OLMAYACAK
♥ YER SARIYA GÖK LACİVERTE BOYANACAK
♥ HEP YEK VUCUT TEK BÜYÜK OLDU, OLACAK
♥ BİZ BOŞA KONUŞMUYORUZ
♥ BİR GÜN HERKES FENERBAHÇELİ OLACAK
Sinan Bıçak
01-04-2005, 20:25
takalar geçiyor allı yeşilli
takalar geçiyor dümenleri lâzlı
takalar geçiyor en nazlı
yelkenlilerden de güzel
güvenli sularda işsiz dönenen
gezi yelkenlerinden çok duyarak denizi
takalar geçiyor enginlere
yamalı göğsünü gere gere
takalar geçiyor yükle yürekle
takalar geçiyor emekle dolu
günlük güneşlik kıyılarından kopmuş
denizlerde anadolu
kıyılar kadın olmuş
açılır gider erkeği
takalar takalar toprağın
denizde çarpan yüreği
Bülent Ecevit
Aslı Çelik
04-04-2005, 11:46
Bir Şehri Bırakmak
Bu şehirde yağmur altında dolaşılır
Limandaki mavnalara bakıp
Şarkılar mırıldanılır geceleri.
Bu şehrin sokakları çoktur,
Binlerce insan gelir gider sokaklarında..
Her akşam çayımı getiren
Ve bir Beyaz Rus olmasına rağmen
Hoşuma giden garson kadın bu şehirdedir.
Bu şehirdedir
Valsler, foksrotlar altında
Suman'dan, Bramsdan
Parçalar çaldığı zaman dönüp
Bana bakan ihtiyar piyanist.
Doğduğum köye müşteri taşıyan
Şirket vapurları bu şehirdedir.
Hatıralarım bu şehirdedir.
Sevdiklerim,
Ölmüşlerimin mezarları.
Bu şehirdedir işim gücüm,
Ekmek param.
Fakat bütün bunlara mukabil
Yine budur başka bir şehirdeki
Bir kadın yüzünden
Bıraktığım şehir.
ORHAN VELİ
Erkut Yeğen
04-04-2005, 22:39
M eleklerin saflığı,bebeklerin masumluğuyla aldım seni rüyalarıma
E şini buluverdi ruhum sanki senin varlığınla
R azı değilim ben sensiz hiçbirşeye mutluluğa,acıya
V olkan olurum patlarım yamaçlarına,sel olurum coşarım taşarım umutlarına
E lini uzat,yazacağım hayallerimi avuçlarına,destanımı yarınlarına
Hüseyin Ayas
04-04-2005, 23:45
Acılar Denizi
Ben acılar denizinde boğulmuşum
İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını
Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını
Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını
bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını...
Ümit Yaşar Oğuzcan
Sinan Bıçak
05-04-2005, 00:11
M eleklerin saflığı,bebeklerin masumluğuyla aldım seni rüyalarıma
E şini buluverdi ruhum sanki senin varlığınla
R azı değilim ben sensiz hiçbirşeye mutluluğa,acıya
V olkan olurum patlarım yamaçlarına,sel olurum coşarım taşarım umutlarına
E lini uzat,yazacağım hayallerimi avuçlarına,destanımı yarınlarına
ellerine sağlık kardeşim
Talha Kurt
05-04-2005, 22:10
Bıktım artık bana kotu gecen,
gunlerinde gelmenden.
Birkere içtenlikle gel.
Şöyle sabah erkenden.
Zamansız ve anlamsız,
duygular yasatmadan gel.
Gel anlamsız sevgilim.
Sabahı olmayan aksamlar olmadan gel.
Ve öyle gelki sevdigim;
İçindeki o duygularını,
bana hissettirip öyle gel.
Talha KURT
Talha Kurt
05-04-2005, 22:12
Uzandım.Bu gece yatagıma
Şöyle ölürcesine.
Yine düşündüm.Ne guzel gunler yasadık.
Huzurlu,mutlu ve aşkı delicesine.
Düşündükçe zaten...
Kışım birden oluyor yazım.
Neden?Ne için?Soruyorum kendime,kendimce.
Ne olduysa bundan olmadı mı ?
Söyle alın yazım ?
Biz mutlulugu yaşarken,
Sebepsiz ayrılanlardanız.
Avutacak birşeyim yok.
Kendime dair.Ah be alın yazım
Ayrılıgımız sebepsiz olmasaydı...
Talha KURT
Funda Meriç
06-04-2005, 16:56
Nasıl bakıyor gözleriniz, gözlerinize hiç baktınız mı?
Ne var sizin gözlerinizde, elem mi, keder mi, çaresizlik mi, korku mu, sevinç mi, ümit mi, bezginlik mi?
Kilitli bir kapı gibi mi yoksa?
Şehir ışıklarına nasıl bakıyor gözleriniz?
Bulutlara, doğan güne, akşam kızılına...
Silahlara nasıl bakıyor gözleriniz?
Üstünüze tutulan silahlara...
Kelepçelere, hapishanelere, darağaçlarına...
Sokak çocuklarına...
'Hakkımı istiyorum' diye bağıran o ihtiyara...
'Yalnız değilsin kızım' diye hapishaneye giden kızının ardından hıçkıran anaya...
'Nerede benim kocam' diye soran yaşlı kadına...
Sizi korkutan eski generallere nasıl bakıyor gözleriniz?
Dünyaya, hayata, dostlara ve düşmanlara...
Nasıl bakıyor sizin gözleriniz?
Kilitli bir kapı gibi mi, hiç ışık sızdırmayan?
Gözleriniz, bir aynada gözlerinize değdiğinde, nasıl bakıyor?
Utançla mı, ıstırapla mı, korkuyla mı?
Sizin gözleriniz nasıl bakıyor, hiç merak ettiniz mi?
Nasıl bakıyor o gözleriniz şu yaşadığınız hayata?
Ahmet Altan
Ömer Yağanoğlu
06-04-2005, 23:15
Öyle sarmaş dolaş olduk,
O kadar geçtik ki kendimizden
Lambayı söndürmeyi unutmuşuz,
Perdeleri çekmeyi de.
Meğersem sabah olmuş;
Gün pencereden bizi gözetler.
Cânım geceye veda etmek lazım;
Günün gösterdiği yoldan gitmek lazım,
Affet bizi lamba,
Seni buralara kadar sürükledikse,
Geceki sarhoşluğumuza bağışla.
Vakit varken dönsen memleketine;
Tutsak biz de her günkü yolumuzu.
Haydi uğurlar olsun;
Gecemiz sana emanet.
Tanalp Kaptan
08-04-2005, 15:24
Kum
Sen kum nedir bilmezsin
Deniz Görmedin ki.
Yum gözlerini, zamani düsün,
Deniz bir gözünde
Kum bir gözündedir.
Sen tas nedir bilmezsin
Daga çikmadin ki
Yürü ufuklara dogru,
Dag bir ayaginda
Tas bir ayagindadir
Sen kül nedir bilmezsin
Ates yakmadin ki,
Uzat ellerini gökyüzüne,
Ates bir elinde
Kül bir elindedir
Sen kan nedir bilmezsin
Ölmedin, öldürmedin ki,
Yat topraga boylu boyunca
Ölüm bir yaninda
Kan bir yanindadir
Sen ask nedir bilmezsin
Beni sevmedin ki
Agla, aglayabildigin kadar
Bütün güzellikler sende
Ask bendedir
Ümit Yasar Oğuzcan
Aytek Türkmen
08-04-2005, 21:16
Sen giderken gözlerim dopdoluydu
Ve yağan yağmurla caddeler ıslak
Yokluğundan bir rüzgar esti hazin
Teselliler döküldü yaprak yaprak
Gökyüzünde bir bir söndü yıldızlar
Bir karanlık geldi gittiğin yerden
Ümitlerim vardı tesbih misali
Sen giderken dağılıverdiler birden.
Doğa Aydın
09-04-2005, 06:16
Aşk Bitti
Aşk bitti
Elimden sanki minik bir balık kayıp gitti.
Aşk bitti.
İçimden sanki bir şeyler kopup gitti.
Aşk hiç biter mi?
Hiç bir şey olmamış gibi boşlukta kaybolup gider mi?
Aşk hiç biter mi? Aşk hiç biter mi?
Kalır adımızla bir sokak duvarında,
Bir ağaç kabuğunda, bir takvim kenarında,
Kalır bir çiçekte bir defter arasında,
Bir tırnak yarasında, bir dolmuş sırasında,
Kalır bir odada, bir yastık oyasında,
Bir mum ışığında, bir yer yatağında,
Aşk hiç biter mi? Aşk hiç biter mi?
Kalır dilimizde yinelenen bir şarkıda,
Bir okul çıkışında, bir çocuk bakışında,
Kalır bir kitapta, bir masal perisinde,
Bir hasta odasında, bir gece yarısında,
Kalır bir durakda, yırtık bir afişte,
Buruk bir gülüşte, dağılmış yürüyüşte,
Aşk hiç biter mi? Aşk hiç biter mi?
Kalır bir sokakta, bir genel telefonda,
Bir soru yanıtında, bir komşu suratında,
Kalır bir pazarda, bir kahve kokusunda,
Bir tavşan niyetinde, bir çorap fiyatında,
Kalır bir yosunda, bir deniz kıyısında,
Bir martı kanadında, bir vapur bacasında,
Aşk hiç biter mi? Aşk hiç biter mi?
Muhammed Turan
29-04-2005, 00:21
Sevebilme İhtimali
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
özlemeye başladım herkesi...
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..
Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı...
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
solculuk oynamaya başladık..
Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve
Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle...
Ağbilerimizden öğrendik, Ç harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi..
Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak...
Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..
Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
Muş ovasının yalancı maviliğini
Otobüs oluyordum bir süre
Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
Otobüs oluyordum
Bir ülkeden bir iç ülkeye
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.
Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
Korkuyordum
Sonra iniyordum otobüsten
Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda
Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
Ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim
Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!
YILMAZ ERDOĞAN
Muhammed Turan
29-04-2005, 00:31
Hepsi Bu
Değişen ben değilim
dönüşen savaş
yaşlanmakla ıslanmak aynı şey:
bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlanmak
şimdi ölüm bile yetmiyor
acılarımızı tartmaya
dostlar
alıngan bir sahili pinekliyorlar
bir merhabayı bıçaklar gibi artık
selamlaşmalar
değişen ben değilim
dönüşen savaş
artık zaman bile yetmiyor
yaşadığımızı sanmaya
yine de ışıklar bu kenti
güzelmiş gibi gösteriyor
geceleri...
geceler...
yani
Ahmet Haşim in kafiyeleri...
seni aklıma düşüren
yerçekimi değil
yalancı yıldızlar
öyle uzaksın ki
üflesem soğuyacaksın
sarılsam okyanus
bir aşka yetecek kadar
ve anımsatacak kadar
sebepsiz bir ölümü,
acılarımız
ve kafiyelerimiz var...
işte hepsi bu kadar...
Yılmaz Erdoğan
Muhammed Turan
03-05-2005, 23:46
Sevgiye adanmış hayatlar bir gün mutlak meyveye dururlar.Gerçeğe uyanmış bir gönül,üzerine güneş doğup battığı her şeyden daha değerlidir!
Önder Yayla
04-05-2005, 04:40
Köyümün Yağmurları
Yaz henüz gelmisti ben ayrildigimda
Kaç vakit oldu kaç ay kaç yil kaç asir evimden ayri
A benim ruhumun teri memleketim
Dünyayi verseler degismem çayirindaki bir çig tanesini
Meger gurbet dedigin mapuslukmus günesli avlularda yasanirmis öylesine
Dönüsümde ne bulurum bilemem
Bildigim dönücem eg verilmis sözüm edilmis yeminim
Elbet bir gün dönücem
Yil kaç olur hangi mevsim bilemem
Elimde takvim yapraklarindan güller
Gözümde bir çocuk
Saçlarimda kar
Bunca aciyi bosa çekmez hiç kimse
ve bunca ölümden kolay dönülmez
BU KADAR SEVMEYINCE.....
Onur Vural
11-05-2005, 18:58
arkadaslar mümkünse şiirlerin altına şairlerin isimlerinide yazabilirmiyiz?
çünkü bu şiirler kolay yazılmıyor ve o duygu yüklü insanların adlarının burada anılmasının da hakları oldugunu dusunuyorum
Erkan Menevşe
13-05-2005, 17:11
*SENİ SEVİYORUM
Bir benmiyim seni seven?
Bir benmiyim geceyi saran güzelliğini gören?
Bir benmiyim sensizliğinde seni bulan?
Bir benmiyim bendeki seni kutsal sayan?
Bir benmiyim aşkımı sana söyleyemeyen
Sırf bu yüzden hergün binkez ölen
Bir benmiyim ömrümü yoluna harcayan?
Bir benmiyim içimdeki sevdanı mezara kadar saklayacak olan?
Bir ben değilim biliyorum.
Hiçkimseye söylemediğimi sana söylüyorum, *
Seni herşeyden çok seviyorum.
* * * * * * * * * * * * * * ERKAN MENEVŞE
Erkan Menevşe
13-05-2005, 17:13
BENSİZ MUTLUMUSUN?
Seni sevdiğim kadar kimseyi sevemedim.
Kimse senin verdiğin mutluluğu veremedi bana.
Gerçi bu sevğinin değerini bilemedin ama,
Söyle bensiz mutlu olabildinmi oralarda?
Ağladım sensiz gecelerin karanlığında,
Bekledim hep gelirsin diye.
Ama gelmedin nehaldeyim bilmedin,
Gündüzümü gece,yazımı kış eyledin.
Söyle bensiz mutlu olabildinmi oralarda.
ERKAN MENEVŞE
Erkan Menevşe
13-05-2005, 17:16
SENSİZİM
Değerini kaybettikten sonra anladım.
Sensizliğinde buldum seni.
Belki gelirsin diye,
Gecelerin sessizliğinde ağladım.
Umutsuz bir aşktı benimkisi,
Samanlıkta iğne aramak gibi.
Ama güzeldi seni beklemek,
Gelmeyeceğini bilsem bile.
ERKANMENEVŞE
Murat Karaman
28-05-2005, 19:01
"Her türküyü çalmaz bizim telimiz"
İçinde sevda olmalı,
Gönüle giden yol olmalı...
Sıyrılıp çıkmalı kınından,
Yürek koymalı kahramanları.
Tınısı bir uçtan duyulmalı...
Her türküyü çalmaz bizim telimiz...
Tayfun TALİPOĞLU
Cem Özcan
28-05-2005, 19:22
Yıldırım Aşkı
Bu olsa gerek,ilk görüşte aşk dedikleri!
Kalbin pır pır atar kuş misali.
Heyecandan tutmaz ellerin,
Ve karşısında konuşamazsın,tutulur dilin.
Sonra anlamsız bir sahiplenme başlar,
Sen bile bilemezsin nedenini.
Ardından gelir ağlamalar,kıskançlıklar,
Bir bakarsın kaybetmişsin benliğini.
Oysa o farkında değildir hiçbirşeyin.
Herşey çok dostça gelir.
Bilmez ki bir bakışıyla kalbinden vurduğunu,
Bilmez ki saçlarıyla rüzgarı savurduğunu.
Ve gün gelir,bu duygu sığmaz olur içine.
Cesaret ve umutla söylemek istersin.
İstersinde ayakların götürmez bir türlü seni.
Bu olsa gerek ilk görüşte aşk dedikleri!
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Cem Özcan
* *(ahhhh ah, ne günlerdi be..... :-/ )
Cem Özcan
28-05-2005, 19:27
PENCEREN
Gözüm hep pencerende,
Ama sen yoksun ki.
Alışkanlık mıdır bilmiyorum.
Sanki birazdan çıkacaksın,
Sanki camı açıp,
Derin bir nefes çekeceksin ciğerlerine
Her sabah yaptığın gibi.
Ve terasta beni görüp el sallayacaksın.
Ama sen yoksun ki.
Sensiz sahilde yürümenin
Keyfi yok buralarda.
Ne kahvenin ne de sigaranın,
Hiç tadı yok sen olmayınca.
Yine de gözüm hep pencerende,
Ama sen yoksun ki.
Resmin avutur oldu
Burada bile her zaman ki gibi.
Şarkılar gene hüzünlü,
Ve güller boynu bükük,dertli
Alışkanlık mıdır bilmiyorum.
Hala gözüm pencerende,
Ama sen yoksun ki.,
Cem Özcan
Cem Özcan
28-05-2005, 19:28
AŞKI HÜZÜN GEÇE
Aşkı hüzün geçe buldum seni.
Hani hiç ummazsın ya,
Dersin kendi kendine,
Artık bir başkasını sevemem diye.
Hani bir yitiklik yüreğinde,
Taş basarsın ya kalbine.
Aşkı hüzün geçe buldum seni.
Seni ilk gördüğüm gün aklımda,
Birde seni görmeden önceki,
Hayal kırıklıklarım.
Senden önce ve senden sonra,
İşte, budur benim miladım.
Aşkı hüzün geçe buldum seni.
Ellerine uzanıpta tutamamanın,
Bir başımıza olupta konuşamamanın,
Burukluğu var içimde.
Bir de hasretlik var,
Dolu bir nefes gibi ciğerlerimde.
Aşkı hüzün geçe buldum seni.
Bazen bir şarkının notalarında,
Bazense bir şiirin mısralarında.
Ve artık zaman değişti.
Yeni saat,
Aşka ramak kala...
Cem Özcan
Cem Özcan
28-05-2005, 19:32
* * * *UMUDUM
Bana bir gün seni seviyorum desen,
Kalpten hissederek.
Sarılsan sımsıkı hasretinden,
İlk sen tutsan elimi,
Ve baksan gözlerimin içine gülerek.
Bilirmisin o anı yaşamak pahasına,
Bir ömrü feda edebilmek,ne demek.
Her gece ağlayışlarım bundandır zaten.
Karşılıksız sevgim yüzünden.
Seninle birlikte ama senden ayrı.
Gözlerine bakıp dalarak ama korkarak,
Ve her elini tuttuğumda senden aynı sıcaklığı bulamamak.
Delicesine haykırışlarım da bundandır zaten.
Her seni seviyorum dediğimde,
Tamam diyerek geçiştirmen.
Biliyorum hissetmiyorsun,
Ama umudum, birgün seninde beni sevmen...
Cem Özcan
Cem Özcan
28-05-2005, 19:36
* * * * *costum arkadaslar ya kusura bakmayin walla.biraz nostalji biraz melankoli yasiyim dedim kendi kendime... *:(
Sinan Bıçak
28-05-2005, 22:57
KEŞKE
Keşke rüzgar olsaydım
Her an yanına gelebilirdim
Saçlarının arasından eserek
Seni seviyorum diyebilirdim
Keşke yağmur olsaydım
Her an yanına akabilirdim
Teninin üzerinden akarak
Her an seni hissedebilirdim
Keşke bulut olsaydım
Uzaktanda olsa seni görebilirdim
Uzakta olduğunu düşünerek
Her an ağlayabilirdim
Keşke destan olsaydım
Senin hayatını yazabilirdim
Nesilden nesile giderek
Seni herkese anlatabilirdim
Keşke kader olsaydım
Geleceği yazabilirdim
İstediğimi yazarak
Sürekli senle olabilirdim
SİNAN BIÇAK
işte ilk şiir çalışmam
İsmail Sümer
30-05-2005, 02:40
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
Cem Özcan
30-05-2005, 03:02
ismail super olmus, can babayı anmıs olduk bu sayede... :)
İsmail Sümer
10-06-2005, 17:38
cem şiirin kime ait olduğu yazmıyordu..okuduğum yerde. ama çok beğendim..
bide parlo şenolun bi şarkısı varmış ismail diye okuyunca çok güldüm :D
-ismail-
ismail gülünce kaybolur şıp diye
içimden yükselen o keder
ama ismail ne der?
gel kaçalım beraber
gülünce ismail ismail ismail ismail...
ismail bakınca,kalbimi yakınca
boşverir yok derim bir sakınca
ismail bir bakınca
kalbim küt küt atınca
bakınca,ismail ismail ismail ismail...
yüreğim çarpıyor bu ismail gelince
dönünce gülünce sevince
aman ismail gitmeeeeee
benimle kal bu gece
bu gece,ismail ismail ismail ismail...
lalalalalalalalaalalalala
lalalalalalalalalalalalala...
ismail lalalalalalalalalala...
Erkut Yeğen
28-06-2005, 21:34
Kabullenmesi zor belki
Yittiğini bir umudun
Fikrinden uzak kalmak isterken
Sana varıyor sonu her yolun
Nedenlere niçinlere
Cevap aramıyorum artık
Zihnimden seni,
Sana ait olan herşeyi
Bir bir siliyorum
Son umudum olsanda
Bak seni bir yıldız gibi
Sabaha bırakıyorum
Kabullenmesi zor belki
Bir yıldızdın
Sabahımda yoksun
Ne gece gelecek bana
Bundan sonra ne de sen
yıldızım....
Onur Aloğlu
01-07-2005, 14:46
Ben seni sevdim mi? Sevdim
Tuttum, ta içime oturttum seni
Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
İçtim yudum yudum güzelliğini
Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette
Bendeydi özlemlerin en korkuncu
Çıldırdım sen ne kadar uzaksan,
Aşk değil hiç doymayan bir şeydi bu
Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu
Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim
Biri vardı ağlayan gecelerce
Biri vardı sana tutkun; o bendim
Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya
Bir çizgiye vardım seninle beraber
Ve birgün orada yitirdim seni
Ben seni sevdim mi? Sevdim, ne haber...
Ümit Yaşar Oğuzcan
Onur Aloğlu
01-07-2005, 14:49
Bu bahçe,bu nemli toprak,bu yasemen kokusu,bu mehtaplı gece
pırıldamakta devam edecek ben basıp gidince de,
çünkü o ben gelmeden,ben gelikten sonra da bana bağlı olmadan vardı ve bende bu aslın sureti çıktı sadece...
Nazım Hikmet RAN
Onur Aloğlu
01-07-2005, 14:56
BİR GENÇ ADAMA... HAKÎM HERAKLİT'E...
YILDIZLARA VE AŞKA DAİRDİR...
I
Şehir
uzakta.
Genç adam
ayakta.
Akıyor şehirden geçen nehir
genç adamın ayakları dibinden.
Genç adam
piposunu çıkarıyor cebinden
aranıyor kibriti.
Bakıyor akar suya
düşünüyor Heraklit'i,
düşünüyor büyük hakîm Heraklit'i genç adam...
Kim bilir belki böyle bir akşam,
böyle bir akşam,
Heraklit alnını
yeşil gözlü zeytinliklerde akan
suya eğdi
ve dedi:
«— Her şey değişip akmada,
bu hâl beni hayran bırakmada..»
Heraklit, Heraklit; ne akıştır bu!.
ne akıştır ki bu, dalgalarında
dağlıdır alnı en mukaddes putun
kızgın demir damgasıyla sukutun.
Gebedir her sukut bir yükselişe.
Ne mümkün karşı koymak
bu köpürmüş gelişe..
Heraklit, Heraklit!.
akar suya kabil mi vurmak kilit?
Şehir
uzakta.
Genç adam
ayakta.
Akıyor şehirden geçen nehir
genç adamın ayakları dibinden.
Genç adam
kibritini çıkarıyor cebinden
yakıyor piposunu.
II
Dikine mustatil bir apartımanın
en üst katında
dört köşe bir oda.
Perdesiz pencereler.
Pencerelerin dışında yıldızlı geceler.
Genç adam
alnını dayamış cama.
Ben, romanın muharriri
diyorum ki genç adama:
— Delikanlım!.
İyi bak yıldızlara,
onları belki bir daha göremezsin.
Belki bir daha
yıldızların ışığında
kollarını ufuklar gibi açıp geremezsin..
Delikanlım!.
Senin kafanın içi
yıldızlı karanlıklar
kadar
güzel, korkunç, kudretli ve iyidir.
Yıldızlar ve senin kafan
kâinatın en mükemmel şeyidir.
Delikanlım!.
Sen ki, ya bir köşe başında
kan sızarak kaşından
gebereceksin,
ya da bir darağacında can vereceksin.
İyi bak yıldızlara
onları göremezsin belki bir daha...
Delikanlım!.
Belki beni anladın,
belki anlamadın.
Kesiyorum sözümü.
İşte kapı açıldı
geldi beklenen kadın..
«— BEKLETTİM Mİ?»
«— ÇOK...
Ama zarar yok..»
Kadın
yakaladı genç adamı
elinden.
Genç adam
yakaladı kadını belinden.
Bir yumrukta kırdı camı.
Oturdular pencerenin içine.
Sarktı ayakları gecenin içine...
Işıklı bir deniz dibi gibi
başlarında, sağda, solda gece yanıyor.
Ayakları karanlık boşluklara sallanıyor..
Sallanıyor ayakları
sallanıyor ayakları...
........... DUDAKLARI ......
Sevmek mükemmel iş delikanlım.
Sev bakalım...
Mademki kafanda ışıklı bir gece var,
benden izin sana,
seeeeev
sevebildiğin kadar...
Nazım Hikmet RAN
Onur Kalender
02-07-2005, 01:26
Yağmur çiseliyor,
korkarak
yavaş sesle
bir ihanet konuşması gibi.
Yağmur çiseliyor,
beyaz ve çıplak mürted ayaklarının
ıslak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi.
Yağmur çiseliyor,
Serezin esnaf çarşısında,
bir bakırcı dükkânının karşısında
Bedreddinim bir ağaca asılı.
Yağmur çiseliyor.
Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir.
Ve yağmurda ıslanan
yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin
çırılçıplak etidir.
Yağmur çiseliyor.
Serez çarşısı dilsiz,
Serez çarşısı kör.
havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü
Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü.
Yağmur çiseliyor.
Onur Kalender
03-07-2005, 03:54
Yanlız`ım...
Yanlız dakikalar geçiriyorum.. yanlızım,
Kimse`m yok.. Kocaman bir boşluktayım,
Kendimi, derin yanlızlık çukuruna attım,
Çıkamıyorum, boşuna çırpınmalarım..
Yanlız`ım, çok yanlızım, Sensiz..
Çölün ortasındaki bir serap gibi sahipsiz,
Var olmayan, ama var olan bir rüya gibiyim,
Dünyada bir başına yaşayan ben miyim?
Konuşmak istiyorum, çıkmıyor sözcükler ağzımdan,
Vazgeçmek istiyorum, ama geçemiyorum hayattan..
Bırakmıyor peşimi Yanlızlık dürtüsü,
Sarıyor her yanımı hiçliğin yokeden büyüsü..
Bir şey istiyorum, ama olmuyor, olamıyor..
İstediğim şey ne? onu da Ben bilmiyor,
Herşeyden vazgeçtim, ama o geçmiyor,
Sonunda anladım, Ben: benden bir şey istiyor..
İstediğim şey kurtarır mı beni yanlızlıktan,
Acaba diyorum, Kaçsam mi insanlardan?
İrkiliyorum, kendime geliyorum ve boşveriyorum,
Hayatı oluruna bırakıp seni arıyorum..
Sen yanımda olunca, söyle: Kurtulacak mıyım!
Yanlızlık, Sevgisizlik, Sensizlik yüzünden hastayım!
Öyle bir hastalık ki bu, beni benden alan,
Yanlızlık Kahrol!!! Seni, Benden Çalan...
Erdinç Zaman
26-07-2005, 15:56
SİVAS ACISI /AZİZ NESİN
Ben tanırım
Bu bulut bizim oranın bulutu
Hemşeriyiz ne de olsa
Benim için kalkmış ta Sivas’tan gelmiş
Yurdumun bulutu
Başımın üstünde yeri var.
Ben bilirim
Bu rüzgar bizim oranın rüzgarı
Hemşeriyiz ne de olsa
Benim için kopup gelmiş yayladan
Yurdumun rüzgarı
Kurutsun diye akan kanlarımı
Ben anlarım
Bu acı bizim ora işi hançer acısı
Bir ülkedeniz ne de olsa
Aynı dili konuşsak da
Anlamayız birbirimizi
Hançerin nakışı
Tanıdım acısından Sivas işi
Ben duyarım duyumsarım
Bizim oranın sızısı bu
Binip kara bir buluta Sivas ilinden
Sivas rüzgarı uçup gelmiş
Helallik dilemeye
Ey yüreğimin onmaz acıları
Ey beynimin dinmez sancıları
SUÇ NE BENDE NE SENDE
SUÇ SENİ KARANLIKLARA GÖMENLERDE
Ne de olsa yurttaşımsın
Kapalı olsa da bütün vicdan kapıları yüzüne
Bilmelisin bir yerin
Erdinç Zaman
26-07-2005, 15:57
seni düşünmek güzel şey ümitli şey
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey
fakat artık ümit yetmiyor bana
ben artık şarkı dinlemek değil
şarkı söylemek istiyorum
nazım hikmet ran
Onur Aloğlu
26-07-2005, 16:28
BİR GENÇ ADAMA... HAKÎM HERAKLİT'E... YILDIZLARA VE AŞKA DAİRDİR...
I
Şehir
uzakta.
Genç adam
ayakta.
Akıyor şehirden geçen nehir
genç adamın ayakları dibinden.
Genç adam
piposunu çıkarıyor cebinden
aranıyor kibriti.
Bakıyor akar suya
düşünüyor Heraklit'i,
düşünüyor büyük hakîm Heraklit'i genç adam...
Kim bilir belki böyle bir akşam,
böyle bir akşam,
Heraklit alnını
yeşil gözlü zeytinliklerde akan
suya eğdi
ve dedi:
«— Her şey değişip akmada,
bu hâl beni hayran bırakmada..»
Heraklit, Heraklit; ne akıştır bu!.
ne akıştır ki bu, dalgalarında
dağlıdır alnı en mukaddes putun
kızgın demir damgasıyla sukutun.
Gebedir her sukut bir yükselişe.
Ne mümkün karşı koymak
bu köpürmüş gelişe..
Heraklit, Heraklit!.
akar suya kabil mi vurmak kilit?
Şehir
uzakta.
Genç adam
ayakta.
Akıyor şehirden geçen nehir
genç adamın ayakları dibinden.
Genç adam
kibritini çıkarıyor cebinden
yakıyor piposunu.
II
Dikine mustatil bir apartımanın
en üst katında
dört köşe bir oda.
Perdesiz pencereler.
Pencerelerin dışında yıldızlı geceler.
Genç adam
alnını dayamış cama.
Ben, romanın muharriri
diyorum ki genç adama:
— Delikanlım!.
İyi bak yıldızlara,
onları belki bir daha göremezsin.
Belki bir daha
yıldızların ışığında
kollarını ufuklar gibi açıp geremezsin..
Delikanlım!.
Senin kafanın içi
yıldızlı karanlıklar
kadar
güzel, korkunç, kudretli ve iyidir.
Yıldızlar ve senin kafan
kâinatın en mükemmel şeyidir.
Delikanlım!.
Sen ki, ya bir köşe başında
kan sızarak kaşından
gebereceksin,
ya da bir darağacında can vereceksin.
İyi bak yıldızlara
onları göremezsin belki bir daha...
Delikanlım!.
Belki beni anladın,
belki anlamadın.
Kesiyorum sözümü.
İşte kapı açıldı
geldi beklenen kadın..
«— BEKLETTİM Mİ?»
«— ÇOK...
Ama zarar yok..»
Kadın
yakaladı genç adamı
elinden.
Genç adam
yakaladı kadını belinden.
Bir yumrukta kırdı camı.
Oturdular pencerenin içine.
Sarktı ayakları gecenin içine...
Işıklı bir deniz dibi gibi
başlarında, sağda, solda gece yanıyor.
Ayakları karanlık boşluklara sallanıyor..
Sallanıyor ayakları
sallanıyor ayakları...
........... DUDAKLARI ......
Sevmek mükemmel iş delikanlım.
Sev bakalım...
Mademki kafanda ışıklı bir gece var,
benden izin sana,
seeeeev
sevebildiğin kadar...
Nazım Hikmet Ran,
kaldırımları kaldırıp deniz arayan kuşak 68 kuşağı'nın çok sevdiği bir şiir... Biz babadan böyle gördük ;)
Onur Aloğlu
26-07-2005, 16:31
VATAN HAİNİ
"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Bu da tüm vatanseverlere gelsin ;)
Sinan Bıçak
26-07-2005, 16:33
http://www.1907unifeb.org/cgi-bin/YaBB/YaBB.cgi?board=kultur;action=display;num=109114300 6
Burak Çankaya
26-07-2005, 16:34
Unutamıyorum
Unut demek kolay gel bana sor bir de
Unutamıyorum işte unutamıyorum
Bir şey var şuramda beni kahreden
Şuramda tam yüreğimin üstünde
Çakılı duran bir şey var
Elimde değil söküp atamıyorum
Dalıp dalıp gidiyor gözlerim derinlere
Kimi görsem biraz sana benziyor
Seni hatırlatıyor şu bulut şu gökyüzü
Şu kayaları döven deniz
Şu hüzünlü melodi şu napoliten şarkı
Bir zamanlar beraber dinlediğimiz
Boyuna seni düşünüyorum durmadan usanmadan
Şimdi diyorum o ne yapıyor acaba
O güzelim gözleri kime bakıyor
O canım elleri nerde
Oysa günler o günler değil
Akşamlar o akşamlar değil
Ve kalan şimdi sadece özlemin gecelerde
Durup durup seni büyütüyorum içimde
Seninle acılar büyütüyorum
Yeni yeni kederler büyütüyorum dayanılmaz
Kirli sular yürüyor iliklerime
Bir zehir karışıyor kanıma anlıyor musun
Bir daha görsem seni diyorum bir daha görsem
Bir gün olsun bir dakika olsun
Unut demek kolay, gel bana sor bir de
Hatırladıkça gözyaşlarımı tutamıyorum
Dilimin ucunda sen; başımın içinde sen
Kader misin, ecel misin nesin sen
Unutamıyorum işte unutamıyorum
Ümit Yaşar Oğuzcan
Burak Çankaya
26-07-2005, 16:36
Unutamıyorum
Unut demek kolay gel bana sor bir de
Unutamıyorum işte unutamıyorum
Bir şey var şuramda beni kahreden
Şuramda tam yüreğimin üstünde
Çakılı duran bir şey var
Elimde değil söküp atamıyorum
Dalıp dalıp gidiyor gözlerim derinlere
Kimi görsem biraz sana benziyor
Seni hatırlatıyor şu bulut şu gökyüzü
Şu kayaları döven deniz
Şu hüzünlü melodi şu napoliten şarkı
Bir zamanlar beraber dinlediğimiz
Boyuna seni düşünüyorum durmadan usanmadan
Şimdi diyorum o ne yapıyor acaba
O güzelim gözleri kime bakıyor
O canım elleri nerde
Oysa günler o günler değil
Akşamlar o akşamlar değil
Ve kalan şimdi sadece özlemin gecelerde
Durup durup seni büyütüyorum içimde
Seninle acılar büyütüyorum
Yeni yeni kederler büyütüyorum dayanılmaz
Kirli sular yürüyor iliklerime
Bir zehir karışıyor kanıma anlıyor musun
Bir daha görsem seni diyorum bir daha görsem
Bir gün olsun bir dakika olsun
Unut demek kolay, gel bana sor bir de
Hatırladıkça gözyaşlarımı tutamıyorum
Dilimin ucunda sen; başımın içinde sen
Kader misin, ecel misin nesin sen
Unutamıyorum işte unutamıyorum
Ümit Yaşar Oğuzcan
Onur Aloğlu
26-07-2005, 16:37
Amerikalı yetkili (Mr. Dulles) Türk askerini, “Çok masrafsız, günlük masrafı 23 Cent i aşmıyor” diye övmüştü. Mr. Dulles ın bu sözleriyle ilgili tek yorum 23 Centlik Asker adlı şiiriyle Nazım Hikmet ten gelmişti.
23 Sentlik Asker
Mister Dalles,
sizden saklamak olmaz,
hayat pahalı biraz bizim memlekette.
Mesela iki yüz gram et alabilirsiniz,
koyun eti,
Ankara da 23 sente,
yahut iki kilo kuru soğan,
yahut bir kilodan biraz fazla mercimek,
elli santim kefen bezi yahut,
yahut da bir aylığına
yirmi yaşlarında bir tane insan.
erkek,
ağzı burnu, eli ayağı yerinde,
üniforması, otomatiği üzerinde,
yani öldürmeğe, öldürülmeğe hazır,
belki tavşan gibi korkak,
belki toprak gibi akıllı
belki gençlik gibi cesur,
belki su gibi kurnaz
(her kaba uymak meselesi) ,
belki ömründe ilk defa denizi görecek,
belki ava meraklı, belki sevdalıdır.
Yahut da aynı hesapla Mister Dalles
(tanesi 23 sentten yani)
satarlar size bu askerlerin otuz beşini birden
İstanbul da bir tek odanın aylık kirasına,
seksen beş onda altısını yahut
bir çift iskarpin parasına.
Yalnız bir mesele var Mister Dalles,
herhalde bunu sizden gizlediler:
Size tanesini 23 sente sattıkları asker
mevcuttu üniformanızı giymeden önce de,
mevcuttu otomatiksiz filan,
mevcuttu sadece insan olarak
mevcuttu, tuhafınıza gidecek,
mevcuttu hem de çoktan mı çoktan,
daha sizin devletinizin adı bile konmadan.
Mevcuttu, işiyle gücüyle uğraşıyordu,
mesela, Mister Dalles,
yeller eserken yerinde sizin New-York un,
kurşun kubbeler kurdu o
gökkubbe gibi yüksek,
haşmetli, derin.
Elinde Bursa bahçeleri gibi nakışlandı ipek.
Halı dokur gibi yonttu mermeri,
ve nehirlerin bir kıyısından öbür kıyısına
ebemkuşağı gibi attı kırk gözlü köprüleri.
Dahası var Mister Dalles,
sizin dilde anlamı pek de belli değilken henüz,
zulüm gibi,
hürriyet gibi,
kardeşlik gibi sözlerin,
dövüştü zulme karşı o,
ve istiklal ve hürriyet uğruna
ve milletleri kardeş sofrasına davet ederek,
ve yarin yanağından gayrı her yerde,
her şeyde,
hep beraber,
diyebilmek için,
yürüdü peşince Bedreddin in
O, tornacı Hasan, köylü Mehmet, öğretmen Ali dir.
kaya gibi yumruğunun son ustalığı:
922 yılı 9 eylülüdür.
Dedim ya Mister Dalles, ,
Herhalde bütün bunları sizden gizlediler.
ucuzdur vardır illeti.
Hani şaşmayın,
yarın çok pahalıya mal olursa size,
bu 23 sentlik asker,
yani benim fakir, cesur, çalışkan, milletim,
her millet gibi büyük Türk milleti.
(1953)
Nazım Hikmet Ran
hadi son bir tane daha olsun tam olsun ;)
Burak Çankaya
26-07-2005, 16:39
Bildiğim Bir Şarkı Var
Merhametsiz karanlık içindeyim
Ne zaman güneş doğacak bilmiyorum
Mavi denizlere mor dağlara karşı
Bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum
Bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum
Bütün şarkılar gibi kederli
Sokaklar, caddeler, evler bomboş
Yokluğun sırtıma saplandı bir bıçak gibi
Yokluğun sırtıma saplandı bir bıçak gibi
Akıtır taşa, toprağa kanımı
Dünya seninle aydınlık ve güzeldi
Şimdi bin güneş doğsa götürmez karanlığımı
Şimdi bin güneş doğsa götürmez karanlığımı
Yanmaz elinin değmediği ışıklar
Gel, o şarkıyı beraber söyleyelim
Tut ellerimden beni aydınlığı çıkar
Tut ellerimden beni aydınlığa çıkar
Yumdum gözlerimi seni düşünüyorum
Mavi denizlere, mor dağlara karşı
Bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum
Ümit Yaşar Oğuzcan
Burak Çankaya
26-07-2005, 16:40
BENCE SENDE HERKES GİBİSİN
Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin
Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin
Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin
NAZIM HİKMET
Bu şiiri Cem Karaca”nın yorumundan dinlemenin keyfi bambaşka...
Murat Karaman
26-07-2005, 17:25
YALNIZLIK
Şemsiye yapımcıları
ıslanmaktan
tek kişiyi koruyacak genişlikte
kesince kumaşları
yağmur değil
yalnızlıktır yağan
Daha da hüzünlendirir her gece
kentin sokaklarını
bekçinin nefesiyle
düdüğün içinde dönen
nohut taneciğinin
yalnızlığı
Ne çok sevinirim bilseniz
bir yılan
mezarıma girerde
göğüs kafesimin kemikleri içinde
kış uykusuna
yatarsa
Sunay AKIN
Murat Karaman
26-07-2005, 17:27
GİDERKEN
Bilerek mi yanına
almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı
çukuru
Güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar
Beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukur
Sunay AKIN
Murat Karaman
26-07-2005, 17:28
ÇEKMECE
Büyüklerle ben yapamıyorum
çocuklar da almıyor beni oyunlarına
devlet dairesinde
yangından kurtarılmayacak
sıkışmış bir çekmece gibiyim
açılamıyorum sana
Kardeşiyle sokaklarda hep
bir örnek giydirilen sen
nasıl sevmezsin eşitliği
yürürken düşen çoraplarını
aynı hizaya getirmek için
annen değil miydi önünde diz çöken
Öpüşme sahnesinin tam ortasında
içeri girdiğin yazlık sinemanın
yer göstericisiyim
yürüyorsun fenerimin ışığında
yer:Kız Kulesi
ve sonu ayrılıkla bitecek
hüzünlü bir aşk filmini oynuyor
beyaz duvarında
Bir kez olsun çıkmazken ağzından
seni sevdiğimi
her gün söylememi yadırgama
bil ki bu şehirde
iskelenin verilmesini
beklemeden atlarım vapurlara
Son karesi gibi Red Kit'in
batan güneşe doğru
sürerken atımı
gitme kal demeni bekliyorum
ama yalnızca
rüzgar çekiştiriyor atkımı
Sunay AKIN
Berat Elinç
26-07-2005, 17:39
AY KARANLIK
Maviye
Maviye çalar gözlerin,
Yangın mavisine
Rüzgârda âsi.
Körsem,
Senden gayrısına yoksam,
Bozuksam,
Can benim, düş benim,
Ellere nesi?
Hadi gel,
Ay karanlık...
İtten aç,
Yılandan çıplak,
Vurgun ve belâ
Gelip durmuşsam kapına
Var mı ki doymazlığım?
İlle de ille
Sevmelerim,
Sevmelerim gibisi?
Oturmuş yazıcılar
Fermanım yazar
N'olur gel,
Ay karanlık...
Dört yanım puşt zulası,
Dost yüzlü,
Dost gülücüklü
Cıgaramdan yanar,
Alnım öperler,
Suskun, hayın, çıyansı,
Dört yanım puşt zulası,
Dönerim dönerim çıkmaz.
En leylim gecede ölesim tutmuş,
Etme gel,
Ay karanlık...
AHMED ARİF
Berat Elinç
26-07-2005, 17:41
Haydi abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalp ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber sal çıksın bu gece;
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğin mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumana,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit.
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.
CAHİT SITKI TARANCI
Özenç Yeşilçiçek
26-07-2005, 21:11
Kalbim bir etten organ sadece,
Kalbim yüreğim olur sen gelince...
Yılmaz Erdoğan
Yunusemre Coşan
27-07-2005, 10:42
Hasretinden Prangalar Eskittim
seni İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana...
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamlardan,
Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...
Ahmet Arif
Seher Koçer
29-07-2005, 12:21
YAKLAŞ
her yeni aşkta kandırdın beni gönül
hepsi güneş kadar sıcaktı ama
hiç biri yoktu yanımda geceleri
acı bana artık gönül
ben vazgeçtim sevmekten...
birazda sen üzül
CEYHUN YILMAZ
Mustafa Korkmaz
29-07-2005, 15:21
Ankara
Hey gidi Ankara hey!
Beni de benzettin ya kendine.
Astın suratımı,resmileştirdin beni.
Hey gidi Ankara hey!
Beni de benzettin ya kendine.
Yüzümde bürokrat gülümsemesi,
İçimde politik çıkmazlar.
Kaçıncı aşktı tattığım akşamlarında,
Kızılay'da yürüyemeden elele.
Bir gecelik duygu esnemesinde,
Yalnızlığımla kendimi evime attığım,
Tadamadan mevsimlerini doya doya.
Kaybettim kendimi;
Herhangi bir sokağın,herhangi bir ayrımında.
Geçerken ömrüm giriş katlarında,
Üşüdüm,titredim;
Otuz yaşıma girerken bir yaz akşamında.
Bekar evlerinin soluk aydılığında,
Kötü alışkanlıklar edindim.
Hiçbir kıza yalan söylemedim Ankara!
Ama bir ebruli akşamda,
Ezan seslerine karıştı çığlıklarım.
Oyalıyormuşum meğer kendimi geçici heveslerle.
Kırçiçekleri açıverdi yüreğimde.
Sen aşk de buna,ben çıkmaz sokak.
Ankara!
Delik olan cebime koyacaktım tüm hüzünleri.
Yine şiirler çalıp,
Şairlerin soluk nefesli kitaplarından,
Şarkılar,şarkılar düzecektim ona.
Ve Ankara;
Çelik renkli gecelerine dağıttığım aşklarımdan,
Taç yapacaktım sarı saçlarına.
Gözlerindeki yeşilden sürecektim antik yalnızlığıma.
İkimizin de paylaşacak birşeyi olacaktı hayatta.
Anlarsın ya;
Sen Ankara,ben ve o...
Üç kişilik bir dünya kuracaktıki
Gözyaşlarının kahkahaya karıştığı şu dünyada.
Duygu sevinecekti,
Telefon edip zeynep'e;
"Evleniyormuş" diyecekti.
Ve Çankaya'dan bir rüzgar esti.
Kıskandın ya bizi,
Helal olsun sana.
Şu ölümlü dünyada,
Kendin gibi bir dünya görmeden,
Boğacaksın öyle mi kalabalık kaldırımlarında beni?
Hüzne doyacağım öyle mi?
Senin gibi gecekondularında,
Benim gibi bozkır çocuğu,
Meram akşamlarında.
Çiçeklerin nasıl olgunlaştığını bilirim ben,
Çözmüşken tam da şifresini hayatın.
Korkma Ankara,korkma!
Yazılmamış bir şiirin okundukça çoğalan ilk kelimesinde,
Akıp giderken kaderimiz iki ayrı yöne,
Mutlak buluşacak vuslat denizinde.
Ankara korkma!
Okuduğu duaları anamın ikimizide kurtaracak.
Hiç ummadığın birgünde,
Şöyle güneş burcundayken sevinçlerin,
Sen bana alışacaksın bende sana...
Ankara!
Ali Uluraspa
Murat Karaman
08-09-2005, 20:49
KALAN SAĞLAR
şarkılarımı çalar mahallemin çocukları
bense sonbahar hüznü olurum
uçurtmam tele takılır
çorbam gömleğimi kirletir
we ben yaşarım
faili meçhul aşklarım olur
paha biçilemez hayatıma tükürürüm
we ölüm kokar o saatlerde sokaklar
sewgililer çoktan terketmiştir şehri
kalan sağlarsa hep bizimdir...
Murat KARAMAN
YOLCULUK
[i]hayatta bir yolculuktur derdi babam hep
kimi zaman cam kenarında oturursun
manzara iyidir
kimi zaman teker üstü gelir
hemen altta ise motor sesi duyulur
hayatına,
yolculuğuna fon müziğidir o!
kimi zaman şöför mahali gelir şansına
kimi zaman koridor rastlar
kimi zaman ayaklarını rahatça uzatır,
koltuk ayarıyla rahatça oynarsın
kimi zamansa koltuk bile dar gelir...
kimi zaman muawinle olur muhabbetin
kimi zaman yanındaki
teyzeyle,amcayla
yada talebe gençle...
kimi zaman bawulun için bagajda yer yoktur
kimi zamansa bawulun hemen yanındadır!
kimi zaman mola için inersin
kimi zamansa uyursun mola bile wermeden
tartışırsın ülkenin gidişatını kimi zaman
yada maç muhabbeti yaparsın!
bazende anılarını anlatır
anılar dinlersin...
we son söz derki;
ne olursa olsun
biletin daima cebinde olsun.
HAYAT BİR YOLCULUKTUR ÇÜNKÜ..!
[i]Murat KARAMAN
Murat Karaman
08-09-2005, 20:52
D VİTAMİNİ
her traş sonrası yüzüme çaldığım kolonyanın bıraktığı acı kadar sewiyordum seni
we beslenme çantamdaki
çukuleta sürülmüş ekmek kadardın hayatımda!
boyumdan dolayı hep arka sıralarda otururdum o dönemlerde
we sınıfımızın eğitsel kol çalışmalarında kızılay kolundaydım
yaralarımız çok olmakla beraber,
kanda kaybediyorduk
en yakın sağlık merkezi 3 adım ötedeydi
ama biz hala ölüyorduk
tenefüslerde temiz hawayı teneffüs ederken bile kirleniyorduk
ekmek arası kızartma
we bir ayran doyurmaktaydı bizi...
yağmurda yıkanıyor
we güneşte keseleniyorduk.!
yağmurda şemsiyemizi paylaşıyorduk yar ile,
güneşte ise D witaminini..!
Murat KARAMAN
Erkut Yeğen
09-09-2005, 01:51
Bu şehir, sevmiyor beni...
Sarhoş olmadan,geçmiyor vicdan nöbetleri
Kahırlar,rakımın mezesi...
Sana sormalı, dinmeyen dumanların,boş kalmayan kadehlerin sebebini...
Ahh gelinciğim benim,yok edip gittin geleceği ...
Ve sen kaderin işkencesi
İnat etme, gel...Al üzerimden asırlar süren geceleri
Nesin sen?
Bir nefeste isyan
Bir hayal kırıklığı, aşka ağlayan;hüsran
Çaremde sensin
Çaresizliğimde!!!
E.Y
Onur Aloğlu
09-09-2005, 03:37
HALA KOYNUMDA RESMİN
Sımsıcak konuşurdun konuşunca
ırmak gibi rüzgar gibi konuşurdun
yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki
çiğdemler güller mor menevşeler açardı
Sımsıcak konuşurdun konuşunca
Hâlâ koynumda resmin
Dağları anlatırdın ve dostluğu
bir ceylan gibi sekerdi kelimeler
Sesini duymasam çölleşirdi dünya
dağlar yarılır ırmaklar kururdu
bulutlar çökerdi yüreğime
Hâlâ koynumda resmin
Gün akşam olur elinde kitaplar
ve bir demet çiçekle çıkıp gelirdin
bir kez bile unutmadın "merhaba" demeyi
ve en yanık türküleri nasıl da söylerdin
bir dostun vurulduğu gün
Hâlâ koynumda resmin
Kaç mevsim kırlara çıkıp
çiçekler topladık mezarlar için
Belki ürküttük tarla kuşlarını
belki kurdu kuşu ürküttük
ama aşkı ürkütmedik hiç
Hâlâ koynumda resmin
Ve hâlâ sımsıcak durur anılar
sımsıcak ve biraz boynu bükük
Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış
yasak bir kitap gibi durmaktadır
ve firari bir sevda gibi
Şimdi duvarlarda resmin
AHMET TELLİ
Onur Aloğlu
09-09-2005, 03:40
BELKİ YİNE GELİRİM
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
yırtılan ve parçalanan birşeyler olmalı mutlaka
hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler
Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü
Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
tükürsek cinayet sayılıyor artık
ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların
Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
tek yaprak bile kımıldamıyor nedense
ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
okuduğum bütün kitaplar paramparça
çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler
bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma
Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
dizginlerini koparan bir at sanki bu
soluksoluğa kalıyorum her sonbahar
ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim
Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
birgün gelirsek hangi kent güzelleşmez
şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün
AHMET TELLİ
Ömer Birdal
09-09-2005, 16:37
dağlara çıkmak ister, bu sıkılmış ihtiyar
söndürüpte ışıkları, ruhunu serinletmek
karanlıklarda gizlice, onu aramak diyar diyar
yangınlarını söndürerek, mezarda rahat etmek...
bir ajanda dörtlüğü... faili meçhul...
Hüseyin Ayas
09-09-2005, 21:40
ANLADIM...
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,Kendi yolumu çizdiğimde anladım.
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat,okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım...
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum''diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım...
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni afetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
sevmekmiş...
CAN YÜCEL
Hüseyin Ayas
09-09-2005, 21:50
HER ŞEY SENDE GİZLİ
yerin seni cektigi kadar agirsin
kanatlarin cirpindigi kadar hafif..
kalbinin attigi kadar canlisin
gozlerinin uzagi gorduğu kadar genc...
sevdiklerin kadar iyisin
nefret ettiklerin kadar kotu..
ne renk olursa olsun ka$in gozun
kar$indakinin gordugudur rengin..
ya$adiklarini kar sayma:
ya$adigin kadar yakinsin sonuna;
ne kadar ya$arsan ya$a
sevdigin kadardir omrun..
gulebildigin kadar mutlusun
uzulme bil ki agladigin kadar guleceksin
sakin bitti sanma her $eyi,sevdigin kadar
sevileceksin.
güne$in doğu$undadir doganin sana verdigi deger
ve kar$indakine deger verdigin kadar insansin
bir gun yalan soyleyeceksen eger
birak kar$indaki sana guvendigi kadar inansin.
ay i$igindadir sevgiliye duyulan hasret
ve sevgiline hasret kaldigin kadar ona yakınsın
unutma yagmurun yagdigi kadar islaksin
gune$in seni isittigi kadar sicak.
kendini yalniz hissetigin kadar yalnizsin
ve guclu hissettigin kadar guclu.
kendini guzel hissettigin kadar guzelsin..
i$te budur hayat!
i$te budur ya$amak bunu hatirladigin kadar ya$arsin
bunu unuttugunda aldigin her nefes kadar u$ursun
ve kar$indakini unuttugun kadar cabuk unutulursun
cicek sulandigi kadar guzeldir
ku$lar otebildigi kadar sevimli
bebek agladigi kadar bebektir
ve her$eyi ogrendigin kadar bilirsin bunu da ogren,
sevdigin
kadar
sevilirsin..
CAN YÜCEL
Ömer Birdal
11-09-2005, 02:18
amatör bir çalışma daha..
Ruhumun buhranları, dökülür, geceme dökülür
Saklanıpta en derine, ayrılmazlar bir an benden
Bütün sevdiğim yanlarım, sökülür, tek tek sökülür
Bu serzenişlerde olmasa, göçüp giderim aniden
Benim de işim bitti, bu soğuk şehirde artık
Dört bir yanım kir ve hırs, sevinçlerim hep anlık
Beni tek anlayan ve sayan, bu karanlık geceler
Güneşim onda saklı, çıksa da bitse karanlık...!
Buğra Efkarlıoğlu
11-09-2005, 13:14
karanlıkta gözlerim dikilmiş ufuklara
bir fırtına sesi var gökte bulutlar dal dal
açmış doğu bağrını sökecek şafaklara
kop ey deli fırtına, raşeni gönlüme sal
ihtilal istiyorum, mukaddes bir ihtilal...
(ismini hatırlayamadığım bir Azeri şairimize aittir)
Murat Karaman
11-09-2005, 15:01
Yedi Uyuyanlar Masalı
* *
biraz kekredir derler buranın suyu
beşe beş dayanakları vardır duvarlarının
çünkü toprak kayar uyku zamanı
taş yerinde değil düşerken ağırdır nasıl
ki ağrı'da dipsiz kuyular
yedi uyuyanlar mağarada
telefon sesini duyarlar da
üşenirler açmaya yedi uyuyormuşgibiyapanlar
mağarada
pamuk prenses çözmüş sorununu üvey annesiyle
ayna fişteklemiyor güzellik meselesini
-ayna ayna! söyle bana, benden güzeli var mı dünyada?
-vallahi pamuk prenses var ama onun da yatağı kötü diyorlar...
kendini cüce zannedemiyor
uyuyor çünkü yedi andavallılar
biraz kekredir derler buranın masalları
prens geliyor gerçi öpemiyor fakat
uyku kokan ağızları
ve aradan yıllaaaaar yıllaaar geçiyor...
derken uyanıyor yedi'den biri
hassiktir diyor amma uyumuşum be...
çıkıyor kahvaltılık birşeyler almaya
dömüyor fakat...
ve derler ki altı keriz uyumaktadır hala
ege'de
turistik bir mağarada...
.
Yılmaz Erdoğan
Murat Karaman
11-09-2005, 15:03
Beyoğlu'ndan Dolmabahçe'ye Taşınan Bir Aralık Akşamı
* *
Sus pus olmuş puslu bir İstanbul muydu yüzünyoksa çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne.
Dolmabahçe'de, çay tadında...
Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında, tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.
Ben rehnedilmiş yelkovan gibi...Hani akrep'i seven ama yüreği takvim yokuşlarında...
Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı, sesinin sesimde yankılanmasının...Sanki perdedekine üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün içime...Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim seyir defterimde...Ve ben amerikanca bir filmi kürtçe seyrediyorum.
Kadın, Beyoğlu'nda bir kış akşamında, üstündeki deri montun sahibi küs, soğukluğundan muzdarip yürüyordu...Adam da...Yürümek hiçbir şeyi çözmüyordu, bazı aralık akşamlarında...Parmağında yaralı bir öyküyü taşıyordu adam...Kadının yüzünde bir hüzün...Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük...Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti...Soğuğun ve karanlığın vehameti!
Hayatı, bir başkasının pantolonu gibi küçültülmüş, daraltılmış..İlk sahibinin o pantolonla yaşadığı şeyler, yani pantolonu pantolon yapan anılar, bazı ilkbahar bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen yazlar...Yaşananlara bir beden büyük geliyor artık hayat!
Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık olmak içinse erken...Beni sevda yerimden vurdu yine zaman...Şimdi sana söylenecek tek cümle:
BENDE SANA YETECEK KADAR BEN KALMADI...
.
Yılmaz Erdoğan
Murat Karaman
11-09-2005, 15:13
Bir Mevsimin Acı Gerçekleri
* *
"Bir tek dileğim var mutlu ol yeter” sözünün
bir kamyon yükü
anlam taşıdığı günlerdi
Kaldırımlar toz ve kağıt topakları
Ankara’nın
Ankara’nın sonbahar yaprakları
ayvalar sarı
hüzünler olgun
yaz yorgunu gövdeler serili betonlarda
Ben yanımda çok acıklı
epey yol üstü sözler getirmiştim.
“Sanki terk edilmiş bir viraneyim
her yanım dağılmış yıkılmışım ben”
Okul önlük mevsimi
ve kaplanması kitapların
cumhuriyet gazetesiyle
bir ön beslenme çantası kompleksi
malum şu otlu peynir meselesi
Saçlarını süt mısırı örgü yapmış
bir al yüz koca göz görüyorum.
Sanki o tehlikeli yolun başındayım
Aşk’a geliyorum!
ama yanıma hep
köy zılgıtlı sözler almışım
arabesk kalıyorum
her kent soylu aşkın karşısında
“Bir kulunu çok sevdim” diyorum
“O beni hiç sevmiyor” diyorum
“Kalbimi ona verdim
artık geri vermiyor” diyorum.
temmuz 2000, kemer
*
Yılmaz Erdoğan
Buğra Efkarlıoğlu
11-09-2005, 15:23
Elçibey'e Sözdür
“Bu yolda son sözü zaman diyecek
Zaman da sözünü yaman diyecek”
Ağlarım ki bey gitmiş ardından gitmemişim
Türk kanatlı Tabutu göklere itmemişim
Kim der ki bu ölümle özümde yitmemişim
Yiten benim giden bey bu böylece biline
Ağlasın dağlar taşlar Türk'ün istikbaline
Kırk yanlışta bir doğru eylediğim işimdi
Hesabına bilenen tırnağımdı dişimdi
Yemin olsun o benim aksakallı kişimdi
Bilgemden ayrı düştüm silinen şanlı çinim
Farzet Gence'yim şimdi, şimdi farzet Laçin'im
Her kalıba girenler ya sudur ya alçıdır
Heykel olabilmekse belki taşa ölçüdür
Sen elmas bir mektuptun ondan adın Elçidir
Azatlığa şahika naraların misaldir
Bu ölüm burda firkat Tanrıdağ da visaldir
Türk şerefli bir ırktır, hem dilde heyecandır
Türkçü Türk'ü yaşayan Türk'e feda bir candır
Senin büyük mirasın vahid Azerbaycan'dır
Senin buyurdukların binamızın harcıdır
Vasiyetin bizlerin boynumuzun borcudur
Bu Toprak hainlerden yadlarından utansın
Bu Irk sana değmeyen tadlarından utansın
‘Demir' gibi Öztürkçe adlarından utansın
Hafızası gitmeyen bu lafıma el ekler
Gözlerimde canlanır seni satan köpekler
Gün ki kanım yasımı coştursun vecde etsin
Ünüme yanlış duran bir sehiv secde etsin
Tanrım izin ver kulun Beyine müjde etsin
Gökler sarardı Bey'im güneş doğdu doğacak
Şair o gün Aras'ı elleriyle boğacak
O aleme elçi git beyim bizlerden, lutfet
Bundan gayri emin ol ödenecek her külfet
Affet beyim bizleri, beyim bizleri affet
Seni sevmeyenleri sevmek bize haramdır
Her hain çizmediğim gün benim yüz karamdır
Bu davada son sözü bekle zaman diyecek
Ki zaman da sözünü vallah yaman diyecek
Yemin ki seni satan birgün aman diyecek
Şiir değil bu yazan haykırıştır isyandır
Karadan da karası Elçibey'e nisyandır
Gece güne erecek cümle dağ taş emindir
Bu şi're isyan dedim aha bu da yemindir.
Afşın EFKARLIOĞLU
Murat Karaman
15-09-2005, 18:28
KARADENİZ
Dere olmak isterdim.
Karadenize akan.
Ama az kirlenmiş akmak isterdim.
O yağmuru taşımak isterdim karadenize.
Hem KARA'sına,
Hem DENİZ'ine...
Buğra Efkarlıoğlu
23-09-2005, 20:43
sona doğru
Bilsin cihan ki ben bu cihanın nesindeyim:
Bir ülkünün mehabetinin zirvesindeyim.
Dünya denen mezellete dalsın her isteyen;
Ben ırkımın şeref taşan efsanesindeyim.
Herkese bir özleyişle yaşar...
Ben de öylece Altaylar'ın ve Tanrıdağ'ın çevresindeyim.
Merdanelikle şöyle bakıp ayrılıklara
Son menzilin hüzün dolu kaşanesindeyim.
Artık veda zamanına pek fazla kalmadı;
Yorgun ve kimsesiz ölümün bahçesindeyim...
H.N.A.
Erdinç Zaman
25-09-2005, 05:53
AYRILIĞIN İLANI
Gidiyor musun diye sorma bana.
Gönderen sensin.
Ne terk etmeyi istedim seni,
Ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi.
Senin kadar öfkeliyim ben de.
Senin kadar endişeli...
Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana
Ama inandıramadım seni.
Sen, sorgularken beni kafanda
Ben, gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla.
Bir tek sözün bağlardı beni sana,
Oysa sen hep susmanın koynunda.
Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku,
Teslim alır bedenleri de.
Sütten çıkmış ak kaşık değildim
Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza.
O dünya ki bazen minicik bir odada
Bazen kentin ortasında şekillendi.
Nasıl da güzeldi...
Zaten varsın diye her şey güzeldi ama
Sen buna inanmadın. Ah bu sorular...
Yaşamak varken sevdayı delice,
Niye boğarız sorularla?
Nasıl ikna edebilirdim seni?
Ben, aşk dedikçe sen, dur dedin.
Ben, seninleyim dedikçe
Sen, hayır dedin.
Zaten az konuşan sen
Olumsuz ne kadar sözcük varsa
Bulup çıkardın ortaya.
Bense hiç bir şey diyemedim.
Ne kadar zarar vermişim sana meğer.
Nasıl değiştirmişim seni.
Oysa hiç böyle düşünmemiştim.
Kimseye zarar vermek istemem ben.
Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem.
Ama öyle oldu işte.
Demek ki; gitmelerin zamanı şimdi.
Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı.
Ne sevişmelerimiz kalır aklında, ne sevda sözlerimiz.
Rahat değilim diyordun ya, rahat ol artık.
Gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı.
Tedirginliğinin sebebi de kalktı ortadan.
Biliyor musun bir tanem!
Gidişim yürekten değil, zorunluluktan.
Sanma ki, bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım.
Sanma ki, benden sakladığın gülüşleri
yalancı yüzlerde ararım.
Seni de götürürüm yüreğimde.
Her zaman yokluğunu taşırım.
Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim.
Ne yazık ki, tozduman edemedim kuşkularını.
Ne yazık ki, kalamadın bana.
Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde.
Kokladıkça; bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.
Mehmet Coşkundeniz.....
Erdinç Zaman
25-09-2005, 06:02
SeVDaLıM HaYaT
saolsun uçan kuşlar
çiçeğe durmuş hayat
yaşasın sevdalılar
sevdalım hayat
akasya kokan gecelerde
türküler söyleyip dolaşırdın sen
birer birer dökülen hecelerde
kendi yüreğinle yarışırdın sen
karanlıktan güçlüydü hep aydınlık
önünde parlayan sımsıcak ışık
şiir sana tutkun sen ona aşık
kendi yüreğinle yaşardın sen
yaşam dalga dalga uzar giderdi
ölüm gözümüzde bir arpa boyu
çocuk gibi öper okşar severdim
yediğim ekmeği içtiğim suyu...
zülfü livaneli
Can Güleç
25-09-2005, 14:55
Başlamadan biten bir aşk yaşadım
Bir hayal içinde geçti yıllarım
Başkasını sevip bağlanamadım
Sevmeden gitse de hedefimdi o
Bir şiir gibiydi geçerken ömrüm
Gül açtı yaprağı kalbime döktüm
Tenimden her gece bin diken söktüm
Çok acı versede hedefimdi o
Sormadım nerede kimlerle niye
Aklına düşersem üzülür diye
Okları çevirdim kendi kalbime
Ömrümce sevmeye hedefimdi o.
Can Güleç
05-10-2005, 00:48
Nasıl ki fırtınalar bir martının denizi sevmesine engel olamıyorsa bu ayrılık da benim seni sevmeme engel değil.
Şabettin Doğan
13-10-2005, 14:09
Fenerbahçemiz en büyük sevdamız;
kimse anlamaz bizi biz sevdalıyız;
para mı kazandırıyor der kimisi;
kıskanır durur erkeklerin sevgilisi;
''Evlendim 2 çocuğum oldu ama FENER aşkı bambaşka'' der birisi;
işte bizdendir bu lafı söyleyen kişi;
Apayrı bir aşk bu karşılıksız;
sonsuza kadar sönmez bu ateş yanar çıkarsız;
sonsuza kadar yaşa canım KANARYAMIZ...
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Şabettin Doğan
Aynur Akman
13-10-2005, 16:56
Ansızın
Ben sensiz olanlara seni aratıyorum,
Ben sensiz kalanlara seni yaratıyorum,
Seni saklayacağım, seni yazıp-andıkça
Kendimi çoğaltıyor, seni kuşatıyorum.
Unutturmayacağım, seni yaşatacağım,
Kendimi çoğalttıkça seni kuşatacağım,
Her zamanda, her yerde sen bende yaşadıkça
Sen evreninde sana seni aratacağım.
Aynur Akman
13-10-2005, 16:58
ÜMİTSİZ AŞKLAR İÇİN
Ben ümitsiz aşklar için yaratılmışım
Ayrılıklar için, sonsuz kederler için
Ne zaman ta derinden sevsem birini
Ezilmeli yeni açmış gülleri kalbimin
En güçlü zehir olmalı aşk dediğin
Alkol gibi damarlarıma yürümeli
Sarmalı her yanımı gece olunca
İçimde bir çıbancasına büyümeli
İnsan sevince her gün bir kez ölmeli
Her gün bir başka yerine saplanmalı o kurşun
Yollara düşmeli, perişan deli divane
Erimeli potasında o garip var ölüşün
Artık uzakbir anıdır huzur ve sükun
O büyük yangın başlamışsa yürekte
Bir gün gelir de bu çaresizliğin
Aranır bütün tesellisi ölmekte
O yerde sevilmek de yalan sevmekte
Nereye baksan dizboyu karanlık
Boşuna bir ışık arama göklerde
Her şeyinle aşkın içindesin artık
Böyle gitgide derinlere çeker o bataklık
Orada ölümsüz olur nice kara sevdalı
Sevmek, hiç sevilmeden; korkunç güzel
Aşk dediğin karşılıksız olmalı
Aynur Akman
13-10-2005, 17:01
Acılar Denizi
Ben acılar denizinde boğulmuşum
İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını
Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını
Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını
Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını...
Hüseyin Ayas
14-10-2005, 01:02
biri gelir sorarsa
sana beni sorarsa
gitti der misin
gittiğimi söyler misin
gidiyorum ben sana
benimle gider misin.
Ö.A
Hüseyin Ayas
14-10-2005, 01:14
Unutmak mı, delisin,
Gitmesem de bekler orada deniz.
Gelirsem bilmelisin
Benim beklememdir burada deniz.
Gitmek gibi geleceğim
Denizin delisine.
Delinin denizi gibi,
O ne kadar giderse.
Ö.A
Hüseyin Ayas
16-10-2005, 23:36
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle O daha az sever seni, Senin O'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle
birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
ille de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak...
Can YÜCEL
Hüseyin Ayas
16-10-2005, 23:55
Uykuların kaçar geceleri,
Bir türlü sabah olmayı bilmez,
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden uğultudur başlar kulaklarında,
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık,
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın,
Onun unutamadığın hayali,
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine,
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu,
Şerefin, faziletin, iyiliğin güzelliğin.
Gün gelir de, sesini bir kerecik duymak için,
Vurursun başını soğuk, taş duvarlara,
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın.
Ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını.
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersin aynalarda güzeliğini
Boşuna geçip, giden yıllarına yanarsın.
Dolar gözlerin, için burkulur
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların
Sevilen gözlerin erişilmezliğini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düşer saçların önüne ama bembeyaz
Uzanır gökyüzüne ellerin
Ama çaresiz
Ama yorgun
Ama bitkin
Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden
Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.
Ümit Yaşar Oğuzcan
Bahriye Tekin
27-10-2005, 23:32
AYRILIK SEVDAYA DAHIL
Acilmis sarmasik gulleri kokulariyla baygin
En gorkemli saatinde yildiz alacasinin
Gizli bir yilan gibi yuvarlanmis icimde kader
Uzak bir telefonda aglayan yagmurlu genc kadin
Ruzgar uzak karanliklara surmus yildizlari
Mor kivilcimlar geciyor daginik yalnizligimdan
Onu cok ariyorum onu cok ariyorum
Heryerimde vucudumun agir yanik sizilari
Bir yerlere yildirim dusuyorum
Ayriligimizi hisettigim an demirler eriyor hirsimdan
Ay isigina batmis karabiber agaclari gumus tozu
Gecenin irmaginda yuzuyor zambaklar yaseminler unutulmus
Tedirgin gulumser
Cunku ayrilik da sevdaya dahil cunku ayrilanlar hala sevgili
Hic bir ani tek basina yasayamazlar
Her an otekisiyle birlikte hersey onunla ilgili
Telasli karanlikta yumusak yarasalar
Gittikce genisliyen yakilmis ot kokusu
Yildizlar inanilmiyacak bir irilikte
Yansimalar tutmus butun sahili
Cunku ayrilmanin da vahsi bir tadi var
Oyle vahsi bir tad ki dayanilir gibi degil
Cunku ayriliklar da sevdaya dahil
Cunku ayrilanlar hala sevgili
Yanlizlik hizla alcalan bulutlar karanlik bir agirlik
Hava agir toprak agir yaprak agir
Su tozlari yagiyor ustumuze
Ozgurlugumuz yoksa yalnizligimiz midir
Eflatuna calar puslu lacivert bir sis kusatti ormani
Karanlik coktu denize
Yanlizlik cakmak tasi gibi sert elmas gibi keskin
Ne yanina donsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
Kapini bir calan olmadi mi hele elini bir tutan
Bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince
Simsicak bakislari suc ortagi kacamak gulusleri gizlice
Yalnizlarin en buyuk sorunu tek basina ozgurluk ne ise yarayacak
Bir turlu cozemedikleri bu olu bir gezegenin soguk tenhaligina
Benzemesin diye ozgurluk mutlaka paylasilacak suc ortagi bir sevgiliyle
Sanmistik ki ikimiz yeryuzunde ancak birbirimiz icin variz
Ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatca sigariz
Hic yanilmamisiz her an dusup dusup kristal bir bardak gibi
Tuz parca kirilsak da hala icimizde o yanardag agzi
Hala kipkizil gulumseyen sanki atesten bir tebessum zehir zemberek ASKIMIZ
Atilla iLHAN
Murat Karaman
28-10-2005, 16:30
susmuş
yada
susturulmuştu
17sinde
öldürülmüştü
sahildeki
deniz kızı...
Sertaç Banko
06-11-2005, 18:23
ÇÜRÜMÜŞ AŞK
Düşünüyorum
Ne kaldı
Seninle bitirdiğimiz
Günlerden
Seni gömdükten sonra
Bir şey değişti mi
Seni gömdüm ama
Biliyorum
Çürümedi bedenin
Ben varım ama
Çürümüyor bedenim
Peki ne
Yine bir yerden bir koku
Vuruyor
Kalbim başım kırılıyor
Çürümüş zaman
Çürümüş aşk
Onur Artar
06-11-2005, 23:19
sadece ugursuz bir gecenın *
meyvelerımıydı bunlar
aglayanlar ve sızlayanlar *
hiç gormedıgım kadar yalnızlar
ellerı kolları baglı
berbat bır huzun sarkısı dınlıyorlar
umutlar ve umulanlar yokolmus
nedensızlık ıcınde
kaybolma sendromu bu
kırık bır kalbın *
yasam mucadelesı bu
bılınmezlıklerle dolu *
dunyamın hıkayesı bu
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *O.A
Onur Artar
06-11-2005, 23:21
Neden herkesin gölgesi siyahken
Seninki beyaz
Bu kadarmı masumsun gözümde
Bu kadarmı Körmüş gözlerim
Gerceklıktekı senı
ve sendekı gerceklıgımı
Anlayamayacak kadar
O.A
Onur Artar
06-11-2005, 23:23
Ölmeden görebilecekmiyim
Yaşam denen mutlulugu
Yoksa attıkları her toprakta
Bıraz dahamı sewınıcem öldügüme
Ölmeden görebilecekmiyim
Yasam denen aydınlıgı
Yoksa hep karanlıkmı bakacak
Aglamaklı bu gozler
Ölmeden sewebılecekmıyım
Rüyamdakı perıyı
Yoksa biri durtecekmı
Sonsuz uykumdan
O.A
Onur Artar
06-11-2005, 23:25
Aşk,
Cılgınca sevişmekmi?
Eller baglı
Işık acık
Birkac yalandan inleyiş
Aşk,
Bir gece kacıp gitmekmı?
Kücük bır resim
Yalandan birkac şiir
Ustume sinmiş kokun
Aşk,
Dogmadan ölmekmı?
Birkac metre bez
Sıradan bır cukur
İçinde ruhsuz bedenim.
O.A
Onur Artar
06-11-2005, 23:27
Kader
Bilemediğim bir bulmaca
Kustah
Bir o kadar da alaycı
Kader
Tadamadıgım bır sarap
Saf
Bir o kadarda keskin
Kader
Cıkamadıgım aydınlık
Masum
Bir o kadarda ölümcül
O.A
Onur Artar
06-11-2005, 23:30
Ankarada,
Caddeler boş,
Heryer karanlık.
Aradıgım bır sokak lambası,
Terkedılmıs,
Tıpkı benım gıbı,
Altında ben.
Ama yok
Hepsinin yanında bir ikincisi
Hepsi birbirinin gölgesi
Hepsi mutlu
Hepsi kibirli
O.A
Onur Artar
06-11-2005, 23:31
Sonbaharda,
Kör bır gunes
Ellerım tıtrek
Yuregım donuk
Mahserde,
Zor bır ölüm
Kanımda zehir
İçimde korku
Karsımda
Zor bir adam
Gecmısım benım
Gelecegım sızın
O.A
Onur Artar
06-11-2005, 23:33
girdabımdın sen benim
içimde dönüp duran
hiç durmayacak
hiç bitmeyecek gibi
çırpınmak boşuna
kapılmışım birkere
sen nereye sürüklersen
orada vuracagım karaya
O.A
Onur Artar
04-12-2005, 17:53
Uğraşma boşuna
Yağdıramıyorsun yağmuru
Güneş olarak doğdun
Güneş olarak öleceksin
O.A
Onur Artar
04-12-2005, 17:55
Üşüyorum
Hadi artık git
Tek basıma doğmuştum
Puslu 10 Eylül sabahı
Elbet tek basıma ölecektim.
Zaten ne kalmıştı
Bitmişti otuz yılın yirmi ikisi
Güneş taklidi yapan
Zavallı bir karanlığım
Her gün biraz daha batıyorum
Ben seni değil kendimi kandırıyorum
Ağlamaya hakkın yok
Diğerleri gibi
Sende inandırdın beni
Yaşadığıma.
Kaskatı kesmiş vücudum
Bir umut kendini zorladı hep
Morarmamak için
Ayakta kalmak için
Gücü kalmadı
Dayanamıyor
Kokuyu ben bile alıyorum artık
Gözlerinin önünde
Çürüyor bedenim
Hadi artık git
Tek basıma sevmiştim seni
Elbet tek basıma gömebilirim
Yukarı baktım
Uzanan el biraz daha yaklaşmıştı
İlk defa
Bir kaç damla yas düştü
Yanaklarımdan süzüldüğünü hissettim
Tattım acımasızlığını korkunun
Hadi artık git
Kendimi değil
Ben seni kaybediyorum
Unutmak istediğim her şey
Karşımda
Gözlerimin önünde
Hadi artık git
Tek basıma sustum hep
Bırak da tek basıma haykırayım.. ...
O.A
Onur Artar
04-12-2005, 17:56
Küçük bir odada,
Ondört yetim çocuk.
Ondördüde 10eylül doğumlu,
Ondördüde sonbaharın çocuğu.
O.A
Onur Artar
04-12-2005, 17:58
Karsısında
Boş koltuklar
Sahne alıyor
Hayat denen oyunum.
Devam etmek istemiyorum,
Kesmek istiyorum,
Yirmi ikinci bölümden sonrasını,
Ama olmuyor,
Korkuyorum,
Devam ettikçe acı çekeceğimi
Bilsem de
Otuz bölümlük bu oyun,
Sürecek.
Bir tek
Ben varım bu oyunda.
Yönetmen benim,
Işıkçısı benim,
Dekor bile oluyorum bazen.
Ilık bir 10 Eylül sabahı,
Yaprakları dökülen,
Ağaç olmuştum.
Her düşen yaprakta
Sanki bir şeyler koptu içimden
Döküldü yapraklarım
Üzüldüm
Cılız bir rüzgâr
Alıp götürdü onları
Tükendim
Sekiz bolum kaldı diye
Avutuyorum kendimi hep
Daha ne olabilir ki
Ne yapabilirsiniz ki artık
Gerçekten yoruldum
Üstüme gelmeyin artık
Bitecek bu oyun
Ve kapanacak gözlerim
O.A
Onur Artar
04-12-2005, 18:00
Ortaköy’de,
Sisli bir boğaz gecesi,
Ruhum bütün yamalarıyla
Nemli bankın üstünde.
Üşüyor,
Tek başına.
Bulmaya çalışıyor kendini,
Gerçeğin rüya olması umuduyla.
Anlatın ne oldu bana?
O kadar gurbetim ki kendime
Size ölümsüzlük vaat ederken
Bense her gün ölüyorum
Anlatın ne oldu bana?
O kadar karanlığım ki aydınlığa
Acı vermiyor artık
Bensizlik,puslu beynime
O.A
Onur Artar
04-12-2005, 18:01
Saat bilmediğim kadar karanlık
Sadece birkaç sokak ötesini görebiliyorum
Ahmakıslatan yağıyor ahmak yüreğime
Gülmek istiyorum
Kahkaha atıp
Herkesin bana deli gözüyle
Bakmasını istiyorum
O.A
Emre Tanrıseven
05-12-2005, 21:19
sana geliyorum yalnızlıklardan
yürüdükçe hicran gülüyor gibi
yüreğimde dağlar yükseldi kardan
vuslat, ağır ağır ölüyor gibi
gözlerim, buzlayan kanatlarıyla
yorgun umutların peşinde her an
düşlerim, şahlanan kır atlarıyla
birer birer kopuyorlar zamandan
kısalan yolların uzadığını
kulağıma fısıldıyor her diken
mehdabına gömdüm hayal çağını
senden geliyorum sana gelirken
Emre Tanrıseven
05-12-2005, 21:26
Her yer sesiz,sakin,uykuda
Sende uzaklarda bir yerlerde uyuyorsun
Ve ben her zamanki gibi
Seni düşünüyorum
Gök yüzüne bakıp
Kimbilir belki sende uyanıksındır
Belki beni düşünüyor
Beni özlüyorsundur
Sakın kaçırma gözlerini yıldızlardan
Çünkü seni görüyorum o en parlak yıldızda
Pırıl pırıl parlayan gözlerini görüyorum
Eğer sende biraz sevdiysen beni
O en parlak yıldıza bakıp
Bana döneceğini söyle
Murat Karaman
12-12-2005, 18:13
Yarim Haziran
Kimbilir kaç baharı birlikte uğurladık seninle...
Kimbilir kaç yazı karşıladık kan ter içinde...
İlhamısın ergenlik şiirlerimin, o ilk Haziran'dan beri...
Yaşgünlerimin fener alayı, ilkyaz günahlarımın tanığısın...
Tanığısın yüzüme düşen gözlerin, terime değen ellerin...
Senle başlayıp, sende bitirdim bunca yılı...
Sendin hararetli yılsonu muhasebelerimin değişmez takvim yaprağı...
Tutkunum sana... Sadık, itaatkar ve hayran...
...Yarim Haziran! ...
Hasretle bekleyip, iple çektim gelişlerini çoğu zaman...
Sen hep iki bahar arasında, hazlar zamanı çıkageldin; eteklerinde ilkyaz
coşkuları ve isyanlarla...
Haziranlarda aşık, haziranlarda pişman, haziranlarda ergen oldum.
İşte burada yıllar yılı getirip, iadesiz taahhütsüz önüme atıverdin eski
yaşlar... Kimi hakkınca yaşanmış, kimi belki hiç yaşanmamış... Kimi çocuk, kimi
genç, kimi olgun...
Her serin baharın ardından yaz kokulu, yıldızlı müjdeler taşıdın bana...
Hararetli ve çıplak Temmuz akşamları vadettin... peşisıra hazan geldiğini
hissettirmeksizin bir süre...
Gün oldu tomurcuk olup çiçek boyverdin; gün oldu şiddet yüklü bir öfke bulutuna
tutunup seller yağdırdın gecikmiş bahar dallarının üzerine... hazırlıksız...
insafsız...
Öncesiz ve sonrasız aşklarda oyaladın beni...
... kimi gerçek çoğu, çoğu yalan...
Zamanla ibadet eder gibi sevmeyi öğrettin; üzerine kırağı düşmüş beyaz bir gül
kadar taze... bir o kadar kusursuz...
Anladım ki, Haziran'da sevmek yaman...
Yarim Haziran! ...
Ocaklar kurdum sıcacık... Aşım, eşim, işim oldu katıksız, riyasız... Oğullar ve
gecikmiş heyecanlar verdin bana...
Gidemediğimiz uzak denizleri çocuklarımıza isim yaptık... onlar yüzsün diye
yüzemediklerimizi...
Geride kırık dökük onlarca Haziran bırakarak karşıladık yarınları... Ve sen
bağışladın hatalarımı yılsonu bilançolarında...Sorguda ele vermedin beni...
Tanıyamadılar kimlik tesbitinde bedenimi, kalbimi...
Kimbilir kaç sırrı sakladın... Kaçını ele verdin o gecikmiş hesaplaşmalarda...
Sen ilkyazdan alıp güze açarken kapılarını... ben yazın sarhoşluğundan sonbahar
serinliğinden aydım.
Seni beklerken kendime vardım.
Yadsıyamam: Sevildim ve sevdim çoğu zaman...
Müsebbibi sensin... Yarim Haziran! ...
Yaşım büyüse de büyümedi içimdeki çocuk...
... ama zamanla olgunlaştı Haziranlarım...
Yeni gelenler sonbahara daha yakın şimdi...
Eski mektuplar ve sepya renkli fotoğraflarla dolu bir albümde hayatım... Haziran
doğumlu...
Kulağımda bir Hasan Hüseyin'den artakalan şiir:
"Sokaktayım/gece leylak ve tomurcuk kokuyor/yaralı bir şahin olmuş yüreğim/ uy
anam anam.../ Haziran'da ölmek zor"...
Lakin doğmak da zor Haziran'da...
Yaz kapıyı çalsada; ... biliyoruz sonu hazan...
Yine de seviyorum seni...
Yarim Haziran! ...
Can Dündar
Merve Onkök
17-12-2005, 13:18
İŞTE BÖYLE LAZ İSMAİL
İlerleyen aydınlığın içindeyim
ellerim iştahlı,dünya güzel.
Gözlerim doyamıyorum ağaçları,
ağaçlar öyle ümitli öyle yeşil...
güneşli bir yol gidiyor dutlukların arksından...
Hapishane revirinde penceredeyim
Duymuyorum ilaçların kokusunu,
bir yerlerde karanfiller açmış olacak.
İşte böyle laz İsmail;
mesele esir düşmekte değil,
teslim olmamakta bütün mesele
NAZIM HİKMET
Murat Erkurt
17-12-2005, 23:19
YAĞMUR KAÇAĞI
Elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni
geceleri bir çarpıntı duyarsan
telaş telaş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu'ndan geçiyorum
akşamsa eylülse ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni.
ATTİLA İLHAN
Murat Erkurt
17-12-2005, 23:22
Bu şiiri ise sanki onunla bütünleşmiştir:
ŞAHANE SERSERİ
yolumdan çekil yavrum
bağlasalar duramam
demir asa demir çarık dedim
neyleyim!
yolculuk dedim
ağaçlara tünedi yine akşam kargalarla bir
rüzgar kendini yerden yere vuruyor
kırık dökük yıldızlar belirli uzaktan
telsiz mevceleri ardım sıra koşturuyor
anamdan yolcu doğmuşum
yedi dağın yolları kalbimden geçer
salkım salkım mısralar gelir içimden
dudaklarımda yağmur damlaları
alır beni yollar beni alır gider
anamdam yolcu doğmuşum
nehirlerle birlikte denizlere kavuştum
akşam dedim
şu koca dünya dedim
ağlasam dedim
yola bir düşüldü mü ömür boyunca gidilir
ekmeğin ve şarabın peşinden
turnaların peşinden
büyük şehirler büyük aşklar
çığlık çığlığa terkedilir
ben
çocuklar gibi sevdim devler gibi ıstırab çektim
damarlarımda dünyanın bütün rüzgarları
harblere açlıklara yalnızlığıma rağmen
anamdam yolcu doğmuşum
neyleyim
gurbet dedim
vatan dedim
hürriyet dedim.
ATTİLA İLHAN
Murat Karaman
17-12-2005, 23:43
MAVİ GÖZLÜ DEV, MİNNACIK KADIN
VE HANIMELLERİ
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
* * * * * * * * bahçesinde ebruliii
* * * * * * * * * * * * hanımeli
* * * * * * * * * * * * * * * * * açan bir ev.
Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
* * * * * * * * * *hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
* * * * * * * * * *çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
* * * * * * * *hanımeli
* * * * * * * * * * * * açan evin.
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
* * * * *yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
* * * *bahçesinde ebruliiii
* * * * * * * *hanımeli
* * * * * * * * * * * * açan eve.
Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz :
bahçesinde ebruliiiii
* * * * * * * * * *hanımeli
* * * * * * * * * * * * açan ev..
Nazım Hikmet
Murat Karaman
17-12-2005, 23:45
JAPON BALIKÇISI
* * * * * * * *Denizde bir bulutun öldürdüğü
* * * * * * * *Japon balıkçısı genç bir adamdı.
* * * * * * * *Dostlarından dinledim bu türküyü
* * * * * * * *Pasifik'te sapsarı bir akşamdı.
Balık tuttuk yiyen ölür.
Elimize değen ölür.
Bu gemi bir kara tabut,
lumbarından giren ölür.
Balık tuttuk yiyen ölür,
birden değil, ağır ağır,
etleri çürür, dağılır.
Balık tuttuk yiyen ölür.
Elimize değen ölür.
Tuzla, güneşle yıkanan
bu vefalı, bu çalışkan
elimize değen ölür.
Birden değil, ağır ağır,
etleri çürür, dağılır.
Elimize değen ölür...
Badem gözlüm beni unut.
Bu gemi bir kara tabut,
lumbarından giren ölür.
Üstümüzden geçti bulut.
Badem gözlüm beni unut.
Boynuma sarılma, gülüm,
benden sana geçer ölüm.
Badem gözlüm beni unut.
Bu gemi bir kara tabut.
Badem gözlüm beni unut.
Çürük yumurtadan çürük,
benden yapacağın çocuk.
Bu gemi bir kara tabut.
Bu deniz bir ölü deniz.
İnsanlar ey, nerdesiniz?
* * * * * * * * * * Nerdesiniz?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *[1956]
Nazım Hikmet RAN
Murat Karaman
17-12-2005, 23:48
CEVİZ AĞACI
Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul'a.
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
* * * * * * * * * * * * * 1 Temmuz [1957], Balçik
Gizem İnanç
18-12-2005, 00:35
Sunay Akın'ın şiirleri de en az hikayeleri kadar etkileyici. Henüz okumamış olanlar varsa daha fazla geç kalmasınlar diyorum... :)
Giderken
Bilerek mi yanına
almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı
çukuru
Güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar
Beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukur
Kaynak: Antik Acılar
Sunay Akın
Murat Karaman
18-12-2005, 00:38
Sunay Akın'ın şiirleri de en az hikayeleri kadar etkileyici. Henüz okumamış olanlar varsa daha fazla geç kalmasınlar diyorum... :)
Giderken
Bilerek mi yanına
almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı
çukuru
Güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar
Beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukur
Kaynak: Antik Acılar
Sunay Akın
az mı sohbetini yaptık ya ;) hatırlarsın!
teşekkürler Gizem
vBulletin v3.6.8, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.