Orijinalini görmek için tıklayınız : Kazım Koyuncu'yu Yaşatalım...
Bilun Erkanlı
15-06-2007, 23:02
aslında çok doğru,kazım koyuncu sanatıyla yaşamalı...başka bir şey diyemiyorum...
Murat Karaman
15-06-2007, 23:06
Kazım Koyuncu isminin bir binada yaşatılmasını dahi hazmedemeyen zihniyet inanıyorum ki sırf seçim süreci olması nedeniyle o gün meydanda olacak.Kazım Koyuncu adı üzerinden birkaç oy fazla almak için maskesini takacak.
Ayıp..
Bilun Erkanlı
15-06-2007, 23:15
sadece o değil böyle kaç kişi kullanıldı,ölmüş birinin naaşından yararlanmak hiç de etik değil.ama burası türkiye,kazım koyuncunu yaşarken adını bilmeyenler şimdi adına pankartlar düzenliyor meydanlara çıkıyor.ne denir söz yok türkiye bura...
Murat Karaman
15-06-2007, 23:18
Cenaze töreninde ' Çernobil bizim davamızdır ' diyerek sözlerine başlayan ama bu süreçte konuyu gündeme dahi almayan hatta bu konuda kendi çabası ile onlarca sayfa rapor hazırlayan Volkan Konak'a dahi destek olmayan yörenin milletvekilleri,davalarını unuttukları gibi bir de prim yapmaya çalışıyorlar.Bu yüzdendir ki;ailenin bu tutumu doğrudur..
Sercan Tuna
16-06-2007, 00:58
yorum bile yapamiyorum artik. ALlah'larindan bulsunlar :kizgin::kizgin::kizgin:
Murat Karaman
16-06-2007, 15:58
Bu yıl Hopa’da Kazım Koyuncu anma programı düzenlenmeyecek!
Bu yıl Hopa’da Kazım Koyuncu anma programı düzenlenmeyecektir. Yalnız 25 Haziran 2007 Pazartesi günü saat 12.00'da Kazım Koyuncu’nun kabri başında toplanarak aile nezdinde sevenleri ile buluşmayı umut ediyoruz. Herkese teşekkürler…
Koyuncu Ailesi
Karar son derece doğru,bu kararın alınmasına neden olanlar utansın !
Şahin Bilir
16-06-2007, 20:38
bu ülkede iyi insanlar hiçbir zaman hak ettikleri değeri alamamışlardır böyle şerefli bir duruşa sahip gerçek anlamda sanatçı kimliğini taşıyabilen bir insan siyasi propagandalarda kullanılmak adına hatırlanacaksa yazıklar olsun o bölgenin siyasetçilerine !!!!
Miray Esen
16-06-2007, 22:30
yazık...
Şahin Bilir
18-06-2007, 16:50
her şeye rağmen kalbimizdesin kazım koyuncu rahat uyu...
Murat Karaman
18-06-2007, 17:43
http://img247.imageshack.us/img247/6198/483bk0.jpg (http://imageshack.us/)
http://img247.imageshack.us/img247/8947/481bg3.jpg (http://imageshack.us/)
http://img164.imageshack.us/img164/2758/482hl5.jpg (http://imageshack.us/)
Alıntıdır..
Murat Karaman
18-06-2007, 18:10
http://img442.imageshack.us/img442/4801/34084291uv0.jpg
"Pançol’un tepesinde seninle buluşacağız,
Nerden sözü kestiysek,oradan başlayacağız.."
25 Haziran 2007 tarihinde Pançol'da misafirin olacağız,şarkılarınla karşıla bizleri..
Bilun Erkanlı
18-06-2007, 19:28
murat slm..bu resimleri daha önce hiç görmemştim!!gençliği fln saol yaa...
Şahin Bilir
18-06-2007, 22:07
paylaşım için teşekkürler
Murat Karaman
18-06-2007, 22:18
murat slm..bu resimleri daha önce hiç görmemştim!!gençliği fln saol yaa...
paylaşım için teşekkürler
Rica ederim..
Açıkcası bu resimlerden epeydir haberdardım ama bulduğum birkaç linkte paylaşıma izin verilmiyordu.Şimdi o sorunu da halletim ve paylaştım.Gerçektende güzel resimler ;)
Murat Karaman
19-06-2007, 01:04
http://www.youtube.com/watch?v=QMy7Cr9qm80
Kazım Koyuncu'nun TRT 2'de yayınlanan ' Tutkulu Ezgiler ' programında,Selim Bölükbaşı ile birlikte söyledikleri Narino parçası..
Bilun Erkanlı
20-06-2007, 22:10
Ölümünün Birinci Yılında Kazım Koyuncu ve Çırpınan Karadeniz’in Sessizliği*
Fatih Sultan KAR*
http://www.karalahana.com/muzik/kazim_koyuncu_sahnede.jpg
Çernobil yağmurları üzerimize yağdı
Ses çıkarmadık sustuk, hayatımız karardı
Yaprak dökümü gibi tek tek gitti yiğitler
Biz susarken haykıran Cihan Eren’ler vardı
Sahil yoluna karşı direnişe geçmedik
Yanlıştan yana olduk doğruları seçmedik
Yaşarken insanların kıymetini bilmedik
Haksızlığa dur diyen bir Kazım’ımız vardı
Bir bir kayıp oluyor bütün değerlerimiz
Eski Karadeniz’den kalmadı ki hiçbir iz
Onlar yağmalıyorken alkış tutuyoruz biz
Eskiden aramızda cesur yürekler vardı
Karadeniz sahili boyuca yolculuk yaparsanız kıyı katliamının sonuçlarını, dinamitlerle indirilmiş dağları, mahkeme kararıyla dolgu inşaatı durdurulan ilçeleri, yol seviyesinin altında bırakılan ve bu yüzden çamura mahkûm edilen mahalleleri görürsünüz ve kendinize sorarsınız: Bu güzelim sahil nasıl bu hale geldi?
Sustuk, sıra bize geldi
Çoğumuz sustuk, ya da haykıran insanların yanında olmadık. Bir yıl önce aramızdan ayrılan Kazım Koyuncu çevre gönüllüsü idi. Çernobil, Karadeniz otoyolu konularında yıllarca kamuoyu oluşturmaya çalışmıştı. Kendisine kanser teşhisi konulmadan kısa süre önce yaptığımız röportajda Karadeniz sahil yolu ve Çernobil konularına tam bir sanatçı duyarlılığı ile yaklaşıyor ve “Bu sahiller geri gelmeyecek. Herkesin bir katkısı vardır bu işlerde. Yol bir şekilde bitti sayılır, sahiller mahvoldu. Bizim orada yaşayan insanların da çok büyük kusurları var ama politikacıların ve bürokratların suçu daha büyük. Sahiller geri gelmeyebilir ama birilerinin hayatımda ilk defa bu kadar cezalandırılmasını istiyorum.” diyor ve avucumuzun içinden uçup giden sahillerimiz için verdikleri mücadeleyi hatırlatıyordu: “2000 yılında sahil yoluyla ilgili ses çıkarmaya başladık birkaç arkadaşla. VİYA! albümünün adının viya olmasının sebebi sahil yoluna nazik bir tepki idi. Çünkü viya sahillerde yapılan bir nevi aletsiz sörf. Ardeşen’de tahtasız yaparlar. Böyle dalgaya bırakıyorlar kendilerini . Kayalarla kavga ediyor insanlar, çocuklar. Bu çok önemli bir kültürel durumdu aslına bakarsanız. Bir ritueldi ya da. Fakat eğer şimdi sahilleri doldurursak böyle bir şey de olmayacak.”
“Viya” sahil yoluna nazik bir tepki idi
“Bu bir simgeydi. Küçük bir şey. Onu da albümün içine de koyduk. Öyle kocaman bir sahili yol yapmak için dolduruyorsunuz. Dünyanın hiçbir yerinde yoktur böyle bir şey. 700-800 sene sonra bu sahiller tekrar elimize gelecek ve bu insanlar yüzünden tarihin içini boşaltmış olacağız. 700-800 sene sonra sahil oluşacak efendime söyleyeyim, kaç bin yılda oluşmuş sahilimiz yok olacak. Siz kimsiniz ya, binlerce yılda oluşan bir şeyi siz hangi kafayla, hangi vicdanla tutup da yok edebiliyorsunuz?. İnsanın geleceğiyle oynuyorsunuz. Sizin kısa vadede kazanacağınız birkaç milyon doların karşılığı milyonlarca insanın geleceği ve bütün dünyanın ortak mirası olan oradaki doğa, oradaki deniz, oradaki fırtına deresi, oradaki Artvin’in dereleri. Bütün bunlara karşı çıkmak için ne filozof olmak lazım ne sanatçı. Hiçbir şey olmaya gerek yok. Sadece gören bir çift göze sahip olmak... Korkmamak lazım. Devlet niçin var? Devlet modern toplumda benim için var. Topluluk için değil, bütün halk için de değil. Ayrı duranlar için, daha marijinal duranlar için, hayatı tehlikede olanlar için devlet vardır. Hak hukuku böyledir yanı. Ama öyle bir gelenek yok. Türkiye’de her şey devlet için. Hayır efendim devlet benim haklarımı korumak için var. Ben devleti korumak için ne çaba sarf edeceğim? Koskoca devlet yani...” diyordu.
Hayatta hep gıcık işlerle uğraştım
Kazım koyuncu ölümünden tam dokuz ay önce Çernobil olayında duyarsız davranan dönemin yetkilileri için Sultanahmet Adliyesi’nde suç duyurusunda bulunanların arasındaydı. Karadeniz’de artan kanser vakalarına dikkat çekilerek kendisine sorulan “Ailenizde kanserli var mı” sorusuna sorusuna bir yıl sonra “Ben” diye cevap veriyordu. O gün kendisiyle uzunu uzun Karadeniz’i konuşmuştuk. O yaşamı süresince haksızlıkların ve yanlışlıkların karşısında olmuştu. Ya biz değerlerimiz, güzelliklerimiz elimizden gidince veya ailemizde bir kanser hastası olunca mı uyanacağız. Her gün Karadeniz’den yüzlerce insan tedavi için İstanbul’a geliyor.
Türkiye’de hiç radyasyon olmasa da sistem adamı kanser eder
Kazım Koyuncu Trabzon Dernekler Birliği’nce 23 Nisan 2005’te organize edilen “Çernobil’in Etkileri ve Hasta Hakları” konulu panele hasta olduğu halde konuşmacı olarak katılmıştı. Orada yaptığı konuşmada “O koca burnumu her şeye soktuğum için bu hastalığın da tanrıdan geldiğini düşünüyorum” sözleriyle dinleyenleri güldürmeyi başarmıştı. Konuşmasında, “Bir kaset yaptım, gazete çıkarır gibi yazdım. Hayatta hep gıcık işlerle uğraştım. “Beni kanser ettiniz” demek istiyorum. Her şeyin içinde bulunmak zorundaydım. Sistem bizim gibi insanları dinlemiyor. Asi, muhalif... Kanser beni ilgilendirmiyor. Beni yaşamlar ilgilendiriyor. Mücadele edin. Güç bizde. Yönetenlerden kanserden ölen var mı son dönemlerde? Ben Türkiye’de her şeyin bir sektör olduğuna inanıyorum. Türkiye’de hiç radyasyon olmasa da sistemin kendisi yeter zaten. Ama hiç merak etmeyin bundan sonra da muhalif, illet, deli bir herif olmaya devam edeceğim” diyordu. Ayrıca panelde sarf ettiği ve altını önemle çizmek istediğim “Türkiye’de bir sistem sorunu var. Beni radyasyon değil Türkiye’deki sistem kanser etti” cümlesini unutamıyorum.
“Hopa’ya gitmek istiyorum”
Amerikan Hastanesi’nde bir ziyaretinde “Hopa’ya gitmek istiyorum” diyordu. Hopa derken boğazının düğümlendiğini hissediyordum. Bizler ona “Seni iyi gördük” derken gerçekler de bizi endişelere itiyordu. Sahnelerin hırçın çocuğu sakinleşmişti. O kabul etmiyordu. Öyle ya bir konser düzenlese büyük gelir elde edebilirdi ama o bunu kabul etmedi.
Aramızdan ayrılalı bir yıl oldu. Karadeniz’in bizim sorunlarımızı dile getiren hırcın çocuğunu bu bir yıl içinde daha fazla yanımızda oldu. 25 haziran 2006 tarihinde Hopa’daki köyünde Yeşilyut’a misafiri olacağız. Çok kalabalık geliyoruz Kazım. Şarkılarınla karşıla bizi.
http://www.karalahana.com/muzik/kazim_koyuncU-sahil.jpg
Birini Çernobil, diğerini sahil yolu aldı elimizden!
Avukat Cihan Eren ( soldan 1.) Kazım Koyuncu
onları aynı karede buluşturan şey memleket ve insan sevgisiydi
http://www.karalahana.com/muzik/kazim_sultanahmet.jpg
Kazım Koyuncu Çernobil olayında duyarsız davranan dönemin yetkilileri için Sultanahmet Adliyesi’nde suç duyurusunda bulunanlar arasında yer alıyordu. Şimdi ise gönüllerde.....
her şeye rağmen....(manzara ortada karadeniz sesiz...)
Murat Karaman
21-06-2007, 00:55
Ölümünün Birinci Yılında Kazım Koyuncu ve Çırpınan Karadeniz’in Sessizliği*
Fatih Sultan KAR*
http://www.karalahana.com/muzik/kazim_koyuncu_sahnede.jpg
Çernobil yağmurları üzerimize yağdı
Ses çıkarmadık sustuk, hayatımız karardı
Yaprak dökümü gibi tek tek gitti yiğitler
Biz susarken haykıran Cihan Eren’ler vardı
Sahil yoluna karşı direnişe geçmedik
Yanlıştan yana olduk doğruları seçmedik
Yaşarken insanların kıymetini bilmedik
Haksızlığa dur diyen bir Kazım’ımız vardı
Bir bir kayıp oluyor bütün değerlerimiz
Eski Karadeniz’den kalmadı ki hiçbir iz
Onlar yağmalıyorken alkış tutuyoruz biz
Eskiden aramızda cesur yürekler vardı
Karadeniz sahili boyuca yolculuk yaparsanız kıyı katliamının sonuçlarını, dinamitlerle indirilmiş dağları, mahkeme kararıyla dolgu inşaatı durdurulan ilçeleri, yol seviyesinin altında bırakılan ve bu yüzden çamura mahkûm edilen mahalleleri görürsünüz ve kendinize sorarsınız: Bu güzelim sahil nasıl bu hale geldi?
Sustuk, sıra bize geldi
Çoğumuz sustuk, ya da haykıran insanların yanında olmadık. Bir yıl önce aramızdan ayrılan Kazım Koyuncu çevre gönüllüsü idi. Çernobil, Karadeniz otoyolu konularında yıllarca kamuoyu oluşturmaya çalışmıştı. Kendisine kanser teşhisi konulmadan kısa süre önce yaptığımız röportajda Karadeniz sahil yolu ve Çernobil konularına tam bir sanatçı duyarlılığı ile yaklaşıyor ve “Bu sahiller geri gelmeyecek. Herkesin bir katkısı vardır bu işlerde. Yol bir şekilde bitti sayılır, sahiller mahvoldu. Bizim orada yaşayan insanların da çok büyük kusurları var ama politikacıların ve bürokratların suçu daha büyük. Sahiller geri gelmeyebilir ama birilerinin hayatımda ilk defa bu kadar cezalandırılmasını istiyorum.” diyor ve avucumuzun içinden uçup giden sahillerimiz için verdikleri mücadeleyi hatırlatıyordu: “2000 yılında sahil yoluyla ilgili ses çıkarmaya başladık birkaç arkadaşla. VİYA! albümünün adının viya olmasının sebebi sahil yoluna nazik bir tepki idi. Çünkü viya sahillerde yapılan bir nevi aletsiz sörf. Ardeşen’de tahtasız yaparlar. Böyle dalgaya bırakıyorlar kendilerini . Kayalarla kavga ediyor insanlar, çocuklar. Bu çok önemli bir kültürel durumdu aslına bakarsanız. Bir ritueldi ya da. Fakat eğer şimdi sahilleri doldurursak böyle bir şey de olmayacak.”
“Viya” sahil yoluna nazik bir tepki idi
“Bu bir simgeydi. Küçük bir şey. Onu da albümün içine de koyduk. Öyle kocaman bir sahili yol yapmak için dolduruyorsunuz. Dünyanın hiçbir yerinde yoktur böyle bir şey. 700-800 sene sonra bu sahiller tekrar elimize gelecek ve bu insanlar yüzünden tarihin içini boşaltmış olacağız. 700-800 sene sonra sahil oluşacak efendime söyleyeyim, kaç bin yılda oluşmuş sahilimiz yok olacak. Siz kimsiniz ya, binlerce yılda oluşan bir şeyi siz hangi kafayla, hangi vicdanla tutup da yok edebiliyorsunuz?. İnsanın geleceğiyle oynuyorsunuz. Sizin kısa vadede kazanacağınız birkaç milyon doların karşılığı milyonlarca insanın geleceği ve bütün dünyanın ortak mirası olan oradaki doğa, oradaki deniz, oradaki fırtına deresi, oradaki Artvin’in dereleri. Bütün bunlara karşı çıkmak için ne filozof olmak lazım ne sanatçı. Hiçbir şey olmaya gerek yok. Sadece gören bir çift göze sahip olmak... Korkmamak lazım. Devlet niçin var? Devlet modern toplumda benim için var. Topluluk için değil, bütün halk için de değil. Ayrı duranlar için, daha marijinal duranlar için, hayatı tehlikede olanlar için devlet vardır. Hak hukuku böyledir yanı. Ama öyle bir gelenek yok. Türkiye’de her şey devlet için. Hayır efendim devlet benim haklarımı korumak için var. Ben devleti korumak için ne çaba sarf edeceğim? Koskoca devlet yani...” diyordu.
Hayatta hep gıcık işlerle uğraştım
Kazım koyuncu ölümünden tam dokuz ay önce Çernobil olayında duyarsız davranan dönemin yetkilileri için Sultanahmet Adliyesi’nde suç duyurusunda bulunanların arasındaydı. Karadeniz’de artan kanser vakalarına dikkat çekilerek kendisine sorulan “Ailenizde kanserli var mı” sorusuna sorusuna bir yıl sonra “Ben” diye cevap veriyordu. O gün kendisiyle uzunu uzun Karadeniz’i konuşmuştuk. O yaşamı süresince haksızlıkların ve yanlışlıkların karşısında olmuştu. Ya biz değerlerimiz, güzelliklerimiz elimizden gidince veya ailemizde bir kanser hastası olunca mı uyanacağız. Her gün Karadeniz’den yüzlerce insan tedavi için İstanbul’a geliyor.
Türkiye’de hiç radyasyon olmasa da sistem adamı kanser eder
Kazım Koyuncu Trabzon Dernekler Birliği’nce 23 Nisan 2005’te organize edilen “Çernobil’in Etkileri ve Hasta Hakları” konulu panele hasta olduğu halde konuşmacı olarak katılmıştı. Orada yaptığı konuşmada “O koca burnumu her şeye soktuğum için bu hastalığın da tanrıdan geldiğini düşünüyorum” sözleriyle dinleyenleri güldürmeyi başarmıştı. Konuşmasında, “Bir kaset yaptım, gazete çıkarır gibi yazdım. Hayatta hep gıcık işlerle uğraştım. “Beni kanser ettiniz” demek istiyorum. Her şeyin içinde bulunmak zorundaydım. Sistem bizim gibi insanları dinlemiyor. Asi, muhalif... Kanser beni ilgilendirmiyor. Beni yaşamlar ilgilendiriyor. Mücadele edin. Güç bizde. Yönetenlerden kanserden ölen var mı son dönemlerde? Ben Türkiye’de her şeyin bir sektör olduğuna inanıyorum. Türkiye’de hiç radyasyon olmasa da sistemin kendisi yeter zaten. Ama hiç merak etmeyin bundan sonra da muhalif, illet, deli bir herif olmaya devam edeceğim” diyordu. Ayrıca panelde sarf ettiği ve altını önemle çizmek istediğim “Türkiye’de bir sistem sorunu var. Beni radyasyon değil Türkiye’deki sistem kanser etti” cümlesini unutamıyorum.
“Hopa’ya gitmek istiyorum”
Amerikan Hastanesi’nde bir ziyaretinde “Hopa’ya gitmek istiyorum” diyordu. Hopa derken boğazının düğümlendiğini hissediyordum. Bizler ona “Seni iyi gördük” derken gerçekler de bizi endişelere itiyordu. Sahnelerin hırçın çocuğu sakinleşmişti. O kabul etmiyordu. Öyle ya bir konser düzenlese büyük gelir elde edebilirdi ama o bunu kabul etmedi.
Aramızdan ayrılalı bir yıl oldu. Karadeniz’in bizim sorunlarımızı dile getiren hırcın çocuğunu bu bir yıl içinde daha fazla yanımızda oldu. 25 haziran 2006 tarihinde Hopa’daki köyünde Yeşilyut’a misafiri olacağız. Çok kalabalık geliyoruz Kazım. Şarkılarınla karşıla bizi.
http://www.karalahana.com/muzik/kazim_koyuncU-sahil.jpg
Birini Çernobil, diğerini sahil yolu aldı elimizden!
Avukat Cihan Eren ( soldan 1.) Kazım Koyuncu
onları aynı karede buluşturan şey memleket ve insan sevgisiydi
http://www.karalahana.com/muzik/kazim_sultanahmet.jpg
Kazım Koyuncu Çernobil olayında duyarsız davranan dönemin yetkilileri için Sultanahmet Adliyesi’nde suç duyurusunda bulunanlar arasında yer alıyordu. Şimdi ise gönüllerde.....
her şeye rağmen....(manzara ortada karadeniz sesiz...)
Fatih Sultan Kar'ı,Kazım Koyuncu ile ilgili birçok yerden yazıları vasıtasıyla tanıyorum.Çok kaliteli yazıyor.Fazla birşey yazmaya gerek yok.Gerek Av.Cihan Eren,gerekte Kazım Koyuncu eminim ki davalarının haklılığını gittikleri yerden de görüyorlar.
Saygıyla..
Paylaşım için teşekkürler Bilun ;)
Bilun Erkanlı
21-06-2007, 02:03
önemli değil murat bencede dicek pek bişi yok!bu arada mutlu yıllar serpil saat 12 yi geçtiii!doğum günün kutlu olsun bitanemm:)hep mutlu yaşa....
Serpil Çınar
21-06-2007, 02:09
çok sagol kankimmm çok seviyorum seni:)
Bilun Erkanlı
21-06-2007, 02:17
ayy minik kuş bende seni çok seviom yaa...ii ki doğdun ii ki varsın...
Murat Karaman
24-06-2007, 01:43
Şaka gibi gelen gidişin ardından,ölümünün 2.yılında yeniden mezarı başında olacağım..
Resimlerle görüşmek üzere ;)
Bilun Erkanlı
24-06-2007, 14:51
rahmet diliyorum tanrıdan,umarım değerleri ve ortaya çıkardığı öz karadeniz kültürü hiç unutulmaz,hep yaşatılır...
Şahin Bilir
24-06-2007, 16:25
şu an onu dniliyorum karadenizin özgün çocuğu unutmadık unutmayacağız
Kerem Işıldak
24-06-2007, 20:17
ölümünün ikinci yılında unutulmadın, kalbimiz seninle.
Murat Karaman
24-06-2007, 22:45
Sevgili Kazım Dostları,
25 Haziran 2007, Kazım KOYUNCU'nun aramızdan ayrılışının 2.Yıldönümü... Her ne
kadar bizler için kara bir gün olan 25 Haziran'da Kazım KOYUNCU'yu kaybetmiş
olsakda onun varlığını hala yüreklerimizde hissediyoruz ve hissetmeye devam
ediyoruz. Aramızdan ayrılışının 2.Yıldönümünde geçen yıl olduğu gibi Ankara'da
"Kazım'ın Dostlarının" katılımı ile bir anma programı düzenlenecektir.
25 Haziran 2007 Pazartesi saat 12:30'da Ankara Kızılay'da, Yüksel Caddesinde
bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde Demokratik Kitle Örgütlerinin desteğiyle, Tüm
Kazım Dostlarının katılımı ile bir basın açıklaması yapılacaktır. Saat 19:30'da
ise geçen 2 yılda olduğu gibi Tüm "Kazım Dostları"nın katılımı ile anma programı
düzenlenecektir. Kazım KOYUNCU müzikleri eşliğinde horon olacağı gibi, Kazım
KOYUNCU'nun fotoğraflarından oluşan Fotoğraf sergiside açılacaktır. Ayrıca
anmada Kazım KOYUNCU'nun hayatını anlatan slayt gösteriside sunulacaktır. Saat
21:00'da ise SairCeketliCocuk.Com'da Kazım KOYUNCU'yu anma programı dahilinde
bir radyo programı düzenlenecektir. Yaklaşık 3 saat sürecek olan programda Kazım
KOYUNCU müzikleri eşliğinde onun hayatından belli kesitler Kazım Dostlarına
aktarılacak. Ayrıca Radyo Programında dinleyiciler mesajları ile programa
katılabileceklerdir. 2.Yıldönümünde de söz verdiğimiz gibi Kazım KOYUNCU'yu
Unutmadık, Unutmayacağız, Unutturmayacağız...
"Sayende Kazım'ı Tanıdık... Teşekkürler Dünya..."
Ankara'daki arkadaşlara duyurulur..
Murat Karaman
24-06-2007, 23:56
http://www.kazimkoyuncu.com/2yil2007panchol.jpg
Miray Esen
25-06-2007, 02:22
2 yıl...
sensiz 2 yıl geçti Kazım abi...
geçen 2 yılda sen vardın..
ve bundan sonra geçecek yıllarda da sen olacaksın..
ama uzaklarda bi yerlerde..
ama gönüllerde...
Murat Karaman
25-06-2007, 17:52
Nenask'ani nenask'unis ant'alu
( Sesin,sesimiz olsun..)
Tam 2 yıl geçti aradan.Kazım Koyuncu'yu bugün mezarı başında 2.kez andık.Belki yoktunuz,olamadınız yanımda ama biliyorum ki herkesin yüreği bugün Pançol'da idi.Saat 12.57'de,yani Kazım'ı kaybettiğimiz o saatte,o'nun türkülerini mırıldandınız şehrinizde.Sağolun,varolun..
Bu sene ailenin kararı ile toplu yürüyüş yapılmadı.Yağmura,çamura rağmen Kazım dostları mezarı başındaydı o'nu anmak için.Gelen,orada olan/olamayan herkese teşekkürler.
Fazla söze gerek yok;
Kazım Koyuncu Ölümsüzdür,Kalbimizdedir..
O'nu aramızdan bedenen ayrılışının ikinci yılında saygıyla anıyor ve de arıyoruz..
Murat Karaman
25-06-2007, 18:37
İşte ilk resimler:
Sarı bir kartona bişeyler karaladım mezarında açmak üzere.Amam ailenin aldığı karar gereği altında imza bulunan herhangi bir yazı,afiş,döviz,pankart vs.ye izin verilmeyecekti.Onları anlayışla karşılayıp,amatörce hazırladığım karton dövizi mezarına çıkan son yokuştaki asılı resminin önünde ve de evimde açtım..
http://img401.imageshack.us/img401/5706/imag0042jb5.th.jpg (http://img401.imageshack.us/my.php?image=imag0042jb5.jpg)
http://img521.imageshack.us/img521/9414/imag0039ju4.th.jpg (http://img521.imageshack.us/my.php?image=imag0039ju4.jpg)
Murat Karaman
25-06-2007, 19:21
http://img509.imageshack.us/img509/8590/imag0002dq1.th.jpg
http://img526.imageshack.us/img526/6387/imag0003eq4.th.jpg
Mezarına tırmanılan son yokuştaki asılı resmi ve mezarının altındaki resmi..
Murat Karaman
25-06-2007, 19:26
http://img527.imageshack.us/img527/1544/imag0004vl6.th.jpg (http://img527.imageshack.us/my.php?image=imag0004vl6.jpg)
http://img266.imageshack.us/img266/3471/imag0006yb3.th.jpg (http://img266.imageshack.us/my.php?image=imag0006yb3.jpg)
http://img267.imageshack.us/img267/5176/imag0005rr2.th.jpg (http://img267.imageshack.us/my.php?image=imag0005rr2.jpg)
http://img487.imageshack.us/img487/8886/imag0008uc8.th.jpg (http://img487.imageshack.us/my.php?image=imag0008uc8.jpg)
http://img456.imageshack.us/img456/2326/imag0009vj7.th.jpg (http://img456.imageshack.us/my.php?image=imag0009vj7.jpg)
Murat Karaman
25-06-2007, 19:55
http://img252.imageshack.us/img252/7443/imag0010lc4.th.jpg (http://img252.imageshack.us/my.php?image=imag0010lc4.jpg)
http://img126.imageshack.us/img126/2561/imag0011lt3.th.jpg (http://img126.imageshack.us/my.php?image=imag0011lt3.jpg)
http://img457.imageshack.us/img457/2787/imag0012ql6.th.jpg (http://img457.imageshack.us/my.php?image=imag0012ql6.jpg)
http://img457.imageshack.us/img457/3535/imag0013sd2.th.jpg (http://img457.imageshack.us/my.php?image=imag0013sd2.jpg)
http://img211.imageshack.us/img211/8179/imag0015jz7.th.jpg (http://img211.imageshack.us/my.php?image=imag0015jz7.jpg)
Murat Karaman
25-06-2007, 20:24
Evet dostlar..
Bu sayfaya kadar olan resimler anma başlamadan önce çektiğim resimlerdi.Saatler,Kazım'ı kaybettiğimiz 12.57'yi gösterdiğinde kabir başında sessizlik hakimdi.Ama Kazım Koyuncu,izliyordu bizleri.Buna eminim..
İlk önce grup arkadaşı Memed Ali Barış Beşli konuştu.Kazım'ı ilk önce Kazım'ın dili ile yani Lazca ile anlattı.Sonra da,Kazım'ın öneminden bahsetti.Hopa'lılardan söz istedi.Kazım Koyuncu,adına daha çok sahip çıkmaları için söz istedi.Sözümü verdik..
Daha sonra Malatya'nın Arguvan ilçesinden bir kişi Kazım'ın sadece Karadeniz'e özgü bir isim olmadığını,o'nun evrensel olduğunu anlattı bizlere..
Daha sonra Kazım'ın yol arkadaşları,Kazım'ın dostları Kazım'ı anlattı..
Kazım Koyuncu sıradan bir kayıp asla değil.Kazım Koyuncu,büyük bir kayıp.O hep yaşayacak..
http://img457.imageshack.us/img457/3937/imag0016ot4.th.jpg (http://img457.imageshack.us/my.php?image=imag0016ot4.jpg)
Memed Ali Barış Beşli,12.56.Pançol/Hopa..
http://img474.imageshack.us/img474/9940/imag0017jz7.th.jpg (http://img474.imageshack.us/my.php?image=imag0017jz7.jpg)
Ve işte o an..Saat tam 12.57.Memed Ali Barış Beşli'nin hitabıyla saygı duruşu başlıyor..
http://img523.imageshack.us/img523/9417/imag0018jk9.th.jpg (http://img523.imageshack.us/my.php?image=imag0018jk9.jpg)
12.57: Kızın arkasında kafası gözüken Kazım abi'nin kardeşi Niyazi..
http://img46.imageshack.us/img46/7606/imag0019dv4.th.jpg (http://img46.imageshack.us/my.php?image=imag0019dv4.jpg)
http://img239.imageshack.us/img239/2124/imag0020fl4.th.jpg (http://img239.imageshack.us/my.php?image=imag0020fl4.jpg)
http://img239.imageshack.us/img239/9117/imag0022xv0.th.jpg (http://img239.imageshack.us/my.php?image=imag0022xv0.jpg)
http://img477.imageshack.us/img477/5313/imag0023zx2.th.jpg (http://img477.imageshack.us/my.php?image=imag0023zx2.jpg)
Murat Karaman
25-06-2007, 20:54
http://img504.imageshack.us/img504/9596/imag0025ll2.th.jpg (http://img504.imageshack.us/my.php?image=imag0025ll2.jpg)
http://img477.imageshack.us/img477/9296/imag0026ce0.th.jpg (http://img477.imageshack.us/my.php?image=imag0026ce0.jpg)
http://img164.imageshack.us/img164/884/imag0027qb8.th.jpg (http://img164.imageshack.us/my.php?image=imag0027qb8.jpg)
http://img519.imageshack.us/img519/2904/imag0028hh2.th.jpg (http://img519.imageshack.us/my.php?image=imag0028hh2.jpg)
http://img502.imageshack.us/img502/8135/imag0029vv5.th.jpg (http://img502.imageshack.us/my.php?image=imag0029vv5.jpg)
http://img504.imageshack.us/img504/2764/imag0034qs3.th.jpg (http://img504.imageshack.us/my.php?image=imag0034qs3.jpg)
http://img233.imageshack.us/img233/8094/imag0032zu6.th.jpg (http://img233.imageshack.us/my.php?image=imag0032zu6.jpg)
Trabzonspor taraftar gruplarından;Çılgınlar,kalearkasi.net ve 6t1s.com'un üyeleri mezara gelirken..
http://img129.imageshack.us/img129/8682/imag0035pr1.th.jpg (http://img129.imageshack.us/my.php?image=imag0035pr1.jpg)
http://img126.imageshack.us/img126/1999/imag0037jy4.th.jpg (http://img126.imageshack.us/my.php?image=imag0037jy4.jpg)
Murat Karaman
25-06-2007, 21:07
http://img519.imageshack.us/img519/48/imag0030ou0.th.jpg (http://img519.imageshack.us/my.php?image=imag0030ou0.jpg)
Çizgili t-shirt giyen,gözlüklü bayan Kazım Koyuncu'nun ablası Canan..O'nun yanındaki beyaz tülbentli kadının yanındaki kadın ise,bir anne.Sevgili Kazım Koyuncu'nun annesi Hüsniye Koyuncu..
http://img161.imageshack.us/img161/8249/imag0031ii0.th.jpg (http://img161.imageshack.us/my.php?image=imag0031ii0.jpg)
Sevgili Cavit Koyuncu.Kazım'ın babası..
Anma etkinliklerinin sonuna doğru eşi fenalaşınca mezarı başında ilk önce sevgili Cavit amca geldi yanına.Tek bir kelime diyemedi,mezarın etrafında durdu.Aslında gözyaşları anlatıyordu herşeyi.Cavit amca'da kanser hastası ve tedavi görmekte.Çok yaşayasın,iyi ki varsın..
http://img103.imageshack.us/img103/4606/imag0033yn6.th.jpg (http://img103.imageshack.us/my.php?image=imag0033yn6.jpg)
Kazım'ın annesi Hüsniye Koyuncu fenalaşınca,hastaneye getirdiler.Acil şifalar..Arkada uzun saçlı olanda Kazım'ın abisi Oğuz Koyuncu.
http://img78.imageshack.us/img78/2254/imag0036ot1.th.jpg (http://img78.imageshack.us/my.php?image=imag0036ot1.jpg)
Kazım Koyuncu'nun annesi Hüsniye Koyuncu ve babası Cavit Koyuncu..
Murat Karaman
25-06-2007, 21:38
http://img504.imageshack.us/img504/9574/imag0038mj5.th.jpg (http://img504.imageshack.us/my.php?image=imag0038mj5.jpg)
Ve son söz..
' Renklerimiz farklı olsa da,heyecanımız hep aynı.İyi ki varsın.
Unutmadık,unutmayacağız. '
Murat KARAMAN
1907 UNIFEB
Murat Karaman
25-06-2007, 21:46
http://img49.imageshack.us/img49/5830/resim469aqz0.jpg (http://imageshack.us/)
http://img49.imageshack.us/img49/3987/resim480ahl5.jpg (http://imageshack.us/)
Murat Karaman
25-06-2007, 21:47
http://img49.imageshack.us/img49/6540/resim483adc9.jpg (http://imageshack.us/)
http://img239.imageshack.us/img239/9167/resim485awr9.jpg (http://imageshack.us/)
Murat Karaman
25-06-2007, 21:50
http://img106.imageshack.us/img106/7217/165dq6.jpg
http://img117.imageshack.us/img117/8076/168lh8.jpg
http://img126.imageshack.us/img126/8927/169bm3.jpg
http://img110.imageshack.us/img110/2333/159ul5.jpg
http://img45.imageshack.us/img45/5557/161gx3.jpg
http://img106.imageshack.us/img106/9246/162qi3.jpg
http://img265.imageshack.us/img265/4926/163hc3.jpg
Murat Karaman
25-06-2007, 21:53
Elimde olan,arkadaşlarımdan aldığım resimler bunlar.Elime geçtikçe güncelleme yapacağım..
Fotoğrafları eklerken Msn'den yardımcı olan Marmara'dan Doruk'a teşekkürler.Ayrıca Servet'e de teşekkürler..
Murat Karaman
25-06-2007, 22:02
Arkadaşlar,dostlar..
Biliyorum birçoğunuz bugün Pançol'da olmak isterdiniz.Bugün sizin için oradaydım.Kazım'ın mezarı başında,saat 12.57'de sessiz çığlık atanlar arasındaydım.Sizlere dostlarınızdan selamım var..
Kartonu mezara koymak için izin istemeye ailesinin yanına gittiğimde,neden izin veremeyeceklerini anlattılar bana.Hak verdim.Gerilen ortama tuz,biber ekmek hoş olmayacaktı.
Ama onlarla konuşurken elimdeki kartonu da açıp 1907UNIFEB'den bahsettim.Bu topicten bahsettim.Başta Kazım'ın anne ve babası olmak üzere,kardeşi,abisi,yengesi ve de yeğenleri ilgimizden hoşnut oldular.Sizlere benim aracılığımla teşekkür ettiler,selamları var hepsinin.Her ne kadar Kazım Koyuncu,Trabzonspor taraftarı olsa da,renklerimiz farklı olsa da,heyecanlarımız ve de duygularımız aynı..
Kazım Koyuncu'yu ölümünün 2.yılında yeniden saygıyla anıyor ve de arıyorum..
Kalbimizdesin Kazim çkimi..
Nenask'ani nenask'unis ant'alu.. ( Sesin,sesimiz olsun..)
Arıkan Altay
25-06-2007, 22:15
Arkadaşlar,dostlar..
Biliyorum birçoğunuz bugün Pançol'da olmak isterdiniz.Bugün sizin için oradaydım.Kazım'ın mezarı başında,saat 12.57'de sessiz çığlık atanlar arasındaydım.Sizlere dostlarınızdan selamım var..
Kartonu mezara koymak için izin istemeye ailesinin yanına gittiğimde,neden izin veremeyeceklerini anlattılar bana.Hak verdim.Gerilen ortama tuz,biber ekmek hoş olmayacaktı.
Ama onlarla konuşurken elimdeki kartonu da açıp 1907UNIFEB'den bahsettim.Bu topicten bahsettim.Başta Kazım'ın anne ve babası olmak üzere,kardeşi,abisi,yengesi ve de yeğenleri ilgimizden hoşnut oldular.Sizlere benim aracılığımla teşekkür ettiler,selamları var hepsinin.Her ne kadar Kazım Koyuncu,Trabzonspor taraftarı olsa da,renklerimiz farklı olsa da,heyecanlarımız ve de duygularımız aynı..
Kazım Koyuncu'yu ölümünün 2.yılında yeniden saygıyla anıyor ve de arıyorum..
Kalbimizdesin Kazim çkimi..
Nenask'ani nenask'unis ant'alu.. ( Sesin,sesimiz olsun..)
Murat'cım teşekkürler,duygularımızı orada paylaştığın için.
Kazım Koyuncu'yu ölümünün 2.yılında saygıyla anıyorum..
Murat Karaman
25-06-2007, 23:30
http://www.hopam.com/habergoster.asp?haberid=3853
Murat Karaman
26-06-2007, 00:57
Murat'cım teşekkürler,duygularımızı orada paylaştığın için.
Kazım Koyuncu'yu ölümünün 2.yılında saygıyla anıyorum..
Ben teşekkür ederim Arıkan..
Aramızdan ayrılışının 2.yılı demektense,aramızda oluşunun 35.yılı demek daha mantıklı olacak.. ;)
O hala yanımızda,bizleri izliyor..
Murat Karaman
26-06-2007, 01:04
http://www.sairceketlicocuk.com/rdy.jpg
Sercan Tuna
26-06-2007, 02:06
Emeğine sağlık kardeşim. 2.yıl bu Kazım Koyuncu'suz geçen... Özledik, özlüyoruz, özleyeceğiz :(
lâl renkli bir şaraptın dudaklarımda
içtikçe mest olduğum
bir sonbahar yaprağı misali
bir haziran günü düştün gönlüme,
soldun... :agla::agla::agla:
dayanamam ben bu son gidişine
alışamadım sensizliğe
garip olurum hazan gecelere
karışamadım bu son gidişine :(:(:(:(
Engin Yüksel
26-06-2007, 02:13
İşte gidiyorum;
Birşey demeden
Arkamı dönmeden
Şikayet etmeden
Hiçbirşey almadan
Birşey vermeden
Yol ayrılmış, görmeden GİDİYORUM!
Ne küslük var ne pişmanlık kalbimde
Yürüyorum sanki senin yanında
Sesin uzaklaşır herbir adımda
Ayak izim kalmadan GİDİYORUM!
Gerdiğin tel kalbimde kırılmadı
Gönülkuşu şarkıdan yorulmadı
Bana kimse sen gibi sarılmadı
Işığımız sönmeden GİDİYORUM!
-------------------------
Dünyada Bir Yerdeyim
Dünyada bir yerdeyim ben
Yol kenarlarındaki su birikintilerindeyim
Yerim yurdum yoktur benim
Yarim yurdum yoktur benim
Sadece gökyüzüne göreyim
Uzak yerler çeker beni
İsterim ki gemilerle gideyim
Bu gün burda şarkılar söylerim
Ben kendime şarkılar söylerim
Ama yarın hiçbir yerdeyim
Bilun Erkanlı
26-06-2007, 04:24
murat ellerine sağlık!!!duyarlılığına gerçekten hayran kaldık resimler ve yorumlar ayrı güzel:)
Murat Karaman
26-06-2007, 14:08
http://www.sairceketlicocuk.com/anma_forum_icin.jpg
Murat Karaman
26-06-2007, 14:57
Emeğine sağlık kardeşim. 2.yıl bu Kazım Koyuncu'suz geçen... Özledik, özlüyoruz, özleyeceğiz :(
lâl renkli bir şaraptın dudaklarımda
içtikçe mest olduğum
bir sonbahar yaprağı misali
bir haziran günü düştün gönlüme,
soldun... :agla::agla::agla:
dayanamam ben bu son gidişine
alışamadım sensizliğe
garip olurum hazan gecelere
karışamadım bu son gidişine :(:(:(:(
Ortada bir emek varsa,o hepimizindir.Seneye Hopa'ya bekliyoruz.Çoğul konuşuyorum çünkü aynı istek aile tarafından da geldi.
Şiir süper,teşekkürler Sercan.. ;)
murat ellerine sağlık!!!duyarlılığına gerçekten hayran kaldık resimler ve yorumlar ayrı güzel:)
Teşekkürler..
Murat Karaman
26-06-2007, 14:58
KAZIM KOYUNCU ANKARA'DA UNUTULMADI !
http://img413.imageshack.us/img413/3809/48036087jy5.jpg
Kazım KOYUNCU, aramızdan ayrılışının 2.yıl dönümünde sevenleri tarafından unutulmadı. Ankara Kızılay'da, Yüksel Caddesinde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde SairCeketliCocuk.Com, Dinakaki.Com, bazı Sivil Toplum Kuruluşlarının ve onu sevene dostlarının katılımı ile bir anma töreni düzenlendi. Gün içerisinde ilk olarak basın açıklaması yapılırken, Kazım KOYUNCU anısına açılan Fotoğraf Sergisi sevenleri tarafından ziyeret edildi. Akşam, ilk olarak Şair Ceketli Çocuk anısına sevenleri tarafından bir dakikalık saygı duruşu yapıldı. Vira Cemal ve Onu seven, onun yolundan giden bazı genç müzisyenlerde Kazım KOYUNCU şarkılarını onun anısına onu yalnız bırakmayan dostları için seslendirdi. Anma için Kızılay'da toplanan Kazım dostları daha sonra KOYUNCU'nun müzikleri eşliğinde horon oynadılar. Dina Kaki dostları bir yandan fotoğraf sergisini gezerken, bir yandan Hopa'ya gönderilecek olan anı defterine duygu ve düşüncelerini yazdılar. Anma töreninin sonunda ise barkovizyondan Kazım KOYUNCU'nun hayatından belli kesitlerin sunulduğu video gösterisi yapıldı.
Alıntıdır..
Murat Karaman
26-06-2007, 16:13
http://img409.imageshack.us/img409/771/1967401tw7.th.jpg (http://img409.imageshack.us/my.php?image=1967401tw7.jpg)
http://img518.imageshack.us/img518/2370/1967461cm2.th.jpg
http://img146.imageshack.us/img146/8049/1967471by1.th.jpg (http://img146.imageshack.us/my.php?image=1967471by1.jpg)
http://img258.imageshack.us/img258/1972/1967491xc9.th.jpg (http://img258.imageshack.us/my.php?image=1967491xc9.jpg)
Alıntıdır..
Şahin Bilir
26-06-2007, 18:55
kazım koyuncu unutulmadın, unutulmayacaksın...
Aslıhan Demirok
26-06-2007, 21:31
Aşkı, ayrılığı, sevinci,hüznü O'nun şarkılarıyla yaşadık .Unutmak ne mumkun. Unutulmaması için yaptığın herşey alkıslanır sadece. Bizleri de orada andığın için tesekkurler.:)
Ellerin dert görmesin.
Sercan Tuna
26-06-2007, 23:16
Dün Hopa'daki törende Kazım Koyuncu'yu anan Murat kardeşimiz bugün babaannesini kaybetti :( BAŞIN SAĞOLSUN KARDEŞİM... ALLAH RAHMET EYLESİN , MEKANI CENNET OLUR İNŞALLAH :(
Aslıhan Demirok
26-06-2007, 23:38
Dün Hopa'daki törende Kazım Koyuncu'yu anan Murat kardeşimiz bugün babaannesini kaybetti :( BAŞIN SAĞOLSUN KARDEŞİM... ALLAH RAHMET EYLESİN , MEKANI CENNET OLUR İNŞALLAH :(
başın saolsun Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun:( :(
Uğur Kaba
27-06-2007, 00:26
başın sağolsun kardeşim allah rahmet eylesin
Kemal Aktürk
27-06-2007, 04:09
Fadimem
dünya benim sanırdım
meğersem yanılmışım
felek gözün kör olsun
ne kadar geç kalmışım
in dereye dereye
dere beline gelsin
benden başka seversen
iki gözün kör olsun
habu akan dereler
hep gözümün yaşıdır
sevip de alamamak
ölümün kardeşidir
mektup yazdım karadan
dağlar kalksın aradan
kavuşmaya çare yok
kavuştursun yaradan
duman geldi de çıktı
oy dağlarım dağlarım
siz orada oturun
ben burada ağlarım
başındaki puşinin
dalı var, çiçeği yok
benim deli gönlümün
senden geçeceği yok
yayladan ki yürüdüm
hava güneşli idi
arkama bakamadım
gözlerim yaşlı idi
oy duman kara duman
çıksan ha yollarımdan
düştüm yolun altına
tutsan ha kollarımdan
bir kara kuş ağlıyor
taş vurmuş kanadına
ağlama kara kuşum
düşmanın inadına
oy fadimem fadimem
ne de güzel adın var
eskiden sevdan idi
şimdi baldan tadın var
etekliğin altına
pantolon giyiliyor mu
yaktırma beni yavrum
oy adam yakılıyor mu
Murat Karaman
27-06-2007, 14:50
Dün Hopa'daki törende Kazım Koyuncu'yu anan Murat kardeşimiz bugün babaannesini kaybetti :( BAŞIN SAĞOLSUN KARDEŞİM... ALLAH RAHMET EYLESİN , MEKANI CENNET OLUR İNŞALLAH :(
başın saolsun Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun:( :(
başın sağolsun kardeşim allah rahmet eylesin
Çok sağolun arkadaşlar,iyi ki varsınız..
Allah bizlere sağlıklı ömür versin..
Murat Karaman
27-06-2007, 17:33
Kazım Koyuncu Anma Gecesi
Konser: Grup Günyüzü ve Grup Livane
Kısa Film: “Kurban”
Tarih: 30 Haziran 2007
Yer: Ankara / Anıtpark
Saat: 19.00–22.00
Ankara'da olan arkadaşlar iştirak ederlerse sevinirim.Güzel bir gece olacağından şüpheniz olmasın..
Murat Karaman
27-06-2007, 21:10
http://www.ntvmsnbc.com/news/412230.asp
Murat Karaman
27-06-2007, 21:46
Kazım Koyuncu..
Bana göre bir Don Kişot.Bana göre şairin şiirinde belirttiği gibi o güzel koşunun, en güzel yüz metresini koşmuş bir maratoncu.Şimdiler de bayrağını,geleceğine teslim etti ve aramızdan ayrıldı.O çok sevdiği Pançol'un tam ortasında,bağrında çınar ağacı olmasa da,bir fındık ağacının gölgesinde yatmakta.
25 Haziran 2005,saat:12.57'de ajanslara düşen acı haberi aldığımızda,bir kayıbın acısını tüm Kazım dostları tatmıştı.26 Nisan 1986'da Çernobil'de patlayan Nükleer Santral'e bir can daha vermiştik.Hem de ne can.
Kazım Koyuncu,diğerlerinden farklı olarak unutulan daha doğrusu unutturulmaya çalışılan bir kültürün en etkili çığlığı olmuştu.Bunu müzik ile başardı.Sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen kişilerin yozlaştırdığı,lümpenleştirdiği öz kültürümüze sahip çıkmış ve bizimde çıkmamızı sağlamıştı.Tüm Türkiye'ye gerçek müziğimiz ve de kültürümüzü sevdirmişti.Diyarbakır'da,Mardin Kızıltepe'de verdiği konserler,oradaki beğeni kitlesi bunun en büyük göstergesi.
Kazım Koyuncu,sözler vermişti bizlere.İyileşecek ve bıraktığı yerden devam edecekti.Eskisinden daha da güçlü şekilde.Ama olmadı,olamadı.Hopa'da şimdi hasat edilen çaylar,Urfa'daki çiğ köfteler,Çukurova'daki pamuklar o'nun gidişinden beri öksüz ve yetimler.Karadeniz gibi yaşadı,Karadeniz'e geri döndü.Doktorların yasaklamasına rağmen ve hastalığı da çok ilerlemişken geldi Trabzon'da,KTÜ'de konser verdi.' Ha kanser,ha konser.Tek harften birşey olmaz ' dedi.Şimdiler de festivaller,şenlikler,kampüsler de öksüz.Hiçbirimizi o'nun müziğinde ki dili anlayamadık belki ama yine de çok sevdik.Çünkü o işini doğru yapıyor ve basitleşen sanatçı tarifini en çok o hakediyordu.
Kalbizimin en güzel,en sağlam yerindesin Kazım!Birşeyi çok iyi biliyorum.Kazım Koyuncu,orada da rahat durmamıştır.Lazca şarkı yazdığı sevdiği,sevdiğimiz Ernesto'yu bulmuş ve onunla dost olmuştur.Ve eminim ki;o'na coğrafyasından bahsetmiştir.Ernesto'ya; ' Bizimde dağlarımız var,denizlerimiz var.Hem de öyle güzel ve de öylesine yeşiller ki;bir parça toprak dahi göremezsin ' demiştir.Ernesto'yu kıskandırmıştır.Kazım,Ernesto'ya bizden de selam söyle,iyice kıskandır.
Hoşçakal..
Murat Karaman
29-06-2007, 17:35
Kazım KOYUNCU'nun Son Röportajı Kanal 24'te...
http://img402.imageshack.us/img402/2396/tv24if1.jpgMerve Genç'in hazırlayıp sunduğu Sanat Takibi, Koyuncu’nun vefatından önce verdiği son röportajını, “Dünyada Bir Yerdeyim” adlı son albümünü ve özel görüntülerini sevenleriyle buluşturuyor. Sanat dünyasının nabzını tutan programda ayrıca; raflarda yerini alan Osmanlı hanedanından Nilüfer Sultan’ın son kitabı “Benim Küçük Prensesim”, ünlü ressam Mehmet Güleryüz ile son sergisi hakkında keyifli sohbet, Karaköy Hafriyat’ın “Müdahale” isimli sergisi, sayılı günler kala İstanbul Caz Festivali programı hakkında merak ettikleriniz ve Türkiye’deki görkemli gösterileriyle Masters Of Shaolin Kung Fu yer alıyor.
"Sanat Takibi" 29 Haziran 2007 Cuma Akşamı Saat 19:30’da Kanal 24'te
Kanal 24'ü canlı izlemek için:
http://www.yirmidort.tv/inc_canlitv.asp
;)
Ertuğrul Bayındır
29-06-2007, 17:44
yaşatalımm !!!
Bilun Erkanlı
29-06-2007, 20:53
Sana da merhaba ertuğrul hoşgeldin aramıza!!!
Murat Karaman
29-06-2007, 20:56
yaşatalımm !!!
Kazım Koyuncu'nun ailesine 40.sayfaya merdiven dayayan topiğimizden bahsedince,onlar da bizleri gelecek sene Hopa'ya daha doğrusu Pançol'a davet ettiler.Bunu önceki sayfalarda da belirttim.Topic'te yeni isimler görmek güzel,hoşgeldin..
Murat Karaman
29-06-2007, 23:43
Sanat Takibi programının bundan sonraki tekrarları:
Cuma: 03.15 ve 06.15
Cumartesi: 08.15
Pazar: 19.30 ' da..
Canlı Yayın için:
http://www.yirmidort.tv/inc_canlitv.asp (http://www.yirmidort.tv/inc_canlitv.asp)
Ertuğrul Bayındır
30-06-2007, 02:55
hoşbulduk arkadaşlar !!! her zaman yanınızdayım
Murat Karaman
04-07-2007, 18:28
Çernobil bir tek şarkılarını zehirleyemedi ..
Karadeniz daha bir hırçın bugün. Daha bir hüzünlü, öfkeli. Daha bir anne, daha bir baba. Dev dalgaları özlemle vuruyor kıyıya... Daha bir gururlu, daha bir onurlu. Karadeniz daha bir hasret... İnceden bir sızı...
Karadeniz, evrensel sulara saldığı özgür çocuğuna ağlıyor. İki yıl önce 25 Haziran’da o amansız hastalığın, kanserin aramızdan aldığı Karadenizli müzisyen Kazım Koyuncu’nun ölüm yıl dönümü bugün..
“Ben sadece, ben sadece ben olmak istiyorum.” Denizin çocuğu şarkılarını seslendirirken o denli kendi gibiydi ki... Karadeniz sesinde dalgalanır, sesinde durulurdu.
"... Bir müzisyenim, ondan sonra bir Karadenizliyim ama hepsinin ötesinde bir devrimciyim. Ve gerçekten doğru bildiğim bir şeyi ortaya koymaktan çekinmem." diyen Kazım Koyuncu, halkların kardeşliği adına, aşk ve sevgi adına, özgürlük adına elinden geleni ardına koymadı. Siyanürlü altın aramalarına karşı soluğu Bergama’da aldı. Karadeniz’in doğasını katledecek Fırtına Vadisi´ndeki hidrolik santrale karşı hiç sessiz kalamazdı. Irak işgaline, NATO´ya karşı düzenlenen etkinliklerin de bir parçasıydı.
Kazım Koyuncu, 1986 yılında Çernobil'deki nükleer facianın kurbanlarından sadece biriydi. Nükleer patlamanın ardından kanser illeti tüm Karadeniz’i sardığı gibi onu da sarmıştı. Kansere yakalanmasının ardından da soluğu yine sahnede, insan hakları mücadelesinde, meydanlarda aldı.
Denizin çocuğu, İstanbul'daki Yeni Melek Gösteri Merkezi'ndeki son konserine "En iyi ihtimalle Haziran ayına kadar konser veremeyeceğim. Kanser ve konser... Arada sadece bir harf farkı var. Hiçbir şey umurumda değil, ben Yeni Melek'te konserimi yapacağım. Arkadaşlarım üzülmesin, her zamanki şımarık, kendini vermiş halimle çıkıp şarkılarımı söyleyeceğim." diyerek hazırlanıyordu.
Yetmiyordu, Çernobil nükleer faciasının etkilerine kayıtsız kaldıkları gerekçesiyle yetkililerin cezalandırılması istemiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunuyor, Karadeniz’de kanser araştırma merkezlerinin kurulması için çabalıyordu. Koyuncu bir röportajında şöyle diyordu: ''Hepimizde tümörler var ve hayatımızın belirli dönemlerinde radyasyon veya başka etkiler tetikleyip kansere dönüştürüyor. Kaza sonrası adını anımsamadığım bir bakanın 'iyi gelir' diyerek radyasyonlu çay içmesi yalnızca bir zekâ sorunu değil, suçtur. Çernobil'den sonra erken teşhisler için rehabilitasyon merkezleri kurulabilir, belki binlerce insan ölmezdi. Hangi şehirde, kaç insan kansere yakalanmış gibi bir istatistik bile yapılmamış. Bu ülkenin politikacılara, yalancılara ihtiyacı yok. Ben böyle duyarsız yöneticilerin halk düşmanı olduklarını düşünüyorum.''
Rock müziğinin dinamizmini Karadeniz insanının enerjisiyle örtüştürerek, Türkiye’nin ilk laz-rock grubu (Denizin Çocukları) Zugaşi Berepe’yi kuran Kazım Koyuncu genç yaşta hayatını kaybetti. Gerek grup gerek solo çalışmalarıyla laz müziğinin ve kültürünün gelişmesinde büyük katkı sağlayan Koyuncu'nun bir seveninin dediği gibi “Çernobil bir tek şarkılarını zehirleyemedi...”
“Dünyada bir yerdeyim ben
Yol kenarlarındaki su birikintilerindeyim
Yerim yurdum yoktur benim
Yarim yurdum yoktur benim
Sadece gökyüzüne göreyim
Uzak yerler çeker beni
İsterim ki gemilerle gideyim
Bugün burda şarkılar söylerim
Ben kendime şarkılar söylerim
Ama yarın hiçbir yerdeyim..”
Söz: Ali Elver - Kazım Koyuncu
Müzik: Kazım Koyuncu
kaynak: Jülide KAYA / gazeteport
Çernobil'i unutturmak isteyenler,Kazım'ın ölmesini istemiyorlardı besbelli.Kazım Koyuncu,şanslı idi haberi yapıldı.Ya haberi yapılmayan Çernobil mağdurları?
Bilun Erkanlı
04-07-2007, 23:08
bunda tek suç kimin?hükümetin olduğu kadar insanların da değil mi?söylemek istediğim bir şey var (bir karadenizli olarak)o çayların zehirli olduğunu bile bile topladık yetmedi bir de topladığımız çayları içtik!bunu anlamak için kazımın ölmesi mi gerekirdi?yani topluma mal olmuş bir sanatçı ölünce mi anlaşılıyor bu?sadece türkler mi madur du ya diğerleri onlarda herkes ama herkes yara aldı(kabul edilirki türkiyede en çok karadeniz)önemli olan bu dünyanın ayıbı!!!bugün çernobil faciasından sonrasını anlatmak bile istemiyorum buyrun siz okuyun!!!!bu kanuda yorumlarınızı bekliyorum....murat paylaşım için teşekkürler ayriyetten...
Murat Karaman
05-07-2007, 15:59
' Biraz radyasyon iyidir ' diyerek,ekranlarda çay içmişler.Devlete güvenin,ne diyorsa doğrudur mantığı ile.Sadece çay tarımı bu ölümlere sebep olmadı elbette.Toprak zehirlendi,hava zehirlendi,su zehirlendi.Ve bilinen gerçekler insanlardan saklandı.Ölüm raporlarında,ölüm nedenleri bariz kanser iken farklı hastalıklar söylendi ve kanserli hasta ve ölüm vakaları bir şekilde saklandı.Kanser araştırmaları engellendi,raporlar gizli tutuldu.İşte tüm bunların bi patlaması oldu Kazım Koyuncu.Malesef bir ölüm,gerçeği görmesini sağladı insanların.Ama bu ölümleri ben şehrimde hemen hemen hergün yaşıyorum..
İlker Kökdemir
06-07-2007, 00:07
TRT 1"De Emel TAŞÇIOĞLU,GÜLŞEN KUTLU ve NURSAÇ ÖNER GÜNHAN’ın hem programın sunuculuğunu yaptığı, hem de en güzel Türk Halk Müziği eserlerini seslendirdiği program Samsunda bu akşam yapıldı.
Üçü Biryerde-Türküyem programında Kâzım Koyuncu anıldı.Trt sanatçıları Kâzım Koyucu şarkılarını seslendirdiler.
Ülkemizin önemli sanatçılarından Abdurrahman Kızılay ile Mehmet Özbek programa katıldı.
Kâzım Koyuncuyu unutmayan TRT"Ye teşekkürler.
Cenabı hak Merhumu Cennete girecek kullarından olmayı nasip eylesin.
Murat Karaman
06-07-2007, 20:40
Kazım KOYUNCU, 4 Temmuz 2006 tarihinde İzmir/Konak Belediye Başkanlığı ile Kaçkar Kültür ve Dayanışma Derneğinin ortaklaşa düzenlediği anma gecesinde Eşrefpaşa Kültür Merkezi'nde babası Cavit Koyuncu ve abisi Hüseyin Koyuncu'nun katılımı ile anıldı.
http://www.kackarder.org/images/stories/haber_fotolari/kazim50.jpg
http://www.kackarder.org/images/stories/haber_fotolari/kazim51.jpg
http://www.kackarder.org/images/stories/haber_fotolari/kazim54.jpg
http://www.kackarder.org/images/stories/haber_fotolari/kazim57.jpg
http://www.kackarder.org/images/stories/haber_fotolari/kazim62.jpg
http://www.kackarder.org/images/stories/haber_fotolari/kazim89.jpg
http://www.kackarder.org/images/stories/haber_fotolari/kazim90.jpg
http://www.kackarder.org/images/stories/haber_fotolari/kazim74.jpg
http://www.kackarder.org/images/stories/haber_fotolari/kazim80.jpg
http://www.kackarder.org/images/stories/haber_fotolari/kazim86.jpg
http://www.kackarder.org/images/stories/haber_fotolari/kazim81.jpg
Kazım'ı Ege'de de unutmayanlara,emeği olanlara teşekkürler..
Murat Karaman
06-07-2007, 20:46
TRT 1"De Emel TAŞÇIOĞLU,GÜLŞEN KUTLU ve NURSAÇ ÖNER GÜNHAN’ın hem programın sunuculuğunu yaptığı, hem de en güzel Türk Halk Müziği eserlerini seslendirdiği program Samsunda bu akşam yapıldı.
Üçü Biryerde-Türküyem programında Kâzım Koyuncu anıldı.Trt sanatçıları Kâzım Koyucu şarkılarını seslendirdiler.
Ülkemizin önemli sanatçılarından Abdurrahman Kızılay ile Mehmet Özbek programa katıldı.
Kâzım Koyuncuyu unutmayan TRT"Ye teşekkürler.
Cenabı hak Merhumu Cennete girecek kullarından olmayı nasip eylesin.
Çarşamba akşamı da,Şevval Sam ' Sarı Sıcak' ta andı Kazım'ı.Kazım'a hitaben söylediği türküler gerçekten güzeldi..
http://www.youtube.com/watch?v=LmGJd-DK_gc
Bilun Erkanlı
08-07-2007, 15:52
"işte gidiyorum, birşey demeden,
arkamı dönmeden, şikayet etmeden...
hiçbir şey alm"işte gidiyorum, birşey demeden,
arkamı dönmeden, şikayet etmeden...
hiçbir şey almadan birşey vermeden,
yol ayrılmış görmeden gidiyorum."
demiş ölümsüz sanatçı....
Evet yukarıdaki satırlar Kazım Koyuncu'nun en son albümünden mısralar. Büyük insanın her mısrasına evet ama şu mısrasına muhalefet ediyorum: " birşey vermeden". Kesinlikle bizlere bir çok şey verdi. Müziğini sevdirdi,sade yaşantısıyla sanatçının nasıl olacağını uygulamalı olarak gösterdi. Dünyaya muhalefet ederek dünyanın ne kadar boş olduğunu , uğruna kimseyi rencide etmenin ne kadar yanlış olduğunu bizlere iletti.
Böyle bir girişten sonra asıl konumuza gelelim. 25.06.2005 Kazım Koyuncu'nun fiziken ölüm günü , fakat insanların kalbinde yeniden doğarak yeni bir doğum günü. "Şair ceketli çocuk" aramızda bedenen yok ama artık bir idol. Her zaman hatırlanacak , her zaman takdir edilecek bir gerçek sanatçı. Benim için önemli bir günün arefesinde Kazım'ı anmak istedim.
Ruhu şad olsun, Allah gani gani rahmet eylesin...
(alıntı)
Murat Karaman
08-07-2007, 23:51
Kazım Koyuncu,bana göre birçok taşı yerinden oynattı.İnsanların ezberini bozdu,başkalarınca düzenlenmiş puzzle'ı yerle bir etti.Gerçek sanatçı kimliğinin ne demek olduğunu gösterdi.Budur bence Kazım'ı ölümsüz kılan.O, ' Dünyada Bir Yerde '.. Biz de o'nun dünyasındayız,rahat uyu Kazım..
İlhan Gül
09-07-2007, 06:18
sarkılarıyla buyuledı bızı her zaman.. onun sarkıları huzun kattı bıze sevıncın yanında.sevgılımıze armagan edebıldıgımız cunku soylerken bır kez daha soyeleyenı asık edebılen bır ınsan..
o olmedı bızımle yasıyor...:o
Murat Karaman
09-07-2007, 23:10
http://img524.imageshack.us/img524/1174/wwwcanercanerikcom20kazas2.jpg
Sevenleri "Kazım’ın yürüdüğü yolda”
Laz etnik rock müziğinin efsane ismi Kazım Koyuncu ikinci ölüm yıldönümünde İstanbul İstiklal Caddesi’nde yapılan yürüyüşle anıldı.
Kazım Koyuncu, en çok sevdiği mekanlardan olan Beyoğlu İstiklal Caddesinde düzenlenen yürüyüşle anıldı. Koyuncu'nun birlikte müzik yaptığı arkadaşlarının yanı sıra 30’a yakın sevdiği de sanatçıyı unutmadıklarını göstermek için yürüyüşe katıldı.
Mis Sokak’dan saat 18:00’da , ellerinde “Kazimişi Gzas Vorert” ve “ Kazım Koyuncu’nun yürüdüğü yoldayız” yazılı Koyuncu’nun çeşitli fotoğraflarını taşıyan sevenleri laz müziğinin en önemli enstrümanlarından olan tulum eşliğinde Galatasaray Meydanı’na doğru yürüyüşe geçti.
Polis, herhangi bir şekilde sessiz yürüyüşe müdahale etmezken, Kazım için yapılan anmayı fark eden çok sayıdaki seveninin de katılımıyla saat 18:20’de Galatasaray Meydanı’na ulaşan Kazım Koyuncu sevenlerinin 50 kişi olarak ulaştı.
Koyuncu’nun yakın arkadaşlarından olan Mehmedali Beşli, burada yaptığı konuşmada, “Kazım’ın kalbinin bir zamanlar attığı mekanda onu andıklarını” belirtti. Beşli, konuşmasını şu şekilde sürdürdü : ” Demokrasiye, herkesin kendi kültürü içinde özgürce yaşadığı yolda yürümeye devam edeceğiz. Kazım’ı unutmayacağız gösterdik. Ve bizden sonra da onun yürüdüğü yolda yürünecek… Kazım’ın yürüdüğü yoldayız ve o yolda yürümeye devam edeceğiz. Burası Kazım’ın kalbinin attığı yerlerden birisi. Burası da kalp atışlarını hissetmiş caddedir. Bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Kazım’a sevgi göstermeye devam edenler sağ olsun. Kazım’ın kendilerinden sonraki kuşaklara aktaracaklar” dedi.
Mehmedali Beşli’nin nin yaptığı kısa konuşmanın ardından, Kazım Koyuncu’nun sevenleri 25 Haziran 2007 Tarihinde Artvin Hopa’da buluşmak üzere sessiz yürüyüşlerine alkışlarla son verdi.( 19.06.2007 )
Geçmiş bir alıntı ;)
Bilun Erkanlı
10-07-2007, 00:35
murat ne diim yine bulup buluşturup harika bişi çıkarmışsın ortaya:)alıntıda olsa güzel olmuş valla paylaşım için çok teşekkürler ve ayrıca ilhan aramıza hoşgeldin!!!!
Bilun Erkanlı
10-07-2007, 00:36
ve ilhan meslektaş olucaz galiba:)
Murat Karaman
10-07-2007, 00:51
LAZCA YAŞADIKÇA YAŞAYACAK ADAM
"KAZIM KOYUNCU"
Ali İhsan Aksamaz
LAZURİ SKİDAŞAKİS NA SKİDASEN K’OÇİ
Lazcadan Çeviren: Tarık A. Kan
Xeladok’aobaten qoropeli mak’itxalepe!
Am st’at’iaşi tema Kazimi iqvasunon. Muşi biografişenti na gi3’vaminonan steri, muşi 3o3ialuri gagnapaşenti nak’otxani metkvale ginç’araminonan.
Ofi3iualuri coxo muşi Kazimi rt’u mara, çkin emus “Dina” vu3’umert’it do eşoti viçinopt’it. Muk dido qoropt’u am coxo.
Maartani farot 1993-şi 3’anas viçineet’i eya am coxoten. Em 3’anaşi Monç’inobas Mbuloba varna X3alas rt’u. Mp’olişi Ak’sarayi coxoni raionis ar ofisis vort’it. Çkin em oras Lazuri k’ult’uraşi oskedinu şeni, şvela na gorups nak’otxani adamiani vort’it
Em ofisik nak’otxani tutaşk’ule, “Ogni” coxoni k’ult’uruli jurnalişi ok’rebule iqvasunt’u. Mk’ule nenaten gi3’vat-na, man eya Lazepeş doloxe viçini. Muk Lazi rt’u mara, muşi k’ala na viçineet’i nak’otxani, megabrepe muşi steri var t’u.
Dinak “Ogni”s mxuci na meçapenpeşi arteri rt’u mara, em p’eriodis na viçini ağnemordalepeşen çkvaneri rt’u. Dido do m3udişi na ğarğalepenpeşen var t’u. Na ğarğalapanpes usimirt’u do eşo k’arta temaşeni noşkeri steri k’oment’ari var ikipt’u. Muk dido var ğarğalapt’u mara, majuranepeşi xonaris quci meçapt’u.
1993 3’anas Turketişi ist’orias dido beciti ar sva uğun; tereşi Yulva do 3’alentuna- yulva t’erit’oriapes dido p’at’i, di3xironi ndğalepes iskidinent’u. Em di3xirişi, na iz’iren sebebi muşi, ar çkva et’nik’uri gurubişi p’olitik’uri do silaxoni ak3iape muşi rt’u. Çkinti em p’eriodis, ar çkva et’nik’uri gurubişi p’olit’ik’uri var mara, k’ult’ura do nena muşişi oskedinu şeni vixandept’it.Çkini şeni eşo k’ai na var ren , fik’irepe na uğunan, illegaluri organi3aipeşi mesajepeti k’aixeşa vognapt’it. Doloxe muşi na pskidurt’it tere şeniti, am tereşi doloxe na skidunan mteli xalk’i şeni dobağine dido p’at’i orape rt’u. Emuşeni mtel orapes na ç’irs steri, em orasti ç’k’uaten ogzalu ç’irt’u. Xususurot em p’eriodis ç’k’ua dido beciti rt’u.
“Ogni”şi ok’oxtalapes, man ar k’ele na ğarğalapanpes vusimint’i majura k’eleti entepeşi tolepes vo3’k’ert’i. Aşopeten guri muşi çkva do p’ici muşi çkva na renanpe oxo3’onuten vibodert’i. Dido k’oçi viçini em p’eriodis, mara Dina muşi k’ala na renanpes var nungapt’u. Emus guri xarxaleri uğut’u. Cumaluri gagnapeten tolepe muşis na o3’k’en mitxanik z’irasunt’u muşi gurişi xali. Dido var, nak’otxani faras bz’iri Dina am ok’oxtalapes. Nak’otxani farasti Taksimişi raionis, İstiklalis bz’iri eya.
Lideri oqopimuti na var unon ar guri uğut’u Dinas. Emo3iaten opşeri ar guri emus na uğut’u do liderepe do lideroba emuk na var qoropt’u, oxovo3’oneet’i. Lazi rt’u, mara ra3ist’i va rt’u, Lazuri nena skidas yado ixandept’u, mara Lazuri nena steri, tereşi majura nenapesti mxuci meçapt’u. Doloxe muşis muk na skidurt’u tereşi 3o3ialuri p’roblemepes k’ap’ula muşi var gyoktapt’u.
Artneri noğas pskidurt’it mara, 1994 3’anaşk’ule var bz’iri Dina. Gazetepe do jurnalepes muk na meçu int’erviu do jurnalest’epeşi noç’arepe p’k’itxupt’i. Eşote amberepe muşi vognapt’i.
Çinoberi do xampa oqopinu şeni çkvalepe steri, Lazobati, Lazuri nenati var ixmaru. Ti- muşi moşletinuşi derdi var zdipt’u. Emus xolosoni ”megabrepe” uqount’u mt’erişen mt’eri. Edo emuşi skidala şeni çkvalapes ambari meçapt’es. Muk eşo p’at’i sakvarepe ikips yado. Na ok’ovik’atit orapes, mitxani şeni p’ici muşişen p’at’i nena var vogni. Mitxanişenti, mitxani şeni p’at’i nena na tku yadoti var vogni.
Dido ginz’e oraten megabroba var miğut’u muşi k’ala mara, dido k’ap’et’i guri emus na uğut’u, miçkin. Ti-muşi k’ala na rt’u orasti, k’onserepes xalk’i k’ala na rt’u orasti xvala rt’u.
Muk xvala rt’u. Musik’osi rt’u muk. Namisoni k’oçi rt’u, çkini Dina. Man aşo viçini Dina
Musik’a dido beciti ren Dina şeni. Geç’k’apuroni doguronişi maanşani k’lasis mandolini gelaçapt’een.
Dina 1972 3’anas Xopas dibadeen. Geç’k’apuroni doguroni do liseti Xopas ik’itxeen. Universit’et’is ok’itxuşeniti 1989 3’anas Mp’olişa ideen. Edo Mp’olişi Universit’et’işi P’olit’ik’uri Çkinapeşi Fak’ult’etişi mamgurepeşen arteri iqveen mara, p’olitik’uri sebebepeten doguroni muşi naşkveen.
1990 3’anas, “Dromşinoba Xeşnoxvene Atelye”s oxandus kogyoçk’een. 1991 3’anas Ali Elveri coxoni megabre muşi k’ala artot “Var İçoden” coxoni musik’uri k’erk’eli dok’odeen. Artneri 3’anas Amdroşi art’istepeşi nostere “Faşizmaşi Şkurina do Muşi Umutelebo” coxoni p’iesaşi muzik’ape muşi duxveneen Dinak. Am k’erk’elişik artiti albumi doqveen, “Empulapeşi Bulvari” coxoni.
1993 3’anas, Dinak xolosoni megabre muşi Sarigina do majuranepe k’ala arto “Zuğaşi Berepe” coxoni musik’uri k’erk’eli dok’odeen. Am musik’uri k’erk’elis , “Ogni” coxoni jurnalişkule dido beciti çk’onepeşen arteri ren. “Zuğaşi Berepe”şi 1995 3’anas na gamiğu maartani albumişi coxo “ Va Mişkunan” rt’u. Am musik’uri k’erk’eşi albumepeşi coxope eşo ren: “İgzas” do “Bruxell Live”. Murenki “Zuğaşi Berepe”k 1999 3’anas kogoşibğu. Emuşk’ule Dinas çkva p’roget’epes rolepe dvaqu. Dinak solo albumepe oxvenuşi şeni oxandus kogyoç’k’u.
Dinak Xopas skidurtaşi Lazoba k’ala mutu derdi var zdipt’u mara, muk Mp’olişa moxtaşi Lazuri nenaşi becitoba oxo3’onus kogyoç’k’u. Edo emuşeni mutxanepe oxvenuşi derdi uğut’u emus. Genç’areli mogapu noğira muşi va rt’u, Lazuri nenaten musik’a oxvenuşi sebebi muşi varti geç’areli varti çinoberoba rt’u.
Dinak guri mutepeşis Lazuri nenaşi oskedinu şeni ç’vini na uğunanpe k’ala rt’uşi, entepes mxuci meçu. Edo entepekti am k’olekt’iuri sakvaris, emus mxuci meçes.
Am p’unkt’is Dina musik’osi, Uçamzoğaşi bere do revolu3ioneri rt’u. Muxalifepeşis mxuci meçapt’u muk edo entepeşi xonarepeşen arteri iqu.
Dinas dido mskva xonari uğut’u. Muxalifi rt’u. Dina “p’op’uluri k’ultura”şi obje var rt’u. Birabape muşi k’ala na idelept’es şilyapeten masiminalepe, xayranepe uqonut’u Dinas. Dina şeni musik’uri p’iasaşi lordepeti idelept’es. Dinaşi upişen geç’areli mogapu şeni idelept’es.
Dinak “Gulbeyaz” do “Sultan Makami” coxoni t’elevizuri serialepeşi musik’epe qu. Emutenti mtel Turketik Dinaşi coxo ognu. P’op’uluri art’istepeşen arteri iqu. Aya rt’u muşi miladi. Çinoberi rt’u. Eşo ptkvat-na, aşo ptkvat-na, Dinak a3’i ar çkva gzaten idasunt’u. Açkva p’op’uluri rt’u. Dinaşi upişen geç’areli mogapu na unonanpe dido didi menceli uğut’es p’resaşi sperosti. Aşopeten magazinuri p’resak Dinaşi ambarepe meçapt’u karta ndğas.
Dina dizabunu. Zabunoba muşi k’anseri na rt’u oxoi3’onu. Am p’at’i zabunobaşen moşletinu do ok’aru şeni, k’emot’erap’i eçopuşeni oxzabunepeşa ulurt’u. Çodinuri ndğaşa imendi uğut’u. Edo k’abğa uğut’u Dinas k’arta ubedoba k’ala.
“Dina, cuma; si Lazuri nena şeni skidi! Açkva 3aşa ext’i. Si Lazuri nenaten skidaginon. Lazuri nena skidaşakis siti skidaginon.
Mu k’ap’et’i şuri na giğut’i, man k’ai miçkin. Skidala skanis xvala rt’i mara, na skidasunon Lazuri nenaten; si, na ğurespe çkini do çkin a3’i na skidunanpe arto viqvatminonan. Mp’oli.( 06. 07. 2005)”
************************************************** **********
Sağlık ve mutluluk ile sevgili okuyucular!
Bu makalenin konusu Kazım Koyuncu olacak. Size, biyografisinden söz edeceğim ve onun sosyal konulara ilişkin anlayışından da birkaç kelime yazacağım.
Resmî adı Kazım idi ama, biz O’na Dina diyorduk ve öyle tanıyorduk. O, bu adı çok seviyordu.
İlk defa olarak 1993 yılında tanıdım onu , bu adla.
O yıl, Haziran veya Temmuz ayı idi. İstanbul’da Aksaray semtinde bir büroda oturuyorduk. Biz, Laz Kültürünü yaşatmak için bir yol arayan birkaç kişiydik o zamanlar.
O ofis, birkaç ay sonra, “Ogni” adlı kültürel derginin merkezi olacaktı. Kısaca söylersek, ben onu Lazların içinde tanıdım. Kendisi Laz idi, ancak onun yanında tanıdığım birkaç arkadaşı gibi değildi.
Dina, “Ogni”ye destek verenlerden biriydi. O dönemde tanıdığım gençlerden farklıydı Çok ve boşuna konuşanlardan değildi. Konuşanları dinliyordu ve öyle her konu için kömür misali yorum yapmıyordu. Çok konuşmuyordu ama, diğerlerinin sesine kulak veriyordu.
1993 yılının Türkiye tarihinde çok önemli bir yeri var; ülkenin Doğu ve Güney-doğu’sundaki bölgelerde çok kötü, kanlı günler yaşanıyordu. Kanın görünen sebebi, bir etnik grubun politik ve silahlı faaliyetleriydi. Biz de bu dönemde, bir başka grubun politik değil ama,kültür ve dilinin yaşaması için çalışıyorduk. Bizim için iyi olmayan fikirlere sahip olanların mesajlarını iyi algılıyorduk İçinde yaşadığımız ülke için, bu ülkede yaşayan bütün insanlar için kötü günlerdi.
Bunun için her zaman gerektiği gibi, o zaman da akıl ile yol almak gerekiyordu. Özellikle o dönemde akıl çok önemliydi.
“Ogni” toplantılarında ben bir taraftan konuşanları dinliyor, öte yandan da onların gözlerine bakıyordum.
Böylelikle yüreği farklı, ağzı farklı olanın kim olduğuyla meşguldüm. O dönemde çok insan tanıdım ancak, Dina yayındakilere benzemiyordu. Kardeş içtenliği ile gözlerine bakan herhangi bir kimse, onun yüreğinin durumunu anlayacaktı.
Çok değil, birkaç defa gördüm Dina’yı o toplantılarda.
Birkaç defa da Taksim’de, İstiklal Caddesinde gördüm O’nu.
Lider olmak istemeyen bir yürek vardı Dina’da.
Duygu ile yüklü bir yüreği olduğunu ve liderleri de, liderliği de sevmediğini anlamıştım. Laz idi, ancak ırkçı değildi.
Lazcanın yaşaması için çalışıyordu ancak, Lazca gibi diğer dillerin de yaşaması için destek veriyordu.
İçinde yaşadığı ülkenin sorunlarına sırtını dönmüyordu.
Aynı kentte yaşıyorduk ancak, 1994 yılından sonra Dina’yı görmedim. Gazete ve dergilere verdiği röportajları ve gazetecilerin onun hakkında yazdıklarını okuyordum. Böylece haberlerini alıyordum.
Meşhur ve zengin olmak için, başkaları gibi Lazlığı da, Lazca’yı da kullanmadı. Kendisini kurtarmanın derdini çekmiyordu. Yakın “arkadaşlar”ı, düşmandan düşman. onun yaşantısına ilişkin olarak, başkalarına bilgi veriyorlardı O, şöyle kötü işler yapıyor diye. Bir araya gelme imkanımız olduğu zamanlarda, ağzından kimse için tek bir kötü söz duymadım. Kimseden de, kimse için kötü söz söyledi diye de duymadım.
Onunla çok uzun arkadaşlığım olmadı ancak, ne kadar sağlam yüreğinin olduğunu biliyorum. Tek başına olduğu zaman da, konserlerde halk ile olduğu zamanlarda da yalnızdı.
Yalnızdı. Müzisyendi. Namuslu adamdı. Ben Dina’yı böyle tanıdım.
Müzik, Dina için çok önemliydi. İlkokulun altıncı sınıfında mandolin çalıyormuş.
Dina 1972 yılnda Hopa’da doğmuş. İlköğretimi ve Lise’yi Hopa’da okumuş. Üniversite’de okumak için İstanbul’a gitmiş. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin öğrencilerinden biri olmuş, ancak politik sebeplerden okulunu bırakmış.
1990 yılında, “Çağdaş Sanat Atelyesi”nde çalışmaya başlamış.
1991 yılında Ali Elveri adlı arkadaşıyla birlikte “Dinmeyen” adlı müzik grubunu kurmuş. Aynı yıl, “Çağdaş sanatçılar”ın oynadığı “Faşizmin Korku ve Sefaleti” adlı piyesin müziğini yapmış. Bu grup, “Sisler Bulvar” adlı bir de albüm yapmış.
1993’te yakın arkadaşı Sarigina ve diğerleriyle birlikte “Zuğaşi Berepe” adlı müzik grubunu kurdu.
Bu müzik grubu, “Ogni” adlı dergiden sonra Laz kültürü için çok önemli bir barınak oldu. “Zuğaşi Berepe”nin 1995 yılında çıkardığı ilk albümün adı “Va Mişkunan”dır. Bu müzik grubuna ait diğer albümlerin adları da şunlardır.” İgzas” do “Bruxell Live”. “Zuğaşi Berepe”, 1999’da dağıldı. Bundan sonra Dina başka projelerde rol aldı. Dina, solo albümler yapmaya başladı.
Dina, Hopa’da yaşıyorken, Lazlık ile bir derdi yoktu, ancak İstanbul’a gelince Lazcanın önemini anlamaya başladı. Bir şeyler yapmanın derdindeydi. Para kazanma amacı yoktu. Lazca müzik yapmak istemesinin sebebi ne para ne de ün idi.
Dina, Lazcanın yaşaması için yürekleri acı çekenler ile birlikteyken onlara destek verdi. Onlar da, bu kolektif çalışmada ona destek verdiler.
Bu noktada Dina; müzisyen, Karadeniz’in çocuğu ve bir devrimcidir. Muhaliflere destek veriyordu, onların seslerinden bir tanesiydi.
Dina’nın güzel sesi vardı. Muhalifti. “Popüler Kültür”ün objesi değildi. Şarkılarıyla binlerce dinleyici çılgına dönüyordu. Dina için, müzik piyasasının lordları da çılgına dönüyordu. Dina’nın terinden para kazanmak için çılgına dönüyorlardı.
Dina, “Gülbeyaz” ve “Sultan Makamı” adlı televizyon dizileri için müzikler yaptı. Bütün Türkiye, Dina’nın adını duydu. Popüler sanatçılardan biri oldu. Bu, O’nun miladı idi. Meşhurdu. Dina, şimdi başka bir yolu izleyecekti. Artık popüler idi. Dina’nın terinden para kazanmak isteyenler, basın alanında da büyük güce sahiptiler. Böylece magazin basın her gün Dina’nın haberlerini vermeye başladı
Dina hastalandı. Hastalığının kanser olduğu anlaşıldı. Bu kötü hastalıktan kurtulmak için, iyileşmek için, kemoterapi için hastanelere gidiyordu. Son güne kadar ümidi vardı. Kavgası vardı kötülük ile.
“Dina, kardeş; sen Lazca için yaşadın! Artık göğe erdin. Lazca ile yaşayacaksın. Lazca yaşadığı sürece sen de yaşayacaksın. Ne sağlam bir yüreğin olduğunu ben biliyorum. Yaşamında yalnızdın ancak, yaşayacak olan Lazca ile; sen, ölenlerimiz ve biz, şimdi yaşayanlar birlikte olacağız.
İstanbul (06.07.2005)
Güzel bi yazı daha.Teşekkürü benden çok,yazanlar hak ediyor.Sağolsunlar..İlhan hoşgeldin aramıza.
İlhan Gül
10-07-2007, 18:04
murat ne diim yine bulup buluşturup harika bişi çıkarmışsın ortaya:)alıntıda olsa güzel olmuş valla paylaşım için çok teşekkürler ve ayrıca ilhan aramıza hoşgeldin!!!!
hosbuldukk..
Murat Karaman
10-07-2007, 19:31
25 Haziran 2007 Ank.Yüksel Cad. Anma Fotoğrafları
http://img238.imageshack.us/img238/5290/69178073vo6.jpg
http://img503.imageshack.us/img503/1470/81793071ee4.jpg
http://img238.imageshack.us/img238/107/52992643mm4.jpg
http://img238.imageshack.us/img238/9544/40787768hr5.jpg
http://img238.imageshack.us/img238/6432/85307513lt8.jpg
http://img518.imageshack.us/img518/7995/d1jj5.jpg
http://img238.imageshack.us/img238/471/84167401mm8.jpg
http://img299.imageshack.us/img299/9184/56423859tr3.jpg
http://img172.imageshack.us/img172/3637/50749678gr6.jpg
http://img299.imageshack.us/img299/9894/29335254sz0.jpg
Alıntıdır..
Murat Karaman
12-07-2007, 14:39
http://img167.imageshack.us/img167/9646/5llck2.jpg
Murat Karaman
20-07-2007, 18:21
25 Haziran 2005 tarihinde yitirdiğimiz Kazım KOYUNCU nun aramızdan genç yaşta ayrılması, gerek müzik çevresini,gerek sevenlerini son derece üzmüştür.
Kazım ın ölümü üzerine, Karadenizlisinden Egelisine,Doğulusundan Trakyalısına,gencinden yaşlısına,spor adamından, politikacısına, köylüsünden, işçisine ve memuruna kadar büyük bir kesimi son derece etkileyen bu olay nasıl açıklanabilir?Kazım ın arkasında büyük bir medya grubu mu vardı da?insanlar bu kadar etkilendi.Yoksa müzik dünyasında büyük para babalarına mı sırtını dayamıştı?
Hayır bunlar ve bunlara benzer hiçbir güç yoktu
Kazım ın arkasında.Kazım ın müzik çalışmaları başlangıcı sürecinde,onun değerine ve başarılı çalışmalarına ulusal düzeyde sadece bir iki ulusal basın yer vermişti .Oysa O insanlarımızın kalbine ve benliklerine taht kurmuştu.Kazım peki bunu nasıl başarmıştı?Yoksa O nun elinde sihirli bir değnek mi vardı?İşte Kazım ı anlamayanlar ve Kazım ı anlayamacaklar hiçbir zaman.Çünkü O yıllarca çeyiz sandıklarında kalmış eski çeyizlerin,dantellerin,iğne oyalarının sandıktan çıkarılmasını başarmıştı.
Kazım Otantik,yerel halk müziğini,ulusal ve evrensel bir boyutta yorumlayarak insanlarımızın diline sunmuştu.O unutulmaya yüz tutmuş,ninelerimizin,dedelerimizin anne ve babalarımızı büyütürken söyledikleri ninnileri,Balıkçılarımızın balıklarını çekerken söyledikleri heyalesaları, siya siyaları ,sevdiklerimizin ölümlerinde yakılan ağıtları,bahçede çalışırken imecelerde söylenen Heyamolaları ,düğünlerimizde oynanan vahahayları ,kısaca otantik olan ne varsa onları gün yüzüne çıkarıp,yorumlayıp geçmişten gelen bu güzel değerlerimizi bizlerin kültür sofrasına sunmuştur.
İşte Kazım bu nedenle büyük bir değerdir.Kazım bu nedenle evrensel bir değerdir.Kazım bu yüzden insanlarımızın gönül bahçesinde taht kurmuştur.Peki biz bu evrensel değeri ne yaptık.O na yakışan bir tavır ve tutum sergiledik mi?İşte ne yazık ki bu soruya olumlu bir yanıt veremiyoruz.
Biz Kazım ı kendi basit siyasi çıkarlarımıza alet etmeye çalıştık.O nun adını dilimize dolayarak yok şuraya adını verelim teraneleri vurarak,yok çeşitli toplantılarda şuraya O nun adını biz vermek istiyoruz,siz vermek istemiyorsunuz şeklinde kısır döngüler yaratarak,basit çıkar ve rant kavgaları içerisinde O nun büyüklüğü altında ezildik.O nun değerini anlamayan çıkarcı,rantçı insanlar Kazım a sahiplenmek istediler.
Oysa Kazım ülkemizde milyonlarca insan tarafından sevildi ve sahiplenildi.Kazım ın sahte sevgilere ve sahte sahiplenmelere hiçbir zaman ihtiyacı yoktur.O Ülkemizin bir değeridir.O müzik anlayışıyla, söylemleriyle, duruşuyla, yaptıklarıyla milyonların kalbinde taht kurmuştur.O halkımızın dilinden düşmeyen bülbülüdür.
Yazar Hasan AZAKLI
Güzel bi yazı daha ;)
Murat Karaman
13-08-2007, 17:18
Viya Koyuncu
Yaşar SÖKMENSÜER
"BİR sevgi yaratmak ya da olan sevgiyi büyütmek lazım.
Bunun için şarkı söylüyorum."
Kemoterapi yok etmiş uzun saçlarını, sakallarını.
Ama söylüyor hala türküsünü.
Esprilerini de yitirmeden:
"Ha konser, ha kanser" diyor gülümseyerek.
* * *
Kazım Koyuncu.
İki yıl olmuş gideli.
Bir çok genç Karadeniz türkülerini onunla tanıdı, sevdi.
Bazen kavuşamayan iki sevgilide:
"İn dereye dereye, al dereden taşları
Geçti bizden sevdalım, al cebimden saçları."
Bazen ayrılığın senfonisi oldu:
"Gerdiğin tel kalbimde kırılmadı /Gönülkuşu şarkıdan yorulmadı /Bana kimse sen gibi sarılmadı /Işığımız sönmeden gidiyorum (...)
İşte gidiyorum /Bir şey almadan /Bir şey vermeden /Yol ayrılmış, görmeden gidiyorum."
* * *
Divane Aşık Gibi'yi dinledim dün yine.
Erkan Oğur'un yorumuyla.
Bazı Karadeniz türkülerinin nakaratında son hecenin söylenmeyip, son kelimenin yarım kalması geçti aklımdan.
"Kız senin sebebine kaldım İstanbullarda, kaldım İstanbu..." gibi.
Gülümsedim.
Bu yarım kalma durumunun hikayesini duymuştum.
Belki şehir efsanesi.
Türkülerin son dizelerinin yarım kalması, coğrafyadanmış.
Karadeniz dik yokuşlu, dağlık tepeliktir ya.
Sırtındaki çay, fındık çuvalını türkü söyleyerek taşıyan Karadenizlinin son dizeye soluğu yetmezmiş.
Eh, tezcanlılık da var...
O kelimeyi yarım bırakıp, geçermiş öbür dizeye.
Koyuncu gibi.
"Rüzgarla yarışırken, koşamaz olan"...
Sonra soluklanamayan.
Koyuncu, "Yüksek dağın kuşuyum da /Selviye konacağım" dedi.
Kondu.
Viya...
Kaynak: 28 Haziran2007 / Hürriyet
Uzun zamandır boş kaldı buralar,ihmal etmeyelim ;)
Bilun Erkanlı
13-08-2007, 22:15
murat yaşıyomuyduk yaa?gerçekten çok uzun zaman olmuşş unuttuk!!!!!sen de olmasan battık gitti....paylaşım için teşekkürler...
Bilun Erkanlı
13-08-2007, 22:48
Kazım Koyuncu - Röportaj
Kenarda kalanların sesiyim!
http://www.paponi.com/kk/fotograf/kazim_koyuncu_080.jpg
NEDEN?
Müziğiyle, duruşuyla Karadeniz'in hırçın ve duygusal çocuğu Kazım Koyuncu ile söyleşi yapmadan önce heyecanlıydım. O, bizim sesimiz, isyanımız, ruhumuzdu adeta. Memleketimin sorunlarını, kimselere yaranmadan yüreklice dile getiriyordu. En son Çernobil olayının etkilerini anlatmak için ortalıktaydı. Nereden bilecekti Çernobil'in bir kurbanının da kendisi olduğunu? Kansere yakalanmıştı. Hastalığını anlatırken gülümsüyordu. Şaşkınlıkla, kabullenmişlik aynı anda yüzüne yansıyordu. Ve belliydi bu hastalığı yeneceği. O hırçın Karedeniz, evlatlarına direnme gücünü de vermişti çünkü. Ve haylaranları; milyonlar ona sevgisini veriyordu. En son KTÜ'de verdiği konser o büyük sevginin ispatıydı. Salonu dolduran yürekli canlar, hüzünle harmanladıkları coşkularıyla Kazım'a güç verdiler. O başaracak; daha çok horon tepeceğiz, daha çok ağlayacağız sevdalarımız için...Kazım sahneden inmeyecek....
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti'nin bu süreçte size ödül vermesini nasıl karşıladınız? Trabzon sizin memleketiniz sayılır neler hissettiniz?
Kazım KOYUNCU : Bir kere buradan, Karadeniz'den ödüllendirilmek çok güzel bir şeydir. Karadenizliler pek kolay kimseyi ödüllendirmezler. İkincisi gazetecilerin böyle bir şeyi yapıyor olması beni daha da fazla mutlu eden bir durum oldu. Açıkçası çok mutlu oldum. Çokta böyle seyahat yapma zamanları değildi bu zamanlar. Memlekete gelmek iyi olacaktı ama böyle bir şey olmasaydı gelemeyecektim. Biraz gücümü toparlayıp geldim. Benim için çok önemli bir ödül...
Tüm Karadeniz, hatta tüm Türkiye, bu hastalığınızı öğrendiğinde çok üzüldü. Siz neler hissettiniz?
Kazım KOYUNCU : Hala tam olarak bir şeyler hissedilmiş değilim (gülüşmeler) hastalık ilginç bir şey...çokta bir şey hissetmiyorum. Sadece son bir yıldır kanserle ilgili bir takım etkinliklere katıldım. Yaklaşık bir yıl sonra da kendim kanser oldum. Tuhaf bir tesadüf bu...
İstanbul'da Trabzon derneklerinin başlattığı etkinliklerden söz ediyorsunuz değil mi?
Kazım KOYUNCU : Trabzon derneklerinin Çernobil'le ilgili kampanyası geçen yıl başladığında basın açıklamasında ben de vardım. Ondan sonra başka bir iki etkinlik vs derken başımıza böyle bir şey geldi...bilmiyorum...çok yadırganacak bir şey de değil herkesin başına gelebilecek bir şey. Mücadele etmek lazım...
Kaş yaşındasınız?
Kazım KOYUNCU : 33
Bizim yaş gurubumuz bundan daha fazla etkileniyor diyorlar. Çernobil olayı olduğunda burada mıydınız?
Kazım KOYUNCU : Çernobil olayında buradaydım ben. Memleketten 1989'da ayrıldım....
Mücadeleniz sürecek mi? Bu konunun sürekli gündemde tutulması lazım. Bu bölgede kanser vakalarındaki artışı görüyoruz ama insanlar pek de üzerine gitmiyor gibi...
Kazım KOYUNCU : Şimdi şimdi bir şeyler yapılıyor. Özellikle Trabzon derneklerinin yaptığı faaliyetler, sonuçları ne olursa olsun; bir çok şeyi başarabilirler, başaramayabilirler de ama böyle bir toplumsal meselenin üstüne gidilebilmesi noktasında çok ciddi çalışmalar diye düşünüyorum. Şimdi öfke çok doğal bir durum. Ben de bazen öfkeleniyorum. Yalnızca kendi üzerimden değil genel olarak; Çernobil, sahil yolu katliamları vs...ama öfkeden başka şeylere ihtiyacımız var. Birilerini organize etmek, bir şeyleri harekete geçirmek lazım. Bu anlamda sivil toplum örgütlerine çok önemli görevler düşüyor. Özellikle Karadeniz'de...her ne kadar bilim çevreleri Karadeniz'de çok ciddi bir kanser artışının istatistikti olarak olmadığını söylese de..
Moraliniz nasıl? Bu hastalıkta moral çok önemli diyorlar...
Kazım KOYUNCU : Ben o morali çok anlayabilmiş değilim. Moral nedir? Yani...genelde iyi oluyor. Bazen işler iyi gitmiyor. Çok fazla bir yerlerinize ağrı geldiği zaman moraliniz bozuluyor vs... ama genel olarak moralim iyi...iyiyim yani...
Bu arada ailenin durumu da önemli. Bir röportajınızı okudum. Babanız Cumhuriyet Gazetesi okuyormuş...hastalığınızı oradan öğrensin istemişsiniz. Sahiden böyle mi oldu?
Kazım KOYUNCU : Çok yumuşak hatları ile biliyordu. Ancak gazeteden daha net öğrendi.
Tepkisi nasıl oldu?
Kazım KOYUNCU : Onun tepkisi beni korumaya, benim üzülmememe yönelik, soğuk kanlı bir hali vardı.
Güç verdi...
Kazım KOYUNCU : O da küçük bir kanser süreci yaşadı. Mesane kanseri yaşadı. Onu atlattık. Yılda bir kontrollere gidiyor. Aslında kanserin büyük bir korku olduğunu biliyor ama bu kadar da korkmamak gerektiğini o da biliyor. Ben de aynı şeyleri düşünürdüm. Çok korkardım ben kanserden ama sonuçta işin içine girince, başına gelince insanın korkudan başka şeylere ihtiyacın oluyor. Daha çok cesarete, daha çok bilgiye ve güce ihtiyacı oluyor. Böyle olunca korku ya da ölüm korkusu gelmiyor insanın aklına...bazen düşünüyorsun da ölümü her zaman düşünmek lazım...
Bu durum müziğinize yansıdı mı?
Kazım KOYUNCU : Müzik devam ediyor. Müzik olmasa olmazdı...mesela şimdi beni buraya getiren şey bu ödül ve yarın vereceğim konser. Beni çok heyecanlandıran şeyler. Aldığım iki kemoterapiden çok daha etkili...
Ve size büyük bir ilgi var...ben radyoda program yapıyorum oradan gözleme imkanım oluyor. Şarkılarınız sürekli isteniyor. Sizi soruyorlar, bilgi aktarmamızı istiyorlar. Bu da son iki üç yıldır arttı sanırım...sizi Zuğaşi Berepe'den bu yana takip ediyorum ama Gülbayaz dizisinin etkisi mi oldu? Ne dersiniz?
Kazım KOYUNCU : Gülbeyaz'ın çok büyük etkisi oldu. Gülbeyaz'dan sonra zaten popüler bir halk sanatçısı olma yolunda ilerledim... (gülüşmeler)
Ama çizginiz popülerleşmedi...
Kazım KOYUNCU : Elbette, Gülbeyaz bir şeylere sebep oldu ama burada hiç mütevazı davranmayacağım. Kimsenin de -ki burada yalnızca sanatçılardan söz etmiyorum- yaratamayacağı bir sevgi süreci yarattığımızı düşünüyorum son bir iki yıldır...bu, yalnızca Gülbeyaz'la falan açıklanacak şeyler değil...yaptığımız konserler, kurduğumuzu ilişkiler, hayatta genel olarak yaptığımız işler, bizi seyirciyle, dinleyenle yan yana getirdi ve şimdi korkunç bir bağ var aramızda. Çok farklı kesimden, çok farklı düşünceden insanlarla çok enteresan, ortak bir çok noktada buluşabiliyor bizi sevenler. Bu anlamda kendimi çok şanslı ve şansız hissediyorum. Bu kadar büyük bir güzelliğin içerisinde tam böyle bir yoğunluğun içerisinde o kadar insanı üzüyor olmakta bir taraftan beni ekstradan üzen bir durum...ama bu kadar popüler kültürden uzak durup bu kadar da seviliyor olmakta başka bir güç veriyor açıkçası... Ben gerçek hayatın içerisinde o sevgi ilişkisini yakalayabilmiş az sayıdaki sanatçıdan biriyim. Keşke daha fazla olsa..
Umarım çıkacak. Bu toprak verimli bir toprak. Onu iyi işlemek önemli...bu arada benim dikkatimi çeken bir isim var Umay Umay. Birgün Gazetesi'nde sizinle ilgili bir çok yazı yazdı. O da Trabzonlu...
Kazım KOYUNCU : Burada şimdi...
Öyle mi...sizi yalnız bırakmıyor, destekliyor anlaşılan...
Kazım KOYUNCU : Umay, bir gün benim ilk albüm çıktığı zaman yolda yürüyor bir şarkı duyuyor. Kalbi acıyor. Güliç gibi isimli şarkı. Şarkıyı zaten onun albümünde de birlikte söylüyoruz. Şarkının sonunda da söylüyor zaten; 'Bir gün yolda yürüyordum. Bir şarkı duydum kalbim acıdı.' Ondan sonra Umay'la müzik üzerine kurduğumuz ama bütün hayatı da bir şekilde ilgilendiren çok enteresan bir dostluğumuz başladı. Hele özellikle hasta olduktan sonra anladım ki illa yanımda olması gereken biriymiş çünkü o gerçek bir sanatçı... belki albüm yapabilir, yapmayabilir, adı duyulabilir duyulmayabilir ama... O gerçek bir sanatçı.
Zuğaşi Berepe'den söz edelim biraz. Sanırım 96'lı yıllardı. Üniversite camiasında tanınmaya başlamıştınız. Rock tınıları o albümlerde ön plandaydı. O süreçte neler yaşadınız? Çünkü Lazca söylediniz. İnsanlar, Laz kültüründen habersizdi. Sizin çıkışınızla ilgi çekmeye başladı...
Kazım KOYUNCU : İki şey vardı. Birincisi bizler çok genç çocuklardık. Rockçıydık. Aslında dışarıdan bakıldığında büyük sorumluluklar taşımayacak, oldukça bireysel durumlarına, kendi hallerine düşkün gençlerdik. Bu da doğaldı. Ama çok da öyle değildi (gülüyor) Korkunç sorumlulukları da içinde barındıran tuhaf gençlerdik. Türkiye'de 89 döneminde böyle gençler vardı. Ben öyle bir çocuktum mesela, serseri, uzun saçlı, küpeli memleketten gelmiş öyle bir çocuktum ama bir taraftan halkımın sorunları, siyaset vs...biz tam o dönemde böyle bir müziğe başladık. Hem Rockçıydık hem de halkın sorunlarına duyarlı gençlerdik..
Rock müziğinin özünde de o var değil mi?
Kazım KOYUNCU : Artık yok öyle şeyler...eskiden öyle şeyler söylüyorlardı. Şimdi hikaye oldu. Bizde o vardı. Kendi bireysel özgürlüklerine çok düşkün gençler hem de mesela Lazca'nın yok olmasından çok büyük rahatsızlık duyan, o kültürün yok olmasını istemeyen insanlardık... Kenarda kalanların sesi olduk. Hala da öyleyim.
Sonra solo albümler çıkmaya başladı. Rock'tan otantik bir yapıya kaydınız....
Kazım KOYUNCU : Aslında Zuğaşi Berepe'nin son dönemlerinde tartıştığımız, konuştuğumuz bir şey vardı. Daha otantik bir çalışmaya yönelmek istemiştik... Ama bunu yapamadan gurup dağıldı. Ben çok da içime sinmeyen bir birinci albüm yaptım. Askere gidiyordum. Bedelli hikayeleri filan...bir an önce o işi halletmem lazımdı. Yarım yamalak bir albüm çıktı. Tam da istediğim gibi olmadı. Fakat içimdeki zaten o eski rock ateşi biraz müzikal olarak sönmüştü. Sonra işte öyle çalışmalar geldi. İkinci albüm yine elektrik gitarın, akustik gitarın ağırlık kazandığı bir çalışma oldu. Çok otantik değil çok da modern değil. Arada bir yerde. Ama ikinci albüm daha beni anlatan bir şey...
Sizin albümlerinizde şöyle bir şey var ki beni çok etkiliyor. Hüzünlü şarkılarda yüreğimiz acırken hareketli parçalarda coşkuya kapılıyoruz. Bu herkesin yapabileceği bir şey değil...her iki türü de muhteşem yorumluyorsunuz
Kazım KOYUNCU : Teşekkür ederim. Burada, Karadeniz'de olan bir şey bu aslında. Bizde, duygular radikal..
Uçlarda yaşıyoruz...
Kazım KOYUNCU : Bu o kadar güzel bir şey ki. Bence Karadeniz ,Türkiye'nin en talihsiz bölgesi. İçine en fazla edilen bölgesi...doğasına bir sürü şeyine...kültürel yapısı itibariyle, kültürel agresifliği itibariyle, çok enteresan kişilikleri itibariyle çok özel bir yer. Buradan çok acayip hayatlar, buradan çok ilginç hikayeler...her şey çıkabiliyor...fakat işte bu benim müziğime de böyle yansıyor. Aşk varsa Karadeniz'de sonuna kadar vardır. Cinayet sebebi bile olabilir. Bunu olumlamak için söylemiyorum asla. Ama horon varsa ölene kadar da horon olabilir. Heyelan gibi bir yerdir burası. O yüzden Karadeniz, masalsı acayip tuhaf bir yer. Ve müziği yaparken çok şanslısınız. Sadece bazı şeylerden arınarak müzik yapmak gerekiyor. Ben bunu tam yapabildiğimi düşünmüyorum ama bunun için hazır olduğumu düşündüğüm bir süreçtir bu süreç...
Nereye doğru evrilecek?
Kazım KOYUNCU : Kendim biraz yorum yapmayı düşünüyorum artık. Karadeniz'e kendimi biraz daha katıp, kendi rüyalarımla burayı biraz daha birleştirmeyi düşünüyorum. Çokta kopamıyorum. Fakat teknik olarak kendimi kısıtlamıyorum. Enstrümanlar bağlamında, tulum kemençe benim için çok önemli ama trompette olabilir. Klarneti de çok severim. Şunu anladım ki önemli olan ses. O sesi çıkarmak için de çok temiz düşünmek, güzel rüyalar görmek lazım...
Çok temiz düşünüyorsunuz belli halinizden. Dediniz ya bir sevgi seli oluştu. Bunu herkes söyler, sıradan bir söz gibidir. Ama burada yaşıyoruz bunu...
Kazım KOYUNCU : Teşekkür ederim... Bir şarkının gerçekten güzel olması lazım. Onun 'olması' lazım. Kimseye göre değil ama. Aklında, hayalinde bir şeyi hakketmesi lazım. Ortaya bir şarkı çıkıyorsa onun hayatta bir şeyi karşılaması gerekiyor. Buna inandığın zaman bunu yaptığın zaman da insanlarda karşılık buluyor...
Radyoda Düşler Ülkesi diye bir program yapıyorum. Düşler Ülkesi'ni dinleyenler Trabzon'un yaramaz çocukları. O yaramaz çocuklara ne dersiniz...?
Kazım KOYUNCU : Oh... o kadar güzel dedin ki 'yaramaz çocuklar' deyince...benim kardeşlerim yani...yaramazlıklara devam etmek lazım. Hayat başka güzel olmuyor. Hayatta yerinde durmamak, muhalif olmak, hep karşı çıkmak gerekiyor. Genellikle güzellikleri oradan buluyoruz. Ve genellikle o güzellikleri karşı çıkanlar değil, karşı çıkmayanlar yaşıyor sonra...(gülüşmeler) fakat eninde sonunda anlıyorlar. Bundan beş sene önce Viya albümüm yayınlandı. Sanki gazete çıkarıyormuşum gibi sahil yolu projesinden söz ettim orada. İnsan albümünde sahil yolunu yazar mı? Ama yazmak zorundaydım. Çok gücüme gidiyordu. Kimse bir şey söylemiyordu. Ben de memlekete geldiğim zaman çok sinirlerim geriliyordu. Onu yazdım. 5 sene sonra sahil yolu bitti. İnsanlar sahilimiz yok oldu diyorlar. O dönemde çok kızıyordu insanlar. Akrabalarımız bile kızıyordu. Ama o yaramazlığımdan gurur duyuyorum. Ya da başka bir şey...Fırtına Deresi için de öyle. Bunlar olmasa bu hayat çekilmezmiş. Bu yüzden yaramazlığa devam edeceğiz. Merak etmesinler yanlarındayım...
Kaynak: KaradenizHaber
http://forum.zoque.net/images2/statusicon/user_offline.gif
Murat Karaman
14-08-2007, 18:53
http://img468.imageshack.us/img468/2120/spa0856gz6.th.jpg (http://img468.imageshack.us/my.php?image=spa0856gz6.jpg)
http://img161.imageshack.us/img161/5888/spa0857sj9.th.jpg (http://img161.imageshack.us/my.php?image=spa0857sj9.jpg)
http://img161.imageshack.us/img161/441/spa0858qb6.th.jpg (http://img161.imageshack.us/my.php?image=spa0858qb6.jpg)
http://img402.imageshack.us/img402/1953/spa0859pg2.th.jpg (http://img402.imageshack.us/my.php?image=spa0859pg2.jpg)
Mezarından son kareler..
Yağmur var idi bugün Hopa'da.Sonra güneş açtı.Kazım yine oradaydı.Annesi de başındaydı.Gözyaşları kurumamıştı.Hem Kazım'dan,hem de annesi'nden selam var sizlere..
Mustafa Ünal
17-08-2007, 19:03
Akillaniriz insallah.
Bilun Erkanlı
23-08-2007, 22:05
Amin inşallah bu arada hoşgeldin aramıza....
Murat Karaman
23-08-2007, 23:38
Konserlerine giden, şarkılarını dinleyen herkes Kazım'ın arkadaşıydı. "Yüreği yakışıklıydı" o yüzden yalnız sevgi değil tutkuydu Kazım'a duyulan. Sahneler Karadeniz rüzgarını, horon dalgasını çok özledi. Ah Kazım, seni ne kadar özledi arkadaşların...
Hatice Tuncer
Kazım Koyuncu'nun varlığı, ruhu, cismi, sanatı, dostluğu, sıcaklığıyla ve arkasından sürüklediği sevenleriyle ve bütün insanlık erdemleriyle, ben kendim olarak dünyanın tüm sömürücülerini ve onların uşaklarını lanetliyorum.
Erkan Oğur
Kazım, kısacık hayatında yapacağını yaptı ve çekip gitti. Bu adeletsiz ve kirli dünyaya fazla dayanamadı. Mayıs ayında filizlenmiş çay bahçesi gibiydi. Sevenleri çoktu. Ne mutlu ona. Kalanlara selam olsun.
İ. Hakkı Demircioğlu
Karadenizin hırçın dalgalarının, yeşil dağlarının asi çocuğunu birgün bir gemi aldı ve sonsuzluğa götürdü. Ama yapmak istediği müziği ve dost gülümsemelerini bize bıraktı.
Fuat Saka
Kazım'ı ilk kez laz rock grubu Zuğaşi Berepe'de dinledim. Müziği algılayışı, duruşu ve estetiğini çok beğenmiştim. Güzel bir yolculuk çok çabuk bitti. Üzgünüm...
Bülent Ortaçgil
Saz benizli, dal incesi, koca yürekli çocuk... dünyadaki tüm alkışlar, şarkılar ve devrimler, sana armağan olsun... görüşmek üzere...
Leman Sam
Dünyayı değiştirmek için, nefes almaya bile ihtiyaç duymayan dost; ya bu hasretlik ne olacak?
Şevval Sam
Aşık Mahsuni'nin ölüm haberini alan biri, arkadaşına "Duydun mu Aşık Mahzuni ölmüş" demiş. Arkadaşı da O'na şu yanıtı vermiş; "üzülme ölmesine, ya doğmasaydı!"
Kazım da böyle benim için... "Kumral bir çocuğun yaz öyküsü." Bütün hayatı ve Karadeniz kültürüne getirdiği açılım, öyle hesapsız, çıkarsızdı ki bütün dolaysızlığıyla girdi kalbimize... Ve hep orada yaşayacak...
İlkay Akkaya
Karadenizin hırçın dalgaları gibiydi yüreğin, sevenlerin o dalgaların notalarında sürdü takalarını ve o dalgalara geri gönderdik seni... Yurdum kadar güzel insan.
Ayten-Edip Akbayram
Kazım, halkın içinden çıktı, halkın yarattığı markaydı. Güneş doğudan doğar, batıdan batar. Güneş battığında gördüğüm yıldızlardan biridir Kazım. Her gün yeni bir başlangıçtır. Benim gönlümde tekrar Kazım düşüncesi doğacaktır.
Şenol Güneş
Kazım'a...
Karadeniz dalgaları, kıyı boyunca yükselen Lazca, Pontusça, Türkçe, Gürcüce, ... şarkıların kardeşliği ile coşunca Denizin Çocuklarından biri de bu coşkuya katıldı. Bizleri, kimi zaman ağırbaşlı, dingin; kimi zaman başeğmez, asi Karadeniz'in türküleriyle buluşturdu. Bu coğrafyaya barışın ve kardeşliğin hakim olacağı umudunu yitirmeden, müziği ile farklı dillerin, kimliklerin yan yanalığını, birlikteliğini dile getirme mücadelesi veren sanatçı arkadaşımız Kazım Koyuncu'yu unutmayacağız.
AŞKVA HİM N3AŞA KEXTU. HİM GURİ ŞKUNİS SKUDASERE HİM LAZEPE ŞKALA ORT ASERE. (O, artık göğe yükseldi. Sesi, bizim sesimizde devam edecek...)
Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu
Albümlerini dinlediğimde, hah işte bu çocuk kalıcı olur, uzun soluklu olur demiştim. Müziği kalıcı oldu ama kendisi bizi terketti, özlüyorum.
Cahit Berkay (Moğollar)
Kazım Koyuncu, kısa hayatında müzik adına önemli bir misyonu gerçekleştirdi. Arkadaşlarıyla birlikte yerel kültürden evrensel ve çağdaş bir yorum çıkardı. Yarattıkları bu vizyon önümüzdeki yıllarda daha iyi anlaşılacaktır.
Taner Öncü (Moğollar)
Kısacık ömrüne dünyaları sığdırmış, genç, tutkulu, heyecanlı, yetenekli bir adam...
Kazım'la aynı sahneyi paylaşmak büyük bir keyifti. Kişisel kaygılardan uzak aynı müzikal amaç için yanyana omuz omuza olmak. Bunu gerçekten önemserdi.
Böyle yaratıcılığının zirvesinde... Birden bire... Yokluğu ne büyük bir eksiklik. Hem bizler hem de dünya için...
Ne müziğine ne de dostluğuna doyabildiğim sevgili Kardeşim! Unutulacak gibi değil!
Bayar Şahin
Çok çaldım Kazım'ın şarkılarını radyodan. Ne şanslıyım ki tanıştım, dost oldum sonradan. Şimdi pişmanım keşke daha çok çalsaydım...
Bugün bile çalınca, hala "kim bu şarkıyı söyleyen" diye soruyorlar bana. Artık yok ama hala doğru işler yapıyor Kazım Koyuncu.
Nihat Sırdar
Yaşamımızın birçok yerinde ve zamanında buluştuk Kazımla. Bir üniversitenin avlusunda, amfsinde ya da dışında ?üniversiteler bizimdir' demek için ya da stüdyonun birinde aynı türküyü seslendirip dilden dile, yürekten yüreğe ulaşmasını sağlamak için, aynı sahneyi paylaşıp o görkemli, coşkulu kalabalığın içinde hep bir ağızdan dünya halklarının kardeşliği için, özgürlüğü için, eşitliği için, insanca yaşam için söyledik şarkılarımızı.
Bir haykırışsa yaşamak; avazımızı sağırlar duysun, çığlıklarımızdan geceler irkilsin, dilsizler konuşsun, kör yürekler görsün, yer-gök selamlaşsın sevdamızla. Haykırıyoruz bir kavga soluğuyla bir kez daha: KAZIM...
Hilmi Yarayıcı
Kazım Koyuncu hem müzisyen kimliğiyle hem de insani yönüyle, hayatın içinde nasıl durulması gerektiğinin en güzel örneğidir. Onun bu denli sevilmesinin arkasında yatan gerçek ise, halkın içinden hiç kopmamış ve yaşatmaya çalıştığı değerler, halkın kendi öz değerleri oluşudur. Böylesi bir insanı tanımak ve onun arkadaşı olmaktan onur duyuyorum. Her ne kadar bedeni toprakta olsada, sevgisi milyonların yüreğinde sonsuza dek yaşayacak... Ayrıca Halkevleri'ne şahsım adına teşekkür ediyorum çünkü Kazım Koyuncu'nun da isteyeceği şey, halk adına ürettiklerinin doğru olan yerden halka sunulmasıydı.
Gökhan Birben
Kazım'ın müziğiyle bir turne yolculuğu sırasında tanıştım. Bu yolculuk ömrüm boyu sürecek.
Gürol Ağırbaş
Şarkışı ölse ölmez şarkısı, susmaz gülüşü, söylenir şarkısı.
Feridun Düzağaç
Duymamak mümkün değilse de erken gitmenin kederini, biz yine de dinlemeliyiz Kazım'ın türküsünü.
Volkan Konak
Kazım Koyuncu benim müzik hayatımda en önemli dönüm noktalarından biridir, aynı zamanda müzikal anlamda ondan çok şey öğrendim kısacık süreç içerisinde. Hayatıma kattığı güzelliklerden dolayı ona müteşekkirim. Kazım Koyuncu ile tanışmamız ve vedalaşmamız göz açıp kapayıncaya kadar yaşandı adeta. Neden bütün güzel şeyler böyle kısa sürüyor. Müzik adına yapacak o kadar güzel projeleri vardı ki Kazım Koyuncu'nun ölümü müzik camiası için çok büyük bir kayıp oldu. Ben kendi adıma bu güzel insanı tanımış olmaktan ve onunla çalışma fırsatı bulmuş olduğum için mutluluk duyuyorum.
Seni hiç bir zaman unutmayacağım güzel insan.
Hülya Polat
Yaşamıyla, sanatıyla ve örnek kişiliğiyle halkın gönlünde haklı bir yer edindi Kazım.
Grup Yorum
Hepimizin eksik yönünü tamamlayan bir müzisyen kendimle gireceğim çelişkileri çabuklaştıran ve kolaylaştıran bir müzisyendi.
Haluk Levent
Kazım'ın çok farklı ve güzel tınlayan bir sesi vardı. Müziğinde rock müziğinin coşkusuyla Karadeniz yöresinin hareketli ezgileri evrensel bir sentez olarak ortaya çıkıyordu. Kazım ve arkadaşlarının yaptıkları müziği çok kendine özgü buluyordum. Dünyanın her yerinde bu özgünlüğü nedeniyle ilgi bulacağını düşünüyordum. Şimdiye kadar yaptıkları, Karadeniz ve rock müziğinin gelişimi açısından önemliydi. Yaptıkları daha başlangıçtı diye düşünüyorum.
Onu unutmayacağım. Zaten müzik tarihindeki yerini aldı.
Nejat Yavaşoğulları
Çok değerli müzisyen dostumu bir kez daha saygı ile selamlıyorum.
Yaşar Kurt
..
Alıntıdır
Bilun Erkanlı
27-08-2007, 22:57
herkesin mübarek kandilini kutluyorum mutlu kandiller diliyorum...
Erdem Coşkun
28-08-2007, 22:34
mA si opşa malimben.....kazım koyuncuyu seviyoruzz ve sevmeyede devam edeceğiz.....videolarına albümlerine ulaşmak isteyenler bana özleden msj atabilir.....
Bilun Erkanlı
31-08-2007, 17:10
erdem hoşgeldin aramıza kazım koyuncu ile ilgili şeyleri bizimle burada paylaşırsan çok sevineceğiz murat ayrıca sana selam nerelerdesin yaz diye hiç kimse kalmamış forumda benim de özel işlerim vardı bu ay çok yoğundum neyse memlekette çok şey değişmiş artık çankayanın yeni sahipleri var değil mi(anladın sen) görüşmek üzere...
Erdem Coşkun
01-09-2007, 01:18
erdem hoşgeldin aramıza kazım koyuncu ile ilgili şeyleri bizimle burada paylaşırsan çok sevineceğiz murat ayrıca sana selam nerelerdesin yaz diye hiç kimse kalmamış forumda benim de özel işlerim vardı bu ay çok yoğundum neyse memlekette çok şey değişmiş artık çankayanın yeni sahipleri var değil mi(anladın sen) görüşmek üzere...
hoşgördük...elbette bende videoları falan vardı baya bi...zamanında onları upload etmiştim sitelere falan belki görmüşsünüzüdr zaten nette..şifreler antu41:) benim hep....eğer onlar sağlamsa buraya koymaya çalışırım...
Murat Karaman
03-09-2007, 15:15
http://www.youtube.com/watch?v=pxHNO03RBn8
Kazım Koyuncu-Ktü Konseri-Ey Mustafa
http://www.youtube.com/watch?v=whzY7ZpSYfg&mode=related&search=
Kazım Koyuncu-Ktü Konseri-Tabancamun Sapini
http://www.youtube.com/watch?v=u11cYKdDqoY&mode=related&search=
Kazım Koyuncu-Ktü Konseri-Yenge Kizun Bir Tane
http://www.youtube.com/watch?v=dWOjNcDioH0&mode=related&search=
Kazım Koyuncu-Ktü Konseri-Didou Nana/Ağlatan Konuşması
http://www.youtube.com/watch?v=w66x9pq_9uc&mode=related&search=
Kazım Koyuncu-Ktü Konseri-Narinno
http://www.youtube.com/watch?v=gIVgh0V2eiw&mode=related&search=
Kazım Koyuncu-Ktü Konseri-Denizde Kararti Var
http://www.youtube.com/watch?v=kR705bfgW5o&mode=related&search=
Kazım Koyuncu-Ktü Konseri-Ben Seni Sevduğumi
http://www.youtube.com/watch?v=ATtFfmLHLCI&mode=related&search=
Kazım Koyuncu-Ktü Konseri-Ordu'nun Işıkları
Sevgili Kazım Koyuncu'nun son konseri olması özelliğini taşıyor Ktü Konseri.Orada idim,gerçekten hasta olmasına rağmen çok iyi performans göstermişti.İyi ki de gitmişim diyorum şimdi..
Bilun Erkanlı
03-09-2007, 20:15
eveet hatırlıyorum hatta bütün arkadaşları onun için saçını kazıtmıştı ona moral vermek için gitmedim ama izlemiştim gerçekten güzeldi...
Bilun Erkanlı
07-09-2007, 16:30
Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto Ç´e Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya.
igzas
xvala
ulun
sk´idamuşi va meçu şuri him
gurimuşi iucu
moxt´i u3´u himus
gema, zuğa do abja
iduşunu
vida
va moxelu ham kiana ma
bzirareyi p´eya
a dixa
dixo-3´unate na dolovincirare
a lett´a
vidikoyi p´eya p´etraşa
doviyik´oyi p´eya lett´acari
yürüyor
yalnız
gidiyor
hayatı vermedi can, ona
kalbini dinledi
gel dedi, ona
dağ, deniz ve nehir
düşündü
gideyim
mutlu etmedi bu dünya beni
bulacakmıyım acaba
bir yer
ağrısız içine yatacağım
bir toprak
gitsem mi acaba petra'ya
olsam mı acaba toprağa yem
Biliyoruz
Bir yıldız yağmuruna tutulacağız
Toprak çökecek
Başımız dönecek, arkamızda seni bulacağız
Hayde diyeceksin Ernesto gibi
Gidelim
Yıldızların çok olduğu
Bir gökyüzü altına ...
___________________________
Murat Karaman
09-09-2007, 01:11
http://img405.imageshack.us/img405/4186/69520581dp1.jpg
Ölüm aniden gelen davetsiz bir misafir edasıyla çaldı kapımızı, oysa daha yeni sarmaya başlamıştık yaralarımızı...
Ölüm estiği yerde silinmez acılar bırakıp gidiyor.Gerçeklerle yüz yüze getiriyor seni..Sevdiğimiz bir insanin hiç yok yere aniden gitmesi, bir daha geri dönmeyeceğini bile bile son sözleri kursağımız da bırakması...
Az önce kıyametleri gördüm yağmurlar başladı gözlerimde, bugün sonbaharın ilk günü. Kazım abi bu gitmeler doğru değil,söz vermiştin bize beraber yenecektik kanseri, diz çöktürecektik önümüzde.Söz vermiştin vedasız gitmeler olmayacaktı ceplerinde,beraber türküler söyleyecektik yeşillerin verdiği cesaretle.Söz vermiştin bir yayla rüzgarıyla maviler büyütecektik bütün imkansızlıklara karşı.Söz vermiştin be Kazım abi bize,Karadeniz’in tam ortasında bir takada demleyip sevinçlerimizi, hamsilerle ,deniz kızlarıyla ,hırçın dalgalarla horona duracaktık.Yenilmeyecektin hayat denen düzenbaza unuttun mu söz vermiştin
Daha 33 yaşındaydın ,diline bile dolanmamıştı '' Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder,Dante gibi ortasındayız ömrün”” dizeleri...Adımların daha varmamıştı ömrünün yarısına .Bir yerde tulum, bir yanda kemençe; susuyorlar yokluğuna öksüz bir çocuk gibi.O bedeni nasıl sahiplenecek kara toprak.Nasıl sahiplendi.Bir şarkıda söylenen gibi olduk ^radyasyon neslindeniz biraz erken mi tükendik^.Şimdi ben bu türküleri kimden dinleyeceğim.
Kazım abi: Hayde gidelim dediğinde gelmeyeceğini bilmek mi acı olan yoksa bir daha denizde bir karartı var acaba kayık mı dur diye sorular sormayacak olman mi?
Kazim abi senin derdun ciğerlerimi dağlar hiç mi düşünmedun sen sevdiklerun böle ağlar...
*KARADENZ KARASUN DAHA KARARMAYASUN AYIRDUN SEVENLERİ SENDE DURAMIYASUN…
Elveda
Çok eski bir şarkın kanattı yaramı,
Yüz göz oluvermişim acınla, dört bir yanım ölüm şimdi.
Titreyen bir karanfil gördüm haziran güneşinde,
Olur olmaz işlerin peşinde dünya...
Bense, dünleri sayıklar dururum bir sahil kasabasında,
Hatırlayabildiğim kadar sen olurum...
Bilir bilmez söylenen her sözün arkasından avutulmayan dertlerim var.
Sözünde durmadın, bir gece rüyamda terk edilişlerle vuruldum,
Talan ettiğim sokakların evlerin hiç birinde bulamadım,
Oysa çok şey istemeyecektim,
Koy verip gitme diyecektim yetişebilseydim senlere..
Kazım Abi bu dünya hepimize yeterdi be...
Şimdi denizin hükümsüz mavilerinde sahipsiz bir uçurtmayım.
Başıma gelenlerin haddi hesabı yok..
Kuşların göç etme zamanlarında unutulmuş,
İhanete uğramışım..
Kazım Abi ölüm nereye götürür ruhumuzu!
Bir amaca ulaşmadan yeni yolculukların telaşındasın...
Şurada duracağım, gelip yanımdakine sataşacak Azrail,
Gelip seni alacak Çernobil.
Kazım Abi Karadeniz’im seni de mi boğuverdi?
Oysa sen merhametler istemiştin ondan...
Şair ceketli deliliklerin uğurlar seni sonsuza
Bir buluta sığınıp gelir misin, izler misin!
Büyüttüğün türkülerinin ne yaptığını...
Kocaman olmuşlar bak herkesin dilindeler
Hasat mevsimi hüzünlerimi toplarlar şimdi gözlerimden...
Aklımdan geçeni bile bilmiyorum, bir hıçkırık tıkansa boğazıma
Sonra bir gözyaşı...
Her çalan kapıya koşsam, yinede yetişemesem gidişlerine...
Çok eski bir şarkin kanattı yaramı ve anılar düştü peşime...
Alıntıdır..
Bilun Erkanlı
09-09-2007, 16:37
murat sonunda yine durdun durdun güzel bir şeyler bulmuşsun çünkü artık merak ediyordum forum çok sessiz ve konuyla alakalı çok az kişi var neden diye?neyse paylaşım için teşekkürler....
Murat Karaman
10-09-2007, 17:05
Kazım Koyuncu'yu anlamak için önce hissetmek gerekir.. Onu hissetmek, yazılarındaki, mektuplarındaki, şarkılarındaki her bir satırı anlamaya calışırken , okurken; tüylerinin diken olması, gözlerin dolması, Cahit Aral* ve onun gibi insan(!)lara lanetler yağdırıp dünyaya lanet okuduktan sonra, yine aynı coşkuyla hayata tutunmaktan geçer!!!
"Gerçek insan; başkasının yüzünde patlayan tokatı kendi suratında duyabilen insandır." demiş José Marti.
İşte Kazım Koyuncu, o tokatı hissebilendi... Onu anlamak için bizlerin de o tokatı hissetmemiz gerekir..
* Cahit Aral: Çernobilden sonra objektiflerin karşısına geçip pişkin pişkin çay içmiş insan(!)dır.
Bilun Erkanlı
10-09-2007, 20:28
evet aslında kazımın ölümünden sonra bu konuda çok spekülasyonlar oldu ve hatırlarsınız ki avukatın bir açıklaması vardı.onu sadece çernobil öldürmedi bizim hatalarımızda çok büyük"o zehirli çayları topladınız yetmedi bir de içtiniz"bu konu da hak vermemek mümkün değil böyle insan(!)lar var oldukça sonumuz daha da kötüye varacak...
Murat Karaman
11-09-2007, 18:37
Çay bu yöredeki insanları içilerek zehirlemedi.O dönemde toplanan çaylar ya toprağa gömülmüş yada denize dökülmüş.Ve yine o dönemde toplanan çaylara ait herhangi bir bilimsel çalışma yapılmamış.Gerçekler saklanmış,raporlar yırtılmış vs..Bundan zararlı çıkanların ' Ben içiyorum,sizde için.Birşey olmaz ' diyen zihniyet değilde, ' Çernobil'in ölümcül etkileri 20 yıllık süreçte kendini gösterecektir ' diyenler olması üzücü.Kanser bu coğrafyanın artık göz ardı edilemez bir gerçeği.Her evde bir vak'a,her evde bir ölüm,her evin önünde bir tabut.Grip olsak korkar olduk,acaba kanser miyiz diye..
Buralarda artık analar türkülerini bıraktı.Ağıt yakılıyor giden her insanın ardından.Ve ne garip ki bir türlü bırakamıyorlar ağıtları yakarken dahi çay bahçelerini insanlar..
' Ben içiyorum,sizde için ' diyen ve bu yetmezmiş gibi aynı zihniyetin şimdiki temsilcilerinin ' Karadeniz'de ki kanser vak'alarının Çernobil ile alakası yoktur.Bunlar sigara tüketimi ile alakalıdır ' diye açıklamalar yapması sorumlunun kader değil de birebir insan olduğu gerçeğini ortaya koymaya yetiyor..
Son olarak eklemeden edemeyeceğim.Kazım Koyuncu'nun ilk solo albümü Viya'da seslendirdiği söz ve müziği Xasan Helimişi'ne ait Nçaiş Birapa/He Yana yani Çay'ın Türküsü var.Bu kadar çaydan bahsedip,bu ezgiden bahsetmemek olmaz sanırım :)
Miray Esen
11-09-2007, 19:46
Son olarak eklemeden edemeyeceğim.Kazım Koyuncu'nun ilk solo albümü Viya'da seslendirdiği söz ve müziği Xasan Helimişi'ne ait Nçaiş Birapa/He Yana yani Çay'ın Türküsü var.Bu kadar çaydan bahsedip,bu ezgiden bahsetmemek olmaz sanırım :)
He yana yana
Çkiniren çkin mançenan bedi do şana
Handğa kai taroni ren hayde dalepe
Şa goindineni yaziş ha mskva ndğalepe
Nçaiş o8ilus meboktut çkin kulanepe
Nçaiten yopşa kalati tirit biçepe
He yana yana yana
Heyayamoli heyana
Çkiniren çkin mançenan bedi do şana
Ehe rekanis eşulun mjora ağani
Mçita te muşite tanums karta rakani
Çiçkili nçaepe p8ilopt çkin mani mani
Do yevopşat muşi oras ar 8anas plani
He yana yana yana
Ran8kalas birapa çkini rakanis panda
Handğa çkini xvalais va mtelik ixelas
Ezdas ixik ha birapa mendraşa kiğas
Ağne lazuri birapa kianak ognas
bu gün hava güzeldir haydi kızkardeşler
kaçırılır mı yazın bu güzel günleri
çay toplamadayız biz kızlar
çay ile dolu sepetleri taşıyın erkekler
bakın tepeden yükseliyor sabah güneşi
kızıllığıyla aydınlatıyor tepeleri
çay filizlerini topluyoruz biz çabuk çabuk
tamamlayalım bir yıllık planlanan çayı
tepede daima şarkılarımız inlesin
bugün sadece biz değil herkes mutlu
alsın rüzgar bu şarkıyı uzaklara götürsün
yeni lazca şarkıları bütün dünya dinlesin.
Murat Karaman
11-09-2007, 19:53
He yana yana
Çkiniren çkin mançenan bedi do şana
Handğa kai taroni ren hayde dalepe
Şa goindineni yaziş ha mskva ndğalepe
Nçaiş o8ilus meboktut çkin kulanepe
Nçaiten yopşa kalati tirit biçepe
He yana yana yana
Heyayamoli heyana
Çkiniren çkin mançenan bedi do şana
Ehe rekanis eşulun mjora ağani
Mçita te muşite tanums karta rakani
Çiçkili nçaepe p8ilopt çkin mani mani
Do yevopşat muşi oras ar 8anas plani
He yana yana yana
Ran8kalas birapa çkini rakanis panda
Handğa çkini xvalais va mtelik ixelas
Ezdas ixik ha birapa mendraşa kiğas
Ağne lazuri birapa kianak ognas
bu gün hava güzeldir haydi kızkardeşler
kaçırılır mı yazın bu güzel günleri
çay toplamadayız biz kızlar
çay ile dolu sepetleri taşıyın erkekler
bakın tepeden yükseliyor sabah güneşi
kızıllığıyla aydınlatıyor tepeleri
çay filizlerini topluyoruz biz çabuk çabuk
tamamlayalım bir yıllık planlanan çayı
tepede daima şarkılarımız inlesin
bugün sadece biz değil herkes mutlu
alsın rüzgar bu şarkıyı uzaklara götürsün
yeni lazca şarkıları bütün dünya dinlesin.
Teşekkürler Miray..
http://www.youtube.com/watch?v=unDL4k49EVU&mode=related&search=
İşte şarkının videosu.. ;)
Murat Karaman
11-09-2007, 21:41
http://www.muziklik.com/dinle.php?id=1158
Sözleri Aydın Öztürk'e ait bu ezginin.Sevgili İlkay Akkaya yorumlamış..
Miray Esen
11-09-2007, 22:15
http://www.muziklik.com/dinle.php?id=1158
Sözleri Aydın Öztürk'e ait bu ezginin.Sevgili İlkay Akkaya yorumlamış..
hani bazen insanın kanı çekilir gibi olur..işte bu şarkıyı tesadüfen dinlediğimde o duyguyu yaşadım!!Kazım'ı bu kadar güzel anlatan sözler ve ezgi..
Murat Karaman
11-09-2007, 23:48
hani bazen insanın kanı çekilir gibi olur..işte bu şarkıyı tesadüfen dinlediğimde o duyguyu yaşadım!!Kazım'ı bu kadar güzel anlatan sözler ve ezgi..
Bu bence Kazım Koyuncu'ya has bir durum..
Yani insan onun için birşey üretirken,tıpkı onun gibi sağlam bir iş ortaya çıkartmak istiyor.Sanırım bu Kazım Koyuncu'dan bizlere kalan en büyük miraslardan biri..
Bilun Erkanlı
15-09-2007, 21:48
Koyverdun Gittun Bizi
http://www.anatolianrock.com/images/basin_fotograflari/66_1184967977_8450.jpegİnsan hayatının hiçe sayıldığı, kendinden olmayanın değersiz görüldüğü, barışın ve kardeşliğin önemsiz sözcükler, insanın en değersiz şey olduğu ülkede yok olan sen, yok olan ben, yok olan sevgi, yok olan zaman, yok olan insan, yok olan……YAŞAM!”
Bunları söyleyen sendin. Artvin ve Bergama’da siyanürle altın arama, Akkuyu’ya nükleer santral, Gökova’ya termik santral, Fırtına Vadisi’ne hidrolik santral derken Samsun-Sarp Sahil Yolu projesinde yok olup gidecek sahiller canını sıkınca Viya albümünün iç yazılarına “Nereye????” diye başlayıp kocaman gerçekleri sığdırdığın yukarıdaki tek cümleyle devam etmiştin. Her zamanki gibi, devasa yüreğinle söylediğin doğru, şimdi can acıtıyor. İnsanın en değersiz şey olduğu bu ülke, bu kez “yok olan sen” ve “yok olan yaşam”ından ötesini hatırlatmıyor. Ve biz seni o kadar sevdik ve sen bizi tüm sevdiklerimize inat o kadar hayal kırıklığına uğratmadın ki artık “yok olan ben”lerle dolu buralar. Eyvallah, her ölüm erken ölüm de bu biraz fazla erken mi oldu ne! Hoş, isminin geçtiği cümlelerde ölüm sözcüğünü kullanmak da bir o kadar aykırı geliyor ki eşyanın tabiatına.Dilimizin dönmediğine dilimizin dönmediğiyle sözcülük yapıyordun ne güzel, şimdi yalnızız üstüne üstlük.
Zuğaşi Berepe günlerinden tanırdık ya biz seni ilk Barışarock’ın olanca ateşini taşıdığımız günlerdeki ilk basın toplantısında sen de bizle müşerref olmuştun. Türk bayrağına sarılıyken şarkı geveleyen figürü hatırlattığından ötürü çok fazla sarf etmezdik ya o sözcüğü sen orada söyleyiverip pek de şaşkın gülümsetmiştin bizi. Çoğumuzun gözündeki taraflarınca ötekileştirildiklerimiz için ötekileştiklerimize karşı taşıdığımız öfke sende birlikteliğimizin hoşnutluğuyla ışıltılı bir coşkuya dönüşmüştü. Hepimize samimiyetinden bir saniye bile şüpheye düşürmeksizin “ ne zaman istersen ara” diyordun. Sonra senli benli olmanın rahatlığıyla hemen hemen her gün karşılaştığımız İstiklal Caddesi’nde elimizi anlımıza götürdüğümüz selamlaşmalardan da mutluyduk. Bu arada konserler veriyordun, biz de severek bunları duyururken fonda “didou nana” çalıyorduk.Gel zaman git zaman evden çıkıp da didou nana çalınca tırıs tırıs dönüp parçayı sonuna dek dinlemeyi işe geç gitmeye bile tercih ettik. Kalan en sevdiğimiz radyocu dostumuz müziğinle ilgili sohbet etmek için seni davet ettiği gün dünyanın öbür ucunda olsa koşa koşa kalkıp geleceğini bildiğimiz kardeşimizi aradık:”Oya gel çabuk, Kazım burada!” Yıllardan 2004 günlerden 24 Nisan. Cumartesi. Parça aralarında camın arkasında bir o kadar neşeli ve utangaç gülüşler fırlattın, program bitiminde sigaran var mı diye sorduğunda sigara ne kelime çakmağım bile var’ı sağ elimi dost dost sıvazlamasan da söylerdik ve çevik bir manevrayla o sigarayı yoktan var eder, ettiğimiz noktada gerekirse elleri birbirine sürtülür yine yakardık.
Seninle ilgili iki satır yazabileceğimize ikna olduğumuz ilk yazı iyileştiğinde gelecekti, ilk paragraf, kim bilir, belki de “kardeşimizin odasında ve ortak bilgisayarımızda ne de güzel duvar kağıdıydın be uşağım” gibi bir cümleyle başlayacaktı. Sendin neticede kanımızdaki Karadenizliliği güle oynaya hatırlatan, o toprakları haritada bir nokta olmaktan kurtaran. Belki de Yeni Melek konserinde anlattığın rüyayı refere edip neyse ki geride kaldı diyecektik. Sonra nükleer bir santralin dünyayı yerinden oynattığı felaketi televizyonda “bakın ben çay içiyorum bir şey olmuyor siz de için”den ibaret sanat politikacıdan da geç, devlet adamı diye tepemize gelenlerle kavga edecektik, sazlı sözlü eylemlerde yalnız olmadığımızı kanıtlayan imzalarla yargıya intikal ederdik. ‘Barış içinde özgür bir dünya’ dilekleriyle albümlerini imzalayacaktın o arada. Olmadı, oysa ki hep doğru oluyordu be uşağım!
Evet yıkıcıydın ama kendini bilmez değildin, kendi savaşların uğrunda yaşamak istiyordun sadece bir de sen olmak. Zaman ışık hızıyla geçerken meğer ne kadar haklıymışsın geçmiş ve gelecekten korkmakta.
Konser çok güzeldi, keşke hiç bitmeseydi....
(alıntıdır)
Murat Karaman
16-09-2007, 00:39
http://img243.imageshack.us/img243/8617/2azj1.jpg
http://img149.imageshack.us/img149/4990/2bgd5.jpg
Alıntıdır..
Bilun Erkanlı
17-09-2007, 00:45
Denizde kararti var...
Kazım Koyuncu, laz müziğinin genç soluğu, haşarı çocuğu, dinmek bilmeyen türkülerin laz nakaratı, Trabzonspor sevdalısı delişmen, bu kez hastalığıyla uğraşıyordu. Hınzır hınzır gülerek...
ÖZEL RÖPORTAJ / HAKAN DİLEK
http://www.lazuri.com/mtrl/kazim_koyuncu_milliyet_01.jpg
Genç ömrüne sığdırdığın onca şeye karşın bir illet yapıştı yakamıza..
İllet deme illet deme...
Tamam tamam ama Trabzonspor diyeceğim, şut diyeceğim, ceza sahası diyeceğim..
Ben de sana bacakarası atacağım -gülüyor-
Hemen boşa çıkarım...
Beni en iyi yerimden yakaladın kardeşim. Bir kere Trabzonspor deyince durur akan sular. Bak yine heyecanlandım. Bir Trabzonspor marşı yazmak, müziklemek istiyordum, o da "sanculu kunlerume" rastgeldi.
Lehçesi laz nakaratı bir futbol muhabbete girelim istiyorum Kazım..
Girelim bakalım ceza sahasına kıvrak çalımlarla.
Kıvraklık senin dilinde, müziğinde..
E futbol da bir çeşit müzik değil midir bizim için? Sen Ali Kemal için "Horon Oynar Gibi Çalım Atıyor" diye yazmıştın. Liverpool maçıydı değil mi?
Evet. 1975'te Liverpool'u 1-0 yendiğimiz maçta bekin karşısında horon oynamıştı ellerini kaldırıp...
Hah, tam da böyle bir şey futbol bizim için. Çıkacaksın sahaya ne kadar bize özgü fiziki durum varsa o maçın realitesi o olacak.
Peki sonuç?
Sonuç önemli mi kardeşim? Volkan geçen hafta senle yaptığı söyleşide "topun çizgiyi geçmesinden daha başka bir şeydir futbol benim için" demişti. Tam da böyledir. Top çizgiyi geçse ne olur, geçmese ne olur? Sen neyin varsa ortaya koyuyorsun. Horonun güzeliği, dağların soluğu devreye girer lazlar futbol oynamaya başladığında.
http://www.lazuri.com/mtrl/kazim_koyuncu_milliyet_02.jpg Bu Trabzon'a özgü bir şey mi?
Evet. Bakın Barcelona için neler söyleniyor. Eğer bir bölgeyi bir coğrafyayı temsil etmek ve onun özelliklerini taşımaksa bir futbol takımına düşen, bunun Türkiye'deki adı Trabzonspor'dur. Bu takımın bütün tartışmaların dışında bir havası, bir başkalığı vardır. Öteki takımların da vardır ama Trabzon bir başkadır. İnatçılığımız, oyunu çirkinleştirmeden futbol oynama isteğimiz tamamen bölgenin yöresel özelliklerine hizmet etmiştir. Ya da etmelidir.
Trabzon deyince bir başka oluyorsun?
İşte o başkalığımızdır Trabzon bizim. En neşeli, en hüzünlü, en duyarlı en vurdumduymaz, en hızlı, en ağır, en çabuk en acelesiz yanımızdır Trabzonspor. Bu sene olmadı bir dahaki sene kesin şampiyonuz. Ben göremem ama...
Görürsün görürsün hastalık nedir ki? Şölen yeri olsun konserimiz...
Hee nedir ki? Ha konser ha kanser -gülüyor-
Sakatlık topçunun en son düşüneceği şeydir. Hastalık da bizim için öyle olsun.
Beni de müziğin futbolcusu say. Say ki içimin bayrakları havalansın. Şöyle güzel bir çalım, iyi bir pas ceza alanının dışından, Trabzonspor'a puan kazandıracak bir gol şutu için nelerimi vermezdim ki?
Nelerini verirdin diye sorayım o zaman?
Notalarımı, parmak uçlarımdan akıp giden zamanı, yüreğimi ortaya koyardım... Trabzonsporlu topçuların da öyle olmasını istiyorum.
Şöyle bir şeyler söylemiştin bir konserinin başında; Vigzartu, e ho, a gunze gzaşi cin cevorertu. Aynen şöyle demekti; "Denizin Çocukları" hoş geldiniz!.. Nasıl etkilenmiştim bilemezsin. Gurbetteydim ve bize "Denizin Çocukları" diye seslenen bir genç vardı sahnede...
Evet Zuğaşi Berepe yani Denizin Çocukları. Taraftarları, sevenleri çok oldu o gurubun. Sözleri senin deyiminle lehçesi lazca şarkılar yazdık. Bir denemeydi, güzeldi, geldi geçti.
Yapma şimdi gelip geçmez... Sonra da devam etmiştin: "Hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar'a, ateş hırsızlarına, Ernesto 'Çe' Guevara'ya, yollara -yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz... Her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya." Çok etkiliydi...
Ben yüreğimden geçenlere bir biçim vermeye çalışıyordum şu çok bilmiş dünyada. Çocukluğumu özlüyordum belki. Karadeniz en talihsiz, en kötü kullanılan bölgelerden biridir Türkiye'de. O kadar ilginç hikayeler vardır ki orada. Bu da müziğimi belirledi giderek.
Yeniden topa girelim mi?
E mecal mi bıraktın bizde? Koşacak halimiz mi var?
Sen de göz presi yaparak oynarsın o zaman...
-gülüyor-
Hep adına Efsane denilecek bir durumdur Trabzonspor. Örneğin hemen aklımıza dükalığın soluğunu kestiği zamanlar geliyor... Necmiler, Ali Kemaller, Şenollar...
Cemiller, Hüseyinler, Bekirler, Necatiler... Çok iyi takımdı çok. Öylesi bir daha gelmez. Gerçi şimdi de iyi takım olduk. Şenol hoca var artık. Ona çok güveniyorum.
Biz de sana güzel kardeşim biz de sana... 27 Haziran'da hepimiz Harbiye'de Hey Gidi Karadeniz konserinde olacağız Kazım için...
Ama görünen o ki "Denizde Kararti Var"...
Belkide ölümünden önceki son röportajlarından biri, ve ilgimi çeken bir şey ki her şeye rağmen yaşama sevinci var.Sanırım sevenleri için de aynı şeyi istiyordu ölümüne üzülmek yerine onu yaşatmak " öldürmek isteyenlere karşı" sadece üzülmek bazen pasif kalıyor....
Murat Karaman
17-09-2007, 18:56
Denizde kararti var...
Kazım Koyuncu, laz müziğinin genç soluğu, haşarı çocuğu, dinmek bilmeyen türkülerin laz nakaratı, Trabzonspor sevdalısı delişmen, bu kez hastalığıyla uğraşıyordu. Hınzır hınzır gülerek...
ÖZEL RÖPORTAJ / HAKAN DİLEK
http://www.lazuri.com/mtrl/kazim_koyuncu_milliyet_01.jpg
Genç ömrüne sığdırdığın onca şeye karşın bir illet yapıştı yakamıza..
İllet deme illet deme...
Tamam tamam ama Trabzonspor diyeceğim, şut diyeceğim, ceza sahası diyeceğim..
Ben de sana bacakarası atacağım -gülüyor-
Hemen boşa çıkarım...
Beni en iyi yerimden yakaladın kardeşim. Bir kere Trabzonspor deyince durur akan sular. Bak yine heyecanlandım. Bir Trabzonspor marşı yazmak, müziklemek istiyordum, o da "sanculu kunlerume" rastgeldi.
Lehçesi laz nakaratı bir futbol muhabbete girelim istiyorum Kazım..
Girelim bakalım ceza sahasına kıvrak çalımlarla.
Kıvraklık senin dilinde, müziğinde..
E futbol da bir çeşit müzik değil midir bizim için? Sen Ali Kemal için "Horon Oynar Gibi Çalım Atıyor" diye yazmıştın. Liverpool maçıydı değil mi?
Evet. 1975'te Liverpool'u 1-0 yendiğimiz maçta bekin karşısında horon oynamıştı ellerini kaldırıp...
Hah, tam da böyle bir şey futbol bizim için. Çıkacaksın sahaya ne kadar bize özgü fiziki durum varsa o maçın realitesi o olacak.
Peki sonuç?
Sonuç önemli mi kardeşim? Volkan geçen hafta senle yaptığı söyleşide "topun çizgiyi geçmesinden daha başka bir şeydir futbol benim için" demişti. Tam da böyledir. Top çizgiyi geçse ne olur, geçmese ne olur? Sen neyin varsa ortaya koyuyorsun. Horonun güzeliği, dağların soluğu devreye girer lazlar futbol oynamaya başladığında.
http://www.lazuri.com/mtrl/kazim_koyuncu_milliyet_02.jpg Bu Trabzon'a özgü bir şey mi?
Evet. Bakın Barcelona için neler söyleniyor. Eğer bir bölgeyi bir coğrafyayı temsil etmek ve onun özelliklerini taşımaksa bir futbol takımına düşen, bunun Türkiye'deki adı Trabzonspor'dur. Bu takımın bütün tartışmaların dışında bir havası, bir başkalığı vardır. Öteki takımların da vardır ama Trabzon bir başkadır. İnatçılığımız, oyunu çirkinleştirmeden futbol oynama isteğimiz tamamen bölgenin yöresel özelliklerine hizmet etmiştir. Ya da etmelidir.
Trabzon deyince bir başka oluyorsun?
İşte o başkalığımızdır Trabzon bizim. En neşeli, en hüzünlü, en duyarlı en vurdumduymaz, en hızlı, en ağır, en çabuk en acelesiz yanımızdır Trabzonspor. Bu sene olmadı bir dahaki sene kesin şampiyonuz. Ben göremem ama...
Görürsün görürsün hastalık nedir ki? Şölen yeri olsun konserimiz...
Hee nedir ki? Ha konser ha kanser -gülüyor-
Sakatlık topçunun en son düşüneceği şeydir. Hastalık da bizim için öyle olsun.
Beni de müziğin futbolcusu say. Say ki içimin bayrakları havalansın. Şöyle güzel bir çalım, iyi bir pas ceza alanının dışından, Trabzonspor'a puan kazandıracak bir gol şutu için nelerimi vermezdim ki?
Nelerini verirdin diye sorayım o zaman?
Notalarımı, parmak uçlarımdan akıp giden zamanı, yüreğimi ortaya koyardım... Trabzonsporlu topçuların da öyle olmasını istiyorum.
Şöyle bir şeyler söylemiştin bir konserinin başında; Vigzartu, e ho, a gunze gzaşi cin cevorertu. Aynen şöyle demekti; "Denizin Çocukları" hoş geldiniz!.. Nasıl etkilenmiştim bilemezsin. Gurbetteydim ve bize "Denizin Çocukları" diye seslenen bir genç vardı sahnede...
Evet Zuğaşi Berepe yani Denizin Çocukları. Taraftarları, sevenleri çok oldu o gurubun. Sözleri senin deyiminle lehçesi lazca şarkılar yazdık. Bir denemeydi, güzeldi, geldi geçti.
Yapma şimdi gelip geçmez... Sonra da devam etmiştin: "Hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar'a, ateş hırsızlarına, Ernesto 'Çe' Guevara'ya, yollara -yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz... Her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya." Çok etkiliydi...
Ben yüreğimden geçenlere bir biçim vermeye çalışıyordum şu çok bilmiş dünyada. Çocukluğumu özlüyordum belki. Karadeniz en talihsiz, en kötü kullanılan bölgelerden biridir Türkiye'de. O kadar ilginç hikayeler vardır ki orada. Bu da müziğimi belirledi giderek.
Yeniden topa girelim mi?
E mecal mi bıraktın bizde? Koşacak halimiz mi var?
Sen de göz presi yaparak oynarsın o zaman...
-gülüyor-
Hep adına Efsane denilecek bir durumdur Trabzonspor. Örneğin hemen aklımıza dükalığın soluğunu kestiği zamanlar geliyor... Necmiler, Ali Kemaller, Şenollar...
Cemiller, Hüseyinler, Bekirler, Necatiler... Çok iyi takımdı çok. Öylesi bir daha gelmez. Gerçi şimdi de iyi takım olduk. Şenol hoca var artık. Ona çok güveniyorum.
Biz de sana güzel kardeşim biz de sana... 27 Haziran'da hepimiz Harbiye'de Hey Gidi Karadeniz konserinde olacağız Kazım için...
Ama görünen o ki "Denizde Kararti Var"...
Belkide ölümünden önceki son röportajlarından biri, ve ilgimi çeken bir şey ki her şeye rağmen yaşama sevinci var.Sanırım sevenleri için de aynı şeyi istiyordu ölümüne üzülmek yerine onu yaşatmak " öldürmek isteyenlere karşı" sadece üzülmek bazen pasif kalıyor....
Aslında röpörtajın son cümlesi herşeyi özetliyor..
Karadenizli,denizine güvendi en çok.Oysa ölüm denizden geldi çoğu kez.Denizin karşı kıyısından.Sanırım artık o güven kalmadı ve bu türkülere de etki yaptı.
Deniz eski deniz değil.Önceden Karadeniz'in kara'sı o kadar ön planda değildi.Şimdilerde rüzgar tam tersinden esiyor.Karadeniz'in kara'sı daha belirgin artık.Bu yüzden; ' Denizde Kararti Var.. '
Murat Karaman
18-09-2007, 16:30
Haluk LEVENT, Konserinde Kazım'ı Unutmadı
Bu yıl 4.'sü düzenlenen "Batman-Hasankeyf Kültür ve Sanat Festivali" kapsamında konser veren Haluk Levent, Batmanlıları coştururken 2 yıl önce kaybettiği dostu Kazım KOYUNCU'yu unutmadı.
http://img.mynet.com/ha2/haluklevent2.jpg
6 Eylül'de Batman'da Hasankeyf Kültür ve Sanat Festivali kapsamında verilen konserde birbirinden hareketli parçalar söyleyen Haluk LEVENT'e eşlik eden gençler kendinden geçti. Konser arasında çevrenin önemine dikkat çeken Haluk LEVENT, devrimci çevre dostu olarak nitelendirdiği ölen iki arkadaşı Cihat EREN ve Kazım KOYUNCU için "Çemberimde Gül Oya" parçasını seslendirdi. Vefat eden iki arkadaşının 10 yıl önce çevre için harekete geçtiğini ancak kimsenin onları dinlemediğini belirten Haluk LEVENT, "Arkadaşlarım yaşadığımız bu topraklarda devrimci çevre dostu olarak nitelendirilecek iki insandı. Cihat EREN, Karadeniz Otoyolu'na karşı çıktı ve bu uğurda canını verdi. Onu saygıyla anıyoruz. Diğeri de dostum, kardeşim, canım arkadaşım Kazım KOYUNCU... O da yıllarca bu mücadelesini sürdürdü ama o dönemde kamuoyunun dikkatini çekmiyordu. Ne zaman ki küresel ısınma olayları başladı, artık mankenler dahi medyatik küresel ısınma demeye başladı" dedi.
Kaynak : İHA
Teşekkürler Haluk Levent.. ;)
Murat Karaman
19-09-2007, 00:57
Yaşamak, öldürmek, yaşatmak ve tüketmek üzerine
Bir Megrel halk şarkısıydı ilk duyduğumuzda. Sonra bestecisi ve söz yazarının Nana Belkania isimli bir Megrel müzisyen olduğunu öğrendik. "Didou nana" Kazım Koyuncu 'nun güzel sesinde, güzel melodilerinde hayat buldu.
Kazım Koyuncu'da hepimiz hayat bulduk. Sesinde, müziğinde, melodilerinde, hayata duruşunda, hepimiz…
O korkunç haziran sabahından sonra, hepimiz bir parça öldük. Ölmeyenimiz yoktu o gün. Hepimiz ölmüştük. Az ya da çok, hepimiz…
"Didou nana" bize ta başlangıç melodisinden beri Kazım'ı hatırlattı, nerede olursak olalım. Bir bakıma şarkı borcunu ödüyordu, yaşatmaktan yana. Kazım şarkıyı yaşattı, şarkı da Kazım'ı melodilerinde sonsuzluğa taşıyordu.
Bir şarkının söyleyeniyle, melodileriyle bu kadar güzel olmasının kötü bir durum olduğunu, kim nereden bilebilirdi ki? Bir şarkının güzel olması ve güzel söylenmesi nasıl bir kötü sonuç doğurabilirdi?
Popüler olmaktan kaçamamak, tüketilmek, anlamını kaybedip sıradan bir "parça" oluvermek, bazı güzel şarkıların kaçınılmaz kaderidir. "Didou Nana" nın da kaçınılmaz kaderi oldu.
Önce özüyle ilgisi olmayan sözlerle söylendi, özünü çağrıştıran ama aynı olmayan bir melodiyle "Dido" oluverdi. Sonra da sonradan yazılmış sözlere mahkum oldu, kapandı, kısıldı kaldı ve öldü, tükendi.
Sonradan sözler yazan kişinin şarkısı oluverdi, bu buruk aşk şarkısı, Zigana Geçidi'ne sıkıştı, boğuldu kaldı.
Zigana Geçidi'ne sıkışan kalan "Didou nana"nın yanında taşıdıklarıydı da aynı zamanda. Kazım'ın anısı, elinde mikrofonla boynunu büküp "Didou nana" diyen silueti şarkının üzerinden silindi. Yoksul, kimsesiz kaldı, popüler bir şarkıydı artık.
Bazı kelimeler, ardı ardına birkaç kez söylendiği zaman anlamlarını yitirir. Peşi sıra gelen anlamsız harfler yığını olur kalır. Aşk dense bile yüz kere, aşk, a, ş, k oluverir, hiçbir ifadesi yoktur artık.
Popüler kültürün devinimi yenilik üretmek ve çabucak tüketmek kısırdöngüsü içindedir. Popüler kültürün sürekli yeniye ihtiyacı, çabuk tüketimi zorunlu hale getirir. Bir şarkı, bir şiir, bazen de bir insan çabucak kullanılıp tüketilir. Yenileri eskisini hatırlanamayacak hale getirir.
Yazımın konusu olan şarkı işte bu döngünün içinde tükenip bitmiştir. "Didou Nana" Megrelce bir aşk şarkısı olarak yaşar iken "Dido" olarak, tüm taşıdıklarıyla ölmüştür, öldürülmüştür.
Biraz iyi niyetli bakarsak, amaç; şarkıyı herkese dinletmek, herkesin bu güzel melodilerden bir şey anlamasını sağlamak, söyleyeniyle, melodileriyle ölümsüz kılmak olabilir.
Ancak bu yapılırken önce şarkının adının değiştirilmiş olması, aslına uygun olmayan sözler yazılmış olması bu amacı ne kadar doğrular ki? Hem sonra bir resim düşünürsek, kopyasından kopyalanmış bir resim ne kadar mükemmel olabilir? Mona Lisa'nın amatör kopyasından yapılmış Mona Lisa'lar ne kadar değerlidir ki?
Didou Nana şimdi herkes tarafından bilinen sıradan bir Karadeniz türküsü. Yeni adı "Dido"Awi didou nana! Didou nana do mu iqu?
Sinan Badişi
Lazuri.com
Malesef anlamsız bir şekilde ezginin adı Dido imiş gibi gösteriliyor.Oysa ezginin orjinal adı; ' Didou Nana' dır..Volkan Konak'ın Türkçe okuduğu ezgi ile Didou Nana arasında uzaktan-yakından alaka yoktur..
Murat Karaman
24-09-2007, 22:45
Kazım Koyuncu Kültür Merkezi,İstanbul-Kadıköy'de açıldı..
Bilginize..
;)
Detaylar; www.kkkm.org (http://www.kkkm.org) ' da..
Miray Esen
25-09-2007, 01:50
Kazım Koyuncu Kültür Merkezi,İstanbul-Kadıköy'de açıldı..
Bilginize..
;)
Detaylar; www.kkkm.org (http://www.kkkm.org) ' da..
uzun zamandır aldığım en güzel haber..
teşekkürler murat!
Murat Karaman
25-09-2007, 22:40
http://www.hopam.com/habergoster.asp?haberid=4278
Murat Karaman
02-10-2007, 16:36
Hey gidi Kazım Koyuncu!..
Tarla, eteğindeymiş bir dağın. Adam, yürümeyi yeni öğrenen oğlunu da çalışmaya giderken yanında götürmeye başlamış. Çocuk, ağacın gölgesinde otururken tarlada çalışan babasını izliyormuş gün boyu. Babanın umudu, oğlunun da büyüdüğünde evin tek geçim kaynağı olan tarlayı ekip biçmesiymiş. O da aynı ağacın gölgesinde otururken, babasını gözlemleyerek öğrenmiş bu işleri... Çocuk konuşmayı öğrendiğinde, su içmek için ağacın gölgesine gelen babasına sormuş bir gün: "Baba deniz ne demek?" Adam şaşırmış! Dağların arasında doğan çocuğuna başlamış denizi anlatmaya... Ertesi gün çocuk yine aynı şeyi istemiş babasından: "N'olur baba, denizi bir kez daha anlatsana!"
'Anlat Da Denizi Göreyim'
Yıllar geçmiş aradan. Çocuk büyümüş koca adam olmuş. Babasından öğrendiklerini tarlada sürdürürken susayıp ağacın altına gelmiş, sıcak bir yaz gününde... Ağacın gölgesinde yaşlı bir adam oturuyormuş. Adam, elleri, yüzü tarlaya benzeyen yaşlıya sormuş: "Baba, hadi, bana denizi anlat!" Bir gün adam, yıllarca kendisine denizi anlatan babasının yanına gelmiş ve ilk kez yanına oturmadan elini uzatmış: "Hadi kalk baba, bugün denizi anlatmayacaksın bana. Çünkü denizi görmeye gidiyoruz!" Saatler süren uzun bir yolculuktan sonra denizin kıyısına gelmiş baba, oğul... Dalgalar pantolon paçalarını ıslatıyormuş her ikisinin de... Öylece susup denize bakıyorlarken çocuk bozmuş sessizliği: "Baba, deniz nerede? Anlat da göreyim!" Bize şarkılarıyla o coşkulu denizimizi anlatan, mısır püskülü saçlı kardeşim Kazım Koyuncu'yu ateşe atılan fındık kabuğu gibi kaybettik bir anda!... Binlerce insan yürüdü ardından. Bu ülkenin tüm aydınlık yüzlerinden gözyaşları süzüldü Kazım için. Üniversite öğrencisi olduğu günlerden beri tanır, büyük bir hayranlıkla izlerdim kardeşimi. İlk kez bir şeyi yakıştıramadım ona... O insanlara Karadeniz'i göstermek için yattığı yerden kalkıp bir tek "şarkıcuk" söylemedi! Kazım'ın defnedileceği Hopa'ya giderken, yüzlerine aile albümümdeki fotoğraflarda rastlayacağım insanlar gördüm yol boyu... Yağmur yağmıyordu ama kara bulutlar altında yaşadıkları için şemsiyeler vardı ellerinde. Islanmak istemiyordu hiçbiri... Peki ya ölmek!?.. Ölmek istiyorlar mıydı? O kara bulutlar ki, 1986 yılından sonra ölüm yağdırdı Anadolu'nun bu cennet köşesine. Çernobil faciasından sonra görevi ülkesinin insanını korumak, onlara şemsiye olmak olanlar sustular... Hayır susmadılar! Radyasyonlu çayları herkesin karşısında içerek, "Az radyasyonlu çay iyidir" diyerek alay ettiler, kanser tehdidi altındaki koca bir milletle. Hopa'ya, Kazım kardeşimin yanına giderken gördüğüm tüm şemsiyeleri parçalamak, kırmak istedim bu yüzden! 14 yaşında bir çocuktu Kazım, Çernobil santralinin 4. ünitesindeki kazanın yaşanıldığı 1986 yılında. Türkiye uyarılıyor, radyasyon bulutlarından en çok etkilenecek bölgenin Karadeniz olduğu dünya ülkeleri tarafından dile getiriliyordu. Sonuç: Kardeşi Kazım Koyuncu'ya son görevini yapmak için Hopa'ya giden Sunay Akın'dan medet umanlar karşısına dikilip adeta yalvarıyorlardı: "Sen de bizdensun, bi şeyler yapın, kurtarın uşaklarımızı, ölüyruk!" Kitap ya da müzik dünyasındaki "çok satanlar" listelerine "çok sevilenler" diyebilir miyiz? Kazım Koyuncu'nun adı okunmadı o "dayatma" listelerde... Ama, miting gibi bir cenaze gördü Türkiye! Şundan eminim ki, üniversiteler tatil olmasaydı Kazım'ı uğurlayan kalabalığa en az bir o kadar daha eklenirdi. Yalnızca Karadeniz sanmayın, tüm Anadolu uğurladı Kazım'ı İstanbul'dan. Hopa'da ise "Denizin Çocukları" kırılan bir dalga gibi omuzlarında taşıdılar kardeşlerini. Hopa Meydanı'nı dolduran binlerce insan arasından biri yanıma yaklaşarak bir binayı gösterdi: "Sunay Bey, şurada eskiden hükümet binası vardı. Nazım'ı 1928'de yurda kaçak girdi diye tutukladıklarında oraya götürmüşlerdi."
'Karadeniz'in Hırçın Oğlu'
Hopalının sözleri bir şimşek gibi çaktı beynimde!.. Kazım şanslıydı!.. Nazım Hikmet çok sevdiği memleketinden uzaklarda yatıyordu. Biz ise, koca şair gibi özgürlükten, barıştan, kardeşlikten yana olan kardeşimizin üstünü doğduğu topraklarla örtüyor, "Anadolu'da bir köy mezarlığına" gömüyorduk! Kazım Koyuncu'yu son yolculuğunda yalnız bırakmayan binlerce insanı görünce şu sözün doğruluğuna bir kez daha inandım: "Doğum insanları eşitler. Ölüm seçkinleri ortaya çıkarır." Hopa'ya giderken de, dönerken de Karadeniz'in doldurulması için koca koca kayalar taşıyan kamyonların yanından geçiyorduk. Yolsuzluklarla anılan, doğayı kirlettiği, bozduğu için karşı çıkılan bu çirkin yola ilk kez o gün hak verdim! "Karadeniz" dedim, "Taş basıyor yüreğine! En güzel, en hırçın çocuklarından birini kaybetti!.." İki, üç şeritlik bir yol için değil, tümünü dolduracak kadar taş bassanız Karadeniz'in yüreğine, dindiremezsiniz acısını. Kazım Koyuncu yok artık... Karadeniz kendini çıkarsız, içtenlikle, yürekten seven bir çocuğunu kaybettiğini biliyor. Kızım Ilgın'a horonu öğretiyorum. Serçe parmaklarımız Kazım Koyuncu'nun bir şarkısında buluşuyor ilk kez...
Sunay Akın
Sunay Akın'ın Kazım Koyuncu'nun cenazesinde ki konuşması..
Murat Karaman
04-10-2007, 00:47
http://img126.imageshack.us/img126/6066/adszsn8.png
Doğum..
http://www.ntvmsnbc.com/news/198494.jpg
Ölüm..
Kazım Koyuncu..
O,diğerlerinden hep farklı oldu.
Ölümü de,doğumu da hatırlandı hep.Hatırlanmakta da..
Nasip olursa,birşeyler ters gitmez ise; Orada yani mezarı başında olacağım 7 Kasım'da ..
http://ktu.campusroll.com/imageresize.asp?path=4/6/6/g466/19633.jpg&size=568&w=gr (http://ktu.campusroll.com/viewgroupphoto.asp?p=19632&gid=466&c=&uid=)
O güzel insanı yalnız bırakmamak için,
O yağmurda ıslanmak için,
İyi ki varsın Kazım Koyuncu demek için..
Son söz:
http://img156.imageshack.us/img156/3333/albumpicfb0.jpg
Akif Eker
10-10-2007, 01:47
Bu fotoyu çok sevmiştim ilk gördüğümde:o
http://img165.imageshack.us/img165/8398/kazmkoyuncurq0.jpg (http://imageshack.us)
Murat Karaman
20-10-2007, 16:54
No post cezası almıştım,14 gündür yoktum.Bu süreçte rahatsızlık duyduğum bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum..
Kanal D'de yayınlanan ve Özgü Namal'ın sunduğu ' Koca Kafalar ' programında geçtiğimiz haftalarda talihsiz birkaç skeç yayına girdi.
Bu skeçte Kazım Koyuncu'nun Hayde albümünde seslendirdiği Hemşin Halk Ezgisi olan ' Ella Ella ', Ozon Orhon'un kafası kullanılarak yayınlandı.Ortaya bence sevimsiz görüntüler çıktı.Tamam diyebilirsiniz şarkı hareketli,kullanılması doğru olabilir ama şu da var;bence bu kültürün,bu coğrafyanın gerçek temsilcilerinin seslendirdiği ezgiler sırf komik görünsün diye bu tarz şeylerde kullanılmamalı.
Söz konusu video:
http://www.youtube.com/watch?v=SnecL76uyzg
Bilun Erkanlı
21-10-2007, 00:17
slm murat şimdi baktım ve gerçekten haklı olduğuna inanıyorum ama biraz düşünmek lazım eğer bu kadar hassas olunacaksa onun arkasından neler yazıldı neler dendi,(bu başka bir sorun)neyse açıkçası kazım koyuncu toplumun sahiplendiği biri (ve korunması gereken biri)ve bu skeçte açıkça söyleyebilirim ki alay edilmiş çünkü dikkat:"koca kafalar bir alay programıdır" bu sebeple insanları güldürüyor.nasıl ölmüş bir aktörle dalga geçemiyorlarsa ölmüş bir şarkıcıyla da(benim için hala yaşıyor bu da başka bir sorun) ve en önemlisi onun ESERİYLE DE dalga geçilmemeli....
bu arada niçin ceza aldın anlamadım?(bu da başka bir sorun:))
Murat Karaman
21-10-2007, 15:16
slm murat şimdi baktım ve gerçekten haklı olduğuna inanıyorum ama biraz düşünmek lazım eğer bu kadar hassas olunacaksa onun arkasından neler yazıldı neler dendi,(bu başka bir sorun)neyse açıkçası kazım koyuncu toplumun sahiplendiği biri (ve korunması gereken biri)ve bu skeçte açıkça söyleyebilirim ki alay edilmiş çünkü dikkat:"koca kafalar bir alay programıdır" bu sebeple insanları güldürüyor.nasıl ölmüş bir aktörle dalga geçemiyorlarsa ölmüş bir şarkıcıyla da(benim için hala yaşıyor bu da başka bir sorun) ve en önemlisi onun ESERİYLE DE dalga geçilmemeli....
bu arada niçin ceza aldın anlamadım?(bu da başka bir sorun:))
Son sorunu özeline mesajladım ;)
Kazım Koyuncu'nun ölüm haberine dahi ilgi göstermeyen büyük medya güçleri ' insanları güldürmek istiyoruz ' bahanesi ile bence insanları daha da mutsuz etmektedirler.
Kaybedilen bir değerin arkasından kimse bunu yapamaz,hele bu isim Kazım Koyuncu ise hiç yapamaz.
Murat Karaman
26-10-2007, 23:21
Dünyada bir yerdeyim
Şenay Garip
Geçmeyen bir iç sancısı,hem batan hem hayat veren bir hasretin ağrısı… Geçmişin aslında pek de geçmemekte olduğuna tanıklık etmek. Her şey hızla zamana yenik düşerken çürüttüğümüz dünyada, şarkıların eskimemesi…
Söyleyenleri,yazanları toprağın altındayken; şarkılarının toprağın üstünde yepyeni, dipdiri umutlar peyda etmesi..Dünyanın hala yaşanılası bir yanının olduğuna dair inancı tazelemesi..Ölü diyorlar adına, ab-ı hayat aslında…Hüzünlendirmek,eski hançerleri kımıldatmak belki yerinden ama inadına yaşamak, soluk almak ve en önemlisi değiştirmek bir şeyleri, hatta pek çok şeyi…
Kimi şarkıda maziyle yüzleşmek, size şarkılar öğretenleri anımsamak minnetle. Gidenleri özlemek ‘Ayrılık Şarkısı’yla…Her şeye rağmen yaşamak; hayatın o mükemmel döngüsüne, birbirini tamam eden parçalarına yaslayıp sırtınızı,kadere diş bilemek, ‘Hayat’ ile…Geride kalanların ve iç huzuru olmayanların bir de,eve dönüşünün olmadığını anlamak içten içe ‘Hoşça kal’ ile..Giden aslında kalandır belki de..Okkalı bir tokadın inmesi yüzünüze ‘Anılar Düşünce Peşinize’….
Coşkuyla gül donatmak tabancanızın sapına. ‘Yalnızlığı Anla’rken inceden bir sitem yollamak eskilere…Gece trenlerine binenler, sokaklarda mızıka çalan çocuklar için ‘Askıda Yaşamak’ gibi hayat, görmezden gelsek de…
Ve anlamak; müthiş bir heyecan ve taptaze bir hevesle; gerçekten üretenlerin, şarkılarını tutkuyla inanarak söyleyenler için ölümünün aslında yok olmak demek olmadığını…Anlamak ve rahatlamak..Zira dayanılmaz ya hani bazı insanların yokluğuna…Onlardan biridir Kazım Koyuncu da..Umarsızlara, kafasını kuma gömenlere, Çernobil’ de çay demleyip içenlere inat Dünyada Bir Yerde….’Ayrılık Şarkısı’ , ‘Hoşça kal’ , ‘ Hayat’ , ‘ Anılar Düştü Peşime’ ölümsüz dilinden dökülenlerin bir kaçı yalnızca…
Ve evet…
Teşekkürler ( Kazım Koyuncu’ yu dinleyebildiğimiz) Dünya…
Kaynak: Gazeteport
Nevriye Bozdemir
01-11-2007, 20:26
Kazım benim için vazgeçilmez bir sevgili
şiirlerimde ve yazılarımda ona hep yer var
o haberi ilk duyduğum anı hatırladım şimdi...
unutulur mu hiç Kazım ın sesi
Abdullah Alkır
02-11-2007, 19:37
Viduşunam
Mu dosüudu
Süani şüala na voçodinit
Ndğalepeşa
Si dopxvi şüule
Mutu goiktuyi
Si kodopxvi mara
Mişüun
Va kéu xurasüani
Ma vore mara
Va kéun xuraşkimi
E do mu
Xolo a üale şura
Momaûen
Guri dudi oüomaûaxen
Kéaperi ora
Kéaperi oropa
Bilun Erkanlı
04-11-2007, 03:19
selamlaaar!!!!!uzun bir aradan sonra(sadece 1 haftaydı:) burdayız yine murat öncelikle paylaşımı okudum güzeldi gerçekten yeni arkadaşlara da çok selamlar kazımın doğum günü yaklaşıyor herhalde bir organizasyon varsa bildiğiniz paylaşalım lütfen:)
Murat Karaman
04-11-2007, 14:39
7 Kasım Kazım'ın doğum günü..
Hopa'da bildirilen bir organizasyon yok.25 Haziran'da olduğu gibi gene mezarı başında imkanı olanlar toplanacak.Bende orada olacağım..
Görüşmek üzere..
Murat Karaman
05-11-2007, 16:27
http://www.hopam.com/habergoster.asp?haberid=4501
Ayrıca;
7 Kasım Çarşamba akşamı saat 20.15'te Kanal 24'te ' Keşke Olmasaydı ' programı yayına girecek.Kazım Koyuncu anılacak..
Bilun Erkanlı
05-11-2007, 20:31
teşekkürler murat bildiri için yazık ki hopa da olamam:)istanbulda da artık bir organizasyon olursa ona katılırım...
Murat Karaman
06-11-2007, 00:05
Kazım'ımızın 36. doğumgünü için 7 kasım 2007 saat:19.30'da bir araya geliyoruz.
Yer: Tarih ve Toplum Bilimleri Enstitüsü
Adres: İstiklâl Cd. Olivyo Geçidi Sk. Rejans Binası Kat: 1 Beyoğlu / İSTANBUL
Tel: (0212) 251 60 53
Beklediğin haber olabilir mi bu Bilun?
Bu da www.kazimkoyuncu.com'dan (http://www.kazimkoyuncu.com'dan) ;
Kamuoyuna Duyurulur
Kazım Koyuncu 26 Temmuz 2004 tarihinde www.kazimkoyuncu.com (http://www.kazimkoyuncu.com/)'da şunları söylüyordu: 'Şarkılar politikadan, kurumlardan, sistemden daha güçlüdür. Hayatın sonuna kadar kalabilirler, temizdirler ve bir çok güzel şeye sebep olabilirler. İktidarlar, sistemler yıkılabilir, devirler değişebilir, şimdi dünyayı yönetenler kısa bir süre sonra üstelik bütün kötülüklerine rağmen unutulabilirler.'
Kazım'ımızın fiziken aramızdan ayrılışından itibaren onun adıyla ona yakışmayan tartışmalar ve onu ifade edemeyen internet sitesi adıyla forumdan ibaret sayfalar oluşturulmuştur. Biz bu site kalabalığına son vermek ve Kazım'ın sevenleriyle iletişim kurduğu www.kazimkoyuncu.com (http://www.kazimkoyuncu.com/)'u hayata geçirmek istiyoruz .
Bizler onun ailesi ve arkadaşları olarak hiçbir zaman erişilmez bir konumda olmadık. Bize ve arkadaşlarına kolaylıkla ulaşma imkanı varken söz konusu sitelerde forum başlığı altında, kulaktan dolma bilgilerle çok şey yazılıyor...
Siteleri izliyor ve şunu görüyoruz... Kazım Koyuncu'yu yaşatmak için yola çıktığını belirtilen sitelerde de Kazım Koyuncu'nun duruşu, sanatçı kişiliği, verdiği mesajlardan çok, siyasi ve kısır çekişmeler hat safhada...
Sizden isteğimiz Kazım Koyuncu'nun ailesinin izni olmadan onun en çok bilinen adıyla ve onunla özdeşleşen isimlerle açılan sitelerin kapatılmasıdır.
“Müzisyenim, ondan sonra Karadenizli'yim, ama hepsinden önce bir devrimciyim” diyen Kazım Koyuncu 'nun, toplumun bütün kesimleriyle olan diyaloğunu görmezden gelip, onu kısır çekişmelerin ve yoz tartışmaların içine çekmek, site adı altında sadece forumdan ve kısır tartışmalardan ibaret olan bütün sitelerin kapatılmasını, aksi halde yasal yollara başvurulacağını bildiririz.
Koyuncu Ailesi Adına
Hüseyin Koyuncu, Niyazi Koyuncu / 04.11.2007
Kazım'ımızın fiziken aramızdan ayrılışından buyana yayınını dondurduğumuz, siyasi ve kısır çekişmelerden uzak tutmaya özen gösterdiğimiz, evim dediği www.kazimkoyuncu.com (http://www.kazimkoyuncu.com/)'un forumsuz, deftersiz, sadece Kazım Koyuncu'nun bazı özel istekleri ve materyallerinin yeralacağı şekilde tekrar hazırlanmasına ve yayınına devam etmesine karar verdiğimizi kamuoyuna duyururuz.
KazimKoyuncu.Com yönetimi adına;
Yavuz Yazıcı / 04.11.2007
Bilun Erkanlı
06-11-2007, 21:37
merci merci merci!!!!!!!!!
Murat Karaman
06-11-2007, 23:16
http://img218.imageshack.us/img218/4427/hfdhy0.jpg (http://imageshack.us/)
Kazım Koyuncu..
Bugün o'nun doğumgünü.Ve yaşasaydı eğer bizlerle kutlayacaktı doğumgününü.Ölüm buna izin vermedi..
Kazım Koyuncu,ait olduğu kültüre asla ihanet etmedi.Bu ülkenin hatta bu yeryüzünün ilk ve tek Laz Rock grubu olan Zuğaşi Berepe'yi kurdu.Deniz'in Çocuğu idi Deniz'e döndü.Önce ' Viya ' diye haykırdığı,sonrasında da ' Hayde ' dediği denize,Karadeniz'e..
Şairin şiirinde istediği; Anadolu'da bir köy mezarlığında yatmakta Kazım.Hopa'da,doğduğu köy olan Pançol'da uyumakta.O ölmedi,ölemezde.Bir yerlerden bizleri izliyor,buna eminim..
Renk kattığı dünyadan erken ayrıldı ve çoğumuz o'nu geç tanıdık.Kazım Koyuncu,Laz'ların, Hemşinli'lerin,Megrel'lerin kısacası Karadeniz'in çığlığı oldu.Ama bunu yaparken ne bir mankeni kullandı,ne de lüks bir araç ile görüntülendi.Tulum ile,kemençe ile,yeri geldiğinde Diyarbakır'da,Kurtalan'da yaptığı gibi saz ile ve en çokta o elinden düşürmediği gitarı ile yaptı bunları.Bize de bu güzel,bu büyük,bu muhteşem kültürü miras bıraktı şarkılarıyla birlikte..
Eğer Çernobil olmasaydı o şuan aramızda olacak ve yeni yaşını kutlayacaktı.Olmadı.Ama iyi ki Kazım Koyuncu doğmuş,iyi ki..
İnanıyorum ki; o hala ' Dünyada Bir Yerde '..
Unutmamak,unutturmamak dileğiyle..
Nenask'ani nenask'unis ant'alu Cuma Çkimi *..
* Ses'in Ses'imiz Olsun Kardeşim Benim..
Abdullah Alkır
07-11-2007, 03:18
iyiki doğdun kazım!!! :agla:
Neslihan Kemerkaya
07-11-2007, 13:50
aşkva him n3aşa kextu him guri skunis skudasere him lazepe şkala ort asere !!!...
iyi ki doğdun kazım...
Murat Karaman
07-11-2007, 15:50
http://img257.imageshack.us/img257/2918/kazmdoumgnje9.jpg (http://www.sairceketlicocuk.com/forum)
Mezarından geliyorum şimdi.Müthiş bir yağmur var hatta yer yer kar bile atıyor yağmurla karışık.Ailesi oradaydı.Annesi ile fazla fazla sürmeyen bir konuşma yaptım.Selamı var..
Fotoğraf makinem yağmurdan etkilendiği için malesef bu sefer resim çekemedim.Kusura bakmayın..
Murat Karaman
07-11-2007, 16:06
Oropasüani Vordamt... " Sevgini Büyütüyoruz... ''
Fatih Sultan Kar-Birgün
Bugün, 25 Haziran 2005 tarihinde sonsuza uğurladığımız Kazım Koyuncu'nun 36. Doğum günü. Ailesi, arkadaşları ve sevenlerinden onunla ilgili hatıralarını, duygularını dinledik. Görüştüğümüz herkes ortak bir noktada birleşiyordu : "Kazım Koyuncu hayatı boyunca ezilenlerin ve mağdurların yanında olmaya çalışmış, Karadeniz'in hırçın ve inatçı yapısını, kişiliğine ve müziğine yansıtmıştı. Onun müziği bir yaşam biçimi, bir duruştu".
Sanatçı duruşunun yanında devrimci kimliği ile de belleklere kazınan Kazım Koyuncu'nun Karadeniz'in hırçın ve inatçı yapısı, kişiliğinin ve müziğinin içine işlemişti.
Kazım Koyuncu 26.07.2004 tarihinde www.kazimkoyuncu.com (http://www.kazimkoyuncu.com/)'da şu açıklamayı yapıyordu: "Şarkılar politikadan, kurumlardan, sistemden daha güçlüdür. Hayatın sonuna kadar kalabilirler, temizdirler ve birçok güzel şeye sebep olabilirler. İktidarlar, sistemler yıkılabilir, devirler değişebilir, şimdi dünyayı yönetenler kısa bir süre sonra, üstelik bütün kötülüklerine rağmen unutulabilirler"
http://www.mjora.com/lazurimtrl/k_k_husniye_koyuncu.jpg
Hüsniye Koyuncu ( Annesi )
"Oğlum kuş olup gitti elimden"
İstiklal Caddesi'nden Taksim'e doğru çıkarlarken yaşadıkları bir anı babasını çok etkilemiştir. Bir anda simsiyah bir adam karşılarına çıkar. Adam adeta çamura batmış, elbiseleri kir pas içinde ."Canım Kazım" diyerek iki yanından öper Kazım'ı . Babası Kazım'ın vereceği tepkiyi beklerken Kazım da aynı heyecanla adamı öpmez mi. İşte Kazım böyleydi. Her insana sevgiyle yaklaşırdı. Çok öksürüyordu, son gelişinde evin merdivenlerini çıkamadı o zaman 'Ne olmuş benim oğluma?' dedim. Sordum, kimse bir şey demedi. Oğlum kuş olup gitti elimden. "Hastayken İstanbul'a gittiğimizde "sarılamayacağız" dedi. Uzaktan el sallardı. Maske ile geziyorduk evde. Bir keresinde sarıldı öptü beni Kazım. "Sarılma" dedim. "Yok" dedi "anam bi iyi öpeyim". O son öpmesiydi.
http://www.mjora.com/lazurimtrl/k_k_huseyin_koyuncu.jpg
Hüseyin Koyuncu ( Abisi )
"Kaymakam, vali olacağım da ne olacak"
Çocukluğu oldukça hareketli geçti. O zamanlardan belliydi kişiliği. Sürekli kitap okurdu. Gittiği yerde hemen sorardı : "Burada yaşlı adam var mı?". Yaşlılarla sohbete meraklıydı. Yabancı müzik gruplarını araştırırdı. "Ağaçtan gitar yapalım, tenekelerden davullar yapalım" derdi. Grup kurardık. Hopa küçük bir yer. Kazım'ın üniversiteyi kazanması o dönem itibarı ile büyük bir sevinç uyandırmıştı. Arkadaşları gelir, "Bere mu ikips?" (Çocuk ne yapıyor?) derlerdi. Babam da "kaval çalıyor, kaval çalmaya devam ediyor" derdi. Üniversite yıllarında babam okumasını çok isterdi. Kazım ise " Kaymakam, vali olacağım da ne olacak" diyordu. Babam ilk başlarda bu duruma karşıydı. Ama her zaman onun yaptıklarının arkasında oldu. Ben Kazım'a "beşgöz" derdim. Yüzünde göz hatları daha çok ön plana çıkıyor gibi gelirdi bana. O da bütün kardeşlerine "öe" diye seslenirdi. O, sanatçılığı , sanatçı duruşu ile bize güzel bir miras bıraktı. Bu mirasın siyasi çekişmelerin, istismarların içine çekilmesine hiçbir zaman müsaade etmeyeceğiz. Kazım şarkıları ve yaptıklarıyla sonsuza dek yaşayacak... Onu anlayarak anlatmaya çalışan herkese ve özellikle hastalığı sürecinde hep yanında olan, Kazım' ın "tüm güzel şeylerin sebebi" dediği Gönül Bozoğlu'na kucak dolusu sevgilerimi iletiyorum.
http://www.mjora.com/lazurimtrl/k_k_niyazi_koyuncu.jpg
Niyazi Koyuncu ( Kardeşi )
"Şkena'nın onun için bambaşka bir gizemi vardı"
Hep beklerdim ağabeyim çıkıp gelecek diye. Gelirdi, çok kısa bir zaman kalır doyamadan giderdi. Gittiğinde gizli gizli ağlardım. Hep kalsın, hiç gitmesin isterdim. İçimdeki en büyük eksiklik bu neyi bekleyeceğimi bilmeden beklemek, bu durum içimi çok acıtıyor. Hep nasihat ederdi, dinlerdim. Doğruyu bulmamı sağlardı. Boş zamanlarda bilgisayarda playstation oynardık. O hep yenerdi. Yendiğimde bile beğenmezdi .Annem ameliyat olduğunda bana bir anne gibi bakmıştı. Bazen beraber Şkena denen dağa çıkardık. Şkena'nın onun için bambaşka bir gizemi vardı düşünün zirvedesiniz. Özgürlüğüne düşkün insan için özeldir.
http://www.mjora.com/lazurimtrl/k_k_mehmedali_b_besli.jpg
Memed Ali Barış Beşli ( Arkadaşı,Zuğaşi Berepe )
"Hayatın saldırılarına karşı da birlikte direniyorduk"
Kazım'la Zuğaşi Berepe döneminde çok şey yaşadık. Onunla bir müzik grubunu devam ettirmenin sıkıntılarını yaşarken aynı zamanda hayatın saldırılarına karşı da birlikte direniyorduk. Zuğaşi Berepe bizim için bir ada idi.1995 yılıydı. Edirne'den öğrenci arkadaşlar bizi konser vermemiz için kentlerine davet etmişlerdi. Ne yazık ki konseri organize eden arkadaşların emniyetle pek de dostane ilişkileri yoktu. Gözüken oydu ki konser iptal edilecekti. Ama Zuğaşi Berepe direnme, çıkışsızlıkta dahi çözüm bulma üzerine kurulmuş bir gruptu ve yenilgiyi hemen kabul etmek ZB'ye göre değildi. Emniyete gidip konuşmaya, onları bizim cici çocuklar olduğumuza ikna etmeye karar verdik ve kalktık Kazım'la birlikte salon sahibinden izin almamız gerektiğini öğrendiğimiz emniyet şube müdürlerinden birinin yanına gittik. Kaybedeceğimiz ne vardı ki, en fazla birkaç gün nezarethane! Yaptığımız görüşmelerle bir netice alamayacağımızı anladık ve emniyet binasından ayrıldık. En azından kötü muamele görmemiştik. B planımız, madem salon sahibi polisiye kaygılardan dolayı konseri yapmamıza yanaşmıyordu, yeni bir salon bulmaktı! Adanalı bir öğrenci arkadaşın yardımıyla rock barlardan biriyle anlaştık. Konser ertesi gün ne pahasına olursa olsun orada yapılacaktı. Nihayet beklenen an gelmiş ve konser başlamıştı. Gergin, mutlu ve keyifliydik. Güzel bir konser olmuştu ve bir polis müdahalesi yaşamamıştık.
http://www.mjora.com/lazurimtrl/k_k_ismail_avci_bucaklisi.jpg
İsmail Avcı Bucaklişi ( Arkadaşı,Yazar )
"O yaşadığı döneme olduğu kadar gelecek kuşaklara da fazlasıyla örnek olmayı başarabilmiştir."
Bir sonbahar sabahı Mehmedali Barış Beşli ile Kadıköy sahilinde oturup Lazca şarkılar söyleyecek bir müzik grubu kurma fikri oluştuğunda gelecek hakkında en ufak bir fikrimiz yoktu. Lazca şarkılar söyleyen bir gruba ihtiyacımız vardı ama bu nasıl olacaktı? Bir süre sonra Mehmedali bir haber getirdi; "Hopalı bir çocukla tanıştım, İstanbul Üniversitesi'nde okuyor. Gitar çalıyor. Uzun saçlı biri. Bize katılacak." dediğinde o çocuğu gerçekten çok merak etmiştim. Uzun saçlı çocuk aramıza katılacak ve Lazca şarkılar söyleyecekti. Daha önceden Lazca şarkı söyleyen uzun saçlı bir Laz tanımıyor oluşumdan olsa gerek benim için ilginç ve şaşırtıcı bir haber olmuştu bu. Çok sayıda genç bir zamanlar varlığı bile kabul edilmeyen Lazcayı öğrenme gayreti içinde. Hiç şüphe yok ki bütün bunlar Kazım Koyuncu'nun eseridir. O yaşadığı döneme olduğu kadar gelecek kuşaklara da fazlasıyla örnek olmayı başarabilmiş büyük bir yetenek olduğunu göstermiştir.
http://www.mjora.com/lazurimtrl/k_k_paluri_arzu_kal.jpg
Paluri Arzu KAL (Arzuk'a) - ( Arkadaşı,Yazar )
"İnsan Arkadaşını Yer mi?"
Kazımla tanıştığımız gün hiç susmadan sürekli konuşuyordum. Bir ara "Hem Laz hem avukat, Allah korusun" demişti. O gün ayrılırken tuhaf bir şekilde "Ne olursa olsun hep yanında olacağım" demiştim. Belki de, bir doğumgünümde www.kazimkoyuncu.com (http://www.kazimkoyuncu.com/) ziyaretçi defterine yazdığı gibi, "hiçbir şey tesadüf değil"di. Bu sözün üzerinden yıllar geçtikçe, ne kadar doğru bir yerde durduğumu düşünerek hep mutlu oldum ve bunu onunla da paylaştım. Hastalığını ilk öğrenen birkaç kişiden biriyim. Ama o benim bildiğimi 2 gün sonra öğrenip beni sakinleştirmek için aramıştı. O bize teselli veriyordu adeta. Sonrasında direnerek ve savaşarak bir altı ayı birlikte geçirdik. Umudumuzu ve direncimizi hiç kaybetmedik. Evimizde hiç hüzün hakim olmadı. Onun yanında hiç ağlamadık, üzüldüğümüzü ona hiç göstermedik. Hep güldük, gideceğini hiç aklımıza getirmedik, iyi olacağına inandık. Şimdi düşünüyorum da buna gerçekten inanmasak onun yanında bu kadar sağlam duramazdık. Bir gün Gönül ile bana "gavur musunuz, neden hiç ağlamıyorsunuz?" diyerek bu duruma nasıl dayandığımızı sorgulamıştı adeta. Sonra "iyi ki de öyle yapmıyorsunuz ikinizi de camdan atardım yoksa" demişti. Tedavi sürecinde tavuk ya da hindi eti yemesi önerilmişti. Ama Kazım vejeteryan olduğundan bunu reddediyor, "İnsan arkadaşını yer mi" diye karşı çıkıyordu. Bizse vücut direncini yükseltmek için her türlü besini almasına çaba gösteriyorduk. Sonunda en azından hindi eti yemeye ikna oldu. Açıklaması da şuydu: "Onunla bir tanışıklığımız yok, hiç hindi görmedim".
http://www.mjora.com/lazurimtrl/k_k_umay_umay.jpg
Umay Umay ( Arkadaşı,Sanatçı )
"Sahnede savaşı her zaman Kazım kazandı."
Kazım'la her zaman müzik konuşmayı sevdim. Doktorlar endişelenirken, uyarırken nasıl o hep cesur davranabiliyordu. Hastalığına aldırmadan çok dinamik konserler veriyordu. Sahnede o kadar korkusuz, cesur ve güzel kalmayı nasıl başardığını merak ediyorum. Kazım'ın dünyaya ses taşıyacağına inandım. Buna hala inanıyorum. Bu kadar büyük ve içten bir sevgi, böylesi zor bulunur bir sempati, viyolonsel gibi bir ses, yüksek ahlak…, tabi saldırılardan korkmazsın. Sahnede savaşı her zaman Kazım'ın kazandığına çok tanık olduk... Bu savaşa tüm kalbimle katıldım... Hayatı müziği gibi anlatıyordu, vicdan, cesaret, adalet, yüksek algı… Sahneye çıktığı anda büründüğü kişiliği, sanatını icra ederken yaşadığı duyguları biraz da olsa açığa vuran bir diyaloğumuz olmuştu...
Murat Karaman
07-11-2007, 16:08
http://www.mjora.com/lazurimtrl/k_k_yavuz_yazici.jpg
Yavuz Yazıcı ( Arkadaşı,Webmaster )
"Hemen yazalım cuma, bekletmeyelim dostları"
"Evim" dediği internet sitesi KazimKoyuncu.com (http://www.kazimkoyuncu.com/)'da katılımcıların, şarkı akorlarının yayınlanması isteği gelmeye başlamıştı. Buluşmalarımızın birinde bu isteği hatırlatmıştım ve "Hemen yazalım cuma, bekletmeyelim dostları" diyerek 5 müzik şeçmiş ve akorları hemen yazmıştı. Bu akorları görsel bir şeylerle beslemeyi teklif ettiğimde çok hoşuna gitmiş ve "tamam hemen bulalım bir şeyler" diyerek not aldığım deftere bakarak düşünmeye başlamıştı bile. "İstersen şarkıları okurken sana yaşattıklarıyla alakalı bir şeyler hazırlayalım mutlak şarkıyla alakalı olması şart değil; sana yaşattıkları ya da gözünün önüne gelen, hayalindeki ilk kareler vs. olabilir" dediğimde Didou Nana için not aldığım deftere bakarak hemen şunları söylemişti, sanki çoktandır yaşadığı bir kareyi aktarır gibi; "Bir uçurumun başında bedeninin çizgilerini gizleyemeyen ince geceliği ve rüzgârda uçuşan uzun saçlarıyla siyah-beyaz elle çizilmiş bir kız resmi, renkli olan tek şey kıpkırmızı pabuçları ". Denizde Kararti Var: "Yoğun köpüklerle boğulan bir dalga ama o da elle çizilmiş ya da bir kâğıt gemi ".Ben Seni Sevduğumi: "Sırt sırta oturan, birbirinden ayrılamayan ama küs bir çiftin gölgesi geldi gözümün önüne".
Narino: "Aklıma horon geliyor, oynamak geliyor. Horon oynayanları görüyorum ama belirsiz yüzleriyle yani sadece gölgeler gibi" deyip peşin sıra eklemişti gülerek "üstatlar gibi öyle horon oynamak istiyorum ki...".Tsira: "Kıpkırmızı bir gül "…
http://www.mjora.com/lazurimtrl/k_k_husamettin_kucuk.jpg
Hüsamettin Küçük ( Arkadaşı,Müzisyen )
"Sesi çıkmadığı halde bize fıkralar ve gördüğü rüyaları anlatıyordu"
Benim için Kazım'dan bahsederken di'li geçmiş zamanı kullanmak hala zor, belki hep böyle olacak, bilmiyorum… Piya Kültürevinde birlikte çalıştık. Piya kolektifi adını verdiğimiz, sürecimizi konuşup yönlendirdiğimiz bir oluşumumuz vardı. Orada Kazımla çok zamanımızı birlikte yaşadık, yoldaşlık ettik. Onu kızdırmak çok zevkliydi. Tipik Laz refleksleri olan , heyecanlı ve çabuk parlayabilen bir adamdı …Hassas olduğu konulardan biri de Laz fıkralarının özellikle "Temel" öğesi kullanılarak anlatılması ve her karadeniz'linin Laz olarak gösterilmesi idi. Kazım'ın bu yönünü bildiğim için bir toplantıda onu fişeklemek amacıyla "durun dedim bir Laz fıkrası anlatayım". "Temel"le başlayan bir fıkra anlattım. Herkes gülüyor ve bir yandan çaktırmadan Kazım'a bakıyor, benim ona çalıştığımı biliyorlardı. Kazım'ın anında sigortası attı ve bir saat bize söylev çekti, Lazlara dair; ki oradaki herkesin halklara ve eşitliğe dair tutumunu bildiği halde…Kazım futbolla çok ilgiliydi. Futbolu takip ederdi. Halı sahada oynarken arkadaşlar ona takılırdı..Ben futbol oynamaktan ziyade onu izlemeye giderdim. Genelde Cafer ona takılır, biraz pres yapıp onu zorlayınca kızıp bağırmaya başlar "Bu ne biçim iş düşmana karşı mı oynuyorsunuz?" derdi.. Hastalığının en başında bir gün Şair Mehmet Çetin'in evinde buluştuk. Yüzde doksan iyileşme ümidi olduğunu, sadece ilaçla iyileşeceğini söyledi. Bende sevinçle tuttum Kazım'ı havaya kaldırdım..."Dur oğlum kanser adama böyle sarılınır mı?" dedi. En kötü zamanında bile hep sağlam durdu, gözleri ışığını hiç kaybetmedi. Fiziken değişti, sacları döküldü, zayıfladı. Sesi çıkmadığı halde bize komik fıkraları, gördüğü rüyaları anlatıyordu. O bizi teselli ediyordu. Hiçbir zaman vitrin devrimcilerinden olmadı. İyi ki doğdun Kazım'ım…
http://www.mjora.com/lazurimtrl/k_k_dinleyenleri.jpg
Son Konseri
KTÜ
"O, Kazım Koyuncu'nun günüydü !!!"
Masallardaki zümrüdüankayı bilir misiniz? Yanar ve küllerinden yeniden doğar. İşte KTÜ konserinde Kazım Koyuncu (DİNA) hastalığın ve tedavi sürecinin ondan götürdüğü birçok şeye rağmen yeniden doğuyordu. Son konseri olduğunu tahmin etse de mutlu ve gururluydu. Doktorların yasağına karşın her şeyi göze almıştı bir kez. Öyle ya "konser ya da kanser tek harf ne fark eder" di. Bir şey olacaksa sahnede olmalıydı ona göre. Didou nana"yı söylerken gözlerini kapadığı an...
Korkmuyordu, hatta oyun oynuyordu hastalıkla." Sahnede kendimi bir kral gibi hissediyorum" demişti ya işte o gün tam bir kraldı. Ve gönül dostlarının da desteğiyle beraber, horonu, tulumu, arada karıştırılan-unutulan şarkı sözleri , Trabzonsporuyla tam bir Kazım Koyuncu konseri olmuştu. İşte hayat... Bir gün varsın bir gün yoksun. Önemli olan yaşadığın günü doldurabilmendir. KTÜ konseri de öyleydi işte. Şimdi meçhulde ama geçmişiyle bütün günlere bedel bir gün…
O, Kazım Koyuncu'nun günüydü !..
Birgün Gazetesi - 07.11.2007
lazuri.com'dan Alıntıdır..
Miray Esen
07-11-2007, 17:12
vargomoçkondu..
vargomoçkondasanon..
iyi ki doğdun Kazım Abi..
Murat Karaman
08-11-2007, 16:11
http://img239.imageshack.us/img239/977/kazmdogumgunuln3.jpg
Murat Karaman
08-11-2007, 16:14
Bilgi:
KEŞKE OLMASAYDI'DA BU HAFTA
Dönemin Sovyetler Birliği’ne bağlı Kiev yakınlarındaki Çernobil’inde 20. yüzyılın ilk büyük nükleer kazası meydana geldiğinde, Kazım henüz 14 yaşında müziğe eğilimli bir çocuktu.
Santraldeki bilim adamlarının inanılmaz riskler alarak deneme yaptıkları saatlerde belki de bir türküyü Lazca söylüyordu.
Hopa da dünyanın geri kalanı gibi uykudaydı ama santral uyumuyordu. Homurdandı, çatladı ve gazlarını saldı…
Tam 4 gün öğrenemedi dünya gerçeği.
Bahardı. Yağmur zamanıydı.
Karadeniz’e yağan yağmurların o yıl sadece bereket getirmediğini anlamak için yıllar geçmesi gerekti.
Soruna işaret edenler susturuldu; raporlar yayımlanmadı; test sonuçları bugün bile ikna edici bir netlikte değil.
Devlet bakanları televizyon karşısında çay içerek halkı paniklememeye çağırırken; seçkin kesimlerin ithal çay içtiği dedikoduları yayılıyordu.
Sonra unutuldu Çernobil.
Kazım da büyüdü bu sıra.
Karadeniz’in protest ve gür seslerinden biri oldu. Lazca şarkılar söyledi etnik ayrımcılık tuzaklarına düşmeden. Doğru bildiği bütün eylemlerde müziğiyle, sesiyle yer aldı.
Sonra kanser oldu.
Sonra aramızdan ayrıldı. Henüz 33 yaşındaydı.
Bizden ayrıldı ama çok sevdiği Hopa’sının topraklarına kavuştu.
***
Annesi, babası, kardeşi, arkadaşları, beraber müzik yaptığı insanlar ve konuyla ilgili bilim adamı röportajlarının bulunduğu; doğup büyüdüğü evde çekimler yapılarak gerçekleştirilen Kazım Koyuncu dosyası Çernobil, kanser, Karadeniz ve müzik boyutlarıyla 24 ekranlarında.
Yaşar Taşkın Koç’un hazırlayıp sunduğu Keşke Olmasaydı’nın Karadenizli müzisyen Kazım Koyuncu dosyası 7 Kasım Çarşamba akşamı 20.15’te 24 ekranlarında…
Belgesel dosya, kaçıranlar için aynı gece 01.15’te ve Pazar günü 18.10’da tekrarlanıyor…
Arkadaşlar eğer kanal yoksa yada bulamamışsanız benim gibi http://www.yirmidort.tv/keskeolmasaydi.asp (http://www.yirmidort.tv/keskeolmasaydi.asp) canlı yayın adresinden izleyebilirsiniz..
Ulaş Alyıldız
11-11-2007, 23:23
saygiyl aniyoruz...
Murat Karaman
14-11-2007, 14:56
Bölüm 1
http://www.youtube.com/watch?v=FGYrDIw-NIE
Bölüm 2
http://www.youtube.com/watch?v=j0bm_VKWRNM
Bölüm 3
http://www.youtube.com/watch?v=uc64ez238xI
Bölüm 4
http://www.youtube.com/watch?v=ZsCB3M9eVtY
Murat Karaman
14-11-2007, 15:08
Bilgi:
Kazım Koyuncu`nun anısına
Tiyatro Boyalı Kuş, `Çernobil`den Sesler` adlı oyunuyla 21 yıl önce yaşanan felaketi yeniden gözler önüne seriyor. Kazım Koyuncu`nun anısına sahnelediği oyunda Tiyatro Boyalı Kuş, bu felaketi unutmamak, gerçeği gerçek insanların hikâyeleri ve sözleriyle bulabilmek için yeniden anlatıyor..
İSTANBUL - Çernobil Nükleer Santralı `nda 26 Nisan 1986`da gerçekleşen patlamanın üzerinden tam 21 yıl geçti. Bu 21 yıl içinde çok söz söylendi, suçlamalar yapıldı; kitaplar, bilimsel araştırmalar yayımlandı. Çernobil felaketinden 10 yıl sonra bölgeye giden gazeteci-yazar Svetlana Aleksiyeviç ise farklı sesleri aramaya koyuldu. İşte Tiyatro Boyalı Kuş da bu farklı seslerin toplandığı kitaptan yola çıkarak `Çernobil `den Sesler` adlı bir oyun sahneliyor.
Çernobil patlamasına ilk müdahale eden itfaiyecinin eşi Lyudya Ignatenka, boşaltılmış köylerden birinde tek başına yaşayan yaşlı bir kadın olan ve hâlâ radyasyonun ne olduğunu anlamaya çalışan Zinaida Yevdokimovna Kovamenko, patlama sonrasında tahliye edilen ve kaybolan komşusunu arayan Mariya Volçok, Çernobil sonrasında doğan hasta kızını anlatan bir anne, Çernobil patlaması sırasında çocuk olan Katya , insanları uyarmaya çalışan bir nükleer fizikçi Valentin Alekseyeviç Boriseviç, Çernobil Müzesi `nde görevli, belgeler toplayan Sergey Vasilyeviç Sobolev ve diğerleri... Tüm bu insanlar ve daha fazlası Çernobil `de olanları sahne üzerinde insanlara bir kez daha anlatıyorlar.
Karadeniz turnesine çıkacak
Tiyatro Boyalı Kuş ise oyunu, bu felaketi unutmamak, gerçeği, gerçek insanların hikâyeleriyle, sözleriyle bulabilmek için, `Kazım Koyuncu `nun anısına... Başka Kazımları kaybetmeyelim` diye sahneye taşıyor ve seyirciyi Çernobil faciasını kötü bir olay olarak hatırlamanın ötesine çağırıyor. Jale Karabekir `in yönettiği oyunda Nurten Helik, Gamze Karababa ve Şerif Bozkurt rol alıyor.
Tiyatro Boyalı Kuş `un geçen sezon Sinop `ta sahnelediği ve bu sezon kapsamlı bir Karadeniz turnesine çıkmayı planladığı oyunu `Çernobil `den Sesler` 15 Kasım Perşembe saat 20.00`de Kocamustafapaşa Çevre Tiyatrosu `nda, 17 Kasım Cumartesi saat 20.00`de Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi `nde, 26 Kasım Pazartesi saat 20.00`de Harbiye `deki Kenter Tiyatrosu `nda. Biletler ticketturk.com`da (Kültür Sanat )
kaynak: 2007-11-13 -Radikal
Abdullah Alkır
16-11-2007, 02:35
murat kardeş paylaşımlarından dolayı tşkrler...
Murat Karaman
17-11-2007, 14:34
http://www.sairceketlicocuk.com/kazim_odtu.jpg (http://www.sairceketlicocuk.com/forum)
Murat Karaman
17-11-2007, 15:32
Bölüm 1
http://www.youtube.com/watch?v=FGYrDIw-NIE
Bölüm 2
http://www.youtube.com/watch?v=j0bm_VKWRNM
Bölüm 3
http://www.youtube.com/watch?v=uc64ez238xI
Bölüm 4
http://www.youtube.com/watch?v=ZsCB3M9eVtY
İlk video'da Nihat Genç herşeyi özetliyor aslında..
Kazım'ı yetiştiren her öğeye gerçekten ama gerçekten teşekkürler..
Kayra Nar
29-11-2007, 01:13
Hayatını merak eden arkadaşlar için yararlı olabileceğini düşündüm:)
Kâzım Koyuncu
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/d/d3/KAZIM.jpg/280px-KAZIM.jpg (http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:KAZIM.jpg)
Doğum tarihi 7 Kasım 1971 Doğum yeri Hopa, Artvin Ölüm tarihi 25 Haziran 2005 Mesleği Müzisyen Kâzım Koyuncu (1971 - 2005), Laz, Karadenizli bir rock şarkıcısıdır.
Artvin'in Hopa ilçesine bağlı P´anç´ol Köyü'nde, 7 Kasım 1971'de doğdu. Resmi doğum tarihi 10 Mayıs 1972'dir. Müziğe ortaokul birinci sınıfta mandolin çalarak başladı. Çocukluğu, "üstadım" dediği, "Kemençeci Yaşar" lakabı ile tanınan Yaşar Turna'nın yanında türküİstanbul'a üniversite eğitimi için geldikten sonra müzikle yoğun olarak uğraşmaya başladı. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden siyasi nedenlerle ayrıldı. 20 yaşında iken, 1992'de Ali Elver le "Dinmeyen" adlı özgün müzik grubunu kurdu ve profesyonel müzik yapmaya başladı. Daha sonra Lazcarock'tan kopamadı ve Laz etnik müziğini rock tabanlı yorumlamaya başladı. dinleyerek geçti. müzik yapmak için bu gruptan ayrılsa da
1993’te Mehmedali Barış Beşli ile birlikte Zuğaşi Berepe (Denizin Çocukları) adlı rock müzik grubunu kurdu. Lazca rock yapma iddiası ile yola çıkan ve 1995'te Va Mişkunan (Bilmiyoruz), 1998'de de İgzas (Gidiyor) adlı albümleri yaparak bu iddialarını da gerçekleştiren grup, sınırlı sayıda (yalnızca 130 adet) basılmış bir konser albümü (Bruxel Live)çıkardıktan sonra 1999 yılında dağıldı.
Kazım Koyuncu, tek başına müziğe devam etti ve Salkım Söğüt adlı projelerin ikincisinde 3 şarkıyla yer aldı. 2001’de Viya adlı ilk solo albümünü çıkardı. Daha sonra Kanal D televizyonunda yayınlanan ve çok sevilen Gülbeyaz adlı dizinin hem müziklerini yaptı, hem de dizinin bazı bölümlerinde oyuncu olarak görev aldı ve bundan sonra yurt çapında tanınmaya başlandı. Daha sonra da Kemal Sahir GürelSultan Makamı adlı televizyon dizisinin müziklerini hazırladı. ile birlikte
Karadeniz müziğinin güçlü temsilcilerinden Fuat Saka, Volkan KonakBayar Şahin ile birlikte düzenledikleri, büyük ilgi gören Hey Gidi Karadeniz konserler dizisinin de öncülüğünü yaptı. Nisan 2004'te çıkardığı ikinci solo albümü Hayde ile yoluna devam etti. ve
2004'ün sonlarında akciğer kanseri (Bir çeşit testis kanseri olan tümör akciğerinde bulunduğundan akciğer kanseri etkisi yaratmıştır) teşhisi konuldu ve tedavi görmeye başladı. 25 Haziran 2005'de, 34 yaşında, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. 26 Haziran 2005'te Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nda düzenlenen tören sonrası onbinler tarafından Hopa'ya uğurlandı. 27 Haziran 2005'te doğduğu köy olan P´anç´ol'da fındık ağaçlarının çevrelediği köy mezarlığında ebedi istirahatgahına konuldu. Fakat maalesef kendi isteği ile köyünde toprağa verilen sanatçıya dünya görüşü ve hayat duruşuyla kesinlikle bağdaşmayan şekilde anıt nezar yapılmaktadır. Adeta fındıklıklar ve doğadan izole edilmek istenircesine duvarlarla mermerlerle etrafı çevrilmektedir. Sanatçının sevenleri buna tepki göstermişler ve hiç değilse mezarın üzerinin mermerle kapatılmasına yönelik projenin değişmesini sağlamışlardır. Sevenlerinin toprağına dokunabileceği fakat onu ifade etmeyen duvarlarla çevrili bir mezar maalesef ailesi tarafından kendisine layık görülmüştür.
Tarafından Ocak 16 şarkının 4 tanesi konser kaydı, 4 tanesi (Dünyada Bir Yerde, Yalnızlığı Anla, Hoşçakal, Yine Burada) demo kayıt, geri kalanı ise farklı albümlerde (Gitarın Asi Çocukları (Anılar Düştü Peşime), Grup Patika/Aşk Beni Büyütmedi (Ayrılık Şarkısı), Seyduna (Hayat), Tuncay Akdoğan/Bir Nehir ki Ömrüm (Darbedar), Dinmeyen/Sisler Bulvarı (Askıda Yaşamak), dizi müziği (Le le le) yer alan Dünyada Bir Yerdeyim albümü ! Halkevleri2007 çıkartıldı. Albüm gelirinin tamamı (!?) Kazım Koyuncu’nun adını yaşatacak, onun müziğini ve tüm değerlerini gelecek kuşaklara ulaştıracak bir projeye aktarılacak !!!
Dipnot
Akıllardan hiç çıkmayacak bir sözü:"Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Çe" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik.Teşekkürler dünya."
Kaynak:Wikipedia
Murat Karaman
06-12-2007, 00:02
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7807121.asp?m=1
Murat Karaman
16-12-2007, 01:07
Fazla boş kalmasın lütfen burası..
Topiğin adına uygun hareket edelim, Kazım Koyuncu'yu Yaşatalım ..
;)
Fatma Arslan
18-12-2007, 19:17
şuanda kazım koyuncu dinliyorum... ne de güzel söylüyor:
"dünyada bir yerdeyim ben of,
yol kenarlarındaki su birikintilerindeyim.
yerim (yarim) yurdum yoktur benim,
sadece gökyüzüne göreyim.."
Çağsenin Yurtöz
19-12-2007, 23:18
kazım abi
kazım abi heryerde
her zamanımdan,her mekanımdan geçiyor.
onu nasıl tanıdıgım aklıma geliyor bazen.
tv dizisini fragmanları yayınlanırken ekranlarda
3-5 saniyelik duraksama(veya duraklama)dan ibaretti başlarda.
vasat bir dizi, ama ben burdayım diyen keşfedilmeyi bekleyen tınılar ..
halbuki.
tam da "ayaga" düşmüşken karadeniz müzigi.. bilerek bilmeyerek istenerek istenmeyerek aşındırılmışken seneler boyu.
"ha bu kazim denen uşak iyi işler ediyi" diye düşünerek dinlemeye başladı insanlar.
lazca,hemşince,megrelce,türkçe hangi dilde olursa olsun
ya da
trabzon, rize, artvin türküsü olsun
dinlemek dinletmek bambaşka bi şey oldu
daha cok iş yapacaktı gürcülerin aşk şarkılarını birer ikişer alacaktı albüme mesela. hem de yaşamak yaşatmak onun en çok istediği değilmiydi.yıllar dolu dolu geliyordu önüne.hasta günlerinde 49 garanti demiş aileden birine.
93 yılında Pazar Belediyesinin Düğün Salonunda Lazca şarkılar söyleyen uzun saçlı çocuklar günlerinden geliyordu hem de.
Nasıl olsa beni kaymakam da yapmazlar vali de diye düşünüp okulu bıraktıgı günlerden
çernobile bir kanserli çayı ekrenlardan içen bakana iki..
acı gercek kazım koyuncuyu vurdu
kimse bilmiyor yarın bir gün kimi vuracak.
anlatırken kilitleniyor kelimeler
ugurlamaya hangi dizeler yetsin.
karadenizin hırçın mavisi
ve dağların yeşil kuşağı
martılara kaldı ipek gülüşün
haziranda ölmek sana da düştü
çernobilden siyah bir bulut
gelip senin göğünde durdu
ekmeğine sızdı çayına sızdı
türküler içinde gençliğin yandı
şimdi türkülerin hayat içinde
senden dinleyenler keder içinde
nasılda çocuktu kaçkar yüreğin
dido diyen dilin suskun mu kaldı
Murat Karaman
20-12-2007, 20:24
kazım abi
kazım abi heryerde
her zamanımdan,her mekanımdan geçiyor.
onu nasıl tanıdıgım aklıma geliyor bazen.
tv dizisini fragmanları yayınlanırken ekranlarda
3-5 saniyelik duraksama(veya duraklama)dan ibaretti başlarda.
vasat bir dizi, ama ben burdayım diyen keşfedilmeyi bekleyen tınılar ..
halbuki.
tam da "ayaga" düşmüşken karadeniz müzigi.. bilerek bilmeyerek istenerek istenmeyerek aşındırılmışken seneler boyu.
"ha bu kazim denen uşak iyi işler ediyi" diye düşünerek dinlemeye başladı insanlar.
lazca,hemşince,megrelce,türkçe hangi dilde olursa olsun
ya da
trabzon, rize, artvin türküsü olsun
dinlemek dinletmek bambaşka bi şey oldu
daha cok iş yapacaktı gürcülerin aşk şarkılarını birer ikişer alacaktı albüme mesela. hem de yaşamak yaşatmak onun en çok istediği değilmiydi.yıllar dolu dolu geliyordu önüne.hasta günlerinde 49 garanti demiş aileden birine.
93 yılında Pazar Belediyesinin Düğün Salonunda Lazca şarkılar söyleyen uzun saçlı çocuklar günlerinden geliyordu hem de.
Nasıl olsa beni kaymakam da yapmazlar vali de diye düşünüp okulu bıraktıgı günlerden
çernobile bir kanserli çayı ekrenlardan içen bakana iki..
acı gercek kazım koyuncuyu vurdu
kimse bilmiyor yarın bir gün kimi vuracak.
anlatırken kilitleniyor kelimeler
ugurlamaya hangi dizeler yetsin.
karadenizin hırçın mavisi
ve dağların yeşil kuşağı
martılara kaldı ipek gülüşün
haziranda ölmek sana da düştü
çernobilden siyah bir bulut
gelip senin göğünde durdu
ekmeğine sızdı çayına sızdı
türküler içinde gençliğin yandı
şimdi türkülerin hayat içinde
senden dinleyenler keder içinde
nasılda çocuktu kaçkar yüreğin
dido diyen dilin suskun mu kaldı
Bu güzel yazı alıntı mı,yoksa sana mı ait?
Ali Yıldırım
21-12-2007, 01:34
Ellerine sağlık Çağsenin gerçekten çok güzel bir yazı.Kazım Koyuncu'yu yaşatacağız....
Kutay Cuneray
21-12-2007, 03:25
http://www.youtube.com/watch?v=WvYVdlDXaFE
İzlemeyenlerin mutlaka izlemesi gereken bir video
super ya
Murat Karaman
18-01-2008, 01:07
http://www.kazimkoyuncufilmi.com/
Ne güzel bir haberdir bu..
Necati Mete
18-01-2008, 03:10
İnsanların kıymetini bir de onlar ölmeden önce anlayabilsek...
Bu adamın verdiği mücadeleleri ne değerli (!) basın gösterdi, ne de bazen anlamadığım bir şekilde köre veya sağıra dönüşen miilletimiz kavrayabildi.
Halbuki ne mücadeleler verdi devlete karşı, şantiyelere karşı , sahil yolu yapımına karşı...
Allahtan gülbeyaz diye bir dizi çıktı ve insanlar son çeyreğinde görebildi Kazım'ı...
Necati Mete
18-01-2008, 03:26
http://www.youtube.com/watch?v=u11cYKdDqoY&feature=related
Final çalışan adama bu yapılır mı :)
Arka plana dikkat; kemoterapi gören kazım'ın saçları dökülmüş, çalışma arkadaşları da saçlarını kazıtmışlar...
Göktürk Daşoluk
18-01-2008, 12:39
http://www.youtube.com/watch?v=WvYVdlDXaFE
İzlemeyenlerin mutlaka izlemesi gereken bir video
super ya
Evet Gercektende HakLisin harikaymis....
Murat Karaman
18-01-2008, 14:43
İnsanların kıymetini bir de onlar ölmeden önce anlayabilsek...
Bu adamın verdiği mücadeleleri ne değerli (!) basın gösterdi, ne de bazen anlamadığım bir şekilde köre veya sağıra dönüşen miilletimiz kavrayabildi.
Halbuki ne mücadeleler verdi devlete karşı, şantiyelere karşı , sahil yolu yapımına karşı...
Allahtan gülbeyaz diye bir dizi çıktı ve insanlar son çeyreğinde görebildi Kazım'ı...
Kansere karşı mücadele edip,kanser nedeniyle aramızdan ayrılması.Sanırım en kötü,insana en çok koyan tarafı bu olsa gerek.
Manken sevgilisi,lüks bir arabası olmadı.Korumalarla da gezmedi ama Diyarbakır,Mardin gibi Karadeniz Müziği'ne uzak olan şehirlerde yüzbinlerce insana bu müziği sevdirtti,yetmiyormuş gibi horon da oynattı.
İşini çok iyi yaptı.Sanatçılığını da,taraftarlığını da,taraflığını da..
Kanal 24'te yayınlanan ' Keşke Olmasaydı ' belgeselinde sevgili Nihat Genç'in de dediği gibi;
Çok zor ya,gerçekten zor.Ben Kazım'a,arkadaşlarına,onu yetiştiren anne-babaya,bu kültüre,bu iklime teşekkür ediyorum..
http://www.youtube.com/watch?v=u11cYKdDqoY&feature=related
Final çalışan adama bu yapılır mı :)
Arka plana dikkat; kemoterapi gören kazım'ın saçları dökülmüş, çalışma arkadaşları da saçlarını kazıtmışlar...
O konserde KTÜ'deydim.Performansının en yüksek olduğu,çok hasta ve yorgun olmasına rağmen tek bir dakika bile yerinde durmadığı ve şarkılarını oturarak söylemek zorunda olduğundan bizlerden özür dilediği son konseri.
Buralarda insanların saçları hala aynı,hala kısa.Kazım'ın ömrü gibi..
Bilun Erkanlı
06-02-2008, 16:56
selamlar uzun zamandır forumda yoktum herkese tekrar merhaba!!!
Murat Karaman
07-02-2008, 17:01
' Şarkılarla Geçtim Aranızdan ' belgeselinin yapımcısı Ümit Kıvanç 2 gün önce Ntv'de gece yarısı yayınlanan 24 + ' da idi.Belgeseli anlattı.İlk fırsatta edineceğim.Kazım'ı,Kazım'ın kendi anlattıklarıyla dinlemek gerçekten güzel olacaktır..
Eyüp Yazar
03-04-2008, 20:18
HAYDE deyip göçüverdin bu diyardan... :( oysa daha yapacağın çok daha güzel şeyler vardı...
''HER ZAMAN KALBİMİZDESİN KARADENİZ'İN HIRÇIN, ŞAİR CEKETLİ ÇOCUĞU''
Murat Karaman
12-04-2008, 22:19
Etkinlik Duyurusu :
"Bu site; etkinlikleriyle, "özellikle bu etkinliğiyle" devam etmesi gerekiyor diye düşünüyorum büyüye büyüye çünkü; sadece beni ilgilendirmiyor bu. Sanırım hepimizi ilgilendiriyor yan yana getirmesi açısından. Bunu gelenekselleştirirsek belki hayata bir şey katarız...
Yaparız değil mi bundan sonra her yıl?
Sığmayız bu alanlara, kapalı yerlere!
Hep beraber olmayı diliyorum!"
Kazım Koyuncu / 14.05.2005 / 1. Horon Günü-İstanbul</SPAN>
Sevgili Kazım; dediğin gibi, horon hiçbir yere sığmadı, sığmayacak…
3. Geleneksel Horon Günü
17.05.2008
Tarih: 17 Mayıs 2008
Yer: Göztepe Özgürlük Parkı Amfi Tiyatrosu ( Park hakkında daha ayrıntılı bilgiye bu adresten ulaşabilirsiniz.
http://www.ozgurlukparki.com/iletisim.asp (http://www.ozgurlukparki.com/iletisim.asp) )
Saat: 16.00 – 21.00
KazimKoyuncu.Com’un organizasyonu, gönüllülerin desteği ve emekleriyle, hiçbir kişi ya da kurumun sponsorluğu olmayan ‘Geleneksel Horon Günü’ne katılım ÜCRETSİZDİR!!!
Aşk ve sevgi adına, gelin el ele duralım... HAYDE HORONA !!!
Daha detaylı bilgi için;
www.kazimkoyuncu.com (http://www.kazimkoyuncu.com)
Abdülkadir Dinç
26-04-2008, 21:06
Tek üzüntüm; okuldaydım (Yıldız Teknik) konseri vardı ölmeden önceki son Yıldız konseri, ve ben gitmedim aynen şunu diyerek, nasılsa bir daha gelecek diye!!! Ama kısmet olmadı bir daha gelmesi- bir daha görmemiz.
Ne kadar fark ettirmez ölüm kendini, değil mi=?
Bilun Erkanlı
04-05-2008, 20:53
geleneksel horon günü?duymamıştım daha önce istanbulda var mıydı yaa:)
bu arada selam murat uzun zmaandır görüşemioruz yaşıyomusun? askere mi gittin? merak ettim ya:)
Murat Karaman
16-05-2008, 20:04
Haydeeeee !
"Bu site;etkinlikleriyle, "özellikle bu etkinliğiyle" devam etmesi gerekiyor diye düşünüyorum büyüye büyüye çünkü; sadece beni ilgilendirmiyor bu. Sanırım hepimizi ilgilendiriyor yan yana getirmesi açısından. Bunu gelenekselleştirirsek belki hayata bir şey katarız...
Yaparız değil mi bundan sonra her yıl?
Sığmayız bu alanlara, kapalı yerlere!
Hep beraber olmayı diliyorum!"
Kazım Koyuncu / 14.05.2005 / 1. Horon Günü-İstanbul
Sevgili Kazım; dediğin gibi, horon hiçbir yere sığmadı, sığmayacak…
3. Geleneksel Horon Günü
17.05.2008
Tarih: 17 Mayıs 2008
Yer: Göztepe Özgürlük Parkı Amfi Tiyatrosu ( Park hakkında daha ayrıntılı bilgiye bu adresten ulaşabilirsiniz.http://www.ozgurlukparki.com/iletisim.asp (http://www.ozgurlukparki.com/iletisim.asp) )
Saat: 16.00 – 21.00
KazimKoyuncu.Com’un organizasyonu, gönüllülerin desteği ve emekleriyle, hiçbir kişi ya da kurumun sponsorluğu olmayan ‘Geleneksel Horon Günü’ne katılım ÜCRETSİZDİR!!!
Aşk ve sevgi adına, gelin el ele duralım... HAYDE HORONA !!!
Murat Karaman
22-06-2008, 13:21
25'inde Pançol'da olmak vardı bu senede..
Yokluğu her geçen an daha da hissediliyor Kazım Koyuncu'nun.Büyük bir müzisyen,büyük bir insandı.Ölümünün 3.yılında saygıyla anıyorum kendisini..
Sesin,sesimiz olacak..
Burdan selam göndereceğim Pançol'a..
Sercan Tuna
22-06-2008, 13:52
25'inde Pançol'da olmak vardı bu senede..
Yokluğu her geçen an daha da hissediliyor Kazım Koyuncu'nun.Büyük bir müzisyen,büyük bir insandı.Ölümünün 3.yılında saygıyla anıyorum kendisini..
Sesin,sesimiz olacak..
Burdan selam göndereceğim Pançol'a..
3 yıl geçti alışamadım hala yokluğuna... 3koca yıl ama sanki 3 gün önce gibi... Zor , zor işte... alışmakta zor, Haziran'da ölmekte zor...:(
Miray Esen
25-06-2008, 02:19
25 Haziran 2008..
3 yıl..
Şimdi çalan Tsira'da sen varsın..
Her tulum sesinde,
Her horonda,
Karadeniz'in her dalgasında
Sen varsın ve varolmaya devam edeceksin..
"Biz de öldük. Ama herşeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya!"
Kazım KOYUNCU
Miray Esen
25-06-2008, 02:45
3 sene önce bi hayalim vardı Kazım abi..Üniversiteyi kazanacaktım,hem de İstanbul'u! Konserine gelecektim, seni görecektim, belki de seninle konuşabilmek için fırsatlar yaratmaya çalışacaktım..
İstanbul'dayım sen yoksun. Varsın, ama yoksun..
Seni çok özledim..İlk günkünden çok, yarın özleyeceğimden az..
Murat Karaman
28-06-2008, 16:55
Bu sene yoktum,gidemedim mezarına.Yüreğim orada kaldı.Pançol'da..
Yokluğu her geçen an daha da hissedilir oldu,yürekleri daha da acıtır oldu.Saygıyla anıyorum.
Erdem Özdamar
28-06-2008, 22:57
özlüyoruz...
Okan Şamiloğlu
29-06-2008, 00:30
Hakkaten özlüyoruz.....
Recep Gürel
29-06-2008, 20:46
Kazım Koyuncu da ölümünden sonra hatırlanan sanatçılardan.Senin kıymetini bilemedik..Özür diliyoruz...
Murat Karaman
05-08-2008, 21:25
http://img104.imageshack.us/img104/1650/n59703966153241654851jd1.th.jpg (http://img104.imageshack.us/my.php?image=n59703966153241654851jd1.jpg)
Bizim Yaşar..
Hopa'da yaşayan,amatör bi şarkıcı.Nerede ayyaş,nerede boş gezen insan var onları eğlendirmek görevi.Şimdilerde yeni bir albüm çıkartmış.Her defasında Kazım Koyuncu'yu taklit eden,o'nu örnek alacağına aksine kıskanan ve ona benzemek için gecesini gündüzüne katan bi yaratık bu Bizim Yaşar.Çakma Kazım Koyuncu.Kazım'ın ölümünden sonra saç-sakal uzatan,sesini ona benzeten ama söylediği şarkıları sadece ayyaş insanların dinlediği bi zat.Tam anlamıyla fiyasko..
Miray Esen
06-08-2008, 02:50
http://img104.imageshack.us/img104/1650/n59703966153241654851jd1.th.jpg (http://img104.imageshack.us/my.php?image=n59703966153241654851jd1.jpg)
Bizim Yaşar..
Hopa'da yaşayan,amatör bi şarkıcı.Nerede ayyaş,nerede boş gezen insan var onları eğlendirmek görevi.Şimdilerde yeni bir albüm çıkartmış.Her defasında Kazım Koyuncu'yu taklit eden,o'nu örnek alacağına aksine kıskanan ve ona benzemek için gecesini gündüzüne katan bi yaratık bu Bizim Yaşar.Çakma Kazım Koyuncu.Kazım'ın ölümünden sonra saç-sakal uzatan,sesini ona benzeten ama söylediği şarkıları sadece ayyaş insanların dinlediği bi zat.Tam anlamıyla fiyasko..
Vefat etmiş bir sanatçının yolunda devam etmek değil, Karadeniz'i temsil etmek değil, sanat değil, müzik değil..
Taklitçilik.
Kendini kabul ettirebileceği kesimi Murat söylemiş zaten. Sen rahat uyu Kazım Abi!
Sinan Kürekçi
10-09-2008, 17:01
karadenizin hırçın çocuğu çok erken öldü.şevval sam la olan gelevera deresi ve gülbeyaz ı beğenmeyen insanın müzik anlayışından şüphe duyarım
Tuğçe Manav
10-09-2008, 18:01
karadenizin hırçın çocuğu çok erken öldü.şevval sam la olan gelevera deresi ve gülbeyaz ı beğenmeyen insanın müzik anlayışından şüphe duyarım
bende..
Cansu Bilen
11-09-2008, 17:22
Gyuli Çkimi
Awi şüule goulu daği daği
Dido miğun guis derdi meraği
Oüomdğulat si şekeri ma yaği
Si domövi do domxali gyuli çkimi
Ağne odas perde kogevoüidi
İzmocesti alis dologaüidi
Gomüuwxişi mgarinis yevuüidi
Si domövi do domxali gyuli çkimi
Bazi bazi gelaiûi noğaşa
Vixosarûi baba süaniş ûüobaşa
Gyuli çkimi si var ida başkaşa
Çkimire do giçkitas gyuli çkimi
bundan böyle dağ dağ dolaşırım
yüreğim çok yaralı, derdim var
karışalım birbirimize sen şeker,ben yağ
yaktın kül ettin sen beni gülüm
yeni odaya perde astım
rüyamda boynuna sarılmıştım
ağlıyordum uyandığımda
yaktın kül ettin sen beni gülüm
çarşıya inerdiniz bazı bazı
babandan habersiz gözlerdim seni
gülüm sen başkasına gitmeseydin
belki benimsin e gülüm
Miray Esen
19-11-2008, 04:06
7 Kasım'da "İyi ki doğmuş, iyi ki dünya tanımamıza vesile olmuş" dedik Kazım abi. Toprağın bol olsun.
Murat Karaman
20-04-2009, 15:31
Uzun zamandır sessiz kalmış buralar, yaşatmak lazım o'nu. Bi duyuru yapmak istiyorum;
GELENEKSEL HORON GÜNÜ (4.)
- 10 MAYIS 2009, Pazar -
Geleneksel Horon Günü (Halka açık ücretsiz bir etkinliktir!)
Organizasyon: KazimKoyuncu.Com (iletişim: webmaster@kazimkoyuncu.com)
Tarih: 10.05.2009
Saat: 14:00 - 20:00 arası
Yer: Göztepe(Selamiceşme) Özgürlük Parkı, Anfi Tiyatro
"Bu site; etkinlikleriyle, "özellikle bu etkinliğiyle" devam etmesi gerekiyor diye düşünüyorum büyüye büyüye çünkü; sadece beni ilgilendirmiyor bu. Sanırım hepimizi ilgilendiriyor yan yana getirmesi açısından. Bunu gelenekselleştirirsek belki hayata bir şey katarız...
Yaparız değil mi bundan sonra her yıl?
Sığmayız bu alanlara, kapalı yerlere!
Hep beraber olmayı diliyorum!"
Kazım Koyuncu / 14.05.2005 / 1. Horon Günü-İstanbul
Kazım Koyuncu'nun projelendirdiği ve başlattığı, bu yıl dördüncüsünü organize etmeye çalıştığımız, her yıl olduğu ve olacağı gibi geleneksel Horon Gününe giriş ücretsiz olup; aşka, kardeşliğe, dostluğa, barışa, uzattığımız ele el verebilecek herkes davetlidir. Geçtiğimiz yıllarda edindiğimiz tecrübelerden dolayı burada açıklamamız gereken bazı noktalardan biri; bu etkinlik bir konser değil, adı üstünde bol bol horona durulan Horon Günü'dür. Fakat dinlenme aralarında bizlere gönülden destek veren sanatçı dostlarımıza da sahne verilen bir etkinliktir.
Bu yıl herhangi bir aksilik olmadığı sürece bizlerle birlikte horona durup destek vereceğini beyan eden grup ve sanatçılar:
Ayhan Alptekin
Engin Alptekin
Erdal Bayrakoğlu
Fatih Yaşar
Ferda Sümer(Horon Ekibi ve Tulumuyla)
Gurgula
Gürkan Aslan
Karmate
Marsis
Nena
Temel Saraç & Horon Ekibi CARÇİ
Teona
Uçana Zeynep Kuyumcu
Onar onbeşer dakkalık dinlenme aralarında sahne alacak bu isimlere şimdiden verdikleri desteğe, ayrıca herhangi bir ücret talep etmeden yer ve ekipman temininden dolayı Kadıköy Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlügüne Teşekkür Ederiz...
"Geleneksel Horon Günü"
Nedir?
İlkini Kazım Koyuncu'nun kendi isteği ve katılımıyla "evim" dediği KazimKoyuncu.Com'un başlatıp düzenlediği, bedenen aramızdan ayrılmasından sonra onun istekleriyle, hayalleriyle, onun duruşu doğrultusunda yine KazimKoyuncu.Com'un devam ettirdiği, onun adının temiz bir şekilde yaşatılmasına ufak da olsa vesile olacak önemli bir etkinliktir.
Amaç:
Her kesimden, her görüşten, belki de birbiriyle hiçbir zaman bir araya gelemeyecek insanları el ele tutuşturmak, herşeye rağmen insanların sevgiyle el ele verebileceğini, herşeyin maddeye dayandığı yüzyılımızda gelir gider kaygısı olmadan da insanların bir araya gelebileceğini görmek ve göstermektir. İlerleyen senelerde "Horon Günü"nü; Kazım Koyuncu'nun da istediği ve projelendirdiği gibi "Gelenekselleştirmek", olası gönüllülerce başta Karadeniz olmakla birlikte Türkiye geneline yaymaktır.
Prosedür:
Kazım Koyuncu adına yakışır şekilde, adına ve sitesi KazimKoyuncu.Com'a zarar verilmemesi için bazı kurallar belirlenmiştir. Bunlar;
»"Horon Günü", KazimKoyuncu.Com'un her yıl mayıs ayının ikinci haftasına denk gelen Pazar veya Cumartesi günü düzenlemeye çalışacağı ücretsiz bir etkinliktir. Olası değişik tarihler KazimKoyuncu.Com'da duyurulur (her şehirde sadece bir yerde olmak kaydıyla organizasyonun yapılacağı tüm şehirlerde aynı gün ve saatte başlar).
»Başlangıç ve çıkış noktası olan İstanbul dışında, KazimKoyuncu.Com adıyla "Horon Günü" düzenlemek isteyen gönüllülerin, "Horon Günü"nden en az 5-6 ay önce KazimKoyuncu.Com ile iletişime geçmesi ve site yönetiminin belirlediği prosedüre kesinlikle uyması beklenir.
»"Horon Günü" tanıtım afiş ve posterlerini KazimKoyuncu.Com hazırlar. Her şehirde bu hazırlanan poster ya da afişler gönüllülerce bastırılır ve dağıtılır. Bu afişlerde "ücretsiz" olduğu vurgulanmalıdır. Diğer internet sitelerinde tanıtım yapmak isteyen webmasterler KazimKoyuncu.Com'un hazırladığı banerleri kullanabilirler. Sitelerine özel baner isteğinde bulunabilirler. Bu banerleri serverimiz üzerinden kullanabilirler (sitelerine uygun boyut ve renk bilgisi vererek istekte bulunabilirler). KazimKoyuncu.Com adıyla, bu günü haksız kazanç elde etme amacıyla kullanan gruplar, siteler vs. tespit edildiğinde kanuni yollara başvurma hakkı tamamen KazimKoyuncu.Com'undur.
»"Horon Günü" için belli olan tek program tulum ve horondur. Bunun dışında "Horon Günü"nün yapılacağı yerin uygunluğuna göre gönüllü sanatçılar sahne alabilirler. Amaç horon olduğu için bu sanatçılara sahne; dinlenme aralarında verilebilir.
»"Horon Günü" tanıtım ve duyurularında "kesinlikle reklam alınmaz, reklam amaçlı tanıtımlar, sponsor, dernek, vakıf, parti, platform vs. gibi belli bir kesime ve ideolojiye hitap eden hiçbir kurum ve kuruluşun adı kullanılamaz. Maddiyata dayalı hiçbir oluşum bu organizeye giremez, katılımcılardan ücret (bilet, bağış vs.) talep edilemez".
»"Horon Günü", hiçbir karşılık beklemeden aynı inançlar doğrultusunda emek vermek isteyen gönüllülerce tertiplenir.
»"Horon Günü"'nde gönüllü sanatçılar tulum çalar.
»"Horon Günü"'nün yapılacağı yer temini için ilk aşamada belediyelerden (nerede yapılıyorsa) bir dilekçeyle izin istenir. Belediyeler genelde park ve bahçeleri bu tür kullanımlar için ücretsiz kullanıma açabilmektedirler. Yer temin edilemezse gönüllülerin temin edeceği yerler kesinlikle adları açıklanmadan kullanılabilir. Açık alanda yapılacaksa valiliklerden kesinlikle izin alınması ve bu iznin bir kopyasının KazimKoyuncu.Com'a ulaştırılması gerekir.
»"Horon Günü"'nün gelenekselleşmesini sağlamak amacıyla her yıl imkanlar elverdiğince aynı yerde horona durmaya özen gösterilmelidir.
»"Horon Günü" olası önemli olaylar, afetler vs. dolayısıyla iptal edilebilir. Böyle bir durum yaşanırsa, KazimKoyuncu.Com sitesinde bu hemen duyurulur.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi KazimKoyuncu.Com'un istediği tek şey; Kazım Koyuncu'nun adına zarar vermeden, kardeşce el ele tutulabileceğini, dostluklar, sevgiler yaşanabileceğini göstermektir!
Öneri ve Görüşlerinizi webmaster@kazimkoyuncu.com (webmaster@kazimkoyuncu.com) adresine yollayabilirsiniz...
Saygılarımızla...
KazimKoyuncu.Com
kazimkoyuncu.com'dan alıntıdır..
Bilginize..
Murat Karaman
28-06-2009, 14:08
Bir 25 Haziran'ı daha geride bıraktık, acı ise dün gibi..
Saygıyla..
Murat Karaman
09-10-2009, 21:52
790-Kazım Koyuncu
Bugün mezarında idim. Sonrasında geçirdiği trafik kazası nedeniyle yaralanan annesi Hüsniye Koyuncu'yu ziyaret ettim.Daha doğrusu köyde bulunan evinin az ilerisinde yolda yürürken karşılaştık.Babası Cavit Koyuncu eve çağırdı bizi.Güzel bir sohbetten sonra Kazım Koyuncu'nun o köy evindeki odasını da dolaşma şansım oldu.Ve gözüme onca ödülün yanında Kazım Koyuncu'nun Hopa'da ortaokul okuduğu dönemdeki okul albümü dikkatimi çekti. " Adam olacak çocuk " olacağı taa o zamandan belliymiş sanki 790- Kazım Koyuncu'nun..
Mert Uzun
11-10-2009, 11:52
Kazım Koyuncu Bir Başkaydı :)
Allah Rahmet Eylesin
Metehan Özcan
28-10-2009, 21:26
Doğduğunda onun gözyaşlarını dindiren türkülerin, ölümünde milyonları gözyaşlarına boğmasına neden olan İdealist sanatçı.şöyle ki;
Yağmurların denize düştüğü bir günde, bir sonbahar sabahı, sırılsıklam ve çırılçıplak geldiği dünyaya ilk çığlıklarını savuruyordu. 7 kasım sabahına kadar hiçbir çocuk o kadar güzel ağlamamıştı. sesi duyanların içini hiç bu kadar burkmamıştı. o hayatına ağlarken 33 sene sonra insanlar da ona ağlayacaktı oysa ki. ismi Kazım oldu bebeğin, öfkesini yensin diye. ama o kadar güçlüydü ki, öfkesi gizlenmek yerine yok oldu. onun yerine sevgisi, umudu, insanlığı kaldı.
annesi artık ağlamasın diye bir türkü söyledi Kazım’a. sonra insanlar gülümsesin diye kendisinin, ve ardından herkesin aynı türküyü söyleyeceğini kim bilebilirdi.
Gözleri açıldı Kazım’ın bir sonbahar günü. sonbaharın en ortasında, kışa dayanmışken mevsim, hüzün hakimken havaya, sesinden başka hiçbir yerde görülmedi onun hüznü. yine içini burkuyordu dinleyenlerin dilindeki melodilerle, ama gözleri hep gülüyordu, güldürüyordu.
Küçüktü Kazım ilk eline aldığı bir mandolin oldu. çıkan tını onu büyülüyordu. o büyülendikçe daha çok bağlandı müziğe. müzik ruhuna işliyor, ruhu bir şarkıda dans ediyor, ağlıyor, umutlanıyor ve şarkı oluyordu. yaşamak için seçtiği yol o yaşlarda şekillenirken 20 yaşında duyurdu bunu herkese.
Dinmeyen’di grubunun adı, kendisi gibi, ruhu gibi, müzik gibi hiç dinmiyordu. ama bu değildi istediği. o annesinin ona söylediği türküleri söylemek istiyordu. ve öyle de yaptı. yağmurların denize düştüğü yerden gelmişti. yağmur gibi yağıyordu notalarıyla üstümüze. ilk doğduğu günkü gibi çırılçıplak ve sırılsıklamdı.
Notaları dökülürken dilinden boşluğa düşmesin istedi. istediği gibi yüreklere düşerken sözleri siyanürle altın arayanların, nükleer, termik ve hidroelektrik santrallerin, savaşların, zulümlerin tam karşısına da düştü. adı gibi saklayıp öfkesini, kendi gibi öfkelendi hayata haksızlık edenlere. hep savaşı vardı hiç durmadan savaşanlara, ama bilmeden yenildi kendi savaşında.
akciğer kanseri dediler onun için. ilaçlar iyileştirir dediler. “ilaçların yetmediği yerde yardıma yetişecek şey bende var” dedi. umudu vardı, yaşama sevinci vardı. ama yetmedi, yetişemedi.
yaz sıcağı kavururken toprakları o geldiği gibi denize gitti, gözlerden akan yağmurlarla ıslanarak, sırılsıklam ve çırılçıplak.
Kazım Koyuncu sadece bir sanatçı değildi.İdealistti,inandıkları uğruna herkesi karşısına almasını bilen bir idelist.Bağımsızdı o, savaşını,mücadelesi tek başına delikanlı gibi verdi.kimseden bir umut bir imdat beklemeden ve yeri geldi delikanlı gibi de ölüme yürümesini de bildi...
Selamlar Kazın abi...
Murat Karaman
05-11-2009, 20:09
Ey mavinin karaya döndüğü deniz,
Oğlumuzu verdik sularına,
Sularındaki kara matemimiz.
Şimdi bir ustura sessizliğindeyse acımız,
Ve böyle mahşer yeriyse yüreklerimiz,
Bil ki ölüm küçük, KAZIM büyük diyedir...
7 Kasım doğum günü, iyi ki doğmuşsun Kazım Koyuncu.
Murat Karaman
07-11-2009, 02:40
http://img106.imageshack.us/img106/7217/165dq6.jpg
Ben nereden bilecektim ki;
Ölümün ince belli bir bardak,
Çay ile dudak arasında olduğunu ..
İyi ki doğdun Kazım, iyi ki ..
Orhun Can
07-11-2009, 04:25
http://www.facebook.com/home.php#/video/video.php?v=152105419014&ref=mf
Videoyu ilk izlediğimde tepkim ; "Memleketimin dört bir yanından "Kazım"lar çıkar olmuş" oldu.
Münevver Karaarslan
07-11-2009, 18:19
http://www.facebook.com/home.php#/video/video.php?v=152105419014&ref=mf
Videoyu ilk izlediğimde tepkim ; "Memleketimin dört bir yanından "Kazım"lar çıkar olmuş" oldu.
Hoş bir çalışma olmus ama :)
Murat Karaman
08-01-2010, 17:43
http://img237.imageshack.us/img237/6/56141020089598138411000.th.jpg (http://img237.imageshack.us/i/56141020089598138411000.jpg/)
Gönül ..
Murat Karaman
07-04-2010, 18:25
Karadeniz İsyanda !
Haydeeeee !
http://www.karadenizisyandadir.org/web/images/stories/makale/sahnearkas%C4%B1.jpg
Yaşamı yok edecek enerjilere Durdurmak için Karadeniz’den, Munzur’dan, İzmir Allianoi'den, Hasankeyf'ten, Akdeniz'den geliyoruz... 25 Nisan'da Kadıköy'den sesleniyoruz!
Akkuyu'da, Sinop'ta nükleere hayır demek için,
Karadeniz'in, Ege'nin, Akdeniz'in derelerini kurutan, vadilerini yok eden HES'leri durdurmak için,
Munzur'da, Hasankeyf'te, Allianoi'de doğayı ve tarihi sular altında bırakan barajlara karşı çıkmak için,
Canlı tabut termik santrallere yeter demek için,
Doğayı ve yaşamı yok eden enerji yatırımlarına ve yaşam alanlarımıza kasteden tüm projelere karşı sesimizi yükseltmek için,
Çernobil'in 24. yılında, Çernobil kurbanı Karadeniz'den yükselen çağrıyı bütün Türkiye'ye taşıyor, 25 Nisan Pazar günü adıköy meydanında buluşuyoruz!
Tarihin en büyük nükleer santral kazası olan Çernobil felaketinin, başta Karadeniz kıyıları olmak üzere bütün Türkiye'yi radyasyon yağmuruyla kirletmesinin üzerinden 24 yıl geçti. Zamanın nükleer enerji savunucuları hiçbir önlem almadıkları gibi halka yalan söylediler, bize radyasyonlu çayları içirdiler, radyasyonlu fındıkları okullarda çocuklarımıza dağıttılar. Bugün özellikle Karadeniz'in her evinde insanlar yakınlarını kanserden kaybediyor, devlet ise halen halen “pahalıdır” diye hastalarımızın ilaçlarını bile karşılamıyor.
Üstelik nükleer sevdalılarının Türkiye'nin başına sarmak istedikleri nükleer santral belası için seçtikleri yerlerden biri Çernobil kurbanı Karadeniz'in Sinop kenti. Bir yandan hükümetin nükleere karşı 40 yıldır direnen Mersin Akkuyu için planladığı dört nükleer reaktör projesi de sürüyor. Bugün Türkiye'yi nükleer karanlığa mahkum etmek isteyenlere karşı sesimizi her zamankinden daha yüksek çıkartmak zorundayız. Akkuyu'da, Sinop'ta, Türkiye'nin, dünyanın hiçbir yerinde nükleer santral istemiyoruz.
Akkuyu, Sinop Çernobil olmasın demek için Kadıköy meydanındayız.
***
Başta Karadeniz'in el değmemiş vadileri, Ege ve Akdeniz'in dere ve çayları olmak üzere Türkiye'nin her yerindeki akarsular, doğayı yok etme pahasına kâr peşinde koşanların saldırısı altında. Sadece Doğu Karadeniz’de 750, tüm Türkiye’de 1700’e varan HES projesiyle, enerji bahanesiyle sularımızın kullanım hakkı şirketlere devrediliyor, sular tünellere hapsediliyor, yatağında akan su bırakılmıyor, dünyanın en nadide yağmur ormanları, doğal eski ormanları, akarsu vadileri tarümar ediliyor, üstelik bir de enerji nakil hatlarının yayacağı radyasyonla adeta her vadi bir Çernobil’e dönüştürülüyor. Nitekim Karadeniz'de bir ilk yaşanmış, HES işgaline uğrayan Çayeli Senoz Vadisi Yüksek Gerilim Hatları ile kan kanseri vadisi haline dönüşmüştür.
Çoruh'tan Yuvarlakçay'a, Loç vadisinden Fındıklı'ya, Görele'den Alakır'a... Halkımızın çığlıkları yükseliyor, vadilerinin yok edilmesine, yaşam alanlarının gaspedilmesine karşı kurdun kuşun hakkına sahip çıkan yöre insanları su mültecisi olmamak için direniyor. Sularımızı sermaye eden, doğamıza, tarımımıza, köylülüğümüze kasteden
HES'lere karşı hareketlerimizi büyütmek için 25 Nisan'da Kadıköy meydanındayız.
***
Bir de su tutan diğer tür barajlar var ki sadece akarsuları ortadan kaldırıp vadileri yok etmekle kalmıyor, insanları yerinden yurdundan ediyor ve tarihi mirası sulara gömüp ortadan kadırıyor. Aynı zamanda milli park olan Munzur vadisini yok edecek sekiz baraj projesi Dersim halkının yıllardır kararlılıkla karşı çıkmasına rağmen sürdürülüyor. Bergama'da yapılan Yortanlı Barajı, ‘’su’’ için kurulan, suyla tedavi merkezi Allianoi antik kentini sular altında bırakmak için gün sayıyor. Hiçbir bilimsel ve hukuksal dayanağı olmayan Allianoi'yi katletme projesiyle, 1. derece arkeolojik sit kararına rağmen Allianoi'yi kurtarmak için yapılan girişimler yok sayılıyor. Tarihin en önemli tanıklarından Hasankeyf antik kentini sonsuza kadar baraj sularına gömecek olan Ilısu barajı bütün dünyaya mal olan dirençli mücadelelere rağmen sürdürülüyor.
Akarsularımızı elimizden alan, yaşamımıza ve tarihimize kasteden barajlara ve hidroelektrik santrallere karşı Türkiye'nin dört bir yanında süren direnişleri buluşturuyor ve halkımızın haykırışına kulak tıkayan hükümeti bir kez daha uyarıyoruz:
Munzur özgür aksın, Hasankeyf, Allianoi efsanelerini çocuklarımıza da aktarsın demek için 25 Nisan'da Kadıköy meydanındayız.
***
Geleceğimizi tehdit eden küresel ısınmanın en önemli nedeni olan termik santraller hala bir seçenek olarak görülüyor. “Canlı Tabut” termik santraller sadece iklim değişikliğini geri dönüşsüz noktaya yaklaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda bacasından çıkan zehirli dumanlarla çevresinde yaşayan insanlarda ciddi hastalıklara yol açıyor, ormanları ve tarım alanlarını tahrip ediyor. Buna rağmen hükümet 50'yi aşkın yeni termik santral projesiyle Gerze'den Bartın'a, Erzin'den Çanakkale'ye kadar Türkiye'nin her yerinde hem halkın sağlığını, hem doğayı, hem de yeryüzünün geleceğini tehlikeye atmaya devam ediyor.
Termik santrallara karşı çıkmak, iklim değişikliğini durdurmak için 25 Nisan'da Kadıköy Meydanı'ndayız.
***
Doğaya ve yaşama kasteden, daha çok kâr, daha çok istiflemeden başka değer tanımayan projeler enerji yatırımlarıyla sınırlı değil. Bergama, Eşme, Havran, Ulukışla gibi yerlerde altın madenleri, İstanbul'da üçüncü köprü, Karadeniz sahil yolu, yeni otoyollar, taşocakları, çimento fabrikaları, golf sahaları gibi ormanlara, sulak alanlara, tarım alanlarına ve insan yerleşimlerine zarar veren, kentsel dönüşüm adı altında insanları yaşadıkları yerden koparan bütün yanlış projelere karşı Türkiye'nin her yerinde protestolar ve kampanyalar yükseliyor.
Bizler doğayı katleden, toplum yararını değil şirketlerin çıkarını gözeten, taşramızı insansızlaştıracak, tarımın doğduğu Medeniyetler Beşiği Anadolu’da, giderek tarımı, yerelliği, kültürlerimizi yok edecek bu sözde enerji ve sanayi projelerine mahkum olmadığımızı biliyoruz. Üretilen elektriğin %15’inin kayıp/kaçak olduğunu, ülkenin tüm su potonsiyeli HES projeleriyle sonuna kadar tüketilse bile enerji ihtiyacının %5’ini karşılamayacağını biliyoruz. Enerji ihtiyacımızı yenilenebilir enerji kaynaklarından ve enerjiyi verimli ve tasarrufulu kullanarak sağlayabileceğimizi ve bütün bunların yeni iş imkanları yaratacağını da biliyoruz.Bütün bunlar için mücadelelerimizi bir araya getiriyor, sesimizi Kadıköy meydanında yükseltiyoruz.
Toprağı ekenler, sürüleri güdenler, türküleri diyenler, doğayı ve yaşamı savunanları 25 Nisan'da Kadıköy meydanına bekliyor.
Allianoi Girişim Grubu
Hasankeyf'i Yaşatma Girişimi
Karadeniz İsyandadır Platformu
Küresel Eylem Grubu
Loç Vadisi Koruma Platformu
Munzur Koruma Kurulu (DEDEF)
Ayşenur Altun
24-06-2010, 22:20
http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs017.snc4/34198_406636623438_571268438_4356173_4310425_n.jpg
"Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya .. "
http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs013.snc4/34026_131864160174257_108006752559998_262032_81511 10_n.jpg
Aramızdan ayrılışının 5.yılında Kazım Koyuncuyu şarkılarıyla, sözleriyle yürüdüğü yoldan yürüyerek anıyoruz ! Onu en çok kızıl yıldızlı tişörtü ile İstiklal'de yürürken çekilen fotoğrafıyla hatırlyoruz. Bizde o gün orada olacağız ! Kazım'ın sesiyle, onun duruşuyla yürüyeceğiz o yolda, alkışlarla...
Murat Karaman
24-06-2010, 23:28
Gittiğinde yağmur vardı. Kendisine o hastalığı getiren yağmurlar, aradan beş yıl geçti. Yine yağmur var. Radyasyon yağıyor üstümüze, şemsiyesiz bir bekleyiş bizimkisi. Kimse anlamasa da derdimizi, çığlığımız Hiroşima'ya ulaştı, Küba kıyılarını dövdü. " Çernobil " i masal kahramanı yapıp, gömlek cebindeki sigara paketine sığınan insanların ölümüdür 25 Haziran 2005 tarihi. Kazım mı? Yürüyor, yürüyecek ..
Kürşat Pak
25-06-2010, 15:42
:(
Göktürk Daşoluk
25-06-2010, 20:54
Ne adamdı yaa !!!:(
Murat Karaman
27-06-2010, 15:30
http://hopam.com/habergoster.asp?haberid=8839
Mehmet Sesli
28-06-2010, 14:58
kazım abiyi çok özlüyoruz ..saygıyla anıyoruz onu unutmadık.unutmuyoruz.unutmayacağız...
Murat Karaman
06-07-2010, 16:23
Memlekette " fişleme " nin geldiği son nokta.
http://www.cnnturk.com/2010/turkiye/07/05/kazim.koyuncuyu.pkkli.yaptilar/582312.0/index.html
Ayşenur Altun
06-07-2010, 19:24
Çok üzücü , bi o kadarda sinir bozucu bi haber
Murat Karaman
07-11-2010, 22:11
İyi ki doğdun Kazım Koyuncu ..
Merve Kara
10-12-2010, 12:14
Cem Yılmaz Av Mevsimi'nde kendisini bir kez daha anmamızı sağladı sağolsun.
Burak.Özkan
11-12-2010, 16:28
Ruhun şad, mekanın cennet olsun Şair Ceketli Çocuk..!
Hatice Akar
17-12-2010, 00:44
Hey gidi Kazım Koyuncu!..
Tarla, eteğindeymiş bir dağın. Adam, yürümeyi yeni öğrenen oğlunu da çalışmaya giderken yanında götürmeye başlamış. Çocuk, ağacın gölgesinde otururken tarlada çalışan babasını izliyormuş gün boyu. Babanın umudu, oğlunun da büyüdüğünde evin tek geçim kaynağı olan tarlayı ekip biçmesiymiş. O da aynı ağacın gölgesinde otururken, babasını gözlemleyerek öğrenmiş bu işleri... Çocuk konuşmayı öğrendiğinde, su içmek için ağacın gölgesine gelen babasına sormuş bir gün: "Baba deniz ne demek?" Adam şaşırmış! Dağların arasında doğan çocuğuna başlamış denizi anlatmaya... Ertesi gün çocuk yine aynı şeyi istemiş babasından: "N'olur baba, denizi bir kez daha anlatsana!"
ANLAT DA DENİZİ GÖREYİM
Yıllar geçmiş aradan. Çocuk büyümüş koca adam olmuş. Babasından öğrendiklerini tarlada sürdürürken susayıp ağacın altına gelmiş, sıcak bir yaz gününde... Ağacın gölgesinde yaşlı bir adam oturuyormuş. Adam, elleri, yüzü tarlaya benzeyen yaşlıya sormuş: "Baba, hadi, bana denizi anlat!" Bir gün adam, yıllarca kendisine denizi anlatan babasının yanına gelmiş ve ilk kez yanına oturmadan elini uzatmış: "Hadi kalk baba, bugün denizi anlatmayacaksın bana. Çünkü denizi görmeye gidiyoruz!" Saatler süren uzun bir yolculuktan sonra denizin kıyısına gelmiş baba, oğul... Dalgalar pantolon paçalarını ıslatıyormuş her ikisinin de... Öylece susup denize bakıyorlarken çocuk bozmuş sessizliği: "Baba, deniz nerede? Anlat da göreyim!" Bize şarkılarıyla o coşkulu denizimizi anlatan, mısır püskülü saçlı kardeşim Kazım Koyuncu'yu ateşe atılan fındık kabuğu gibi kaybettik bir anda!... Binlerce insan yürüdü ardından. Bu ülkenin tüm aydınlık yüzlerinden gözyaşları süzüldü Kazım için. Üniversite öğrencisi olduğu günlerden beri tanır, büyük bir hayranlıkla izlerdim kardeşimi. İlk kez bir şeyi yakıştıramadım ona... O insanlara Karadeniz'i göstermek için yattığı yerden kalkıp bir tek "şarkıcuk" söylemedi! Kazım'ın defnedileceği Hopa'ya giderken, yüzlerine aile albümümdeki fotoğraflarda rastlayacağım insanlar gördüm yol boyu... Yağmur yağmıyordu ama kara bulutlar altında yaşadıkları için şemsiyeler vardı ellerinde. Islanmak istemiyordu hiçbiri... Peki ya ölmek!?.. Ölmek istiyorlar mıydı? O kara bulutlar ki, 1986 yılından sonra ölüm yağdırdı Anadolu'nun bu cennet köşesine. Çernobil faciasından sonra görevi ülkesinin insanını korumak, onlara şemsiye olmak olanlar sustular... Hayır susmadılar! Radyasyonlu çayları herkesin karşısında içerek, "Az radyasyonlu çay iyidir" diyerek alay ettiler, kanser tehdidi altındaki koca bir milletle. Hopa'ya, Kazım kardeşimin yanına giderken gördüğüm tüm şemsiyeleri parçalamak, kırmak istedim bu yüzden! 14 yaşında bir çocuktu Kazım, Çernobil santralinin 4. ünitesindeki kazanın yaşanıldığı 1986 yılında. Türkiye uyarılıyor, radyasyon bulutlarından en çok etkilenecek bölgenin Karadeniz olduğu dünya ülkeleri tarafından dile getiriliyordu. Sonuç: Kardeşi Kazım Koyuncu'ya son görevini yapmak için Hopa'ya giden Sunay Akın'dan medet umanlar karşısına dikilip adeta yalvarıyorlardı: "Sen de bizdensun, bi şeyler yapın, kurtarın uşaklarımızı, ölüyruk!" Kitap ya da müzik dünyasındaki "çok satanlar" listelerine "çok sevilenler" diyebilir miyiz? Kazım Koyuncu'nun adı okunmadı o "dayatma" listelerde... Ama, miting gibi bir cenaze gördü Türkiye! Şundan eminim ki, üniversiteler tatil olmasaydı Kazım'ı uğurlayan kalabalığa en az bir o kadar daha eklenirdi. Yalnızca Karadeniz sanmayın, tüm Anadolu uğurladı Kazım'ı İstanbul'dan. Hopa'da ise "Denizin Çocukları" kırılan bir dalga gibi omuzlarında taşıdılar kardeşlerini. Hopa Meydanı'nı dolduran binlerce insan arasından biri yanıma yaklaşarak bir binayı gösterdi: "Sunay Bey, şurada eskiden hükümet binası vardı. Nazım'ı 1928'de yurda kaçak girdi diye tutukladıklarında oraya götürmüşlerdi."
KARADENİZ'İN HIRÇIN OĞLU
Hopalının sözleri bir şimşek gibi çaktı beynimde!.. Kazım şanslıydı!.. Nazım Hikmet çok sevdiği memleketinden uzaklarda yatıyordu. Biz ise, koca şair gibi özgürlükten, barıştan, kardeşlikten yana olan kardeşimizin üstünü doğduğu topraklarla örtüyor, "Anadolu'da bir köy mezarlığına" gömüyorduk! Kazım Koyuncu'yu son yolculuğunda yalnız bırakmayan binlerce insanı görünce şu sözün doğruluğuna bir kez daha inandım: "Doğum insanları eşitler. Ölüm seçkinleri ortaya çıkarır." Hopa'ya giderken de, dönerken de Karadeniz'in doldurulması için koca koca kayalar taşıyan kamyonların yanından geçiyorduk. Yolsuzluklarla anılan, doğayı kirlettiği, bozduğu için karşı çıkılan bu çirkin yola ilk kez o gün hak verdim! "Karadeniz" dedim, "Taş basıyor yüreğine! En güzel, en hırçın çocuklarından birini kaybetti!.." İki, üç şeritlik bir yol için değil, tümünü dolduracak kadar taş bassanız Karadeniz'in yüreğine, dindiremezsiniz acısını. Kazım Koyuncu yok artık... Karadeniz kendini çıkarsız, içtenlikle, yürekten seven bir çocuğunu kaybettiğini biliyor. Kızım Ilgın'a horonu öğretiyorum. Serçe parmaklarımız Kazım Koyuncu'nun bir şarkısında buluşuyor ilk kez...
SUNAY AKIN
Murat Karaman
24-06-2011, 16:02
Saygıyla ..
Kürşat Pak
25-06-2011, 02:56
öyle zor zamanlarım oldu ki yanımda sadece senin şarkıların oldu huzur içinde uyu...
Murat Karaman
20-09-2011, 15:58
http://a3.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc7/318622_280931718585585_280930875252336_1208007_208 6966991_n.jpg
Gürcistan / Batum'da Kazım Koyuncu Festivali ..
Karadeniz'in öte kıyısı Batum'da Hopa'lı Laz sanatçı Kazım Koyuncu adına 8 Ekim tarihinde festival düzenlenecek. Programa Türkiye'den Tolga Kurdoğlu, Bayar Şahin, Erdal Bayrakoğlu, sanatçının yeğeni Mehmet Erdem ve kardeşi Niyazi Koyuncu katılacak.
Yer: Ilia Chavchavadze State Drama Theatre- #1 Rustaveli str.
Info: +995593910500
Murat Karaman
07-11-2011, 01:11
Kazım Koyuncu 40 yaşında. İyi ki doğdun Kazım Koyuncu, iyi ki ..
vBulletin v3.6.8, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.