PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kazım Koyuncu'yu Yaşatalım...



Sayfa : [1] 2

Erşah Yılmaz
09.Ağustos.2005, 16:21
Kamuoyuna;
Kazım Koyuncu anısına aktiviteler çeşitli grup ya da kişilerce her zaman yapılmak istenecektir, yapılmaktadır da. Sitemizden duyurulmayan aktivitelere itibar etmemenizi sizden(Kazım Koyuncu dostlarından) rica ederiz.
kazimkoyuncu.com




Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto “Ç´e” Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. * * Teşekkürler dünya.


Biliyoruz
Bir yıldız yağmuruna tutulacağız
Toprak çökecek
Başımız dönecek, arkamızda seni bulacağız
"Hayde" diyeceksin Ernesto gibi
Gidelim
Yıldızların çok olduğu
Bir gökyüzü altına ...

Murat Karaman
09.Ağustos.2005, 16:41
Kazım Koyuncu'nun adı Hopa Belediyesi tarafından açılacak kültür merkezine werilecek büyük bir ihtimalle!

Erdem Çeliker
28.Eylül.2005, 20:38
Kazım Koyuncu Anısına düzenlenecek her etkinlik bu ülkenin zeki ve isyankar gençliğine sunulan bir hediyedir....

Kazım Koyuncu bize bir hediyedir aslında kıymeti sonradan bilinen...

Murat Karaman
10.Ekim.2005, 22:52
DİDOU NANA

Oropa ardâo arti varen
Çkim iveri nöari çkvaşa
Miordini miçüutu do
Goytiruko ma si çkvaşa
Miordini miçüutu do
Didou do na ani na


Huriyadas öima ndğasu
Skani mamulyas maüipginam
Üanüaleşa gamüomile
Vaşilebu taşi rina
Üanüaleşa gamüomile
Didou do na ani na


Seri do ndğaşi arti mapu
Skani şaras ginocinepu
Skani dudi midamiğuru
Şüvaü üargi moüileüu
Skani dudi midamiğuru
Didou do na ani na


Ah oropa si ncgiri ndğaşi
Guri muöo domixaşi
Seri iri şeni serinen do
Üuüumela naüu ndğaşi
Seri iri şeni serinen do
Didou do na ani na


Nena do üaide : Megreluri xalüuri birapa



DİDOU NANA

Her sevgili bir değil
Benim kaderimi başkasına yazdın
Beni sevdiğini biliyordum ama
Sen beni başkasıyla değiştin
Beni sevdiğini biliyordum ama
Didou do na ani na


Titreyerek sabah günü
Senin çiftliğinde dolanıyorum
Başıboş şuursuzca
Bu yaptığın mümkün değil
Başıboş şuursuzca
Didou do na ani na


Gecem gündüzüm bir oldu
Yolunu gözler oldum
Sen benim için öldün
Başkalarının sevdiği geldi
Sen benim için öldün
Didou do na ani na


Ah sevgili sen iyi günlerimde
Yüreğimi nasıl dağıttın
Gece herkese gece de
Ben günlerce uykusuzum
Gece herkese gece de
Didou do na ani na


Söz ve müzik : Megrel Halk Şarkısı

Murat Karaman
10.Ekim.2005, 22:54
ortağım sen iste yeterki.biliyosun bu şarkı yazılmış en güzel şarkı

Murat Karaman
04.Kasım.2005, 13:08
Kazım Koyuncu’nun hayatı belgesel

Karadenizli sanatçı Kazım Koyuncu’nun hayatını konu olan “DİNA K’AK’İ’ adlı belgesel filmin galası, 6 Kasım Pazar günü gerçekleştirilecek.


Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı’ndan (BEKSAV) yapılan açıklamada, yapımcılığını Kolektif Yapım Yayın Org. Ltd. Şirketi’nin, yönetmenliğini de Serap Kervancı’nın üstlendiği filmin galasının, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde yapılacağı bildirildi.


Geçtiğimiz aylarda kanserden ölen Kazım Koyuncu’nun hayatı ve sanatçı kişiliğinin işlendiği 59 dakika süreli filmde, “Çernobil faciasının ikinci bir tematik doku oluşturduğu” da belirtilen açıklamada, belgeselin Kasım ayı boyunca BEKSAV ve Mezopotamya Kültür Merkezi’nde izlenebileceği kaydedildi.

Murat Karaman
04.Kasım.2005, 13:45
yasatilir..


yaşatalım ;)

Sertaç Banko
04.Kasım.2005, 16:11
Kazım Koyuncu şarkılarıyla yasatılır ona yardımcı olan müzik arkadasları da unutulmamalıdır.Şarkıları derleyen Birol Topaloğlu Mahmut turan Gökhan Birben ve daha niceleri Gyuli çkimi(gÜLÜM) Sen ölmedin zuğaşi berepe ma obşa oüomadu si

Murat Karaman
05.Kasım.2005, 14:20
Kazım Koyuncu şarkılarıyla yasatılır ona yardımcı olan müzik arkadasları da unutulmamalıdır.Şarkıları derleyen Birol Topaloğlu Mahmut turan Gökhan Birben ve daha niceleri Gyuli çkimi(gÜLÜM) Sen ölmedin zuğaşi berepe ma obşa oüomadu si
baba lazca baya iyi ;) war mı lazlık???
Fuat Saka üstad,Volkan abi,şair Sunay Akın yürekten Kazım dostları...
şarkıları hep dillerde "denizin çocuğu"nun...

Sertaç Banko
05.Kasım.2005, 18:16
Muratcım lazlık var.Annem de babamda laz ve ben o kültürle yetiştim.Rize'nin Pazar ilçesi tabi uydurma laz değiliz hakiki lazlardanız.Lazcaya gelince dilim ii dönmez çoğunu anlarım tabi lazca Karadenizin coğrafi yapısı yüzünden ilçeden ilçeye köyden köye değişiyo ama gönüller her zaman bir:).

Ve İnan Denizin cocuklarını ancak Karadeniz anlar.Görmez misin hırcın dalgalarından deli gibi coşuşundan?

Murat Karaman
05.Kasım.2005, 18:54
Muratcım lazlık var.Annem de babamda laz ve ben o kültürle yetiştim.Rize'nin Pazar ilçesi tabi uydurma laz değiliz hakiki lazlardanız.Lazcaya gelince dilim ii dönmez çoğunu anlarım tabi lazca Karadenizin coğrafi yapısı yüzünden ilçeden ilçeye köyden köye değişiyo ama gönüller her zaman bir:).

Ve İnan Denizin cocuklarını ancak Karadeniz anlar.Görmez misin hırcın dalgalarından deli gibi coşuşundan?

bende Artwin-Ardanuçtanım ama 15 yıldır Hopa'da yaşıyorum.az çok bilirsin Hopada Laz etnik yapısı içinde!bende azda olsa bu etnik yapıdan etkilendim.Lazca konuşamasamda diyaloglarda ne dendiğini az çok anlayabiliyorum ;)
bu arada bilir misin bilmem ama Hopa ile Pazar arasında ezeli bi rekabet wardır hep!2 yıl önce 3.ligden amatör kümeye düşmemize neden olan maçta Pazarda oynanan Pazar-Hopa maçı olmuştu :'(
ewet seninde dediğin gibi gönüller bir ;)

Sertaç Banko
05.Kasım.2005, 18:58
Bilmem mi en son macta olay cıktı.Kamyonlarla adamlar silahlı karakolu basmıslar ama sonu PAZARSPOR 2 ligte hopa 3. ligde

Murat Karaman
05.Kasım.2005, 19:00
''deniz''in çocuklarını ne zaman anlayacaklar murat??? bu ülkede o kadar ayrılık varken, ve bunlar tabu gibi yıkılmazken denizin çocuklarının anlayacak kim allah aşkına...
inan bunu bi ara konuşalım :-/

Murat Karaman
05.Kasım.2005, 19:57
Biliyoruz
Bir yıldız yağmuruna tutulacağız
Toprak çökecek
Başımız dönecek, arkamızda seni bulacağız
"Hayde" diyeceksin Ernesto gibi
Gidelim
Yıldızların çok olduğu
Bir gökyüzü altına ...

Murat Karaman
17.Kasım.2005, 17:49
http://www.hopam.com/videogoster.asp?video=6

Kazım Koyuncu'nun doğduğu şehir olan memleketi Hopa'nın güzel yürekli insanlarının hazırladığı bu wideo görüntüsü inanıyorum ki çok hoşunuza gidecektir!

hopam.com'a teşekkürler...

"Denizin Çocuğu"nun ardından...

Murat Karaman
17.Kasım.2005, 17:55
Merhaba murat *bende bi hopalıyla tanışmak istiyordum.Tabi gönül isterdi hopaya gezmeye gelmek isterdim 26 haziranda ama maalesef kazım abinin cenazesi için geldim.Bu bir rüya gibi geliyor kazım abinin ölümü bana sanki uyanacaz we bi rüya oldugunu anlıcaz.
merhaba,
demek 26sında Hopadaydın ha?
keşke haberim olsaydı,acımızı paylaşırdık!
bu bir rüya zaten,uyanacağımız günü bekliyoruz buna inan!
we alabildiğince haykır içindeki çocuğa "Haydeeeeee" diye...

Murat Karaman
18.Kasım.2005, 18:23
Müzik dünyası geçtiğimiz günlerde yeni bir isimle tanıştı. Babylon'da bir konser veren Kazım Koyuncu Lazca rock müzik yapıyor. Gençliğinden beri müzikle uğraşan 32 yaşındaki Koyuncu, İ.Ü. Siyasal Bilgiler'den terk. Gülbeyaz ve Sultan Makamı gibi dizilerin de müziklerini hazırlayan genç şarkıcı 'Ha uşaklar ha!' diye horon tepen şarkıcılardan farklı bir yaşam görüşü olduğunu söylüyor.

Savulun uşaklar Kazım celiyur!..

TEK FALSOSU BURNU

Burnu dışında hiçbir falsosu yok 32 yaşındaki Kazım Koyuncu'nun. Uzun saçları ve düzgün fiziğiyle karizmatik bir Laz uşağı. Hüzünlü şarkılarına inat, bir de pür neşe ki… İki saatin nasıl geçtiğini anlamadık sayesinde…

Siz Yalın'la haşır neşir olurken sessiz sedasız patladı o… Gülbeyaz ve Sultan Makamı dizilerinin müziklerini de yapan Kazım Koyuncu, ikinci solo albümü Hayde'yle ortalığı kasıp kavuruyor. İster duyun, ister tıkayın kulaklarınızı. Hemşince, Gürcüce, Megrelce ve Lazca şarkılardan oluşan albüm, bugüne kadar dinlediğiniz Karadeniz müziklerinden çok farklı. Ben ilk kez Babylon'daki konserinde izledim onu… O güne dek adını bile duymamıştım. Teoman konserlerindeki izdihamı görünce şaşırdım haliyle. Hiçbir duyurusu yapılmadığı halde konserine bu kadar insanı toplayan adam kimdir merak ettim. Hem kendim hem de sizin için söyleştim. Beyoğlu'ndaki stüdyosuna giderken de üşenmeyip saydım müzik piyasasının nabzının attığı İstiklal'de çalan şarkıları. Zalim'den 5-1 öndeydi!.. İşte Yalın'ı alt eden(!) Laz uşağının öyküsü…

Her şey Gülbeyaz'la mı başladı?..

Çok öncesi var aslında. Amcamın yıllar önce Almanya'dan getirdiği gitarla başladı her şey. Kime getirmişti bilmiyorum ama benim ellerimle buluştu. Sonrası da geldi. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni kazandım. Üniversitede Türkçe sözlü rock yapan bir grubumuz vardı. Sonra Lazca sözlü rock müzik yapmak için Mehmedali Beşli'yle Zuğaşi Berepe'yi kurduk. 1998'de grup dağıldı ve 2001'de ilk solo albümüm Viya'yı çıkardım. Gülbeyaz ve Sultan Makamı çok sonra geldi ama beni büyük bir kitleyle buluşturdu.

Karadeniz müziği deyince akla ilk gelen isimler İsmail Türüt, Davut Güloğlu… Sizi niye hiç duymadık?

12 yıldır müzik yapıyorum. 1992'den beri İstanbul'dayım ve profesyonel olarak sürünüyorum!... Bahsettiğiniz isimlerle hayat duruşlarımız farklı olduğu için birçok insan adımı ilk kez duyuyor belki.

Popüler kültürden kendinizi arındırdınız yani…

İki tür hayat var. Seçim bizim… Biri meşru gibi gösteriliyor. TV'lerden bildiğimiz. Bir de herkesin göremediği hayat var. Galiba ben ikincisine ait bir hayat sürüyorum. Kendimi Tanrı gibi hissetmiyorum. İstiklal'de elimi kolumu sallaya sallaya dolaşabiliyorum. Sokaktaki hayatın tadını çıkarıyorum. Gerçek olanın yani.

Karadeniz müziği deyince belli bir melodi geliyor akla ve tek kare beliriyor insanın gözünde, 'Ha uşşşşaklar ha!' diye horon tepen gruplar… Sizin şarkılarınızdaki resim ise çok başka.

Piyasa diye tabir edilen Karadeniz albümlerinden bahsediyorsunuz. Maalesef yıllarca işin kolayına kaçıldı. Satan bir şey tekrarlanıyor ve müzik kangren oluyor. Bir de işin sosyolojik boyutu var. Karadeniz son 20 yıldır politikacıları, işadamları ve mafyalarıyla gündemde. Hem Karadeniz'de hem de Türkiye'de bunlarla müzik de iç içe geçti. Bu dünyanın başka hiçbir yerinde görülmemiş bir durum… Mafya babaları sırf yakışıklı diye birine albüm yapabilir. Popüler isimlerin de bu çarkın içinde yer alması müziği yozlaştırıyor.

O ünlü isimler Karadeniz müziğini yozlaştırıyor mu diyorsunuz?

İstedikleri zaman türküleri en otantik haliyle söyleyebiliyorlar aslında. Benim onaylamadığım bir şey olsa da İsmail Türüt'ün repertuarı göz ardı edilemez. Davut Güloğlu'nun Nurcanım şarkısı da iyi. Tek şarkı ama… Gerçekte Karadeniz müziği hoplayıp zıplamaktan ibaret değil ki.

Albümünüzden belli. Hüzün var, çokça da aşk. Beni de oradan tavladınız ya. Çoğunun sözlerini anlamasam da müziğin evrenselliği bu işte dedim dinleyince. Yurtdışına açılmayı düşünmez misiniz?

En büyük hayalim. Fransa, ABD ve İngiltere'de konserler vermek isterim. Ama Batı'nın etnik müziğe bakışını sevmiyorum. Ezilmiş, sinmiş/sindirilmiş bir azınlığın son çırpınışları olarak görüyorlar etnik müziği. Bu bakışı değiştirebileceksem gitmeliyim. Tulum mesela bizde var onlarda yok. Gitar bizde de var onlarda da. ABD'ye 'Benim gitaristim senin gitaristini döver' diyebilirsem gitmeliyim.

Bari albümü yurtdışına pazarlayın.

Gürcistan'da yayınlamayı çok istiyorum. Ne var ki parasız halk. Birbirlerinin CD'sinden çekerek müzik dinleyebiliyorlar. Sadece benim çabam yetmiyor ki. Sponsor bulursam öncelikli hedefim albümü Gürcistan'da yayınlamak.

Murat Karaman
18.Kasım.2005, 18:26
Albümdeki iki şarkıyı Şevval Sam söylüyor. Ondaki yeteneği siz mi keşfettiniz?..

Şevval uzun zamandır bir albüm yapmak istiyordu. Biraz benim de günahım var ki gecikti. O doğuştan yetenekli. Çok güzel besteleri var. Türkiye'nin en iyi kadın seslerinden biri. Ama dinleyiciyle buluşması benim albüme kısmet oldu. Bundan sonra da birlikte çalışabiliriz. Ama onun dostluğu benim için her şeyden önemli.

Klip ne zaman geliyor; hangi şarkıya klip yaptınız?

Mayıs'ta. Benim gönlümde bir şarkı var ama dinleyicinin isteği daha önemli. İnternet sitesinde bir anket yapıyoruz. Ona göre çekeceğiz.

Peki ilk konser?

30 Nisan'da Yeni Melek'teyiz. Sonra Türkiye turnesi başlıyor. Önce Güneydoğu turu yapacağız.

Niye Karadeniz değil?

Karadeniz doğduğum yer, şüphesiz ölünce de gömüleceğim. Ama turneye Diyarbakır'dan başlayacağız. Diyarbakır'da daha önce çok keyifli konserler vermiştim. Yeri geldi, beni Karadenizliler'den daha fazla sahiplendiler. Önemli bir başlangıç noktası benim için. Karadeniz'i geciktirme nedenim biraz da tedarikli olma ihtiyacımdan kaynaklanıyor. Onlardan bir şey kaçmaz çünkü. Kendi kültüründen bir şeyle karşılaşmazsa kızar Karadenizli. Biriktirip öyle gitmek gerek.

Ya bundan sonra?..

Güzel şeyler düşünüyorum. Dev bir orkestra gibi. Şu anda 6 kişiyiz. Bas, davul, elektro gitar, tulum ve Karadeniz müziğinde olmayan klarnet var. Keman, garman, saksafon olsa fena mı olur yani. Altı vokal mesela üç kız, üç erkek… çok sesli senfoni orkestrasıyla bu şarkıları sahneye koyabilmek istiyorum.

Hımmm… Kulağa hoş geliyor.

Evet ama biraz para kazanmalıyım. Yeterli parayı tedarik etmek için de saçma sapan işler yapmak gerekebiliyor bazen.

Albüm satışları umut veriyor mu?

İlk hedef 100 bindi. Şuan 60 bindeyiz. Sanıyorum. Sene sonuna kadar 250 bini yakalarsak çok özel bir şey olur.

Aileniz bu çıkışı nasıl değerlendiriyor?

Babam kaymakam olmamı çok isterdi. Ama şimdi vali bile olsam şuandaki kadar gurur duyacaklarını sanmıyorum.

Saçlarınız, giyim kuşamınızla bir Karadenizli gibi durmuyorsunuz. Bu yüzden hemşehrilerinizden hiç tepki aldınız mı?

Bizim oralarda (Hopa) daha açık görüşlüdür insanlar. Zaten uzun zamandır İstanbul'dayım. Hiç sorun olmadı saçlarım.

Şiveniz de kaymıyor. Özellikle mi dikkat ediyorsunuz?

Babamın ana dili Lazca ama çok kitap okudum ben. Onun etkisi vardır mutlaka.

Hangi takımı tutuyorsunuz diye sormama gerek var mı?

Trabzonspor'luyum ama bunun Lazlığımla ya da Karadenizliliğimle pek ilgisi yok. Ben hikayesine vurgunum bu takımın. Statükoyu yerle bir eden bir futbol hareketi var Trabzonspor'da. Çünkü o zamanlar Trabzon'a kim geliyorsa yeniyordu. Yöresel hikayesinin ötesinde Türkiye'deki futbolun önemli bir enstrümanıdır Trabzonspor.


Dizilere şarkı yapıyorsunuz, takımınıza da yapmayı düşünmediniz mi?

Aslında 'uy Aha' şarkısı tam da futbol şarkısı. Penaltı pozisyonlarına çok uygun bir nida. Trabzonspor Kulübü'yle görüşmelerimiz sürüyor. Uy Aha tribünlerde çalınırsa ben çok mutlu olurum.



Ebru DREW Kırmızı/Vatan 18.04.2004

Murat Karaman
19.Kasım.2005, 16:30
Koyuncu'nun müziği Lazların 'varız' sesidir

Konak, "Kazım Koyuncu, devrimciydi, hümanistti. Ancak hiçbir zaman müziğinde insanları isyana, bölgeciliğe, ırkçılığa teşvik etmedi. Lazların da bayrağını taşıyordu. Ama Tuncelili de sevdi" diyor.
DERYA SAZAK: Geçen hafta kaybettiğimiz Kazım Koyuncu'nun ardından 15 bin kişi yürüdü. 'Etnik müzik' yapan, solcu bir sanatçıyı böylesine sahiplenmenin nedeni Çernobil'e bağlanan kanserden ölümlerdeki artışa karşı duyarlılıkla sınırlı olmasa gerek. Yakın arkadaşı olarak Kazım'ı Karadenizlilere sevdiren müziğin felsefesi neydi?

VOLKAN KONAK: Kazım'ın Çernobil ve kanserle anılmasını istemiyorum. Canım acıyor. Kazım'ın müziğini konuşmalıyız. Kişiliği, son yolculuğunda onu uğurlamaya gelenleri birleştiren sosyal olgular nedir, bunları görmeliyiz.
Sanatçı, devrimci olmalıdır. Hümanist olmalıdır. Kazım, devrimciydi, hümanistti, insandı. Lazların da bayrağını taşıyordu.
Karadeniz'de, Laz, Gürcü gibi gruplar var. Kazım, Laz'dı. Hopalı. Laz kültürünü temsil ettiği için de geniş bir destek gördü. Trabzon'un aydın bir yapısı vardır. Milattan önce 753 yılında kurulan şehrin tarihi, Londra, Paris, İstanbul ve Roma'dan önceye gidiyor. Kent bu kültür mirasının üzerine oturuyor, bakmayın Trabzon'daki son linç hadisesine, o bir provokasyondu. Kazım Koyuncu'ya da Trabzon'un sosyal demokrat yapısı sahip çıkmıştır.

Tulumun yükselişi
Karadenizli olma kimliğinin, müziğine yansıması nasıl oldu?
Kazım'ın müziğinde kemençe var, tulum var. Bizim kokumuz, rengimiz var. Ben Volkan Konak müziği yapmıyorum, beste müziği yapıyorum. Medya öyle algılamıyor. 'Karadenizli şarkıcı' diyor. 1992'de beste müziğini Karadeniz'e getirdiğimde Kazım liseyi bitiriyordu. Laz rock grupları vardı, amatörce çalışıyordu, 1995-96'larda İstanbul'a geldi, kendi orkestrasını kurdu ve daha sonra ilk albümünü çıkardı. Kazım'daki o devrimci boyutu gördüm. Müziğe asla bencil bakmadı. Kazım Koyuncu'nun müziği bir yaşam biçimi, bir duruştu. Trabzon muhalif bir şehirdir. Bu protest ruh, Kazım'ın müziğine yansımıştır.

Yöreden kopmadı
Kazım'ın yükseliş serüveni nasıl başladı? Son dönemde Karadeniz türküleri söyleyerek, horon teperek şöhret olan pop sanatçıları görüyoruz, sizlerin farkı nerede?
Kazım etnik rock, hatta zaman zaman folk müzik yapıyordu. Yöreden, köklerden kopmadığı için seviliyordu. Karadeniz derlemelerini seslendiriyordu. Mekrel (Laz) halk şarkıları vardır. Gürcü ve Laz müzikleri çok yakındır. Mesela Dido, Gürcistan'da söylenen bir halk şarkısıdır; Kazım onu derleyip Türkiye'ye kazandırdı. Türkçe söylediği şarkılar da çok: 'Oy dumanlar dumanlar, hep dağları sardınız, yüreğimin derdini bilseniz, ağlardınız.'

Balkan ezgilerini Türkiye'ye taşıyan Goran Bregoviç gibi, Kazım Koyuncu da Karadeniz'in sesini, pop arabeskten sıkılan kentli dinleyiciye, üniversite gençliğine sevdirmeyi başarmış ve yeni bir trend yakalamıştı.
Kazım'ın müziği ve sesi, Lazların bir çıkışı, 'Bu ülkede biz de varız' mesajının ifadesiydi. 'Bu ülkeyi biz karşılıksız seviyoruz' diyenlerin dışa açılımıydı.

Lazların çıkışı
Şöyle bir eksen kullandı: Yöresellik, ulusallık sonra evrensellik. Kazım bu geçişleri iyi yaptı. Lazca halk ezgileri, Hemşin türküleri. Müziği insanlara çok samimi ve sıcak geldi. Vazodaki bir çiçek değildi Kazım, topraktaki bir ağaçtı. Etnik motifleri çağdaş değerlerle birleştirince insanlar daha iyi algıladı, daha evrenselleşti ve geniş kitlelere ulaştı. Lazlar çok sahiplendi ama Tuncelili de sevdi Kazım'ı, Karadenizli olmayan kesimler de.

Kazım Koyuncu gitar çalıyordu ama yerel enstrümanlar da vardı müziğinde, kemençe, tulum gibi. Türküden rock'a geçiş nasıl oldu? CD dışında, film müzikleri de yaptı.
Gülbeyaz'ın müzikleri beğenildi. Televizyon çok etkili bir araç, Şevval Sam'la bir düetleri oldu. Dizi müziği de Kazım'ın tanınmasına katkı yaptı. Müziğinde etnik sazları öne çıkardı, mesela kemençe ve tuluma çok büyük katkı yapmıştır.

Müzikten para kazanmadı
Tulumu alıp, klavye, bas gitar, davulla iyi kullandığınız zaman İskoç, İrlanda müziği gibi enteresan bir tını çıktı ortaya. Yüzyıllardır bu müzik Karadeniz yöresinde dinleniyor. Mesele bunu çağdaş bir yorumla yeni bir dinleyici kitlesine iletmekti. Kazım o demir kafesin içinde yanan mumu insanlara açtı. Laz müziğini, evrensel bir dille yurtdışındaki insanlara ulaştırdı. Kendi genç dinleyici kitlesini yarattı. Gökkuşağına yeni bir renk ekledi.

Konserler de bu yükselişte etken olmalı.
İdealist konserlerdi, ücretsiz yüzlerce konser verdi. Üniversiteler, yardım konserleri. Kazım müzikten para kazanmadı diyebilirim.

Murat Karaman
19.Kasım.2005, 16:33
İsyana teşvik etmedi
'Karadeniz'in hırçın çocuğu' imajını konserler mi sağladı?Bence duruşu. Müziğin içindeki ses, ritim, coşku hepsini koyabilirsiniz. Ama en önemlisi DNA. Solcu, devrimci bir aileden geliyor. Ancak Kazım hiçbir zaman müziğinde insanları isyana, bölgeciliğe, ırkçılığa teşvik etmedi. Hayır. Kazım, halk ezgileri okudu. 'Ben seni sevdim', 'Gelavara deresi', 'Dido' bir halk türküsüdür. Bunları söylerken, duruşundan kıyafetine her şey Kazım'ın bir hümanist, devrimci, halkçı olduğunu gösteriyordu.
Kazım'da şiddet olgusu hiç yoktu, inanılmaz geniş yürekli, yumuşak tonlarda bir insandı. Ben mesela agresifim. Herkes Fatih'in torunu olamaz, ben Deli İbrahim'in torunuyum. Kazım beni bile törpülemişti.

Kazım Koyuncu bir devrim yaptı

Geriye baktığınızda, anılar galerisinde ne görüyorsunuz?
Sunay Akın, oyuncak müzesini açıyor. Oyuncaklar arasında oynarken babası içeriye giriyor. Babasının lafı şu: 'Döndük bir daha başa!..' Kazım'dan sonra ben de döndüm başa. Yoldaşımı kaybettim. Kazım müziğiyle öne çıktıkça, ben başka alanlara kayacaktım, belki siyaset yapacaktım. Tekrar başa döndük.
Hastanede beş aydır yanındaydım. O kadar yufka yürekli ve saftı ki... Kemoterapi görüyor, bana diyordu ki, "Abi sana çok üzülüyorum!" Niye?.. "Süratli araba kullanıyorsun, kaza yapacaksın."
Bir popülist akım gidiyor, Kazım öldü, Çernobil. Nişanlısıyla konuştuk, buna çok üzülüyoruz. Kazım, kanserle değil tebessümüyle, müziğiyle anılmalı.

Kazım, 'star' olmak istemeyen, ancak ölümüyle birlikte peşinden 15 bin kişinin yürüdüğü medyatik olmayan bir sanatçıydı, öyle mi?
Biz sahne sanatçısıyız, konserlere çıkarız, televizyon şovlarında pek fazla görünmeyiz. Sahne sanatçısının ölümü bir kayıptır, televizyon sanatçısının yerine yenisi gelir. Kazım giderken, karanlığa ışık yaktı. Dedi ki, 'Ey insanlar, porselen dişleri ve selülitlerin konuşulduğu şöhretlerle, sahne sanatçıları farklıdır.'
Halk bu ayrımı gördü. Kazım bir devrim yaptı, ona teşekkür borçluyuz.


Nâzım gibi Türkiye sevdalısı

Türkiye'de etnik kimlik, müzik, televizyon denince akla önce Doğu, Güneydoğu geliyor. Karadeniz'de 'etnik müzik' yapan, Lazca şarkı söyleyen Kazım Koyuncu'nun ardından, Trabzon'da sergilenen dayanışmanın 'sol' bir içeriği de olduğuna göre, birkaç ay önce yine Trabzon'da bildiri dağıtan bir gruba karşı sergilenen şiddet ve yükselen 'milliyetçi dalgayı' nasıl yorumlamak gerekiyor?
Bunu Trabzon olayına indirgememek lazım. Kazım'a üzülmeyen hiçbir bölge yok Türkiye'de. Birçok şeyi yaşayamadı, müziğe doymadı, Karadeniz'de her evde bir kanser vakası olduğu için Çernobil'le ilgili çağrışımlar uyandırdı.
Trabzon'da bildiri olayı bir provokasyondu fakat bir maçtan sonra yürüyüş yaptı Trabzon halkı. Onun üzerinde niye durulmuyor? Dünyada futbol için miting yapılan tek şehirdir Trabzon. Bu da bir başkaldırıdır.
Karadeniz uçlardadır. Ama deniz insanından çekinmesinler. Deniz insanının şeriatçısı bile Cumhuriyet'i sahiplenir. Korkmasınlar. Kazım, Türkiye sevdalısıydı. Ondaki Türkiye sevdası Nâzım Hikmet'inki kadar yamandı. Hümanistti. Laz müziği yaptı, kendi kültürünü yaşatmak istedi. Ama şoven değildi.

MİT gelenleri izliyor
Karadeniz'de ırkçılık olmaz. Deniz insanı dünyalıdır. Denizdeki savaşlar bile bir hafta sürmüştür. Küçülmeyi değil, büyümeyi düşünür. Hemşin yaylalarından İrlanda çayırlarına kadar dünya benim olsun ister. Oradaki etnik zenginliği, kültürü lütfen elimizin tersiyle itmeyelim. Bazı kesimler aşırı milliyetçiliği kaşıyarak turizmi öldürüyorlar. Esnaf çok rahatsız.

Nasıl?
Sumela Manastırı'na niye gelemiyor insanlar? 20 kişilik grup gelse MİT peşlerine takılıyor. Bu işgüzarlıktır. Rumlar gelsin, Sumela'da hacı olsun. Biz Arabistan'a gidiyorsak, oraları almaya mı gidiyoruz? Rum'u, Ermeni'si... Bırakın insanlar bu zenginliği yaşasın. Bu bir kültür mozaiği.

Çok iyi gitarcı değildi...
Kazım Koyuncu'nun bir müzik eğitimi var mıydı?
Alaylıydı ama kendini yetiştirmişti. Bu o kadar önemli mi? İnce Memed romanını yazan Yaşar Kemal de Çukurova'dan çıktı. Ben konservatuvar mezunuyum, ölçü değil ki bu. Müzik samimiyettir.
Aşık Veysel üç tane perdeye bastı, biz o sesleri bulamıyoruz. Konservatuvarda beş yıl bağlama okudum sonra klasik gitara geçtim. O sesleri bulamadım. Ruhi Su, çok mu iyi bağlama çalıyordu? O kadar güçlü bir sesti ki, bu bir renk.
Kazım belki çok iyi bir gitarcı değildi ama çok iyi bir virtüözdü. Çok iyi tınılar yakalamıştır. Kemençeye, tuluma müziğiyle katkı yapmıştır. Etnik sazları, rock gitarı birleştirmek kolay bir şey değil. Büyük kayıp, çok üzüntülüyüm.

Murat Karaman
19.Kasım.2005, 16:37
4 aylık anket çalışması başlatacağız

Koyuncu kanserden ölünce, Karadeniz'de yaygınlaşan hastalığın 1986'da Çernobil'deki kazayla bağlantısı tartışmaları güncelleşti. Siz buna inanıyor musunuz?

Bunu araştıracak olan üniversiteler. Ölmeden önce şunu söylediğine tanığım. 'Ah abicim' dedi, '1986'da lisede okuyordum, o yağmurları hep yedik.' Kafasında radyasyon kuşkusu vardı. Biz Türkiye'de kendimizi ifade edemiyoruz. Atom Enerjisi sınıfta kalmıştır, onlar Çernobil'i örtbas etmek zorundadır, aksi halde nükleer enerjiyi savunamaz.

Bakanlıkta araştırma yok

Benim ailemden 7 kişi kanserden öldü. Kazım'ın ölümünden sonra bir profesörle tartışıyoruz, Sağlık Bakanlığı'nda böyle bir araştırma olmadığını itiraf etti. Hastanelerde sadece kanserden ölenlerin istatistiği tutuluyor. Oysa bunları Çernobil öncesi ve aradan geçen 20 yılda gözlenen artışla vakalardan yola çıkarak karşılaştırmak gerekiyor.

Karadeniz'de travma var

Karadeniz'de büyük bir travma yaşanıyor, Çernobil'i kader gibi görüp doktora gitmiyorlar.
Nagasaki ve Hiroşima'ya atılan bombanın bin misli büyüklükte bir patlamadan söz ediliyor Çernobil'de, ben söylemiyorum Discovery Channel'de belgeseli var. Bin misli patlamanın yüzde bir de etkisi yok. Doğu Avrupa altı ay konserve yiyor. Benim ülkem elde kalan fındıkları askeriye ve okullara dağıtıyor. Belki de hiç etkisi yok, Karadeniz'deki kanser vakaları kalıtsal.

Servetimi harcarım

Bilime çok inanıyoruz, neyse doğrusu araştırılsın. Bütün servetimi harcamaya hazırım, 4 aylık bir anket çalışması başlatacağız. Alana ineceğiz. 1986'dan sonraki ölümleri çıkaracağız. Ekime kadar süre verin, bu araştırmanın sonuçlarını açıklayacağım. Karadeniz Teknik Üniversitesi ne yapıyor? Bunları yapmak hastanelerin, onkoloji enstitülerinin görevi değil mi?
Çernobil olduğunda ilk yasaklama üniversitelere geldi.

Güvercinlerim 4 bacaklı doğuyor

İsveç açıklamasa, Ruslar gizleyecekti. Bizim bakanlar da Çernobil'in etkilerini azaltmak üzere radyasyonlu çayları 'temiz' diye içtiler.
Cahit Aral kurban seçilmiş, o çayları içti. Karadeniz halkı şunu istiyor, bir özür dilensin! Sağlık taraması yapılsın. Ailemden 7 kişiyi gömdüm, 42 yaşında ölenler var.
Bende güvercin besleme merakı var. Benim güvercinlerim Maçka'da dört bacaklı doğmaya başladı, kanatlarından ayakları çıkmaya başladı, bunlar Malboro mu içiyordu? Lösemili çocuklarımız da sigara mı içiyordu?


Volkan Konak-Derya Sazak görüşmesinden...
kaynak:www.karalahana.com

Murat Karaman
19.Kasım.2005, 16:39
HORONU İBADET SAYACAK TANRI !

Kazım Koyuncu’nun ardından o kadar çok şey yazıldı ki, insan “ Ne kadar çok seviliyormuş” diye düşünmeden edemiyor. Ama Kazım Koyuncu’ya gösterilen sevginin Türkiye’de yaşayan diğer sanatçılara gösterilen sevgiden çok önemli bir farkı var. Kazım Koyuncu, öldükten sonra değil yaşarken sevilenlerdendi. Koyuncu tam da yakın arkadaşı Volkan Konak’ın Hey Gidi Karadeniz türküsünde dediği gibi “Oynayın uşaklar, oynayın gayrı/ Horonu ibadet sayacak Tanrı” sözlerine inanarak müzik yaptı ve bu müziği herkese sevdirmeyi başardı. Ve yine kendi sözleriyle “Hey gidi Karadeniz/Doldu da taşamadı/ Etmiyelum sevdaluk/ Edenler yaşamadı” sözlerini doğrularcasına aramızdan ayrıldı.

Koyuncu’nun müziğiyle ilk defa Arhavili bir arkadaşım sayesinde tanışmıştım. O zamanlar dershaneye gidiyordum ve arkadaşım bana heyecanla “ Ya Zuğaşi Berepe diye bir grup çıkmış. Mutlaka dinlemelisin. Harikalar yaratmışlar” diye anlatıyordu. Arkadaş tavsiyesidir diyerek aldığım Zuğaşi Berepe’nin “Va Mişkunan” albümü beni gerçekten çok etkilemişti. Bir yandan arkadaşıma teşekkür ederken, öte yandan bir Karadenizli olarak böyle bir müziğin yapılmış olmasına çok sevinmiştim. Umarım devamı gelir diye temenni ediyordum ki geldi. Zuğaşi Berepe’nin kurucusu ve beyni Kazım Koyuncu İgzas ismini verdiği ikinci albümüyle arz-ı endam etti.
Türkiye’de ve dünyada Lazca-Rock yapan ilk grup olma başarısını gösteren ve bu müziği kitleselleştiren Zuğaşi Berepe, sıkı muhalif olmasının yanında Karadeniz’i bildik sloganlarından dışarı çıkarmayı da becerebilmişti.
Ama Türkiye’deki birçok grup gibi, özellikle rock gruplarında görülen dağılmalar bu grupta da baş gösterdi ve bu çok önemli grup da bir daha bir araya gelmemek koşuluyla tarihteki yerini aldı.
Grubun beyni dediğimiz Kazım Koyuncu daha sonra “ Viya” ve “ Hayde” isimli iki sıkı albümle Karadeniz yerel tınısını bambaşka bir boyuta taşıdı. Arada yaptığı “Gülbeyaz” ve “Sultan Makamı” dizilerinin müzikleri, Trabzonspor için yaptığı besteler de cabasıydı.
İlk olarak 1991’de Volkan Konak’ın “Efulim” albümüyle başlayan ve daha sonra Fuat Saka’nın Lazutlar’ı, Birol Topaloğlu’nun “Lazuri Birabape” ve “Aravani”, Efkan Şeşen’in “Pek de Tanınmayan Karadeniz”, Gökhan Birben’in “Hey Gidi Karadeniz” gibi albümleriyle çok farklı bir kulvara taşınan Karadeniz ezgileri Kazım Koyuncu’da tam anlamıyla çok büyük bir ivme kazandı. Doğu Karadeniz’in renkli coğrafyasını ve bu coğrafyanın renkli insanlarını, Lazları, Hemşinlileri, Gürcüleri yani, müzikleriyle Anadolu’ya ulaştırdı.
Erkan Oğur’la birlikte çıkardığı iki albümle çok iyi bir dinleyici kitlesi yakalayan İsmail Hakkı Demircioğlu’nun söylediği “Ben Seni Sevduğumi”, “Divane Aşuk Gibi”, “Oy Trabzon”, “Uyan Osmanım Uyan” gibi halk türkülerini dinlerken birden bire ortalığın altyapısı tekno- ritmlerle donatılmış saçmalıklarla karşılaşıldı. Oysa ismini zikrettiğimiz insanlar, dışarıya Karadeniz müziği diye lanse edilen şaklabanlıkların, gerçek Karadeniz’i yansıtmadığını birçok kez gösterdi. O nedenle bu insanların müziğini salt müzik açısından değil, kültürel açıdan da son derece önemli buluyorum. Tüm bu yapılan değerli çalışmaların içinde dinlerken insanın içinde hüzünlü yolculuklar yapmasına vesile olan Kazım Koyuncu’nun yaptığı müziğin bundan sonra yerel çalışmalarda bulunacak diğer insanlara örnek teşkil etmesi temennisiyle..

UĞUR BİRYOL-Gazeteci

Murat Karaman
19.Kasım.2005, 16:47
Kazım Koyuncu'nun ölümü

Karadenizliler, genç sanatçının kansere yenik düşmesine ağlıyor, hepimiz kavrularak ağlıyoruz. Kazım Koyuncu'nun ailesine, arkadaşlarına sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Kazım Koyuncu arkadaşımızdı. Fuat Saka, Volkan Konak, Sunay Akın, İbrahim Can ve Kazım Koyuncu... Gizli bir örgüt gibi. Kazım'ın ölüm haberini alınca düşündüm... Bizler, birbirimizi niye anlatamayız.

Çünkü hiçbirimizin hayata karşı hesapları yok. Hiçbirimiz tedirgin değiliz. Ve hepimiz kendi bileklerimizden sorumluyuz...

Ve bu sanatçıların her birinin içinde, sanki trafo saklı gibi enerji yüklü... Bir gün belki, oturmalarımızı, konuşmalarımızı, huylarımızı, birer birer hikaye eder, anlatırım...

Hastalığı sonrası birkaç kez telefon ettim. Karadenizliler arasında sıkı bir geyik vardır. O geyikten çevirdik, şöyle: 'Kazım biz hamsi yedik, mısır ekmeği yedik, bize bir şey olmaz!'...

İşte bu geyikten çevirip gülüştük. Ama galiba, mısır ekmeğinin, hamsinin kendisi artık kanser...

Genç bir insanın ölüm acısını hiçbir söz içimizden alamaz. Acıyla ancak zaman başeder. Ve Kazımlar'ın yeteneği, enerjisi, coşkusu, sara illeti gibi bir şeydi. Tutulmaları imkansızdı... Uyurken bile tepinir, titrer yerinde duramazlardı. Türkülerini ve topraklarını delirmişcesine seviyorlardı...

Ne diyeyim sana Kazım... Genç yaşında duygunun, coşkunun, şarkıların yeterince yüksek zirvelerine tırmandın... Hepinizin volkanik bir bedeni vardı... Türküler lavlar gibi akıyordu...

Ne diyelim sana Kazım... Sen de hepimiz gibi büyülenmiş ve artık türkülerinle herkesi büyülüyordun...

Ne diyeyim sana Kazım... Sahnede, yüreğinden kamçılanmış gibi türküler söylüyordun...

O korkunç kuvvetli duyguları hangi uçurumların tepesinden topladığını biliyordum... O korkunç kuvvetli duyguları hangi rüzgarlar sana öğretti tanıyordum... O korkunç kuvvetli duyguları yüreğine hangi ıssız yaylaların neşeleri soktu biliyordum... Çünkü aynı ülkenin, aynı sokakların çocuğuydum...

Kazım, o hüzünlü, coşkulu çığlıklarını içimizden kimse söküp çıkartamayacak!.. Yakında biz de geleceğiz, ne diyeyim, ışık değilsin ki, şimdi söndün diyeyim. O hüzünlü çığlıklarını şimdi başkaları bulur mu onu da bilmiyorum. Bildiğim bir şey var, bir ülke önce insanın gözlerine yerleşir, sonra kalbine...

Ve sanatçı diye bir şey yoktur bu ülkede, taşkınlık, coşma, dağılma, parçalanma, sürüklenme, kendini tutamama, aşırılıklardan kurtulamama vardır ve bu insanların artık bıçak saplasan girmez bedenleri vardır!

Genç bir insanın ölüm acısını hiçbir söz içimizden alamaz. Acıyla ancak zaman başeder. Bir de Karadeniz'in kara rüzgarları...

Eylül ayının sert fırtınaları, delirmiş dalgaları, kayaları devirdiğinde sert soğuk rüzgarlar başlar... Sibiryalar'dan kopup gelmiş Kafkaslar'da çarpışmış...

Kara poyrazlar kapkara bir öfkeyle kemiklerinizi kırarcasına eser... İncecik erik ağaçlarının incecik fındık dallarının bu sert rüzgarlara karşı şansı yok.

Ayakta kalabilmek için biraz deli, biraz divane, biraz kudurmuş, biraz rüzgar gibi, biraz Karadeniz olacaksın...

Yağmurları nehir olup şehirlerin ortasından akan ülke...

Dağları ormanları söküp sahile indiren sellerin ülkesi...

Ve denizin kumunu, gökleri kapkara rengine boyayan dağları parçalayan rüzgarların ülkesi.

Duydunuz mu, Kazım ölmüş...

Meteliksiz, beş parasız, sahillerinde, dağlarında sürttüğümüz ülke... Sık sık dalgaların altından kumların hızla çekilip sürüklendiğimiz ülke... Duydunuz mu, Kazım ölmüş...

Kasım ayı devrildiğinde ne mavisi kalır gecelerin... Ne yeşili kalır dağların. Kapkara bir lacivert. Kömür madenleri taşıyormuş gibi bulutlar. Ağır ağır dağların tepesine oturur. Yağmurlar öyle tane tane değil, devrilmiş tren katarları gibi düşer başınızdan... Yağmur değil göklerden asfalt parçaları düşüyor gibi, ormanların beli kırılır...

Duydun mu kara lacivert deniz, Kazım ölmüş...

Karadeniz artık ölüm yatağında ülke...

Murat Karaman
19.Kasım.2005, 16:49
Dewamı...

Kendi ailem dahil, ölenlerin sayısı, yaşayanları geçti.

Ne hüzünlü coşkulu şarkıları teskin ediyor artık bizi... Ne ladin ormanları. Ne dalgaları. Ne mısır tarlaları. Ne karayemişleri. Ne yılan basmış tepeleri, yaylaları.

Karadeniz acılar içinde ülke. Artık her kapıda bir tabut. Her köyde yaygaralarla ağlayan insanlar. Yırtınarak, böğürerek, cırlayarak yürekleri yanmış insanlar...

Karadeniz'in artık, şakası, fıkrası, horonu, futbolu, fındığı değil... Karadeniz'in artık kanseri meşhur, konuşuluyor.

Coşkulu türküleri, enerjik rengini kaybediyor ve artık ağıtlar kansere yazılıyor.

Çayımız, fındığımız, bulutumuz, suyumuz, horon tepen genç çocuklarımız, ninelerimiz, hepsi bir büyük dünya savaşına girdi. Kansere karşı topyekün bir meydan savaşı... Kırılıyoruz...

Ey Karadeniz, senden nefret mi edeceğimizi sanıyorsun... O yemyeşil eşsiz manzaraların, yağmurların, suların, sellerin ormanlarından vaz mı geçeceğimizi sanıyorsun...

Bize teslim olmamayı sen öğrettin... Hepimizi teker teker alsan da, senin çocuğun olmak, senin dağların sahillerinde birkaç gün gezinmiş olmak, bize yeter...

Bize, dünyaya meydan okuyacak gücü sen verdin, bu türkülerin çığlıklarını sen verdin, bize hesapsızlığı, ölçüsüzlüğü, deliliği sen öğrettin.

Ölümünü, tabutlarını, kanserden kolordularını topla gel!.. İstediğin kadar gel... İçimize, bu toprağa, acıyı yerleştiremeyeceksin...


Nihat GENÇ-Akşam Gazetesi

Murat Karaman
21.Kasım.2005, 15:50
25 Haziran 2005. İnsanlığın kötülüğe karşı mücadelesinin kara günlerinden biri oldu. Sesiyle, duruşuyla, kötülüğün dünyamızı ele geçirmesinin önündeki engellerden biri olan Kazım Koyuncu’nun kalbi o gün durdu. Acının birçok yüzünü tanıyan bizler onun kalbinin durmasıyla acının henüz tanımadığımız bir yüzüyle tanıştık. Hayatımızı güzelleştiren, yaşamın saldırılarına karşı bize direnme gücü veren Kazım’ımız bizi çok fakir, çok zayıf, onu çok özleyecek insanlar olarak bıraktı ardında.

Kazım Koyuncu’nun bu dünyadan göç etmesi hayatın bir komplosu bize. Dünya üzerinde hüküm süren kötülüğün, hayatlarımızı kontrol eden bu sistemin yeraltı ve yerüstündeki zebanilerinin o korkunç suratlarını bize göstermesi. Dünyadaki ışığın ve aydınlığın azalması…

Kazım Koyuncu zor, güzel ve onurlu bir hayat yaşadı. Dünyadaki cennetin bir parçası olan Pançol’da geçen çocukluğu bize onun çok yönlü kişiliğinin ipuçlarını verir. O coğrafya, o kültür Kazım Koyuncu’yu insanlığın kültürel mirasına ve bize kazandıran temeldir. Hak ve adalet duygusu kültürümüzün bir parçasıdır ve Kazım Koyuncu da bu duyguyla beslenmiştir o coğrafyada. Bütün hayatı gibi çocukluğu da zor ve güzel bir çocukluktur Kaki’nin. Pançol’da hayat serttir. Vahşi bir doğa ile iç içe bir yaşam hüküm sürer. Kaki’nin direniş ruhunu bu coğrafya kadar babaannesi Zera Nandidi de etkilemiştir. Zera Nandidi genç yaşta dul kalmış ve onca zorluğa rağmen çocuklarını yetiştirmiştir. Kaki hayatla mücadeleyi erken tanır. Ve birçoğumuzdan önce de mahpusluk kavramını, siyasi mücadeleyi öğrenir. 1980 darbesinde babası gözaltına alınır. Bir tek babasını gözaltısıyla kalmaz gözaltılar, köy okulunun evli bir çiftten oluşan öğretmenleri de gözaltılardan nasiplerini alırlar. Gözaltındaki eşi ziyaret için Kaki’nin yardımı alınır, elinden tutulur, o küçük ellerden -ki o eller kadim bir kültür için ne büyük şanstır- destek alınır ve birlikte karakola gidilir.

Kazım sıradışı bir şekilde ilk üniversite sınavına girişinde İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni kazanır. Onun zekasının ve yeteneğinin tipik göstergelerinden biridir bu başarı. Üniversite yılları hepimiz için olduğu gibi onun için de hayatı algılamak ve onun karşısında netleşmeyi getirmiştir. Müzik artık vazgeçilmez bir yaşam kaynağıdır onun için. Devrimci mücadele ise onun kendi ifadesiyle “tarihin akışını düze çıkarmaya çalışmak”, “savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar, kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar, yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar, yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar” görmemek için, insanlaşmak için üzerinde yürünmesi gereken uzun bir yoldur. Çocuk yaşında tanıştığı mahpushane, dört ay misafir edecektir onu İstanbul’da. Ama ne gözaltında gördüğü işkence ne de dört aylık mahpusluk durdurur onu insanlığın aydınlığa olan yürüyüşünde.

Dina gerçek anlamda bir direnişçiydi. O direnmeyi Zera Nandidi’den, Pançol’un coğrafyasından öğrenmişti.
Hayatın ona çizdiği yolu o hiçbir zaman kabul etmedi. O hep kendi yolunu çizdi. Bunu yaparken de hiçbir şeyden korkmadı. Kendine olan inancı ve yüksek güveni onu korkusuz kılıyordu.

Murat Karaman
21.Kasım.2005, 15:52
Dina’nın Zuğaşi Berepe’li yılları çok öğreticiydi. Sadece öğretici değil şüphesiz. Zor, sıkıntılı, güzel ve direngen yıllardı. İmkansızlıkların yoğun ama yaratıcılığın da eksik olmadığı yıllardı. Zuğaşi Berepe çaresizliğin kendini dayattığı zamanlarda dahi her zaman bir çıkışın var olduğunu öğretmişti. Şüphesiz Dina’nın bir tek müzikal düzlemde değil, hayatın örgütlenişine ilişkin yaratıcılığının katkısı çıkış yolunu bulmayı mümkün kılıyordu. “Bruxel Live” albümü Dina’nın hayatın örgütlenişine ilişkin yaratıcılığının somut bir örneğidir. Grubun üçüncü albümü “İgzas” için finansa ihtiyaç vardır. Grup ne yapacağımızı bilemez vaziyettedir. Durum çıkışsız gözüküyordur. Dina, Med TV’de canlı olarak verilen konser kaydını disk olarak çoğaltıp, dağıtmayı önerir. Yıl 1997’dir ve o zamanlar disk kopyalamak şimdiki kadar kolay bir iş değildir. Ama Zuğaşi Berepe işin zorluğundan yılmaz. Arkadaşlarının da desteğiyle albüm kapağından tutun da yüzotuz adet diskin tek tek bilgisayarda kopyalanmasına kadar “Bruxel Live”in herşeyini grup yapar. Kopyalanan CD’ler bilgisayardan sıcak sıcak çıkıyordur, Dina ve diğerleri ise fırından sıcak ekmek alan çocuklar gibi seviniyordur… İşte Zuğaşi Berepe’nin bu sıradışı konser albümü Dina’nın yaratıcı zekasının ürünüdür.

1990’lı yılların polisiye açıdan sıkıntılı yıllarında olası bir ihtiyaç durumunda önceden belirlenmiş buluşma yerleri tespit edilmişti Dina ve arkadaşları tarafından. Bunlar Beşiktaş vapur iskelesi, Kanarya tren istasyonu, Taksim Gezi Parkı gibi mekanlardı. Ona ihtiyaç duyduğunuzda sizin için özel bir mekanı ziyaret edin, kim bilir o bunu hissedip sizinle orada buluşabilir.

Gerek biz Lazlar, gerek Karadenizliler, gerekse Türkiye ve Kafkasya halkları için Kazım Koyuncu’nun o büyülü sesinden yeni şarkılar duyamayacak olmak anlatılmaz bir derttir. Bu dert onu İstanbul’dan Hopa’ya yolcu ederken Açık Hava Tiyatrosu’nda düzenlenen törende şimdiye kadar hiç paylaşılmamış bir şekilde paylaşılmıştır. Törende onun anadili olan Lazcanın yanı sıra Kürtçe ve Gürcüce de konuşmalar yapılmıştır ki bu böyle bir törende ilk kez yaşanmaktadır. Kazım Koyuncu’nun karizmatik kişiliği, onun dünya denen yerküreye ve insanlığa olan sevgisi, Türkiyelilerin ve hatta Kafkasyalıların ortak bir acıyla bir araya gelip kendi anadillerinde acılarını, sevgilerini ve ona olan saygılarını dile getirmelerinin zeminini yaratmıştır. Türkiye’de müziğinin dili esas itibariyle Lazca olan bir sanatçının kitleler tarafından böylesine sevilmesi ve sahip çıkılması güzel bir dünyaya olan inancı güçlendirmiş, başka bir dünyanın hala mümkün olduğunu düşündürmüştür.

Kazım Koyuncu’nun bu dünyadan göçü bir son değil, bir başlangıçtır. Onun bedenini sonsuza dek saklayacak olan Hopa ve halkı bu sorumluluğa yakışır, ona yakışır bir kent ve halk olmak zorundadır. Onun yokluğuyla İstanbul ne kadar fakirleşmişse, biz ne kadar fakirleşmişsek Hopa ve Hopalılar o kadar zenginleşmiştir. Pançol, bağrında kimi saklamaktasın, unutma!

Bizlerin Lazların, Karadenizlilerin, Türkiyelilerin, Kafkasyalıların, onun anısını ve sevgisini içinden eksik etmeyecek olanların görevi ise onun adını ve mücadelesini sonsuza dek yaşatmaktır.

Kazım Koyuncu ölümsüzleşerek, adına şarkılar söylediği Ernesto Che Guevara’nın Latin Amerika dağlarında ulaştığı azizlik mertebesine Türkiyeli halkların kalbinde ulaşmıştır. O artık bizim doğal önderimizdir. Onun yaşamını ve mücadelesini bilmek ve anlamak bize yol gösterecektir. Onun hayata ve müziğe ilişkin yapmak istediklerini yerine getirmek artık bizim, özellikle de genç kuşakların görevidir. Göğsünde Kazım’ın bedenini saklayan Hopa artık kutlu bir kenttir. Onun nefes alırken çevresine verdiği ışık sönmeyecek, onun ışığı ve anısı hep yanımızda olacak, bize sonsuza dek güç verecektir.

Murat Karaman
21.Kasım.2005, 15:55
Kazım'a...

Bugün doğum günüm
Merhaba dünya
Merhaba gökyüzü
Merhaba mavi deniz
Merhaba gelecek
Merhaba yoksulluk
Merhaba kızamık
Boğmaca çiçek
Merhaba hastalık
Ve merhaba konser kanser
Dost kardeş yine bir arada hepimiz..

Hoş geldin hoş geldin
Denizin çocuğu
Tekrar tekrar hoş geldin
Yeryüzü gökyüzü dağlar taşlar
Karıncalar kuşlar
Hepimizden merhabalar
İşte hayat işte insanlar
Hepsi seni kucaklar
Aah! dünya sana çok dar
Yüreğimizde seni saklayacak
Cennetimiz var
Hoş geldin hoş geldin
Tekrar tekrar hoş geldin

Murat Karaman
21.Kasım.2005, 15:56
Şair Ceketli

Bir ceket yaptırmak istemiş, şair ceketi. Benim de yok, olsaydı çıkarıp ona verirdim. Ben de bir ceket istemiştim, doçent ceketi, hani şu fitilli kadifeden olan. Geçen yıl oldu, geçen kışı fitilli kadifeden, yeşil doçent ceketimle geçirdim. Şair ceketi nasıldır bilmem, siyah mıdır, eski midir, modası geçmiş midir, görenler "bak şair geçiyor" mu derler, bilemem. Yine de bir şair ceketim olsun isterdim, çıkarıp o çocuğa vermek için.

İnsan, kardeşlerinin bazılarıyla hemen tanışamıyor, bazı kardeşlikler öyledir, birbirinizi nasipse yıllar sonra bulursunuz. Ömer adlı bir kardeşimin olacağı dünyada aklıma gelmezdi! Geldi, üstelik Ömer adlı bir değil, tam üç kardeşim oldu; biri 30 yıl önce Ömer Ateş Kızıltuğ, benimle 'yol kardeşi' olarak Cem'e gelecekti, biri Ömer Arakon, 20 yıl önceden, 'Gizli Kardeşler Kulübü'nden, biri de 5 yıl önce tanıştığım Ömer Elver, en küçük kardeşim. Âşık Mahzuni Şerif "Çok Aliler gördüm Osman çıktılar" dedi, ben de Ömer kardeşlerime "Sizi Ali gibi seviyorum" dedim, hem içimden geldi, hem de söyledim. Ömer Elver ve abisi Ali Elver'in yakın kardeşiydi o şair ceketli çocuk. Babylon'da konseri vardı, Ömer "beraber gidelim abi" dedi, dünya hali dünya belasıdır ya çoğu zaman, ne işim varsa o akşam gidemedim. Sonra da o çocuğun yakalandığı belayı Ömer kanalıyla gün gün izledim. İlk başta sevindim, vaktinde teşhis edilmişti, kurtulma şansı çok fazlaydı, kısa sürede geçecekti... Sonra her şey...

O çocuğun da kardeşim olduğunu o günlerde hissettim. O yaşlarda çocuklar vardır, devrimcilikleri abilerinden dolayıdır. Abiler 'hayat'la tanışır, devrimciliği uzaklarda küllenmeye yüz tutan bir ateşe bırakır, adları Devrim, Deniz, İnan, Mahir, Ulaş olan çocuklarıyla oyalanır, uzak-yakın kardeşleri ise bu ağır ve onurlu mirası bir 'şair ceketi'yle üstlerine alır, taşımaya koyulur. Şair ceketli o çocukla hiç karşılaşmadım, sesini duydum, gözleriyle tanıştım, sözleriyle ısındım, sesiyle kardeşlik içinde olduğumuzu anladım ve devrimin de hayat gibi ateşli bir hastalık olduğuna bir kez daha inandım.

Onu yitirdiğimiz günün ertesinde TRT 2'de bir konseri yayımlandı, yarı suçlu, yarı uykulu ve büsbütün koyu gözlerle ona baktım, şair ceketli çocuk o çocuktu: Süssüz, sokaktan yeni gelmiş, terli terli su içmiş gibi, içli, kederli, mahcup, muzip, bazen içine bazen dışına açık, tıpkı bir şairde bulmayı umduğumuz ne varsa, o haller içinde bir çocuk.
Sanki şair ceketini içine giymiş gibiydi.

O ceketi gönlüne giyeceğini öğrenmişti sanki ve bundan da yalnızca 'akraba'ların anlayacağı gizli bir sevinç duyuyordu.

Şimdi devrimcilerin 'sınıf'larının olmadığı, belki de 'sınıf'ın onları terk ettiği bir 'ilginç' çağda yaşıyoruz. Artık çeşitli 'akraba'ları var devrimcilerin, onlar için çalıp söylüyorlar, onlar için yazıp çiziyorlar.

Devrimci akrabalık tuhaf bir kabile: Eskiler, yeniler, köylüler, kentliler, "sayılırız parmak ile/tükeniriz kırmak ile" diyecek kadar az olduklarını bilenler. Akrabadan Cemal Süreya'nın şiirini hatırladım birden: "Biz kırıldık daha da kırılırız/Ama katil de bilmiyor öldürdüğünü/Hırsız da bilmiyor çaldığını/Biz yeni bir hayatın acemileriyiz". Dahası da var şiirin ama, yeter.

Şair ceketli çocuk, Kazım Koyuncu, benim hem devrimden, hem şiirden akrabam: Umay Umay'la Birgün'ün Pazar ekinde yaptığı söyleşide, "solcu bir babanın solcu oğlu" olarak; "Biliyor musun, o çocuk doğru bir çocuktu. Hep o çocuk oldum. Hiçbir şeyi terk etmedim. Şiir yazamadım evet... Vaktim yoktu." Diyordu. O çocuk doğru bir çocuktur, benim hiç görmediğim kardeşimdir. Enis Batur'un "Beşir Fuad: Yanlış kardeşim benim" dizesinden mülhem, şair ceketli o şair çocuk, Kazım Koyuncu, 'Doğru kardeşimdir benim'

Haydar Ergülen

Murat Karaman
21.Kasım.2005, 15:58
Kazım Koyuncu'nun Giderken Verdiği Mesajlar

Kazım Koyuncu'nun öldüğünü duyduğum zaman irkildim. Ben bu ismi yıllar öncesinden tanıyordum. Tabii bu karşılıklı bir tanışma değildi.


O yıllarda ben onu, hemen her gün Anadolu yakasından İkitelli taraflarına giderken arabamda zevkle dinlediğim kasetinden tanıyordum.

O yıllarda, onun birkaç arkadaşıyla kurduğu Zuğaşi Berepe (Denizin Çocukları) adlı Lazca rock müziği yapan grubun galiba ilk kasetiydi. Va Mişkunan (Bilmiyoruz) adlı bu kaseti çok sevmiştim.

Yine arabamda Kardeş Türküleri'nin ilk kasetlerinden biri ile Kürtçe Rock müziği yapan ve o sırada Türkiye'de pek bilinmeyen Civan Haco'nun bu tarzda doldurduğu iki kaset daha vardı. Onları da beğenerek dinliyordum. Etnik müziği oldum olası çok severim, o nedenle bu gruba ve Kazım Koyuncu'ya sempati duydum.

Bir kere çok cesur bir denemeydi. O tarihlerde farklı dillerde kaset yapmak bir yana, şarkı söylemek bile bir meseleydi. (Kürtçe kasetlerin hala yasak olduğu bir dönemden sözediyoruz.) Lazca dendi mi bazılarının tüyleri diken diken oluyordu. "Kürtler yetmezmiş gibi Lazlar da mı başımıza dert olacaktı!.."

Memleketimizin eşsiz etnik renkleri, farklılıkları böyle değerlendiriliyordu.

İşte Kazım Koyuncu daha o yıllarda, bütün bu inkar çabalarına rağmen ülkemizin kuzeydoğusunda yaşayan ve kendilerine Laz diyen, üstelik de Lazcayı günlük hayatlarında konuşan insanlar bulunduğu gerçeğini göstermeye çalıştı.

Lazca söyleyen bir rock grubu ve Lazca iki kaset.

Laz olduğunu saklamaya gerek görmeyen ve bu kimliği ile gurur duyan cesur bir sanatçı... Üstelik de çağının, dünyasının, ülkesinin ve bölgesinin sorunlarına duyarlı muhalif bir sanatçı.

Ölüm haberini duyduktan sonra ilk kaseti vesilesiyle onunla tanıştığım günleri hatırlamaya çalışınca aklıma bunlar geldi.

Zaten onun ölüm haberleri de bu kişiliğini yansıtan başlıklarla verilmişti. "Karadeniz'in asi sanatçısı", "Muhalif sanatçı" gibi.

Onu anmak amacıyla Açıkhava Tiyatrosu'nda yapılan törende Lazlar, Kürtler, Gürcüler herkes oradaydı ve Kazım'ın kişiliğinde, etnik farkılıklarının, kültürel çeşitliklerin ve kardeşliğin güzelliklerini yansıtan bir tablo oluşturmuşlardı.

Murat Karaman
21.Kasım.2005, 16:00
Trabzon'da 30-40 bin kişinin ve memleketi olan Hopa'da tam 10 bin kişinin toplandığı cenaze törenlerinde konuşmaların bir kısmı Lazca yapılmıştı. Ve o kalabalıklar, Kazım'a gösterdikleri sevgiyle onun izlediği bu etnik çeşitlilik ve kültürel kimliklere sahip çıkma uğraşına hiç de karşı olmadıklarını anlatmış oluyorlardı.

Sisteme ve popüler kültüre yönelik eleştirilerini de hiç gizlememişti. Artvin ve Bergama'da siyanürle altın aramalara, Akkuyu'daki nükleer, Gökova'daki termik, Fırtına Vadisi'ndeki hidrolik santrallere ve Samsun-Sarp Sahil Yolu Projesi'ne karşı sesini yükseltenlerden biriydi.

Bildiğim kadarıyla bazı anti-militarist etkinliklerde ve NATO'yu protesto eden, Irak'ın işgaline karşı çıkan pek çok konserde şarkılarıyla yer almıştı.

Koyuncu bu dünyadan giderken geride başka mesajlar da bıraktı.

33 yaşındayken, doğduğu yöredeki birçok akrabası, arkadaşı ve memleketlisi gibi o da kansere yakalandı. Yörede herkes bu kanser vakalarını Çernobil faciasına bağlıyordu.

25 Nisan 1986'da Ukrayna ve Beyaz Rusya sınırına yakın bir bölgede yeralan Çernobil santrali müthiş patlamalarla radyasyon yaymaya başladığında Kazım Koyuncu 14 yaşındaydı.

İlk patlama ve onu takip eden aylarda yüze yakın insan ölmüştü. Rüzgarın radyoaktif bulutları İsveç'e kadar taşıdığı biliniyordu ama, Türkiye'de yetkililer, Çernobil'in hiçbir olumsuz etki yapmadığını iddia ediyorlardı.

Kazım o yıllarda devletin gerçekleri gizleme çabalarına rağmen, Karadeniz'deki herkes gibi yıllarca radyasyon solumuştu. Bu arada yetkili kurumların temsilcileri, bakanlar televizyonlarda Karadeniz'de üretildiği söylenen çaylarını içip radyasyonun bölgede hiç etki yapmadığını ispatlamaya çalışıyorlardı. Onlara bakılırsa bölgede son yıllarda artış gösteren sakat çocuk doğumları ve kanserin sorumlusu radyasyon olamazdı.

Kazım, bu gelişmelere de ilgisiz kalamamıştı. Ölümünden kısa bir süre önce bir gazeteciye, "Neredeyse her ailede bir kanser vakası var ve bu tesadüf değil" diyordu. "Eğer bu insanlar karşımızda çay içeceklerine erken teşhis için birtakım çalışmalar yapsalardı, sonuç daha farklı olurdu. Şimdi bunlar cinayet değil mi? Buna karşı önlem almamak o çok korktukları terörden daha kötü değil mi?"

Kazım böylece giderken bir mesaj daha veriyor ve devletin Çernobil meselesinde halka söylediği yalanların peşine düşülmesi gerektiğini işaret ediyordu.

Nitekim oğlu gibi kanser olan babası Cavit Koyuncu, "Çernobil faciasında gerçekleri gizleyip televizyonda çay içenlere dava açacağı"nı söylüyordu. Baba Koyuncu, "Daha nice insanlar ağlayacak. Bölgemizde yine kanserden ölenler olacak. Çocuklar, gençler yaşamalı. Artık yeter, başka Kazımlar ölmesin" derken devletin de bölgede kanser araştırmaları yapmasını istiyordu. Acılı baba, bir de Çernobil faciasında gerçekleri gizleyip televizyonda bacak bacak üstüne atıp çay içenler hakkında dava açmak için iyi bir avukat aradığını söylüyordu.

Aradan 19 sene geçmiş olsa da gerçeği ortaya çıkartmak isteyen Cavit Koyuncu'nun çağrısına sanırım cevap verenler olacaktır.



Kaynak: Yeni Şafak Gazetesi - 30 Haziran 2005

Murat Karaman
01.Aralık.2005, 16:50
KAZIM KOYUNCU-Ayrılık Şarkısı


ardımda bırakıp gülça gülsümü

ayrılık anı bu sisli şarkıyı

ırmaklar gibi akıp uzun uzun

terkediyorum bu kenti

ölüler gibi....



şarkılar bir çığlığa sığınmaksa şimdi

sonsuz bir yangın gibi

sevmesem öyle kolay çekip gitme

yaralı bir kuş gibi....



kumral bir çocuğun yaz öyküsüydü bu

şarkılarla geçtim aranızdan

yalnızlar gibi susup uzun uzun

düşlüyorum bu kenti

bir aşk gibi.... *



düşlüyorum bu kenti

son bir aşk gibi....



(Akıncım sonunda buldum bu şarkının sözlerini)
;)

Murat Karaman
01.Aralık.2005, 23:10
Tebrikler murat nerden buldun sözleri?
walla çok sewdiğim bi arkadaşımı aradım dün gece seninle yazıştıktan sonra!saolsun oda bugün maille yollamış sözleri...
arayn mewlasını da,belasınıda bulur ;)

Murat Karaman
05.Aralık.2005, 23:14
Can dost Kazım!


Can dost, mutlaka olayları ve insanların gerçek yüzlerini görüyorsundur.
Maalesef *seninle son 6 aydır yaptığımız sohbetlerimizde konuştuğumuz olayları yaşıyoruz, tahmin ettiğin kişiler aynen yapıyorlar yapmak istediklerini, seni ve ismini kullanarak reklam yapan ve para kazananlar bunu yapmaya devam ediyor.


Ne acıdırki bizlere seninle hiçbir maddi menfaat içinde bulunmayan , ticari bir ilişkide bulunmayan dostlara da siz onun anılmasını istemiyorsunuz diyorlar. Ne kadar acı değilmi kazım,insanları bu şekilde kandırıyorlar, kazım istedi yapıyoruz diyorlar. Kazımın bedenen yer alamadığı bir etkinliği daha kazım soğumamışken yapmak,en önemlisi son yolculuğuna uğurlandığı sahnede kazım ı anacağız onun istediğini yapacağız diyerek bu etkinliği para karşılığı yapmak hangi mantığa sığmaktadır?


Bunu anlayamayan insanlara söyleyecek bir söz bulamıyorum.Bedenin yok ama sen seyrediyorsun biliyorum ve gözlerini kapatmaya çalıştığımızda yüzünde beliren son tebessümde olduğu gibi bu riyakarlara gülüyorsudur mutlaka. Kimler çıktı sana çok yakın olduğunu söyleyen birbilsen,yıllarca görmediğin, unuttuğun,seninle birçok konuda ters düşen ve seni hiç tanımamış insanlar bile,senin bedenini uğurlarken oluşan kalabalıklardan etkilendi ve senin ismini her yere konu etmeye başladı.

Sen şimdi “...... .....

Cuma, biz dostlarımızı biliyoruz, kim ne yaparsa yapsın”diyeceksin ama benide biliyorsun haksızlıklara tahammülüm yok kazım cuma.


Fakat biz, gerçek dostların acımızı yaşamaya ve içimizdeki ateşi söndürmeye devam edeceğiz,acı ateş söndüğü zaman bizde başlayacağız konuşmaya ve yazmaya. Elbette ortaya koyacağız tüm gerçekleri,ancak bizim acımız büyük,son 6 ay yaşadıklarımız bize çok ağır geldi ve sen hala her anımızda varsın kazım.Bir yere gitmedin hala buradasın.


Biz acımızı yaşıyoruz, *yastayız, ateş düştüğü yeri yakıyor. Ey insanalar biz yanıyoruz,ama bu yangına rağmen kazım a yakışır dostlar olarak susmaya devam edeceğiz.


Kazımkoyuncu.com sitesi, kazım ın enzor anlarında yanında yer almış,kazım ın sırlarını paylaşmış,ona gönül vermiş,gerçek dostlar tarafından kuruldu ve yönetiliyor.Kazım a dost olmak isteyen ve ona hayran olan, bir çoğu da kazıma dost olmuş üyelerle de yaşıyor ve yaşayacak. Kimse buna müdahale edemeyecektir.


Kazım ın zor anlarında bize söylediği gibi,”kimse üzülmesin bu sitede,ama sıcak dostluğu bozacaklara da asla müsade etmeyin” biz bunu yapıyoruz kazım,sende bunu görüyorsun , Senin bedenin yok olmuşken, diğer insanların söyledikleri bizi yıldıramayacak bunu sende biliyorsun.


Ee Cuma,can dost,seninle 13 yıllık bir dostluğu paylaştık,ilk dönemler sürekli beraberdik daha sonra hayata dair sorumluluklar, seyrek görüşbilmemize vede telefonla ve konserlerde birlikte olmamıza olanak sağladı. Ayrıca bilmesi gerekenlerin bildiği gibi birbirimize ihtiyaç duydugumuz her an değişik yerlerde ve zamanlarda kenetlendik.


Maalesef tam birşeyleri sonuçlandırmaya başladığında bu kahrolası hastalık bedenini aldı bizden.Aralık 2004 te benim ankarada olduğum dönemlerde,Ankara daki konser hazırlığından önce,Ankragücü-Trabzonspor maçına gelmiştin ve ikimiz seyretmiştik maçı.Orada.Sana şunları söyleyip ısrar etmiştim, sana ve daha sonrada senin yanındakilere;


“Kendini çok yorma kazım,çok sigara da içme,kuru öksürüklerin var mutlaka doktora gitmek lazım, dikkat et sağlığına.Yutkunma problemi çekiyorsun ,mutlaka bir doktora gitmen lazım”.


Kazım ın sürekli yanında olduğunu ,onun dostu olduğunu ve maddiyat değil dostluk için var olduklarını söyleyenler,onunla ilgilendiklerini söyleyenler, sağlık kadar önemlibir konuda neden kazım ı unutmuşlardı?


Ben o sıralar sorguladığımda,bizde istedik ama gitmiyor gibi bir cevap aldım,ben uygun dilde ve gerçekten durumun kritik olabileceğini anlatınca ve ısrar edince neden gidildi?


Cerrahpaşa ya gittiğimiz de hastalığın gerçek boyutu ile ilgili tahliler ve tanılar yapılırken,her sonuçtan sonra kahroluyorduk, ve doktorlar bize bugüne kadar neredeydiniz diyordu?


Evet, Neredeydiniz?

Adem Kuyumcu
www.lazebura.net'TEN...

Emre Tanrıseven
05.Aralık.2005, 23:26
abi çok güzel yazmış helal olsun,bi kazım koyuncu hayranı,bi artvinli olarak yazılanlara içtenlikle katılıyorum,kazım abimizi unutmayacağız...

Murat Karaman
06.Aralık.2005, 17:31
abi çok güzel yazmış helal olsun,bi kazım koyuncu hayranı,bi artvinli olarak yazılanlara içtenlikle katılıyorum,kazım abimizi unutmayacağız...
emre bende artwinliyim!bi ara görüşelim toprağım!

Emre Tanrıseven
06.Aralık.2005, 20:45
emre bende artwinliyim!bi ara görüşelim toprağım!


oooo sen de mi fatih görüselim arkadasım;)

İlker Kökdemir
09.Aralık.2005, 16:18
Bu Hafta Ankarada Ekin Sahnesinde Kazım Koyuncu Belgeseli 2 Gün Gösterilecek Kızılayda Standlar Açıldı.

Murat Karaman
12.Aralık.2005, 23:55
Ella Ella (Allah Allah)

Haziran hiçbir zaman bu kadar hüzünlü gelmedi bana,gelemezde..

Henüz 33'ünde bi illetin kurbanı oldu Kazım Koyuncu,bi terörün,sawaşın ne derseniz deyin!

Kazım'ın ölüm haberi haziranın son haftalarına denk düşüyordu.Ölüm haberi memleketi Hopa'da duyulduğunda,Hopa'nın yeşil wede mawisinin yanında ölümün en çirkin rengi siyahta eklenmişti...

Şiddetli bi yağmur wardı o gece!Kazım'ın çok sewdiği coğrafyaya İstanbul'dan uğurlandığı gece Hopa'da bulutlar göz yaşı döküyordu!

Pançol ise yaslıydı..Ewladını kaybetmiş bi ana gibiydi Pançol,Hopa!

We sabah olduğunda Hopa belediyesinin hoparlöründen Kazım için Belediye Meydanında tören düzenleneceği ilan ediliyordu!We tüm Hopa ordaydı!Sadece Hopa mı?Tabii ki değil!Artwin,Rize,Trabzon,Wan,Erzurum,Tunceli,İzmi r kısacası tüm Türkiye ordaydı 33 yaşındaki bu güzel insan için!

Kazım ilkkez bu kadar sessizdi!

Son konserini wermek için halkını bir araya toplamıştı ama o..

Mızıkçının biriydi Kazım!Oyunu erken bırakmış we kaçarcasına gitmişti bilinmeze!

Anderin oğlu çok mu mutlusun orda?
Bak sewdan,şarkıların,türkülerin,halkın...Hep burada!

Ella Ella diyordu Kazım,Hemşince türküsünde!Allah Allah diyordu yani!Hani derlerya;Allah sewdiği kulu erken alırmış diye!Kazımda onlardan biri..

Mutsuzuz dostlar hazirandan beri!
Can dost,iyi bi insan,dost yürek artık yok!

Ella Ella!..

Murat Karaman
14.Aralık.2005, 15:51
Hopa'dan bir yıldız kaydı.

Tüm ülke büyük bir ismi kaybetti haziranın son günlerini yaşarken!

Sercan Tuna
16.Aralık.2005, 17:15
Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Ç´e" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya.
Kazım Koyuncu

Sercan Tuna
16.Aralık.2005, 17:17
igzas
xvala
ulun
sk´idamuşi va meçu şuri him
gurimuşi iucu
moxt´i u3´u himus
gema, zuğa do abja
iduşunu
vida
va moxelu ham kiana ma
bzirareyi p´eya
a dixa
dixo-3´unate na dolovincirare
a lett´a
vidikoyi p´eya p´etraşa
doviyik´oyi p´eya lett´acari
yürüyor
yalnız
gidiyor
hayatı vermedi can, ona
kalbini dinledi
gel dedi, ona
dağ, deniz ve nehir
düşündü
gideyim
mutlu etmedi bu dünya beni
bulacakmıyım acaba
bir yer
ağrısız içine yatacağım
bir toprak
gitsem mi acaba petra'ya
olsam mı acaba toprağa yem

Sercan Tuna
16.Aralık.2005, 17:19
Biliyoruz
Bir yıldız yağmuruna tutulacağız
Toprak çökecek
Başımız dönecek, arkamızda seni bulacağız
"Hayde" diyeceksin Ernesto gibi
Gidelim
Yıldızların çok olduğu
Bir gökyüzü altına ...

Sercan Tuna
16.Aralık.2005, 17:23
SENİ SEVEMEDİM ÖLÜM

Ölüm haber vermez
Tekmil ufuklar kışlarda içimde
Dört yanım ayaz keser
Yedi iklim bahar bahçe
Dağlarına kıran vura yurdunun
Devrilsin sırasına dalların

Ölüm bana koymazdı ya
Olmayaydım
....................Sevdanın en karasında
Yaşamasaydım
....................Ömrümün en güzel aşk hasadını

Karadır
............Bedenin ölüme yenik,
..........................................Yenik düştüğü gece
Yürek parça parça
Bütün umutlar dağılmış orta yerinden
Boynum kıldan ince
Sen hiç sevmedinmi ölüm...

Sercan Tuna
16.Aralık.2005, 17:34
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR

Çıkarın takvimlerden
Bütün haziranları
Kim derki haziran
Bir ilk bahar ayıdır

Geçmişim,
En büyük yaprak dökümlerini
Haziranlarda yaşadı
Kaybettik
.................Güzel kokan güllerimizi
Hep haziran akşamlarına bıraktık

Zordur haziranı bitirmek
Çıkmak yaşamın düzlüğüne
Haziran bahar değil
İçimde güz olmuş
..............................Yaprak dökümü
Yüreğe düşen ateş
................................Sinsi bir kor
"HAZİRANDA ÖLMEK ZOR"

Büyük ustanın anısına....

Murat Karaman
17.Aralık.2005, 00:53
Kazım Koyuncu'ya

Hoyrat tepelere sığındı gençliği
Siluetine yaşlar düştü koca bedenin..
saçları döküldü..
Yakışmış da ha!
ama nafile, yenik..
Acımasızca geldi ölüm..
güzel şiir,
33 kurşun,
Kazım 33 nde..
yarım kalan şiir..

Murat Karaman
17.Aralık.2005, 00:57
Kazım Koyuncu: Denizin Çocuğu

Cumartesi günü kanser nedeniyle 33 yaşında yaşamını yitiren Kazım Koyuncu bugün Hopa'da toprağa verildi. Kurduğu Lazca rock grubu "Zuğaşi Berepe"yle tanınan Koyuncu, Çernobil'e önlem almayan yetkililerle mücadele ediyordu.

Kazım Koyuncu, 33 yıllık yaşam yolculuğunu, İstanbul'dan Hopa'ya süren üç bin kilometrelik yolda; kah uçakla, kah sevenlerinin elleri üzerinde tamamladı.

Artvin'in Hopa İlçesi'nde, binlerce kişinin katıldığı son yolculukta kimler yoktu ki.

İstanbul'dan yola çıkan sanatçı arkadaşları Volkan Konak, Gökhan Birben, Almanya'dan Selma Koçiva, Grup Yorum ve ilk grubu Zugaşı Berepe (denizin çocukları) ilk akla gelenler.

Acılı aileyle saf tutanlar arasında sanatçı arkadaşları ve Doğu Karadeniz'in ileri gelenleri, Trabzon Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu, Trabzonspor Başkanı Atay Aktuğ ve Hopa Belediye Başkanı Yılmaz Topaloğlu da vardı.

Hopa Devlet Hastanesi'nden alınan Koyuncu'nun cenazesi, önce ilçe merkezinde Sugörün Mahallesi'nden evine, oradan da tören alanına götürüldü. Bir saatlik yürüyüşe binlerce kişi eşlik ederken, sanatçı Birol Topaloğlu'nun tulum çalıyordu.

Trabzonpor forması, yöresel çalgı olan tulum, gitarı ve fotoğrafının konulduğu tabutun başında baba Cavit Koyuncu, nişanlı Gönül Bozoğlu ve anne Hüsniye Koyuncu yer aldı.

İstanbul'da olduğu gibi yine ilk konuşan , kendisi de Karadeniz müziğine renk ve ivme kazandıran sanatçı Volkan Konak'tı. Sanatçı arkadaşını Hopa'daki yolculuğunda, "Bundan sonra hep burada olacağım. Babası benim babamdır. Çünkü benim babam yok. Burada olacağım, çünkü kardeşim burada. Koyuncu'yu ve ailesini hiçbir zaman yalnız bırakmayın" diyordu.

Kazım Koyuncu'nun ilk lazca rock grubu Zugaşı Berepe (denizin çocukları) üyesi Mehmet Ali Beşli'yse, önce Lazca konuşarak "Kardeşinizi size getirdik, size teslim ediyoruz" dedi ve konuşmasını Türkçe sürdürdü. Beşli, Koyuncu'nun hastalığından Çernobil'i sorumlu tutarak şunları söyledi:

"Bu Kazım Koyuncu'ya hayatın bir komplosudur. Komploya kurban gitmiştir. Bu komployu hazırlayanlar kimlerdir? Hepiniz hatırlayın. Zamanında o çayları toplayıp içtiniz. Fabrikalara verdiniz. Hepimiz Çernobil'in zararını gördük. Dönemin bakanı karşımıza çıkıp çay içti. Kanserin sorumlusu devlettir. Devlet kanserin önünü almalıdır."

Bu arada, kalabalıktan Beşli'ye destek geldi ve 'yuh' sesleri yükseldi. Cumhuriyet Alanı'ndaki törenden sonra Koyuncu'nun cenazesi Hopa Merkez Camisine götürüldü. Cumhuriyet Alanı'nda bir de taziye defteri açıldı.

'Hopa'nın üzerine ağırlık çöktü!"

Koyuncu'nun yakın arkadaşı Selçuk Topaloğlu Kazım Koyuncu'nun Hopa'da toprağa verilişini bu sözlerle aktarmaya başlıyor.

Hopa Belediyesi'nden yapılan açıklamaya göre, daha önce düzenlenmesi konusunda Kazım Koyuncu ile de görüşülen ve 7 Temmuz'da gerçekleşecek Hopa festivali Kazım Koyuncu anısına yapılacak.

Murat Karaman
17.Aralık.2005, 00:59
dewamı...

Hey gidi Karadeniz Uşağu


Müzisyenim, ondan sonra bir Karadenizliyim ama hepsinin ötesinde bir devrimciyim".

Kazım Koyuncu, kendisini böyle tanımlıyordu. Kürtçe tartışmaları sürerken, o sessiz ve derinden lazca rock yaptığı kasetiyle ve konserleriyle, devrimci söylemini yaşama geçirivermişti bile.

Karadenizliliğiyle devrimciliğini Lazca müziğinde resmeden Koyuncu, hasta yatağında bile mücadeleden vazgeçmiyordu. "Kansere yakalanmam bir tesadüf değil" diyen Koyuncu'nun bu son mücadele alanıydı:

"Çernobil'in Etkileri ve Hasta Hakları" konulu panele katılıyordu. Kansere yol açan etkenler karşısında önlem almayan, sorumluluklarını paylaşmayan herkesi sorumlu tutuyor ve

"Kanseri, kanser olmayanlar anlayamaz. Kanser de oldum artık. Duyarlı bir sanatçı olarak onları da hissediyorum. Ben kanserden çok korkan bir insandım. Kanserim ve korkmuyorum. Sadece beni sevenleri ve özgürlüğümü düşünüyorum. Ölüm küçük bir şey, ama hastalık özgürlüğünüzü sınırlıyor" diyordu.

Bu sözleri söylemesinin üzerinden bir buçuk ay geçti. Dünya Irak Mahkemesi'nin sonuç bildirgesinin açıklanacağı gün, ölüm haberi geldi.

Pazar günü görkemli bir törenle İstiklal Caddesi'nden Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'na kadar genç yaşlı kalabalık bir müziksever kalabalığı uğurladı Koyuncu'yu.

Trabzonspor 'un bordo-mavi bayrağına sarılı naşının ardından, sanki konsermişçesine, yüzlerce kişiyi sürükledi.

Koyuncu, kansere yakalandığını öğreneli neredeyse 6 ay olmuştu. İlk olarak, bir grup Karadenizli sanatçı ve avukatıyla, sorumlular hakkında "Çernobil'deki duyarsızlığa karşı" dava açmışlardı.

Mahkemeyi izlemek kısmet olmamış, 33 yaşındaki genç bedeninde hızlı bir seyir izlemişti tümör.

Son olarak, Yeni Melek 'te bir konser vermişti. Kemoterapiden dökülmüş saçlarıyla sahneye çıkan Koyuncu 'ya, arkadaşları, orkestra üyeleri saçlarını kazıtarak destek vermişlerdi.

Sonra yeni bir moral gecesi için harekete geçilmiş "Hey Gidi Karadeniz" gecesi düzenlenmişti. Hastalık izin vermedi, sahneye çıkamadı Koyuncu.

Ama arkadaşları onu, yine de sahneye çıkarttılar. "Vira Vira" diyemediği Açıkhava'nın sahnesine bu kez arkadaşlarının omuzlarında çıktı sanatçı.

Volkan Konak da, Kazım Koyuncu gibi Karadeniz müziğine yeni renk ve nefes getiren sanatçılardandı. Fuat Saka 'yla birlikte.

Açıkhava da konuşan Konak, "Ben artık şarkı söylemek değil, ağlamak istiyorum" diyordu.

Şevval Sam'sa, daha önce sanatçıyla, seslendirdiği, "Koyverdun Gittun Benu" adlı şarkıdan bir bölüm okuyordu.

Binlerce insanın eşlik ettiği şarkıyla birlikte gözyaşları artık tutulamıyordu.

Herkes 33 yaşında genç bir insanın, söylemiyle müzik insanları arasında farklı bir yeri olan Kazım Koyuncu için ağlıyordu artık.

Şair Sunay Akın ise yaptığı konuşmada, doğumun insanları eşitlediğini, ölümün ise seçkin insanları ortaya çıkardığını söylüyordu.

Konuşmaların ardından Koyuncu'nun ilk grubu Zuğaşi Berepe (Denizin Çocukları) sahneye çıktı. Acılı baba Cavit Koyuncu da sahneye çıkarak, "Hepiniz benim çocuklarımsınız" diyordu.

Yapılan konuşmalarda ayrıca, Çernobil'e vurgu yapılarak, sorumluların artık önlem alması gerektiği, Karadeniz'de Kanser Araştırma Hastanesi kurulması gerektiği belirtildi.

Kazım Koyuncu'nun vasiyetiydi bu: Karadeniz'e bir Kanser Araştırma Hastanesi.

Murat Karaman
22.Aralık.2005, 00:36
Kazım Koyuncun'nun Belgeseli Hopa'da Gösterime Giriyor..

*Kazım Koyuncu'yu konu alan Dina K'ak'i adlı belgesel film sanatçının memleketi Hopa'da da gösterime giriyor...
*Filmin basn gösterimi 24 Aralık 2005 günü saat:13.00'da Hopa Sinema Salonunda gerçekleştirilecek.Film 24 vede 25 Aralık tarihlerinde saat 13.00'dan,19.00'a kadar olan tüm seanslarda izleyicileriyle buluşacak.

kaynak:www.hopam.com

Volkan Yavaş
22.Aralık.2005, 15:36
tesekkurler dunya...

Ertuğ Aydın
22.Aralık.2005, 23:51
kendimde trabzonluyum,
kazım koyuncu'nun bi konserine gitme şerefine erdim.
ilk albümünden beri de takip ederdim.
gelevera deresini her dinleyişimde gözüm dolar.
ruhu şad olsun,mekanı (varsa şayet) cennet olsun...

Murat Karaman
05.Ocak.2006, 19:19
http://www.hopam.com/videogoster.asp?video=6

Kazım'ın ardından..
hopam.com

Emre Tanrıseven
05.Ocak.2006, 21:27
tesekkurler mehmet yine sayende herseyi tekrardan yasadik.

Murat Karaman
14.Ocak.2006, 16:48
Arkadaşlar,Kazım dostları bayramın 3.günü Kazım KOYUNCU'nun mezarındaydım.Duygulu anlar yaşadım!O güzel insanın ailesinden sizlere selamım war!Unutmadan ileteyim..

"Otuz üçünde biterken yaşamı
We
Yokken onsuz hayatın anlamı
Yaşıyoruz!
Otuz üç kurşun yedik dostlar,
Çerbobil adın ölüm;
Ölüm adın kalleş olsun!"

Sercan Tuna
17.Ocak.2006, 23:34
Ella Ella yı dinliyorum şuan...Her Ella deyişinde bi tuhaf oluyo içim.Ama Ne olursa olsun Her zaman ELLA ELLA....İnadına ELLA ELLA...

Murat Karaman
17.Ocak.2006, 23:39
Walla murat bende inşallah yazın gelicem tekrardan o güzel insanın yanına benim içinde dua etseydin.
edilen dualar hepimiz için ;)
yazın beklerim Akın mutlaka.mezar ziyaretimizi beraber yaparız ;)

Sercan Tuna
02.Şubat.2006, 15:54
Albümlerinde olmayan bir şarkısı...Paylaşmak istedim

http://www.hemenpaylas.com/download/157982/Kazim_Koyuncu_-_Ayrilik_Sarkisi.wma.html

Murat Karaman
02.Şubat.2006, 18:24
Albümlerinde olmayan bir şarkısı...Paylaşmak istedim

http://www.hemenpaylas.com/download/157982/Kazim_Koyuncu_-_Ayrilik_Sarkisi.wma.html
süpersin Sercan..teşekkürler ;)
bu şarkıyı çok aradım ama bulamamıştım,iyi oldu ;)

Murat Karaman
12.Şubat.2006, 18:12
1o Şubat 2oo6 günü yine mezarındaydım..Tüm dostlara selam var Kazım'ın coğrafyasından,Kazım'ın dostlarından..

Murat Karaman
23.Mart.2006, 00:34
Neredesiniz Kazım Koyuncu dostları???
İhmal etmeyelim burayıda ;)

Sercan Tuna
23.Mart.2006, 19:35
Sercan eyvallah sagol *:D :D;) *nasıl buldun walla helal olsun

bn bulurum. Şarkının sözleri tam bana uyuyo zaten. bulmaasaydı kafayı yerdim

Murat Karaman
23.Mart.2006, 20:25
Akın haziran sonu gibi Hopaya gelirsen ölümünün 1.yılında mezarını ziyaret ederiz seninle birlikte,ok ;)

Sercan Tuna
23.Mart.2006, 21:00
bütünlemelere kalmazsam gelirim . ham bana traabzon maçı sözünde vardı zaten hatırla,tırım :) :) :)

Murat Karaman
23.Mart.2006, 21:38
bütünlemelere kalmazsam gelirim . ham bana traabzon maçı sözünde vardı zaten hatırla,tırım :) :) :)
Sercan mutlaka beklerim yolun düşerse..Gelin dostlar,sorun değil..Maç olayına gelince..Sen Trabzon maçına gel biz ağırlamasını biliriz ;) Bekliyorum..Söz dostum!

Atilla Çevik
07.Nisan.2006, 22:01
Albümlerinde olmayan bir şarkısı...Paylaşmak istedim

http://www.hemenpaylas.com/download/157982/Kazim_Koyuncu_-_Ayrilik_Sarkisi.wma.html

eyvallah sercan kardeş diğer parçalarını devamlı dinleyip kazım abimizi anıyordum ama bunu ilk defa dinliyorum sağolasın senin sayende...
Bende 6 aydır rize'deyim ama bi nasip olmadı ziyaret etmek sen gel trabzon maçına biz seni ağırlarız murat'la hemde gideriz mezar ziyaretine sende bize ön ayak olmuş olursun...

Kazım Abi;
Koyverdun gittun beni Allah'undan bulasun
Kimse almasun seni yine bana kalasun
Sevduğum senun aşkın ciğerlerumi dağlar
Hiç mi duşunmedun sen sevduğun boyle ağlar...

Murat Karaman
08.Nisan.2006, 14:55
Kazım Koyuncu'nun 1.Ölüm yılında memleketi Hopa'da Kazım Koyuncu adına yakışır bir anma töreni yapılacağı kanısındayım..
Ama malesef büyük bir ihtimalle o tarihlerde memleketim Hopa'da olamayacağım :( okul nedeniyle..
Ama ondan sonraki istediğiniz bir zaman Hopa'da sizleri ağırlamak beni mutlu edecektir..Kazım Koyuncu mezarını ziyaret etmek ciddi anlamda güzel oluyor..
Çernobil terörüne kurban verdiğimiz Karadeniz müziğinin en genç çığlığı Kazım Koyuncu'yu bu topicte her geçen gün anmak çok güzel..
Devam arkadaşlar..

Kendinize iyi bakın..Temmuz ayında Hopa'da yapılacak festivale bekliyorum sizleri ;)

Murat Karaman
09.Nisan.2006, 15:08
Kazım Koyuncu’ya anıt mezar

Kanser hastalığı nedeniyle tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi’nde 25 Haziran 2005’te hayatını kaybeden sanatçı Kazım Koyuncu için anıt mezar yapılacak.

ARTVİN - Ankara Mimarlar Odası’ndan heykeltıraş Ali Asgar Çakmakçı ve Erdal Duman ile mimar Mehmet Ali Özgün ve Belgin Durgunanıt, Koyuncu’nun Artvin’in Hopa ilçesine bağlı Yeşilköy köyündeki mezarının çevresinde inceleme yaptılar.

Heykeltıraş Erdal Duman, Kazım Koyuncu için doğum yeri olan Yeşilköy köyündeki mezarının yakınında bir anıt mezar yapmayı planladıklarını belirtti. Duman, “70 metrekarealanda yapmayı planladığımız anıt mezar için tamamen doğaya ve yöreye uygun desenler ile doğal taşlar kullanacağız” dedi.

Anıtın tüm masraflarının sponsor firmalar tarafından karşılanacağını ifade eden Duman, “Adeta Karadeniz evleri gibi doğayla bütünleşmiş bir görünüm kazanacak. Buraya gelen insanlar anıtabaktıklarında hüzünlenip, üzülüp ağlamak yerine sanki Kazım Koyuncu bir konserdeymiş gibi onu görüyor, seyrediyor gibi hissedecek. Biz ekip arkadaşlarımızla buna dikkat ediyoruz. Ayrıca anıt yanına havuz yapacağız. Havuza 450 metreden su getireceğiz. Doğanın içinde, doğaylabaş başa bir Kazım Koyuncu kimliği ortaya çıkacak” diye konuştu.

Ekip arkadaşlarıyla incelemelerini yaptıklarını kaydeden Duman, “Hopa’daki mimar arkadaşımız Murat Yılmaz, arazi yapısına göre mezarın şekil ve krokilerini çizmişti. Bizler de buna göre proje hazırladık. Bu anıtı Kazım Koyuncu’nun ölüm yıldönümü olan 25 Haziran’a kadar yetiştirmeyi amaçlıyoruz. Onun için çok hızlı bir şekilde çalışacağız” dedi.


kaynak:www.ntvmsnbc.com

Murat Karaman
17.Nisan.2006, 23:28
Kazım Koyuncu sevenleri için farklı bir adres;

www.sairceketlicocuk.com

Site açıldığında eğer müzik dinliyorsanız kapatın ve Didou'nun akışına bırakın kendinizi ;)

Abdullah Akan
18.Nisan.2006, 22:20
murat kardeş gerçekten mükemmel bir site.çok saol..... ;)

Murat Karaman
21.Nisan.2006, 21:04
Şimdi bir ustura sessizliğindeyse acımız.Ve böyle mahşer yeriyse yüreklerimiz.Bilki ölüm küçük Kazım büyük diyedir..

Sizlerede teşekkürler arkadaşlar.. ;)

Murat Karaman
08.Mayıs.2006, 15:49
Kazım Koyuncu'yu anmak için;

www.sairceketlicocuk.com

adresi forum üyeleri 25 Haziran günü için organizasyon düzenleyecekler..Bilgi için forumları takip ederseniz,iyi olur ;)

sınavlarımın zamanına denk gelmezse 25 Haziran'da mutlaka Hopa'dayım..

Murat Karaman
08.Mayıs.2006, 15:53
CNN TÜRK 5N1K PROGRAMI "ŞAİR CEKETLİ ÇOCUK BELGESELİ"

Onun öyküsü tıpkı Karadeniz gibiydi... Coşkulu, hırçın, hüzünlü ve hep mağrur...

CNN TÜRK'de Cüneyt Özdemir ve Soner Yalçın'ın birlikte hazırladıkları 5n1k'da programında yayınlanan Kazım Koyuncu'nun hayatını konu alan belgesel...


http://rapidshare.de/files/7412844/01.rar.html
http://rapidshare.de/files/7492261/02.rar.html
http://rapidshare.de/files/7498142/03.rar.html
http://rapidshare.de/files/7548573/04.rar.html
http://rapidshare.de/files/7583847/5nci_boeluem.rar.html
http://rapidshare.de/files/7562262/06.rar.html
http://rapidshare.de/files/7607740/7nciblm.rar.html
http://rapidshare.de/files/7632118/8nciblm.rar.html

[Videoyu Yükleyebilmeniz İçin Belgesel 8 Bölüm Halinde Eklenmiştir. ]

bilgi:www.sairceketlicocuk.com Forumları

Murat Karaman
08.Mayıs.2006, 21:16
http://www.hemenpaylas.com/download/376805/Kaz_m_Koyuncu_-LeLe.mp3.html

http://rapidshare.de/files/18436133/anam_deyiki_bana.mp3.html

http://rapidshare.de/files/3430715/umay-kaz_m-KALB_M_ACIDI.mp3.html

http://rapidshare.de/files/9497250/Kaz_m_Koyuncu_-_hayat_-___iir__Tunay_Bozyi_it.mp3.html


http://www.hemenpaylas.com/download/343433/08_-_Derbedar.mp3.html

http://rapidshare.de/files/5398091/KazimKoyuncu.avi.html

Murat Karaman
08.Mayıs.2006, 21:19
http://rapidshare.de/files/7171144/04.OU_NANA.mp3.html

http://rapidshare.de/files/12814752/Kaz_m_Koyuncu-_An_lar_Due_tue.mp3.html

-----------------------------------------------------------
http://rapidshare.de/files/17092916/Kaz_m.amr.html

http://rapidshare.de/files/17093233/Kaz_m_1.amr.html
http://rapidshare.de/files/17093962/Kaz_m_2.amr.html
http://rapidshare.de/files/17094007/Kaz_m_3.amr.html

NOT: yanlız bu ses kaydı Quicktıme player programında calısıyor
-----------------------------------------------------------

Murat Karaman
08.Mayıs.2006, 21:22
http://rapidshare.de/files/18402009/KazimKoyuncu-_Nani-Nani_Oyy-Duet-Memedali.mp3

http://rapidshare.de/files/16774771/Kaz_m_Koyuncu-ou_nana.mp3.html

Murat Karaman
08.Mayıs.2006, 21:33
Arkadaşlar süper eserler,ses kayıtları var..İlkkez duyduğumuz çok şey..İyi dowlandlar,dinlemeler ;)

Murat Karaman
15.Mayıs.2006, 11:30
Kazım KOYUNCU'ya ONUR ÖDÜLÜ

Bu yıl 12.si düzenlenen "KRAL TV Video Müzik Ödülleri" de "ONUR ÖDÜLÜ"
değerli sanatçımız canımız "KAZIM KOYUNCU" ya verildi. Ödülü Kazım
KOYUNCU adına kardeşi Oğuz KOYUNCU gözyaşları içinde aldı. Seni Asla
Unutmayacağız... Unutturmayacağız Kazım...

"Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile
sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye
rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya..."

Murat Karaman
16.Mayıs.2006, 23:19
Arkadaşlar merhaba,

Özellikle İstanbul'da yaşayan arkadaşlarımdan bir ricam olacak..

Bana Kazım Koyuncu'nun Zuğaşi Berepe grubu ile çıkardığı;

-Va Mişkunan
-İgzas

adlı albümleri bulabilir misiniz rica etsem?

Bulan arkadaşlar bana özelden ulaşırsa sevinirm,teşekkürler..

Murat Karaman
25.Mayıs.2006, 14:15
Mailime gelen bir bilgiyi Kazım Koyuncu dostları ile paylaşmak istedim.. ;)

Sevgili Arkadaşlar, www.sairceketlicocuk.com olarak 2 ay içerisinde 800
üye sayısına ulaştık. Kazım KOYUNCU'ya ve Karadeniz'e gönül vermiş 800
insan... Site olarak Kazım dostları ile Ankara'da ilk buluşmamızı
gerçekleştireceğiz. Kazım KOYUNCU'nun bizlere aşıladığı bu sevgiyi bu
dostluğu pekiştirmek adına gelebilecek bütün arkadaşları bu buluşmaya
bekliyoruz...

Yer : ARDIÇ KİTABEVİ - ANKARA (Yüksel Caddesi ile Konur Sokağın
Birleştiği Köşe, Turhan Kitabevinin üstü 2.Kat)

Tarih : 28 Mayıs 2006 - Pazar
Saat : 16-00 * * *

Murat Karaman
26.Mayıs.2006, 11:02
Bu akşam Hopa'lı dostlarımın Giresun'da düzenleyeceği "Kazım Koyuncu Gecesi"nde olacağım..

Dina K'aki Belgeselini izleme şansım olacak..

25 Haziran yaklaşıyor.Eğer sınavlarıma denk gelmezse 1.Anma Yılında Hopa'da olmayı çok istiyorum..

Yüreğimizin bir yerlerinde saklı olan Kazım'a selam..Topiği boş bırakmayalım dostlar.. ;)

Murat Karaman
26.Mayıs.2006, 21:42
Kazım Koyuncu Ölümsüzdür..

"Çernobilin Mirası" dediği kanser'e yenik düşerek aramızdan ayrılna Kazım Koyuncu'yu andık bu akşam Giresun'da..

"Dina K'aki" yi izledik,şarkılar söyledik,şiirler okuduk..Biliyoruz ki Kazım'da oradaydı..

Onsuz geçen bir yıla ramak kala güzel bir gece yaşadım biraz önce..Yozlaşan toplumda,müzik piyasasında güçlü bir sesti Kazım Koyuncu..Karadeniz dalgaları gibi hırçındı,dik başlıydı,asi idi..Onsuz geçen hergün bize Kazım Koyuncu sevgisini iyice aşılıyor..İyice ona yaklaştırıyor sanki..

Murat Karaman
16.Haziran.2006, 16:16
KAZIM KOYUNCU DOSTLARI İSTANBUL'DA BULUŞUYOR

Sevgili dostlar bizlerin vazgeçilmezi olan Kazım KOYUNCU anısına, onun
müziklerini ve değerlerini yaşatmak adına hazırlanmış
SairCeketliCocuk.com (kazimkoyuncu.biz & kazimkoyuncu.tk) İstanbul Buluşmamızı
gerçekleştiriyoruz. Kazım Dostlarının birbirini tanıması , O'nun değerlerini
paylaşması bu sevginin ve dostluğun hayata daha fazla nüfuz etmesi adına
İstanbul'da bir araya geliyoruz. Bu güzel buluşmada sitedeki tüm Kazım
Dostlarını aramızda görmeyi umud ediyoruz.

Dostlukla ve Sevgiyle...

YER- TARİH :

18 Haziran 2006 Pazar / 15:00

CAFE GİTAR

AYHAN IŞIK SOK. No: 11 BEYOĞLU

(Garanti Sanat Galerisi Yan sokağı)

:::: Detaylı Bilgi İçin ::::
--------------------------------


www.sairceketlicocuk.com

www.sairceketlicocuk.com/forum

www.kazimkoyuncu.biz

Murat Karaman
16.Haziran.2006, 16:18
HOPA'DA KAZIM KOYUNCU'YU ANMA HAZIRLIKLARI BAŞLADI

Kazım Koyuncu'nun ölümünün ardından sürekli tartışılan Çernobil yine
gündemde.

* * * Ölümünün birinci yıldönümünde Kazım Koyuncu için sevenlerince
oluşturulan komite, 25 Haziran Pazar günü yapılacak olan anma töreni için
hazırlıklara başladı. Ali Aksu, Ali Rıza Özgenç, Bülent Bayrak, Bülent
Küçülali, Ecevit Turan, Erkan Akbıyık, Kenan Ustabaş, Serdar Ekmekçi,
Celal Toker ve Şükrü Bekâr ve yakınları ile birlikte oluşan komite'nin
toplantısına Kazım Koyuncu'nun babası Cavit Koyuncu ve kardeşi Hüseyin
Koyuncu'da katıldı. "Kazım Koyuncu'nun devrimci kişiliğine, dünya
görüşüne ve sanatına yakışanı yapmak ve onu sevenleri ile birlikte mezarının
başında anmak için bir araya" gelen komite üyeleri toplantı sonrasında
şu açıklamayı yaptılar: "Anma töreni 25 Haziran Pazar günü saat 11'de
Cumhuriyet meydanında toplanılarak başlayacaktır. Aynı gün saat 12.00'de
Sugören Yeşilköy de bulunan mezarına geçilecektir. Saygı duruşu
ardından burada Kazım Koyuncu'nun yaşamı ve kişiliği hakkında isteyenlerce
çeşitli konuşmalar yapıldıktan sonra aynı gün akşamı Pazar günü akşamı
festival alanında anma programına devam edilecek ve burada Kazım
Koyuncu'nun parçaları eşliğinde Sinevizyon gösterisi, şiir dinletisi ve belgesel
gösterimi düzenlenecektir. Kazım Koyuncu'yu anma programı boyunca
hiçbir siyasi slogan atılmasına, pankart ve döviz taşınmasına müsaade
edilmeyecektir" dediler.

* * * Kazım Koyuncu'nun ölümünün birinci yıl dönümünde Hopa da
yapılacak anma programında, "Kazım Koyuncu evrensel müzik anlayışı ile
sergilediği duruşu ile milyonların gönlünde taht kurdu. Kazım koyuncu bir ekol
yarattı. Yöresel Karadeniz müziğine ayrı bir renk katıp bunu
yaygınlaştırdı. Tarzıyla, sanatçı ve devrimci kişiliğiyle, ideolojisiyle o hep
ayrı bir insandı ve pek çok sanatçıya da örnek oldu. Bunların hepsini
birbirine katıp ayrı bir Karadeniz müziği sevenlerini yarattı. Bu yönü ile
ve de müzikleriyle tarihe damgasını vuran Kazım Koyuncu Çernobil
faciasının Kurbanı oldu. Bir diğer özelliği ile Hopa'mızın ismini sınırları
da aşarak dünyanın dört bir tarafına duyuran Kazım Koyuncu için
yapılacak programa hiçbir farklılık göstermeden bütün halkımızın katılımının
sağlanması noktasında da özel bir çaba gösterilecektir. Kazım Koyuncu
hepimizin sesi oldu." dediler.

(Kaynak : Hopam.Com - Hayati Akbaş / Hopam Ajans)

www.sairceketlicocuk.com

www.kazimkoyuncu.biz

Salih Dülger
16.Haziran.2006, 16:26
ölmeden önce kıymeti bilinmedi bari öldükten sonra yasatalım büyük ustayı bu hayat hep böyle mi olur....

Murat Karaman
16.Haziran.2006, 16:34
"Yaşamayı vede Sanatını" ciddiye alan Kazım Koyuncu 25 Haziran günü Hopa'da anılacak..Umarım sınavlarım izin verirde ben de Hopa'da olurum..25 Haziran 2006 günü fırsatı vede imkanı olan Kazım Koyuncu dostları cennet Hopa'ya!

Haydeeee!

Murat Karaman
18.Haziran.2006, 14:42
Arkadaşlar,

17 Haziran 2006 tarihli Star gazetesinde yer alan habere göre sevgili Kazım Koyuncu'nun albümlerinde yer almayan,hiç duyulmamış 12 şarkısından oluşan kaseti 20 gün içerisinde piyasada yer alacak..

Murat Karaman
24.Haziran.2006, 18:48
http://www.hopam.com/habergoster.asp?haberid=2339

Sanatçının memleketi olan Hopa ilçesi anma törenleri için hazır.Malesef yaşadığım yer olan Hopa'da yarın olamayacağım :(

Murat Karaman
24.Haziran.2006, 19:13
Haziran 2oo5
Haziran 2oo6
Kazım Koyuncu'suz 1 Yıl..

Son saatlerine ev sahipliği yapan hastahane odasından haykırılan ölüm çığlığı Hopa'ya "kara haber tez ulaşır" deyimini doğrularcasına tez ulaşmıştı..

"Kazım Koyuncu Ölmüştü!"..

Kimsenin inanası gelmiyordu oysa..Çünkü;Kazım'a ölüm yakışmamıştı. "Çernobil'in Mirası" dediği kansere 33'ünde yenik düşen Kazım Koyuncu,henüz ergen çağlarında soludu radyasyon bulutlarını..İçine çekerken çok güvendiği Karadeniz havasını bilemezdi sonunu..Güveniyordu çünkü coğrafyasına,memleketine!

Kazım Koyuncu,Karadeniz coğrafyasının,Laz etnik yapısının son dönemlerdeki en popüler sesiydi.Kazım Koyuncu haykırıştı.

Ve şimdi bizler,tüm Kazım Koyuncu dostları o'nsuz 1 yılı anmaya hazırlanıyoruz..Aslında o kadar çok şey var ki Kazım *Koyuncu'yu anlatmak için..

Kazım Koyuncu ölümsüzdür..Allah rahmet eylesin!


Yaz Geldi Bahar Geldi
Açtı Yeşil Yapraklar
Ben Sana Doyamadım
Doysun Kara Topraklar..

Murat Karaman
25.Haziran.2006, 18:23
http://www.hopam.com/habergoster.asp?haberid=2346

1.Anma Günü'nde Hopa'da yaşananlar..

Memleketi Hopa'nın sesi olan www.hopam.com 'dan alıntıdır..

Murat Karaman
07.Temmuz.2006, 16:42
4 Temmuz Günü gerçekleştirdiğim mezar ziyareti resimleri..

Daha fazlası spaces'imde mevcuttur..


http://img271.imageshack.us/img271/5350/x1pxzz39wveerzvzvr216t75sof2ue1.jpg

http://img407.imageshack.us/img407/1624/x1pxzz39wveerzvzvr216xynv5brcq.jpg

Murat Karaman
19.Ağustos.2006, 16:44
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/4939359.asp?m=1

Bakan ile gören arasındaki fark..

Şabettin Doğan
29.Ağustos.2006, 03:43
ölümü bile onu farketmeme sebep olmamıştı.çok daha sonra keşfettim kazım koyuncuyu :(

şarkıya ruhunu en iyi yansıtan sanatçılardan biriymiş.karadeniz müziği onunla çok daha güzelmiş.sen aramızdan ayrıldın ama müziğin hep burada...

Murat Karaman
08.Eylül.2006, 13:26
http://img65.imageshack.us/img65/5066/2278821nu1.jpg

KAZIM KOYUNCU'YA ANIT MEZAR

Yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak 25 Haziran 2005’te genç yaşında hayatını kaybeden Laz Rock’ın efsane şarkıcısı Kazım Koyuncu için anıt mezar yapılacak.

Daha önce 25 Haziran 2006 tarihine yetiştirilmesi planlanan anıt mezar için yeniden çalışmalar başladı. Ankara Mimarlar Odası’ndan heykeltıraş Ali Asgar Çakmakçı ve Erdal Duman ile mimar Mehmet Ali Özgün ve Belgin Durgunanıt, Koyuncu’nun Artvin’in Hopa ilçesine bağlı Yeşilköy köyündeki mezarının çevresinde inceleme yaptılar.

(Hürriyet Gazetesi - 07/09/2006)

Murat Karaman
08.Eylül.2006, 13:32
KARADENİZ AĞLIYOR

Star Gazetesi muhabiri "Olga ÜNAYDIN" Çernobil ile gelen kanser dosyasını yeniden açıyor. Muhabir "KARADENİZ AĞLIYOR" başlığı ile 14 Haziran 2006'da Star Gazetesinde başlayan yazı dizisinde, bizler için 1 sene önce Kansere yenilen milyonların sevgilisi sanatçı KAZIM KOYUNCU'nun memleketi Hopa'da ailesi ile röportaj yaptı.

http://img151.imageshack.us/img151/466/plq926651oh9.jpg

Göstere Göstere İçtiler

Kanser yüzünden 33 yaşında ölen sanatçı Kazım Koyuncu’nun Hopa Sugören Köyü’nde yaşayan babası Cavit Koyuncu, oğlunun ölümünden Çernobil’in zararlarını gizleyen yetkilileri sorumlu tutuyor. Cavit Bey, ‘Bizi uyarmak yerine göstere göstere çay içtiler. Çocuğum bu yüzden gitti’ diyor.

KAZIM Koyuncu, doğduğu topraklara en son ölmeden 1.5 ay önce gelmiş. Dere sesiyle uyumak için ablası Canan Hanım’ın evinde kalmış bir gün.... Kazım şimdi karayemiş ağaçlarının altında, fındık tarlalarının ve çay bahçelerinin arasında, doğduğu köy olan Yeşilköy’de yatıyor... Mezarını bugüne kadar 10 bini aşkın kişinin ziyaret ettiğini belirtiliyor. Ziyaretçilerin duygularını yazdığı 2 anı defteri dolmuş, taşmış... Türkiye’nin ilk laz-rock grubu ‘Zugaşi Berepe’nin kurucusu, ‘Denizin Çocuğu’ Kazım Koyuncu, 25 Haziran’da yine mezarı başında anılacak.

http://img139.imageshack.us/img139/6730/h0611yj7.jpg

BABASI DA KANSER

Kazım Koyuncu’nun ailesi, mezara 3 kilometre uzaklıktaki Sugören Köyü’nde yaşıyor. Mütevazı, şirin, sıcacık bir evde... Kazım Koyuncu’nun 76 yaşındaki babası Cavit Koyuncu da kanser hastası... Mesane kanseri olan Cavit Bey, yaşamını kontroller altında sürdürüyor. ‘Kazımsız 1 yıl nasıl geçti?’ sorumuza, ‘Hiç sormayın’ yanıtını veren Cavit Koyuncu, oğlu hakkında güçlükle konuşabiliyor. 1 yıldır Kazım’ın müziklerini dinleyemeyen Cavit Koyuncu, oğlunun mezarına ‘zorunlu olmadıkça’ gitmediğini söylüyor. ‘Neden?’ diye sorduğumuzda ise, iç acıtan şu yanıtı veriyor: ‘Hergün ölmek zordur...’

İNSAN DEĞİL CANAVAR

OĞLUNUN kansere yakalandığını bir gazeteden öğrenmiş Cavit Bey... ‘O an öldüm ben... Eyvah! Bu işten çocuğum da gitti dedim’ diyen Cavit Koyuncu, yetkililere oldukça kızgın. ‘Çernobil patlak verdiğinde devamlı yağmurlar yağdı. O yağmurların, o bulutların canavar olduğunu iş işten geçtikten sonra öğrendik. O dönemdeki yetkililerin hepsi katil. Onları insan olarak görmüyorum. Hepsi canavar. Göstere göstere çay içtiler, bizimle alay ettiler. Eğer uyarsalardı bizi çocuklarımı da alıp giderdim buralardan...

Cavit Bey’in anlattıklarına göre, Kazım Koyuncu beyefendi bir çocuk, çatışmadan tartışmayı seven barışçıl bir insanmış...

Murat Karaman
08.Eylül.2006, 13:34
KONAK’A NASİHAT...

http://img225.imageshack.us/img225/7645/h0631lv3.jpg

Cavit Koyuncu, oğlunun onbinlerce kişinin sevgi seli arasında uğurlanmasını da bu özelliklerine bağlıyor. Ancak Cavit Bey, oğlunun adının bazı sanatçılar tarafından sıklıkla anılmasından rahatsız. Cavit Koyuncu, Volkan Konak’ın bir gazeteye, ‘Yakınları paralı anma gecesi düzenledi. Utanmasalar resmini tişörte basacaklar’ şeklindeki röportajından üzüntü duyduğunu belirterek, bakın neler söyledi;

‘Kazım’ın ölümünden sonra kendisini evladım olarak lanse etti. Kendisini evlat olarak kabul ediyorum. Ama beni baba olarak kabul ettiyse, babasını da tanıyacak. Delikanlı pis dedikodu yapmaz. Paralı anma dediği şey, geçen yıl yapılan Hey Gidi Karadeniz gecesi. O gecenin geliri Aziz Nesin Vakfı, TEGV ile ÇYDD’ye gitti. Organizasyondan 1 kuruş almayacağımı söylemiştim. Başkaları aldıysa bunu bilemem. Zaten o geceyi herkes sabote etti. Sırf hayır kurumlarına para gitmesin diye engeller koydular. Bu durum insanlık adına utanılacak bir şeydir. Ben utanç duyuyorum.’

KAZIM’IN MEMLEKETiNDE KANSERiN ADI DEĞiL KENDiSi VAR

Hey gidi Karadeniz
Doldi da taşamadı
Etmiyelum savdaluk
Edenler yaşamadi...

BÖYLE diyordu bir parçasında kanser yüzünden 33 yaşında ölen sanatçı Kazım Koyuncu... Artvin’in Hopa ilçesinde, şimdi mezarının bulunduğu Yeşilköy’de doğmuştu... Çernobil faciası yaşandığında 14 yaşında bir çocuktu... İlk yağmurların üzerine yağdığını anlattı hep. 6 ay mücadele ettiği kansere 25 Haziran 2005’de tarihinde yenik düştü.

Kazım Koyuncu’nun ölümünün üzerinden 1 yıl geçti. O’nun ölümünün ardından, Çernobil kazasına ve ülke yöneticilerinin kayıtsızlığına duyulan öfke ve acı arttı, tepki yürüyüşleri düzenlendi, konu yeniden tartışmaya açıldı. Ancak tüm bu tepkiler neye yaradı? star, kanser gerçeğinin izini, Kazım’in memleketi Hopa’da sürdü.

Türk Tabipleri Birliği’nin Hopa’da yaptığı araştırmaya göre, ilçede son 3 yılda meydana gelen ölümlerin yüzde 47.9’unun nedeni kanser... star olarak, Hopa’da en ücra dağ köylerinde yaşayan vatandaşların kapısını çaldık. O evlerde yaşayanların çoğu ya kanserle tanışmıştı ya da tanışma ihtimali olduğunu düşündüğü için doktora gitmemeyi tercih ediyordu. Yemek yemeye gittiğimiz lokantanın sahibinden tutun da, çay bahçesinde karşılaştığımız köy muhtarına kadar karşımıza çıkan herkesin kanserle ilgili bir hikayesi vardı.

Bu yazı dizisinde pekçok dram okuyacaksınız. Öyle hikayeler okuyacaksınız ki, ‘Yeter, yeter artık’ diyeceksiniz. Ve tüm bunları okurken göreceksiniz ki, Karadenizliler’in yetkililerden beklediği tek bir şey var:

‘Bizler acı çekiyoruz. Acımızı dindimeniz için kanser tanı ve tedavi merkezi kurmanızı istiyoruz. Kanserin nedeni Çernobil ya da başka bir şey olabilir... Gerçek olan kanser belasıyla boğuştuğumuz... Artık gözünüzü açın, kulaklarınızı tıkamaktan vazgeçin...’

ANIT MEZAR YAPILACAK

KAZIM Koyuncu 1972’de Hopa’da doğdu. Miziğe ortaokul birinci sınıfta mandolin çalarak başladı. 1992’de profesyonel müzik yaşamına geçti. Türkiye’nin ilk laz-rock grubu olan ‘Zugaşi Berepe’yi kurdu. 2001’de ilk solo albümü olan ‘Viya’yı çıkardı. İkinci solo albümü ‘Hayde’yi Nisan 2004’de sevenleriyle buluşturdu. 25 Haziran’da ölen Koyuncu’nun mezarı, anıt mezara dönüştürülecek.

Murat Karaman
08.Eylül.2006, 13:38
(Star Gazetesi Yazı Dizisi-2 / 15.06.2006)

Bir Yıl İçinde Öldüler

http://img225.imageshack.us/img225/7971/h1111pm1.jpg

http://img151.imageshack.us/img151/1699/h1121ng0.jpg

Doğuş, Sefanur, Müslüm... Aynı hastane odasını paylaştılar. Aynı yatakta tedavi gördüler. En zor anlarında birbirlerini teselli ettiler. 1 yıl içerisinde ise lösemi yüzünden arka arkaya can verdiler...

SİZ hiç lösemi yüzünden ölen bir çocuğun fotoğrafını çekmek için beklerken, onunla aynı kaderi paylaşan iki arkadaşının fotoğraflarının da önünüze konulduğu bir an yaşadınız mı? Biz yaşadık. 8 yaşında lösemiden ölen Doğuş’un annesi Saime Kırçiçek’le yaptığımız röportajda, dram içinde drama tanıklık ettik. Saime Hanım’dan Doğuş’un fotoğrafını istediğimizde, aynı çerçeve içinde 3 küçük çocuğun fotoğrafıyla tanıştık. 8 yaşındaki Doğuş, 10 yaşındaki Sefanur ve 16 yaşındaki Müslüm yanyanaydı... Aynı kaderi paylaşmışlardı çünkü... Bir yıl içerisinde tedavi gördükleri Trabzon’daki KTÜ Tıp Fakültesi’nde art arda yaşamlarını yitirmişlerdi.

ÇOCUKLARIN aynı odada tedavi gördüklerini söyleyen Saime Kırçiçek, yaşadıkları acıları şöyle anlatıyor: ‘Doğuş’la Sefanur yatak sıkıntısı yüzünden uzun bir süre aynı yatakta tedavi gördü. Hatta oğlum, Sefanur’un yanında yatarken bitkisel hayata girdi. Yatak anlamında öyle sıkıntılarımız vardı ki, çocuklar birbirlerinin öldüklerini bile gördüler. Bu üç yavrumuz bir yıl içerisinde peş peşe öldü.’

ÇERNOBİL ETKİSİ

SAİME Kırçiçek, oğlunun ve diğer çocukların lösemiye yakalanmasını Çernobil faciasına bağlıyor. Uzmanların ‘Çernobil’in etkileri 15 yıl sonra ortaya çıkacak’ dediğini hatırlatan Saime Hanım, hangi doktora Karadenizli olduğunu söylese Çernobil etkisinden bahsettiklerini belirtiyor. Saime Hanım, oğluna bilgileri dışında ağır bir tedavi uygulandığını öne sürerek, şu iddialarda bulunuyor: ‘Oğlum, haberimiz olmadan yapılan ağır bir tedavi yüzünden bitkisel hayata girdi. 5 ay komada kaldı. Doktor hakkında şikayetçi olduk. Ama oğlumun mezarının açılma ihtimalini düşünerek şikayetten vazgeçtik. Hasta yakını olarak öyle acılar çektik ki...’

HERKESİN BİR DERDİ VAR

http://img225.imageshack.us/img225/9325/h1131je9.jpg

HOPA’DAKİ bir çay bahçesindeyiz... Kanserle ilgili araştırma yaptığımızı duyanlar bir anda etrafımızı sarıyor. Özellikle Çamurlu Köyü’nde kanser vakalarının fazla olduğu anlatılıyor. O sırada Çamurlu Köyü Muhtarı Fevzi Karabacak da tesadüfen oradaymış. Muhtar Bey’e, ‘Köydeki durum ne? Kimlerle konuşabiliriz?’ diye sorduğumuzda bakın ne cevap veriyor: ‘1987 yılında bir kızım doğdu. Spastik özürlüydü... 18 yaşında lösemi hastalığı yüzünden yaşamını yitirdi.’

ÇAY bahçesinden çıkıp, yemek yemek için ‘Paşa Dayı’nın Yeri’ diye bir restorana giriyoruz... Siparişlerimizi veriyoruz. Restoran sahibi 61 yaşındaki Paşalı Akyüz bizi görünce yanımıza geliyor, ‘Afiyet olsun’ dedikten sonra bakın ne anlatıyor: ‘20 yaşında bir oğlum vardı. Erkan... Hakkari Çukurca’ya asker olarak gitti. Askerliğini yaparken lösemi hastası olduğu ortaya çıktı. 7.5 ay mücadele etti. Akranları terhis olup evlerine dönerken, oğlumu kara toprağa verdik.’

iKiZiNi KAYBETTi

CANCİ Ailesi’nin kızları Semiha, 18 yaşında gırtlak kanserinden öldü. Semiha’nın ikizi Elmas, kardeşinin ölmeden 10 gün önce çektirdiği fotoğrafı elinde, tüm bu yaşananlara anlam veremiyor. Semiha’nın babası Yüksel Bey, kızının teşhis konduktan 2 ay gibi kısa bir süre sonra ise öldüğünü anlatıyor. ‘Bu başımıza gelenler nedir’ diye soran Yüksel Canci, 16 yaşında Selma isimli özürlü bir kızının olduğunu da sözlerine ekliyor.

Murat Karaman
08.Eylül.2006, 13:41
http://img218.imageshack.us/img218/521/zbc488051sz5.jpg

http://img218.imageshack.us/img218/4410/ymy489181un0.jpg

http://img151.imageshack.us/img151/7299/yzl490301il0.jpg

http://img225.imageshack.us/img225/1640/zj6546821vb6.jpg

Murat Karaman
08.Eylül.2006, 13:44
Bir genç kızın en zor vedası

(Star Gazetesi Yazı Dizisi-3 / 16.06.2006)

http://img225.imageshack.us/img225/7748/h0721ni0.jpg

http://img106.imageshack.us/img106/8175/h0731pe3.jpg

Lösemi belasıyla 5.5 yıl mücadele eden Tenzile Yılmaz 17 yaşında öldü. Ölmeden birkaç hafta önce ailesine bir mektup yazdı. Genç kız, ‘Beni bununla hatırlayın’ başlıklı veda yazısında, ‘Hastayım, ölsem daha iyidir. Size çok acılar çektirdim... Arkamdan çok ağlamayın’ dedi...

Belediyesi ile Türk Tabipleri Birliği’nin yaptığı Çernobil araştırmasına göre, ilçede son 3 yılda meydana gelen ölümlerin yüzde 47.9’unun nedeni kanser... Bu bilimsel bir sonuç. Bu sonucun ilçedeki yansımasını test etmek için dolaştığınızda, Hopa’nın her köşesinin kanser belası yüzünden acı çeken insan hikayeleriyle dolu olduğunu görüyorsunuz. Kanser onlar için ‘sıradan’, ‘normal’ bir şey olmuş artık. Hatta bir ‘dalga’ aracı... ‘Zaten ne kadar ömrün kalmış olabilir ki...’ ‘Sırada kim var’ diye espriler yapıyor insanlar birbirlerine... Belki de sırf bu yüzden kabusla daha kolay başa çıkabiliyorlar. Bu öyle bir kabus ki, genç-yaşlı, çoluk-çocuk demeden herkese acı çektiriyor. Hopa’nın Çimenli Köyü’nde yaşayan Yılmaz Ailesi de bu acıdan fazlasıyla nasibini almış maalesef.

Murat Karaman
08.Eylül.2006, 13:46
KONSER VERECEKTİ

http://img243.imageshack.us/img243/5682/h0741ff0.jpg

TENZİLE Yılmaz, 12 yaşında lösemi hastalığına yakalandı. Tam 5.5 yıl hastalıkla mücadele etti. Çevresinde çok sevilen bir genç kızdı. Tenzile’nin durumu, kansere yakalandığını bilmeyen Kazım Koyuncu’ya anlatıldı. Kazım Koyuncu, genç kız yararına konserler vermeye söz verdi. Ancak bundan kısa bir süre sonra Kazım da kanser illetine yakalandığını öğrendi. Zaten Tenzile Yılmaz, Kazım Koyuncu’dan 11 gün sonra, 17 yaşında vefat etti. Tenzile’nin ölümü, tüm Hopa’yı yasa boğdu. Yıllarca kızının iyileşmesini bekleyen Ahmet Yılmaz, yavrusunun ölümüyle perişan oldu. Aile, Tenzile’nin ölmeden birkaç hafta önce yazdığı veda mektubunu okuyunca gözyaşlarına boğuldu. İşte, Ahmet Bey’in çerçeve içinde koruduğu ve her baktığında kızını hatırladığı o mektuptan iç acıtan satırlar...

UNUTULMAK KÖTÜ

‘BELKİ bu size son yazışım olacaktır... Ölüm çok kötü bir şey... Ailemizi, arkadaşlarımızı, dostlarımızı, herkesi birbirinden ayırıyor. Öldüğümüzde 2-3 ay hatırlanıyoruz sonra unutuluyoruz... Unutulmak çok kötü bir şey... Ben hastayım... Ölsem, daha iyidir. Ama en çok babam için yaşamak istiyorum. Acı çekmemeyi görmemek için de ölümü tercih ediyorum... Az önce çok ağladım. Şimdi yine gözlerim doluyor. Çünkü kendimi iyi hissetmiyorum. Sanırım hastalığım tekrarladı. Çok üzgünüm. Şu anda sela okunuyor. Bir gün benim için de okunacak. Babamın ismi verilecek daha sonra kızı öldü diyecekler... Baba benim için çok üzülme... Biliyorsun bu dünyadan çok nefret etmiştim. Baba sana öyle çok minnettarım ki... Hiçbir baba bana yaptığın gibi bir şey yapmazdı. Bugün hava rüzgarlı ve güneşli... Hava sanırım benim için açmış...’


27 YAŞINDA AKCİĞER KANSERİNDEN ÖLDÜ

HOPA’NIN köyleri acı içinde... Çamurlu Köyü’nde, yeşilliklerin ortasında bir evdeyiz... Yılmaz Ailesi’nin evi burası... Temindar-Günsel Yılmaz çiftinin 27 yaşındaki oğulları Göksel, akciğer kanseri yüzünden yaşamını yitirmiş. Askerliğini yapan, sigara bile içmeyen evladının ölümüyle sarsılan Temindar Bey, oğlunun fotoğrafına bakıp ağlıyor. ‘Evladım 4 ay içinde öldü. Üzülmeyelim diye hasta olduğunu bizden bile sakladı. Son nefesini verirken bile acısını belli etmedi. Öyle bir çocuktu işte... Hastalığa yakalandığında 72 kiloydu... 62 kiloyla kara toprağa verdik yavrumuzu’ diye gözyaşı döküyor.


BENİ BOŞVERİN TORUNLARIM NE OLACAK

63 yaşındaki Paşalı Vayiç’in sol böbreğinde tümör çıkmış. Bu yüzden böbreği alınmış. Ancak kabusu bitmemiş. Ameliyattan sonra iki ayrı kitle daha çıkmış vücudunda. Dolaşmadığı doktor kalmamış. Kimi yeniden ameliyat demiş, kimi ışın tedavisi önermiş. Sonuçta ışın tedavisini kabul eden Paşalı Vayiç’in tümörlerinden birisi kaybolmuş, diğeri ise küçülmüş. 2 yıldır bu şekilde yaşıyor. Vayiç Bey, ‘Ben yaşlı bir insanım. Asıl gençliğe acıyorum. 10 torunum var. Onlar ne olacak, bana onu söyleyin’ diyor.

Murat Karaman
08.Eylül.2006, 13:48
Çayları Gömdü 45 Günde Öldü

http://img151.imageshack.us/img151/3636/h0621aq7.jpg

(Star Gazetesi Yazı Dizisi-4 / 17.06.2006)

Hopa Kemalpaşa’da, 6 bin ton çayın gömülü olduğu söylenen çay fabrikasında 16 yıl çalışan Sefer Ustabaş, akciğer kanserine yakalandı. Çernobil faciasında fabrika bahçesine çay gömenler arasında yer alan Ustabaş, kansere sadece 45 gün direnebildi

HOPALILAR, 32 yıllık Kemalpaşa Çay Fabrikası’nda 6 bin ton radyasyonlu çayın gömülü olduğunu söylüyor. Geçtiğimiz günlerde gömülü bölgenin 30 metre uzağına kuyu suyu açılmış. ‘Zehir suya sızacak’ denilen bölgede de endişe iki katına çıkmış. Karaosmaniye Köyü sakini Sefer Ustabaş, işte böyle bir fabrikada 16 yıl çalıştı. Çernobil faciası patlak verdiğinde çayları fabrikanın bahçesine nasıl gömdüklerini anlattı eşi Semiha Hanım’a.

KİMSE UYARMADI

EMEKLİLİĞİNE 2 yıl kala akciğer kanserine yakalandı. Hasta olduğunu öğrenince bunalıma girdi, kimseyle konuşmaz oldu. 50 yaşında yakalandığı kansere 45 gün direnebildi. Sadece bir kez girdiği kemoterapi sonrası yaşamını yitirdi. Semiha Ustabaş, şimdi 3 çocuğuyla köydeki evlerinde yaşam mücadelesi veriyor. Eşini kaybetmenin şoku hala üzerinde olan Semiha Hanım, ‘Çernobil zamanı çay gömdüklerini anlatırdı hep. Ama bunun zararları konusunda ne onun ne de bizim bir fikrimiz vardı. Kimse de bizi uyarmadı’ diyor.

CENAZE KABUSU

VE Sefer Ustabaş’la aynı kaderi paylaşan bir başka işçi... Hızır Altunkaya çay fabrikalarında eksperdi. Emekli olduktan sonra akciğer kanserine yakalandı. Ameliyat oldu. Ama 1 sene içerisinde yaşamını yitirdi. Hızır Bey’in 42 yaşındaki oğlu Yaşar Altunkaya isyan ediyor: ‘Günde 4 cenazeye gidiyorum. Tavuk gibi ölüyoruz. Babamın Çernobil’den öldüğüne eminim. İleride babamın hastalığına yakalanacağıma da eminim.’

ARTIK ÖLÜM ANONSU DUYMAK İSTEMİYORLAR

Hopalılar, ölüm haberlerini ilçenin 36 ayrı noktasındaki ses düzeneği sayesinde anında alıyor. Ancak genellikle sabahın erken saatlerinde yapılan bu anonslar, halkta, ‘Acaba bugün kim öldü? Bana ne zaman sıra gelecek’ kabusu yaşatıyor


HOPA Belediyesi, Türk Tabipleri Birliği ile işbirliği sonucu, ‘Çernobil Kazası Sonrası Türkiye’de Kanser’ konulu bir araştırma yaptı. Araştırma ülkemizde bir ilk. Onun için sonuçları ayrı bir önem taşıyor. Çalışma, 1-30 Eylül 2005 tarihleri arasında Hopa’daki 1939 ev ve 7 bin 831 kişi ile görüşülerek yapıldı. Araştırmaya göre, ilçede tanısı doğrulanmış 49, doğrulanmamış 27 olmak üzere toplam 76 kanser hastası tespit edildi. Hopa’da yıllık kanser görülme sıklığı erkeklerde yüzbinde 149.5, kadınlarda yüzbinde 117.5 çıktı. Bu oranın dünyaya göre çok yüksek olduğunu vurgulayan uzmanlar, Hopa’da son 3 yılda meydana gelen ölümlerin yüzde 47.9’unun nedenini kanser olarak belirledi.

TANI MERKEZİ KURULMALI

HOPA’NIN ÖDP’li Belediye Başkanı Yılmaz Topaloğlu, araştırma sonuçlarının çok iyi okunması gerektiğini belirterek, insanların çoğunun hasta olmasına rağmen bunu gizleme gereği duyduğunu anlatıyor. Kanserin ciddi bir travma olarak karşılarında durduğunu söyleyen Yılmaz Topaloğlu, yapılması gerekenleri şöyle anlatıyor: ‘Toplum tabanlı bir tarama gerçekleştirilmesi şart. Tanı merkezi kurulmasını istiyoruz. Fındıklı’daki guatr merkezi dönüştürülebilir bir yer. Radyoaktif bir kirlilik var mı bu tespit edilmeli. Bunun için Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun hava, su ve toprak analizleri yapması gerekiyor. Sorumlular, ‘Sorun yok’ diyerek sıkıntıyı ortadan kaldıramazlar.’

Yılmaz Topaloğlu, 15 bini merkezde toplam 32 bin kişinin yaşadığı Hopa’da 36 ayrı yerde ses düzeneği olduğunu anlatıyor. Bu düzenekler sayesinde vatandaşın bilgilendirildiğini ifade eden Topaloğlu, şöyle devam ediyor: ‘Vatandaşımız ölen insanlardan bu yolla haberdar oluyor. Genellikle erken saatlerde yapılan anonslar bunlar... Geçen gün bir vatandaş geldi. ‘Başkan sinirlerimiz bozuluyor. Şu anonsları daha geç saatte yapamaz mısınız?’ dedi. Hak verdim o insana... Çünkü hergün ölüm anonsu duymak kolay birşey değildir.’

KAZMAMIZ KÜREĞİMİZ HEP ELİMİZDE

ÇAMURLU Köyü’ndeyiz... Bir aile ile röportaj yapmak için, onları tanıyan Yılmaz ailesinden yardım istiyoruz. Sonra öğreniyoruz ki, Yılmaz ailesinin de tüm Hopalılar gibi bir kanser hikayesi varmış. Hamit Yılmaz 72 yaşında... Gırtlak kanseri olmuş... Güçlükle konuşabiliyor ama hastalığı atlatmış. Hamit Bey’le konuşurken 41 yaşındaki oğlu Abdullah Yılmaz söze giriyor: ‘Babam gırtlak kanseri... 2002 yılında amcamı aynı hastalıktan kaybettim. 2004’de yengem bağırsak kanseri yüzünden öldü. İşte manzara bu. Sizin anlayacağınız kazmamız küreğimiz devamlı elimizde bizim.’

O ŞANSLI

Melahat Topaloğlu Hendek Köyü’nde yaşıyor. 50 yaşında, 3 çocuk annesi. Bundan 2 yıl önce sağ memesinde bir kitle fark etti. Pek üstünde durmadı önce. 1 yılı o şekilde geçirdi. Sonra ağrılar başlayınca doktora gitti. Teşhis meme kanseriydi... Tedaviler başladı. Hastalığı tedaviye olumlu yanıt verdi. Melahat Topaloğlu şimdi kanseri tamamen yenmiş görünüyor. 6 ayda bir kontrolleri var. Yaşadıklarına pek inanamasa da, ‘Aramızda hasta mı var’ dese de, hastalığı yendiği için mutlu Melahat Hanım...

-BİTTİ-

Murat Karaman
08.Eylül.2006, 13:50
VASİYET


Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtuluştan önce yani,
alıp götürün
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni.

Hasan beyin vurdurduğu
ırgat Osman yatsın bir yanımda
ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp
kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.

Traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın,
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
tarlalar orta malı, kanallarda su,
ne kuraklık, ne candarma korkusu.

Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
toprağın altında yatar upuzun,
çürür kara dallar gibi ölüler,
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.

Ama bu türküleri söylemişim ben
daha onlar düzülmeden,
duymuşum yanık benzin kokusunu
traktörlerin resmi bile çizilmeden.

Benim sessiz komşulara gelince,
şehit Ayşe'yle ırgat Osman
çektiler büyük hasreti sağlıklarında
belki de farkında bile olmadan.

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
- öyle gibi de görünüyor -
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse,
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani...



Nazım Hikmet RAN
1953, 27 Nisan
Barviha Sanatoryumu

Murat Karaman
08.Eylül.2006, 13:58
Star Gaztesi'nin 14.o6.2oo6 başlangıçlı "Karadeniz Ağlıyor" yazı dizisini paylaşmak istedim sizlerle,umarım iyi de olmuştur.. ;)

Sercan Tuna
15.Eylül.2006, 16:47
http://youtube.com/watch?v=0NL2SHX0thQ&mode=related&search=
http://youtube.com/watch?v=bbpspuWweTQ&mode=related&search=
http://youtube.com/watch?v=WDtqZE8hUOs&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=k_aFNhJewos&NR
http://youtube.com/watch?v=TFPwDtQp4Lw
http://youtube.com/watch?v=WNSIfblanFI
http://youtube.com/watch?v=FkXd7qsFbhM

Murat Karaman
16.Eylül.2006, 19:13
Teşekkürler Sercan ;)

Sercan Tuna
27.Eylül.2006, 16:27
bugün minibüste gördüm rizeli biri ZUĞAŞİ BEREPE yazmış. bi tuhaf oldum. meğerse ne kadar özlemişim Kazım Koyuncuyu....

Abdullah Alkır
13.Kasım.2006, 21:19
sercan kardeş ben bunları yeni gördüm çok duygulandım çok saol...

Erdem Özdamar
13.Kasım.2006, 22:00
hergün çok değil 1 kişi dahi olsa,iki satır dahi olsa bir şarkı mırıldansa yeterde artar onu yaşatmaya.rahmetli barış mançonunda söylediği gibi "ben bedenim toprağa girince ölmem.eğer birgün şarkılarım söylenmez eserleirm unutulursa işte o zaman ölürüm"
barış abiyi yaşattığımız gibi kazım uşağuda yaşatacağuz...

Hanife Özdoğan
21.Kasım.2006, 01:31
Anılar düştü peşime uyumaz oldum
Düşlerim vardı yamacına varamaz oldum
Rüzgarla yarışırken koşamaz oldum
Düze çıkmaz yollarım inemez oldum
Geçmiş günler düğüm düğüm çözemez oldum güzelim
Sevda yüklü bulutlardan geçemez oldum güzelim...

Murat Karaman
29.Kasım.2006, 17:20
ARAŞTIRIP RAPOR HAZIRLADI

Karadenizli Şarkıcı Volkan Konak Vefat Eden Arkadaşı Kazım Koyuncu ve Yöre Halkına Verdiği Sözü Tuttu.

http://www.haberler.com/medya/haber/18/574718_1479_o.jpg

"Cerrahpaşa" isimli şarkısıyla derin yaraları su üstüne çıkaran Karadenizli şarkıcı Volkan Konak, Karadeniz'de yaşanan "Çernobil Faciası" ile ilgili yöre halkına verdiği sözü tutarak derin bir araştırma yaptı. Volkan Konak'tan önce kanserden kaybettiğimiz Kazım Koyuncu'da kanserle mücadele çalışmaları yapmıştı. Sanatçı Karadeniz'de Çernobil faciasının yarattığı tehlikeyi rapor haline getirdi ve 23 Kasım gecesi Star Tv'de yayınlanan "Objektif" programında hazırladığı raporları göstererek devletten bölgede bir radyasyon tedavi hastanesi kurmasını istedi. Volkan Konak en son Kazım Koyuncu anısına "Gardaş" adlı bir şarkı yapmış ve çektiği klibinde de Karadeniz'in başlıca sorunlarından Çernobil'i anlatmıştır.

Murat Karaman
29.Kasım.2006, 17:27
Aşk, özgürlük düşü yetmez;
özgürlüğün kendisi, hala yetmez;
Hayatın kendisi,
ve en sonunda giderken oradan,
hayattan her şeye bedel,
küçük,
mütevazi,
o en anlamlı tebessüm sizin olsun…
Elbette mümkün değil ama,
her şey gönlünüzce olsun…


Neden olmasın?...
Kazim Koyuncu (11.05.2004)

Murat Karaman
05.Aralık.2006, 19:38
Kazım Koyuncu'nun yeni albümü geliyor


Kanser nedeniyle 32 yaşında hayata veda eden Karadenizli rock müzik yıldızı Kazım Koyuncu'nun, ölümünden 1.5 yıl sonra bir solo albümü daha piyasaya çıkacak. Üniversiteden arkadaşlarıyla kurduğu "Zuğaşi Berepe" (Denizin Çocukları) adlı grupla yaptığı çalışmalarla Türk müzikseverleri Lazca rockla tanıştıran ilk solo albümünü 2001, ikincisini ise 2004 yılında çıkaran Koyuncu'nun yeni albümünün adı "Dünyada Bir Yerdeyim" olacak.
Sanatçının üçüncü albümünde, eski albümlerinin kayıtları sırasında stüdyolarda okuduğu ama kullanmadığı şarkılar yer alacak. Halkevleri'nin desteğiyle piyasaya çıkacak albümde, "Ayrılık" ve "Fırtına" dizisinde kullanılan "Hoşçakal"ın da dahil olduğu 12 şarkı yer alıyor. Albümün geliri, Kazım Koyuncu Kültür Merkezi'ne bağışlanacak.

http://www.milliyet.com.tr/2006/12/05/magazin/resim/axmag02.jpg

Kaynak: www.milliyet.com.tr (http://www.milliyet.com.tr)

Murat Karaman
21.Aralık.2006, 17:03
Kazım Koyuncu’nun Rantını Yiyorlar
http://www.anatolianrock.com/images/basin_fotograflari/902_1162987854_8493.jpg

Cerrahpaşa şarkısıyla beğeni toplayan Volkan Konak yeni albümü “Mora” ile dinleyicilerinin karşısına çıktı. Geçen yıl 25 Haziran’da vefat eden Kazım Koyuncu için “Gardaş” adlı bir beste yapan Konak, yanlış anlaşılmamak için bu şarkıya klip çekmekten vazgeçtiğini söylüyor.
Volkan Konak’ın kendini önemsemeyenlere, sevmeyenlere, eşine şiddet uygulayanlara, gözü yaşlı bir çocuğun halini sormayanlara, komşusu açken uyuyanlara, öğrenciye, askere harçlık vermeyenlere bir mesajı var: “Sizler benim albümümü dinlemeyin.” Yedinci albümü Mora ile sevenlerinin karşısına çıkan Konak, müziğini insani meziyetleri gelişmiş, kanalları açık insanların dinlemesini istiyor.

Hareketli, içi içine sığmayan ve dobra dobra konuşmayı seven bir sanatçı Volkan Konak. Fevri çıkışları olan kişiliğinin aksine bestelerinde acılı hikayeleri notalara döküyor, içli şarkılara ses veriyor. Bu nedenle Mora’da zaman zaman inatçı bir huy, bazen memleket sevdası biraz da gözyaşıyla karşılaşmanız muhtemel. Trabzon Maçka’da böğürtlene verilen isim olan Mora, Konak’a göre, “Nuh’un Gemisi gibi güzellikleri taşıyan, içerisinde dostluk ve güzellik adına gelincik çiçeği kurutan bir çalışma.” Her albümünde sürdürdüğü anonim türkü ve şiir geleneğine Mora’da da devam eden Konak, Erzurum yöresinden Eledim Eledim ve Nazım Hikmet’in Karıma Mektup şiirini almış bu kez albümüne. Ancak Mora’yı diğer albümlerinden ayıran en önemli özelliği Efkan Şeşen’den, Cem Karaca’dan, Zülfü Livaneli’den, Maçkalı Hasan Tunç’tan bestelerin yer aldığı karma bir özelliğe sahip olması. Daha önceki albümlerinde kendi bestelerine yer veren Konak, aldığı eleştiriler nedeniyle karma bir albüm yapmaya karar vermiş. Mora’da her şarkının bir hikayesi var ve hepsi Konak’a bir şeyler hatırlatıyor. Mesela Ayşem’de edebiyat öğretmeni, Oy Trabzon’da yalınayak yürüdüğü yolları, Eledim Eledim’de Türkiye sevdası, O Vay Beni Ağlarım’da babaannesinin ve eşi tarafından terk edilen halasının ezgisi, Dertliyim Kederliyim’de annesinin kurumuş damarlı elleri ve ölüm bir film şeridi gibi geçiyor gözlerinin önünden.

‘Mezardaki ne yapsın parayı’

Mora’nın Maranda’ya yakın bir müzikalitesi var. Ancak “Cerrahpaşa” gibi bir şarkı bekleyenler, beklentilerini bulamayacaklar. Volkan Konak bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Öyle şarkılar bir kere olur, insanın babası da bir kere ölür.”

Karadeniz müziğinin en iyi örneği olarak 25 Haziran 2005’te vefat eden Kazım Koyuncu’yu gösteren Volkan Konak, Mora’da sözlerini ablasının yazdığı, bestesi kendisine ait olan Gardaş adlı eserini onun için söylüyor. Bu şarkıya klip çekmek istediğini; ama suiistimale açık bir konu olduğu için vazgeçtiklerini söyleyen Konak, “Sevgili Kazım’ın etinden, kemiğinden yararlanılmaya çalışıldı bir ara. Buna çok üzüldük. Kazım böyle anılmamalı, biletli gece organizasyonları olmamalı. O şarkıyla, şiirle anılmalı. Bizim “gardaş”ımız fındıklıkta, rüzgar kadar hür, halk türküleri kadar serbest yatıyor. Onun başka bir beklentisi yok ki artık, mezardaki adam parayı ne yapsın?.. Birisi albümünü, diğeri klibini çoğaltıyor. Erken ölümlerde bu hep olur. Yarın öbür gün biz öldüğümüzde aynı şey olacak.” diyor. Konak, şarkının ‘Gökten bir yıldız kaydı, gitti Hopa’ya düştü’ olan sözlerini de sırf bu nedenle ‘Gökten bir yıldız kaydı gitti Karadeniz’e düştü’ olarak değiştirdiğinin altını çiziyor.

‘Bizim solcular Necip Fazıl Kısakürek’i övdüğüm için bana kızdılar’

“Sağ-sol gibi ayrımlara hiçbir zaman inanmadım. Fatih Sultan Mehmet bana göre dünyanın en büyük devrimcisidir. Ama sağ kesimin benimsediği bir şahsiyet oldu. ‘Neden böyle?’ diye soruyorum. Aynı şey Mehmet Akif Ersoy için de geçerli. Sağ kesimin şairidir. Bana göre İstiklal Marşı emperyalizme karşı yazılmış en büyük şiirdir. Emperyalizme karşı ayak diretiyor, baş kaldırıyor. Nazım’ın şiiriyle bir sayarım, hiç ayırt etmem. “Necip Fazıl Kısakürek, Nazım Hikmet kadar önemli şairdir.” dediğim için bir dönem bizim solcular bana kızdılar. Hatta kıyamet koptu. İnsanlar bu tür sözlerden korkuyorlar mı bilemiyorum. Eskiden böyle şeyler söylenmiyordu. Neden böyle bir tabu var anlamıyorum.”

‘Hiçbir zaman ideolojik ayrım yapmadım’

“İdeolojik ayrıma inanmıyorum. Hiç de öyle bir ayrıma gitmedim. Bazı arkadaşlarımız Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği organizasyonlara iktidar nedeniyle katılmıyorlar. Onları seçen halktır, biz halkın karşısına çıktığımız için benim açımdan bir problem teşkil etmiyor.”

‘Başbakan’ımızı özlemek istiyorum’“Türkiye dışarıdan yönetiliyor. Danıştay olaylarının başörtüsüne mal edilmesi söz konusu bile olamaz. Yalnız iktidarın bana göre hatası çok fazla demeç vermesi. Her an televizyonlarda bir açıklama yaparken görüyoruz kendilerini. Ben biraz Başbakan’ımızı özlemek istiyorum.”

‘Ramazan’da çalışmıyorum’

“12 yıldır hiç durmadan kapalı gişe müzikhol müziği yapıyorum. Sadece Ramazan’da sahneye çıkmıyorum. Programlarımda oynamak da, istek almak da yasaktır. Şiir, slayt gösterisi ve müzik vardır. Bu nedenle konserlerime her kesimden insan gelir.”

Zaman Gazetesi - 24 Haziran 2006

Miray Esen
30.Aralık.2006, 21:52
albüm çıktı...
http://img108.imageshack.us/img108/6549/2655252jf1.jpg
http://img116.imageshack.us/img116/174/kaui2dh5.jpg
Albümde Bulunan Şarkılar :
1.Hoşçakal (Beste:Kazım Koyuncu-Kemal Sahir Güler,Söz:Barış Pirhasan)
2.Yanlızlığı Anla (Beste:Tarık Sezer,Söz:Buğra Ebeoğlu
3.Askıda Yaşamak (Beste:Kazım Koyuncu,Söz:Atilla İlhan)
4.Dünyada Bir Yerdeyim (Besta Kazım Koyuncu,Söz:Kazım Koyuncu-Ali Elver)
5.Anlılar Düştü Peşime (Beste-Söz:İlhan Yabantaş)
6.Yine Burada (Beste-Söz:İlhan Yabantaş)
7.Sürgün Başlar (Beste:Serkan Tuğ,Söz:Serkan Tuğ-Arzu Görücü Ceylan)
8.Ayrılık Şarkısı (Beste:Hüsamattin Küçük,Söz:Mehmet Çetin)
9.Hayat (Beste-Söz:Tunay Bozyiğit)
10.Le Le Le (Beste:Kazım Koyuncu)
Konser Kayıtları
11.Divane Aşık (Beste-Söz:Maçkalı Hasan Tunç)
12.Anam Deyi Ki Bana (Beste-Söz:Çosşkun Arslan)
13.Yenge Kızı (Anonim)
14.Tabancamın Sapuni (Anonim)
15.Kız Ne Ağlayisun (Anonim)
16.Oy Oy Güzelum (Beste-Söz:Gökhan Birben)
17.Dido (Didou Nana-Mergel Halk Şarkısı)

Murat Karaman
30.Aralık.2006, 22:09
Miray,paylaşımın için teşekkürler.Gerçekten güzel bir haber bu..

Miray Esen
30.Aralık.2006, 22:28
Bu güzel haberi vermek bana kısmetmiş.Bu albümün hazırlanmasında emeği geçen herkesi ve bizleri Kazım bir yerlerden izliyor..Eminim yüzünde yine o masum gülümsemesi var..Ve şu sözü dökülüyor dudaklarından;
TEŞEKKÜRLER DÜNYA...

Murat Karaman
31.Aralık.2006, 16:05
Bu güzel haberi vermek bana kısmetmiş.Bu albümün hazırlanmasında emeği geçen herkesi ve bizleri Kazım bir yerlerden izliyor..Eminim yüzünde yine o masum gülümsemesi var..Ve şu sözü dökülüyor dudaklarından;
TEŞEKKÜRLER DÜNYA...
Bence de..O izliyor bir yerlerden bizi,bunun farkındayım..

Burak Yünoğlu
31.Aralık.2006, 16:51
Bu haber çok sevindirdi beni. Ayrıca açtığınız topic için de sizlere teşekkür ediyorum. İyi yıllar...

Murat Karaman
31.Aralık.2006, 17:39
Arkadaşlar boş bırakmayalım bu topici..Lütfen!

Arıkan Altay
31.Aralık.2006, 19:26
gercekten bos bırakmamalıyız bu topic i....

kazım koyuncu aşkına...

biz buyuk bi dewrimciyi kaybettik ama.... dunya onun sarkılarını kazandı...

bu haber gercekten sewindirici...tesekkurler..

Murat Karaman
31.Aralık.2006, 22:35
Bana göre bu topiğe yazılan her harf,Çernobil gerçeğini biraz daha su yüzüne çıkarmaktadır.

Bu nüsibetin tam ortasında yaşayan biri olarak,Karadeniz'de var olan Çernobil gerçeğini iyi bilen biri olarak biraz daha ilgi bekliyorum..

Unutmayın;
Herşeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik.Teşekkürler Dünya..

Miray Esen
02.Ocak.2007, 12:08
Kazım'ın öldüğü gün, gözümden akan her gözyaşı çernobile lanetti aslında..bi sitemdi!!onu aramızdan bu kadar erken alan bi belayı görmezden gelenleri kınıyorum!Ama çernobilin sadece Kazım Koyuncu'yla anılması doğru mu sizce??Çernobil gerçeği Kazım ölmeden önce de vardı ve hala var olmaya devam ediyor...

Murat Karaman
02.Ocak.2007, 17:11
Kazım'ın öldüğü gün, gözümden akan her gözyaşı çernobile lanetti aslında..bi sitemdi!!onu aramızdan bu kadar erken alan bi belayı görmezden gelenleri kınıyorum!Ama çernobilin sadece Kazım Koyuncu'yla anılması doğru mu sizce??Çernobil gerçeği Kazım ölmeden önce de vardı ve hala var olmaya devam ediyor...
Çok haklısın Miray..O gün o'na yakılan ağıtlar,söylenen ezgiler ve dökülen gözyaşlarının adresi Çernobil laneti idi..Ve o lanetin sonuçlarını bizlere hazırlayanlardı tabiiki..
Kazım Koyuncu aslında var olan,yöre halkı tarafından bilinen gerçeğin genele duyurulmasını sağladı.Burada yaraların ne kadar derin olduğunu bizler iyi biliyoruz.Mezarlıkların her geçen gün kanserden vefat edenlerle dolduğunu,hastahane koğuşlarında kanserli vak'a sayısının her geçen gün yağmur sonrası çoğalan mantarlar misali çoğalmasını bizler iyi biliyoruz.
Kazım Koyuncu,sesimizin çığlığı oldu..

Miray Esen
03.Ocak.2007, 00:44
Ben sadece Kazım öldükten sonra mı akıllarına geldi demek istemiştim.Bu Karadeniz'in derin acısı.Tüm Karadenizliler uğraştılar seslerini duyurabilmek için.Ama Kazım gittikten sonra bişeyler yapılması gerektiğinin farkına vardı bazı insanlar ki yanılmıyorsam sadece farkına varmakla kaldılar.Böyle olmaması gerekiyodu...

Mustafa Ünal
03.Ocak.2007, 04:28
1986'da aslında bitişin başlangıcı oldu.Zamanla etkilerini daha çok gösterdi çernobil.Belki de ülkenin bir çoğu bu gerçeği Kazım Koyuncu ile öğrendi. Aslında hiç üzerine gidilmedi bu olayın. Olağanüstü magazin yetenekleri olan basınımız unutturdu bunu zamanla. Hergün yeni insanlar bununla karşı karşıya. Alınan bir önlem yok. Bu insanların hakkını kim ödeyecek gerçekten düşünmek lazım. Bizler mi yoksa olaya trene bakar gibi bakan devletimiz mi?

Miray Esen
03.Ocak.2007, 13:14
Keşke demek bi işe yaramayacak bu saatten sonra..yapılacak tek şey var; daha çok insanın yaşamasını sağlayacak sağlık hizmetleri,erken tanı imkanları..Ama elimiz kolumuz bağlı!Devlet hala görmezden gelebiliyor bunca yaşam sona ermişken bile.

Sercan Tuna
03.Ocak.2007, 17:29
aaa arkadaşlar nankörlük yapmayın bakanımız araştırdıya.çernobil Türkiye'de özelliklede Karadeniz bölgesinde kansere yakjalanma oranını arttırmamış etki etmemiş hiç... :kizgin: :kizgin: :kizgin: :kizgin: :kizgin:

Murat Karaman
03.Ocak.2007, 17:58
Onca insanın lüks sayılabilecek isteği değil "erken tanı merkezleri"nin oluşturulması.Yöre halkına bu fazla görülmemeli ve bir an önce kayıplar durdurulmalı.Olay sonrasında "ölümler Çernobil'den değil,sigaradan" demek dile kolay.Ama burada yaşamak lazım,o insanlara davulun sesi uzaktan hoş gelmekte.
Evet,Çernobil bir kaza ama sonrasında birşey yapılmaması ise tam bir katliam.Anlamak istemiyorlar,gerçekleri görmek zorlarına gidiyor.Medya doğruyu yazmıyor,işin magazinine bakıyor.
Bu zihniyet devam ettiği sürece,ekranlara çıkıp "ben içiyorum,sizde için" diyenler olacak.Çayları denize döken yada toprağa gömenler olacak.
İstenilen çokşey değil.Yoğunluğun yaşandığı yerleşim merkezlerine "erken tanı merkezleri" kurmak..

Arıkan Altay
03.Ocak.2007, 23:56
Onca insanın lüks sayılabilecek isteği değil "erken tanı merkezleri"nin oluşturulması.Yöre halkına bu fazla görülmemeli ve bir an önce kayıplar durdurulmalı.Olay sonrasında "ölümler Çernobil'den değil,sigaradan" demek dile kolay.Ama burada yaşamak lazım,o insanlara davulun sesi uzaktan hoş gelmekte.
Evet,Çernobil bir kaza ama sonrasında birşey yapılmaması ise tam bir katliam.Anlamak istemiyorlar,gerçekleri görmek zorlarına gidiyor.Medya doğruyu yazmıyor,işin magazinine bakıyor.
Bu zihniyet devam ettiği sürece,ekranlara çıkıp "ben içiyorum,sizde için" diyenler olacak.Çayları denize döken yada toprağa gömenler olacak.
İstenilen çokşey değil.Yoğunluğun yaşandığı yerleşim merkezlerine "erken tanı merkezleri" kurmak..




agacım bunu için 1907 unifeb adına birşeyler yapabilirmiyiz sence??yada birseyler baslatabilirmiyiz..birilerine on ayak olabilirmiyiz?

Murat Karaman
04.Ocak.2007, 18:35
@ Arıkan;

Özeline gerekeni yazdım..

Miray Esen
04.Ocak.2007, 21:02
@ Arıkan;

Özeline gerekeni yazdım..
murat aynı msjı banada yolllar mısın??

Mustafa Ünal
06.Ocak.2007, 01:33
Devlet bazında önlemler alınması gerekiyor. Gerçi Başbakan'da Rizeli ama neden hala sessiz kalabiliyor bu konuda anlamak içten değil. Trabzonlu devlet bakanı da var. Acaba önlemlerin alınması için yakınlarını mı kaybetmeleri gerekiyor..

Murat zahmet olmazsa banada gönderebilir misin?

Murat Karaman
06.Ocak.2007, 13:52
Devlet bazında önlemler alınması gerekiyor. Gerçi Başbakan'da Rizeli ama neden hala sessiz kalabiliyor bu konuda anlamak içten değil. Trabzonlu devlet bakanı da var. Acaba önlemlerin alınması için yakınlarını mı kaybetmeleri gerekiyor..

Murat zahmet olmazsa banada gönderebilir misin?
Önlem almamak işlerine geliyor çünkü.Bu daha kolay olan yol.Sonuçlar o kadar acı verici ki,bunu paylaşmaktan kaçıyorlar.Samsun-Sarp arasında bir araştırma yapmak yeter aslında..Ev ev gezilip hane araştırması sonuçları verecektir.

Ama malesef o kadar anlamsız şeyler de geliyor ki insanın kulağına.Yuhh demekten başka çaresi kalmıyor insanın.Kanser teşhisi ile hastaneye giden bir insana kanser harici her teşhis konulabiliyor..Yörede son yıllarda mezarlıkların dolması,ölenlerin çoğunluğunun kanser nedeniyle ölmesi de görmezden geliniyor.Ve bakan "ölümlerin nedeni sigara" gibi son derece manasız bir açıklama yapabiliyor.Çernobil'in etkisi sadece insanlarda görülmüyor.Bölgede ölü doğum yapan hayvanlar,sakat doğan hayvanlar da mevcut..

Bir an önce yöre halkının sesine kulak verilmesi umudu ise halen mevcut halkta..Umarım adımlar atılır ve kayıplar aza iner..

Murat Karaman
06.Ocak.2007, 14:31
Bu arada faydası olcağını düşündüğüm bir linki paylaşmak istiyorum.Karadeniz'li sanatçı Volkan Konak'ın hazırladığı "Çernobil Raporu",sanatçıya ait web sitesinde yer almakta.İşte link;

http://www.volkankonak.com/default.asp?inc=cernobil (http://www.volkankonak.com/default.asp?inc=cernobil)

Arıkan Altay
06.Ocak.2007, 21:49
paylaşım için teşekkurler muratcım...

inş..istedigimiz sonucu almamız dileğiyle...

Murat Karaman
06.Ocak.2007, 23:02
paylaşım için teşekkurler muratcım...

inş..istedigimiz sonucu almamız dileğiyle...
Rica ederim..
Umarım dilediğimiz olur Arıkan ;)

Miray Esen
06.Ocak.2007, 23:07
umarım olur...:)

Arıkan Altay
09.Ocak.2007, 04:30
Rica ederim..
Umarım dilediğimiz olur Arıkan ;)



valla cok sevindim yaa..umarım hersey boyle devam eder..yani istedigimiz gibi..;)..

şimdilik super gidiyor..

Murat Karaman
10.Ocak.2007, 19:00
Youtube'de gezerken bunları buldum..

http://www.youtube.com/watch?v=szaUtURZHS0&mode=related&search=

http://www.youtube.com/watch?v=63-EfbLU-BI&mode=related&search=

http://www.youtube.com/watch?v=0i0zhRxIsD0&mode=related&search=

http://www.youtube.com/watch?v=et38kkiORzA

http://www.youtube.com/watch?v=9UJp4QJGhH4

http://www.youtube.com/watch?v=CgETadbYBNo

ve daha fazlası..

Çok güzel videolar var youtube'de..Tavsiye ederim..

Sercan Tuna
11.Ocak.2007, 17:20
sağolasın Murat. bana da fikrinizi özelden atarmısın?

Murat Karaman
11.Ocak.2007, 23:39
sağolasın Murat. bana da fikrinizi özelden atarmısın?
Msn'de görüşelim ;)

Miray Esen
16.Ocak.2007, 16:35
http://www.youtube.com/watch?v=QaYdDkD71u8&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=E5wUtbB0_BE&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=8x_C9vTLdow&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=rdleph5I680&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=v_Gf315j0RY&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=EhsPOn2XSN8&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=srhEYKjZuCM&mode=related&search=

Sercan Tuna
17.Ocak.2007, 16:18
eywallah Miray ;)

Sercan Tuna
17.Ocak.2007, 16:38
"Dünyada"
Dünyada bir yerdeyim ben
Yol kenarlarındaki su birikintilerindeyim
Yerim yurdum yoktur benim
Yarim yurdum yoktur benim
Sadece gökyüzüne göreyim
Uzak yerler çeker beni
İsterim ki gemilerle gideyim
Bugün burda şarkılar söylerim
Ben kendime şarkılar söylerim
Ama yarın hiçbir yerdeyim

http://www.youtube.com/watch?v=szaUtURZHS0&mode=related&search=

Sercan Tuna
17.Ocak.2007, 18:37
http://www.youtube.com/watch?v=5X5amnQqdYc&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=dWOjNcDioH0&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=89_JnqnPzNw&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=-Vnp1VOFdgw&mode=related&search=

Şafak Dülger
17.Ocak.2007, 21:47
ayrılık şarkısı


ardında bırakıp günün çağrısını
ayrılık anı bu sisli şarkıyı
ırmaklar gibi akıp uzun uzun
terkediyorum bu kenti
ah ölüler gibi

şarkılar bir çığlığa sığınmaksa şimdi
sonsuz bir yangın gibi
sevmesem öyle kolay çekip gitmek
yaralı bir kuş gibi

kumral bir çocuğun yaz öyküsü gibi
şarkılarla geçtim aranızdan
yalnızlar gibi susup uzun uzun
terkediyorum bu kenti
ah bir aşk gibi

Miray Esen
17.Ocak.2007, 21:59
biliyorsun kaçar/kanar için bir gün
sürgün başlar
yanıyorsun aşk gibi için için yangın başlar

ama sormadan gitme sorular dolu
sen dönmeden de döner samanyolu

sessizce akar zaman
yalnızlık gövden olur
durmadan yoklar seni
her soluğun deperm olur

nerede susar kalır insan
nerede ölür sözleriyle
ne vakit kanar kalbin senin
ne vakit büyür sevgiye
sessizce akar zaman

Miray Esen
17.Ocak.2007, 22:21
http://www.youtube.com/watch?v=0i0zhRxIsD0&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=pxHNO03RBn8&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=gIVgh0V2eiw&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=NeFZCdX5o3I&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=w66x9pq_9uc&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=bGieEB9K0pY&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=whzY7ZpSYfg&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=kR705bfgW5o&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=u11cYKdDqoY&mode=related&search=

Mehmet Ekiz
18.Ocak.2007, 02:37
kazım koyuncu videolarıyla güsel bi gece geçirdim teşekkürler...

Murat Karaman
18.Ocak.2007, 17:00
Miray paylaşımların için teşekkürler.Bu videolar daha da güzel ayrıca.Orada da yazdığı gibi son konser..

Mustafa Ünal
19.Ocak.2007, 01:05
Elinize sağlık arkadaşlar. En müsait zamanımda hepsini izlemek istiyorum.

Çağlar Derin
19.Ocak.2007, 13:13
harikaydı emeğine sağlık!!!

Sercan Tuna
20.Ocak.2007, 19:52
http://img224.imageshack.us/img224/4007/kazimkoyuncu1yj7.jpg (http://imageshack.us)
http://img224.imageshack.us/img224/5429/kazimkoyuncugv0.gif

http://img149.imageshack.us/img149/5006/albumpicxt5.jpg (http://imageshack.us)

http://img156.imageshack.us/img156/3333/albumpicfb0.jpg (http://imageshack.us)

http://img156.imageshack.us/img156/9789/albumpic1eu5.jpg (http://imageshack.us)

http://img156.imageshack.us/img156/9789/albumpic1eu5.jpg (http://imageshack.us)

http://img96.imageshack.us/img96/3716/albumpic3vj4.jpg (http://imageshack.us)

http://img96.imageshack.us/img96/4300/albumpic4cg4.jpg (http://imageshack.us)

http://img156.imageshack.us/img156/1728/albumpic5gd0.jpg (http://imageshack.us)

http://img96.imageshack.us/img96/8207/albumpic6ww3.jpg (http://imageshack.us)

http://img96.imageshack.us/img96/7069/albumpic7fa1.jpg (http://imageshack.us)

http://img96.imageshack.us/img96/9629/albumpic8qh3.jpg (http://imageshack.us)

http://img156.imageshack.us/img156/5233/albumpic9xi1.jpg (http://imageshack.us)

http://img96.imageshack.us/img96/9756/albumpic10el9.jpg (http://imageshack.us)

http://img96.imageshack.us/img96/4669/albumpic11rp1.jpg (http://imageshack.us)

http://www.paponi.com/kk/fotograf/babylon11kasim/babylon04.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/babylon11kasim/babylon17.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/babylon11kasim/babylon19.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/babylon11kasim/babylon24.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/babylon11kasim/babylon37.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/trabzon_odul/22.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/trabzon_odul/21.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/trabzon_odul/20.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/trabzon_odul/17.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/trabzon_odul/12.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/trabzon_odul/03.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/yenimelek05/koyuncu_yenimelek_2005_05.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/yenimelek05/koyuncu_yenimelek_2005_10.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/haticetuncer_acikhava/acikhava06.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/haticetuncer_acikhava/acikhava10.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/haticetuncer_acikhava/acikhava15.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/haticetuncer_acikhava/acikhava17.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/haticetuncer_acikhava/acikhava23.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/harbiye18082004/gurcan_ozturk_10.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/harbiye18082004/gurcan_ozturk_1.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/harbiye18082004/gurcan_ozturk_14.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/harbiye18082004/gurcan_ozturk_15.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/harbiye18082004/gurcan_ozturk_16.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/harbiye18082004/hatice_tuncer_6.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/harbiye18082004/hatice_tuncer_14.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/harbiye18082004/hatice_tuncer_9.jpg

http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2003/02/03/images/laz.jpg

http://www.karalahana.com/yeni/images/2506koyuncu.jpg

http://www.karalahana.com/sizden/foto/kazim7.JPG
http://www.paponi.com/kk/fotograf/babylon11kasim/babylon03.jpg

http://www.karalahana.com/sizden/images/amag1.jpg

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/a/ad/200705acilis54.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/babylon11kasim/babylon01.jpg

http://www.paponi.com/kk/fotograf/babylon11kasim/babylon02.jpg

Sercan Tuna
20.Ocak.2007, 20:01
KARADENİZİN HIRÇIN MAVİSİ...
Karadenizin Hırçın Mavisi Ve Dağların Yeşil Kuşağı
Martılara Kaldı İpek Gülüşün Haziranda Ölmek Sanada Düştü
Çernobilden Siyah Bir Bulut Gelip Senin Göğünde Durdu
Ekmegine Sızdı Çayına Sızdı Türküler İçinde Gençliğin Yandı
Şimdi Türkülerin Hayat İçinde Senden Dinleyenler Keder İçinde
Nasılda Çocuktu Kaçkar Yüregin Dido Diyen Dilin Suskunmu Kaldı
Çernobilden Siyah Bir Bulut Gelip Senin Göğünde Durdu
Ekmegine Sızdı Çayına Sızdı Türküler İçinde Gençliğin Yandı
Türküler içinde Gençliğin Yandı...
Türküler İçinde Gençliğin Yandı...
Türküler İçinde Gençliğin Yandı...

Beste : Aydın ÖZTÜRK
Solist : İlkay AKKAYA

Murat Karaman
20.Ocak.2007, 20:30
Bir yağmur geldi şehre..
İnsanlar,
Düşler,
Ve çocuklar
Hepsi gittiler..
Adına ölüm koydular bu oyunun,
Oysa..
Hepsi ne kadar da diriydiler..

Burak Yünoğlu
20.Ocak.2007, 20:58
Seni hep seveceğiz Kazım'ım...

Murat Karaman
20.Ocak.2007, 21:21
Son zamanlarda bayağı ve sevindirici bir ilgi var topiğe.Emeğinize,paylaşımlarınıza kısacası herşeye teşekkürler arkadaşlar..Topiğin başlığı şimdi hak ettiği değeri bulmaya başladı.. ;)

Miray Esen
20.Ocak.2007, 21:41
Son zamanlarda bayağı ve sevindirici bir ilgi var topiğe.Emeğinize,paylaşımlarınıza kısacası herşeye teşekkürler arkadaşlar..Topiğin başlığı şimdi hak ettiği değeri bulmaya başladı.. ;)
:) :) :) :) :)

Miray Esen
01.Şubat.2007, 22:09
bu suskunluk oldu mu şimdi arkadaşlar??

Murat Karaman
01.Şubat.2007, 22:11
bu suskunluk oldu mu şimdi arkadaşlar??
Olmadı..

Ama Miray olayın şu tarafı da var; bu suskunluğa fırtına öncesi sessizlik diyebiliriz..

Miray Esen
01.Şubat.2007, 22:13
Olmadı..

Ama Miray olayın şu tarafı da var; bu suskunluğa fırtına öncesi sessizlik diyebiliriz..
inşallah...;)

Arıkan Altay
02.Şubat.2007, 03:56
Olmadı..

Ama Miray olayın şu tarafı da var; bu suskunluğa fırtına öncesi sessizlik diyebiliriz..


bencede...;)
Murat'cım cok haklısın...Az macına cok az kaldı..birazcık daha sabır;)

Mustafa Ünal
02.Şubat.2007, 04:19
Önce Rize sonra AZ :). Sayılı gün çabuk geçecek.

Sercan Tuna
02.Şubat.2007, 15:49
AZ maçını bekliyoruz hep beraber. arıkan da geliyo zaten. güzel bişi olucek;) Sessizlik bitti fırtına geliyoooo :)

Murat Karaman
02.Şubat.2007, 16:16
İnşallah ilk Rize'de,sonra da mabedde güzel şeylere şahit olacağız..

Miray Esen
02.Şubat.2007, 18:45
sabırsızlıkla bekliyorum...:):)AZ kaldı az....

Ozan Ateş
03.Şubat.2007, 00:44
kazım koyuncu gibi etnik muziği(karadenız) bu denli yucelten bır sanatcımız oldugu ıcın gurur duymalıyız ve onunla ılgılı her turlu organızasyona katılmalıyız........

Sercan Tuna
05.Şubat.2007, 14:41
sabırsızlıkla bekliyorum...:):)AZ kaldı az....
AZ bekle Geliyoruz :)

Murat Karaman
05.Şubat.2007, 16:06
Cumartesi,Lig Tv'de izleyin..AZ kaldı!

Murat Karaman
06.Şubat.2007, 14:49
Karadeniz'in hırçın sesi

Tutkulu Ezgiler

Zühre Saral Gökağaç imzasını taşıyan üç bölümlük belgesel Karadeniz müziğini işliyor. Yayla şenliklerine, kemençe ve tulum ustalarının öykülerine, Karadenizli türkücülerin yorumlarına yer verilen belgeselde ayrıca, genç yaşta yaşama veda eden Kazım Koyuncu ile yapılan röportaj da var.

TRT 1 / 23.15

http://www.milliyet.com.tr/2007/02/06/tv/resim/ekran4.jpg

Milliyet'in TV Rehberi köşesinde programın bilgisi var ama Trt'nin web adresinde yayın akışı bölümünde programa ait bir bilgi yok..Varsa izleriz artık..

Arıkan Altay
10.Şubat.2007, 01:55
Cumartesi,Lig Tv'de izleyin..AZ kaldı!


inşallah herhangi bir sorunla karşılaşmadan ilk önce Rize ve daha sonra Az Alkmaar maçlarında bu pankatı açacağız..

Murat'cım adresi en yakın zamanda bildireceğim sana..

Fırat Aydın
10.Şubat.2007, 02:10
Yeni albümü bugün aldım ve 4 saattir aralıksız dinliyorum gerçekten çoık kaliteli bir çalışma.

Duymamak mümkün değilse de erken gitmenin kederini, biz yine de dinlemeliyiz Kazım’ın türküsünü.

Murat Karaman
10.Şubat.2007, 12:52
Birazdan Rize'ye doğru yola çıkıyorum..

Arıkan veya Sercan gelişmelerden haberdar ederim sizleri telefonla..

Büşra Turna
10.Şubat.2007, 13:23
ah ahhh memleketimde maç var ve ben yine yanlış zamanda yanlış yerdeyim:( :( :(

Miray Esen
10.Şubat.2007, 13:57
bugün herşey çok güzel olacak...:)

Büşra Turna
10.Şubat.2007, 14:24
bugün herşey çok güzel olacak...:)

bundan şüphem yok:D ruhum Rize'de( mekan olarak;) ) kalbimse sonuna kadar FENERBAHÇE'mle!!!

Arıkan Altay
10.Şubat.2007, 15:21
bugün herşey çok güzel olacak...:)


Evet birkez daha göstereceğiz bugün Kazım Koyun'cuyu unutmadığımızı..İnşallah hiçbirsorun çıkmadan..

Ayrıca 1907 ÜNİFEB olarak bu işe imza atmış olmak cok gurur verici..

Arıkan Altay
10.Şubat.2007, 16:40
Maalesef,üzülerek söylüyorum ki günlerdir önümüzdeki iki maçta açma hayalini kurduğumuz Kazım Koyuncu pankartı bugünkü Rize-Fenerbahçe macında polisler tarafından içeri alınmamıştır..
Bugünkü maçta bunu gerçekleştiremeyeceğiz..

Biraz önce Murat söyledi..morali falan bayağı bi bozulmuş..bende moralini bozmamasını ve önümüzde Az Alkmaar maçının olduğunu ve orada inşallah sorun çıkmadan açacağımızı söyledim..

Anlamış değilim ya neden içeri alınmazki bu pankart..!!:kizgin: :kizgin: :kizgin: :kizgin:

Miray Esen
10.Şubat.2007, 20:09
ya nası olur böle bişey...kaç zamandır beklediğimiz şeydi!bi terslik çıkmaması için o kadar çok dua ettim ki..ama kısmet değilmiş!umarım Az maçında böyle bi durumla karşılaşmayız!!

Murat Karaman
10.Şubat.2007, 23:38
Arkadaşlar merhaba..

Saat 3'e yakın Rize'de stad önünde idik ama malesef polisce poster içeri alınmadı.Diğer pankartlar felan alındı ama Kazım'ın posteri içeri alınmadı..Moralim bozuldu gerçekten..Bu arada Hopa'dayım..İyim!Sağım-salimim..

Görüşmek üzere..

Sercan Tuna
11.Şubat.2007, 12:29
Maalesef,üzülerek söylüyorum ki günlerdir önümüzdeki iki maçta açma hayalini kurduğumuz Kazım Koyuncu pankartı bugünkü Rize-Fenerbahçe macında polisler tarafından içeri alınmamıştır..
Bugünkü maçta bunu gerçekleştiremeyeceğiz..

Biraz önce Murat söyledi..morali falan bayağı bi bozulmuş..bende moralini bozmamasını ve önümüzde Az Alkmaar maçının olduğunu ve orada inşallah sorun çıkmadan açacağımızı söyledim..

Anlamış değilim ya neden içeri alınmazki bu pankart..!!:kizgin: :kizgin: :kizgin: :kizgin:
:kizgin: :kizgin: :kizgin: :kizgin: :kizgin: :kizgin: :kizgin: :kizgin: :kizgin: :kizgin: :kizgin:

Serhat Gürleyen
12.Şubat.2007, 02:45
Bu yaz eskişehirde yürüyorum bir baktım ,Kazım Koyuncu bana dogru geliyor yanında bir kız boynuna sarılmış afalladım. bakakaldım.Cocuk anladı,ben onun kardeşiyim dedi.Başınız sağolsun dedim ama o kadar benzemek olur yani.Sacı falanda aynıydı.Topragı bol olsun.

Murat Karaman
12.Şubat.2007, 11:17
Bu yaz eskişehirde yürüyorum bir baktım ,Kazım Koyuncu bana dogru geliyor yanında bir kız boynuna sarılmış afalladım. bakakaldım.Cocuk anladı,ben onun kardeşiyim dedi.Başınız sağolsun dedim ama o kadar benzemek olur yani.Sacı falanda aynıydı.Topragı bol olsun.
Niyazi'den bahsediyorsun..

Bildiğim kadarıyla seninde belirttiğin gibi Eskişehir'de okumakta..Gerçekten de çok benziyor..Dina Kaki'nin Kaki kısmının yaratıcısıdır kendisi aynı zamanda..

Murat Karaman
12.Şubat.2007, 17:57
Arkadaşlar Merhaba,

Rize'de posterimizi 'maç ile alakası yok' diye açtırmadılar.Bizde mabedde açacağız dedik ama malesef poster yarına kadar stadda olamayacağı için Az maçında açılamayacak.

Tüm bu gelişmelerden sonra hepinizden ve de tribün komitesinden özür diliyorum,affetmeniz temennimle..

Ama o poster mabedde er yada geç açılacak..

Saygılarımla..

Nusret Bıyıklı
12.Şubat.2007, 18:07
Rize ' deki olaya akıl mantık erdiremiyoruz..Maçla alakası olmayabilir ama sonuçta kendi yöresinden..Kapıda verdiğimiz onca mücadeleye karşı alınmadı yinede..Murat kardeşiminde söylediği gibi zamanında gelemeyeceği için AZ maçında açılamayacak ama bundan sonraki ilk maça elimizden geleni yapıp yetiştireceğiz..

Olanlardan dolayı Unifeb Tribün Komitesi'nden özür dileriz..

Sercan Tuna
12.Şubat.2007, 19:29
Spor polisi kavramı Türkiye'ye yerleşmedikçe daha çok rastlarız bunlara palermo maçında pink mafia yazanları irticai faaliyetlerde bulunuyo diye gözaltına alan dünkü maçta burhan felekte taraftarlşarımızı joplayan zihniyetteki polislerden en hayır gelir bu ülkeye???

Sercan Tuna
15.Şubat.2007, 19:49
arkadaşalr duyduğuma göre anap KAzım Koyuncu'nun şarkısını seçimde kullanmak istiyormuş...

Murat Karaman
15.Şubat.2007, 22:22
arkadaşalr duyduğuma göre anap KAzım Koyuncu'nun şarkısını seçimde kullanmak istiyormuş...
Hangi ezgiden bahsettiğini bilmiyorum Sercan ama bu bana imkansız gibi geliyor.Aynı rengi savunmuyorlar en başında..Adı geçen siyasi parti ile Kazım'ın rengi arasında çok fark var..

Murat Karaman
15.Şubat.2007, 22:54
Üçüncü ölme biçimi:ÇERNOBiL



Yokluk!...yok olmak..bir somut varlığın ortadan kaybolması ve arkasında bir boşluk bırakması.Bu ne anlama geliyor dşşünen hayvan için!....;ölüm!Adı ölüm olan bir soyutlamadır;hayatın dışında duran ve acı çektiren nefes alıp verene...Bazen ansızın duyumsanır taa derininden gelip yaşamın,bazende usul usul sızar etinin kemiğinin içine...Yada nedeni insan hatası olarak bilinen ve önlemi çok zor alınan bir patlamanın içine sığdırırlar milyonlarca "can" a karşılık.Üçüncü bir ölme biçimidir "çernobil".Derler ya ecel var kapıda bir de kazalar vs...Aslında ne kadar da kaza dense bile gerçek olandan çok uzaktır.Bu ölme biçimini ninelerimiz "ince hastalık" diye tanımladılar.Lanetlerler çocuklarından önce ölemedikleri için.Ve kara lastikleri ile çaresiz bir yol boyunda beklerler o "ince hastalığı".Sonra yağmurlara sığınamaz çocuklar...Çünkü patlamanın ardından masumluğunu bir kenara bırakmayıp,bir tomurcuğun dirilişine neden değill hüsran ve ölüm getiren bir sonuç olmuştur yağmur.O yüzden bizim çocuklar şemsiyesiz dolaşırlar;abilerine daha yakın durabilmek için.Çocukluğunu yitirmeye başladı patika yolların ayak izleri.Çoğaldı ağaç diplerinde yakılan ağıtların sayısı...Boşluklar çoğaldı laz'ın,hemşinlinin,Karadenizlinin yüreğinde.Cemal Sürreya demişti ya "her ölüm erken ölümdür" diye;acaba bu olanlar için ne derdi?
Karadeniz’in o hırçın dalgaları artık daha bir kırılgan olmaya başladı.Zaten ne zamandır onunda yüreğine taşlar basılıp üstünden yollar geçilmekte.Bulutlar utanacak dağbaşı bulduklarında ise salya sümük ağlamaya başlıyor;tutamıyor kendini,bu terk edilişe dayanamıyor.Peki sıra doğa isyana durur:ben buradayım! siz nereyusunuz uşaklar! diye...
Uşaklar kursağında düğümlenmiş horonlarıyla gün batımı iskelede "kendilerini" uğurlamaya gitmişler.Tulum bir cızırtı kesilmiş,kemençe boynunu bükmüş suskun kalmayı tercih etmiş.Uşaklar ise gözlerinde yaş ile gülmeye çalışan "fıkra" olmuş.Ellerinde kendilerine ait sureti ile duran "gün batımı güneşine" bir anlam yüklemişler.Ve o anlam melek gibi göğe yükselirken;"karadeniz’in uşağı amerikanın uşağu olmasun" diye bir selam yollar.O şair ceketli çocuğu göğe yükselirken herkes gördü.Ama ya daha 13'ündeki gül yüzlü isimsiz Ayşeleri,Fadimeleri,Alileri,Hasanları kimler gördü...Yada kapıları çalan japon kızını...Hiroşima ve Nagazaki anlar elbet Karadeniz’linin çırpınışını.Ölme biçimleri ortak bir payda olur;aldıkları nefes ise ciğerlerini dağlar.
İşte bütün mesele de bunlardan arta kalan yalnızlık.Hep kendini tekrarlayan inadına kaçar kendinden...Ve şarkı tüter buram buram söylenir dillerde..

Murat Karaman
15.Şubat.2007, 23:02
Düzensiz oldu ama idare edin arkadaşlar..

Miray Esen
16.Şubat.2007, 01:13
arkadaşalr duyduğuma göre anap KAzım Koyuncu'nun şarkısını seçimde kullanmak istiyormuş...

"Şarkılar sistemden daha güçlüdür"


http://www.mjora.com/lazurimtrl/huseyin_koyuncu.jpgAnavatan Partisi'nin, Kazım Koyuncu'nun bir şarkısıyla seçim çalışmalarını yürüteceği söylentilerine sanatçının ağabeyi Hüseyin Koyuncu tepki gösterdi: "Boşa heveslenmesinler. Böyle bir düşünce içinde bulunanlar ve bunu dillendirenler Kazım Koyuncu'nun misyonundan, duruşundan, kişiliğinden bihaber olan insanlardır"…


09.02.2007 tarihli Sabah ve Posta Gazetelerinde yer alan "Partiler seçim şarkısı peşinde" başlıklı yazıda " Koyuncu Anap'a" başlığı ve " Anavatan Partisi ise, kanserden yaşamını yitiren genç sanatçı Kazım Koyuncu'nun şarkılarından birisi üzerinde çalışıyor" haberi üzerine bir açıklama yapan Kazım Koyuncu'nun ağabeyi Hüseyin Koyuncu "Boşa heveslenmesinler. Böyle bir düşünce içinde bulunanlar ve bunu dillendirenler Kazım Koyuncu'nun misyonundan, duruşundan, kişiliğinden bihaber olan insanlardır"...
http://www.mjora.com/lazurimtrl/kazim_protesto.jpgKardeşi Kazım Koyuncu'nun yıllarca Karadeniz Sahil Yolu'na ve Çernobil konusunda duyarsız davranan yetkililere karşı verdiği mücadeleyi hatırlatan Hüseyin Koyuncu "Fırtına Vadisi'nde hidro-elektrik santral ile ilgi yapılan törende bir avuç çevre gönüllüsü ile birlikte bahsi geçen partinin genel başkanını protesto edenler arasında kardeşim vardı."
Koyuncu, Rusya'da 1986 yılında meydana gelen Çernobil nükleer kazasının etkilerine kayıtsız kaldıkları gerekçesiyle yetkililerin cezalandırılması istemiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunan sivil toplum temsilcilerinin arasındaydı . O yetkililer de yine bu partiden değiller miydi? Hatırlarsanız Çernobil faciası olduğunda iktidarda yine o parti vardı. Kazım Koyuncu bu konuyla ilgili basına birçok açıklamalarda bulunmuştur. O zaman devletin ilgili makamlarında yer alıp, televizyonda milyonların karşısında çay içerek, Çernobil olayını hafife alan bakan Cahit Aral yine o partili değimliydi?
http://www.mjora.com/lazurimtrl/kazim_aciklama.jpgKazım 26.07.2004 tarihinde www.kazimkoyuncu.com (http://www.kazimkoyuncu.com/)'da şu açıklamayı yapıyordu: 'şarkılar politikadan, kurumlardan, sistemden daha güçlüdür'. Hayatın sonuna kadar kalabilirler, temizdirler ve bir çok güzel şeye sebep olabilirler. İktidarlar, sistemler yıkılabilir, devirler değişebilir, şimdi dünyayı yönetenler kısa bir süre sonra, üstelik bütün kötülüklerine rağmen unutulabilirler.


Haber Kaynak: Birgün Gazetesi /13.02.2007

Necati Mete
16.Şubat.2007, 05:12
http://www.youtube.com/watch?v=bGieEB9K0pY&mode=related&search=

ortam neşelensin biraz :)

Murat Karaman
16.Şubat.2007, 16:13
Hüseyin abi gereken cevabı vermiş.Kazım'ın ezgilerini seçim şarkısı olarak kullanmak isteyenler gerçekten Kazım Koyuncu isminden bihaber insanlar..Karadeniz'de düşen oy potansiyellerini artırmak için bu yolu seçtiklerini düşünüyorum.Hangisi Kazım Koyuncu'nun yada Çernobil olayının yanında olmuştur?Memlekette seçim kokuları duyuldukça bu tür şeyleri çok okuyacağız-göreceğiz gibime geliyor..Bunların hepsi hikaye daha doğrusu fasa fiso..

Arıkan Altay
16.Şubat.2007, 17:16
Arkadaşlar Merhaba,

Rize'de posterimizi 'maç ile alakası yok' diye açtırmadılar.Bizde mabedde açacağız dedik ama malesef poster yarına kadar stadda olamayacağı için Az maçında açılamayacak.

Tüm bu gelişmelerden sonra hepinizden ve de tribün komitesinden özür diliyorum,affetmeniz temennimle..

Ama o poster mabedde er yada geç açılacak..

Saygılarımla..

Evet maalesef Az Alkmaar maçında da posteri acamadık..sağlık olsun çok istemiştim olmasını ama kısmet değilmiş..

bende Başta tribün komitesinden ve herkesten özür diliyorum..

İnşallah önümüzdeki maçlarda açabiliriz posteri..

Sercan Tuna
23.Şubat.2007, 17:42
çek ordan bi karşıya çifte çamlar yanıada bi Fahrettin Kerim....:(:(:(:(:(:(:(

Murat Karaman
10.Nisan.2007, 14:30
http://tkfiles.storage.msn.com/x1piS-IbYtIr6DaY3bCnJm_X3tWwIrDAzK6EGK6IEGn6W9xY58uyyZFI UOR_ZvcDzCTwPrS8E1xxc1IYix42pLHcPIP5MgxaLGrLs3XAZW T4iE

Miray Esen
11.Nisan.2007, 00:21
içimdeki tarifsiz özlem...bi yerlerde bizi izliyorsun ve görüyorsun unutulmadığını,unutulmayacağını...çok özledim seni kazım abii...

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 14:35
http://byfiles.storage.msn.com/x1pN1mp8dKYgTFU9aFkwbm0XcftlxqR99k2DQabCF2ecW1YIKY iiAbXl3QKAU5gDeA0QNTrx7I6HUMPz-mlFR1K6dMfyRw0Rq3Ru_Js5LW9gw0wD52N6vF6ww

Kazım Koyuncu'nun Hopa'da ki mezarı..

http://byfiles.storage.msn.com/x1pN1mp8dKYgTFU9aFkwbm0Xd01FHJ4YEKlAcwsI8PgrCygYD5 K9dGgB_RtXTWC8DW979ZZKAx7mSVYQGnUrEFrOERRXykRHYn1e HjKnjuIImQb8kZAi5hqVw

Ve Kazım Koyuncu'nun okuduğu Yeşilköy (Pançol) İlköğretim Okulu..

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 14:42
http://img69.imageshack.us/img69/8846/6db5.jpg


Nenask’ani nenaşk’unis ant’alu - Sesin sesimize karıştı

1972 yılının 7 Kasımında dünyaya gelen Kazım Koyuncu, yaşasaydı bugün 34 yaşında olacaktı. O, hayallerine ve cesaretine inandığı çocukları, gençleri her zaman kendine arkadaş bilmişti. Kim bilir belki de bu yüzden yaşlanmayı beklemedi.
Sanatçı duruşunun yanında devrimci kimliği ile de belleklere kazınan Kazım Koyuncu, bir söylevinde kendisini “Bir müzisyenim, ondan sonra bir Karadenizliyim, ama hepsinin ötesinde bir devrimciyim. Ve gerçekten doğru bildiğim şeyi ortaya koymaktan çekinmem." sözleriyle tanımlıyordu.
Henüz 14 yaşındayken Çernobil yağmurlarında ıslanan Kazım Koyuncu, ilerleyen yıllarda Karadeniz sahil yolu ve Çernobil gibi konularda sembol oldu. "Hepimizde tümörler var ve bunlar hayatımızın belirli dönemlerinde radyasyon veya başka etkilerin tetiklemesiyle kansere dönüşüyor” diyen Koyuncu, bu ülkenin yalancı politikacılara ihtiyacı olmadığını haykırıyor, Çernobil’deki nükleer felaketten sonra kameraların karşısında çay içen dönemin yetkililerini halk düşmanı olarak nitelendiriyordu. Sanatçı, tedavi sürecinde katıldığı bir panelde ise “Türkiye’de hiç radyasyon olmasa da sistemin kendisi yeter zaten. Beni radyasyon değil Türkiye’deki sistem kanser etti” diyordu.

Akkuyu'da nükleer, Gökova'da termik, Fırtına vadisinde hidroelektrik santral kurulmasına, Artvin ve Bergama'da siyanürlü altın aramaya, Karadeniz sahil yoluna karşı çıktı. Irak'ın işgaline karşı barış için sayısız konsere katıldı. Hayatta iken onun yüreğine inanmış, ona yoldaş olmuş insanlardan hatıralarını dinleyip sizlere aktarmak istedik. Ailesi ve arkadaşları anlatırken, biz ise dinlerken hüzün deryasında boğulduk.


http://img504.imageshack.us/img504/7686/a6jy4.jpg




Hüsniye Koyuncu (Annesi)
“Ona “Dina Kaki“ ismini kardeşi Niyazi taktı”


Hangi tarafa baksam Kazım’ı görüyorum. O çocukluğunda da adam gibi davranırdı. Halasının eşi ona doktorunun adını verdi. Onun gibi yüksek bir adam olsun diye. O da çok yüksek bir insan oldu. İlkokulda öğretmeni onunla arkadaşlık yapardı. Bir gün babası öğretmenine “Ya sen bacak kadar çocukla neyi konuşuyorsun’ demiş, o da eşime “İşime karışma, Kazım çocuk değil adamdır” diye cevap vermiş. Yaşlı insanlarla konuşmaya bayılırdı. Onlara hep bir şeyler sorardı. Hep öğrenmek isterdi. Bazen öyle sorular sorardı ki insanlar cevap veremezdi, şaşırırdı. Ağaçtan gitar, tenekeden davul yapardı. Babaannesine, “Bana atma türkülerden öğret” derdi. Babaanne ona “atma türki atarum / yüreğuni yakarum / eski çaruklaruni / boğazuna takarum” derdi” Kazım da ona atma türkülerle cevap verirdi. Kardeşi Niyazi küçükken Kazım diyemez “kaki, kaki” diye çağırırdı onu. İsmi o yüzden “Kaki” kaldı. Hastayken İstanbul’a gittiğimizde “sarılamayacağız” dedi. Uzaktan el sallardı. Maske ile geziyorduk evde. Bir keresinde sarıldı öptü beni Kazım. “Sarılma” dedim. “yok” dedi “anam bi iyi öpeyim”. O son öpmesiydi. Çocukluğu Pançol’da geçti. Çay toplamada yarış yapardı, bizi geçerdi. Ağabeyi Hüseyin’i geçer ve ona “tembel” diye takılırdı. Bize kıyamazdı, alım yerine bile çayı o getirir satardı.

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 14:43
http://img212.imageshack.us/img212/8767/a4af1.jpg



Niyazi Koyuncu (Kardeşi)
“İlk kez sözünü tutamadı”

Bugün 7 kasım. Kaki’yi onsuz andığımız ikinci doğum günü… Uyandığımda onun gitarı, onun fotoğrafları ve ondan kalan birçok anı, bu zamansız gidişin verdiği ıstırabı yeniliyor bir anlamıyla. Hastane odasında bana verip de tutamadığı, beni ilk kez kandırdığı sözü beliriyor zihnimde: “ On beş sene garanti, hatta 49’u buluruz.” demişti gülerek. Köyümüzdeki Nuri Amca’nın lafıydı bu. Beni biraz olsun rahatlatmıştı ve gözümdeki yaşlar yerini masum bir sevince bırakmıştı. “Yani Niya, anlayacağın hastalığım pek ciddi bir şey değil aslında”. On beş sene o kadar kısa bir zaman ki, bu sürede ona nasıl doyabilirdim. Ama keşke kırk dokuzu bulabilseydi; ne yazık ki o altı ay yaşayabildi ve bana ilk defa yalan söyledi. Seni çok özlüyoruz. Kardeşin Niyazi…

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 14:44
http://img212.imageshack.us/img212/9159/a5yu0.jpg

Mehmedali Barış Beşli (Arkadaşı - Zuğaşi Berepe)
“O zor günlerin adamıydı”

Kazım’la 1992 yılında Çağdaş Sanat Atölyesinde tanıştık. O hem devrimci, hem müzisyen, hem Laz, hem de uzun saçlaydı. Bunlar bir araya zor gelecek niteliklerdi. Kazım’a Lazca müzik yapan bir grup fikrinden bahsettiğimde çölde suya kavuşan biri gibi benimsedi. Zuğaşi Berepe İÜ Öğrenci Kültür Merkezinde böylece hayata geçti. Grup, zor günleri hep onun parlak fikirleri sayesinde aştı. Mesela Brüksel Live CD’si konser kayıtlarından elde edildi ve 1997 yılında 130 adet kopyalandı. CD’ler o zamanın koşullarında bilgisayardan sıcak sıcak çıkıyordu ve biz fırından sıcak ekmek alan çocuklar gibi seviniyorduk. Eşimle Kazım’ı tanıştırdığımda henüz evli değildik. Kazım eşimin inatçı ve bana söz geçirebilecek bir yapıya sahip olduğunu gördüğünde “Seni bu kızla evlendireceğim, bu kız seni yola getirir.” demişti. Meğer yakın arkadaşlara da bu kanaatini açıklamış, ben sonradan öğreniyorum. Dermiş ki; benim cimriliğimi(!) göz önüne alarak “Mehmedali bu kızla evlensin yoksa çocuklarına defteri Mahmutpaşa’dan kilo ile alır!”

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 14:45
http://img212.imageshack.us/img212/8632/a7tw3.jpg

İsmail Avcı Bucaklişi (Yazar - Arkadaşı)
“Dünyaca ünlü 10 sanatçıya Lazca şarkı okuttuğumuzu düşün...”

Sene 1993, Pazar belediye düğün salonundayız. Zuğaşi Berepe’nin Zuğaşi Berepe adını aldığı ilk konser. Benim gözümde sahnedekiler sanki gencecik insanlar değil de bu işi yemiş yutmuş koca adamlar. Lazca şarkı söyleyecekler. Bu benim hayatımda sahneden dinleyeceğim ilk Lazca şarkılar olacak. Konser başlar, bir süre sonra Kazım’ın çaldığı gitarın teli kopar. Ne büyük bir talihsizlik. Tanrının huzurunda, Lazların karşısında yani kamusal alan denilen mekanda ilk kez Lazca şarkılar söyleniyor ve olacak iş mi, gitarın teli kopuyor... Sene 2004, aylardan Ağustos, yağmur almış başını gidiyor, Hopa’da bir pastanede oturmuş Kazım’la laflıyoruz. Lazca ve Lazca gibi yok olma tehdidi altındaki dillere ilgi uyandırabilmek için kafasındaki bir projeyi anlatıyor Kazım: “Dünyaca tanınmış on sanatçıya birer tane Lazca şarkı okuttuğumuzu düşün. Bunun Lazca’nın prestijini ve Lazca’ya ilgiyi ne kadar artırabileceğini tahmin edebiliyor musun? Ancak böyle işler çıkararak yok oluşun önüne geçebiliriz...” diyor. Bir Of konseri var ki Kazım’ı en çok sevindiren konserlerden biridir. Çoğu müzisyen için Of’ta konser vermek hayal bile edilemezken Kazım, büyük bir kalabalık tarafından karşılanır ve insanlar konser alanını tıklım tıklım doldurur.

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 14:46
http://img212.imageshack.us/img212/4701/a2jp8.jpg
Tahsin Usta (İşadamı - Trabzonspor Dernekler Birliği eski Başkanı)
“Cerrahpaşa’da onkoloji servisindeki çocuklara konser verdi”

Kazım’la yolumuz ilk olarak 90’lı yıllarda üniversite öğrencileriyle düzenlediğimiz konserde çakıştı. Daha sonra 2004 yılında Çernobil’le ilgili Sultanahmet Adliyesi’ndeki basın açıklaması ve suç duyurusunda yeniden bir araya geldik. Çevresine duyarlı bir sanatçıydı. Günümüzde insanların ramazanda verdiği iftar yemeklerini bile basını çağırarak yayınlattığı bir ortamda o, Cerrahpaşa Hastanesi Onkoloji Bölümünde tedavi gören çocuklara kimse duymadan konser vermeyi tercih etti. Yine İTO’daki Cernobil panelinde insanlık dersi verdi. Trabzonspor’a yaptığımız iki parça hayatımızın en güzel üretimlerindendi. Hatta bir parçaya yaptığımız klip bizi çocuklar gibi sevindirmişti. Kimse onu başka yerlere çekmesin, o bize bıraktığı mirasta; devrimciliği, bilimi, özgürlüğü, kardeşliği, direnci, özgür bir ülkeyi adres gösterdi.

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 14:46
http://img212.imageshack.us/img212/8606/a1jt6.jpg
Aytekin Akay (Editör - Trabzonspor)
“Bizim oralarda Kazım abi gibilere ‘ne ciğerli uşak’ derler”

İkindi yağmurlarını bilir misiniz? İkindi ile başlar ve akşam gün kararıncaya kadar devam eder… Sevgili dost, kardeş, arkadaş, Kazım Koyuncu ile işte böyle bir ikindi yağmurunda tanıştık ve akşam olmadan da ayrıldık… İkindi ile akşam arasında süren arkadaşlığımızın her döneminde ortak nokta Trabzonspor oldu. Zaten bizi tanıştıran da Trabzon’daki Trabzonspor oldu. O ikili sohbetlerimizin hep üçüncü kişisiydi ve her ikimiz de yüzümüz ona dönük konuşurduk. Ali Kemal’i, Şenol’ları, Dozer Cemil’leri konuştuk en çok da… O hep o Trabzonspor’u sevdi; sahada dik duran Trabzonspor’u… Ezilmeden büzülmeden futbol oynayan Trabzonspor’u…O Trabzonspor’u, güçlülerin hep haklı çıkmasına karşı çıktığı için sevdi. O Trabzonspor’u, parası olanın değil, yüreği olanın da istediğini yapabildiğini ispat ettiği için sevdi. Kazım Koyuncu Trabzonspor’a benzerdi, Trabzonspor da Kazım Koyuncu’ya… ‘Güçlülerin iktidarına karşı hayde Trabzonspor’’a dedi… Bizim oralarda, Karadeniz’de, Kazım abi gibilere ‘ne ciğerli uşak’ derler. Yani korkusuz, yardımsever, alçak gönüllü, haksızlıkların karşısındaki delikanlı…

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 14:47
http://img212.imageshack.us/img212/5048/a3qf5.jpg
Şehnaz Yaygel (Söz Yazarı)
“Sesimi kaybedersem beni vurun!”

Atatürk Olimpiyat Stadı'ndaki Trabzonspor-İstanbulspor maçına hastalığın tüm risklerini göze alarak sırtındaki bordo mavili formayla gelmişti. Trabzonspor aşığı Kazım, maçı izlerken ‘tüm güzel şeylerin sebebi’ diye tanımladığı hayat arkadaşı Gönül, ona ilaçlarını içiriyordu. O ise hala "Trabzon" diye bağırmaya çalışıyordu. O gün bağırmaktan sesi kısıldı. Skor 5-0 olduğunda yüzünü görmeliydiniz. Maç çıkışı merdivenleri çıkarken bir kolunu Gönül’ün Bir kolunu benim omzuma attı destek almak için. Zorlanıyor ama kalan çok az gücüyle Trabzonspor için ikimizin yaptığı marşı söylemeye çalışıyordu. O gün sesinin iyi çıktığı son günmüş bilemedik. Üç gün sonra hastaneye yattı ve sesini kaybetmeye başladı. Oysa kemoterapiler sırasında "Bu hastalık her şeyimi yok edebilir ama eğer sesimi kaybedersem beni vurun." demişti. Ne hazindir ki onu hayata bağlayan sesi ondan önce sustu ve o bizi vurdu. Son günlerinde gözleriyle ve yazarak konuşuyordu. Bir de hastalığını öğrenmeden bir ay kadar önce, ehliyetini alınca çok sevinçliydi ve bir araba bakmaya başladığını söylemişti. Sonra da "Kimse arabama binmek istemiyor, korkuyor" diye espri yapmıştı. Ben de üzülme ben binerim, ölmekten korkmuyorum demiştim ve gülmüştük. Arabayı alamadı, ehliyeti de birçok şeyi gibi genç kaldı denizin çocuğunun.

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 14:48
http://img212.imageshack.us/img212/567/a8iy7.jpg
İlkay AKKAYA (Sanatçı)
“Bir gün dilim sürçtü, Kazım’ım yerine Lazan’ım dedim”


Kazım’ı 1993 yılında tanıdım ve ondan sonra da yakın arkadaş olduk. Bizim basçımız askere gidince konserleri Kazım’la birlikte yaptık. Ne zaman arayıp gel hadi gel birlikte müzik yapalım desek gitarını kapıp gelirdi. Eylem birliğimiz çoktu onunla. Evinde çıkan yangında kaybettiğimiz müzisyen arkadaşımız Tuncay’ın ölümü üzerine İngiltere’den apar topar gelen Kazım’ın katıldığı bir televizyon programında gitarı yandı. Bir gün önce de evinde ampul patladı. Arka arkaya yaşanan bu olaylar için “tesadüf mü sence” diye sormuştu. Tuncay’ı toprağa verdikten onbeş gün sonra Kazım’ın teşhisi kondu. Onunla ilgili hep eğlenceli şeyler hatırlıyorum aslında. Dertlerimizi de paylaşırdık ama bir araya geldiğimizde hep neşeli ve eğlenceliydik. Ben ona “Kazım’ım” derdim. Yorgun olduğum zamanlarda bazen dilim dolaşır, hecelerin yerlerini değiştiririm. Yine böyle bir günde Kazım’ım diyeceğime “Lazan’ım” demişim. Sonra düşününce bu kelimenin cuk oturduğunu görerek Lazan’ım demeye başladım. Onunla Lazca –Megrelce şarkılarda düetler yaptık. O müzikal çizgi ve ezgi diziliminde başarılı olabiliyorum sanırım ama Kazım çok uğraşmıştı bazı sözcükleri söyleyebilmem için. Stüdyo kurmuştu, güzel şeyler yapacaktı. Biz de yeni düetler ve ortak projeler düşünüyorduk ama bu kadarmış.


Faruk ALTUN (Yapımcı - Metropol Müzik)
"Üsküdar’da denize bakan bir ev en büyük hayaliydi"

Kazım’la 1996 yılında Zuğaşi Berepe (Denizin Çocukları) grubunun ilk albüm çalışması döneminde sanatçımız Arzu Görücü vasıtasıyla tanıştım. Ardından ‘Salkım Söğüt 2’ çalışmasıyla dostluğumuz, arkadaşlığımız, ticaretimiz, her şeyimiz beraber oluştu. Onlarca acı tatlı anımız oldu zaman içerisinde, fakat bizi birbirimize bağlayan bu albüm çalışmasıdır. O çalışmada elimizde olmayan nedenlerle bazı aksaklıklar oluştu. Bilgisayarımız çöktü, kayıtlarımız yandı, mikslerde sorunlar çıktı. O zaman Metin Kalaç ile birlikte Kazım Koyuncu’nun inanılmaz büyük emekleri oldu. Ondan sonra da Kazım’ın güven veren duruşu dostluğumuzu pekiştirdi. İşine olan sadakati ve titizliğiyle beni şaşırttığını ve mahcup ettiğini söylediğimde ‘Aldırma ya Faruk Altun’ dedi. Kazım bir kere adam gibi adamdı. Duruşuyla, tavrıyla, tarzıyla... O, sistem karşısında hiçbir zaman eğilmedi, yalakalık yapmadı. Eline fırsat geçtiğinde bile kendini maymuna çevirecek hiçbir programa çıkmadı. Öyle ilkeli bir adamdı. Geleceğe dair en büyük hayali de Üsküdar’da denize bakan bir evdi. Denizin çocuğuna da bu yakışırdı doğrusu.

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 14:49
Kazım Koyuncu..


http://img527.imageshack.us/img527/7587/01mt4.jpg

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 14:50
http://img527.imageshack.us/img527/7850/02ne6.jpg

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 14:51
http://img338.imageshack.us/img338/1716/03ln7.jpg

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 14:51
http://img338.imageshack.us/img338/7677/04pm7.jpg

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 14:52
http://img180.imageshack.us/img180/9941/05wy5.jpg

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 14:53
http://img338.imageshack.us/img338/5263/06hl7.jpg

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 14:53
http://img338.imageshack.us/img338/996/07kx8.jpg

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 14:54
http://img338.imageshack.us/img338/5765/08ep3.jpg

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 14:54
http://img180.imageshack.us/img180/7499/09ms8.jpg

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 14:55
http://img180.imageshack.us/img180/4500/10sf1.jpg

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 14:56
http://img338.imageshack.us/img338/796/11ei9.jpg

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 14:57
http://img291.imageshack.us/img291/9866/kazim5re9.jpg

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 15:01
Kaleminden..


Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Ç´e" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya.



---




Çok iken bir şeydik, bir iken çok şey... Acı biber turşusu yedik. Otuz metre karede herşeyle çok seviştik... Toprak sahipleri, çok uluslu şirketleri ve işbirlikçi yerlileri, çete sahipleri ve yalakacıları, baş ve bakanları, miletlerin bekçileri ve sürülerinin olduğu yerde yer kavgası vermedik... Hiçbiryerdeydik...



---



Aşk, özgürlük düşü yetmez;
özgürlüğün kendisi, hala yetmez;
Hayatın kendisi,
ve en sonunda giderken oradan,
hayattan her şeye bedel,
küçük,
mütevazi,
o en anlamlı tebessüm sizin olsun…
Elbette mümkün değil ama,
her şey gönlünüzce olsun…

Neden olmasın?...

Murat Karaman
14.Nisan.2007, 15:02
Öncelikle bu paylaşımları benimle paylaşan gerçek bir Kazım Koyuncu dostu м נ σ я ά ѕ т έ © 'ye sonsuz teşekkürler..Ayrıca dinakaki.com'a da teşekkür etmek istiyorum..

Gizem Önal
21.Nisan.2007, 16:34
http://img182.imageshack.us/img182/8496/kazim1hx8.png (http://img182.imageshack.us/img182/8496/kazim1hx8.png)

http://img292.imageshack.us/img292/4869/kazim1rz0.jpg

http://img340.imageshack.us/img340/7219/kaz305mij4.jpg

http://img101.imageshack.us/img101/3344/kazimkoyuncu1qt2.gif

Dünyada bir yerde...

Murat Karaman
24.Nisan.2007, 16:23
26 Nisan yaklaşmakta..

Çernobil'in 21.yılı..

Çernobil'in Karadeniz'e mirası kanser yüzünden kaybettiğimiz ve diğerlerine göre şanslı olan en azından haberi yapılan Kazım Koyuncu başta olmak üzere tüm kayıpları anıyorum.

Murat Karaman
11.Mayıs.2007, 22:33
Sevgili Kazım Koyuncu'nun son konseri oan KTÜ Konseri'nden güzel bir video..

http://www.youtube.com/watch?v=dWOjNcDioH0&mode=related&search (http://www.youtube.com/watch?v=dWOjNcDioH0&mode=related&search)=

Orada olmak gerçekten güzeldi.Kazım yorgun gözüküyordu ama yine işini güzel yaptı..

Yine bir 25 Haziran arefesindeyiz.Yürekteki yara kanamakta hala.Seni unutmadık Şair Ceketli Çocuk..

Anıl Buldak
15.Mayıs.2007, 21:22
her dinledigimde bana olumun soguk nefesini ruhumun en derin koselerinde hissettiren, sesiyle bir yandan yakan bir yandan usuten kisidir. her olum erkendir, her veda gibi. ama soyleyecek cok turkusu varken, ve de pek umulmayan, sevilmeyen, urkulen sekliyle aramizdan ayrilmasi burkar beni.

Kazım Koyuncu çok şey demk, Sanatçı olmanın onurunu gerçekten o çok hak ediyor. :)

Murat Karaman
20.Mayıs.2007, 16:16
www.kazimkoyuncuanitmezar.com (http://www.kazimkoyuncuanitmezar.com)

Arkadaşlar bu siteyi yeni keşfettim..

Kazım Koyuncu Anıt Mezar Projesi'nden,Kazım Koyuncu'ya ait resimleri bulabilirsiniz..

Murat Karaman
26.Mayıs.2007, 19:06
26 Mayıs 2007

Mezara gitmek için Rize yönüne yürümek gerekiyor.Dolayısıyla tabela da Hopa'ya giriş tabelası oluyor:

http://img512.imageshack.us/img512/6416/spa0486tf2.jpg


Kazım Koyuncu'nun köyüne giden yolu belirten tabela.Yani Yeşilköy (Pançol) ' a hoşgeldiniz tabelası..

http://img87.imageshack.us/img87/5291/spa0470nu7.jpg

Mezarına çıkarken son viraj.Onun adı verilen yokuşu tırmanırken:

http://img483.imageshack.us/img483/5078/spa0465rk8.jpg

Murat Karaman
26.Mayıs.2007, 19:19
Anıt mezar çalışmaları devam ediyor mezarda.25 Haziran'a yetiştirilecekmiş.Daha önce birçok kez gittiğim bu mezarı bu şekilde görmek içimi burktu açıkcası.Çok sevdiğim bir insanın,o toprak parçası altında eylemsiz yatması üzücüydü.Çok özlüyorum seni Kazım Koyuncu:

http://img524.imageshack.us/img524/4932/spa0460jb3.jpg

http://img526.imageshack.us/img526/43/spa0459mi1.jpg

Fatma Kalaycı
26.Mayıs.2007, 23:36
işte gidiyorum birşey demeden arkamı dönmeden şikayet etmeden hiç bişey almadan bişey vermeden yol ayrılmış dönmeden gidiyorum

Miray Esen
27.Mayıs.2007, 03:50
yokluğuna inanmamıştım..orada cansız yattığını düşünmek istememişim mezarının resmini görene kadar!!Kazım abimin orda yattığını düşünmek yüreğimi acıttı!öyle bir acı ki tarifi yok!
Bizi bir yerlerden izleyip mutlu oluyorsun..unutulmadın ve unutulmayacaksın..
Seni çok seviyorum Kazım abim!!!

Murat Karaman
27.Mayıs.2007, 15:24
yokluğuna inanmamıştım..orada cansız yattığını düşünmek istememişim mezarının resmini görene kadar!!Kazım abimin orda yattığını düşünmek yüreğimi acıttı!öyle bir acı ki tarifi yok!
Bizi bir yerlerden izleyip mutlu oluyorsun..unutulmadın ve unutulmayacaksın..
Seni çok seviyorum Kazım abim!!!
Açıkcası kısa süre önce de ziyaret etmeme rağmen bu gidişte içim gerçekten bi garip oldu.Mezarın o haliyle orada duruyor olması garip geldi.Anıt mezar yapılıyor ve bu da onun bir çalışması.25 Haziran'a kadar yetiştirme çabasındalar.Ortaya güzel şeyler çıkacağına eminim ;)

25 Haziran'da yeniden orada olacağım..

Ali Tamam
29.Mayıs.2007, 14:31
Narina dido..dido anam dido,dido paşam dido...murat olm bunların hepsini lazcadan türkçeye çevirecen bahanen yok ;)


arkadaşım lütfen biraz daha dikkatli yazalım..koskoca ''T'' harfini küçük ''t'' harfi yapmışsın ''Türkçe'' :kizgin:
saygılarımla..

Fatih Karadeniz
29.Mayıs.2007, 16:50
Koyverdun gittun beni Allah'undan bulasun
Kimse almasun seni yine bana kalasun
Sevduğum senun aşkın ciğerlerumi dağlar
Hiç mi duşunmedun sen sevduğun boyle ağlar
Gelevera deresi iki dağun arasi
Yuzunden silinmesun piçağumun yarasi
Sevduğum senun aşkın ciğerlerumi dağlar
Hiç mi duşunmedun sen sevduğun boyle ağlar
Kazım KOYUNCU....:agla:

Murat Karaman
01.Haziran.2007, 22:40
http://www.hopam.com/habergoster.asp?haberid=3662

Bilun Erkanlı
03.Haziran.2007, 02:34
İşte gidiyorum,bir şey demeden,arkamı dönmeden,şikayet etmeden,
Hiçbir şey almadan.bir şey vermeden yol ayrılmış görmeden,GİDİYORUM...
Ne küslük var ne pişmanlık kalbimde,yürüyorum sanki senin yanın da,
Sesin uzaklaşır,herbir adımda, ayak izi kalmadan, GİDİYORUM......
kazım koyuncu'nun mükemmel şarkıları asla unutulmuyor,unutulmayacakta....
RİZE HEMŞİN:)

Murat Karaman
05.Haziran.2007, 17:36
http://www.unutmadik.biz/Haber/haberanit.htm

Çalışmalar son hızıyla devam ediyor.25 Haziran'a hazır olacak anıt mezar.İmkanı olan,gelebilecek olan varsa buyursun gelsin.. ;)

Murat Karaman
05.Haziran.2007, 19:06
http://byfiles.storage.msn.com/y1pzp_33TJfZvHHI5ReoEz-yvstYbiSerWxZ3XB5JZ_N90Ss5rLkYxFkcemn9VYkt9D



Kazım Koyuncu'nun da okuduğu Hopa'daki Yeşilköy ( Pançol ) İlk Okulu..

Bilun Erkanlı
05.Haziran.2007, 22:52
murat meraba:)ya bu anıt mezar konusu nedir?açıklarsan sevinirim...

Murat Karaman
05.Haziran.2007, 23:19
murat meraba:)ya bu anıt mezar konusu nedir?açıklarsan sevinirim...
Merhaba..

Özeline msj attım,gereken bilgiyi buradan bulabilirsin.25 Haziran'da görüşmek üzere ;)

www.kazimkoyuncuanitmezar.com (http://www.kazimkoyuncuanitmezar.com/)

Bilun Erkanlı
06.Haziran.2007, 00:56
murat çok teşekkürler :)

Murat Karaman
08.Haziran.2007, 00:26
http://www.anatolianrock.com/images/biyografi_fotograflari/66.jpg


Kazım Koyuncu..


O,Çernobil'in Mirası dediği kanser'e yenik düştü 2 yıl önce..
Bu yüzdendir ki,2 yıldır kanar bu yürek..


http://www.ntvmsnbc.com/news/198494.jpg


O'nu önce İstanbul'da,


http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/06/25/00035648.jpg




Sonra o çok sevdiği coğrafyada,memleketi Hopa'da;
Milyonlarca seveni uğurladı,son yolculuğuna..


Geçen sene olduğu gibi,bu sene de anacağız o'nu şarkılarla,şiirlerle.O'nun istediği gibi..


25 Haziran'da Kazım'ın coğrafyası Hopa'da buluşalım..


Haydeeeeee!!!


http://www.kenthaber.com/Resimler/2005/06/25/0116.jpg

Bilun Erkanlı
08.Haziran.2007, 01:31
murat resimler çok güzel ve şunu söylemek istiorum ki duyarlılığına hayran kaldım...
kazım koyuncu yaşamalı,yaşatılmalı...

Kayra Nar
08.Haziran.2007, 01:48
Bu topiğe girince tüylerim diken diken oldu...
2 yıl oldu geçti gidiyo' zaman.Hala dün gibi geliyo' bana.Zaman çok çabuk geçiyo' valla...
Bu sayfaya katkı sağlayan bütün arkadaşlara (özelliklede sana Murat Karaman) bizlere Kàzım abimizi tekrar tekrar " yaşattıkları " için yürekten teşekkürler...

Miray Esen
08.Haziran.2007, 03:37
http://www.anatolianrock.com/images/biyografi_fotograflari/66.jpg



Kazım Koyuncu..


O,Çernobil'in Mirası dediği kanser'e yenik düştü 2 yıl önce..
Bu yüzdendir ki,2 yıldır kanar bu yürek..


http://www.ntvmsnbc.com/news/198494.jpg


O'nu önce İstanbul'da,


http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/06/25/00035648.jpg




Sonra o çok sevdiği coğrafyada,memleketi Hopa'da;
Milyonlarca seveni uğurladı,son yolculuğuna..


Geçen sene olduğu gibi,bu sene de anacağız o'nu şarkılarla,şiirlerle.O'nun istediği gibi..


25 Haziran'da Kazım'ın coğrafyası Hopa'da buluşalım..


Haydeeeeee!!!



http://www.kenthaber.com/Resimler/2005/06/25/0116.jpg



Hopa'ya gidebilmeyi o kadar isterdim ki..
Ben gidemesem de gidenlerin Kazım'ı istediği gibi anacaklarından şüphem yok!!
Murat fotoğrafları buraya koymanı rica etmeye gerek bile yok sanırım...

Murat Karaman
08.Haziran.2007, 14:53
murat resimler çok güzel ve şunu söylemek istiorum ki duyarlılığına hayran kaldım...
kazım koyuncu yaşamalı,yaşatılmalı...
Teşekkürler Bilun,
Burada herkesin payı fazla ;) Herşeyi son cümlen anlatıyor aslında.
' Kazım Koyuncu yaşamalı,yaşatılmalı '

Bu topiğe girince tüylerim diken diken oldu...
2 yıl oldu geçti gidiyo' zaman.Hala dün gibi geliyo' bana.Zaman çok çabuk geçiyo' valla...
Bu sayfaya katkı sağlayan bütün arkadaşlara (özelliklede sana Murat Karaman) bizlere Kàzım abimizi tekrar tekrar " yaşattıkları " için yürekten teşekkürler...
Çok sevdiğim bir insanın,eylemsiz oluşundan olsa gerek aradan geçen iki yılı bir türlü kabullenememek.Kazım Koyuncu'nun yaptığı en ağır şaka idi bu,hala bi yerlerden çıkıp gelecek gibi geliyor bana.

Bu topiğe sende katkı sağlıyorsun,teşekkürler ;)


Hopa'ya gidebilmeyi o kadar isterdim ki..
Ben gidemesem de gidenlerin Kazım'ı istediği gibi anacaklarından şüphem yok!!
Murat fotoğrafları buraya koymanı rica etmeye gerek bile yok sanırım...
Kazım'ı adına yakışan şekilde anacağız,o mezara giden yolda adım atarken inanın sizde yanımdaymışsınız gibi hissedeceğim.Buna eminim.

Fotoğraflar konusunda da sıkıntı olmasın ;)

Hepinize teşekkürler arkadaşlar,sağolun..

Bilun Erkanlı
08.Haziran.2007, 21:37
Akıllardan hiç çıkmayacak bir sözü:"Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Çe" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik.Teşekkürler dünya."

Kayra Nar
08.Haziran.2007, 22:59
Kazım Abinin en çok sevdiğim fotoğrafı.
" Herşeye " rağmen gülümseyebilmesini bilen...

http://img527.imageshack.us/img527/492/00000000000000000vm5.jpg (http://imageshack.us)

Murat Karaman
08.Haziran.2007, 23:04
Akıllardan hiç çıkmayacak bir sözü:"Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Çe" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik.Teşekkürler dünya."
Kazım Koyuncu'nun cenazesini almak için Hopa'dan Trabzon'a gittiğimiz akşam müthiş bir fırtına vardı.Sanki Kazım Koyuncu için ağlıyordu gökyüzü.Kazım Koyuncu,bu sözünde bilmeden o fırtınadan bahsetmiş sanırım.Yoksul insanlar da cenazesindeydi,annelerde,babalarda..Ve tinerci çocuklar da.İşin en güzel tarafı,onun da ifade ettiği gibi bu yeryüzünde şarkılar söyleyebiliyorduk.Kah göz yaşlarımızı silerek,kah bir horona eşlik ederek.

Tüm bunları yaşattı bize bence Kazım Koyuncu.Teşekkürler..

Murat Karaman
11.Haziran.2007, 00:42
http://tkfiles.storage.msn.com/y1pWNfTEd5U-cPct_FzhOTubXwOLWQ1i4LqdyUyFtJO4u8nBVxlUDKvFAows55 wKg3E

Rüzgar öyle bir esti ki..

Karadeniz'de başladı,tüm ülkeyi bir şekilde etkiledi.Şimdi o rüzgarın peşinden gidiyoruz.İkinci yılında o'nu özlemle anıyor,arıyoruz..

Murat Karaman
15.Haziran.2007, 17:28
http://www.dinakaki.com/anma1.jpg (http://www.dinakaki.com/forum/index.php),


Mailime geldi,paylaşmak istedim..

Murat Karaman
15.Haziran.2007, 18:05
Kazım Koyuncu için Düzenlenecek Anma Programı İptal Edildi


Ünlü sanatçı Kazım Koyuncu'nun 2. ölüm yıldönümünde gerçekleştirilmesi planlanan anma programı, siyasi propagandaya dönüştürülür endişesiyle iptal edildi.

Geçirdiği kanser hastalığına 25 Haziran 2005 tarihinde yenik düşerek hayatını kaybeden Kazım Koyuncu'nun ölüm yıldönümünde hazırlanan anma programı iptal edildi. Kazım Koyuncu'nun ağabeyi Hüseyin Koyuncu, ailesi adına bir açıklama yaptı. Koyuncu, yaptığı yazılı açıklamada, "Geçen yıl olduğu gibi bu yılda Kazım Koyuncu'nun sonsuza uğurlanışı yıldönümünde Hopa'da bir anma programı hazırlığı içerisindeydik. Geçen yıl yaşanan bazı şeyler bazı çevreleri rahatsız etmiştir. Ailenin özel kararı ile bundan böyle Hopa'da herhangi bir kuruluş, siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ile anma programı yapılmayacak" dedi.

Hopa Kültür Merkezi'ne Kazım Koyuncu'nun adının verilip verilmemesi ile başlayan tartışmaların aileyi ve Kazım Koyuncu'nun sevenlerini fazlasıyla üzdüğünü anlatan ağabey Hüseyin Koyuncu, şöyle konuştu: "Kazım Koyuncu isminin bu tarz olaylarda malzeme yapılmasına ne biz ne de sevenleri izin vermez. Bundan böyle Kazım Koyuncu ile ilgili bir şeye isim vermek, onunla ilgili gündem oluşturmaya çalışma girişimlerine aile olarak izin vermeyeceğiz."

Hüseyin Koyuncu'nun yaptığı açıklamada, Koyuncu'nun isminin basit tartışmalara, siyasi rantlara alet edilemeyeceği ifade edilerek şöyle denildi: "Kazım Hopalıydı, Karadenizliydi. Kazım dünyalıydı. Kazım her şeyden önce evrensel bir insandı. Bugün İstanbul, Ankara, Bursa, Trabzon ve Türkiye'nin birçok yerinde Kazım Koyuncu ile ilgili insanlar etkinlik yapıyor. Buralarda hiç problem olmazken Kazım'ın memleketi Hopa'da yaşanan bu çirkin tartışmalara anlam vermek çok zor. Biz bu yüzden Kazım'la ilgili hiçbir girişime müsaade etmeyeceğiz. Aile olarak acılar çekiyoruz. Bizim acımızı paylaşan çok değerli insanlar var. Her zaman onlara saygılıyız, onlara minnet borçluyuz."

Malesef Hopa'da yapılmak istenen etkinlikler ailesince iptal edildi.Ama ben 25 Haziran günü mezarı başında olacağım.Sadece organize bir etkinlik olmayacak.

25 Haziran ve sonrasında resimleri buraya ekleyeceğim ;)

Bilun Erkanlı
15.Haziran.2007, 21:18
ne kadar iyi bir karar bilemiyorum,ama doğrusu siyasi propagandaya dönüşen daha kötü törenler var...ama yapılcak bir şey yok...onu anlamak anlatmak değildir kalbimizdeyse eğer sözcükler bitmiştir,söz söylemenin manası mı var?

Murat Karaman
15.Haziran.2007, 21:46
ne kadar iyi bir karar bilemiyorum,ama doğrusu siyasi propagandaya dönüşen daha kötü törenler var...ama yapılcak bir şey yok...onu anlamak anlatmak değildir kalbimizdeyse eğer sözcükler bitmiştir,söz söylemenin manası mı var?
Açıkcası gerek cenaze töreni,gerekte geçen sene ki anma etkinliklerinde yaşananları hatırladığımda ailenin aldığı bu kadar son derece mantıklı.Malesef Kazım Koyuncu ve ölümü reklam olarak kullanılmakta.Özellikle Hopa'da bunların yapılması,başka şehirlerdekinden daha da koyuyor haliyle.Ama şu var ki;25 Haziran sabahı Hopa Meydanı'nda toplanan insanlar bir şekilde yeniden organize olacaklardır.Ailenin burada yaptığı olabilecek çirkefliklerin içinde olmak istememesi.Hakları da.Kazım Koyuncu'yu,Kazım Koyuncu ismine yakışır şekilde anma temennimle 25 Haziran'da orada olacağım.Yani;ailenin yanında..