Orijinalini görmek için tıklayınız : Çernobil'e Dikkat!(İmza Kampanyası)
Murat Karaman
28-06-2005, 18:11
Kazım Koyuncu "Çernobilin Mirası" dediği kanser sonucu hayatını yitirdi..!
Onunla aynı coğrafya yı paylaşan biri olarak bende kendimden kanser konusunda şüphe etmiyor değilim!acaba diyorum bende kanser miyim? neden mi? çernobil olayı 85li yıllara tekabül etmekte.we bende 1985 yılında çernobili iyice hisseden coğrafya da artwin de bu tarihlerde dünyaya geldim!yani Kazım usta nın 14.yaşımda üzerime radyasyon yağdı dediği yıllarda ben dünyaya yeni gelmiştim!
dostlar;
şimdi sizden ricam UNIFEB olarak bu olaya sağduyulu yaklaşmak!karadeniz de hergün insanlar ölüyor!bu bize yapılan bir komplodur.we bunun suçluları yargılanmadır!dönemin dewlet büyükleri yargılanmalıdır!
eline çay bardağını alıp "bakın ben içiyorum,sizde için" diyenler."biz Türküz,Türk çayı içeriz!" diyenler yargılanmalıdır!üzerimizdeki ölü toprağını serpmek için bu ölüm bize ders olsun.lütfen duyarlı dawranalım!!!
Ramazan Büyük
28-06-2005, 18:23
Kazım Koyuncu'nun bizi gözü yaşlı bırakması çok zoruma gitti bir Rize'li olarak. Neler yapabiliriz Çernobil'i hatırlatmak için?
Murat Karaman
28-06-2005, 18:39
Karadeniz de kanser taraması istiyoruz!!!
Murat Karaman
28-06-2005, 18:43
Samsun-Hopa arasında kanser taraması yapılmalı!
O mesafeye yol yapanlar we bu sayede Karadeniz sahilini çirkefleştirenler insanların sağlığını kontrol altına almalıdırlar..!bu bize yapılan bi komplodur,cinayettir we yaşamımızın gasp edilmesidir.burda katiller wardır buna emin olun!
Haldun Gündüz
29-06-2005, 00:16
Kazım Koyuncu'nun bizi gözü yaşlı bırakması çok zoruma gitti bir Rize'li olarak. Neler yapabiliriz Çernobil'i hatırlatmak için?
Trabzonspor için yürüyen 20.000 kişinin aynı hassasiyeti gösterip Çernobil için de yürüyüşe geçmesi gerekli çok geç kalınmış olsada
Göktürk Daşoluk
29-06-2005, 09:20
Kazım Koyuncu "Çernobilin Mirası" dediği kanser sonucu hayatını yitirdi..!
BUNUN SORUMLULARI ÇIKSINLARDA KONUŞSUNLAR BAKALIM ??
HANİ NEREDELER?????
Burcu Oy
29-06-2005, 13:23
Çok önemli bir konuya değinilmiş...Kanserden canı yanmayan aile yok gibi bir şey...
Kanser taraması bence de iyi bir fikir, ne yazık ki ülke şartlarımızda gerçekleştirilebilir görünmese de...
Uluslararası af örgütünün bir kampanyası vardı bireysel silahlanmaya karşı, control arms adında...İnsanlar isimlerini ve control arms sloganlarını avuçlarına ya da kağıtlara yazıp fotoğraf çektiriyorlardı...İmzadan daha zor ama daha etkili sonuç veriyor...Daha önce benzer bir kampanyada muhalefet edilen bir yasada bir değişiklik yapılmıştı .Ayrıntıları tam hatırlamadığım için hangi ülke,hangi yasa gibi yazamadım ama, Af örgütünden tanıdıklarım var sorup benzer bir şey yapılabilir mi diye konmuşabilirim...
Ayrıca bir arkadaşımın da kurucu olduğu yeni dernek var Sağlık Haklarıyla ilgili belki onlarla da irtibata geçilebilir...
Murat Karaman
29-06-2005, 14:46
KANSER'e "HAYDE!" >:(
Merhaba,
Karadeniz de yaşayan biri olarak zaman zaman özellikle Kazım Koyuncu'nun ölümünden sonra benimde bu amansız hastalığın içinde olabiliceğim kuşkusunu iyiden iyiye hissetmeye başladım.Ama ondan hiç korkmuyorum!Bu yüzde kendi kendime "Allah Korusun" felan da demiyorum!Ewet tabii ki yaradan korumalı ama bizlerde korunmalıyız!8o li yıllardan sonra Karadeniz Bölgesine yağan radyasyonu görmezden gelip yöre halkının geçim kaynağı olan çayı tw karşısında keyifle içenler we bakın "ben içiyorum sizde için" diyenler,"biz Türküz,Türk çayı içmeliyiz" diyenler we Samsun-Hopa arasına tonlarca ağırlıktaki taşları yığan we denizle aramıza karayı sokanlar ı buradan lanetliyorum!Bu bir isyan..!Karadeniz de özellikle 3o yaş altındaki insanlar risk altındadır.Bu gerçek görünmemezlikten geliniyor!Hala o döneme ait çaylar içiriliyor!Karadenizde hergün onlarca,yüzlerce insan kanserden ölüyor!İnanın bana artık bu coğrafyada kanser wakaları grip kadar arttı!Trabzon da bölgeye hitap eden hastane artan kanser wakalarını karşılamak için ek bina yaptı!Ama malesef halen daha görülmüyoruz!
Arkadaşlar sizlerden bir Karadeniz li olarak bu olaya gereken önemin werilmesini istiyorum.Forum yönetimi bu konu ile ilgili bir yazı hazırlarsa sewinirim!Dediğim gibi istenilen şey o kadarda büyük bişey değil!Sadece bu bölgede kanser taraması yapılmalı!Tüm Karadeniz halkı bunu istemekte!19o7 UNIFEB teki tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim..!
"KARADENİZ ÖZGÜR BİR SUDUR,DEV BİR DALGADIR!"
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *Kazım KOYUNCU
Saygılarımla,
Murat KARAMAN
19o7 UNIFEB
KTÜ Giresun Sorumlusu
Faruk Damancıoğlu
29-06-2005, 15:30
bence yürüyüşün yanı sıra zamanın bakanı(ismini hatırlamıyorum,şu radyasyonlu çayı içip reklam yapan) bulmak lazım hatta gereken neyse en ağır şekilde uygulanmalı
Sertaç Banko
29-06-2005, 17:05
Murat kardesime bu konuyu actığı için sonsuz tesekkurlerimi iletiyorum.
Sevgili arkadaslar Çernobil bilindiğinden daha fazla etkili olmustur.Tanıdığım herkes ama herkes kanserden olmustur.Murat kardesim gibi bende cernobille doğmusum diyebilirim.Çernobil patladığından bir ay sonra doğmusum.bu güzel coğrafya olduruldu ama oluye saygı gosterilmedi Çernobil patladı bizim reklamcılar ne yazıkki etkisini cok gec gosteren bir radyasyon olayının farkına bile varamadı.Burada ortalama insan omru 80-90lardan 50-60lara dustu.Sadece Çernobil değildi bizi olduren o zehirli caylar denizlere dokuldu.Balıklarımız zehirlendi.Tuna nehri gerceği asla unutulmamalı.Avrupanın butun zehirli atıkları Karadenizime dokuldu.Bir sahil yolu projesi varki akıllara zarar.Aynı iklim ozelliklerine sahip gürcistanda deniz turizimi yapılırken malesef bizim sahillerimizden dikkatsiz bi sekilde petrol cıkartılıcak.Bu soyledıklerim bilinenler bide bilinmeyen ufak gorunen ama zararı buyuk olan gercekler var.Ziraai ilaclar gübreler cevreye zarar vermeye baslıyor.Ne yazık ki herseye faydası varmıs gibi gorunen Teknoloji hepimizi yavas yavas olduruyor.
KAZIM KOYUNCU bize yolu gosterdi karadeniz gibi hırcın olmayı oğretti o zaman KARADENİZ İÇİN DÜNYA İÇİN Savasalım!!!!!!!!
Murat Karaman
30-06-2005, 13:54
ÖZGÜR DENİZİN ÇOCUKLARI
Kazım Koyuncu dostlarının ve tüm sivil toplum örgütlerinin katılımıyla Ankara'da bir buluşma gerçekleşecek.
Yer: Ankara Kızılay Meydanı - Yüksel Caddesi - İnsan Hakları Anıtı Önü
Tarih: 30.06.2005 Perşembe
Saat: 19:00
www.kazimkoyuncu.com DAN
Murat Karaman
02-07-2005, 17:51
Arkadaşlar,
Kazım Koyuncu'nun doğduğu coğrafya olan Artvin'in Hopa ilçesinde her yıl geleneksel olarak düzenlenen Hopa Kültür,Sanat ve Deniz Festiwalinin 6.sı bu yıl denizin asi çocuğu Kazım Koyuncu anısına düzenlenecek!
Festiwal tarihi 7-1o temmuz arasıdır we tüm UNIFEB dawetlidir..!
Sertaç Banko
02-07-2005, 22:23
Gitcez insllah festivale.Ha Rize Pazar ha Hopa
Murat Karaman
04-07-2005, 17:32
Gitcez insllah festivale.Ha Rize Pazar ha Hopa
baba geleceksen bana ulaşmaya çalış.telefon numaralarımı özelden yolladım sana.ok.görüşürüz.walla pazardaysan buraya gelmemekle hata edersin :-/
görüşürüz
Funda Meriç
05-07-2005, 21:25
2 sene önce Rehberlik ve Psikoloji hocam derslerinde sık sık vurgular,yeni doğan çocuklarda neden bu kadar down sendromunun görüldüğünü sorardı bize..Ve yine hatırladığım bu çernobil belasının etkisi çoğalarak gelicek..Çok canlar yandı..çok canlar yanacak..maalesef.. :(
Elimden gelen desteği veririm..
Murat Karaman
06-07-2005, 16:31
KARADENİZLİ KORKUYOR !
''Çernobil'den mi, başka nedenden mi bilemem ama Karadeniz Bölgesi'nde kanser patlaması var'' Sabah yazarı Abdurrahman Yıldırım bölgedeki korkuyu yazdı...
Karadenizlinin artık iki korkusu var. Özellikle kentli insanlar, kanser olacak diye çocuk yapmaktan korkuyor. En basit hastalıklarda bile doktora gitmekten çekinenler var. Ya Doktor "Kansersin" derse...
Nedeni kanser, yaşı sadece 33 ve kendisi de çok sevilen bir yöresel müzik sanatçı olunca Kazım Koyuncu'nun ölümü, hem İstanbul'da hem Karadeniz'de 10 binlerce kişiyi harekete geçirdi. Olay medya aracılığıyla Türkiye'nin gündemine taşınırken, aynı zamanda Çernobil nedeniyle Karadeniz'de kanser patlaması yaşandığı iddialarına yeni bir ivme kattı. İddialar yeniden ve daha güçlü biçimde gündeme gelmeye başladı. Tartışma diyemiyoruz çünkü devletin, araştırma kuruluşlarının, sağlık kuruluşlarının ellerinde herhangi bir istatistikî veri yok. Sadece bu bölgedeki hastanelerde kanserden ölenlerin sayısında büyük bir artış var. Bunun nereden kaynaklandığı konusu belki tartışılabilir ama bu bölgede kanser patlaması olduğu gerçeğini değiştirmez.
EN ÖNEMLİ SORUN
Çünkü hemen her ailede kanser olayı görülmeye başladı. Geçmişte yaşlanmaya paralel ortaya çıkan bu hastalık artık gençlere ve hatta çocuklara kadar indi.
İşte Kazım Koyuncu daha Türkiye'deki ortalama ömrün yarısına gelmeden gitti.
Volkan Konak'ın yakın zamanda yedi akrabası bu hastalıktan ölmüş.
Benim de 11 yaşındaki yeğenim kanserden gitti. 11 yaşındaki bir çocuk yumuşak doku kanserinden bir yıl önce öldü. Bir başka yakınım troid kanseri. Genç yaşta kanserden ölen başka tanıdıklarım var. Bölgede kan kanseri, troid kanseri daha yaygın. Sık -sık gittiğim bu bölgede, medyaya yeterince taşınmamış olsa da, artık kanser hastalığının toplumun en önemli sorunu haline gelmeye başladığını görüyorum. Kimse açık- açık konuşmayı, tartışmayı, kuşkusunu ve korkusunu dile getirmeyi istemiyor. Kendisine yakıştırmaktan kaçınıyor. Adını anmaktan çekiniyor.
İKİ KORKU
Çünkü Karadeniz insanı korkuyor.
Karadeniz'de artık insanlar özellikle de kentli insanlar çocuk yapmaktan korkuyor. Doğacak çocuğunun kanser hastası olacağından korkuyor. Böyle bir olasılık karşısında nüfus planlamasına gidiyor.
Karadeniz'de insanlar artık rahatsızlıklarında doktora gitmekten de korkuyorlar. Şu veya bu rahatsızlığının altından kanser haslatığının çıkmasından çekiniyorlar. Etraflarında bu tür örneklere rastlıyorlar. Dış çektirmeye gidenin kanının durdurulamaması sonucunda kan kanseri olduğunu öğrenmesi gibi. Kardeşimin çocuğunun hastalığı sırasında İstanbul'daki hastanenin çocuk onkoloji servisinde tedavi görenlerin yaklaşık yarısının Karadeniz Bölgesi'nden geldiğini, dörtte birinin Doğu ve Güneydoğu'lu, geriye kalan son çeyreğin de diğer bölgelerdeki çocukların oluşturduğunu öğrendim. Doktorlar bu oranların zaman zaman değişmekle birlikte yaklaşık olarak korunduğunu belirtiyorlardı. Karadeniz'deki artışı Çernobil'e bağlıyorlardı.
DURUM TESPİTİ GEREKLİ
Denilebilir ki, kanser zaten kalp hastalıklarıyla en çok ölüm nedenlerinden biri. Ancak kanser gibi ağır hastalıklarda tedavinin büyük kentlerde yapıldığını biliyoruz. Bazen ölümlerin bu hastanelerde olduğunu da. Dolayısıyla gerçek durumun belirlenmesi için, hem ölüm istatistiklerinin büyük kent hastanelerinden başlayarak yapılmasında hem de Karadeniz'de kapsamlı bir kanser taramasının gerçekleştirilmesi artık zorunlu. Çünkü sadece çayda radyasyonu tartıştık. Fındığı, süt ürünlerini, meyve ve sebzeyi tartışmadık.
Bu ürünleri sadece bu bölgede yaşayanların değil, başka insanların da yediğini konuşmadık. Bu bölgede yaşayan insanların Çernobil'den gelen radyasyonun yağmurla suya ve toprağa karıştığını, insanların üzerine yağdığını tartışmadık.
EKONOMİYE DE YANSIR.
Olayı belirleme ve önlem almada çok geç kalındığı doğru. Ama bu geç kalmanın etkisiyle olayı görmezden gelmeye çalışmak çok daha büyük hata olur. Bu bölgeyi kaderine terk etmek olur.
Kanser seslerinin yükseldiği bir bölgede kimse yaşamak istemez. Göç eder. Bu diğer bölgelerin de sorunu haline gelir.
Turist olarak bu bölgeye kimse gitmek istemez. Hâlbuki bu bölgenin geçimi tarıma bağlı olduğu kadar turizme de bağlı.
Bu bölgeden yetişen meyve ve sebzeyi kimse tüketmek istemez. Yani tarımı da bu işten zarar görür.
FAZLA GECİKMEDEN
Eğer bu bölge kanser üretiyorsa eninde sonunda ekonomisi de kanserleşir. Sorunun çözümünde yol alınamazsa bu bölgede siyaset iki kutuplu olmaya doğru gidebilir. Bir kutupta kaderine razı olmuş şeriatçı çizgide yoğunlaşanlar, diğer kutupta ise kaderlerine başkaldıranlar yer alır. Türkiye siyasetinde bazı dengeler değişir. Yangın olmayan yerden duman çıkmaz. Doğu Karadeniz'den büyük bir duman yükseliyor. Artık gizleme yerine ateşin boyutlarını ve kimin yaktığını belirleme ve önlem alma zamanıdır. Daha fazla gecikmeden.
KAYNAK :
SABAH - Abdurrahman Yıldırım
Murat Karaman
07-07-2005, 15:37
Bugün Star we Birgün gazeteleri Kazım Koyuncu'nun kuşe kağıda basılı posterlerini weriyor!Duyurulur..!
Murat Karaman
08-07-2005, 16:57
Karadeniz'de artan ölümler için,bu coğrafyada kanser taraması yapılması için sanal ortamda da olsa "imza kampanyası" düzenlemek istiyorum!herkes adını,soyadını yazsa yeter!
İlk imza benden...Saygılarımla...
Murat KARAMAN
KTÜ UNIFEB
Giresun Sorumusu
Murat Karaman
08-07-2005, 21:40
teşekkür ederim Nihan!bugünkü sohbetimizde de bunu tartıştık az çok!bu hepimizin yarası yada en azından ben öyle görüyorum!bu destek çığ gibi olacak we gereken yerlere ulaşacak buna inancım tam we sonsuz!
Ömer Birdal
09-07-2005, 14:50
dün haberlerden duydugum kadariyla, saglik bakanligi taramayi baslatacakmis.. ben de biraz karadenizli sayilirim..annem rizeli..ve dayim 2 sene önce kanserden ameliyat oldu , çk sükür iyilesti .birde bu 85-86 yillarinda dogan çocuklarda büyük risk warmis.. ee karadenizlilik war, bide 86...
Murat Karaman
09-07-2005, 21:42
bende 85 doğumluyum!ama inanın bana korkmuyorum kanserden!kazım koyuncu bu konuda bizlere iyi bi örnek oldu!direnmek gerek bi yerde..kanser geldiyse hoşgeldi,ama bunun önlemi alınmalı!dewletten hala ele awuca gelen bi açıklama yapılmadı!tedbir alınmalı.her fırsatta kadercilik yapıp yüce yaradana sığınmamalı!yada enazından ben böyle düşünüyorum!Allah korumalu ama neden koruması gereken korumuyor???
Erkut Günel
25-07-2005, 23:16
Sorumlular hesap versin denilmiş...Sorumlular ekranlarda nereden geldiği belli olmayan bir özgüvenle çay içerek hesap vermişti zaten..
Erkut Günel
Selçuk ÜNİFEB(mezun)
(değil sanal ortamda milyonlarca imzayı gerekli yerlere yollasakta bir şey değişmez bu ülkede ama yinede tepkisiz kalmaktan iyidir)
Murat Karaman
26-07-2005, 00:04
halen daha yöre halkının isteğine kulak tıkayan yetkililere teşekkürler.ordu'da mermi sıkanlar bu yüreklere mermi sıkmıştır!
Adem Sakaoğlu
26-07-2005, 02:52
Adem Sakaoğlu
ünifeb hacettepe
Murat Karaman
28-07-2005, 18:04
Tulum sesi yankılanıyor bir yerlerden..Belki bir dere şırıltısıdır,belki denizde kayık.Belkide Kazım Koyuncu şarkı söylüyordur.Trabzondan Hopaya doğru yüzlerce araçlık konvoy,Kazımın Lazcada''Oy anam oy''gibi bir acı haykırışı olan''Dido Nana''nakaratıyla tanınan ve çok sevilen şarkısıyla ilerliyor.Araklı,Sürmene,Of,Rize,Çayeli,Pazar,Fınd ıklı,Arhavi..Yerel radyo ve televizyonlardan konvoyun yerini öğrenenler gece yarısı,sağanak yağış altında otoban kenarlarında,balkonlarda Kazımı alkışlıyor:''Umutsuz dahi olabiliriz,geleceği görmeyebiliriz,hiçbir şeyimiz olmayabilir.Ama hiçbirimizi sevgisiz bırakmasın bu hayat.Sevgi bin kilometre ötede bile olsa gelir dokunur bize''Kazım,evinden çıkmış,binlerce seveniyle Hopa Meydanına yürüyor.Arkadaki dağların tepesine duman gelmiş çökmüş.Solunda Karadeniz,yanında Birol Topaloğlu tulum çalıyor.''17 yaşında okumak için İstanbula geldim.Üniversite sınavına girmek için ilkkez köyünden çıkmış köylü bir çocuktum.Kitap okuyan babamdan kaynaklı olarak diğer çocuklardan farkım oldu.''
HOPALI BİR KONUK
2003teki röportajımızdan sonra Hopadaki köyünde berberlik yapan,60larda TIP sempatizanı,muhalif,Cumhuriyet Gazetesi okuru babası Cavit Koyuncuya gazeteyi gezdirmemi rica etmişti.Gazetemizin kuruluş yıldönümünde 7 Mayısta İlhan Selçuk''Hopalı bir okurumuz''diye tanıştırdığım Cavit Koyuncuyu Nadir Nadinin odasında konuk edip tirajın nasıl arttırılacağına ilişkin sohbet etti.Artık Hopada bir evim vardı.Geçen yıl 3 Temmuzda Hopa Meydanı tamamen doluydu.Dolunay,Karadenizin serinliği ve sahnede Kazımın rüzgârı.Horon halkaları bütün alanı kaplamıştı.Kazım,memleketinde daha bir sıcak,daha bir coşkulu,daha bir duygulu esiyordu.Bu yıl mayıs ayının başında Trabzon Gazeteciler Cemiyetinin ödülünü almak ve KTÜdeki konseri için Trabzondaydı.''Konser,kanser arada birtek harf farkı var''deyip şubat ayında Yeni Melekte 2 saate yakın şarkı söylemişti.KTÜde çoğunlukla sahnede oturarak söyledi ama öğrencileri hiç oturtmadı.Öyle bir sevgi bulutu kapladıki salonu,kimse hüzne izin vermedi.''Bana birşey olacaksa sahnede olsun.Karar verdim,bütün yaz festivallere,üniversite senliklerine gideceğiz''
VEDALAŞMAMIYDI YOKSA?
Konserden sonra Hopa yolunda Rizede her zamanki kuru fasulye molası ve memleketle kucaklaşma.Hopada yağmur hiç dinmedi,hava hiç ısınmadı.Mısır ekmeğine,mıhlamaya,çay filizi yeşiline uyandı.Dere kenarında küçük yürüyüşler yaptı,illede balık tutmak istedi.Bir vedalaşmamıydı yoksa:'Bu gelişimizde sende bir tuhaflık var.İyimisin Hatice arkadaş?''Denizde karartı,yürekte gideceğin korkusu vardı Kazım arkadaş.2 ay sonra yeniden geldiği baba evinden çıkarken büyük bir izdiham vardı.Zuğaşi Berepeyi birlikte kurduğu Mehmet Ali Beşli,Kazımın titizliğini biliyordu.Herşey''Dina''nin önem verdiği gibi olmalıydı:''Burada yatan herhangi biri değil,Kazım Koyuncudur.Kazıma yakışan bir şekilde uğurlayalım''Hopa Meydanında yine binlerce kişi karşıladı,çiçekler Karadeniz yağmurları gibiydi.Kazımın müzik yaşamında başından beri yanında olan basgitarcı Metin Kalaç,Hopalılara seslendi:''Yıllardır sahneye çıkarkende inerkende başımız hiç eğilmedi.Ağlayalım,acımız büyük,ama başınızı eğmeyin''Gönül,Kazımın gidisinden sonra acısına kapandı,ama binlerin sevgisini görünce bilmelerini istedi:''Kazım,hep direndi,son anına kadar direndi''Gönülde tüm gücüyle direndi,sağlam durdu.6 ay boyunca Kazımın yanından biran,bir nefes ayrılmadı.Umudunu,güleryüzünü kaybetmeden,Kazıma ve sevenlerine destek oldu,moral verdi.Kazım,Lazca bir aşk şarkısı olan''Tsira''yi neden bukadar duygulu ve güzel okuduğunu bir sohbetinde anlatmıştı:''Hayde albümünü yaparken okumalarda gecikmeler oldu.Gönülde İngilteredeydi.5 yıldır birlikte yaşadıklarımızı,zor zamanlarımızı düşüne düşüne okuyup çıktım stüdyodan''Çok sevdiği Hopa sahilinde sevenleriyle bir gezintiye çıktı denizin çocuğu:''Biz'Hey Gidi Karadeniz'derken,memleketi özlerken,şarkılar söylerken aynı zamanda Karadeniz Sahil Yolu projesi adı altında gerçekleştirilen katliamada'Dur'demeliyiz.Yok,edilen sahillerimiz,aynı zamanda yok edilen geçmişimiz,dahada önemlisi geleceğimizdir.Binlerce yılda oluşan sahillerimiz,binlerce yılda oluşan hayat bilgimizdir,davranışlarımız,sevme biçimimiz,ekmeğimiz,şarkımız,dilimizdir.O sahilleri doldurursanız bütün bir tarihi boşaltırsınız,geleceğe kupkuru,hayatsız,kara bir su bırakırsınız''
Murat Karaman
28-07-2005, 18:12
SAHNEDEKİ MASAL
Kazım,müziğini anlatırken''Ben ve arkadaşlarım''diye söze baslar.''Baba Meto''Metin Kalaç,elektrogitarda Gürsoy Tanç,tulumcu Mahmut Abi( Mahmut Turan )yakışıklı kemençeci Selim Bölükbaşı,Cafer Isleyen,Hemsin prensi Harun Topaloglu ve Zülküf Murat Dilek'le birlikte müziği yarattıklarını vurgular:''Bizim sahneyle ilgili yasadığımız bir hikâye var,bir masal var.Zamanla daha büyük yerlere taşıyabileceğimize dair tuhaf bir inanç var içimde.Bunlar sadece bir konser olarak kalmayacak gibi geliyor.Belki bir yürüyüş başlatırız,bilemiyorum''Harbiyeden Hopaya kadar Kazımı uğurlama,Çernobil nükleer kazası sonrası duyarsızlığa karşı isyan yürüyüşüne dönüştü iste''Karadenizlilere kendi şarkıları gibi bir hayat layıktır diye düşünüyorum.O şarkıları gibi coşkulu,o şarkıları gibi özgür,o şarkıları gibi açık sözlüdür.O şarkıları gibi demokrat ayni zamanda.Ben nasıl şarkı yapıyorsam öyle yasamaya çalışıyorum.Karadenizlilerde kendi yaptıkları şarkılar gibi yasasın istiyorum''
KARADENİZ ÖZGÜR BİR SUDUR
Kanser teşhisinin konulduğu ilkgünlerdeki röportajımızda''Birgün sesim giderse neolur diye düşündüm.Benim sesime benzeyen birini aramaya yollara koyulurum"demişti.Songünlerde artik yalnızca fısıltıyla konuşabiliyordu''Hey Gidi Karadeniz''gecesine ses kısıklığı nedeniyle çıkamayacağını anlatırken fısıldadı ama çokgür bir sesti:
''Karadeniz dev bir dalgadır,özgür bir sudur''
Doğduğu evin biraz yukarısında Yeşilköyde bir aydır hiçbir yere yaslayamadığı sırtını yeşil bir yamaca dayadı.Karsısında dumanlı dağlar,başında fındık ağaçları..Birkaç kir çiçeği bıraktım basına.Konserlerinin çoğunu kaçırmamıştım ama neden bir demet çiçekle sevgimi sunmamıştım?Televizyonlarda bukadar uzun süre görünmesi için kaybetmekmi gerekti?Bir klibi bile neden yoktu?Gönülcük,Kazımın yanından ayrılmak istemedi,sessiz ağladı.
Denizde karartı var,bu giden Kazımmıdır?
O nana dida vo nana dida vo nana...
Bu ülkenin politikacılara,yalancılara ihtiyacı yok!
Röportajlarından:
Ben bir müzisyenim,ondan sonra biraz Karadenizliyim,ama hepsinin ötesinde ben bir devrimciyim.
Birkaç aylık ömrün var...Soruyorsun kendine''Ne götürmek istiyorsun?''Para yok isine yaramaz.Can kalıyor elinde,can nedir,uyur,gözünü kapatır gidersin.İyiki mülkiyetten bukadar uzakmışım.Simdi gitmemem için,asla ölmeyi düşünmemem için bir sebep var.Acayip bir sevgi var.Sevgi çok önemli birşey.Sevmeyi bilebilmek,sevdiğini hissedebilmek,seni sevenlerle gözgöze gelebilmek.Yüz sene daha yasasam,yapsam,yapsam,yapsam hep yapsam yine eksik gideceğiz.Nekadar eksik gidersek hayatta yapacak okadar çokşey bırakırız.O çayı içen biri geri zekâlıdır.Ben kendi zekâmla ve felsefemle ölümü,hayati uzatabilirim,kısaltabilirim,herşeyi yapabilirim.Peki benim köyümdekiler,anasının kuzusu çocuklar,16 yasındaki kız o neyi düşünsün,hangi felsefeyi düşünsün?Onun annesi hangi felsefeyle acısını yumuşatsın?Sen kimsin,o acıları onlara tattırabiliyorsun?Bu ülkenin politikacılara,yalancılara ihtiyacı yok.Kendi onuruna sahip çıkmış,kendi kişiliğine sahip çıkmış haline ihtiyacı var.
HATİCE TUNCER
Kaynak:
Cumhuriyet 03.07.2005
Abdülkadir Dinç
15-08-2005, 17:33
Çok iyi bir konuya değinmişsin. Ben aynı konu için atv habere 52 adet mail gönderdim(arkadaşlarım ile birlikte) ve yayınları bir süre devam etti. En azından bazı şeyler ortaya çıktı. buna benzer bir çalışma yapabiliriz, toplu ve sürekli mail gönderebiliriz. Gerek basın kurumlarına gerkse de sağlık bakanlığı ve/veya başbakanlığa. Hadi bakalım arkadaşlar;
UNUTMAYALIM, UNUTTURMAYALIM.
Murat Karaman
28-08-2005, 19:52
KARADENİZLİ ÇERNOBİL'İN PENÇESİNDE
Uzmanlar, 1986 yılında Rusya'da yaşanan Çernobil faciasının özellikle Karadeniz Bölgesi'nde olumsuz radyoaktif etkilerin gıda maddeleri üzerinde etkili olduğunu bildirdi.
Uzmanlar, 1986 yılında Rusya'da yaşanan Çernobil faciasının meydana getirdiği sorunların ülkemize kadar uzandığının bilindiğini, özellikle Karadeniz Bölgesi'nde yaşanan olumsuz radyoaktif etkilerin bu bölgede yetişen gıda maddelerine kadar etkisinin tartışılmaz bir gerçek olduğunu bildirdi.
* * Eurofertil Üreme Sağlığı Merkezi Medikal Direktörü Dr.Hakan Özörnek, Karadeniz Bölgesi'nde yaşayan ve kendilerine kısırlık sorunuyla başvuran erkeklerin birçoğunun Çernobil faciasında ergenlik çağında olduklarını ve üreme çağlarına geldiklerinde kısırlık sorunuyla karşı karşıya geldiklerini vurguladı. Dr. Özörnek, merkezlerine başvuran Karadenizli çiftlerin çocuk sahibi olamamalarının en büyük sebebinin Karadenizli erkeklerden kaynaklandığının altını çizdi. Dr. Özörnek, "Tüm bunların üzerine bir de erkek üzerinde baskı ve sıkıntı oluşturan toplum baskısı ve sosyolojik faktörler de dikkate alındığında durum ne yazık ki, erkekler açısından çok kolay kabullenebilir değil. Bir yandan bebek sahibi olamamanın sıkıntısını yaşayan erkek diğer yandan da toplumsal baskıyla mücadele etmek zorunda" dedi.
* * Radyoaktivite etkisinden maalesef erkek üreme sisteminin çok etkili bir biçimde zarar görmüş olabileceğini dile getiren Dr. Özörnek, bu gibi bir durumda, mutlaka tam donanımlı ve sadece üreme sağlığı konusunda hizmet veren bir infertilite merkezine başvurulması gerektiğini savundu.
* * Bu aşamada çifte mutlaka ilgiyle ve sabırla yaklaşarak, bu yolda birlikte çalışmayı öneren Dr. Hakan Özörnek, açıklık içinde, rahat ve tüm toplumsal kaygılardan uzak bir tedavi dönemi önerdi. Dr.Özörnek, bu tedavinin de mutlaka sıradan bir hastane yerine sadece üreme sağlığı konusunda hizmet veren bir merkezde gerçekleştirilmesi gerektiğini kaydetti. *
www.hopam.com DAN
Murat Karaman
02-09-2005, 15:12
HOPALI KANSERE KARŞI DİRENİYOR
Türkiye’de ilk defa bir ilçede başlatılan, "Hopa Tanı Konmuş Kanser Olguları Araştırması" anketi devam ediyor
Türkiye’de kanser olaylarından ölümün en yoğun yaşandığı Doğu Karadeniz bölgesinde bu ölümlerin nedenlerinin araştırılması noktasında ilk adımda Hopa Belediyesi ve Türk Tabipler Birliğinin birlikte başlattığı anket çalışması devam ediyor. 'Bilmek İstiyoruz' artık sloganı ile yola çıkan Hopa Belediyesi ve TTB 'Hopa Tanı Konmuş Kanser Olguları Araştırması' anket çalışmasına 26 anketör katılıyor. Hopa'da hane hane başlatılan çalışmada ilçede kanser hastalığından ölenlerin istatistiki sayısının çıkartılmasının yanı sıra halen kanser hastalığı tedavisini kaç kişinin gördüğünün tespiti amaçlanıyor.
* * Doğu Karadeniz’deki ölümlerde kanser sayısının artmasına rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığını iddia edenlerin sayısı her geçen gün yükselmeye başladı. Son olarak Hopalı sanatçı Kazım Koyuncu'nun kanser hastalığından dolayı hayatını kaybetmesi dikkatleri yeniden bölgeye çevirmişti. Bu hassasiyeti dikkate alan Hopa Belediyesi bu konuda detaylı araştırmanın başlatılmasına karar vererek bu çalışmanın ilk durağında Türk Tabipler Birliğine başvurarak 'Hopa Tanı Konmuş Kanser Olguları Araştırması' anketinin yapılması talebini iletti. TTB’nin konuya sıcak bakması ve çalışmayı yapalım kararının verilmesi ardından Hopa’ya gelen Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı doktorlarından Doç.Dr.Kayıhan Pala’nın kontrollüğünde çalışmalara başlandı. Hopa’yı baştan aşağı taramaya başlayan anketörlerin çalışmaları halen devam ediyor.
* * Hopa’da 3 gün sürecek olan çalışma sonuçları doğrudan Türk Tabipler Birliğine aktarılacak ve burada yapılacak bir değerlendirme sonrası bir rapor halinde hem devletin ilgili kurumlarına iletilecek ve hem de kamuoyuna açıklanacak.
* * Hopa Belediye Başkanı Yılmaz Topaloplu'da bu kapsamda Hopa halkına bir çağrıda bulunarak, "Biz doğrudan sağlığımızla ilgili bir konuda insani temelde bir çalışma başlattık. Bu çalışmamıza bütün Hopalı hemşehrilerimiz sağduyulu ve soğukkanlı bir şekilde çalışmaya destek vermelerini bekliyoruz. Yapılan çalışma ciddi bir çalışmadır. Ve bu ciddi çalışmanın halkımız nezdinde kabul görmesini bekliyoruz." dedi.
www.hopam.com DAN
Murat Karaman
02-09-2005, 15:16
BÖLGEDE BİR İLKİ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN YOLA ÇIKTILAR
HOPA BELEDİYESİ VE TÜRK TABİBLER BİRLİĞİ ELELE VEREREK HOPA VE KEMALPAŞA'DA KANSER HASTALIĞINDAN ÖLENLERİN VE BU HASTALIĞA YAKALANIP HALEN TEDAVİ GÖRENLERİN SAYISINI TESPİT ETMEK İÇİN ANKET ÇALIŞMASI BAŞLATTI.
Çernobil felaketi sonrası özellikle Doğu Karadeniz’de görülen kanser olaylarındaki artış ve son olarak sanatçı Kazım Koyuncu'nun kanser hastalığından hayatını kaybetmesi gözleri bölgeye çevirmişti. Kanserden ölümlerin artması sonrası peş peşe bir dizi çalışma başlatan Hopa Belediyesi Türk Tabipler Birliğine başvurarak bölgede Kanser olgularının araştırılmasını istemişti. Başvuruyu dikkate alan Türk Tabipler birliği Hopa Belediyesi ile koordinasyonlu bir şekilde bölgede anket çalışması başlattı.
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı doktorlarından ve TBB Halk Sağlığı Kolu adına Hopa’ya gelerek anket çalışmasını koordine eden Doç.Dr. Kayıhan Pala’da toplantıya katıldı. Hopa Belediye Başkanı Yılmaz Topaloğlu Hopa Belediyesi meclis toplantı salonunda anketörlere çalışmalar hakkında bilgi verdi. "Bölgede yaşanan kanser olgularına araştırması adını verdiğimiz çalışma bölge açısından önemli bir çalışmadır. Araştırmanın amacı, Hopa’da yaşayanlarda bugüne kadar tanısı konmuş kanser olguları ile son üç yıl içinde kanser nedeniyle yaşamını yitirmiş kişilerin sayısını belirlemek ve ilçede kanser görülme sıklığını hesaplamaktır. Araştırma sonucunda yörede kanser görülme sıklığı, bu sıklığın yaş grupları ve cinsiyete göre dağılımı ile en çok görülen kanser türlerine göre ayrıntılı olarak değerlendirilecektir. İkinci aşama olarak bu kez kanser taraması çalışması gündeme gelebilecektir. Üçüncü ve çok önemli bulduğumuz bir diğer adım olarak, Hopa başta olmak üzere tüm Doğu Karadeniz bölgesine hizmet sunabilecek bir kanser araştırma, tanı ve tedavi merkezinin kurulması amacıyla girişim başlatılacaktır, Kanser sen ben ayrımı yapmıyor. Bir şeyler yapmak lazım. Bir yerden başlamak lazım. Bu hayat bizim ve seyirci olamayız. Biz o adımı atıyoruz." diye konuştu.
"Hopa tanı konmuş kanser olguları araştırması” kapsamında Hopa’daki çalışmayı koordine eden Doç.Dr.Kayıhan Pala'da çalışma hakkında ayrıntılı bilgi vererek, "Lütfen bu çalışmayı önemseyin. Hopa ve köylerinde gidilmedik ev kalmayacak. Bu çalışmanın sonucunu sağlıklı çıkartmalıyız ki gelecekteki projeleri daha netleştirebilirim." dedi.
www.hopam.com DAN
Murat Karaman
14-09-2005, 16:03
KARADENİZ'DE KANSER ARAŞTIRMASINA DEVLET EL ATTI
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı çalışma başlattı.
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı, uzun süredir altyapısı hazırlanan Kanser Görülme Sıklığı Araştırması'nı, bu ay başında Karadeniz Bölgesi'nde başlattı. Çernobil nükleer santral kazasından radyoaktivite açısından etkilendiği düşünülen Trakya'daki bazı bölgeler de çalışma kapsamına alındı.
Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, Sağlık Bakanlığı'nca uzun süredir altyapısı hazırlanan Kanser Görülme Sıklığı Araştırması'nın Eylül ayında Karadeniz Bölgesi'nde başlatıldığı, Sağlık Bakanlığı'nca başlatılan bu projenin her yönüyle bilimsel temellere dayandığı ve ciddi bir hazırlık döneminin sonrasında başlatıldığı ifade edildi. Açıklamada, projeyle, toplumun kanser konusunda doğru ve yeterli bilgilendirilmesinin hedeflendiği vurgulandı.
Devlet İstatistik Enstitüsü, Hacettepe, Karadeniz Teknik ve İzmir Dokuz Eylül üniversiteleri Halk Sağlığı Öğretim üyelerinin önerileri doğrultusunda, 'Hane Halkı Çalışması' yapılacak. Araştırma kapsamında ayrıca tüm Karadeniz Bölgesi'ndeki kanser kayıtlarının tutulması için 'Aktif Kanser Kayıtçılığı Programı' uygulanacak.
Ahmet Tabak
17-09-2005, 21:59
kanser sadece karadeniz değil marmarayı da vurmuştur büyük ihtimalle
Murat Karaman
13-11-2005, 20:19
Kanser, ikinci ölüm nedeni
Sigara içmeyen akciğer kanserli hastaların çocukluk çağı veya erişkinlik dönemlerinde “pasif içici” oldukları tespit edildi.
Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı’nca hazırlanan “Kanser Raporu”na göre, dünyada en önemli halk sağlığı sorunu olarak kabul edilen kanser hastalığının, ülkede gerçekleşen ölümlerde kalp-damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer aldığı bildirildi. Ülkede kanser hastalarının sayısında artış gözlendiği belirtilen raporda, Türkiye’de gelecek 25 yılda, sigaraya bağlı nedenlerden ölenlerin sayısının yaklaşık 780 bine ulaşacağı vurgulandı.
Kanser hastalığından korunmada sağlıklı beslenme, sigara, alkol, güneş ışınlarından uzak durma ve güvenli su kullanımının önemine dikkat çekilerek, kansere neden olan etkenler arasında birinci sırada yer alan sigaraya karşı savaşın kanserlerin yüzde 40’ını yok edeceği ifade edildi. Rapor, sigara içmeyen akciğer kanserli hastaların yüzde 33’ünün sigara içen bir kişiyle birlikte yaşadığını, bu kişilerde görülen akciğer kanserlerinin nedeninin çocukluk çağı veya erişkin dönemlerindeki pasif içicilik olduğunu da ortaya koydu. Sigaranın akciğer, ağız boşluğu, yemek borusu, boyun, pankreas, mesane, böbrek, mide ve kan kanserine, alkol kullanımının ise karaciğer ve yemek borusu kanserine yol açtığı belirtildi.
SAĞLIKLI BESLENMENİN ÖNEMİ
Raporda ayrıca, kanser olgularının önemli bir bölümünün çevresel etkenlere bağlı olduğu, bu etkenler arasında da beslenmenin önemli biryer tuttuğu bildirildi. Kanser vakalarının yüzde 35’inin beslenmeye bağlı olduğu, şişman kişilerde kanser riskinin iki kat daha fazla gözlendiği kaydedildi. Raporda, hayvansal yağ tüketiminin azaltılması, az yağlı, bol lifli beslenme alışkanlığının benimsenmesi, kepek, yulaf gibi lif açısından zengin besinlerin tercih edilmesi, bol miktarda sebze-meyve tüketilmesi, kırmızı et yerine tavuk, balık veya kuru baklagillerin yenilmesi önerileri yer aldı.
YEMEK HAZIRLARKEN SICAK SU MUSLUĞUNU KULLANMAYIN
Kanserle mücadelede güvenli su kullanımı, hava kirliliği ve radyasyondan korunmanın önemine işaret edilen raporda, cilt kanserininen önemli etkeninin ultraviole ışınları olduğu belirtildi. Pişirme, içme ve bebek maması hazırlamak için sıcak su musluğunun kullanılmaması, soğuk su musluğunun ise 6 saatten fazla kullanılmaması halinde birkaç dakika akıtıldıktan sonra kullanılması önerildi.
Kanser hastalığının rahim veya makattan gelen anormal kanama veya akıntı, memede veya vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkan şişlik ve sertlikler, iyileşmeyen yaralar, uzun süreli ses kısıklığı ve öksürük, büyük abdest ve idrar alışkanlıklarında değişiklikler, yutma güçlüğü ve hazımsızlık, ben ve siğillerde oluşan büyüme, kanama, renk değişikliği ve yaralar gibi belirtileri olduğu kaydedildi.
Kanserde erken teşhis ve tedavinin hayat kurtardığına işaret edilen raporda, bu hastalığının belirtilerine karşı dikkatli olunması gerektiği bildirildi.
Murat Karaman
13-12-2005, 00:08
Rize’de kanser anketi yapılacak
Sağlık Bakanlığı’nca başlatılan kanserin risk faktörlerinin tespiti ve halkın kanser konusunda bilgilendirilmesi projesi kapsamında pilot bölge seçilen Rize’nin Pazar ve Fındıklı ilçelerinde evler tek tek dolaşılarak, anket yapılacak.
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkanlığı’nca yürütülen çalışmalar kapsamında, Türkiye genelinde çalışma yapılacak pilot bölgelerden ikisi, Rize’nin Pazar ve Fındıklı ilçeleri olacak.
Konuyla ilgili açıklama yapan Rize Sağlık Müdürü Hakan Diren, Kanserle Savaş Daire Başkanlığı’nca oluşturulan ekiplerin, 15 gün boyunca ilçelerdeki evleri tek tek gezerek, bölge halkının tamamına anket uygulanacağını söyledi.
Çalışma sonucunda elde edilecek kanserle ilgili verilerin, Sağlık Bakanlığı’nın kanserle mücadele konusundaki çalışmalarına zemin oluşturacağını belirten Diren, anket sayesinde, bölge halkının, kanser ve kanserden korunma konularında bilgilendirileceğini de kaydetti.
geçte olsa bu karar sewindirici ;)
Baran Kutlu
13-12-2005, 02:26
:'( :'( ahh ahh ben SAMSunda dogdum ve 20 yaşıma kadar da SAMSUNda büyüdüm.karadenizde yıLLardır ne kayıpLar verdik.bakanlardan biri çıkıp çay içti ve "bakın ben içiyorum,hiçbişey olmuyor" dedi adeta dalga gecerek..bunca kayıp veriLdikten sonRa araştırma yapılsa ne oluuur yapılmasa ne olurr ??? ??? :
Murat Karaman
13-12-2005, 16:37
:'( :'( *ahh ahh ben SAMSunda dogdum ve 20 yaşıma kadar da SAMSUNda büyüdüm.karadenizde yıLLardır ne kayıpLar verdik.bakanlardan biri çıkıp çay içti ve "bakın ben içiyorum,hiçbişey olmuyor" dedi adeta dalga gecerek..bunca kayıp veriLdikten sonRa araştırma yapılsa ne oluuur yapılmasa ne olurr *??? *??? *:
bende karadenizliyim Baran.Artwinliyim.we aynı zamanda çernobil illetinden 8 ay kadar önce doğu karadenizde doğmuşum!
we şimdi halen daha Karadenizdeyim!korkmuyorda değilim kanserden!eskiden sadece şehirde bikaç kişi kansermiş ama şimdi durum değişti artık her ewde,her ailede,sülalede kanserli hasta sayısı çok fazla!
yetkililer geç önlem aldılar!olaya göz yumdular!cezasını ise saygısından sessiz kalan Karadenizkiye oldu!
Ama Kazım Koyuncununda dediği gibi;
KARADENİZ ÖZGÜR BİR SUDUR,DEW BİR DALGADIR!
gecikmişte olsa bakanlığın bu hareketi yöre halkının yüreğine bi nebzede olsa su serpti!
Baran Kutlu
17-12-2005, 04:28
bende karadenizliyim Baran.Artwinliyim.we aynı zamanda çernobil illetinden 8 ay kadar önce doğu karadenizde doğmuşum!
we şimdi halen daha Karadenizdeyim!korkmuyorda değilim kanserden!eskiden sadece şehirde bikaç kişi kansermiş ama şimdi durum değişti artık her ewde,her ailede,sülalede kanserli hasta sayısı çok fazla!
yetkililer geç önlem aldılar!olaya göz yumdular!cezasını ise saygısından sessiz kalan Karadenizkiye oldu!
Ama Kazım Koyuncununda dediği gibi;
KARADENİZ ÖZGÜR BİR SUDUR,DEW BİR DALGADIR!
gecikmişte olsa bakanlığın bu hareketi yöre halkının yüreğine bi nebzede olsa su serpti!
ne diyim kardeş.ALLAH hepimizin yardımcısı olsun..
Murat Karaman
03-02-2006, 17:06
Kansere çok yakın bir akrabamı,babamın amcasını malesef kurban verdim bugün :(
Ne zaman bitecek Doğu Karadenizli'nin bu kanser çilesi???
Çözüm istiyoruz!
Çok fazla şey değil..
Murat Karaman
27-04-2006, 00:09
Çernobil’in 20’nci yıldönümü
Çernobil faciasının yıldönümünde, kazada hayatını kaybedenler, Ukrayna’nın başkenti Kiev’de, yüzlerce kişinin ellerinde mumlarla katıldığı bir dakikalık saygı duruşuyla anıldı.
20 yıl önce bugün, o dönemde eski Sovyetler Birliği, şimdi ise Ukrayna sınırları içinde bulunan Çernobil nükleer santralinin reaktörlerinden birinde iki patlama meydana gelmiş, dev bir radyoaktif bulut gökyüzüne yükselmişti.
Felaketin yıldönümünde, hayatını kaybedenlerin anısına, tesisin yaklaşık 50 kilometre doğusunda inşa edilen küçük kilisede önce çanlar çalındı, yüzlerce kişinin ellerinde mumlarla katıldığı bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu, sonra da, dini bir tören yapıldı.
Çernobil nükleer tesisi, Ukrayna’nın başkenti Kiev’in yaklaşık 110 kilometre kuzeyinde bulunuyor.
26 Nisan 1986’da, yani felaketin yaşandığı gün, Sovyetler Birliği yetkilileri, olayın hemen ardından olağandışı bir gelişme yaşandığını inkar etti ve bu tutumunu yaklaşık 2 hafta sürdürdü.
Sonunda ise, radyasyon sızıntısı azalmaya başladığında muhtemel bir felaketten söz etmeye başladı.
Birleşmiş Milletler, felakete bağlı kanser ölümlerinin dokuz bini bulabileceğini söylüyor.
Ancak geçen hafta çevre örgütü Greenpeace tarafından hazırlanan bir raporda, bu sayının 93 bini aşabileceği uyarısında bulunuldu.
Murat Karaman
27-04-2006, 00:11
‘Çernobil 100 bin ölüm getirecek’
Çevre örgütü Greenpeace, 20 yıl önce Ukrayna’daki Çernobil nükleer santralinde meydana gelen kazanın sonucu olarak yıllar içinde 100 bin kişinin kanserden ölebileceği tahmininde bulundu.
Greenpeace, Birleşmiş Milletler’in bu konuda daha önce yaptığı tahminin gerçekçi olmadığını savundu.
Birleşmiş Milletler’in geçen yıl yayımladığı raporda Çernobil kazası sonucunda radyasyona maruz kalarak en fazla dört bin kişinin ölebileceği belirtilmişti. BM’nin bu tahmini birçok kişiyi şaşırtmıştı.
Greenpeace’in raporunda kanserden kaynaklanan ölümlerin en çok Ukrayna, Belarus ve Rusya’da görüleceği tahmininde bulunuluyor.
Örgüte göre, radyasyon, bağışıklık, dolaşım ve solunum sistemini etkiliyor ayrıca düşük ve anormal doğumlara neden oluyor.
Çernobil’in 300 kilometre batısındaki Rivne bölgesinde bir çocuk hastanesinde çalışan Doktor Oksana Lozova, santraldaki patlamanın birkaç nesli birden etkilediğini söyledi.
Dr. Lozova, “Facia sırasında çocuk yaşta olanların bağışıklık sistemleri bozuldu. Şimdi babalarından ve dedelerinden daha güçsüz olan bir nesille karşı karşıyayız. En sağlıklı olmaları gereken yaşlarda hasta düşüyorlar” dedi.
Nisan 1986’da meydana gelen kaza sonucu tüm Batı Avrupa’ya radyasyon bulutları yayılmıştı. Hala milyonlarca kişi, radyasyona maruz kalan bölgelerde yaşıyor.
GreenPeace Akdeniz Ofisi'nden
Melda Keskin imzalı raporun bulunduğu link;
http://avemare.tripod.com/greenpeace.html#Greenpeace
Onur Vural
27-04-2006, 13:31
Sinop a nükleer santral yapılmasına engel olmak amacaıyla 29 Nisan 2006 cumartesi günü sinop uğur mumcu meydanında bir eylem yapılacak.
ayrıntılı bilgi: http://www.sinopbizim.org/kampanya/29Nisan06Miting.html
Murat Karaman
08-05-2006, 17:21
HOPA'DA ÖLÜMLERİN YARISI KANSERDEN !!!
Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Hopa Belediyesi'nin ortak yürüttüğü alan araştırması, Hopa'da kanser vakalarının Türkiye ve dünyadaki oranların çok üzerinde olduğunu gösterdi. 20 yıl sonra kanser vakalarındaki hızlı artışın Çernobil faciasından kaynaklandığı ise ispatlanamadı.
Hopa’da son 3 yılda meydana gelen ölümlerin yüzde 47.9’unun nedeni kanser.
Türk Tabipleri Birliği (TTB), Çernobil Nükleer Santrali’nde meydana gelen kazanın etkileri üzerinde yapılan araştırmada, “Hopa’da son 3 yılda meydana gelen ölümlerin yüzde 47.9’unun nedeninin kanser olduğunun belirlendiğini” vurguladı.
“Çernobil Kazası Sonrası Türkiye’de Kanser” konulu araştırmanın sonuçları, İstanbul Tabip Odası’nda düzenlenen basın toplantısında açıklandı....
Eyüp Zengin
15-05-2006, 23:25
Murat kardeşime bu konuda yapdıgı çalışmadan dolayı teşekkür ederim .
arkadaşlar nükleer enerjinin gelişmekte olan ülkeler tarafından
yavaş yavaş yerini yenilenebilir enerji kaynaklarına dönüştürdügünü birçogumuz biliyoruz .
yani bu şekil enerji kaynakları gerilemekte olan bir teknolojiye sahip
bence Türkiyenin bu gerçegi kabul edip bu konuda daha fazla ısrar etmemesi gerekirdi ama bu nükleer enerjinin ilk adımları atılmış durumda ; Bu nedenle yapacagımız çalışma veya düşünceler buna göre olmalı diye düşünüyorum ..
Murat Karaman
16-05-2006, 22:52
Sinop'ta kurulmak istenen santrale HAYIR!
Eyüp Zengin
16-06-2006, 01:17
ya murat haberin varmı son gelişmelerden ?
tam olarak ne zaman yapılacak santral veya ne zaman düşünülüyo
Murat Karaman
24-08-2006, 13:05
Mevcut hükümetin sağlık bakanı son derece komik bir açıklama yaparak başta Karadeniz halkı olmak üzere herkesi üzdü..
Karadeniz'de artan kanser wakalarını we ölümleri "Çernobil" e bağlamayarak kurulması muhtemel nükleer tesisleri şirin göstermek isteyen bakan Akdağ yaptığı açıklamada "asıl Çernobil ceplerimizde taşıdığımız sigaradır" diyerek olaya ne kadar samimi baktığını bir kez daha gün yüzüne çıkardı..
Sağlık Bakanımız Akdağ'a teşekkür ediyor,Karadeniz'de gerçekleri su yüzüne çıkarmak için "kanser taraması" istiyoruz..
Murat Karaman
25-04-2007, 17:45
26 Nisan..
Çernobil'in 21.Yıldönümü..
http://www.youtube.com/watch?v=nUov4ae40RI
Amir Özkul
25-04-2007, 22:54
"Bakın ben içiyorum,siz de için" diyen Cavit Aral ve diğerleri...
Allah en sevdiklerinizi kanser etsin de elinizden birşey gelmeden seyredin yalnızca...
Nükleer Santrallere hayır!
Sertaç Banko
26-04-2007, 16:55
"Hastahane yoluna oyy gide gele yoruldum
Doktorlar kanser dedi yureğumden vuruldum
Bırak beni e doktor teselli etme beni
Dokuz seneden beri görmedum eminemi
Bırak beni e doktor eminemi göreyim
Onu gördükten sonra öleceksem öleyim
Ağzımdan kan geliyo diye kaçıyo herkes
Ne oldu bana doktor alamıyorum nefes
Ben öldüm gidiyorum sen karaları bağla
Gel otur mezarıma sevdiğim bana ağla"
Dönüş var mı acep giden gelmiyorki.Hangi sevdiğimi geri vereceksiniz.Ne demişti dedem bana ;
"Öleceğim için değil Kanser olupta öleceğim için üzülüyorum."
Murat Karaman
26-04-2007, 19:50
' Biraz radyasyon iyidir '
' Karadeniz'de kanser vakaalarının nedeni Çernobil değildir '
21 yılda değişen hiç birşey yok zihniyetlerde ..
Amir Özkul
04-05-2007, 19:20
' Biraz radyasyon iyidir '
' Karadeniz'de kanser vakaalarının nedeni Çernobil değildir '
21 yılda değişen hiç birşey yok zihniyetlerde ..
Ve bir 21 yıl daha değişecek gibi görünmüyor...
Murat Karaman
10-05-2007, 19:25
Ve bir 21 yıl daha değişecek gibi görünmüyor...
Değişmediğini gördük birkez daha..
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) 'in başkanı Okay Çakıroğlu,yaptığı açıklamada Karadeniz'de ortaya çıkan kanser vakalarının Çernobil ile ilgisi olmadığını ve bu bölgenin Çernobil'den sanıldığı kadar etkilenmediğini söylemiş.
Fiyasko..
Kayra Nar
02-06-2007, 12:13
Değişmediğini gördük birkez daha..
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) 'in başkanı Okay Çakıroğlu,yaptığı açıklamada Karadeniz'de ortaya çıkan kanser vakalarının Çernobil ile ilgisi olmadığını ve bu bölgenin Çernobil'den sanıldığı kadar etkilenmediğini söylemiş.
Fiyasko..
O başkana sormak lazım ozaman " Neden Karadeniz ozaman Ege, İç Anadolu değilde Neden Karadeniz ? " diye...
Miray Esen
03-06-2007, 15:31
O başkana sormak lazım ozaman " Neden Karadeniz ozaman Ege, İç Anadolu değilde Neden Karadeniz ? " diye...
Karadeniz hiç etkilenmemiş gibi göstermeye çalışıyorlar sözde..bunu söyleyenler şu soruyu soramıyorlar mı kendilerine:
"Neden Karadeniz'de kanser vakkaları diğer bölgelere göre daha fazla görülmekte?"
Hoş sorsalar bile eminim kendilerine göre mantıklı bi açıklamaları vardır!
bir çok kanserle savaşan akrabam var!benim olmayacağının bir garantisi yok..
"Öleceğim için değil Kanser olupta öleceğim için üzülüyorum."
Murat Karaman
05-06-2007, 18:00
Miray son derece güzel özetlemiş durumu.Yazacak birşeyler bırakmamış,sağolsun..
Son birkaç yıl içinde onlarca tanıdığını kaybetmiş ve hala onlarca tanıdığım kanserin elindeyken Miray'ın da ifade ettiği gibi;ölümden çok kanserden ölmek ürkütüyor.
Hopa'da Hopa Belediyesi'nce ' Hane Kanser Taraması ' yapıldı.Sonuçlar gerçekten vahim.Bu tür açıklamaları yapanlar acaba bu yöreye gelip bir araştırma da bulunmuşlar mı? Kendi adamlarınca tamamen yalan olan raporlarla Karadeniz'de kanser vakalarının Çernobil ile bir alakası yoktur diyebilecek kadar basitler malesef.Düşünün işte;yıllardır kanayan bu yaraya o çok bilindik sigara farktörünü ekleyerek kendilerini haklı çıkarma çabasındalar.
Karadeniz'li fazla birşey istemiyor ki aslında.Hakkı olanı istiyor.
Sonuçlar gizlenmesin,kanserden ölenler kalp krizi sonucu öldü diye uyduruk raporlar düzenlenmesin ve en önemlisi acil olarak bu bölgeye kanser tanı merkezleri kurulsun.Tüm yöre halkının ortak düşüncesi bu.Bakalım ne kadar daha duyarsız kalacaklar..
Mustafa Ünal
20-07-2007, 19:15
TMMOB JEOLOJİMÜHENDİSLERİ ODASI
NÜKLEERSİZ BİR YAŞAM MÜCADELESİNDE KARADENİZE VERDİĞİMİZ
ÜÇ GENCİMİZİ ANIYORUZ.
22 Temmuz 2006 tarihinde Sinop‘ta düzenlenen "NÜKLEERSİZ YAŞAM ŞENLİĞİ " nde Hacettepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği öğrencisi JEOGENÇ üyesi Soner BALTA‘yı, kardeşi Öner BALTA‘yı ve Gazi Üniversitesi Makine Mühendisliği öğrencisi Makine Mühendisleri Odası Öğrenci örgütlülüğü üyesi Güneş KORKMAZ‘ı, Karadeniz‘e vermemizin ardından bir yıl geçti.
Değerli Basın emekçileri,
AKP iktidarı tarafından nükleer lobilerin dayatması ile nükleer santraller gündeme getirilmiş ve santrallerden birinin de Sinop‘a kurulması planlanmıştı. Konunun yasal altyapısını oluşturmak için alel acele TBMM den geçirilen "Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi Hakkındaki Yasa da veto edilip, uygulamaya konulamamıştı. Ancak görülüyor ki, içinde bulunduğumuz seçim döneminde sistem partilerinin programlarında hala nükleer santraller yer alıyor.
Nükleersiz bir hayat yolunda yitirdiğimiz gençlerimizi anarken bir kez daha ifade ediyoruz ki:
Nükleer santrallerin yeniden gündeme getirilmesi, ülkenin "enerji ihtiyacı"ndan değil, siyasal bir tercihten kaynaklanmaktadır.
Ülkenin enerji politikası DB ve AB ye teslim edilmiş, enerji alandaki kamusal hizmetlerin tamamen özelleştirilerek, piyasanın insafsız koşullarına terk edilmesini amaçlayan, yerli kaynakları ihmal ederek enerjide dışa bağımlılığı getiren tercihler politika haline gelmiştir.
Mevcut kaynaklarımızın yetersiz olduğu, nükleer santraller kurulmazsa enerji krizinin kaçınılmaz olduğu yönlendirmeleriyle, Uluslararası nükleer lobilerin baskıları sonucu, milliyetçi-İslamcı kesimlerle, yolsuzluklarla beslenen neo-liberal partiler nükleer santrallerin kurulmasında birleşerek, ülkemizi sonu olmayan bir felaketin içine sürükleyeceklerdir.
Ülkemizin hidrolik ve kömür potansiyelinin halen yüzde 30‘lar seviyesinde kullanıldığı, başta jeotermal, güneş ve rüzgar olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının yeterince değerlendirilmediği ortadayken nükleer santral kurma çabaları, ülke gerçeklerinden uzak, tamamiyle siyasal bir tercih olarak bu seçim döneminde yeniden karşımıza çıkmaktadır.
Elektrik dağıtım şebekelerimizde kayıp-kaçak oranı halen %20‘ler seviyesindeyken, dağıtım hatlarında yapılacak iyileştirmelerin yanı sıra, üretim teknolojilerinin yenilenmesiyle 6-7 adet nükleer santralin üreteceği elektriği sağlamamız mümkünken, yine enerji tasarrufu ile nükleer santrallerden gelecek elektrikten çok daha fazla tasarruf potansiyelimiz mevcutken, Türkiye‘nin nükleer enerji santrali konusunda yeni bir maceraya itilmek istenmesi yanlıştır. Öz kaynaklarımız kamusal bir hizmet anlayışı ile planlama içinde devreye alındığında Türkiye hiç bir zaman enerjisiz kalmayacaktır.
Tüm dünya ilk yatırım ve işletim maliyetleri çok yüksek, 35-40 yıllık ekonomik ömürleri boyunca sıkça arıza ve güvenlik sorunları yaşayan, atık sorunlarına çözüm bulunamayan bu pahalı enerji üretiminden vazgeçerken Türkiye‘de NÜKLEER SANTRAL KURULAMAZ....
Çernobil‘in etkileri daha uzun süre yaşanacakken, son olarak ta Japonya‘da meydana gelen depremden sonra dünyanın en büyük nükleer santrali Kashiwazaki Kariwa‘da 50 arıza ve sorun tespit edildiğinin ve nükleer sızıntının açıklanması -ki açıklanmayanlar hala soru işaretidir-santrallerde güvenlik standartlarının yeniden değerlendirmesini gündeme getirirken; gezegenimizin, yaşantımızın, geleceğimizin ne büyük risk altında olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatmıştır. Açıklamaya gerek va rmı bilmiyoruz ama ülkemiz dünyanın en önemli deprem kuşaklarından birinde yer almaktadır.
Değerli basın emekçileri,
İşte tüm bu gerçeklerin bilincinde olan, eşit ve özgür, yaşanası bir dünya sevdalısı üç fidanımızı, nükleersiz bir yaşam yolunda bir yıl önce kaybettik.
Onlar, geleceklerine sahip çıkıp, doğayı ve insan yaşamını savunan, ülkenin nükleer çöplük haline getirilmesine izin vermeyen,ne Sinop‘ta ne de başka yerde hayatlar solmasın diye, ülkenin hiçbir yerinde nükleer santral kurulmasını istemeyenlerdi.
Onlar, "nükleere inat yaşasın hayat" için hayatını verenlerdi.
Üzüntülerini yüreğimizde, duygu, düşünce ve ütopyalarını mücadelemizde yaşattığımız gençlerimizi, nükleersiz bir yaşam programıyla anıyoruz.
Nükleer karşıtlarının, TMMOB ye bağlı Odaların, demokratik kitle örgütleri ve sendikaların, siyasi parti temsilcilerinin, üniversitelerden öğrenci ve öğretim görevlilerinin, yol arkadaşlarının, kısaca aynı sevdayı paylaşan halkımızın katılımı ile gerçekleştireceğimiz etkinliklerimize basınımızı ve duyarlı tüm halkımızı davet ediyoruz.
NÜKLEER KARŞITI PLATFORM
Alintidir.
Murat Karaman
21-07-2007, 00:41
Nükleer santrallerin yeniden gündeme getirilmesi, ülkenin "enerji ihtiyacı"ndan değil, siyasal bir tercihten kaynaklanmaktadır.
Paylaşım için teşekkürler Mustafa..
Nükleer politikalara bende hayır diyorum.Başta Fırtına Deresi olmak üzere tüm nükleer pazarlıklara dur demenin zamanı geçiyor bile.
Oğuz Çapar
24-07-2007, 06:03
Yıllardır dioruz hayır,ama ülkemiz hükümeti kyotoyu bile imzalamıyor.A.B.D başta olmak üzere bu tür ülkeler dünyanın sonu gelince imzalasalar ne olacak ,iş işten geçmiş olacak.
Miray Esen
18-09-2007, 15:45
Çernobil faciasının üstünden 21 yıl geçmiş..
21 yıl sonra bilmem kaç milyon dolara çelikle kaplayacaklarmış nice hayatı mahveden santrali...5 yıl sürecekmiş kaplanması ve bu süreçte 100.000 insanın daha kanser olma ihtimali varmış!
peki ya 21 yıldır o faciadan etkilenen ve etkilenmeye devam edenler..
zararsız (!) çayları içenler..
temiz(!) toprağın mahsüllerini yiyenler..
o mis gibi(ydi) karadeniz havasını soluyanlar..
kanser olma riskiyle ve ölümle burun buruna yaşayanlar..
ölenler..
Murat Karaman
18-09-2007, 17:35
Çernobil faciasının üstünden 21 yıl geçmiş..
21 yıl sonra bilmem kaç milyon dolara çelikle kaplayacaklarmış nice hayatı mahveden santrali...5 yıl sürecekmiş kaplanması ve bu süreçte 100.000 insanın daha kanser olma ihtimali varmış!
peki ya 21 yıldır o faciadan etkilenen ve etkilenmeye devam edenler..
zararsız (!) çayları içenler..
temiz(!) toprağın mahsüllerini yiyenler..
o mis gibi(ydi) karadeniz havasını soluyanlar..
kanser olma riskiyle ve ölümle burun buruna yaşayanlar..
ölenler..
Tüm yaşananlar kader,nasip dediler..
Çernobil geride kaldı onlara göre oysa tehlike daha da yakında şimdilerde.Ermenistan nükleer tesislerini çalıştırmakta hala.Ve bizimkiler dünyanın en güzel coğrafyasına nükleer santral kurma çabasında.Fırtına Deresi bunun en bariz örneği..
Karadeniz artık daha kara..Ve adında ' AK ' olanlar,ne kadar anlar ki Kara'dan?
Murat Karaman
25-04-2008, 22:47
22.yılında Çernobil..
Malesef ki onunla yaşıtız ve onunla yaşıyoruz.Artık dursun,durmalı gözyaşları..
Erdi Tok
11-05-2008, 03:48
işallah düzelir bu durumlar,işllhh...
Ferdi Yüksel
11-05-2008, 03:49
Sanmıyorum düzelecegini...
Erdi Tok
24-06-2008, 03:57
umudumuzu yitirmeyelim olur da düzelir bir gün...
vBulletin v3.6.8, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.