PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İslam Çupi, mezarı başında anılıyor; "Peki, biz üzerimize düşeni yapacakmıyız?"


Ergun Sözen
06-02-2007, 14:53
İslam Çupi, mezarı başında anılıyor; "Peki, biz üzerimize düşeni yapacakmıyız?"


http://www.fenerbahce.org/pic_lib/islamcupi.jpg

Türk spor gazeteciliğinin unutulmaz kalemlerinden İslam Çupi, ölümünün 6. yılında yarın (07.02.2007) mezarı başında törenle anılacak Topkapı Maltepe Kabristanı'nda saat 11.00 'de yapılacak anma törenine, İslam Çupi'nin ailesi, yakınları ve kulübümüz yetkilileri katılacak.. 1932 yılında Arnavutluk'un başkenti Tiran'da doğan İslam Çupi, gazetecilik mesleğine günlük spor gazetesinde spor muhabiri olarak başladı.

Son Havadis, Türkiye Spor, Yeni İstanbul, Akşam, Tercüman ve Milliyet Gazeteleri'nde spor yazarı olarak çalışan İslam Çupi, evli ve bir çocuk babasıydı. Türkiye Spor Yazarları Derneği ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi, Sürekli Basın Kartı sahibi olan İslam Çupi, 6 Şubat 2001 tarihinde İstanbul'da hayatını kaybetmişti.



Türkiye spor basınında önemli bir yeri olan, fanatikçe değil, gönül bağıyla yazılar yazan, günümüzde pek çok spor yazarının örnek alması gereken, Fenerbahçe'yi ve Fenerbahçe büyüklüğünü yazılarıyla şiirselleştiren ve son olarak kulübümüz taraftından büyük vefa örneği gösterilip Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadındaki basın tribününe adı verilen Türk futbolunun islam abisi için bizde üzerimizde düşeni yapacakmıyız?..

Müsayit olan arkdaşlarımız hem 1907Ünifeb'i temsilen hemde şahsen mutlaka katılmalı diye düşünüyorum.

Saygılar.

Murat Karaman
06-02-2007, 15:15
Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz.
İSLAM ÇUPİ

Bu sözün büyüklüğü,güzelliği içinde FenerBahçe'ye bizleri aşık eden,tapar hale getiren,hayatlarımıza sarı ile lacivert'i hiç silinmemek üzere sokan ama her zaman dosttan,dostluktan yana olan kısacası özlenen o güzel insan,İslam Çupi nur içinde yatsın..

Saygıyla..

Aycan Yılmaz
06-02-2007, 15:55
Ergun haklı..
Orada olmamız gerektiğini düşünüyorum bende..

Keske İslam Çupi gibi yazarların sayısı parmakla gösterilir olmasa ülkemizde!!

Saygıyla anıyoruz.

Mete Kahvecioğlu
06-02-2007, 16:05
Gs yi 3-0 dan 4-3 yendiğimiz maçtan sonra yazdığı yazısından bir kesit;
Fenerbahçe yenilmez, bu formayla dalga geçilmez.

Sercan Tuna
06-02-2007, 16:28
Ruhun şad, mekanın cennet olsun İslam Baba...

Bu bir Fenerbahce destanidir.

Bu 4-3’luk kupa destanini goren yasi yirmilik Fenerbahce taraftari, bir 30 yil, Galatasaray-Fenerbahce rekabeti soz konusu oldugunda hep bu maci anlatacaktir, boburlenerek Fenerliligini hopurdeterek.
Ve Fenerbahceli su destan maca soyle bir kabadayilik asacaktir. “Biz onlara ilk yarida 3 gol avans verip, Galatasaray’i kupada pacavra ettik.”

Ne muthis ne uyunamaz bir kabus ilk devresi idi; Fenerbahce icin.
Baldirina cok iri bir bandaj gecirmis bir Oguz mac baslamadan once cimene pek nazli koydugu sol ayagi ile Fenerbahce icin sakatliktan sonra gelen bir mutluluk muydu, yoksa hic cozulmeyecek bir bilmece miydi?

Fenerbahce’nin mevsim basindan beri bir turlu klas ve emek disiplinine sokamadigi geri dortlu, Prekazi gibi umulmadik uzak goller vuran, Ugur gibi cok ters gol kontrataklari cikartan, Tanju gibi onsekiz disi ve ici hareketlerde esrarengiz file senaryolari yazan rakipler karsisinda, ne kadar basarili bir defans grafigi cizeceklerdi?

Mac basladiktan sonra goruldu ki, Oguz’un sol ayagi Tanri’dan kendisine verilmis bir sol ayak degil, sonradan takilmis bir tahta bacakti, sanki. En basit top kontrolunu yapamiyor, o sihirli ve rahat driplinglerine kisilik koyamiyor, oyunun Galatasaray orta sahasina dogru kacisini caresiz gozlerle seyrediyordu.
Oguz kaybolmustu, arkasindan Fenerbahce kaybedecekti belki de.
Cunku alabora olan Fenerbahce orta saha gemisinden sonra bu alanin gerisinde titrek bir filika gibi oynayan geri dortlu, giderek kabaran ve hasinlesen Galatasaray denizinin ustunde fazla canli olarak kalamayacakti.

Mac iri bir orkinos agi gibi oruluyordu, Fenerbahce’nin ustune. Cok iyi oynamaya basladigi zamanlar, eksantrik goruntulerle Galatasaray defansinin onleyemedigi gol pozisyonlari buldugu zamanlar, Deda’nin donmus dudugune teknik tavirlar koydugu zamanlar.
Ne oldu biliyor musunuz?
Fenerbahce, Galatasaray’dan 3 gol yedi.
Biri acemi savunma hareketli Ergin’in penaltisindan, ikincisi rakibe sunulmus ters bir kafa vurusundan, ucuncusu yan hakeme gore nizami TV yayinina gore ofsayt kritik bir hareketten.

Fenerbahce ile alay ediyordu; Galatasaray kale direkleri. 3-0 yenik bir Fenerbahce’nin Hasan’in ayagindan cikan volesi bile Galatasaray’in yan odunlarindan birisine vuruyordu.
Ne vardi 3-0’dan sonra Galatasaray galerisinde? Tribunlerin hepsinde, vatandas tribununde basin ve seref tribunlerinde ciklet yerine Fenerbahce’yi cigneyen alayli sapursupurlar ve rakibini kucumseyen dudak valsleri.
Avrupa kupasinda final hayali gorurken, kendi hayatini olduren, Turkiye Ligi’nde ise bu yil hic dogmamis Mustafa Denizli’nin ortalara cikip piste dikilip, kupanin hic olmazsa yerlisinde yeni bir final hayati aramasi ve bu hayati yakaladigina inanmasi, o kadar dogaldi ki.

Fakat o Galata kulesi dibi eski Yahudi kilikli eskiciye benzeyen, her mactan once guya Galatasaray’i isitan hamamci gorevini ustlenen o Alman kondisyoner pandomimcisi devre biterken , hangi top ilim ve irfanina siginarak eli ile Fenerbahce tribunlerine “Bes... Bes...” isareti yapiyordu.

O eli Fenerbahce lavabona sokar sonra.

Bitmemis bir macin, en tehlikeli yani “guven”in dozudur.
Mustafa Denizli ve takimi macin ikinci yarisina maci kazanmis ekip guveni icinde cikarken, kendi timinin bunyesine 5 yer degisikligi ile baska bir nefs ve hirs sokan Veselinovic’in Fener ihtarini, ne Galatasaray, ne de Mustafa Denizli ciddiye aldi. Herhalde kazandigini dusunen bir takim, kaybetmeyi dusunmeyen bir ekiple yarisirken, ne onun kadar inancli, ne onun kadar yirtici, ne onun kadar hirsli, ne onun kadar onurlu olabilir.

Bir metafizik gol atan Aykut kaybetmeyi dusunmuyordu. Ikinci devre boyunca Galatasaray yari sahasinda seytanin bolerosundan figurler yapan Ridvan kaybetmeyi dusunmuyordu. Galatasaray yari sahasinin sol tarafina hangi sari-kirmizi futbolcu gelmisse onlari ayaklarindan puskurttugu eterle bayiltan Hakan kaybetmeyi dusunmuyordu. Hele hele 90 dakikanin her dakikasinda, sahanin her yerinde Galatasaray takimi ile tek adammis gibisine mucadele eden, 3 muhtesem gol atan ve simdilerde “Turkiye’nin en iyi santrforu” fetvasini cikartan Hasan, kaybetmeyi hic mi hic dusunmuyordu.
Bu mac basit bir mac degil, Fenerbahce icin bir tarih macidir.
Belki Fenerli bir sair, ileride bu macin ustune soyle bir misra dusecektir:

FENERBAHCE YENILMEZ... BU FORMA ILE FAZLA DALGA GECILMEZ!

Islam CUPI
(4 Mayis 1989 / Milliyet Gazetesi) (http://groups.yahoo.com/group/sari-larcivert)

Doruk Sarıkaya
06-02-2007, 17:41
İslam Baba'nın yazısını okurken, Fenerbahçeliliğimle ve Fenerbahçe'mle tekrar tekrar gurur duyuyorum! kaleminin mürekkebini işine duyduğu saygıdan,gönlündeki sarı-lacivert aşkından alan bir yazar, şimdilerde para hırsıyla,kişiliksiz yazılar yazan yazarlara örnek olsun demek isterdim ama olmasın! çünkü islam çupi'nin yazıları kişiliği bozuk yazarlar'a örnek gösterilecek kadar değersiz değil! islam baba'Nın yazıları Fenerbahçe'ye gönülden bağlı olanlara kılavuz olsun ;)

Nur içinde Yat İslam Baba :agla:

Hakan Arıduru
06-02-2007, 19:49
Değerli büyüğümüz İSLAM ÇUPİ'yi saygıyla anıyorum o tüm Fenerbahçelilerin babasıydı bizim babamızdı...asla kimse onun gibi olamaz hiç kimse bizim kalbimizde onun yerini alamaz...

''Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğüdür,ne kupa büyüklüğüdür.Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte , adı konamaz.''

Onunda dediği gibi Fenerbahçemizin büyüklüğü hiçbirşeyle mukayese edilemez...

Mert Ürkmez
06-02-2007, 21:01
Toprağı bol olsun
Mekanı cennet olsun