PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : 1907 Ünifeb - Atatürk ilke ve inkılapları


Burçay Tiftikçi
17-04-2007, 19:46
1907 Ünifeb in tek bir siyasi yönü vardır , Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlılığıdır.Ayrıca 1907 Ünifeb te bu siyasi yönün aksi hiç bir şekilde kabul edilmeyecektir.

Eğer aramızda bu tip zihiniyete sahip olanlar varsa bu birlikte istenmiyorsunuz , bu birlik size göre değil , hiç zaman kaybetmeden bırakın gidin.

Biz Atatürk'ün ilke ve inkilaplarına sonuna kadar sahip çıkacağız , bu yolda ne gerekiyorsa yapacağız.İrticacılara ,Teröristlere karşı elimizden ne geliyorsa yapacağız.

1907 Ünifeb in görevlerinden biri budur bu yolda karşı görüşte bulunanlar lütfen , derhal terketsinler bu birliği.

Şubat 1933'te Bursa Ulucami'de toplanan 100 kadar irticacı camilerde Türkçe ezan okunmasına karşı bir ayaklanma girişiminde bulunurlar. Ayaklanma kısa sürede bastırılır. Atatürk Bursa'ya gider. Çekirge yolu üzerinde bulunan bir köşkte akşam yemeği yenildiği sırasında bir kişi Atatürk’e ayaklanmayla ilgili olarak şöyle diyecek olur: "Bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıta ve adliyeye olan güveninden ötürü..." Atatürk hemen konuşmakta olan kişinin sözünü keser ve aşağıdaki konuşmayı yapar:

Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek"
Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir."
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!
Mustafa Kemal Atatürk
Bursa, 5 Şubat 1933

Yiğit Arın
17-04-2007, 22:22
" - 1907 ÜNIFEB üyesi Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlıdır..."

1907 ÜNİFEB'in değerlerinden belki de en önemlisi. Her türlü siyasi görüşe saygılıyız tabii ki ancak bu konuda aksi düşünülemez.

Onur Aloğlu
17-04-2007, 22:24
Harika bir başlık. Teşekkürler.

Onur Vural
17-04-2007, 22:57
En son forumdaki siyasi içerikli yazılara cevaben açılmış bir başlık sanırım.

Çok yerinde olmuş teşekkürler.

Yeliz Özdemir
18-04-2007, 00:29
ünifeb misyon ve vizyonuyla öne çıkmıştır. siyasi hiçbir girişimi olamaz. dediğiniz gibi atatürk ilke ve inklapları doğrultusunda ilerliyoruz!

Fırat Kocadağ
18-04-2007, 00:39
Güzel bir başlık. Teşekkürler :)

Mert Çubukçu
18-04-2007, 12:56
1907 Ünifeb in tek bir siyasi yönü vardır , Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlılığıdır.Ayrıca 1907 Ünifeb te bu siyasi yönün aksi hiç bir şekilde kabul edilmeyecektir.

Eğer aramızda bu tip zihiniyete sahip olanlar varsa bu birlikte istenmiyorsunuz , bu birlik size göre değil , hiç zaman kaybetmeden bırakın gidin.

Biz Atatürk'ün ilke ve inkilaplarına sonuna kadar sahip çıkacağız , bu yolda ne gerekiyorsa yapacağız.İrticacılara ,Teröristlere karşı elimizden ne geliyorsa yapacağız.

1907 Ünifeb in görevlerinden biri budur bu yolda karşı görüşte bulunanlar lütfen , derhal terketsinler bu birliği.



bu cumleler yeterli sanırım buraya uye olan herkes icin.. tesekurler Burçay..

Merve Ocak
21-07-2007, 22:18
geride kalmaması gereken bir başlık!

Özlem Tuner
22-07-2007, 15:23
ATAM izindeyiz...

Oğuz Çapar
23-07-2007, 04:26
teşekkürler Burçay,Mustafa Kemal Atatürk ün 6 okunu siyasette kullanıp,pratikte ilkelerine sahip çıkamayanlar utansın..İzindeyiz ATAM.

Ceren Altun
23-07-2007, 14:52
Teşekkür ederiz Burçay, harika bir başlık olmuş. Her zaman her yerde ATATÜRK'ün izindeyiz, onun ilke ve inkılaplarına canı gönülden bağlıyız ve sonsuza kadar öyle olacağız. Kimse bunun aksini düşünmesin, düşünenler de gitsin kendine tutunacak bambaşka dallar arasın!!!!!!!!!!!

Arzu Şengül
23-07-2007, 15:09
harika başlık için teşekkürler Burçay...
sonsuza kadar ATAMızın izinde ilerleyeceğiz...

Şahin Bilir
23-07-2007, 18:44
Umarım 1907Ünifeb üyesi tüm arkadaşlarımız başlığa dikkat ederek bunu yaşamlarınada yansıtır ATAM İZİŞNDEYİZ!

Murat Karaman
23-07-2007, 19:33
Yaşasın Lozan..

24 Temmuz 1923'de imzalanan Lozan'ın 84.yılı kutlu olsun..

Oğuz Çapar
24-07-2007, 05:00
İsmet inönü oradaydı ve bir ülkenin kaderi çizilmişti..84.yılı kutlu olsun

Onur Aloğlu
24-07-2007, 08:31
Yaşasın Lozan, Yaşasın Misak-ı Milli !

Burçay Tiftikçi
24-07-2007, 10:07
Bu günün sabaahında bir vatan haini taksimdeki Türk bayragını indirmiş.O anda orada olmak isterdim.Polisler tarafından yakalanmış , çevredeki halk tarafından tepki görmüş..

Ceren Altun
24-07-2007, 12:28
Lozan Antlaşmasının Önemihttp://farabi.selcuk.edu.tr/suzep/images/turkdili/yukari.gif (http://farabi.selcuk.edu.tr/suzep/tarih/ders_notlari/bahar_yariyili/bolum_6/bolum06.html#us)


Lozan Andlaşmasının önemini anlamak için Osmanlı Devleti’nin yıkılışını, Anadolu’nun işgalini ve Sevr paçavrasını hatırlamak lazımdır. Lozan Andlaşması Türk milletinin bağımsızlığını geri getirerek, milletlerarası hukukta Türkiye Cumhuriyetinin tescilidir. Milli sınırlar içinde milli devletin dünyaya ilanıdır. Tam olarak gerçekleşmese de o günkü şartlar içinde Misak-ı Milli’nin büyük oranda gerçekleşmesidir. “Şark Meselesi” olarak Batı devletlerince adlandırılan ve Türklerin Anadolu’dan da atılmasını amaçlayan projeleri Lozan Antlaşması ile iflas etmiştir. Batı devletlerinin ve onların maşalarının Türkiye üzerine hesapları Lozan’dan sonra da günümüze kadar devam etmektedir. Bunları da gözönüne aldığımızda Lozan’ın önemli bir andlaşma olduğu ortaya çıkmaktadır.


Lozan Antlaşmasının Hükümlerihttp://farabi.selcuk.edu.tr/suzep/images/turkdili/yukari.gif (http://farabi.selcuk.edu.tr/suzep/tarih/ders_notlari/bahar_yariyili/bolum_6/bolum06.html#us)


Lozan Antlaşmasında sınırlar, boğazlar, kapitülasyonlar, Osmanlı Devletinin Borçları, azınlıklar konuları üzerinde anlaşmaya varılan hükümleri aşağıdaki şekilde tesbit edilmiştir.
1) Sınırlar
a- Suriye Sınırı: 20 Ekim 1921 tarihinde imzalanmış olan Ankara Antlaşması’nın hükümlerine göre kabul edildi.
b- Irak Sınırı: Musul meselesi ve Irak sınırı Lozan Konferansı’nda sonuçlanamadı. Türkiye-İngiltere arasında dokuz ay içinde sonuca bağlanmak üzere ertelendi.
c- Bulgaristan Sınırı: Karadeniz kıyısındaki Rezve Deresi ağzından başlayıp, Türk-Yunan sınırı olan Meriç nehrinin kesiştiği yere kadar olacaktır.
d- Yunanistan ve Adalar: Yunanistan ile Meriç nehri sınır olarak kabul edildi. Karaağaç savaş tazminatı olarak Türkiye’ye iade dildi. İmroz, Bozcaada ve Tavşan adaları Türkiye’de kalacaktı. Oniki Ada İtalya’da kaldı. Diğer Ege adaları Yunanistan’a bırakıldı.
2) Azınlıklar:
Türkiye’de yaşayan gayr-i müslim azınlıklara ayrıcalıklar verilmedi. Türk vatandaşı olan azınlıklar kanun önünde eşit olacaktı. Batı Trakya Türkleri ile İstanbul Rumları dışında kalan Türkler ve Rumlar karşılıklı mübadele edilecektir.
3) Kapitülasyonlar:
Kapitülasyonların her çeşidi (ekonomik, idarî, malî, adlî) kaldırıldı.
4) Borçlar:
Osmanlı Devletinin Kırım Harbiyle başlayan (1854) ve devleti iflasa götüren borçlarının Fransız Frangı olarak ödenmesi kabul edildi. (Türkiye kendi payına düşen borçlarını 1954 yılına kadar ödedi)
5) Boğazlar ve İstanbul’un Durumu:
Boğazlar savaş tehlikesi karşısında veya Türkiye’nin savaşa girmesi halinde silahlandırılacaktı. Boğazların her iki yakasında 15 km’lik bir bölge silahsız kalacaktı. Boğazların yönetimi “Boğazlar Komisyonu” adı verilen uluslararası bir komisyon tarafından sağlanacaktı. Savaş gemilerinin boğazlardan geçişi belirli esaslara bağlandı. Ticaret gemileri serbestçe geçiş yapabileceklerdi. Türkiye harbe girmiş ise tarafsız devletlerin gemileri boğazlardan geçebilecekti.
Andlaşmanın TBMM tarafından onaylanmasını takiben birbuçuk ay içinde İtilaf Devletleri İstanbul ve Boğazlar bölgesindeki kuvvetlerini çekerek ve Türkiye’yi terkedeceklerdir.
ALINTIDIR....

Ceren Altun
24-07-2007, 12:31
Bu günün sabaahında bir vatan haini taksimdeki Türk bayragını indirmiş.O anda orada olmak isterdim.Polisler tarafından yakalanmış , çevredeki halk tarafından tepki görmüş..

Ben de orada olmak isterdim. Bunu yapan vatan haininin afedersiniz ama suratına bir güzel ........mek isterdim:kizgin: :kizgin: Milletin en kıymetli varlığına kötü amaçlarla el süren bu kişiye ne yaptılar çok merak ediyorum, eminim ifadesini alır almaz serbest bırakmışlardır:kizgin:

Şahin Bilir
24-07-2007, 15:06
o hainlar her yerde artık 1923 ruhunu yaşatalım!!!!

Şükrü Güney
25-07-2007, 02:19
Cumhuriyet'in yılmaz bekçileriyiz..

Ertuğrul Bayındır
25-07-2007, 02:28
ne Mutlu TÜrkÜm Dİyene !!!

Şahin Bilir
27-07-2007, 19:33
gözümüz aydın!!! mevcut iktidarda anayasa profosörlerinden yeni milletvekili olan bir zat bugün sabah gazetesinde çıkan bir habere göre KEMALİZMin anayasadan çıkartılmasını önerdi!!!!

Onur Aloğlu
27-07-2007, 21:21
Atatürkçülük de neymiş, Kemalizm filan bunlar çok geçmişte kalan şeyler.. Müzelik oldu bu kafalar. O dönem için gerekliydi ama artık demokratik bir yapıya sahibiz. Herkesin özgürce fikrini söyleyebildiği bir meclisimiz var. Çıkarın artık at gözlüklerini, dünyaya açılın, genişletin kafaları, Piyasalar hassas bir denge içerisinde, ülkeyi Kemalizm ile gerip eknomik istikrarı ve dengeli piyasaları bozmayın. Yaşasın demokrasi.

Hatice Zobu
27-07-2007, 22:08
ATANIN yolunda olduğumuzu onun gibi Fenerbahçeli olarak belli edioruz zaten:) heryerde herzaman kanımızın son damlasına kadar:cool:

Sinan Bıçak
29-07-2007, 15:56
akşam karanlığında iş yapanlar sabah şafağında temizlenirler.

Onur Aloğlu
29-07-2007, 15:59
akşam karanlığında iş yapanlar sabah şafağında temizlenirler.


Bu kadar yürekten çağırma beni, bir gece ansızın gelebilirim. :)

Onur Aloğlu
29-07-2007, 16:01
AK Parti Mersin Milletvekili Prof. Dr. Zafer Üskül'ün, ''Kemalizm ya da başka bir ideoloji, Anayasa'da yer almamalı'' sözleri tartışılıyor. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), açıklamayı ''toplumsal gerginliklere yol açabilecek, talihsiz bir beyan'' olarak değerlendirdi.

Prof. Dr. Zafer Ükül, tartışma yaratan açıklamalarının arkasında. Üskül, "Kurucu ilkelere bağlı ama renksiz bir Anayasa olsun', söylediğim buydu. Bunda çok abartılacak fazla bir şey görmüyorum" dedi.

Zafer Üskül, ifadelerinin kişisel görüşlerini yansıttığını, konuyu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmediğini söyledi.

Üskül'ün açıklamalarına ise tepki sürüyor. Atatürkçü Düşünce Derneği, yazılı bir açıklama yaptı, "Zafer Üskül'ün ifadeleri toplumsal gerginliklere yol açabilecek talihsiz bir beyan" olarak değerlendirildi.

Açıklamada, "Kemalizm'e karşı olmak, bilime, toplum yaşamında kuralların bilimle belirlenmesine, yani laik toplum düzenine, Cumhuriyet'e, tam bağımsız ulus-devlet yapısına karşı olmak demektir" denildi.

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi de, Anayasa'nın demokratik ve özgürlükçü bir yapıya kavuşturulmasına destek vereceklerini söyledi ama ekledi.

Çelebi, "Uzun yılların birikimi olan kazanımların, Atatürk'ün önderliğinde gerçekleştirilen toplumsal devrimlerin savunuculğunu da yapacağız" dedi.

cnnturk

Şahin Bilir
29-07-2007, 16:09
Atatürkçülük de neymiş, Kemalizm filan bunlar çok geçmişte kalan şeyler.. Müzelik oldu bu kafalar. O dönem için gerekliydi ama artık demokratik bir yapıya sahibiz. Herkesin özgürce fikrini söyleyebildiği bir meclisimiz var. Çıkarın artık at gözlüklerini, dünyaya açılın, genişletin kafaları, Piyasalar hassas bir denge içerisinde, ülkeyi Kemalizm ile gerip eknomik istikrarı ve dengeli piyasaları bozmayın. Yaşasın demokrasi.
Mustafa Kemal olmasa idi ne demokrasi olurdu ne Fenerbahçe kalırdı ne de baban olurdu!!!!! yaşasın demokrasi imiş Mustafa Kemal'in gençliğe hitabesini oku demokrasi aşığı

Sinan Bıçak
29-07-2007, 16:56
Mustafa Kemal olmasa idi ne demokrasi olurdu ne Fenerbahçe kalırdı ne de baban olurdu!!!!! yaşasın demokrasi imiş Mustafa Kemal'in gençliğe hitabesini oku demokrasi aşığı

sazan gibi atlama...

Canberk Günaydın
29-07-2007, 17:25
Mustafa Kemal olmasa idi ne demokrasi olurdu ne Fenerbahçe kalırdı ne de baban olurdu!!!!! yaşasın demokrasi imiş Mustafa Kemal'in gençliğe hitabesini oku demokrasi aşığı

Biraz yavaş.

Bir daha oku ve tekrar yaz yorumunu.

Murat Karaman
29-07-2007, 21:52
Mustafa Kemal olmasa idi ne demokrasi olurdu ne Fenerbahçe kalırdı ne de baban olurdu!!!!! yaşasın demokrasi imiş Mustafa Kemal'in gençliğe hitabesini oku demokrasi aşığı
Sağa sola şunu oku,bunu oku diyeceğine önce sen yazılanları iyi oku..

Sedat Aydın
29-07-2007, 22:23
Sağa sola şunu oku,bunu oku diyeceğine önce sen yazılanları iyi oku..

Arkadaşlar hepimizin hassas olduğu bir konu Atatürkçülük.Hepimiz Atatürkçü Türkiye'nin yılmaz bekçileriyiz burada da sorun yok.Galiba Onur Aloğlu arkadaşımızın yazısında ironi vardı yani aslında yazdıkları kendi düşünceleri değildi sadece karşı çıktığı düşünceyi belirtmiş diye düşünüyorum.Ancak yazıda herhangi bir ironi belirtisi yok yani bir ünlem işareti veya :) işareti gibi.

Mesela bir sonraki mesajında arkadaşımız :) işaretini kullanarak bu fikirde olmadığını belirtmiş.Belli ki Şahin Bilir arkadaşımızın sözlerine anlam veremeyen arkadaşlarımız Onur Aloğlu arkadaşımızı iyi tanıyorlar ve onun Atatürk'çü kimliğinin farkındalar.

Fakat Şahin Bilir ve benim gibi Onur Aloğlu'nu tanımayan arkadaşlarımız var.Ve bunun ironi içeren bir mesaj olduğu gerçeğine ulaşamadık.

Ben de Şahin Bilir arkadaşımız gibi bu mesajı gördüğümde anlam veremedim web yöneticisine bu konuda yazı yazdım.

Lütfen bizi bu konuda bilgilendirir misiniz?Sonuçta bu grup tek yumruk olmak için kurulmuş bir grup.Gerçekten ironi var mı mesajda?

Ama Onur Aloğlu arkadaşımız ciddi olarak o yazıyı yazdıysa o başka bir tartışma konusu.

Saygılarımla

Fırat Kocadağ
29-07-2007, 22:45
Mustafa Kemal olmasa idi ne demokrasi olurdu ne Fenerbahçe kalırdı ne de baban olurdu!!!!! yaşasın demokrasi imiş Mustafa Kemal'in gençliğe hitabesini oku demokrasi aşığıİlginç bir tepki olmuş.
Biraz daha dikkat et bence Onur'un diğer yazılarını da oku

Merve Ocak
29-07-2007, 22:58
Bu sadece cidden kim inanır gibi bir şeydi. Keşke Onur'un yazdıklarını gerçekten düşünenler düşseydi;)
1907UNIFEB Değerleri:

Bu değerleri 1907UNIFEB'in bütün üyelerinin taşıması beklenir.

- 1907UNIFEB üyesi Fenerbahçe Spor Kulübü’ne karşılık beklemeksizin destek olmalı ve hizmet eder
- 1907UNIFEB üyesi Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlıdır
- 1907UNIFEB üyesi ülkesinin ve ulusunun çıkarlarını en üst düzeyde gözetir
- 1907UNIFEB üyesi taraftarı olduğu Fenerbahçe'ye ve içinde bulunduğu topluma karşı duyarlıdır
- 1907UNIFEB üyesi katılımcı ve üretkendir
- 1907UNIFEB üyesi üniversiteli olma sıfatına yakışan davranışlar sergiler
- 1907UNIFEB üyesi hayatın her alanında üyesi olduğu birliğimizi temsil ettiğinin bilincindedir

aksinin olması beklenemez ve inşallah da yoktur:)

Sinan Bıçak
29-07-2007, 22:58
demek ki günlük hayatta ironi yaparken gülmek lazım ya da önceden uyarmak lazım.

Onur Aloğlu
29-07-2007, 23:17
Tartışacağım ve kendimi savunacağım son şeydir sanırım Atatürk ve O' nun ilke ve devrimleri... Neticede bilen biliyor.

Herkesin herkesi tanıması böyle büyük bir ailede zaten mümkün değil. Ancak hepimiz belli kriterlerden yola çıkabiliriz. Örneğin bir başlıkta yazı yazmadan önce, kimler ne yazmış, yazısı alıntılanan arkadaş daha önce bu başlıkta yazmış mı, yazdıysa ne yazmış bunlara bakarak yola çıkabiliriz. Daha önce açtığım başlıklara, yazdıklarıma filan bakın demiyorum, bakmış olsanız zaten ne derecede ironik bir mesaj olduğunu anlardınız...

İroni yaparken belli bir ağız kullandım, sanırım bunda çok da başarılı oldum ki insanlar gerçek olduğunu sanmış, sorun değil. Herkes kendini bildiği sürece gerçekten problem yok.

Bir de son olarak başka birşey söyleyim. O yazıyı yazdım, 2 gün boyunca hiçbir tepki gelmedi. 1907 ÜNİFEB, Atatürk İlke ve Devrimlerine sözde değil özde bağlıdır. O mesaj ironik bir mesaj olmasaydı, cevabı saniyesinde verilir, kişi adı ne olursa olsun bu forumda gereken tepkiyi görürdü. Cezasını da çekerdi.

Duyarlı olmak güzel birşey... Lakin hedefi de tutturmak lazım. :)

Sevgiler.

Burçay Tiftikçi
30-07-2007, 11:03
http://www.youtube.com/watch?v=eg3hkWCnA8c&eurl=http%3A%2F%2F

ibretle izleyin

Burçay Tiftikçi
30-07-2007, 11:22
http://www.hurriyet.com.tr/secim/6987505.asp?gid=180

Daha neler göreceğiz..

Safa Arıkan
30-07-2007, 13:11
http://www.hurriyet.com.tr/secim/6987505.asp?gid=180

Daha neler göreceğiz..
Gerçekten daha neler göreceğiz...

Yabancı dilimiz Türkçe...Anayasada ne yazıyor biliyoruz;*

III. Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti
MADDE 3.– Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.



*http://www.anayasa.gen.tr/1982ay.htm

Merve Ocak
30-07-2007, 13:26
Bu adamlara dava açabilecek bir kurum yok mu ya?

Ceren Altun
30-07-2007, 15:11
Nasıl dava açmayı düşünüyorsun Mervecim, adamlar meclise girdi ötesi var mı, noolacak TÜRK milletinin hali diye düşünmeden edemiyo insan:( Gerçekten daha kimbilir neler göreceğiz:(:(:(

Merve Ocak
30-07-2007, 15:38
Nasıl dava açmayı düşünüyorsun Mervecim, adamlar meclise girdi ötesi var mı, noolacak TÜRK milletinin hali diye düşünmeden edemiyo insan:( Gerçekten daha kimbilir neler göreceğiz:(:(:(

Ha yok ben açamam zaten de(gücüm yetmez). Yani nasıl meclis bunu geçiştirebilir. Aklım almıyor.

Hakan Ateşler
30-07-2007, 15:48
ya zaten kadın hapisteyken bir anda meclise giriyor ve dokunulmazlık kazanıyor...ne denilebilir ki buna ?

Şahin Bilir
30-07-2007, 16:34
Sazan olmuşum bir sürü tepki almışım beni uyaranlar yazılanları okusun demişler evet ben çoğunuzu bilmiyorum ben bu oluşuma ÇIKARSIZ OLDUĞU İÇİN ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARININ SAVUNULDUĞU İÇİN GİRDİM o yazıyı kim yazarsa yazsın tepkim aynı olurdu madem hepimiz Atatürkçüyüz o zaman bunu belirtelim olaylar karşısında tepkisiz kalmayalım bana yazılanları oku diyenlerde -belki zahmet olacak- benim yazdıklarımı bir okusun!

Merve Ocak
30-07-2007, 16:39
Sazan olmuşum bir sürü tepki almışım beni uyaranlar yazılanları okusun demişler evet ben çoğunuzu bilmiyorum ben bu oluşuma ÇIKARSIZ OLDUĞU İÇİN ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARININ SAVUNULDUĞU İÇİN GİRDİM o yazıyı kim yazarsa yazsın tepkim aynı olurdu madem hepimiz Atatürkçüyüz o zaman bunu belirtelim olaylar karşısında tepkisiz kalmayalım bana yazılanları oku diyenlerde -belki zahmet olacak- benim yazdıklarımı bir okusun!

kimse sana savunduğun düşüncenin yanlış olduğunu söylemedi. Sadece üslubun yanlıştı.

Şahin Bilir
30-07-2007, 16:45
kimse sana savunduğun düşüncenin yanlış olduğunu söylemedi. Sadece üslubun yanlıştı.
uslubumun yanlış olduğuna katılmıyorum bu konuda madem hassas bir oluşumuz ki özellikle bu devirde o zaman tepkilerin ya da yorumların gerektiği şekilde yapılması lazım(sazan...) bu konuda birine laf söyletmek ve tepkisiz kalmak sazanlık değilse ben her zaman her şekilde bir SAZAN olarak değerlendirileceğim demektir.

Çağlar Çağatay
30-07-2007, 16:56
Bir hesap sorulcaksa düşüncesi ve art niyeti belli olan piyonları meclise gönderenlere sorulmalı...Ana fikirleri olmasını umarken üstü tozlanmış kitap gibi bir köşeye atmaya çalıştıkları Kemalizm...yazık ki bazı şeyler değişecek gibi gözüküyor ama zikirde değiştirmeyi umanlar fikirlere nasıl karışacaklar bakalım...Teşekkürler Burçay bazı şeylerin altını çizdiğin için.

Onur Aloğlu
30-07-2007, 19:32
uslubumun yanlış olduğuna katılmıyorum bu konuda madem hassas bir oluşumuz ki özellikle bu devirde o zaman tepkilerin ya da yorumların gerektiği şekilde yapılması lazım(sazan...) bu konuda birine laf söyletmek ve tepkisiz kalmak sazanlık değilse ben her zaman her şekilde bir SAZAN olarak değerlendirileceğim demektir.

Güzel arkadaşım, canım kardeşim yanlış anlamışsın arka sayfaları okumamışsın, ondan sazan demişler... Doğru bildiğini savunduğun için değil, hedefi yanlış seçtiğin için...

Daha fazla uzamasının ne sana ne de bu konuya faydası yok. Yazdık işte herkes kendini biliyor..

Bunları tartışacağımıza Anayasa' nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddelerinin altını oymak isteyenlere herhangi bir hukuki yaptırımın neden uygulanamadığın konuşalım.

Bildiğim kadarıyla bu konu muğlak. Yani değiştirilmesi teklif dahi edilemez deniyor ama değiştirmek isteyene şu maddeye göre şu uygulanır denmiyor.

Yanlışsa düzeltin lütfen.

Hakan Ateşler
30-07-2007, 19:52
abi bu nedir yaa yavaş yavaş altımızı kazıyorlar? belki biz değila am çocuklarımızın nasıl bir Türkiye göreceğinden şüpheliyim ve korkuyorum açıkçası.şimdi kemalizm tartışılıyor(sadeece tartışılıyor) yarın başka şeyler yavaş yavaş uygulamaya konacak. inanç denecek, özgürlük su bu denecek ve bu halk bu tuzağa düşmeye çekiliyor. her sey yavas yavas ilerliyor...

Sinan Bıçak
30-07-2007, 20:08
Derin düşünmek gerekiyor...

Ozan Çetinkaya
30-07-2007, 21:05
http://www.youtube.com/watch?v=jKaO_dyKIpA&mode=related&search=

tek tek sıralandıgı zaman durumun ciddiyeti daha da anlaşılıyor

Onur Bilgin
30-07-2007, 21:13
bu günler umarım gördüğümüz-göreceğimiz en kötü günler olsun diyecem ama !!!

Merve Ocak
30-07-2007, 21:58
Pek sanmıyorum en kötü günler olduğunu. Anayasayı değiştirmek için mecliste yeterince koltuğa sahipler. Veto zaten olmayacak cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra. Halk oylaması yapılsa yine kazanırlar aksi olsa bu kadar oy alamazlardı. Yargı ve YAŞ belki ama onu da engellemenin bir yolunu bulacaklardır. İnşallah ben yanılıyorumdur ama bizleri çok kötü günler bekliyor:(

Ozan Çetinkaya
31-07-2007, 00:42
inşallah yanılıyorsundur merve

Onur Aloğlu
31-07-2007, 12:33
Dün Genelkurmay Başkanımızın açıklamasını dinlediniz mi?Söylediklerini kelimesi kelimesine hatırlamıyorum ama genel olarak askerlerin fikrini değiştirmediğini,27 Nisan'da söylediklerinin arkasında olduğunu belirtti.Terörist dolu Meclisimiz inşallah suyu kaynatma çabalarına bir nokta koyar.Yok Anayasa'yı değiştireceklermiş,Atatürkçülük çıkarılacakmış..Atatürkçülüğün çıkarılmasını söyleyen,AKP'nin meşhur Anayasa Hukukçusu milletvekilinin doktora çalışması da Türkiye'deki Ticaret Odaları.:D Anayasa'yla daha bağlantısını kuramadım ama mutlaka çözeceğim.:D

Atatürk Karşıtı Parti' nin kadrolarını incelediğimiz zaman içlerinde Zafer Üskül gibi niceleri çıkıyor karşımıza...

Bir tek makalesi olmayan, kitap yazmayan, başkalarının yazdığı kitaplarla profesör olan ve gerine gerine Türkiye' nin tek uluslararası hukukçusu benim diyerek dolaşan insanlar da var.

Tunay Aygün
31-07-2007, 13:10
sabrımızı taşırdıkları takdirde onları bir kaşık suda boğabilecek gücümüz olduğunu görecekler

Şahin Bilir
31-07-2007, 18:07
1907 ÜNİFEB bu konudaki duyarlılığını yasal çerçeveler dışına çıkmadan göstermeli.Nasıl mı? Okullarımızda imza kampanyaları ya da 1907ÜNİFEB ailesinin önderliğinde yapılacak bir yürüyüş, basın yayın yolu ile Mustafa Kemal gençleri olduğumuzu dosta düşmana göstermeliyiz.Bir şeylerin farkında olmak yetmiyor.Farkında olduklarımızı çevremize yansıtmadıktan sonra ve tepkisiz göründükten sonra bu sadece kötü emelleri olanların ekmeğine yağ sürmek gibi bir şey oluyor.Mesela ürünlerimizde ATA'mızın resimleri bayrağımızın olması birilerini çok rahatsız edecektir.

Sinan Bıçak
31-07-2007, 21:15
1907 ÜNİFEB bu konudaki duyarlılığını yasal çerçeveler dışına çıkmadan göstermeli.Nasıl mı? Okullarımızda imza kampanyaları ya da 1907ÜNİFEB ailesinin önderliğinde yapılacak bir yürüyüş, basın yayın yolu ile Mustafa Kemal gençleri olduğumuzu dosta düşmana göstermeliyiz.Bir şeylerin farkında olmak yetmiyor.Farkında olduklarımızı çevremize yansıtmadıktan sonra ve tepkisiz göründükten sonra bu sadece kötü emelleri olanların ekmeğine yağ sürmek gibi bir şey oluyor.Mesela ürünlerimizde ATA'mızın resimleri bayrağımızın olması birilerini çok rahatsız edecektir.

milyonlar yürüdü tınlamadılar sen yürü belki tınlarlar...

Merve Ocak
31-07-2007, 21:51
1907 ÜNİFEB siyasi bir örgüt değildir. En fazla yapacağı pankartlarla buna tepkisini gösterebilir. Yürüyüş biraz bizi aşar diye düşünüyorum. Ki Sinan'ın belirttiği de çok doğru. Tabii bunlar benim düşüncelerim, en iyisini 1907 ÜNİFEB'deki büyüklerimiz bilir.

Şahin Bilir
01-08-2007, 17:32
milyonlar yürüdü tınlamadılar sen yürü belki tınlarlar...
milyonlar tınlanmasa idi cumhuriyete ve laik düzene karşı olan ve bunu ifade etmekten çekinmeyen muhteremlerden biri bugün Atatürk'ün makamaında idi.Bende yürümüştüm gerekirse yine yürürüm gocunmam.

Sinan Bıçak
01-08-2007, 19:55
milyonlar tınlanmasa idi cumhuriyete ve laik düzene karşı olan ve bunu ifade etmekten çekinmeyen muhteremlerden biri bugün Atatürk'ün makamaında idi.Bende yürümüştüm gerekirse yine yürürüm gocunmam.

çıkmayacak yani o makama inanıyor musun?

Ömer Yağanoğlu
01-08-2007, 20:04
siyaset konuşmayı ne kadar çok seviyorsunuz ben de çok seviyorum ama burda dile getirmiyorum arkadaşlarımla beraber reel bir ortamda paylaşmayı yeğliyorum

konu başlığı başka şey gene yok hükümet yok iktidar yok partilere gitmiş konu burası siyaset konuşulacak yer değil diye düşünüyorum

Şahin Bilir
02-08-2007, 13:22
çıkmayacak yani o makama inanıyor musun?
çıkabilir ama uzun süreli kalbileceğini sanmıyorum

Burçay Tiftikçi
02-08-2007, 13:23
Halkımız bu kadar cahil , bu kadar balık hafızalı olduktan sonra bu ülkede herşey olabilir..

Şahin Bilir
02-08-2007, 13:25
siyaset konuşmayı ne kadar çok seviyorsunuz ben de çok seviyorum ama burda dile getirmiyorum arkadaşlarımla beraber reel bir ortamda paylaşmayı yeğliyorum

konu başlığı başka şey gene yok hükümet yok iktidar yok partilere gitmiş konu burası siyaset konuşulacak yer değil diye düşünüyorum
siyaset değil Ünifeb'in amaçları arasında yer alan Atatürk ilke ve inkılaplarının korunmasına yönelik düşünceler dile getiriliyor diye düşünüyorum.

Amir Özkul
04-08-2007, 20:32
Derin düşünmek gerekiyor...

Sessiz ve derinden...

Fırat Kocadağ
05-08-2007, 14:29
BİR TÜRK GENCİNİN ATA YA HİTABESİ!!!
Sevgili Atam! Sana bu hitabeyi 34 yaşına girmiş, Gelecek güzel günlerden çoktan umut kesmiş, Temel eğitimini tamamlamış, ve ancak şimdilerde seni tanıyabilmeye başlayan, Türk istikbalinin evlatlarından biri olarak yazıyorum.
Seni ilk gördüğüm günü dün gibi hatırlarım. Miniciktim. Elimde beslenme çantam, önlüğümün cebinde annemin sevgisi, sınıfımda bilim öğrenecektim. Karatahtanın dört parmak üzerine ortalanmış çerçevenin içinden bana bakıyordun. Bakışların keskindi. ABC den sonra ilk öğrendiğimdin; Gazi Mustafa Kemal din. Çocuktum...Bana, bize, tüm dünya çocuklarına bayram armağan etmiştin. Armağanını, uygun adım sol-sağ-sol, Sol-sağ-sol kutladık... Kaçımızın ayağı su toplamıştı, kaçımız bayılmıştık... Biz bayramlarda ağlayan çocuklardık.(Ne zaman salıncakta sallanan fotoğrafını görsem, geçen 23 Nisan lara yanarım.) İlkokul birdim. Ortaokul ve lisede de hep seni anlattılar bana...Dünyaya ancak yüz yılda bir gelen dahiydin...Şahin bakışların vardı, hürriyete aşıktın...En azılı düşmanlarına karşı bile merhametliydin, ama savaş meydanlarında karşında kimse duramazdı. Aslandın, kaplandın, kartaldın, panterdin...Özgür geleceklere açılan pencereydin. Sözün özü benim sevgili atam; Kodumu oturtan milli eğiticiler böyle anlatmışlardı.

Beni milli bir şekilde eğitenler, Failatün, failatün, failatün, failün ölçü sistemini, Niagara Şelalesinin yükseklik ve debisini, Yes,it is a pencil demesini, Deli İbrahim in küpesini, bir bir kafama yerleştirdiler de; bana senin insan yönünü anlatmadılar. sigara tiryakisi olduğunu, rakı içtiğini, aşık olduğunu, evlendiğini, boşandığını, kim bilir kaç geceler savaş meydanlarında ölenlere bakıp, için için ağladığını, özlemlerini, hasretlerini, geleceği kazanmaya dair fikirlerini, anlatmadılar.

Bir yandan; heykellerini diktik, dağa-taşa silüetlerini çizdik, her kitaba, her yazıya mutlaka senden alıntılar yerleştirdik. Bir yandan; her işin kolayına kaçtık, ticarette kazık attık, üretim yerine kopyaladık, bilim adamlarını sindirdik, aydınları yargıladık, yoktan yere nice vatan hainleri ürettik, çoktan yere nice amaçsız gençler yetistirdik.

Senin arkana saklanmak en kolay isti biz bu sayede cok secimler kazandik ilkelerini lafta biraktik hicbirinin geregini yerine getirmedik,sen köylüyü milletin efendisi ilan ettin biz degil köylüyü halki bile unuttuk,sen gereken herseyi yapmistin zaten bizim birsey yapmamiza gerek yoktu,biz sadece senin askerlerin oldugumuzu söyledik,hepte söylüyoruz biz, atatürk'cüyüz biz kemalistiz,baska birsey yapmak aklimiza gelmedi gelmezde.simdilerde iyi konusuyor iyi edebiyat yapiyoruz adam ati almis üsküdari geciyor ama olsun kadiköye kadi olalim yeter.

Zeki, çevik ve aynı zamanda düzenciydik. Eğitimi siyasete kurban verdik, ekonomiyi siyasete kurban verdik, aydınlık olması gereken gelecekleri siyasete kurban verdik. Varlığımız siyasi emellere armağan oldu...

Benim biricik Atam; Biz Demokles in kılıcını sapından değil keskin yanından tutmayı marifet bildik. Sözün özü sevgili Atam senin ruhunu gıdım gıdım içtik, Tükettik...Tükettik...Tükettik...Dedemden babama, babamdan bana politikacı tabiriyle "enkaz devralmış" bulunmaktayız. Bu gidişle biz, çocuklarımıza devredecek enkaz bile bulamayacağız...

Türktük, doğruyduk, çalışkanlığımız şüpheli; Birinci vazifemiz; Türk istiklalini ve Türk Cumhuriyetini İlelebet muhafaza ve müdafaa etmek, Ülkümüz; Yükselmek, ileri gitmekti...Uzun bir yoldu...Yorucu ve yıpratıcıydı...Adidaslarımız eskidi, McDonalds ta mola verdik. Belki de "Bir Türk dünyaya bedeldir" deyişini biz "Her Türk dünyaya bedeldir" anladığımız için emanetini, 1 milyon beş yüz seksen bin kat küçültmeyi becerdik... Verdiğin en önemli görev: Bu ahval ve şerait içinde dahi vazifem Türk istiklalini ve cumhuriyetini İlelebet muhafaza ve müdafaa etmektir, bilirim. Muhtaç olduğum kudretin, sana güvenimde mevcut olduğunu belirtir, ellerinden hasretle öperim...
-----------------------------------------------------------------------------
YER: TÜRKİYE YIL: 1938 SAAT: 09.05 ATATÜRK ÖLÜYOR. ARADAN ONLARCA YIL GEÇİYOR YIL: 2007 ATATÜRK TEKRAR DÜNYAYA GELİYOR...DOĞRU MECLİSE GİDİYOR, MEMLEKET NASIL YÖNETİLİYOR GÖRMEK İÇİN, MECLİS KAPISINDA CUMHURBAŞKANI, BAŞBAKAN, DEVLET BAKANLARI KARŞILIYORLAR. SALONDA EN ÖNE OTURTUYORLAR VE O GÜNKÜ ÜLKE SORULARI TARTIŞILIYOR...OTURUM BİTİYOR, ATATÜRK Ü MECLİS LOKANTASINA GÖTÜRÜYORLAR, YEMEKTEN SONRA OTELE GÖTÜRÜP YATIRIYORLAR....ERTESİ SABAH OTELDEN ALMAYA GİDİYORLAR, ATATÜRK ÜN ODASI BOMBOŞ..!! VE MASANIN ÜZERİNDE BİR KAĞIDA YAZILMIŞ ŞU SÖZLER VAR: "EFENDİLER...BEN İSTANBULA GİDİYORUM, ORADAN BİR VAPURA BİNİP TEKRAR SAMSUNA ÇIKACAĞIM. ÇÜNKÜ, BU ÜLKENİN BİR KURTULUŞ SAVAŞINA DAHA İHTİYACI VAR..."
Yazan insan durumu yeterince güzel özetlemiş:(

Gokhan Dinar
05-08-2007, 15:35
arkadaşlar yazılanların hepsini okudum herkes çok duyarlı ve çok önemli tespitlerde bulunmuş bu oluşumda bulunmaktan birkez daha onur duydum.benimde söylemek istdeğim bikaç şey var tabiki bu ülkeyi bölmek için terörist oluşumlarda bulunan ve bundan dolayı hapiste olan birinin yüce meclisimize girmesinin hiçbir mantığa sığmadığı düşüncesindeyim bu vatan evlatlarının katillerinin siyasi uzantıları olan kişiler bu ülkeye ne katar o kişiler milletin vekili olamyı hak etmiyor bence her nekadar şeçilselerde ben bunu yediremiyorum o kişi umarım tekrardan çıktığı yere en kısa sürede geri girer.bu ülke sahipsiz değil ve ulu önderimiz atatürkün yolunda ilerliyen bizim gibi bir çok vatan evladı var bizler var oldukça türkiyemize zarar veremezler yeterki biz bunun farkında olalım demek istediğim hepimiz ilerde bir şekilde bu ülkeye hizmet etcez kimimiz öğretmen kimimiz avukat vb.yeterki aklımızda bir tek ülkemizi atatürk ilke ve inkilapları çerçevesinde kalkındırma fikri olsun.bizler bu ülkeyi seviyoruz bayrağımızı vatanımızı herşeyimizi.ben ülkemizin geleceğini bizim gibi atatürkçü vatanını bayrağını seven değerlerine sahip çıkan gençler olduğu sürece aydınlık görüyorum hernekadarda şu an olumsuz şeyler olsada bu ülke nelerle başa çıkmadıki bunlarıda atlatırız.yeter ki isteyelim ve uğraşalım saygılar...

Şahin Bilir
07-08-2007, 19:16
Gökhan güzel bir yazı yazmış.İnancımızı yitirmeden tehlikenin farkında olarak hareket edelim.Her gün kalkan şehit cenazeleri, teröristlerin devletin cankurtaranları ile taşınması artık son bulmalı.Varlığımızın farkına varmalı fark etmesi gerekenler!!!!!

Onur Aloğlu
14-08-2007, 14:10
Gün olur, devran döner...

Onur Aloğlu
14-08-2007, 21:54
Atatürk İlkelerine,Altı Ok'a nasıl sahip çıkılıyor hep birlikte görelim:

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/7080165.asp?yazarid=5&gid=61&a=591944

Ve Emin Çölaşan' ın Hürriyet Gazetesi' ndeki görevine son verildi.

Yetmez, Bekir Coşkun' u da kovun...

Bundan böyle bir tarafta Ali Kemal' ler bir tarafta Hasan Tahsin' ler.

Gün olur, devran döner...

Büşra Turna
15-08-2007, 01:37
olmaz mı? devlette var, laiklik de var! hele ki düşünce-ifade özgürlüğü...

Tunay Aygün
15-08-2007, 10:38
dün Emin Çölaşan'ın yazını hayretle okumuştum.. Bugünde kovulduğunu öğrenince bidaha hürriyet almamaya yemin ettim..
Cumhuriyete "Dinsizlik, Halk Düşmanlığı, Fahişelik-İbnelik, Ayyaşlık-Hırsızlık, Batıcılık-Hayvanlık, Vatan Hainliği" diyen bu kişiler inşallah bu hayatta bir gün karşıma çıkar.. Dini kullanmayı çok iyi biliyorlar, birde kafalarını kullanmayı deneseler hiç fena olmaz :kizgin: :kizgin: :kizgin:

Hakan Ateşler
15-08-2007, 11:13
yavaş yavaş dinci oluoruz. onur kardeşim gün gelir devran döner demiş ama devran ters tarafa dönmeye başlıor. emin çölaşan'ın işine son veriliyor sen misin akp karşıtı... sabah zaten olmuş ak gazete, milliyet de ööle oldu. cumhurbaşkanı gül oluyor. her tarafı dini istismar her tarafı türban(başörtüsü değil) her tarafı Atatürk ve laikliğe karşı söz olan bir insan. milletvekilliğini bıraksa bin tane dava açılack ama adam cumhurbaşkanı oluyor!!başbakan da tayyip oohh ne güzel hayat. çok ciddi sorunlar ve krizler ülkeyi bekliyor. ama bu halk bunu hakediyor yüzde46 oy verirsen olacaklara da hazırsın demektir.

Işıl Şakraker
15-08-2007, 11:18
Bunu söylemek insana nası acı veriyo nası kahrediyo anlatamam ama

galiba Büyük Atatürk, yanlış milleti kurtarmış............... şu anki ülkemizle O'nun gibi birinin soyundan gelmeyi hak etmiyoruz..

Hakan Ateşler
15-08-2007, 11:36
kimse beni yanlış anlamasın ama laik modern gençlik denilen gençlik bizi bu duruma getrdi. hiç çalışmadık, nası olsa ordu var dedik. adamlar başa geldiğinde ordu göreve die pankartlar açıldı mitinglerde. üniverstelerde dershanelerde bizim gençliğimiz futboldan arabalardan son çıkan cep telefonlarından piyasa yapmaktan bahsediyor. onlar ise tabiri caizse köpek gibi çalışıyorlar. parasızlık yağmur çamur demeden çalışıyorlar. imam hatipliler her össde full çekiyor, hayatlarından her seylerinden feragat edip idealleri için çalışıyorlar. biz ise Atatürk'ün mirasını yedik bitirdik. buraya kadar işte. başbakan oldular, cumhurbaşkanı olacaklar(ordunun başı)... bunlar bööle başlar yavaş yavaş. bizler o insanları hep dışladık onları bizim safımıza cekmek yerine hep "onlardan" gördük. ama akp ne yaptı? bizimkilere "onlar" demedi bizimkileri içine kattı, ve laik kesimden bile oy aldı. güneydoğudan oy aldı, mhp den bile oy aldı... biz ise kendimizi bi halt zannedip dışladık ve sonunda onlar kalabalık oldu biz azınlık...olayın özeti budur.

Tunay Aygün
15-08-2007, 12:07
Biz azınlık olduk diye birşey yok! Halk rejimine karşı, Atatürk'üne karşı bi tehdit görürse indirmesini bilir.. Bu kadar oy aldı, 2 kişiden biri akp'ye oy attı derseniz, bende size chp'nin başında sarıgül varken, anavatanla da dyp adam gibi birleşseydi akp kaç alırdı derim.. yani olay tamamen bizim siyasaetçilerimizin memleketi malum kişilere hediye etmesidir.. tabi emin çölaşanın dünki yazısındaki terbiyesizleri tamamen akp'ye bağlamak mümkün değil.ama güç aldıkları, cesaret aldıkları yer kendi görüşlerine yakın kişilerin başta olması.. Sayıca çok azlar, ama sesleri yankılandığı için ve yankılanmasına izin verildiği için çok zannediyoruz..

Hakan Ateşler
15-08-2007, 12:09
umarım dediğin gibidir abi, göründüklerinden daha azdırlar umarım.

Şahin Bilir
15-08-2007, 21:29
insanları susturmak kolay ama imkansız olan düşünceleri yok etmektir! Çölaşan'ın düşüncelerine de son verebilecek mi a.doğan?

Recep Yüce
16-08-2007, 12:35
Niye burada biz onlar şeklinde hitaplar kullanılıyor, anlayabilmiş değilim. biz Türk milleti olarak bölünmüş bir toplum değilim, imam hatipliler den liseliler gibi bir ayrımı kesinlikle kabul etmiyorum. Baş örtüsüyle irticayı aynı kefeye koyanları kınıyorum, tıpkı çıplaklıkla modernliğin doğru orantılı olduğunu gösterenler gibi. Bu ülkenin yarısı bir partiye oy attı diye diğer yarısını silmesi düşünülemez, buna tepki anında gelir zaten. Bu tepkide o partiye oy atan topluluğunda yarısından fazlası katılır eminim. Ama bu zıtlık kutuplara çekilme bence doğru değil.

Burada laikliği savunuyorum diye bağırmayıda doğru bulmuyorum. Hepimiz Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlıyız. Bu millet bir bütün olarak kurtuluş Savaşı'nı kazandı, bu şekilde ilerlemeliyiz. "Onlar" diye bahsettiğiniz ve tehdit olarak görülen kişilerinde eminim ki dedeleri Çanakkale'de, Sakarya'da şehit düşmüştür. Kalkıp bu kişileri düşman gibi görmek anca ülkeyi bölmek anlamına gelir, kaş yaparken göz çıkar gibi geliyor bana.

Işıl Şakraker
21-08-2007, 11:50
Bu sefer de Bekir Coşkun'a saldırıyolar

http://www.milliyet.com.tr/2007/08/21/son/sonsiy03.asp


bigün bırakıp gitmek zorunda kalır mıyız acaba memleketi? :(

İlhan Gül
21-08-2007, 13:46
bir ülkede her dine hosgoru var dersek o dını savunan ve o dını gereklı olan vacıbelerını anayasal duzen ıcınde ve ulke butunlugu ve bolunmezlıgı cercevesınde yerıne getırıyorsa bız o ınsanlara karısamyız.. bı kere benım anlayamadıgım avrupa bızım cumhurbaskanı adayımızın eşinın tercıhlerıne kadar karısabılıyor bu ne demekdır ben senın ıc ıslerıne karısıyorum demektır.. cumhurbaskanı adayı sayın A.Gül ün eşinın tercıhlerı kımı kesımlerın hosuna gıtmeyebılr ama yapıcak bırsey yok bızım ulkemızı cumhurbaskanımızın esı degıl kendısı yonetıyor.. secımden once abdullah gule karsı olanlar secımıde fırsat bılerek laıklık mıtınglerı yaptılar eee abdullah gul sımdıde aday neden sımdı mıtıngler duzenlenmıyor laıklık elden gıdecek dıye yapamıyorlar cunku halk tepkısını gosterdı bu mıtınglere halkımız laıklıgıde koruyor kendı dınıne de sahıp cıkıyor.. bır cumhurbaskanının esı turbanlı dıye bu ulkede laıklık zedelenmez muhalefetlık gorevlerını duzgun yapsalardı secımde yuksek oy alıp parlementoda kendı adaylarını gosterdıklerde de kımse sesını cıkarmaycakdı... bu ulkede herkesın bır tercıhı olabılır herkesın kendı tercıhlerıne saygı duymalıyız..

İlhan Gül
21-08-2007, 13:49
Bu sefer de Bekir Coşkun'a saldırıyolar

http://www.milliyet.com.tr/2007/08/21/son/sonsiy03.asp


bigün bırakıp gitmek zorunda kalır mıyız acaba memleketi? :(
bu ulkenın basında kı basbakan da benım basbakanımdır bu ulkedekı cumhurbaskanı da benım cumhurbaskanımdır
cumhurbaskanına tepkı gosterılebılr ancak bunu yazı dızısınde oldugu gıbı yanlıs cumleler kullanarak yapmak yanlıs sonuclar doğurabılır bence ...

Ertuğrul Bayındır
21-08-2007, 15:00
bir ülkede her dine hosgoru var dersek o dını savunan ve o dını gereklı olan vacıbelerını anayasal duzen ıcınde ve ulke butunlugu ve bolunmezlıgı cercevesınde yerıne getırıyorsa bız o ınsanlara karısamyız.. bı kere benım anlayamadıgım avrupa bızım cumhurbaskanı adayımızın eşinın tercıhlerıne kadar karısabılıyor bu ne demekdır ben senın ıc ıslerıne karısıyorum demektır.. cumhurbaskanı adayı sayın A.Gül ün eşinın tercıhlerı kımı kesımlerın hosuna gıtmeyebılr ama yapıcak bırsey yok bızım ulkemızı cumhurbaskanımızın esı degıl kendısı yonetıyor.. secımden once abdullah gule karsı olanlar secımıde fırsat bılerek laıklık mıtınglerı yaptılar eee abdullah gul sımdıde aday neden sımdı mıtıngler duzenlenmıyor laıklık elden gıdecek dıye yapamıyorlar cunku halk tepkısını gosterdı bu mıtınglere halkımız laıklıgıde koruyor kendı dınıne de sahıp cıkıyor.. bır cumhurbaskanının esı turbanlı dıye bu ulkede laıklık zedelenmez muhalefetlık gorevlerını duzgun yapsalardı secımde yuksek oy alıp parlementoda kendı adaylarını gosterdıklerde de kımse sesını cıkarmaycakdı... bu ulkede herkesın bır tercıhı olabılır herkesın kendı tercıhlerıne saygı duymalıyız..
kardeşim büyüksün ya yazdıklarının her satırına katılıyorum eklencekte başka bişey bulamıyorum..eline sağlık !! ;)

Hakan Ateşler
21-08-2007, 15:21
bir ülkede her dine hosgoru var dersek o dını savunan ve o dını gereklı olan vacıbelerını anayasal duzen ıcınde ve ulke butunlugu ve bolunmezlıgı cercevesınde yerıne getırıyorsa bız o ınsanlara karısamyız.. bı kere benım anlayamadıgım avrupa bızım cumhurbaskanı adayımızın eşinın tercıhlerıne kadar karısabılıyor bu ne demekdır ben senın ıc ıslerıne karısıyorum demektır.. cumhurbaskanı adayı sayın A.Gül ün eşinın tercıhlerı kımı kesımlerın hosuna gıtmeyebılr ama yapıcak bırsey yok bızım ulkemızı cumhurbaskanımızın esı degıl kendısı yonetıyor.. secımden once abdullah gule karsı olanlar secımıde fırsat bılerek laıklık mıtınglerı yaptılar eee abdullah gul sımdıde aday neden sımdı mıtıngler duzenlenmıyor laıklık elden gıdecek dıye yapamıyorlar cunku halk tepkısını gosterdı bu mıtınglere halkımız laıklıgıde koruyor kendı dınıne de sahıp cıkıyor.. bır cumhurbaskanının esı turbanlı dıye bu ulkede laıklık zedelenmez muhalefetlık gorevlerını duzgun yapsalardı secımde yuksek oy alıp parlementoda kendı adaylarını gosterdıklerde de kımse sesını cıkarmaycakdı... bu ulkede herkesın bır tercıhı olabılır herkesın kendı tercıhlerıne saygı duymalıyız..

evet herkese saygı duymalıyız ama bu söz konusu insanlar R.T ve A. G., daha önceden laikliğe ana avrat düz gitmiş Atatürk'e yapılabilecek en büyük hakaretleri etmiş insanlar. Yasa var. Onun inancına saygıysa, bnim yasama da saygı duyacak. Mecliste, kamu kurumlarında orduda türban (başörtüsü değil) yasaktır! Bir de utanmadan Atatürk'ün annesini örnek veriyor o da öyleydi diye. Yasaklayan bu kuralları kaldıran Atatürk zaten. Utanmadan yazarlara bu ülkeyi terk et diyor R.T. (eğer onun cumhurbaşkanı değilse) benim görevim o cumhurbaşkanının vatandaşı olmak değil, o adamın görevi benim cumhurbaşkanım olmak. ve bu ülkenin cumhurbaşkanın mazisinde leke olmayacak. daha 10 yıl önce laikliğe ona buna saymayacak. Milletvekilliğini bıraktığı anda ona açılacak bir tane bile(bir sürüyü geçtim) dava olmayacak. Ayırıma ben de karşıyım, herkesin inancını kendine. Ama inancını devlete sokma, karıştırma. Sen aday oldun diye kriz oldu seçim yapıldı, bir daha aday oluyorsun bir daha mı kriz olsun. Adam mı yok, neden illaki A.G. Uzunluktan dolayı kusura bakmayın son cümlem A.G benim de cumhurbaşkanım değil ve de olmayacak... Saygılar

Seçkin Özmen
21-08-2007, 15:26
bir ülkede her dine hosgoru var dersek o dını savunan ve o dını gereklı olan vacıbelerını anayasal duzen ıcınde ve ulke butunlugu ve bolunmezlıgı cercevesınde yerıne getırıyorsa bız o ınsanlara karısamyız.. bı kere benım anlayamadıgım avrupa bızım cumhurbaskanı adayımızın eşinın tercıhlerıne kadar karısabılıyor bu ne demekdır ben senın ıc ıslerıne karısıyorum demektır.. cumhurbaskanı adayı sayın A.Gül ün eşinın tercıhlerı kımı kesımlerın hosuna gıtmeyebılr ama yapıcak bırsey yok bızım ulkemızı cumhurbaskanımızın esı degıl kendısı yonetıyor.. secımden once abdullah gule karsı olanlar secımıde fırsat bılerek laıklık mıtınglerı yaptılar eee abdullah gul sımdıde aday neden sımdı mıtıngler duzenlenmıyor laıklık elden gıdecek dıye yapamıyorlar cunku halk tepkısını gosterdı bu mıtınglere halkımız laıklıgıde koruyor kendı dınıne de sahıp cıkıyor.. bır cumhurbaskanının esı turbanlı dıye bu ulkede laıklık zedelenmez muhalefetlık gorevlerını duzgun yapsalardı secımde yuksek oy alıp parlementoda kendı adaylarını gosterdıklerde de kımse sesını cıkarmaycakdı... bu ulkede herkesın bır tercıhı olabılır herkesın kendı tercıhlerıne saygı duymalıyız..

Vay be bu kadar basit herşey yani? Laiklik elden gidiyor diye tepki gösteren insanlar, cumhurbaşkanının eşi türban takmamalı diyenler sadece gereksiz yere sembollere takılmışlar, oysa ki bunların hiç bir ideolojik temeli yok öyle mi? A. Gül, Erdoğan gibi isimlerin de geçmişleri, konuşmaları, laiklik ve Atatürk hakkında söyledikleri ortadayken cumhurbaşkanının, başbakanın eşinin türbanlı olmasında abartılacak birşey yok yani? Mitinglere akan milyonlar, Türk Silahlı Kuvvetleri, akademisyenler, sivil toplum örgütleri öküzün altında buzağı arıyor demek... Halkımız da bu mitinglere tepki gösterdi ve laikliği koruyor, ben de boşuna paranoya yapmışım o zaman, içim rahat bundan sonra herşey bu kadar basit olduğuna göre...

Onur Aloğlu
21-08-2007, 15:40
Türk' e, Türkiye Cumhuriyeti' nin Mehmetçiği' ne, Türkiye Cumhuriyeti' nin anayasal düzenine, tarihin bizlere bıraktığı mirasa, Atatürk Devrimcileri' ne her türlü hakareti ederken demokrasi var... Kabahat bizim değil; bu ilke ve devrimleri savunulacak hale getirenlerde...

Ne demiş dokunulumazlığı olan bir meclis büyüğü Balıkesir' de mehmetçiği koruyan bir bayana?

Biz sizin dersinizi şu tarihte verdik...

Meclis Büyüğü!! de ilke ve devrimlerin karşısında olan 2. Cumhuriyetçiler de karşı devrimciler de bilsin ki bu ülkenin bedel ödeyecek; bedel ödetecek gençleri vardır. Bugün yeraltı örgütlenmelerine dönüşecek kadar küçülmüş, küçültülmüş olabilirler, sayıca az olabilirler... Ama tarihin üstüne yüklediği sorumluluktan kaçmayan; satılan toprağına, basınına rağmen tam siper bekleyen Cumhuriyet Muhafızları, Kemal' in Askerleri buradadır. Ve dimdik ayaktadır.

Önemli olan bugünün konjunktürü değildir. Önemli olan tarihin kimi nasıl yazacağıdır...

Kimisi Damat Ferit diye anılır, kimiyse Asım' ın Nesliyle...

Asım' ın nesli diyorduk ya, nesilmiş gerçek;
İşte çiğnetmedi namusunu; çiğnetmeyecek.

Tunay Aygün
21-08-2007, 15:55
bu söz konusu insanlar R.T ve A. G., daha önceden laikliğe ana avrat düz gitmiş Atatürk'e yapılabilecek en büyük hakaretleri etmiş insanlar.

benim görevim o cumhurbaşkanının vatandaşı olmak değil, o adamın görevi benim cumhurbaşkanım olmak. ve bu ülkenin cumhurbaşkanın mazisinde leke olmayacak..

arkadaşın bu sözlerine aynen katılıyorum ve bişey daha eklemek istiyorum:

cumhurbaşkanlığını federasyona, başbakanlığıda klüplere benzetecek olursak haluk ulusoy'un demirören ve canaydınla nasıl bir ilişkisi olduğunu görüyorsunuz.. federasyon herkezden bağımsız bir birim olmalı.. ulusoyla demirörenin kanka olması nasıl doğru değilse ve türk futboluna zarar veriyorsa cumhurbaşkanınında başbakanla kanka ve aynı cemaatten olması doğru değildir.. artık cumhurbaşkanı meclisin gönderdiği şeyleri asla veto etmeyecek göreceksiniz.. 20 saniyede akp'nin istediği yasalar çıkacak.. Cumhurbaşkanı kesinlikle bir hukukçu olmalı, anayasayı iyi yorumlayabilmeli ve meclise gerektiğinde karşı çıkabilmelidir..

Muhammet Budak
21-08-2007, 16:09
Artık AKP istediği gibi at oynatacak ve biz ne yazık ki öyle seyredeceğiz.

Işıl Şakraker
21-08-2007, 16:18
artık cumhurbaşkanı meclisin gönderdiği şeyleri asla veto etmeyecek göreceksiniz.. 20 saniyede akp'nin istediği yasalar çıkacak.. Cumhurbaşkanı kesinlikle bir hukukçu olmalı, anayasayı iyi yorumlayabilmeli ve meclise gerektiğinde karşı çıkabilmelidir..

ah tülay tuğcu gibi birisi olsaydı yakında yaşanacak "1gecede anayasa değişiklikleri" ve daha birsürü olay yaşanmazdı heralde
ama yargıtayı da anayasa mahkemesini de
cumhurbaşkanlığınıda belediyeleri de her bi haltı ele geçirdiler

'dün b*ktu, bugün koktu' denir ya hani.. gariban milletim de kokuyu gül kokusu zannediyo, farkında diil ki en pis en leş lağımda yüzüyo

Şahin Bilir
21-08-2007, 19:56
kinci cumhuriyetçiler fırsattan istifade her şeyi yapıyorlar ama kimse inancını yitirmesin sabredelim gerektiği takdirde olması gereken şekilde bizlerde tepkimizi koyarız bu ülkenin gerçek aydınlarının kalemleri kırılırken , her gün şehit haberlerine karşın duyarsızlık had safhada iken umarsamaz insanlar umarım yarın hakkında az çok fikir yürütüp o zihniyetten arınırlar

İlhan Gül
21-08-2007, 22:57
evet herkese saygı duymalıyız ama bu söz konusu insanlar R.T ve A. G., daha önceden laikliğe ana avrat düz gitmiş Atatürk'e yapılabilecek en büyük hakaretleri etmiş insanlar. Yasa var. Onun inancına saygıysa, bnim yasama da saygı duyacak. Mecliste, kamu kurumlarında orduda türban (başörtüsü değil) yasaktır! Bir de utanmadan Atatürk'ün annesini örnek veriyor o da öyleydi diye. Yasaklayan bu kuralları kaldıran Atatürk zaten. Utanmadan yazarlara bu ülkeyi terk et diyor R.T. (eğer onun cumhurbaşkanı değilse) benim görevim o cumhurbaşkanının vatandaşı olmak değil, o adamın görevi benim cumhurbaşkanım olmak. ve bu ülkenin cumhurbaşkanın mazisinde leke olmayacak. daha 10 yıl önce laikliğe ona buna saymayacak. Milletvekilliğini bıraktığı anda ona açılacak bir tane bile(bir sürüyü geçtim) dava olmayacak. Ayırıma ben de karşıyım, herkesin inancını kendine. Ama inancını devlete sokma, karıştırma. Sen aday oldun diye kriz oldu seçim yapıldı, bir daha aday oluyorsun bir daha mı kriz olsun. Adam mı yok, neden illaki A.G. Uzunluktan dolayı kusura bakmayın son cümlem A.G benim de cumhurbaşkanım değil ve de olmayacak... Saygılar

Vay be bu kadar basit herşey yani? Laiklik elden gidiyor diye tepki gösteren insanlar, cumhurbaşkanının eşi türban takmamalı diyenler sadece gereksiz yere sembollere takılmışlar, oysa ki bunların hiç bir ideolojik temeli yok öyle mi? A. Gül, Erdoğan gibi isimlerin de geçmişleri, konuşmaları, laiklik ve Atatürk hakkında söyledikleri ortadayken cumhurbaşkanının, başbakanın eşinin türbanlı olmasında abartılacak birşey yok yani? Mitinglere akan milyonlar, Türk Silahlı Kuvvetleri, akademisyenler, sivil toplum örgütleri öküzün altında buzağı arıyor demek... Halkımız da bu mitinglere tepki gösterdi ve laikliği koruyor, ben de boşuna paranoya yapmışım o zaman, içim rahat bundan sonra herşey bu kadar basit olduğuna göre...
RTE VE AG hakkında soyledıklerınıze bende katılıyorum arkadaslar haklısınız oncedenyapmıs oldukları cok yanlıslar var ATATURK e ve ulkeye cok yanlısları oldu ancak ancak bana gore yapılmıs olan yanlıslık devletın zırvesıne cıkacak olan ınsanın kendısını değilde eşinı tartısıyor olmamızdır.. ulkeyı yonetecek olan AG dur ve ben onun laıklık mıllıyetcılık gıbı sorunlarını tartısırım bu adamın temsıl gucu ne kadar dır TURKIYE CUMHURIYETINI gerıde kalan 10 cumurbaskanımız gıbı ıyı bır sekılde temsıl edebılcek mı dıye tartısırıım ama kalkıpda eşinın tubanını tartısmam.. bana kalıcak olursa bır arkdasımız da forumda yazmıs artık anayasa degısıklıklerı cok kolay olacak demıs doğru soylemıs ben buna karsıyım artık akp ıstedıgı gıbı anayasada degısıklıkler yapabılecek cankayadan artık veto kararını cok az duyacagız bunu bılıyorum... bu ulkenın basında kı basbakanda benım basbakanımdır bu ulkenın basında kı cumhurbaskanıda benım cumhurbaskanımdır her ne kadar yarı yarıya desteklemıs oldugum AG cumhurbaskanı oldugunda ben ıstesemde veya turkıye cumhurıyetı vatandası ıstesede ıstemesede bızım cumhurbaskanımızdır bence dısardan bakıldıgında denılecek olan şudur TURKIYE CUMHURIYETININ basbakanı (buyuk bı ıhtımalle abdullah gul oldugunda ) AG dır denılcek ıcerıdekı ınsanların onu destekleyıp desteklememesınden soz edılmeyecek kagıt ustunde yazılan neyse o okunacak...
yukarıda yazısından alıntı yaptıgım sevgılı arkadaslarım sızın goruslerınızede katıldıgım ve katılmadıgım noktalar var ve herkesın gorusunude saygım vardır..
bu ulke bızım gıbı fıkırlerını acıklayan ınsanlar sayesınde bır yerlere gelıcek susup da onune konulanı yıyen ınsanlar la değil
saygılarımla...

Işıl Şakraker
22-08-2007, 09:50
RTE VE AG hakkında soyledıklerınıze bende katılıyorum arkadaslar haklısınız oncedenyapmıs oldukları cok yanlıslar var ATATURK e ve ulkeye cok yanlısları oldu ancak ancak bana gore yapılmıs olan yanlıslık devletın zırvesıne cıkacak olan ınsanın kendısını değilde eşinı tartısıyor olmamızdır.. ulkeyı yonetecek olan AG dur ve ben onun laıklık mıllıyetcılık gıbı sorunlarını tartısırım bu adamın temsıl gucu ne kadar dır TURKIYE CUMHURIYETINI gerıde kalan 10 cumurbaskanımız gıbı ıyı bır sekılde temsıl edebılcek mı dıye tartısırıım ama kalkıpda eşinın tubanını tartısmam..

ama zaten hiçkimse zaten ag nin ya da rte nin
-ümmetçiliğini
-dinciliğini
-milli görüşçülüğünü
-ülkeyi yönetme gücünü
-yolsuzluk yapığ yapmayacaklarını
-fetullahçılığını
-laik olmamalarını
-geri kafalılıklarını
-cumhuriyetçiliklerini
-milliyetçiliklerini
-develtçiliklerini
-halkçılıklarını
-Atatürkçülüklerini
-ülkeyi temsil gücünü
-ülkeyi temsil şeklini
- ve daha zilyon tane şeyini

tartışmadığımızı söyleyemez. başbakanın da, ag nin de, yüzlerce milletvekilinin de eşlerinin "aman erkekleri tahrik etmemeliyim, kapanayım" gibi bir mantıkla kapanması; bu adamlar "Atatürk Türkiye'sini temsil eder" pozisyondayken yakışık almaz ve şiddetle tartışılması da gereken bir konudur.

Bunların yanısıra, Bekir Coşkun ne kadar muhalif bir yazar olsa da üslubu çok yumuşaktır, asla bir Emin Çölaşan kadar sert yazı yazmadı, okurları bilir zaten.
Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve onlar gibi daha birçok gazeteciye de süikastleri öncesi bu muamele yapılmıştır. rte nin laflarının "Madem bizi beğenmiyorlar, ölsünler" den bir farkı yoktur, elbet "çık git" lafını yanlış yerlerinden anlayacak bir rte ya da fetullah müridi çıkar onu "öldür" anlar ve bu kıymetli insanlar ölür. işler malesef böyle yürüyor.
Laik demokrat cumhuriyetçi Atatürkçü olmak giderek daha büyük suç oluyor.

Onur da çok güzel söylemiş

"Meclis Büyüğü!! de ilke ve devrimlerin karşısında olan 2. Cumhuriyetçiler de karşı devrimciler de bilsin ki bu ülkenin bedel ödeyecek; bedel ödetecek gençleri vardır. Bugün yeraltı örgütlenmelerine dönüşecek kadar küçülmüş, küçültülmüş olabilirler, sayıca az olabilirler... Ama tarihin üstüne yüklediği sorumluluktan kaçmayan; satılan toprağına, basınına rağmen tam siper bekleyen Cumhuriyet Muhafızları, Kemal' in Askerleri buradadır. Ve dimdik ayaktadır. "

diye. Söylemeden geçemedim

Necati Mete
22-08-2007, 10:17
bir ülkede her dine hosgoru var dersek o dını savunan ve o dını gereklı olan vacıbelerını anayasal duzen ıcınde ve ulke butunlugu ve bolunmezlıgı cercevesınde yerıne getırıyorsa bız o ınsanlara karısamyız.. bı kere benım anlayamadıgım avrupa bızım cumhurbaskanı adayımızın eşinın tercıhlerıne kadar karısabılıyor bu ne demekdır ben senın ıc ıslerıne karısıyorum demektır.. cumhurbaskanı adayı sayın A.Gül ün eşinın tercıhlerı kımı kesımlerın hosuna gıtmeyebılr ama yapıcak bırsey yok bızım ulkemızı cumhurbaskanımızın esı degıl kendısı yonetıyor.. secımden once abdullah gule karsı olanlar secımıde fırsat bılerek laıklık mıtınglerı yaptılar eee abdullah gul sımdıde aday neden sımdı mıtıngler duzenlenmıyor laıklık elden gıdecek dıye yapamıyorlar cunku halk tepkısını gosterdı bu mıtınglere halkımız laıklıgıde koruyor kendı dınıne de sahıp cıkıyor.. bır cumhurbaskanının esı turbanlı dıye bu ulkede laıklık zedelenmez muhalefetlık gorevlerını duzgun yapsalardı secımde yuksek oy alıp parlementoda kendı adaylarını gosterdıklerde de kımse sesını cıkarmaycakdı... bu ulkede herkesın bır tercıhı olabılır herkesın kendı tercıhlerıne saygı duymalıyız..

sadece son kısmına katılabilirim bu yazını: akp ye % 47 aldıran,muhalefettir,eminim atatürk bugün yaşasa oturup ağlardı,partisinin halini görse...

bunun dışında, her sıkıştığında gömlek mevzunu konu eden sayın rte ve ag, oyuna kaldıkları yerden devam etmektedirler. Ag nin aday olması hiç te şaşırtıcı değildir,zira onu aday yapmasalardı, o "çıkardık" dedikleri gömleğe saygısızlık olurdu,tabanından tepki alırlardı,kısacası misyona ters olurdu. Demokrasi denen yapıyı güzel değerlendirdiler ve şuan "yola devam" ediyorlar. ag bugün partiden ayrılmaya kalksa, en az 50 kişiyi götürür arkasından.Şu aşamada,yapacak birşey yok,sayın rte nin bir sözü vardır, "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir sözü külliyen yalan,yanına parantez açılmalı ( 5 senede bir)". bunu her ne kadar şimdi söyleyemese de, "değişmeden" önce demişti.(videosu youtube ta mevcut).

ben yine de ,tribünlerde de söylediğimiz gibi geçiriyorum günlerimi:

"...güzen günler göreceğiz güneşli günler..."

Necati Mete
22-08-2007, 10:24
Laik demokrat cumhuriyetçi Atatürkçü olmak giderek daha büyük suç oluyor.



çok dikkatimi çekti bu...

geçen gün,çalıştığım tesiste,merkezi sistemden izmir marşını açtım. Allahıma şükür,Atatürkçü bir ailenin evladıyım fakat, o tesiste müdür misyonu üstlenmiş babam, odasından fırlayıp " kapa kapa, bir şikayet gelir şimdi,daha önce olmadı değil" diyip,bana,o çok sevdiğim marşı kapattırmıştı. Ne kadar zoruma gitti anlatamam,adeta gözlerim doldu. Babam da gördü bunu,o da üzüldü...

Memleket ne hale geldi be. İlla kapımıza silah mı dayanması gerekiyor birşeylere sahip çıkmamız için? tarih tekerrürden ibaret resmen. Ne güzel söylemişler...

Berat Arıkan
22-08-2007, 11:20
arkadaşlar gercekten ben de bu mecliste çıkan saçmalıklara fazlasıyla karşıyım!!fenerbahceli olmamızın en önemli nedenlerinden bi tanesi de atatürk e olan bağlılığımız!ve onunda fenerbahceye olan bağlılığı ve yardımları........benim anlamadığım bi olay da şu
bu adamlar ikinci sefer meclisteler(maalesef:()ve yaklaşık %50 ye yakın bi oy potansiyeliyle..yani her iki kişiden bir tanesi bunlara oy vermiş!ama nedense bugune kadar benim konuştuğum herkes onlara oy vermediğini söylüyo:):)bi insanı atatürk düşmanı olmaya iten neden ne olabilir ki?dini bu konuya kalkan eden bazı dengesizler,atatürk olmasaydı ezanlarının okunabileceğini mi zannediyolardı?ya da atatürk e düşman olmak bi insana ne kazandırabilir ki???atatürk olmasaydı,şu an ona düşman olanların tamamı rum çocuğuydu!!!!!
bu konuda etrafımızı elimizden geldiği kadar bilinçlendirelim lütfen!ünifeb olarak böyle bi misyonumuz olsun!bi çok kişi atatürk ü sadece resimlerden tanıyo ne yazıkki!bayrağımızdan ve atatürkümüzden başka hiç bi şeyimiz yok!!!!sahip çıkalım ve öğretelim.........

Seçkin Özmen
22-08-2007, 12:30
RTE VE AG hakkında soyledıklerınıze bende katılıyorum arkadaslar haklısınız oncedenyapmıs oldukları cok yanlıslar var ATATURK e ve ulkeye cok yanlısları oldu ancak ancak bana gore yapılmıs olan yanlıslık devletın zırvesıne cıkacak olan ınsanın kendısını değilde eşinı tartısıyor olmamızdır.. ulkeyı yonetecek olan AG dur ve ben onun laıklık mıllıyetcılık gıbı sorunlarını tartısırım bu adamın temsıl gucu ne kadar dır TURKIYE CUMHURIYETINI gerıde kalan 10 cumurbaskanımız gıbı ıyı bır sekılde temsıl edebılcek mı dıye tartısırıım ama kalkıpda eşinın tubanını tartısmam.. bana kalıcak olursa bır arkdasımız da forumda yazmıs artık anayasa degısıklıklerı cok kolay olacak demıs doğru soylemıs ben buna karsıyım artık akp ıstedıgı gıbı anayasada degısıklıkler yapabılecek cankayadan artık veto kararını cok az duyacagız bunu bılıyorum... bu ulkenın basında kı basbakanda benım basbakanımdır bu ulkenın basında kı cumhurbaskanıda benım cumhurbaskanımdır her ne kadar yarı yarıya desteklemıs oldugum AG cumhurbaskanı oldugunda ben ıstesemde veya turkıye cumhurıyetı vatandası ıstesede ıstemesede bızım cumhurbaskanımızdır bence dısardan bakıldıgında denılecek olan şudur TURKIYE CUMHURIYETININ basbakanı (buyuk bı ıhtımalle abdullah gul oldugunda ) AG dır denılcek ıcerıdekı ınsanların onu destekleyıp desteklememesınden soz edılmeyecek kagıt ustunde yazılan neyse o okunacak...
yukarıda yazısından alıntı yaptıgım sevgılı arkadaslarım sızın goruslerınızede katıldıgım ve katılmadıgım noktalar var ve herkesın gorusunude saygım vardır..
bu ulke bızım gıbı fıkırlerını acıklayan ınsanlar sayesınde bır yerlere gelıcek susup da onune konulanı yıyen ınsanlar la değil
saygılarımla...

Sevgili İlhan, bana göre yanlış düşündüğün bir nokta var. AG'yi eleştirdiğimiz noktalara katılıyorsun -zaten katılmamak elde değil geçmişteki açıklamaları ortada Atatürk ve Laiklik hakkında- ancak sanıyorsun ki eşinin türban takmasını eleştirenler gereksiz ve önemsiz bir detaya takılmışlar.

Bir önceki yazdığımda da belirttiğim gibi AG'nin eşinin türban takıyor olması senin söylediğin kadar masum ve basit değil, buna karşı çıkan insanlar da anlamsızca sembollere takılmış değiller merak etme. Yukarıda bize katıldığını söylediğin konularla AG'nin eşinin türban takmasını ayrı tutamazsın. Zaten onlar da ayrı tutmuyor merak etme, onlar da halkın zayıf damarlarından girip bunu çok güzel bir şekilde enjekte ediyorlar. Sokaktaki vatandaşın türban takıp takmamasına kimse karışamaz, olayı bununla aynı kefeye koymamak lazım. Oysa ki bugün cumhurbaşkanının eşinin türban takacak olması demek senin de yukarıda AG hakkında katıldığın eleştirilerin bu ülkede yok sayılması, anti-laik ılımlı islam cumhuriyeti isteyen kesimin bir kaleyi daha ele geçirmiş olması demek, o kale de Türkiye Cumhuriyeti'nin en yüksek kalesi, Çankaya... Bunun onlar farkında, o günü iple çekiyorlar son kaleyi de düşürdüklerinin bilinciyle ancak nedense üniversiteli bilinçli kesim bile bu planları yıllar öncesine dayanan oyunu masum buluyor.

Bunlardan sonra hala önemli olan AG'nin eşinin türban takıp takmaması değil, önemli olan AG'nin ülkeyi nasıl yöneteceği diyorsan pes ediyorum, benim kelime haznem daha iyi bir açıklamaya yetmiyor.

Bir de şunu belirtmek isterim. Bu ülkenin cumhurbaşkanı benim cumhurbaşkanım, başbakanı benim başbakanım demişsin. Teorik olarak öyle belki... Ancak RTE arena programında dedi ki, cumhurbaşkanını kabul etmeyen gitsin başka ülkeye oranın cumhurbaşkanını kabul etsin dedi. Sonrasında da "ama biz onlar gibi yapmıyoruz, bize seven sevmeyen, bize oy veren vermeyen herkese eşit hizmet edicez" gibi birşeyler söyledi. Yine ucuz yoldan halkı gaza getirecek, populist bir açıklama. Bu ön plana çıkarılacak, yapılmış bir fedakarlık değil, bu zaten olması gereken birşey. AKP yüzde 50 oy aldı diyelim, cumhurbaşkanlığı veya başbakanlık makamının yüzde ellisini mi kullanıyor sadece? Hayır. AKP'ye oy vermeyen kesim de dahil olmak üzere Türkiye'nin tamamını temsil edecek yetkilere sahip oluyor. O zaman AKP'yi seven sevmeyen, oy veren vermeyen herkese eşit bir şekilde hizmet etmek zorunda zaten. Bunu yaptıkları bir fedakarlık gibi göstermek kadar ucuz bir numara yok.

Hakan Ateşler
22-08-2007, 12:52
Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanın eşi türban takmamalı. Türban bir inanç bir seçim değildir. Neyin inancı bu? Benim annem türban takmaz, anneannem, babaannem türban takmaz. inancı yok mu onların. İnançmış falan hepsi hikaye. Türban dediğin şey başörtüsü de değildir. Başörtüsü adı üstünde başını örtmek için kullanılır. Türban ne öyle boyundan sarıp sarmalar, alnına şerit gibi bişiler çekmeler bilmem ne. Politikaya dini alet etmektir türban. Gerilemenin cahilliğin dini istismarın bir diğer adıdır türban. Cumhurbaşkanını eşi de ülkenin -aynı cumhurbaşkanı gibi- itibarıdır. Davetlerde orda burda bütün dünya bu kadını görsde ne olacak? Cumhurbaşkanının eşi saçını darmadağan etse punk gibi çıksa sora bu benim inancım dese o ne olacak o zaman? böle inanç olmaz olsun yerin dibine batsın.

Tunay Aygün
22-08-2007, 12:55
başbakan seçim sonuçları açıklanınca "oy vermeyenlerde benim halkımdır, herkesi kucaklıcam" demişti.. "beğenmiyorsan çek git" tarzı söylemlerlemi herkesi kucaklıcak acaba çok merak ediyorum
???

Işıl Şakraker
22-08-2007, 12:57
Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanın eşi türban takmamalı. Türban bir inanç bir seçim değildir. Neyin inancı bu? Benim annem türban takmaz, anneannem, babaannem türban takmaz. inancı yok mu onların. İnançmış falan hepsi hikaye. Türban dediğin şey başörtüsü de değildir. Başörtüsü adı üstünde başını örtmek için kullanılır. Türban ne öyle boyundan sarıp sarmalar, alnına şerit gibi bişiler çekmeler bilmem ne. Politikaya dini alet etmektir türban. Gerilemenin cahilliğin dini istismarın bir diğer adıdır türban. Cumhurbaşkanını eşi de ülkenin -aynı cumhurbaşkanı gibi- itibarıdır. Davetlerde orda burda bütün dünya bu kadını görsde ne olacak? Cumhurbaşkanının eşi saçını darmadağan etse punk gibi çıksa sora bu benim inancım dese o ne olacak o zaman? böle inanç olmaz olsun yerin dibine batsın.

çok stresli bi konu, hepimiz gerginiz bu aralar heralde ondan hakkaten çok güldüm "punk cumhurbaşkanı eşi saçı" örneğine :) ofiste herkes bana baktı :)
diyorum ki siyasi açıdan da bakarsak, şööle reggaeci rastafaryan bi cumhurbaşkanı bulsak nası olur dersiniz? 'barış', 'kardeşlik', 'huzur', '(gerçek ya da yapma)MUTLULUK' içinde yaşayıp gider miyiz? :)

:reis:

Hakan Ateşler
22-08-2007, 13:15
bundan iyi olur en azından :)))

Necati Mete
22-08-2007, 13:23
clinton gibi,no war make love :)

Onur Aloğlu
22-08-2007, 14:41
Gidecek yerim yok...


SABAH sabah bizim Uğur Ergan aradı, Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği ile konuşmuş.

Uğur "Abi Başbakan’ın ’çek git’ ikazı üzerine BM Mülteci Yüksek Komiserliği ile görüştüm. Türkiye’den kovulma haberini gösterirsen seni mülteci kabul edecekler. Ama bir de işkence-mişkence gibi, darp izi var mı diye soruyorlar..." dedi.

Uğur’a "var" dedim.

*

Aslında gidecek yerim yok.

Ben başka hiçbir ülkeyi sevmedim.

Bu yurdun taşını, toprağını, sulaklarını, denizlerini, ırmaklarını, yaylalarını, kedilerini, kirpilerini sevdim, tanıksınız.

Bir dal kesildiğinde yanarım..

Ama orman alanını kaçak ev yapan, bana "Bu ülkeden çek git" diyor.

Bir yeşil alan yok edildiğinde çığlık attım, canım yandı, ormandaki bir vaşak öldürüldüğünde oturup ağladım.

Ama ormanları "2-B arazisi" diye satmak isteyen Başbakan bana ve benim gibi düşünenlere "Çekin gidin" diyebiliyor.

*

Ben bu ülkeyi severim.

Amerika’da okuyan kızlarım yok.

Oğluma Washington’da iş vermediler.

Kimse benim için yabancılara gidip "Delikten aşağı süpüreceğinize kullanın" da demedi, dedirtmedim.

*

Ben bu ülkeyi severim.

Devrek 125’inci alayda askerliğimi yaptım.

Nöbet tuttum.

Mataramı parlattım, potinlerimi kaybettim.

Askerlikten kaytarmak için rapor-mapor almadım.

*

Ama Başbakan "Çek git" diyor.

Gidemem.

Doğrusunu isterseniz bu toplumun göz göre göre dinimizi siyasete alet edenlerin peşine takılması, boşa giden yazılarım, o yalnız kalma duygusu... Bunların tümü canımı yaktı ve sevgili Uğur’a "Darp izi yok da, yürek yarası olur mu?" diye sordum.

Olsa da, olmasa da...

Benim gidecek başka bir yerim yok...

Bekir Coşkun

İlhan Gül
22-08-2007, 20:01
Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanın eşi türban takmamalı. Türban bir inanç bir seçim değildir. Neyin inancı bu? Benim annem türban takmaz, anneannem, babaannem türban takmaz. inancı yok mu onların. İnançmış falan hepsi hikaye. Türban dediğin şey başörtüsü de değildir. Başörtüsü adı üstünde başını örtmek için kullanılır. Türban ne öyle boyundan sarıp sarmalar, alnına şerit gibi bişiler çekmeler bilmem ne. Politikaya dini alet etmektir türban. Gerilemenin cahilliğin dini istismarın bir diğer adıdır türban. Cumhurbaşkanını eşi de ülkenin -aynı cumhurbaşkanı gibi- itibarıdır. Davetlerde orda burda bütün dünya bu kadını görsde ne olacak? Cumhurbaşkanının eşi saçını darmadağan etse punk gibi çıksa sora bu benim inancım dese o ne olacak o zaman? böle inanç olmaz olsun yerin dibine batsın.
arkadasım soyledıgın cumlelerın hıcbırne katılmadıgı belırtmek ıstıyorum.ancak şunu soyleyebılırım kı turban dının gereklı olan bır vecıbesıdır bana gore.. ayrıca goruslerıne katılmasam bıle fıkırlerıne sonsuz saygım var..

Onur Aloğlu
22-08-2007, 23:39
İnanç ve din kişinin vicdanındadır. Seçer veya seçmez; takar veya takmaz. Kimsenin buna birşey söylemeye hakkı yok.

Lakin devletin dini ve devletin inancı diye birşey yoktur. Devleti temsil eden kişiler de laikliğin bu esasına uygun hareket etmek mecburiyetindedir.

Başörtüsü nedir, boneli sıkmabaş nedir, aralarındaki fark nedir vb. tartışmaları konusunda herkesin mutlaka bir fikri vardır. Ancak bu tip tartışmalar "Atatürk İlke ve Devrimleri" başlığının muhteviyatını yitirmesine neden olabilir. Bu başlığın içinin boşaltılmasına izin verilmemesi gerekir.

Rejimin temsiliyeti açısından köşkteki hanımefendinin kılık kıyafeti çok önemlidir. Ama Cumhuriyet Devrimlerinin geleceği için, içi örümcek bağlayan kafalar sorunu bundan daha da önemlidir.

Belgin Bal
23-08-2007, 00:15
İnanç ve din kişinin vicdanındadır. Seçer veya seçmez; takar veya takmaz. Kimsenin buna birşey söylemeye hakkı yok.

Lakin devletin dini ve devletin inancı diye birşey yoktur. Devleti temsil eden kişiler de laikliğin bu esasına uygun hareket etmek mecburiyetindedir.
herkesin burda hemfikir olması gerekir,,
sonuçta yeni bir devlet falan kurulmuyor.işin bu kısmını Mustafa Kemal Atatürk
binbir güçlükle yapmış zaten.geriye kalan tek şey onu koruyup bugüne kadarki Türkiye imajından taviz verilmemesi olmalıdır.
herkesin sıklıkla kullandığı ancak kelime anlamını bildiği halde tam olarak ne demek olduğunu algılayamadığı 'laiklik' kavramı burada devreye girmektedir ki bu da hiçbir dini sembolün mecliste kesinlikle yer almaması gerektiği gerçeğidir,,

Tunay Aygün
23-08-2007, 10:35
turban dının gereklı olan bır vecıbesıdır bana gore..

ama türbanı siyasetin içine sokmak dine yapılacak en büyük saygısızlıklardan birisidir..
dini kullanarak insanları zayıflıklarından yakalıyorlar ve bunu sadece siyasi rant için yapıyorlar.. bunu yapan adamlar eminimki benim kadar müslüman değiller..

Muhammed Turan
23-08-2007, 14:38
Leman dergisinden alıntı

Yazan: Mehmet Çağçağ


ABİMSİN TAYYİB!


Seni bu memlekete Allah gönderdi
Ümmetsiz sünnetsize dersini verdi
Laikler de ortamı gerdikçe gerdi
Tas-haklı lidersin aslanım Tayyib.


Bülent Arınç bey meclis bülbülü
Allah göndermiş sana Abdullah Gül'ü
Tüzmen piyasalar yüzün güldürdü
İşini bilen devlet adamı, supersin Tayyib.


O gün şoferlerini dövesim geldi
Arabada kalışında içim cız etti
İmdada yetişen balyozu öpesim geldi
Mübarek balyozuna sap olam Tayyib.


Hazineyi Unakıtan abi paraya boğdu
Dersin ki anasından eknomis doğdu
Çuvalla döviz yurdu doldurdu
Sırtın yere gelmez Pehlivan Tayyib..


Amerikha israyil, herkeshi kolladın
Kindar AB'yi bile yıkayıp yağladın
Merkel gibi Türk düşmanın bağladın
Büyük bağlamacı cambazsın Tayyib.


Tüm Türkiye senlen gurur duyuyor
Gısganç layikler kendin yollara vuruyor
Kışlası karakolu selam duruyor
Siyasette Özal'dan feriştah Tayyib.


Sana gıcık olan bir gıcık muhalefet
Baykal, Mumcu ise eğer siyaset
Korkma sönmez ampulun ilelebet
Yürü bee kim tutar seni, padişah Tayyib.


Bu arada evladın kosteri hayırlı olsun
İşleri coşsun, Allah paraya boğsun
Öyle evlatlara helaller kısmetler olsun
Miçoluga bile talibim, abimsin Tayyib.


Şu gısganç insanlar seni karikoter yapıyor
Kah kedi, kahi ördek yılan kene ciziyor
Bu şerefsizler madem kimseden korkmuyor
Göster kendini şunlara kaplansın Tayyib.
(Pardon abi kaplansın dedim ağzımdan kaçtı, dava açma.)


Farkındayım herkes küpünü doldurdu
Cemaatten olan hasılata elini daldırdı
Bir işaretin ile kimler, kimler kalkındı
İşaret parmaana denk gelem, babamsın Tayyib.


Diyorlar ki milyarlarca eurosu dalorları var
Çalışıp onlar da kazansın, emme büzükleri dar
Daha da çok versin önünde zamanların var
Sen bence gönlünle Karun'sun Tayyib.

Propogandanı her gün bedafaya yapıyom
Takside günde en az yüz müşteri bağlıyom
Taksi plakasina inanki fitim söylüyom
Annadın sen onu kankamsın Tayyib


Müridin taksici şair Kozzi



:)

Onur Aloğlu
25-08-2007, 04:48
Sezer’den kurtulmaya 4 gün falan kaldı...


SAAT.

Halı.

Kilim.

Kalem seti.

Gümüş tepsi.

Takı.

Şifoniyer.

Kaftan.

Vazo.

Madalyon.

Heykel.

Biblo.

Tablo.

*

Hepsini bırakmış Ahmet Necdet Sezer... Kendisine verilen 1243 parça hediyenin, 1243’ünü de bırakmış...

Götürmemiş.

*

Bu benim cumhurbaşkanım olamaz...

*

Zaten, kırmızı ışıkta durmasından belliydi... Kimse durmuyor ki, o niye duruyor?

İsveç mi burası?

*

Bakıyorum gazetelere... 94 parça gümüş, 22 vazo, 9 takı, 27 hatıra para, 4 tabanca, 83 parça değerli süs eşyası, 55 tablo, 86 porselen, 7 madalyon, 4 saat... İnsanın içi gidiyor!

Al, götür di mi...

Bırakmış, gidiyor.

*

Üstelik, liste eksik...

Kendisine tahsis edilen "kafana göre harca" denilen ödeneği de harcamadı.

Hediyeleri bıraktığı gibi...

Papelleri de bıraktı.

46 trilyon liracık!

Ye, yemedi... Gez, gezmedi.

O zaman bırak biz yiyelim...

Ona da izin vermedi.

"Yetim hakkıdır" dedi, görevi boyunca tasarruf ettiği 46 trilyonu, Maliye’ye iade etti...

Kemal Abi’ye.

*

Çocukları hálá memur... First Lady desen... Bi Atıl Kutoğlu’nu bile tanımıyor... Belediyeler, bizim paramızla simitçilere Cemil İpekçi’den köstüm hazırlattı; o hálá kendi cebinden giyiniyor.

*

Aşçıyı, garsonu azalttı. "Suyla çalışmıyor bunlar" dedi, 14 makam aracını geri verdi. Okluk’taki yazlık köşke hiç gitmedi. Oğlunu evlendirdi, elektrik parasına kadar cebinden ödedi. Eşi düştü, bileğini kırdı; hastaneye sivil araçla götürdü, röntgen için kuyruğa girdi, sıra bekledi. Annesi vefat etti, gene sivil plakayla gitti; flap flap flap, fors yapmadı... Resmi yemekler hariç, kimseye davet vermedi. Mutfakta yerli ürün kullandırttı.

Şatafattan uzak durdu.

*

Yeminini tuttu...

Hukuku üstün kıldı.

E haliyle...

Sevilmedi. Sevilmez.


Yılmaz Özdil - Hürriyet

Berat Arıkan
25-08-2007, 11:01
+1907

Tunay Aygün
26-08-2007, 01:14
+190000000000007

Mert Çubukçu
26-08-2007, 02:11
boyle cumhurbaskanı keşke tekrardan gelse gercekten cok seviyordum cumhur babamı :(
istanbulda görmüştüm bir kere..
renault megane ile geziyordu ve araba sivil plakaydı ne polis vardı onunde nede başka birşey.. kırmızı ışıkta yan yana geldik.. selam verdim oda selam verdi..
bir kere görmek bile cok güzeldi cumhurbabamı..
iyki senin gibi birisi geldi keşke daha fazla kalabilseydin AHMET NECDET SEZER.. başkaları gibi degildi örnek olarak bir yere gitmeden once her kose basını polis kapamıyordu trafik durdurulmuyordu.. işte boyle birisi daha gelse o köşke icim gam yemiyecek ama yakıştıramıyorum oraya gelicek olanı :(

Ceren Altun
26-08-2007, 04:26
boyle cumhurbaskanı keşke tekrardan gelse gercekten cok seviyordum cumhur babamı :(
istanbulda görmüştüm bir kere..
renault megane ile geziyordu ve araba sivil plakaydı ne polis vardı onunde nede başka birşey.. kırmızı ışıkta yan yana geldik.. selam verdim oda selam verdi..
bir kere görmek bile cok güzeldi cumhurbabamı..
iyki senin gibi birisi geldi keşke daha fazla kalabilseydin AHMET NECDET SEZER.. başkaları gibi degildi örnek olarak bir yere gitmeden once her kose basını polis kapamıyordu trafik durdurulmuyordu.. işte boyle birisi daha gelse o köşke icim gam yemiyecek ama yakıştıramıyorum oraya gelicek olanı :(

Al benden de o kadar, o köşke çıkacak olan kişi Ahmet Necdet Sezer'in abartıyor muyum bilmiyorum ama tırnağı olamaz. Böylesine şatafattan, gösterişten, abartıdan uzak bir insanın yerini kimler dolduracak orası belli ama benim düşüncem, sadece koltuk olarak orayı dolduracağıdır, asla fikirler ve yaptığı faydalı ve doğru işler bakımından değil:(:(

Şahin Bilir
26-08-2007, 14:39
Bu ülkede Mustafa Kemal'den sonra bana göre o koltuğa en çok yakışan 2. isimdir Ahmet Necdet SEZER.Ama belli ideolojilerin maşası olmayışı, sağ sol ayrımı yapmadan ve laik düzeni olması gereken şekilde korumaya çalışan tutumu onu birtakım çevrelere sevdirmedi.7 yıllık görev süresinde gereksiz birçok harcamyı engelleyem tavrı, kırmızı ışıkta bile aracını durdurtması onun bizden biri olduğunun kanıtı.Nedense halktan çıkmış ve siyasetten uzak olan cumhurbaşkanımız bazı mitinglerde yuhalandı!!!!! Güle güle Sezer! her zaman yüreğimizde ve düşüncelerimizde olacaksın.Tehlikenin farkındayız ve ona göre hareket edeceğiz!

Tuğfan Aslan
27-08-2007, 11:05
yılmaz özdil gerçekten de yerinde yazılarıyla medyada bizim sesimiz oluyor diye düşünüyorum...

Seçkin Özmen
28-08-2007, 01:53
Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın 30 Ağustos Zafer Bayramı mesajı, cumhurbaşkanının seçileceği 3. tur oylamadan 1 gün önce yapılması ilgici çekici... yine bu bağlamda açıklamada 'ilgi çekici' bulduğum kısımları kalın harflerle belirginleştirdim :



Değerli Silah Arkadaşlarım,
Tarih sahnesinde görüldüğü andan itibaren bağımsızlığı ile tüm dünyaya örnek olmuş yüce Türk ulusunun, vatanının işgal edildiği bir dönemde bu güçlere karşı verdiği onurlu mücadeleyi zaferle taçlandırışının bugün 85'inci yıl dönümünü kutlamanın coşkusunu yaşıyoruz.
Türk ulusunun bağımsızlık düşüncesinin ölümsüz bir anıtı olan bu zafer, Türk ordusunun yüksek kudret ve kahramanlığının bir göstergesi olmakla kalmamış ulusal birlik ve beraberliğin ne kadar büyük ve zinde bir güç olduğunu da ortaya koymuştur. Türk ulusunun zayıf zannedildiği dönemde kazanılan bu zafer, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel dayanaklarının ne derece sağlam ve sarsılmaz olduğunun en açık ifadesidir.
Yokluğun ve teknik imkânsızlıkların kol gezdiği bir dönemde, düşman karşısında dimdik ayakta durma cesaret ve kararlılığı gösteren kahraman Türk ordusunun dokusuyla, bugün Bilgi Çağının gerekleri ile donanarak harp yeteneklerini üst düzeye ulaştırmış Türk Silahlı Kuvvetlerinin dokusu arasında en ufak bir fark yoktur. Bu doku, Türk ulusunun "doğuştan taşıdığı kabiliyet ve kudret" ile şekillenen ve Ulu Önder Atatürk'ün İlke ve Devrimleriyle kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ni sonsuza kadar yaşatacak dinamik gücün temeli olmaya devam edecektir.
Unutulmamalıdır ki, Atatürk Devrimi, demokratik bir niteliğe sahiptir. Padişahlığı ve halifeliği yıkarak yerine ulus egemenliğine dayanan Cumhuriyeti getirmiştir. Atatürk Devrimi, özünü Ulusal Kurtuluş Savaşı'ndan almıştır. Türk Milletinin bu büyük savaşı, hem Anadolu'yu ele geçirmek isteyen dış düşmanlara, hem de bu düşmanlarla iş birliği yapan Padişahlık ve Halifelik düzenine karşı verilmiştir. Bu mücadele dışarıya karşı bağımsızlığı, içeride de ulusal egemenliği amaçlamıştır.
Bilime ve akla dayanan Atatürkçü Düşünce Sisteminin esaslarını kavrayamamış birtakım kötü niyetliler tarafından; Türk ulusunun birlik ve beraberliğini, Türkiye Cumhuriyeti'nin laik ve demokratik yapısını bozmak ve çağdaş kazanımlarını ortadan kaldırmak amacıyla yürütülen sinsi planlar ne yazık ki her geçen gün farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Üzülerek ifade ediyorum ki, yaşadığımız günlerde hem ülke içinden hem de ülke dışından Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı yapılan saldırılar artmış bulunmaktadır. Bu saldırıların amacı, Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları tarafından çok iyi bilinmektedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısını içine sindiremeyen bölücüler ile laik yapısını sistematik bir yaklaşımla aşındırmaya çalışan şer odaklarının yaklaşımlarını, tüm ulusumuz çok açık olarak izlemektedir.
Bu tehditler karşısında, hiçbir etnik temele dayanmayan ve Anayasamızda açıkça belirtilen, soydaşlık değil yurttaşlık esasına dayanan ve Ulu Önderimiz Atatürk'ün: "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türk halkına Türk ulusu denir." veciz ifadesinde yerini bulan Atatürk milliyetçiliği ve laiklik, bilim ve aklın parlak ışığı ile bütün bu karanlık güçleri boğarak bizi aydınlık bir geleceğe ulaştıracaktır.
Bir hususu, Kurtuluş Savaşı'nın esas kahramanları olan yüce Türk ulusunun bilmesi gerekmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerini, tüm dünyaya örnek olan çelik gibi disiplinini, birlik ve beraberliği ve Atatürk'ün ideolojiden uzak, bilim ve akla dayanan dinamik ve çağdaş Düşünce Sisteminin takipçisi olan personelini, bu tür saldırılar ve ihanetler yıldıramayacaktır. Bu direnç, Türk Silahlı Kuvvetlerinin genlerinde mevcuttur.
Türk Silahlı Kuvvetleri bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ni koruyup kollama görevini Atatürkçü Düşünce Sisteminin rehberliğinde gerçekleştirirken kararlı duruşundan asla taviz vermeyecektir.
Bu bilinçle hareket eden kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına ülkemizi bölmeye çalışan terör örgütü ile vermiş olduğu mücadelede başarılar diliyor, tüm kahraman evlatlarımızı ve onların komutanlarını sevgiyle kucaklıyorum. Unutmayın, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün: "Cumhuriyeti kuranlar, onu korumaya da muktedir olmalıdırlar." özdeyişi daima rehberimiz olacak ve bize güç verecektir.
Bu duygu ve düşüncelerle; başta Ulu Önder Atatürk olmak üzere yurdu ve ulusu uğruna seve seve canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle, kahraman gazilerimizi şükranla anıyorum. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin her kademesinde görev yapan, general/amiral, subay, astsubay, uzman erbaş, erbaş ve erlerimiz ile sivil memur ve işçilerimizin Zafer Bayramı'nı ve TSK Günü'nü kutlar; aileleriyle birlikte sağlık, mutluluk ve esenlikler dilerim.
Büyük Zafer'in 85'inci yılı kutlu olsun.



kaynak : Genelkurmay Başkanlığı resmi web sitesi

http://www.tsk.mil.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_1_8_Mesajlar/2007/30agustos_zafer_bayrami_mesaji_27082007.html

Celal Tunalıoğlu
28-08-2007, 02:13
Bu başlığı okumayalı baya olmuş,baya tartışma dönmüs yeni okudum.
Doğru,yanlış haklı haksız o kadar birbirine girdi ki artık,normalde hic savunmayacağın kisileri hic savunmayacağın düsünceleri inandığın kavramlar uğruna savunabiliyorsun.Bunları forumdan ifade edince de yanlıs anlasılma ihtimali çok yüksek.Arka sayfalarda Ömer demiş sanırım bunları yüzyüze reel ortamlarda,dost sohbetlerinde tartısmak daha güzel :)

Melis Varan
28-08-2007, 02:17
Yine de askere güvenmesin halkım, kızsın hatta. Oysa şu ülkede onlara verilen hak ve imtiyazlardan dolayı kimilerimiz her ne kadar sinirlense de bu sayede ekstra maddi çıkar gözetmeden çalışabilen tek oluşum ordudur ve işte sırf bu yüzden bile bu toprakları emanet edebileceğimize inandığım sadece Türk Silahlı Kuvvetleri'dir. (Yakındır onun da özelleştirilmesi) Milletimiz ise canlarını ortaya koyan, ülkemi sömürmeden canını dişine katan ordumuz yerine "değiştim" diyenlere, cumhurbaşlığı yolunda "hala" laikliği savunacağına insanları "inandırmaya" çalışanlara güvenmeye kalkmaktadır.Ne yazıktır ki bizler de bunu elimiz kolumuz bağlı izlemekte olanlarız. Keşke sanıldığı gibi herşey "tek iktidarın" getireceği "istikrar"dan doğacak gelişim ile sınırlı kalacak olsa; ama sanırım artık bu topraklarda azınlık olan bizleriz... Yine de Atamızın çarpıştığı dönemlere dönüp bakarsak daha kötü günlerden bu günlere geldiğimizi hatırlar ve belki umutlanırız. Beni üzen, milletimin cehaleti, milletimin saflığı olacaktır ki bu satılmış dünyanın şu satılmış medyası, satılmış iş adamı, gününü kurtarmaya çalışan insanoğlu ne yazık ki bencilliğinden asla ödün vermeyecektir. Bu da kendinin yaşamasına; ama cephelerde kanını akıtan binlerce askerin kemiklerinin sızlamasına neden olacaktır.
Esas soru şudur: Boşuna mıydı hepsi?

Aslında bu tam bir yasak elma hikayesi:
Eğer bir şeyler bilirsen bu sana huzursuzluk verir, Adem ile Havva bilgi ağacının meyvesini yedikleri için çıplaklıklarının farkına varmamışlar mıdır ki bu da cennetten kovulmalarına neden olur? Bizler de çıplaklığımızın farkında olanlarız ve bunu henüz farketmemiş olan ve incir yaprağıyla mutlu mesut yaşayanların huzurunu kaçıran yazılar yazanlardan biri de ben oluyorum şu anda sanırım. Her ne kadar her gün yinelenen şeyleri yazmaktan başka bir şey yapmış olmasam da iyi geldi içimi boşaltmak. Yine de çıplaklığı görmeden yaşamak her zaman cennetteki huzuru vereceğinden, belki de onlardır doğru olanı yapanlar, kime ne "gerçek"in ne olduğundan ve "tarih"in boşa yazılmışlığından ve önümüzdeki nesillerin "nasıl" yetiştirileceğinden. Biz günümüzü kurtaralım en düzgün ekonomiyle en barışçıl günlerde...

Mert Çubukçu
28-08-2007, 02:28
biz burda yazsak bişeyler değişse size söz veriyorum 10 gün durmadan yazıcam ama baştakiler gitmedikçe biz böyle cok hayıflanırız :( gerci bende yazıyorum arada içimi dökmek için ama malesef bir işe yaramıyor :(

Onur Aloğlu
28-08-2007, 04:30
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek"
Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir."
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!

Mustafa Kemal Atatürk
Bursa, 5 Şubat 1933


İnancımı ne zaman yitirsem, ne zaman değerlerimizi kaybetmeye başladığımızı düşünsem aklıma gelen tek şey oluyor Bursa Nutku.

Türk Gençliği, devrimlerini muhafaza etmek için geliştirdiği pratiğin meşruiyetini işte buradan alıyor...

Işıl Şakraker
28-08-2007, 10:17
Bu da Bekir Coşkun'un Sayın Sezer'in veda gününde yazdığı yazı. Doğru söze ne hacet...


28 Ağustos 2007 - Hürriyet


Güle güle Cumhurbaşkanım...


DEVLET adamı "gelişinden" değil "gidişinden" bellidir.

Bir manevi yolun iki yanına dizilmiş insanlar, dudaklarında dua, gözlerinde yaşla uğurluyorlarsa devlet adamını...

Yüreğinde yurtseverlik olan herkes "teşekkür" ediyorsa...

Eller sallanıyorsa arkasından...

Fısıltılar onun gidişinin ülkemiz için bir güven kaybı olduğunu durmadan tekrarlıyorsa...

Çocuklar onu seviyorsa...

Trafik polisi; kendisine ve kırmızı ışığına saygı gösteren bu devlet adamına son selamını verirken burnunu çekiyorsa...

Bu ülkenin tüm zenginliklerine sahip çıkmış adamsa o...

Bir misal; diyelim ki o manevi yolun iki yanındaki ağaçlar, ağaçlardaki kuşlar dahi (2-B yasasının durdurulmasından dolayı) huzurlarını ona borçlularsa...

Yüzü ak...

Anlı açık...

Vicdanı rahat...

Başı dikse gidenin...

O benim Cumhurbaşkanımdı...

*

Bu yazı yazıldığı sırada Cumhurbaşkanımız Sezer’in görevi teslim edip Çankaya’dan ayrılmasına artıksaatler vardı.

Son eşyasını toplamış, boşalttığı çekmecesini çekip son kez bakmıştır.

Eminim, telleri tamir edilmiş şemsiyesine, mutfak kapısının arkasında asılı fileye kavuştuğu için sevinçlidir bile.

Ama bir yandan da kendisine huzurlu bir gidiş hakkı vermeyen bu topluma kırgın...

Endişeli...

Tedirgin...

*

Ne yapacaksınız...

Arkasında yolsuzluk dosyaları onu kovalamadıysa...

Ne gelirken, ne giderken, sorgulanmaktan korunmak için bir "zırha" gereksinim duymadıysa...

Aslında rejimi yıkmak istemediğini anlatmak zorunda kalmadıysa...

Onu ikinci cumhuriyetçiler sevmediyse...

Tarikatlar, mollalar ona kızdılarsa...

Ve yobaz gidişini bayram sayıyorsa...

O benim Cumhurbaşkanımdır...

Celal Tunalıoğlu
28-08-2007, 14:03
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek"
Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir."
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!

Mustafa Kemal Atatürk
Bursa, 5 Şubat 1933


İnancımı ne zaman yitirsem, ne zaman değerlerimizi kaybetmeye başladığımızı düşünsem aklıma gelen tek şey oluyor Bursa Nutku.

Türk Gençliği, devrimlerini muhafaza etmek için geliştirdiği pratiğin meşruiyetini işte buradan alıyor...



Resmi evraklarda böyle bir nutuk yok diye biliyorum,yani gerçekliği biraz tartışılıyor bunun..

Onur Aloğlu
28-08-2007, 14:12
Resmi evraklarda böyle bir nutuk yok diye biliyorum,yani gerçekliği biraz tartışılıyor bunun..


Gerçekliği ne yazık ki 1980 askeri darbesinden sonra tartışılmaya başlandı. Zaten Atatürk' ün kendi eseri olan Nutuk gibi özel olarak hazırlanmış, yazılmış bir metin değil.

Bursa' da kendisini ziyaret eden gençlere söylüyor bu sözleri.

Onur Aloğlu
28-08-2007, 14:21
Reşit Ülker - Tanıklar ve Belgelerle Bursa Nutku - 1967

Cemal Gürsel - TBMM Kayıtları

İkisini de okumadım, ancak kaynak olarak gösterilenler bunlar. Bunun dışında bir de Ata' nın her söylediğini yayınlayan, Anadolu Ajansı var. :)

Celal Tunalıoğlu
28-08-2007, 14:29
Gerçekliği ne yazık ki 1980 askeri darbesinden sonra tartışılmaya başlandı. Zaten Atatürk' ün kendi eseri olan Nutuk gibi özel olarak hazırlanmış, yazılmış bir metin değil.

Bursa' da kendisini ziyaret eden gençlere söylüyor bu sözleri.


Bursada yeni cami olaylarının akşamında 15 kişilik bir yemekte yapıldığı rivayet ediliyor,fakat o dönemin hiç bir gazetesinde ve devlet kayıtlarında geçmediği söyleniyor Atatürkün bütün konusmaları kayıt altına alınıyorken.Bende sahsen arastırmadım askeri tarihçi anlatmıştı bana.

Fakat bir gercek var ki bu nutuk genelde mevcut iktidarlara karsı kullanılmakta,ilk kez bunu ortaya cıkaranda Demokrat Parti olmuş mevcut CHP iktidarına karşı,daha sonra silah kendilerine dönüyor daha sonra da Adalet Partisine.Yani bu şekilde bir fırsatçılık için çıkarılan siyasi bir metin olabileceği de ihtimaller dahilinde.

Şahsen düşününce banada pek Atatürkün kaleminden çıkmış gibi gelmiyor mantık olarak,binbir güçlükle oluşturduğu cumhuriyet kurumlarına karşı itaatsizliği kendi eliyle teşvik etmez gibi geliyor bana,düzeni sağlamak için o kadar çaba sarfetmişken :)

Celal Tunalıoğlu
28-08-2007, 14:31
Reşit Ülker - Tanıklar ve Belgelerle Bursa Nutku - 1967

Cemal Gürsel - TBMM Kayıtları

İkisini de okumadım, ancak kaynak olarak gösterilenler bunlar. Bunun dışında bir de Ata' nın her söylediğini yayınlayan, Anadolu Ajansı var. :)


TBMM kayıtlarında ve Anadolu Ajansında yok diye biliyorum,varsa eğer zaten tartısmaya lüzüm yok :)
Şahsen arastırmak lazım o zaman en kısa zamanda,benim de merak ettiğim bir konu.

Onur Aloğlu
28-08-2007, 14:39
Bursada yeni cami olaylarının akşamında 15 kişilik bir yemekte yapıldığı rivayet ediliyor,fakat o dönemin hiç bir gazetesinde ve devlet kayıtlarında geçmediği söyleniyor Atatürkün bütün konusmaları kayıt altına alınıyorken.Bende sahsen arastırmadım askeri tarihçi anlatmıştı bana.

Fakat bir gercek var ki bu nutuk genelde mevcut iktidarlara karsı kullanılmakta,ilk kez bunu ortaya cıkaranda Demokrat Parti olmuş mevcut CHP iktidarına karşı,daha sonra silah kendilerine dönüyor daha sonra da Adalet Partisine.Yani bu şekilde bir fırsatçılık için çıkarılan siyasi bir metin olabileceği de ihtimaller dahilinde.

Şahsen düşününce banada pek Atatürkün kaleminden çıkmış gibi gelmiyor mantık olarak,binbir güçlükle oluşturduğu cumhuriyet kurumlarına karşı itaatsizliği kendi eliyle teşvik etmez gibi geliyor bana,düzeni sağlamak için o kadar çaba sarfetmişken :)


Tartışıldığını bana da lisedeki müdürümüz söylemişti. Pankart yapmak istemiştik bunu. Kendisi biraz çekindi zira. :)

Zaten tartışıldığını ve olamayacağını iddia eden tarihçilerin görüşünün en büyük dayanakları da Atatürk çok güçlü olan hitabet yeteneği ve kalemi...Ve bu açıdan haklı görünüyorlar.
Zira anlam olarak çok şey ifade eden bu söylev, edebi açıdan eksiklikleri barındırıyor.

Karşı tezde olanlar ise -ki ben de bu kanattayım- bunun zaten yazılı bir metin olmadığını söylevden sonra kayıt altına alındığını ve bu şekilde yayıldığını iddia ediyor.. Özellikle 68' Kuşağı' nın çok fazla benimsediği bu söylev, biraz da bu yüzden mevcut iktidarlar döneminde hepten yasadışı, gayri resmi ilan ediliyor.

Bense edebi eksikliklere ve tartışmalara rağmen, Mustafa Kemal' in bu düşüncede olduğunu, bu yetkiyi Gençliğe Hitabe' de Türk Gençliği' ne verdiğini düşünüyorum.

Onur Aloğlu
28-08-2007, 14:43
TBMM kayıtlarında ve Anadolu Ajansında yok diye biliyorum,varsa eğer zaten tartısmaya lüzüm yok :)
Şahsen arastırmak lazım o zaman en kısa zamanda,benim de merak ettiğim bir konu.

Anadolu Ajansı bir süre yayınlamamış, şüphe duymuş. Sonradan kayıt altına alıyor, ancak yine yayınlamıyor. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra ise yayınlıyor. Tarihini ben de bilmiyorum. Ama Söylev' in gerçekliğini savunanların en büyük dayanaklarından biri bu. Buymuş yani...

TBMM kayıtları' na göre ise Cemal Gürsel kürsüden okuyor. Resmi olan kayıtları okumadım haliyle. :) Ancak bu da gerçekliğini savunanların en büyük tezi.

Celal Tunalıoğlu
28-08-2007, 14:46
Anadolu Ajansı bir süre yayınlamamış, şüphe duymuş. Sonradan kayıt altına alıyor, ancak yine yayınlamıyor. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra ise yayınlıyor. Tarihini ben de bilmiyorum. Ama Söylev' in gerçekliğini savunanların en büyük dayanaklarından biri bu. Buymuş yani...

TBMM kayıtları' na göre ise Cemal Gürsel kürsüden okuyor. Resmi olan kayıtları okumadım haliyle. :) Ancak bu da gerçekliğini savunanların en büyük tezi.

Dönemin gazetelerini incelemek lazım,milli kütüphanede vardır sanırım :)

Cemal Gürsel okumuş olabilir,başkalarıda okumuş olabilir dediğim gibi zaten hep iktidarı tehdit etmek için kullanılmış bir söylev :)

Onur Aloğlu
28-08-2007, 14:48
Cemal Gürsel okumuş olabilir,başkalarıda okumuş olabilir dediğim gibi zaten hep iktidarı tehdit etmek için kullanılmış bir söylev :)

Değil mi?

Bugün de ben okuyorum, tıpkı dünkü gibi. :)

Onur Aloğlu
28-08-2007, 15:06
TÜRK TARİH KURUMU’NUN BURSA NUTKU HAKKINDA KARARI

“Türk Tarih Kurumu Yönetim Kurulu’nun 24 Ekim 1966 tarihli toplantısında Bornova Asliye Hukuk Hakimliğinin 27/9/1966 tarih ve 1966/338 sayılı yazısı ve bu yazıya ekli Atatürk’ün Bursa Nutku ile ilgili sözlerin üzerine gerekli incelemeler yapılmıştır. Bu incelemeler sonunda bu sözlerin Atatürk’ün 1933 Şubatı’nda Bursa’da yaptığı konuşmadan mealen alınmak suretiyle çeşitli tarihlerde basılmış olduğu kanaatine oybirliği ile varılmıştır.”

Onur Aloğlu
28-08-2007, 15:23
6 Şubat 1933 - Anadolu Ajansı

“Bursa’ya geldim. Hadise hakkında alakadarlardan malumat aldım. Hadise haddizatında fazla ehemmiyeti haiz değildir. Herhalde, cahil mürteciler adaletin pençesinden kurtulamayacaklardır. Hadiseye dikkatimizi bilhassa çevirmemizin sebebi, dini siyaset ve herhangi bir tahrike vesile etmeye asla müsamaha etmeyeceğimizin bir defa daha anlaşılmasıdır. Meselenin mahiyeti esasen din değil, dildir. Kati olarak bilinmelidir ki; Türk milletinin milli dili ve milli benliği bütün hayatına hâkim esas kalacaktır.”

Mustafa Kemal Atatürk



8 Şubat 1933 - Cumhuriyet

Yirmi iki gündür, adımlarının izleriyle yurdu bir altın haleye saran Gazi, Afyon tepelerini aydınlatırken Bursa ovasına küçük bir irtica gölgesi çöktü. Bir anda onun bir tepeden bir ovaya karanlıkları yırtan bir yıldırım hızıyla düştüğünü gördük”

Yusuf Ziya Bey


Rıza Ruşen Yücer (Bursa Arkadaş Gazetesi Sahibi) - 1947

Atatürk' e ait birkaç fıkra ve hatıra

"O akşam Çekirge yolundaki köşkte Atatürk’e bir yemek verildi. Sofrada 13-14 kişi var. O günkü hadiseden dolayı Atatürk’ün gönlünü almak için, bu ondört kişiden birisi:

- Efendim, diye söze başladı… Bursa gençliği bu hadiseyi hemen bastıracaktı. Fakat zabıta ve adliyeye oln güveninden ötürü… devam edemedi. Atatürk bir işaretle sözünü kesti… Sonra Türk gençliğinden ne anladığını şöyle tarif etti:

Türk genci, inkılapların ve rejimin sahibi ve bekçisidir diye başlayan Bursa Nutku’nu söylemiş ve şöyle bitirmiştir: İşte benim anladığım Türk genci ve Türk gençliği… dedi.”




1958’de Ulus Gazetesi’nde Bursa Nutku’nun yayımlanmasından ötürü açılan soruşturmaya tanık olarak katılan tarihçi Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu

“Bu olay Arapça ezanın kaldrırıldığı zaman olmuştur. Mustafa Kemal İzmir’deydi. Bursa’da Ulucamii’de bir müezzinin ezanı Türkçe okumayıp Arapça okuduğunu öğrendi. Sofradaydık, derhal hususi trenin hazırlanmasını emretti. Tren öylesine bir şekilde geldi ki, Karaköy’e kadar Mustafa Kemal bağırıyordu. “Yavaş gidiyor daha süratli”. Karaköy’den otomobille gayet bozuk bir yoldan Bursa’ya varıldı. Paşa’nın oradan kalkıp Bursa’ya geldiğini haber alınca, Ankara “Bu telaşa sebep ne” demiş. Bunu Mustafa Kemal duymuştu. “Bir müezzin Arapça ezan okuyor. Ne vali, ne müddeimumi, ne polis hadiseyle ilgileniyor. Biz inkılap yapıyoruz. Bir milletin kaderini elimize aldık, çocuk oyuncağı mı bu işler? Bu eserin kurucusu benim. Bursa’da devlet makamları inkılapları korumak için alakalanmadıklarında benim ne yapmamı istiyorsunuz? Durmamı mı?” dedi. Ondan sonra verilen yemekte bu sözleri (Bursa Nutkunu) söyledi



Musa Ataş, 18 Mart 1963 tarihli Hâkimiyet Gazetesi

“Aradan 30 sene geçmiş. Bunları bulmak kolay değildir. Bursa gazetelerinde çıkanlar ise, sahipleri öldüklerinden koleksiyonlarının ne olduğunu bilmiyorum. Yalnız bu vaka üzerine Büyük Atatürk’ün yaptığı üç konuşmadan en mühimi olan belediye meclisi salonunda gençliğe yaptığı hitabesini mealen hafızamda saklıyorum. Orada Atatürk gençliğe hitaben demiştir ki:

- Bu hadise mühüm fiili bir hareket değildir. İrticai bir mahiyeti de yoktur. Fakat size şunu bildireyim ki, meş’um Menemen irticai hadisesi, inkılplarımıza karşı yöneltilen bir hareketi önleyici Türk gençliğinin mevcut olduğunu göstermiştir. Kubilay gibi genç ve idealist bir ihtiyat zabiti kendisini bu uğurda feda etmiştir. Onu örnek alın. Herhangi irticai bir hareket olursa onun karşısında daima siz bulunacaksınız. Çünkü inkılaplarımızı ve Türkiye Cumhuriyeti’ni size emanet ettik. Hangi şartlar altında olursa olsun hiçbir devlet kuvvetine dhi dayanmadan bunları siz koruyacaksınız. Alacağınız kuvvet bütün Türk milletinindir. Böyle hareketlerde sizi pervasızca daima bunların karşısında görmek Türk milletinin en büyük inancıdır.”

Bu konuşmadan sonra gençler Atatürk’ü hararetle alkışladılar. “Yolundayız Paşam” dediler.


Aynı zamanda Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Afet İnan tarafından verilen ve 23.1.1964’te Senato’da Milli Eğitim Bakanı İbrahim Öktem tarafından okunan cevap yazısında da Atatürk’ün bu nutku söylediği anlaşılmaktadır.







deniyor kaynaklara göre.


Düzeltme : İlgili kaynakta TBMM ve Senato kaynaklarında da varolduğu yazılmış. Bunun dışında Celal' in de belirttiği gibi Demokrat Parti İzmir Binası' ında Celal Bayar tarafından Şeref Balkanlı' ya okutulmuştur. Demokrat İzmir Gazetesi de bunu tam olarak yayınlamıştır. Ardından başbakan da bu tartışmaya katılmış "Atatürk söyledi diye suç sayılmayacak mı" demiştir. ( Ne kadar tanıdık bir üslup :) ) Aynı tartışmalar devam ederken Adalet Yılı Açılışında Yargıtay Başkanı da bu nutku kürsüden okumuştur.

Işıl Şakraker
28-08-2007, 17:33
biz burda yazsak bişeyler değişse size söz veriyorum 10 gün durmadan yazıcam ama baştakiler gitmedikçe biz böyle cok hayıflanırız :( gerci bende yazıyorum arada içimi dökmek için ama malesef bir işe yaramıyor :(

10 gün değil her gün her gün yazmamız gerekiyor. Hem buraya hem başka yerlere. Gücümüz yettiğince her yerde bağırmamız gerekiyo, o yüzden kimse bunların hiçbir işe yaramicaını düşünmemeli

Sarp Çağlar
28-08-2007, 22:59
Atatürk ilkelerine yürekten bağlıyız..
Bu ilkelere kafa tutanların da ezeli ve ebedi düşmanlarıyız..
YAŞASIN LAİK VE TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE!

http://img366.imageshack.us/img366/2981/atatrknxh4.jpg

Göktuğ Güllüce
29-08-2007, 01:41
Biraz sert bir mesaj olmuş:)
Zaten hep aman sert olmasın aman bişey olmaz felsefesi güttüğümüzden bugünlere geldik...

ATAM şu günlerde sana öyle çok ihtiyacımız var ki...
Senin kurduğun LAİK ve DEMOKRATİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ'nin üzerinde o kadar kara bulutlar geziyor ve pis eller tarafından tutuluyor ki...
Ama sen rahat uyu yerinde ATAM... Bu ülkeyi emanet ettiğin biz gençler herşeyin farkındayız ve vatanımızı kimseye yedirmeyiz...
Her ne kadar bugünlerde Anayasadan senin koyduğun ilkeler çıkarılarak yeni anayasa hazırlanılsada biz o ilkeleri anayasaya geri sokmayıda, o çıkarılan ilkeleride gereken kişilerin kafalarına sokmayıda çok iyi biliriz...

(http://www.hurriyet.com.tr/egitim/anasayfa/7168533.asp?gid=171&a=505529)

Göktuğ Güllüce
29-08-2007, 01:41
ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ

http://ttkb.meb.gov.tr/image/ataturk.jpg Ey Türk gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden, mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr u zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asîl kanda, mevcuttur! http://ttkb.meb.gov.tr/image/ataimza.jpg
Mustafa Kemal ATATÜRK

Ömer Yağanoğlu
29-08-2007, 14:51
siyaset konuşmayı ne kadar çok seviyorsunuz ben de çok seviyorum ama burda dile getirmiyorum arkadaşlarımla beraber reel bir ortamda paylaşmayı yeğliyorum

konu başlığı başka şey gene yok hükümet yok iktidar yok partilere gitmiş konu burası siyaset konuşulacak yer değil diye düşünüyorum

+

tekrarlıyorum.

siyasi olaylara girmeden 1907ünifeb'in amaçları arasında yer alan Atatürk ilke ve inkılaplarının korunmasına yönelik düşüncelerin dile getirilmesi gerekir diye düşünmeye devam ediyorum.

Kazımcan Yılanlıdağ
29-08-2007, 14:53
Her zaman Mustafa Kemail'in Cocukları olduk ve bundan gurur duyduk...Hep de öyle olacak...baslık için tesekkürler.

Murat Karaman
02-09-2007, 23:40
M-übarek şemalin göremedim de
U-sanıp ellerinden öpemedim ben
S-usmayıp konuşan bakışlarına
T-arihine ilkelerine hürriyetine
A-ğlarım ben seni her andığımda
F-atiha okurum sana dualarımda
A-ğlıyorum ATAM sensiz kalan vatanda

K-urtardığın Vatan perişan ATAM
E-gemenlik kayıtsız şartsız bu milletindi
M-alesef bu hainler vatanı böldü
A-cımasız hainler vatana doldu
L-aiklik kelimesi tarihlerde mi kaldı

A-şığım kurduğun eşsiz CUMHURİYET'e
T-arifi imkansız ilkelerine aşığım ATAM
A-tam uyan sensiz ne halde VATAN
T-arihini satır satır talan ettiler
Ü-lkeyi böldüler hainler viran ettiler
R-ahat uyu ATAM bu gençlik sana minnettar
K-Kurduğun Cumhuriyet'te bekçiyiz Atam ..


Anonim..

http://www.kanalturk.com.tr/uyeler/yazi.php?user_yazi_id=12242

Tolga Uysal
03-09-2007, 00:03
Bizler mustafa kemal in gençleriyiz !!
memleket dahilinde iktidar a sahip olup gaflet , dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunanlar ın karşısında Atatürk ilke ve inkilaplarının yılmaz bekçileriyiz ..

Sercan Tuna
04-09-2007, 17:18
Barış Manço 2023

1923`Ün ilik bir ekim sabahinda
Kayalarin topraga dikine saplandigi yerde dogdum
Toprak anayla kaya babanin ogluyum ben
Toprak anam sevgi dolu bereket dolu
Toprak anam sessiz ama toprak anam dopdolu
Toprak anam toprak anam anadolu

Babamsa sagi solu belli olmaz
Bir gürledimi yer yerinden oynar
Gögsünde catirdamalar olurmus
Onun icin derdi
Onun icin sayisiz irili ufakli
Kaya parcalari vardir bu topraklarda
Ve sen benim oglum
Ve sen kayalarin oglu
Bu tasi topragi bir arada tutacaksin

Kolay degil kayalarin oglu olmak
Kuzeyden esen rüzagara
Güneyden gelen kavurucu sicaga karsi
Koruyacaksin onlari
Kolay degil
Kolay degil kayalarin oglu olmak

2023`Ün ilik bir ekim sabahinda
Bacaklarimda hafif bir uyusma ile uyandim
Ve sanki yüz yillik ulu bir cinar gibi
Kök salmaya basladim o sabah
Ve ilk kez sagimda solumda
Asirlardir durmakta olan diger cinarlari farkettim
Dogudan hafif bir seher yeli yükseldi
Ve asirlik cinarlar benide aralarina aldilar
Ve 2023`ün ilik bir ekim sabahinda
Yeni bir kayalarin oglunun dogusunu
Beraberce seyre koyulduk

Şahin Bilir
04-09-2007, 17:20
Sercan eline sağlık çok güzel bir paylaşım sağol.

Onur Aloğlu
17-09-2007, 03:23
Yeni eğitim öğretim yılında, İlköğretim 8’inci sınıflarda okutulacak Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük kitabında, Mustafa Kemal Atatürk’ün 10’ncu Yıl Nutku’nun yer almadığı ortaya çıktı.


Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Balıkesir Şube Başkanı Mürüvvet Keleş, 8’nci sınıflarda, geçen yıl Ökkeş Kurt’un yazdığı, Yeni Çizgi Yayınları’nın bastığı Türkiye Cumhuriyeti İnkilap Tarihi ve Atatürkçülük kitabının okutulduğunu, bu yıl ise Yrd. Doç. Dr. Nuri Yavuz’un, Prizma Yayıncılık tarafından basılan aynı adı taşıyan kitabının dağıtıldığını söyledi. Konu başlıkları ve bölümleri başta olmak üzere iki kitabın hemen hemen aynı olduğunu, ancak sadece 5’inci bölümde ’Türk İnkılabı’ başlıklı kısımdaki okuma metninde yer alan Nutuk’un çıkartıldığını söyleyen Keleş, "Aynı olayı 2004 yılında da yaşamıştık. Tepkiler üzerine, Nutuk 2005’teki kitaba konulmuştu" diye konuştu.

Kaynak: Hürriyet

Onur Aloğlu
17-09-2007, 03:32
Yeni eğitim öğretim yılında, İlköğretim 8’inci sınıflarda okutulacak Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük kitabında, Mustafa Kemal Atatürk’ün 10’ncu Yıl Nutku’nun yer almadığı ortaya çıktı.


Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Balıkesir Şube Başkanı Mürüvvet Keleş, 8’nci sınıflarda, geçen yıl Ökkeş Kurt’un yazdığı, Yeni Çizgi Yayınları’nın bastığı Türkiye Cumhuriyeti İnkilap Tarihi ve Atatürkçülük kitabının okutulduğunu, bu yıl ise Yrd. Doç. Dr. Nuri Yavuz’un, Prizma Yayıncılık tarafından basılan aynı adı taşıyan kitabının dağıtıldığını söyledi. Konu başlıkları ve bölümleri başta olmak üzere iki kitabın hemen hemen aynı olduğunu, ancak sadece 5’inci bölümde ’Türk İnkılabı’ başlıklı kısımdaki okuma metninde yer alan Nutuk’un çıkartıldığını söyleyen Keleş, "Aynı olayı 2004 yılında da yaşamıştık. Tepkiler üzerine, Nutuk 2005’teki kitaba konulmuştu" diye konuştu.

Kaynak: Hürriyet


Ders zili...


KURBAĞA...

Eksi 2 derece suda, ölür.

50 derece suda, gene ölür.

Çünkü, 5 derece ile 36 derece arasındaki ısılarda yaşayabilir ancak.

Mesela, 50 derecelik su bulunan kovaya koyun kurbağayı, anında tepki verir, refleksleri çalışır, zıp diye sıçrar, kendini dışarı atar.

Ama...

15 derecelik suya koyun, yavaş yavaş ısıtın, gıkını çıkarmaz. 20 derece, 25 derece... Hiç istifini bozmaz. Normaldir ona göre... 30, 35, 36, 37... Bu yaz sıcaklar fazla olacak herhalde diye düşünür, yeniden mevsim normallerine döneceği umuduyla, oturmaya devam eder. Rehavetle... 40, 41, 42... Vaziyet sakat galiba der, sıçramak için hamle yapar. Nafile! Yavaş yavaş ısıtılan su, kaslarını kullanılmaz hale getirmiştir. Yay gibi bacakları, hamur gibi gevşemiştir... Bi daha dener. I-ıh... İş işten geçmiştir. Kendisini hedef alan değişimi kavrayamamış, geç kalmıştır. Çok geç.

Teslim olur çaresiz.

*

Kurbağaya işkence yapmak için değil... Öğrenciler, "bilimsel gerçekler" ışığında, kurbağadan ders alsın diye yapılır bu deney.

O nedenle, kulakları çınlasın, fen öğretmenim, "Kurbağadan akıllı olmak zorundadır insan" derdi hep... Sonra da eklerdi:

"Hayat da laboratuvar çünkü!"

Siyaset de.

Ekonomi de.

Medya da.

*

Ve, ders zili çalıyor bugün...

*

Bilime inanan Atatürkçü öğretmenler, yukarıda örneğini verdiğim sayısız deneyi anlatacak okullarda...

Ders aldın, aldın.

Almadın...

Bugün başına gelen gelir işte!

*

20 sene önce "imkánsız" zannettiğin olaylar, bir de bakarsın ki, imkánsız değilmiş.

Dikleneyim dersin...

Eyvah!

Dermanın yoktur.

Ağır ağır...

Ufak ufak..

Usul usul...

Yavaş yavaş alıştırmışlardır seni bu yeni ortama... Hamle yapayım dersin. Yapamazsın.

*

Reiki yaparak olmuyor bu iş.

Uyanık olmak gerekiyor.

Silkin... Kalk ayağa!


Yılmaz Özdil - Hürriyet

Faruk Aksu
17-09-2007, 04:20
20 sene önce "imkánsız" zannettiğin olaylar, bir de bakarsın ki, imkánsız değilmiş.



Ünifeb ile ilk tanışma zamanlarımda, toplantılar olsun standlar olsun, üzerinde vurgu ile bahsedilen bir konu idi 1907Ünifeb'in Atatürk ilkelerine bağlılığı. O zamanlar biraz fazla vurgu yapılıyor gibi gelmişti. "Buna kimin itirazı olabilir ki zaten." gibi düşünmüştüm. Ben mi körmüşüm yoksa birdenbire mi tepetaklak olduk bilemiyorum ama zamanında Atatürk'e bağlılık vurgusunu kimler yapmış ise aklına, fikrine sağlık. Ve hakikaten ve maalesef imkansız değilmiş.

İlhan Gül
17-09-2007, 16:56
Irak ne Ramazan dinliyor ne çocuk.. Orada da okullar açıldı. Kusay da bu öğrencilerden biriydi. Kardeşi Ziya ve annnesi ilk günde bu heyecanına ortak olmuşlardı..

Oturdukları yer Bakuba'ydı. Bombaların eksik olmadığı, ceset tarlalarına dönen bir bölge..

Hani şu her gün saldırı haberlerinin geldiği ölüm vakalarının hiç eksik olmadığı yer..

http://www.internethaber.com/images/other/2.20070917154431.jpg
Okul bitmiş eve dönüş vakti gelmişti. İki küçük öğrenci otomobille evlerine yol aldılar. Araçta tatlı bir heyecan vardı. Annesine ilk günü anlatıyorlardı.

Annesi hem sevinçli hem de de endişeliydi.. Seviçliydi çünkü oğullarının yaşıtları kör bir saldırının kurbanı olduğu yerde hayattaydı..

Ne tuhaf ki hayatta kalabildiğin her gün bir nimet olarak görülüyordu.

Endişeliydi çünkü serseri bir bombnın ya da kurşunun ne zaman ve nereden geleceği belli değildi.

Yüzlerine bakıp iç geçiriyordu. Kendi hayatları umutsuz bir girdabın içindeydi.. Çocuklarını nasıl bir gelecek bekliyor bilmiyordu.

Onlara güvenli ve refah dolu bir gelecek dilemekten başka bir şey gelmiyordu elinden.

Tam bunlar düşünürken makineli tüfek sesleri duyuldu. Gürültü giderek yakınlaşıyordu. Kulakları sağır eden patlama sesleri işitiliyordu.

Annesinin korktuğu başına gelmişti. Otomobilleri makineli tüfeklerle taranıyordu. Kusay şanslıydı seken kurşunlar onu yaralamıştı.

Ama 6 yaşındaki Ziya için aynı şey söz konusu değildi.. Ağır yaralıydı. Can vermek üzereydi.. Annesi gözyaşları ve feryat içinde oğluna sarıldı.. Kollarının arasına aldı..

6 yıl kahrını çektiği, büyüttüğü can ve kan verdiği oğlu ellerinin arasında kayıp gidiyordu. Bu bir annenin isteyeceği en son şeydi.

Annesi onu son kez morgda ziyaret etti. Bir kez daha ellerinin arasına aldı onu.. Pantolonu kandan kırmızıya bulanmıştı..

Çarşafı son kez kaldırdı.. Gözleri açık gitmişti.. Elleriyle başını okşadı.

"Ben neden öldüm, suçum neydi" dercesine bakıyordu sanki..Anne merhametiyle sarılan anneyi kurşunlar değil de oğlunun o bakışları öldürmüştü..

BU İNSANLIK AYIBI BIR SON BULSUN ARTIK...

changeTarget(document.getElementById("news_content"))

Onur Aloğlu
17-09-2007, 18:24
Yeni eğitim öğretim yılında, İlköğretim 8’inci sınıflarda okutulacak Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük kitabında, Mustafa Kemal Atatürk’ün 10’ncu Yıl Nutku’nun yer almadığı ortaya çıktı.


Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Balıkesir Şube Başkanı Mürüvvet Keleş, 8’nci sınıflarda, geçen yıl Ökkeş Kurt’un yazdığı, Yeni Çizgi Yayınları’nın bastığı Türkiye Cumhuriyeti İnkilap Tarihi ve Atatürkçülük kitabının okutulduğunu, bu yıl ise Yrd. Doç. Dr. Nuri Yavuz’un, Prizma Yayıncılık tarafından basılan aynı adı taşıyan kitabının dağıtıldığını söyledi. Konu başlıkları ve bölümleri başta olmak üzere iki kitabın hemen hemen aynı olduğunu, ancak sadece 5’inci bölümde ’Türk İnkılabı’ başlıklı kısımdaki okuma metninde yer alan Nutuk’un çıkartıldığını söyleyen Keleş, "Aynı olayı 2004 yılında da yaşamıştık. Tepkiler üzerine, Nutuk 2005’teki kitaba konulmuştu" diye konuştu.

Kaynak: Hürriyet

Ders zili...


KURBAĞA...

Eksi 2 derece suda, ölür.

50 derece suda, gene ölür.

Çünkü, 5 derece ile 36 derece arasındaki ısılarda yaşayabilir ancak.

Mesela, 50 derecelik su bulunan kovaya koyun kurbağayı, anında tepki verir, refleksleri çalışır, zıp diye sıçrar, kendini dışarı atar.

Ama...

15 derecelik suya koyun, yavaş yavaş ısıtın, gıkını çıkarmaz. 20 derece, 25 derece... Hiç istifini bozmaz. Normaldir ona göre... 30, 35, 36, 37... Bu yaz sıcaklar fazla olacak herhalde diye düşünür, yeniden mevsim normallerine döneceği umuduyla, oturmaya devam eder. Rehavetle... 40, 41, 42... Vaziyet sakat galiba der, sıçramak için hamle yapar. Nafile! Yavaş yavaş ısıtılan su, kaslarını kullanılmaz hale getirmiştir. Yay gibi bacakları, hamur gibi gevşemiştir... Bi daha dener. I-ıh... İş işten geçmiştir. Kendisini hedef alan değişimi kavrayamamış, geç kalmıştır. Çok geç.

Teslim olur çaresiz.

*

Kurbağaya işkence yapmak için değil... Öğrenciler, "bilimsel gerçekler" ışığında, kurbağadan ders alsın diye yapılır bu deney.

O nedenle, kulakları çınlasın, fen öğretmenim, "Kurbağadan akıllı olmak zorundadır insan" derdi hep... Sonra da eklerdi:

"Hayat da laboratuvar çünkü!"

Siyaset de.

Ekonomi de.

Medya da.

*

Ve, ders zili çalıyor bugün...

*

Bilime inanan Atatürkçü öğretmenler, yukarıda örneğini verdiğim sayısız deneyi anlatacak okullarda...

Ders aldın, aldın.

Almadın...

Bugün başına gelen gelir işte!

*

20 sene önce "imkánsız" zannettiğin olaylar, bir de bakarsın ki, imkánsız değilmiş.

Dikleneyim dersin...

Eyvah!

Dermanın yoktur.

Ağır ağır...

Ufak ufak..

Usul usul...

Yavaş yavaş alıştırmışlardır seni bu yeni ortama... Hamle yapayım dersin. Yapamazsın.

*

Reiki yaparak olmuyor bu iş.

Uyanık olmak gerekiyor.

Silkin... Kalk ayağa!


Yılmaz Özdil - Hürriyet

Atatürk İlke ve Devrimleri

Mustafa Ünal
17-09-2007, 20:27
Tesekkur edilecek konu budur. Tesekkurler abi.

Yilmaz Ozdil'in de dedigi gibi "yavas yavas yukseltiyorlar sicakligi, caktirmadan , yavastan". Sonra gun gelecek anlamayacagiz neyin icinde yasadigimizi , ne oldugumuzu. Ardindan soracagiz kendimize. Nasil boyle olduk? Film seridi gibi gozumuzun onunden gececek 5 yilimiz. Lambalarimiz (!) yanacak. Ama kurbaga misali hareketlendikce dibe girecegiz. Bir bakmisiz ne laiklik kalmis ne Ataturkculuk ne devrim ne ilke.

Bir arkadasin iletisiydi gecen cok hosuma gitmisti. "Turk milleti gariptir her lafi kaldiramaz , kufredersin kizarda , ........ aldirmaz."

Uyumaya devam edelim biz.

Serkan Şahin
17-09-2007, 23:43
Irak ne Ramazan dinliyor ne çocuk.. Orada da okullar açıldı. Kusay da bu öğrencilerden biriydi. Kardeşi Ziya ve annnesi ilk günde bu heyecanına ortak olmuşlardı..


Oturdukları yer Bakuba'ydı. Bombaların eksik olmadığı, ceset tarlalarına dönen bir bölge..

Hani şu her gün saldırı haberlerinin geldiği ölüm vakalarının hiç eksik olmadığı yer..

http://www.internethaber.com/images/other/2.20070917154431.jpg
Okul bitmiş eve dönüş vakti gelmişti. İki küçük öğrenci otomobille evlerine yol aldılar. Araçta tatlı bir heyecan vardı. Annesine ilk günü anlatıyorlardı.

Annesi hem sevinçli hem de de endişeliydi.. Seviçliydi çünkü oğullarının yaşıtları kör bir saldırının kurbanı olduğu yerde hayattaydı..

Ne tuhaf ki hayatta kalabildiğin her gün bir nimet olarak görülüyordu.

Endişeliydi çünkü serseri bir bombnın ya da kurşunun ne zaman ve nereden geleceği belli değildi.

Yüzlerine bakıp iç geçiriyordu. Kendi hayatları umutsuz bir girdabın içindeydi.. Çocuklarını nasıl bir gelecek bekliyor bilmiyordu.

Onlara güvenli ve refah dolu bir gelecek dilemekten başka bir şey gelmiyordu elinden.

Tam bunlar düşünürken makineli tüfek sesleri duyuldu. Gürültü giderek yakınlaşıyordu. Kulakları sağır eden patlama sesleri işitiliyordu.

Annesinin korktuğu başına gelmişti. Otomobilleri makineli tüfeklerle taranıyordu. Kusay şanslıydı seken kurşunlar onu yaralamıştı.

Ama 6 yaşındaki Ziya için aynı şey söz konusu değildi.. Ağır yaralıydı. Can vermek üzereydi.. Annesi gözyaşları ve feryat içinde oğluna sarıldı.. Kollarının arasına aldı..

6 yıl kahrını çektiği, büyüttüğü can ve kan verdiği oğlu ellerinin arasında kayıp gidiyordu. Bu bir annenin isteyeceği en son şeydi.

Annesi onu son kez morgda ziyaret etti. Bir kez daha ellerinin arasına aldı onu.. Pantolonu kandan kırmızıya bulanmıştı..

Çarşafı son kez kaldırdı.. Gözleri açık gitmişti.. Elleriyle başını okşadı.

"Ben neden öldüm, suçum neydi" dercesine bakıyordu sanki..Anne merhametiyle sarılan anneyi kurşunlar değil de oğlunun o bakışları öldürmüştü..

BU İNSANLIK AYIBI BIR SON BULSUN ARTIK...

changeTarget(document.getElementById("news_content"))
yolunda gitmeyen birşeyler var...bu görüntüyü görmek içimi çok acıttı:(

Onur Aloğlu
17-09-2007, 23:47
Atatürk İlke ve Devrimleri başlığında dillendiğine göre "Yurtta Barış, Dünyada Barış" mesajı verilmek isteniyor sanırım.

İlhan Gül
18-09-2007, 04:59
Atatürk İlke ve Devrimleri başlığında dillendiğine göre "Yurtta Barış, Dünyada Barış" mesajı verilmek isteniyor sanırım.
aynen öyle kardeşim haklısın..

Amir Özkul
18-09-2007, 17:50
Ders zili...


KURBAĞA...

Eksi 2 derece suda, ölür.

50 derece suda, gene ölür.

Çünkü, 5 derece ile 36 derece arasındaki ısılarda yaşayabilir ancak.

Mesela, 50 derecelik su bulunan kovaya koyun kurbağayı, anında tepki verir, refleksleri çalışır, zıp diye sıçrar, kendini dışarı atar.

Ama...

15 derecelik suya koyun, yavaş yavaş ısıtın, gıkını çıkarmaz. 20 derece, 25 derece... Hiç istifini bozmaz. Normaldir ona göre... 30, 35, 36, 37... Bu yaz sıcaklar fazla olacak herhalde diye düşünür, yeniden mevsim normallerine döneceği umuduyla, oturmaya devam eder. Rehavetle... 40, 41, 42... Vaziyet sakat galiba der, sıçramak için hamle yapar. Nafile! Yavaş yavaş ısıtılan su, kaslarını kullanılmaz hale getirmiştir. Yay gibi bacakları, hamur gibi gevşemiştir... Bi daha dener. I-ıh... İş işten geçmiştir. Kendisini hedef alan değişimi kavrayamamış, geç kalmıştır. Çok geç.

Teslim olur çaresiz.

*

Kurbağaya işkence yapmak için değil... Öğrenciler, "bilimsel gerçekler" ışığında, kurbağadan ders alsın diye yapılır bu deney.

O nedenle, kulakları çınlasın, fen öğretmenim, "Kurbağadan akıllı olmak zorundadır insan" derdi hep... Sonra da eklerdi:

"Hayat da laboratuvar çünkü!"

Siyaset de.

Ekonomi de.

Medya da.

*

Ve, ders zili çalıyor bugün...

*

Bilime inanan Atatürkçü öğretmenler, yukarıda örneğini verdiğim sayısız deneyi anlatacak okullarda...

Ders aldın, aldın.

Almadın...

Bugün başına gelen gelir işte!

*

20 sene önce "imkánsız" zannettiğin olaylar, bir de bakarsın ki, imkánsız değilmiş.

Dikleneyim dersin...

Eyvah!

Dermanın yoktur.

Ağır ağır...

Ufak ufak..

Usul usul...

Yavaş yavaş alıştırmışlardır seni bu yeni ortama... Hamle yapayım dersin. Yapamazsın.

*

Reiki yaparak olmuyor bu iş.

Uyanık olmak gerekiyor.

Silkin... Kalk ayağa!


Yılmaz Özdil - Hürriyet

Yazı için sağol abi. :)

Bugünlere nasıl geldik, nelerden geçtik, bu konuda söylenecek çok şey var da, yeri burası değil diye düşünüyorum. ;)

Uyanık olmak lazım ama, uyutmaya çalışanlara inat.

Onur Aloğlu
20-09-2007, 17:49
TÜRKİYE’yi küçük Amerika yapacağız!

Böyle demişti Celal Bayar...

"Küçük Amerika yapacağız!"

Arkası çorap söküğü gibi geldi.

*

Sovyet modeline özenen de oldu.

Küba modeline özenen de.

Taaa o zamanlar da adaydık, ama şimdiki kadar popüler değildi AB modeli.

Bir ara Japon modeline yöneldik.

Özal, 17 defa gitti Japonya’ya.

Ama baktık ki, Japon modeli için çalışmak gerekiyor, bize uymaz... Oralara kadar gitmişken, direksiyonu Asya kaplanlarına kırdık.

Güney Kore olalım.

Tayvan olalım.

Hong Kong olalım.

Singapur olalım bari.

Erbakan çıktı dedi ki...

"Endonezya olalım!"

Fellik fellik modellerden model beğenirken, korkularımız bile model modeldi...

İran mı oluyoruz acaba?

Suudi Arabistan mı oluyoruz?

Yoksa Cezayir mi oluyoruz?

Ve aniden, IMF modeline sarıldık!

Kriz çıktı...

Brezilya’ya benzettiler.

Bankalar battı...

Arjantin’e benzettiler.

Derken, AB modeli kıymete bindi.

Hindistan olalım diyen de çıktı...

Pakistan olalım diye akıl veren de.

En güzeli Çin modeli diyen var.

Gel zaman git zaman...

Küçük Amerika olmak isteyen Türkiye’ye, büyük Amerika dedi ki, "siz iyisi mi, ılımlı İslam modeli olun... OK?"

*

Teröre karşı İrlanda modelini inceledik, İspanya modelini inceledik. Bir türlü karar veremediğimizi görünce, Abdullah Öcalan çıktı, İskoçya modelini, Galler modelini ve Güney Afrika modelini incelememizi tavsiye etti... Kıbrıs için İsviçre modelini tartıştık, Annan modeli için referandum yaptık, neticede Belçika modeli ağırlık kazandı. Emniyet Genel Müdürlüğü, Alman modelini mercek altına aldı. SHP, önümüzdeki seçim için İtalyan modelini öneriyor. Maliye Bakanlığı, kayıtdışıyla mücadele için İngiliz modeli uyguluyor; vergi için de, Hollanda modeli uygulamıştı. Devlet Planlama Teşkilatı, mesleki eğitim için Danimarka modelini inceliyor. Sigara şirketleri, Tekel’in özelleştirilmesi için Tunus modelini istemişti. Yabancılara mülk satışı için İspanya modelini benimsedik; yabancı emeklileri tatile getirmek için de Norveç modelini... Köyden kente göç eden kadınlarımızın sorunlarını çözmek amacıyla İsveç modeli üzerinde duruluyor. DYP, belediyelerde ortaya çıkan Ali Dibo vakalarına karşı, Fransa modeline dikkat çekti. Sağlıkta, Amerikan modeli, Finlandiya modeli veya Dubai modellerinden birinde karar kılacağız. Tarımda Polonya modelini uyguluyorduk; şimdi Yeni Zelanda modeli ve Avustralya modeli uyguluyoruz. Çiftçi sigortası için Meksika modeli araştırılıyor. Zeugma’nın turizme kazandırılması için Mısır modeli üzerinde çalışılıyor. Tavuk gübresi için Kanada modeli tercih edildi. Çiçekçiler, Kolombiya modeli ile büyüme kararı aldı. Vallahi. Daha verimli süt alabilmek için Portekiz modeli hayata geçirildi. Tasarruflu su kullanımı için İsrail modeli getirildi. Fener Patrikhanesi için düşünülen, malum, Vatikan modeli... AKP’nin ampulü, Fas modeli AKP’nin gaz lambası modeli... Yeni Anayasa’nın da, Şansölye modeli olarak bilinen, Avusturya modeli olduğu söyleniyor.

*

En son ne olduk?

Malezya modeli.

*

Koy haritayı önüne.

Pasifik’ten Atlantik’e...

Ekvatordan kutuplara kadar...

Hepsine özeniyor, hepsini beğeniyor, hepsini örnek alıyor, hepsini olmak istiyor.

Bi tek neyi istemiyor?

Atatürk modelini.

Yaranamadı garibim.


Yılmaz Özdil - Hürriyet

Ece Kahraman
26-12-2011, 23:17
1907 Ünifeb in tek bir siyasi yönü vardır , Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlılığıdır.Ayrıca 1907 Ünifeb te bu siyasi yönün aksi hiç bir şekilde kabul edilmeyecektir.

1907 ÜNİFEB'in takdir ettiğim ve en sevdiğim yönü de budur. Bu yüzden FENERBAHÇE'ye dair en kaliteli ve sağlam FENERBAHÇE taraftar grubudur.