Murat Dural
04-06-2007, 14:09
Mayıs 2006'nın bir gece vaktinde başımıza örülen karanlık, yüreğimize atılan "saatli" bomba, 68 haftalık bir fikstürün sonunda yavas yavas üzerimizden kalkıyor, etkisini kaybediyor.
Acımasızca kurulan ve ifadelendirilen bombanın yaraları şimdi şerefle, ortak kazanılan bir mücadelenin onur duyulan fotoğrafı ile evlerin baş köşelerine asılıyor. Geçen bu zorlu süreçteki amansız mücadele, çocuklara yatmadan evvel anlatılan, "neden sadece Fenerbahçe" dendiğinin canlı birer efsanesi olarak kulaklara fısıldanıyor.
Çocuklar büyürken, onları kasıp kavurabilecek, bedenlerini acıdan yakacak mücadelelerin, zorlukların reçetesini, aşkı ve sarsılmaz güveni kendi gönüllerine nasıl yerleştireceklerini hatıralar ile gözlerinde canlandırıyor.
Babalar ve anneler, kardeşler ve abiler, oğullar ve kızlar şimdi Fenerbahçe'nin nasıl "zorlukların aşkı" olduğunu yaşayarak tecrübe ediyor.
Yorgun Fenerbahçelilerin gozlerinde şimdi, onları omuz omuza direnmeye iten, kasıp kavuran haklı hırsın alevleri yerine, huzurlu ve zamana yayılacak başka bir mücadelenin azmi, haklı sevinci, onurlu 100akı ve heyecanı var.
O akşamın sebebiyet verdiği infial ve teakkuz hali yavaş yavaş yerini siperlerde yankılanan kahkahalara bırakıyor dostlar.
15 Mayıs günü itibari ile açılan cepheleri bırakmayan, izne çıkamayan, kendine meydan okuyan gönüllüler, artık güzel bir gün doğumuna şahitlik etmek için başlarını gökyüzüne çeviriyor. Çok uzun süren bir bombardımanın ardından çınlayan kulaklar, kamaşan gözler, yorulmuş ama dimdik bedenlerle ayakta kalan neferler, havayı daha yeni yeni koklamaya başlıyor. Bu mücadelenin TARAFTARLARI her saldırının, kalkanlarindaki yarıkların, minferlerindeki darbelerin, silahlarının namlularındaki barut yanıklarının, ellerinde kanayan yaraların özgüveni ile yeni savaşlara hazır.
Siperlerinde nefes almaya, dinlenmeye vakit bulmayı "şımarıklık" addeden neferler "ATEŞ ALTINDA CESARET"in en güzel örneklerini, yaralarını beraber sarmanın lezzetini, herşeyin bittiğini düşündüğünde, yanı başında onu kaldıran eli, elleri çok iyi tanıyor, onların elini bir başka onurla sıkıyor.
Onların bizi iki yıldır düşürmeye çalıştığı esaretin, "uzlaşmacı değil" söylemi ile kast edilen "adam ve kurum kayırmacılığın", sportiflik harici tüm komploların saldırganlığında, "koruyoruz" dedikleri şeyi kendi öz malları sayan, lüks mekanlarda keyif çatıp hiçbir sorumluluklarını önemsemeyenler, suçlamak ve ceza vermek için keyifle sırada bekleyenler, kalemine kalpazanlığı bekçi eden medya şirketleri ve demirbaşları, kendi emellerine özerlik diyen "koltuk" güçleri, şimdi, karşı taaruza hazırlanan "Yüzyılın Transferi; TARAFTAR" ile sarsıntıya uğrayacaktır.
Sami Yenn'de ezeli rakip taraftarının "SAVAŞ VE MÜCADELE GÖRMEMİŞ CEHALETİ" yakın zamanda, inanıyorum ki o camia ve camiaların akıllı, özverili gerçek taraftarları ile dengeyi bulacak ve yanımızda olacaktır. Bizim verdiğimiz mücadele camiamız açısından taraftara çok şey öğretti. O askerler ki şimdi, emanet bıraktıkları siperlere bıraktıkları minferlerine toprak doldurup en güzel çiçeklerin tohumlarını "geleceğe miras olarak" atıyor, namlularına çiçek takarak, silahlarını geride bırakarak yeni bir taaruza hazırlanıyor. Çocuklarımız, askerlerin evlatlarına siperlerin yeri, yüreklerde şekillendirilen cephelerin, Fenerbahçeli olmanın saygın ve sağduyulu savaşının, korumaları gereken sınırların haritası çizilip miras ediliyor.
DUR YOLCU! BU SEVDA GEÇİLMEZ! diyerek, gözümü kaybettiğimzde göz, koluma şarapnel geldiğinde acıma merhem, aşkım hüzne düştüğünde sevdama inanç olan askerlere itafen bu yazı. Yüzyılın transferi, bize kalkan her ele inat, kendi ile ve tüm ordunun erleri ile aklını ve gönlünü bir edebilen savaşçının ismidir. Gazetelerde geçmeyen, yerini belki yıllarca bulamayacak büyük kumandandır ordumuz. Ve evet; BİZ YENİ MÜCADELEMİZE HAZIRIZ...
Yapıştıkları, yüzlerini ufuktan ayırmadıkları, çıkar ittifaklarına aman vermemek için kendi mücadelelerini verdikleri barikatlardan, siperlerinden ayrılmakta zorlanan savaşçılar, tüm yürekleri ile "hucüm" borusunu beklemekte. Yanlarina aldiklari bir UNİFORMA haricinde, silahları yürekleri ve zihinlerinde buldukları "gelecek" düşüncesiyle, Türk Sporunun ruhunu sağduyu ve hizmet aşkıyla FETH ETMEYE hazırlanan insanlar var.
İşte şimdi sıra diğerlerinde. Şimdi sıra aynı ülkede yaşadığımız camiaların aklı selim ve sağduyulu taraf, askerlerinde. Bırakın gazetelerin riya kokan manşetlerini, önce bizler kendi içimizde birleşelim ve sonrada hep beraber Türk Sporunu yeşertelim. YÜZYILIN TRANSFERLERİ, YÜZYIL BOYUNCA BİZ OLALIM. Bu sağduyulu cenk hepimiz için bir anıt olsun, sevdamız için aklen ve ruhen beraber savaşalım.
BİZ ÇOK ACI ÇEKTİK, BİZ KENDİ İÇİMİZDE ÇALIŞIYORUZ AMA TAM BİR İYİLEŞME İÇİN SİZİ DE BEKLİYORUZ...
Murat Dural
Acımasızca kurulan ve ifadelendirilen bombanın yaraları şimdi şerefle, ortak kazanılan bir mücadelenin onur duyulan fotoğrafı ile evlerin baş köşelerine asılıyor. Geçen bu zorlu süreçteki amansız mücadele, çocuklara yatmadan evvel anlatılan, "neden sadece Fenerbahçe" dendiğinin canlı birer efsanesi olarak kulaklara fısıldanıyor.
Çocuklar büyürken, onları kasıp kavurabilecek, bedenlerini acıdan yakacak mücadelelerin, zorlukların reçetesini, aşkı ve sarsılmaz güveni kendi gönüllerine nasıl yerleştireceklerini hatıralar ile gözlerinde canlandırıyor.
Babalar ve anneler, kardeşler ve abiler, oğullar ve kızlar şimdi Fenerbahçe'nin nasıl "zorlukların aşkı" olduğunu yaşayarak tecrübe ediyor.
Yorgun Fenerbahçelilerin gozlerinde şimdi, onları omuz omuza direnmeye iten, kasıp kavuran haklı hırsın alevleri yerine, huzurlu ve zamana yayılacak başka bir mücadelenin azmi, haklı sevinci, onurlu 100akı ve heyecanı var.
O akşamın sebebiyet verdiği infial ve teakkuz hali yavaş yavaş yerini siperlerde yankılanan kahkahalara bırakıyor dostlar.
15 Mayıs günü itibari ile açılan cepheleri bırakmayan, izne çıkamayan, kendine meydan okuyan gönüllüler, artık güzel bir gün doğumuna şahitlik etmek için başlarını gökyüzüne çeviriyor. Çok uzun süren bir bombardımanın ardından çınlayan kulaklar, kamaşan gözler, yorulmuş ama dimdik bedenlerle ayakta kalan neferler, havayı daha yeni yeni koklamaya başlıyor. Bu mücadelenin TARAFTARLARI her saldırının, kalkanlarindaki yarıkların, minferlerindeki darbelerin, silahlarının namlularındaki barut yanıklarının, ellerinde kanayan yaraların özgüveni ile yeni savaşlara hazır.
Siperlerinde nefes almaya, dinlenmeye vakit bulmayı "şımarıklık" addeden neferler "ATEŞ ALTINDA CESARET"in en güzel örneklerini, yaralarını beraber sarmanın lezzetini, herşeyin bittiğini düşündüğünde, yanı başında onu kaldıran eli, elleri çok iyi tanıyor, onların elini bir başka onurla sıkıyor.
Onların bizi iki yıldır düşürmeye çalıştığı esaretin, "uzlaşmacı değil" söylemi ile kast edilen "adam ve kurum kayırmacılığın", sportiflik harici tüm komploların saldırganlığında, "koruyoruz" dedikleri şeyi kendi öz malları sayan, lüks mekanlarda keyif çatıp hiçbir sorumluluklarını önemsemeyenler, suçlamak ve ceza vermek için keyifle sırada bekleyenler, kalemine kalpazanlığı bekçi eden medya şirketleri ve demirbaşları, kendi emellerine özerlik diyen "koltuk" güçleri, şimdi, karşı taaruza hazırlanan "Yüzyılın Transferi; TARAFTAR" ile sarsıntıya uğrayacaktır.
Sami Yenn'de ezeli rakip taraftarının "SAVAŞ VE MÜCADELE GÖRMEMİŞ CEHALETİ" yakın zamanda, inanıyorum ki o camia ve camiaların akıllı, özverili gerçek taraftarları ile dengeyi bulacak ve yanımızda olacaktır. Bizim verdiğimiz mücadele camiamız açısından taraftara çok şey öğretti. O askerler ki şimdi, emanet bıraktıkları siperlere bıraktıkları minferlerine toprak doldurup en güzel çiçeklerin tohumlarını "geleceğe miras olarak" atıyor, namlularına çiçek takarak, silahlarını geride bırakarak yeni bir taaruza hazırlanıyor. Çocuklarımız, askerlerin evlatlarına siperlerin yeri, yüreklerde şekillendirilen cephelerin, Fenerbahçeli olmanın saygın ve sağduyulu savaşının, korumaları gereken sınırların haritası çizilip miras ediliyor.
DUR YOLCU! BU SEVDA GEÇİLMEZ! diyerek, gözümü kaybettiğimzde göz, koluma şarapnel geldiğinde acıma merhem, aşkım hüzne düştüğünde sevdama inanç olan askerlere itafen bu yazı. Yüzyılın transferi, bize kalkan her ele inat, kendi ile ve tüm ordunun erleri ile aklını ve gönlünü bir edebilen savaşçının ismidir. Gazetelerde geçmeyen, yerini belki yıllarca bulamayacak büyük kumandandır ordumuz. Ve evet; BİZ YENİ MÜCADELEMİZE HAZIRIZ...
Yapıştıkları, yüzlerini ufuktan ayırmadıkları, çıkar ittifaklarına aman vermemek için kendi mücadelelerini verdikleri barikatlardan, siperlerinden ayrılmakta zorlanan savaşçılar, tüm yürekleri ile "hucüm" borusunu beklemekte. Yanlarina aldiklari bir UNİFORMA haricinde, silahları yürekleri ve zihinlerinde buldukları "gelecek" düşüncesiyle, Türk Sporunun ruhunu sağduyu ve hizmet aşkıyla FETH ETMEYE hazırlanan insanlar var.
İşte şimdi sıra diğerlerinde. Şimdi sıra aynı ülkede yaşadığımız camiaların aklı selim ve sağduyulu taraf, askerlerinde. Bırakın gazetelerin riya kokan manşetlerini, önce bizler kendi içimizde birleşelim ve sonrada hep beraber Türk Sporunu yeşertelim. YÜZYILIN TRANSFERLERİ, YÜZYIL BOYUNCA BİZ OLALIM. Bu sağduyulu cenk hepimiz için bir anıt olsun, sevdamız için aklen ve ruhen beraber savaşalım.
BİZ ÇOK ACI ÇEKTİK, BİZ KENDİ İÇİMİZDE ÇALIŞIYORUZ AMA TAM BİR İYİLEŞME İÇİN SİZİ DE BEKLİYORUZ...
Murat Dural