Murat Dural
01-04-2008, 17:10
Taraftar ve Camia olarak geleneğimiz haline gelen, mücadelemizi destekleyen temel hissiyat; derin, "seçici", önlenemez, gittikçe artan bir açlık.
Yavaş yavaş sindirerek, hazmederek doymaya çalıştığımız, şükrettiğimiz aşımız, yeni tatların soframıza eklenmesi ile zenginleşiyor. Bireysel taraftardan başkanımıza kadar tüm camiamız gerçek bir gurmeliğe doğru yol alıyor. Neyin ne ile yendigi, sofranin olmazsa olmazlari konusunda, bir araya geldigimizde TOK ruh halleri ile karsiliyoruz birbirimizi.
Kendi soframızda elimizin hamuru ile yoğurduğumuz ekmeği bölüp yiyor, topraktan topladığımız sebze ile türlü türlü tadlarla misafirlerimizi ağırlıyoruz. Birbirimizin içini ferahlatacak bir bardak ayranı yapmak için yarışıyoruz. Elimizden geldiğince, değerlerimiz ve misafir perverliğimiz ile rakiplerimize karşı sportif başarılar kazanıyoruz; YEDİRMESİ BİZDEN, YEDİKLERİ ÖNLERİNDE YEMEDİKLERİ ARKALARINDA...
Bir bilinçsizlik halinden yola çıkarak, büyük savaşlar, kayıplar verilerek, her safhada yaşanan mücadele, her safhada pek çoğumuzun aldığı insiyatif ile tecrübelerimiz, ORTAK KÜLTÜRÜMÜZ sabitlenmeye başladı. Birbirimizi daha iyi nasıl anlayacağımızı, birbirimizi daha iyi nasıl yukarı iteceğimizi, camiamız ve bizim amaçlarımız için nasıl mücadele edeceğimizi daha iyi biliyoruz.
Ortak bir kültürün yeni ürünleri bizi artık daha az şaşırtıyor, artık bizler tarafından daha çok heyecan ile bekleniyor, yenilik ve gelişim teşvik ediliyor. Trajedilerini bile unutmak istemeyen ve pozitif katkı için bunları birer baharata çeviren, bizi doyurması toprağa hürmet ettiğimiz, çalıştığımız, daha çok el emeği göz nuru ile yoğurduğumuz eller artık bizimkiler. Birbirimiz daha güçlü kılmak için el ele, kol kola bu yol için emeğimizi veriyor, yeteneklerimizi kullanıyor, ÜRETMEYİ VE KATKI SAĞLAMAYI ÖĞRENİYORUZ.
İşte yarın, bizim kadar bu açlığı hissetmeyen, açlığı yatırımın dönüşü ile hedeflendirilen bir FAST FOOD takımı ile oynayacağız. Elindekinin kıymetini bilmeyen, sözleşmeye imza attırdığına "yağ satarım/bal satarım/ustam öldü ben satarım" gözü ile yaklaşan bir yatırımcının takımı ile oynayacağız. Kazanmak ve doymak için dietini ödeyen, trajedileri bile kendine aş eden, parayı kendi öz kaynağından, sadece ortak hedefleri için çekinmeden sunan bir camiayız.
Biz bundan da muhakkak tad alacağız, ama onların kuru tadları bizim yenilgimizden alabileceğimiz güce, lezzete bile eş olamaz. İşte bu yüzden biz, bu sofrada, dilimiz, damağımız tad aldığı için çok şanslıyız.
Kisisel doygunlga ulasmis paralı askerler, camia olarak varilması hiç, gerçekçi olarak düşünülmeyen parasal hedefler, marketing anlaminda her biri ayrı pazarlama unusuru yildiz futbolcuların formalarını alan Global, dağınık taraftarlar. Bir Londra takımı, Para ile yapılandırılmış bir harikalar kumpanyası.
Kısacası; BİR AÇLIK İÇİN SONRADAN İMAR EDİLMİŞ, YATIRIMSAL BİR KUMPANYA VE SPORTİF DOYGUNLUĞUN ARAYIŞINI VE AÇLIĞINI HER BİREYİNDE, BAŞTAN AŞAĞI HİSSEDEN, GEÇMİŞTEN BUGÜNE HER DAKİKASINDA DOYGUN BİR AÇLIK YAŞAYAN BİR FENERBAHÇE.
İşte yarın, bu sofranın açlığını, üretim gücünü, öz kaynağını onların yüzüne, diline, damağına vurmalıyız. Belki onlarda tad almaya başlar...
M.D.
Yavaş yavaş sindirerek, hazmederek doymaya çalıştığımız, şükrettiğimiz aşımız, yeni tatların soframıza eklenmesi ile zenginleşiyor. Bireysel taraftardan başkanımıza kadar tüm camiamız gerçek bir gurmeliğe doğru yol alıyor. Neyin ne ile yendigi, sofranin olmazsa olmazlari konusunda, bir araya geldigimizde TOK ruh halleri ile karsiliyoruz birbirimizi.
Kendi soframızda elimizin hamuru ile yoğurduğumuz ekmeği bölüp yiyor, topraktan topladığımız sebze ile türlü türlü tadlarla misafirlerimizi ağırlıyoruz. Birbirimizin içini ferahlatacak bir bardak ayranı yapmak için yarışıyoruz. Elimizden geldiğince, değerlerimiz ve misafir perverliğimiz ile rakiplerimize karşı sportif başarılar kazanıyoruz; YEDİRMESİ BİZDEN, YEDİKLERİ ÖNLERİNDE YEMEDİKLERİ ARKALARINDA...
Bir bilinçsizlik halinden yola çıkarak, büyük savaşlar, kayıplar verilerek, her safhada yaşanan mücadele, her safhada pek çoğumuzun aldığı insiyatif ile tecrübelerimiz, ORTAK KÜLTÜRÜMÜZ sabitlenmeye başladı. Birbirimizi daha iyi nasıl anlayacağımızı, birbirimizi daha iyi nasıl yukarı iteceğimizi, camiamız ve bizim amaçlarımız için nasıl mücadele edeceğimizi daha iyi biliyoruz.
Ortak bir kültürün yeni ürünleri bizi artık daha az şaşırtıyor, artık bizler tarafından daha çok heyecan ile bekleniyor, yenilik ve gelişim teşvik ediliyor. Trajedilerini bile unutmak istemeyen ve pozitif katkı için bunları birer baharata çeviren, bizi doyurması toprağa hürmet ettiğimiz, çalıştığımız, daha çok el emeği göz nuru ile yoğurduğumuz eller artık bizimkiler. Birbirimiz daha güçlü kılmak için el ele, kol kola bu yol için emeğimizi veriyor, yeteneklerimizi kullanıyor, ÜRETMEYİ VE KATKI SAĞLAMAYI ÖĞRENİYORUZ.
İşte yarın, bizim kadar bu açlığı hissetmeyen, açlığı yatırımın dönüşü ile hedeflendirilen bir FAST FOOD takımı ile oynayacağız. Elindekinin kıymetini bilmeyen, sözleşmeye imza attırdığına "yağ satarım/bal satarım/ustam öldü ben satarım" gözü ile yaklaşan bir yatırımcının takımı ile oynayacağız. Kazanmak ve doymak için dietini ödeyen, trajedileri bile kendine aş eden, parayı kendi öz kaynağından, sadece ortak hedefleri için çekinmeden sunan bir camiayız.
Biz bundan da muhakkak tad alacağız, ama onların kuru tadları bizim yenilgimizden alabileceğimiz güce, lezzete bile eş olamaz. İşte bu yüzden biz, bu sofrada, dilimiz, damağımız tad aldığı için çok şanslıyız.
Kisisel doygunlga ulasmis paralı askerler, camia olarak varilması hiç, gerçekçi olarak düşünülmeyen parasal hedefler, marketing anlaminda her biri ayrı pazarlama unusuru yildiz futbolcuların formalarını alan Global, dağınık taraftarlar. Bir Londra takımı, Para ile yapılandırılmış bir harikalar kumpanyası.
Kısacası; BİR AÇLIK İÇİN SONRADAN İMAR EDİLMİŞ, YATIRIMSAL BİR KUMPANYA VE SPORTİF DOYGUNLUĞUN ARAYIŞINI VE AÇLIĞINI HER BİREYİNDE, BAŞTAN AŞAĞI HİSSEDEN, GEÇMİŞTEN BUGÜNE HER DAKİKASINDA DOYGUN BİR AÇLIK YAŞAYAN BİR FENERBAHÇE.
İşte yarın, bu sofranın açlığını, üretim gücünü, öz kaynağını onların yüzüne, diline, damağına vurmalıyız. Belki onlarda tad almaya başlar...
M.D.