KÖŞE YAZISI

Futbol Hayattır Bir Ölüm Kalım Meselesi Değil!

Yıllarca vatanseverlik olarak bize bu ülke için seve seve yaşamayı değil seve seve ölmeyi öğrettikleri gibi, futbolla yaşamayı değil futbol için gerekirse ölmeyi öğretiyorlar. Çünkü birileri ölümlerden para kazanıyor.

Ve nihayet aylar sonra yeniden vuslata erdik. Futbol ve aşıkları doyumsuz zevklere erişmek için yeniden bir araya geldi. Aslında yaz dönemi boyunca futbola dair yaşadıklarımız, futbolun sadece sahada oynanan bir oyun olmadığını bize çok iyi anlatıyor. Transferler, medyada yazılanlar, kamp dönemi gelişmeleri, yönetim değişiklikleri, federasyonun çalışmaları vs. derken futbol yine bir biçimde hayatımızda olmaya devam ediyor. İyi ki var bu güzel oyun.

İlk hafta tıpkı geçen yıl olduğu gibi lige iyi başlamayan Fenerbahçe taraftarı yine de her şeyi ile en umutlu taraftar durumunda. Yönetim-Daum gerginliği umarız ki askıya alınmamış, kökünden halledilmiştir. Neyse ki Fenerbahçe bir umut kulübüdür ve burada her şeyi umut etmeye hakkımız var.

Lig öncesi Murat Özaydınlı bir basın toplantısı ile Fotomaç gazetesini hizaya çekmek üzere sertçe uyarmış ve Fenerbahçe taraftarının gazabından kendilerini korumalarını tavsiye etmişti. Buna sebep olan gelişmeyi pek çok kişi biliyordur sanırım. Bu gazete Fenerbahçe başkanının fotoğrafını küçük düşürücü bir biçimde ters basmış ve çok büyük tepki toplamıştı. Bunun üzerine pek çok taraftar forumunda gazetenin ciddi bir biçimde protesto edilmesi gündeme geldi. Pek çok Fenerbahçeli gibi ben de, kulübümüzden özür dileyene dek bu gazeteyi satın almıyorum ve çevremdeki pek çok kişinin de bu duyarlılığa sahip olması için çaba harcıyorum.

Geçen gün televizyonda Fotomaç’ın yeni reklam filmini izledim. Gerçekten dehşet verici bir reklam yapılmış. Hasta yatağındaki bir hasta güçlükle “Maç kaç kaç?” diye soruyor ve son nefesini verip ölüyor. Slogan geliyor: “Futbol bir ölüm kalım meselesidir!”

Futbol ile yaşamak, futbolu yaşamındaki odaklardan birisi yapmak pek çoğumuz için bir gerçek elbette. Futbol dolu bir yaşam, heyecan dolu bir yaşamdır. Fakat futbolu bir ölüm kalım meselesi yapmak bu oyunu bir canavara çevirmekten başka ne işe yarar? Maalesef hayatın pek çok alanında olduğu gibi futbol medyamız da ölüsevicilik (nekrofili) yapıyor. Bu patolojik bir durum. Ölüler üzerinden siyaset yapanlar, tarihi üst üste yığılmış insan ölüleri varsayıp, “benim ölüm senin ölünden çok” diyenler yetmiyormuş gibi bir de bunlar çıktı karşımıza.

“Buraya ölmeye geldik.. Falancayı gömmeye geldik” diye slogan atanlara tu kaka derken medyanın samimi olduğuna inanıyor musunuz siz? Ben asla inanmamıştım. Stadyuma ölmeye gelenlere futbolun bir “ölüm kalım meselesi” olduğunu kim öğretti peki?

İnsan yaşadığı dünya ve kültür ortamıyla şekillenen ve en önemlisi “öğrenen” bir canlı. Kötülük de iyilik de toplum ve dolayısı ile kültür yoluyla “öğrenilen” kavramlardır. Siz yere tükürmenin ayıp bir şey olduğunu çocuklarınıza öğretmezseniz bu onun için hiçbir zaman kötü bir davranış olmayacak.

Yıllarca vatanseverlik olarak bize, bu ülke için seve seve yaşamayı değil seve seve ölmeyi öğrettikleri gibi futbolla yaşamayı değil futbol için gerekirse ölmeyi öğretiyorlar. Çünkü birileri ölümlerden para kazanıyor.

Büyük üstat Can Kozanoğlu ağabeyimiz “Türkiye’de futbol- Bu Maçı Alıcaz!” kitabında, tribünlerdeki şiddetten bahsederken çok önemli şeyler söylüyordu. Tribündeki insanlar kavgayı, küfürü tribünlerde öğrenmiyorlar. Öğrendiklerini tribünlerde uyguluyorlar. Okulda müdür ve hoca, evdeki baba dayağını kaldırmadıkça, sokaklardaki şiddet ortadan kalkmadıkça tribünlerde şiddet ve küfür devam edecektir. Sonuçta şiddet yine şiddetten besleniyor.

Burada sorun “bir kısım kendini bilmez”de başlamıyor. Soruna daha makro düzeyde bakabilmek gerekli. Adorno’nun dediği gibi: “Yanlış hayat doğru yaşanmaz.” Medya şiddeti yeniden üretmeyi ve ölümü yüceltmeyi bırakmadıkça bu kavga hiç bitmeyecektir.

Futbol bir ölüm kalım meselesi olmaya devam ettikçe deplasmana giden taraftarlara rakipleri tarafından çiçek yerine taş ve bıçak atılmaya devam edecek, takım otobüsleri yollarda taşlanmayı sürdürecektir.

Futbol bir ölüm kalım meselesi olmaya devam ettikçe kaybeden taraftar eline ne geçirirse sahaya atmaya devam edecektir.

Futbol bir ölüm kalım meselesi olmaya devam ettikçe ezeli rakipler ezeli düşmanlar olmayı sürdürecek ve maçın gerçek skorunu dışarıdaki yaralı ve ölü sayılarının belirlemesine devam edilecektir.

Futbol bir ölüm kalım meselesi olmaya devam ettikçe aynı ülkenin iki şehri birbirine düşman gözüyle bakmaya devam edecek, yeri geldiğinde iç savaş çıkmışçasına savaşabilmeyi sürdürecektir.

Futbol bir ölüm kalım meselesi olmaya devam ettikçe medya bu işten ekmek yemeye devam edecek ama sonunda göl kuruyacak ve büyük bir bataklık oluşacaktır.

Oysa futbol hayattır, bir ölüm kalım meselesi değil!

Cahit BİNİCİ 
1907 ÜNİFEB – Üniversiteli Fenerbahçeliler Birliği

İLGİLİ YAZILAR

  • Sezon başında sponsor bulunmaması sebebiyle hem erkek hem de bayan takımlarımız rakiplerine göre düşük bütçeli takımlar kurdu. Matematiksel olarak şampiyon... ... [...]

    24 Ocak 2017 //

  • Öncelikle maçı 2-1 kazanarak Fransa’ya, rövanşa avantajlı olarak giden taraf olan takımımızı tebrik etmek gerekir. Fenerbahçe beklenenden iyi, Monaco ise... ... [...]

    1 Ağustos 2016 //

  • Sabırlı olmamız gereken uzunca bir transfer dönemini geride bıraktık sayılır. Geçen sene Euroleague’de Final Four’a kalıp , finalde kaybetmiş olsak... ... [...]

    30 Temmuz 2016 //

  • Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi 3. Ön Eleme turunda Fransız ekibi Monaco ile eşleşti. Şampiyonlar Ligi’nde ön eleme turlarında Arsenal ve S.Doneskt’in... ... [...]

    21 Temmuz 2016 //

  • 16.01.2015, Fenerbahçe, TOP 16 F Grubu 2. Maçında evinde Olympiakos’a 68-74 mağlup olarak evinde oynadığı ilk 2 maçtan da hüsranla... ... [...]

    10 Haziran 2016 //