KÖŞE YAZISI

Aradığımız Kan

(Ya da ”Bir Damla Gözyaşıyla Okyanusu Taşırmak” Üzerine)

Binlerce kez konuşulmuştur ve daha milyarlarca kez konuşulacaktır Fenerbahçe hakkında. Özlü, parlak cümlelere gerek yok. Çoğu kez, çoğu konuda insan yaşadığı kadarıyla bilir.

“Nasıl”ları önemsizdir ama “neden”leri çok somuttur Fenerbahçeli olmanın aslında. Hani derler ya, malum kulüp şu başarıyı yakalamış, sizi geçmiştir falan filan diye. Güya, bize çok az laf kalmıştır söylenecek. Yalan! Süzme yalan! Kim Fenerbahçeliyim derken bir müze sevdasından bahsediyorsa veya Fenerbahçe deyince gözünün önüne büyük bir müze getiriyorsa, yalan! Süzme yalan! Bizden değildir o!

Bizimkisi başka türlü bir şey:

Birkaç yıl önce, Eskişehir’de… Ailecek hastane koridorundayız. Doktorlar içeriye almıyorlar. Babamız yoğun bakımda. Ağır bir mide kanaması geçirmiş. Doktor çağırdı beni yanına “acele kan lazım, ne yapın edin bulun” dedi. Peder beyin hayatı mevzubahis. Ne yapıp edip bulacağız elbet. Kan da öyle böyle değil: AB Rh negatif. Zor bulunuyor.

Eşi dostu aradık. Eş, kendi eşini dostunu… Kan aranıyor! Gelen giden gırla da bizim peder hala yoğun bakımda. Moraller altüst. Aynı günün akşamüstü, yine hastane koridorlarında bir elde telefon dolanıp duruyoruz. Mesaj üstüne mesaj geliyor telefonuma. “Cahit bey geçmiş olsun, falanca yerdeyim yardım edemiyorum ama Allah acil şifalar versin”… Derken bir tane daha benzer mesaj. Mesaj üstüne mesaj… Birkaç saat içinde böylesi mesajlar yüzleri buluyor sayıca. Mesajların birini silip birini okurken bir yandan telefonum çalıyor, cevap veriyorum. Filanca yerin dernek temsilcisi, falanca yerin Fenerlist üyesi, filanca şehrinin Antu’cusu geçmiş olsun diyor. Ankara’dan, Van’dan, Antalya’dan, İstanbul’dan, Kocaeli’nden, Eskişehir’den “yüzlerce”, kesinlikle “yüzlerce” insan “geçmiş olsun” diyor bana. Her mesajın sonunda “Fenerlist’ten veya Antu’dan … ” yazıyor. Onu hatırlıyorum. Hollanda’dan, Kanada’dan bile gelen mesajlar var. Babamın deyişiyle “Koskoca Ali Şen’in oğlu Metin Şen’den bile mesaj geldi” ya… Asla unutamam. Hasta babam yoğun bakımdan çıktıktan ve olayı anlattıktan sonraki surat ifadesini tarif etmeyi kesinlikle beceremem. Fenerbahçe ile arasına hayat girmiş, çocuklarının bu Fenerbahçe merakına artık pek de anlam veremeyen babam, şimdi bazı şeyleri daha iyi biliyor.

Gözlerimden bir damla yaş geliyor. Sonra tutamıyorum kendimi, hüngür hüngür ağlıyorum. Ben kimim ki bu kadar insan beni teselli ediyor? Ben sadece maçlara gitmeye çalışan “sıradan” bir Fenerbahçeli’yim oysa.

Olayın aslı şu: Bir arkadaş, sağolsun, kan ihtiyacımızı Fenerlist’te yazmış ve telefon numaramı eklemiş. Onca Fenerbahçeli durduk yere, hiç işleri güçleri sanki yokken, ben onlar için en ufak bir menfaat taşımazken böylesi bir durumda beni teselli etmeyi kendilerine görev saymışlar. Yardım edemeseler de arıyorlar ya da mesaj atıyorlar. Hepsi de kendini bu duyarlılığı taşıyan “tek” kişi sanıyor büyük ihtimalle. Oysa ortada dünyada belki de sadece bu topraklarda -o da ancak Fenerbahçeliler arasında- yaşanabilecek çok önemli bir toplumsal duyarlılık yaşanıyor.

Sonra düşündüm… Kulübümüzün marşını dinlediğim her defasında bir daha düşündüm “hiçbir kulüpte olmayan bu dostluk” sözünün hiç de öylesine olmadığını düşündüm. O gün bir damla gözyaşının okyanusu taşırabildiğini, futbolun asla sadece futbol olmadığını, Fenerbahçe’nin ise bir futbol kulübünden çok daha fazla anlamlar taşıdığını, Fenerbahçeliliğin tanımadığın milyonlarca insanla aynı anda sıkı dost olmak olduğunu “yaşadım” ve iyice “anladım”.

Anladım ki gerisi yalan dolan. Şampiyonluk mampiyonluk hikaye. Galibiyetler, atılan ya da yenilen goller, alınan puanlar bahane. Bunlar Fenerbahçe Dostlar Kulübü’nün eğlencelik aktivitesi sadece. İnsan bir müzeyi değil bir olguyu severmiş meğerse, tabi eğer Fenerbahçeli ise…

Şimdi biliyorum: Bizim aradığımız kan aslında aramızda dolaşan kan. Mesele hiçbir kulüpte olamayan bu dostluğa inanmakta. Güç orada… Bu güce, dikkat buyurun lütfen… Belki de insan olmanın en güzel köşelerinden birinde duruyoruz Fenerbahçeliler olarak. Sıkı tutunmak gerek. Yoksa geriye ne kalır ki?

Cahit BİNİCİ 
1907 ÜNİFEB – Üniversiteli Fenerbahçeliler Birliği

İLGİLİ YAZILAR

  • Sezon başında sponsor bulunmaması sebebiyle hem erkek hem de bayan takımlarımız rakiplerine göre düşük bütçeli takımlar kurdu. Matematiksel olarak şampiyon... ... [...]

    24 Ocak 2017 //

  • Öncelikle maçı 2-1 kazanarak Fransa’ya, rövanşa avantajlı olarak giden taraf olan takımımızı tebrik etmek gerekir. Fenerbahçe beklenenden iyi, Monaco ise... ... [...]

    1 Ağustos 2016 //

  • Sabırlı olmamız gereken uzunca bir transfer dönemini geride bıraktık sayılır. Geçen sene Euroleague’de Final Four’a kalıp , finalde kaybetmiş olsak... ... [...]

    30 Temmuz 2016 //

  • Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi 3. Ön Eleme turunda Fransız ekibi Monaco ile eşleşti. Şampiyonlar Ligi’nde ön eleme turlarında Arsenal ve S.Doneskt’in... ... [...]

    21 Temmuz 2016 //

  • 16.01.2015, Fenerbahçe, TOP 16 F Grubu 2. Maçında evinde Olympiakos’a 68-74 mağlup olarak evinde oynadığı ilk 2 maçtan da hüsranla... ... [...]

    10 Haziran 2016 //