KÖŞE YAZISI

Uyanma Vakti

Yenilsen de yensen de dedik hep; kıyamete dek de diyeceğiz.

Yolların sonunda bir metal parçasına sahip olalım diye sevmedik; o renklerdi tutkumuz; hep de öyle olacak.

Bakmadık maç bitiminde skorboarda ne olmuş ne olmamış diye.

Çok sevindik, güldük, eğlendik bu aşkın peşinde koşarken.

Çok da üzüldük, ağladık, kahrolduk.

Her türlü duyguyu yaşadık biz bu yolda, O’ndan gelen acılarda O’na daha da çok bağlandık belki de…

Bambaşka bir aşktı çünkü Fenerbahçe, son nefesimize kadar yaşamak için her şeyimizi feda edeceğimiz…

Şu son iki ayda üzdü bizi Kanarya; kalbimizdeki sevdamızı daha da büyüterek, Fenerbahçeli olmanın gururunu daha iyi anlamamızı sağlayarak…

Öyle çok üzdü ki, on maçta üç galibiyet gösterebildi bize.

Kalemize giden golleri görürken gözlerimiz dolmuş halde, yumruğumuzu daha da sıkarak havaya kaldırdık ‘Her zaman, her yerde, En büyük Fener’ diye…

Sadece maç sonuçları mıydı bizi üzen, tabii ki hayır.

Suskun stattı, sesi kısık tribündü, pankartsız setlerdi de aynı zamanda; hatta belki bu çok daha acı verici olanıydı.

Çok acıttı bizi taraftarların seyirci olması; her maç sonu rakibi alkışlayıp, çubukluyu giyenleri yuhalaması…

Yalnız kaldık, terk edildik biz bu karşılıksız sevgiyi yaşarken…

Kaç kişi kalırsak kalalım haykıracağız yine sevdamızı diye söz verdik ama bir kere.

Fenerbahçe idi çünkü söz konusu; bizi tek ayıran ölüm olabilirdi bu yolda.

Lakin yaşatmaya çalıştığımız Fenerbahçelilik duygusu, tribün ruhu, aşk; paralara tercih edildi…

Attık içimize, biz kendimizce yaşayalım da sevdamızı Fenerbahçemiz dolan kasasıyla başarısına başarı katsın dedik eğer böyle daha çok insanı sevindirecekse.

Bir de baktık paralar 70’lik dedelere, 35’lik sakatlara verilmiş; oturan bey efendiler çubukluyu ıslıklayıp terk edip gidiyor stadı…

Biz dişimizi sıkıp, aşkımızı pankartsız, git gide değişen stat profiliyle sessiz sedasız, kameralar tarafından gözetlenirken devam ettik yaşamaya ama, ama biz bunu hak etmedik!

Ve özledik…

Güler yüzlü, moral veren, babacan Hocamızı özledik, futbolu bilmediğini düşünsek de…

Fenerbahçe sevdalısı, o formanın üstüne tir tir titreyen, ‘ruh’lu futbolcularımızı özledik…

Gollerden sonra sevinç çığlıklarıyla birbirine sarılan, geride olduğumuzda birbirine ‘Bu maçı alacağız!’ diye haykıran, yenildiğimizde birbirine moral veren yedek kulübemizi özledik…

Sonuna kadar savaşıp sonuç ne olursa olsun yürekten alkışladığımız kadromuzu özledik.

Sesimizin avaz avaz yükseldiği tribünleri özledik.

Aşkımızı dillendirdiğimiz o sarı-lacivert pankartlarımızı özledik.

Omuz omuza yapmak için iple çektiğimiz günleri özledik.

Tezahürat ederken kameralar tarafından gözetlenmediğimiz o tertemiz, saf, sadece Fenerbahçe dolu maçlarımızı özledik.

Fenerbahçe Cumhuriyeti’ni özledik.

Bu bir kabus…

Bizden hiç gitmeyeceğine inandığımız şu özlediklerimizi zaten sadece bir kabusta kaybedebiliriz her halde.

Bir kabus bu kadar uzun olamaz.

Artık uyanma vakti!

Hem kabusu gören bizlerin hem de kabusu yaşatanların…

Selçuk Gerger
1907 ÜNİFEB – Üniversiteli Fenerbahçeliler Birliği

İLGİLİ YAZILAR

  • Sezon başında sponsor bulunmaması sebebiyle hem erkek hem de bayan takımlarımız rakiplerine göre düşük bütçeli takımlar kurdu. Matematiksel olarak şampiyon... ... [...]

    24 Ocak 2017 //

  • Öncelikle maçı 2-1 kazanarak Fransa’ya, rövanşa avantajlı olarak giden taraf olan takımımızı tebrik etmek gerekir. Fenerbahçe beklenenden iyi, Monaco ise... ... [...]

    1 Ağustos 2016 //

  • Sabırlı olmamız gereken uzunca bir transfer dönemini geride bıraktık sayılır. Geçen sene Euroleague’de Final Four’a kalıp , finalde kaybetmiş olsak... ... [...]

    30 Temmuz 2016 //

  • Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi 3. Ön Eleme turunda Fransız ekibi Monaco ile eşleşti. Şampiyonlar Ligi’nde ön eleme turlarında Arsenal ve S.Doneskt’in... ... [...]

    21 Temmuz 2016 //

  • 16.01.2015, Fenerbahçe, TOP 16 F Grubu 2. Maçında evinde Olympiakos’a 68-74 mağlup olarak evinde oynadığı ilk 2 maçtan da hüsranla... ... [...]

    10 Haziran 2016 //