KÖŞE YAZISI

Avrupa’da Kritik Viraj

Basketbolun Avrupa’daki en büyük organizasyonu Euroleague’de Top 16 dördüncü maçlar öncesi, erkek basketbol takımımız Yunanistan deplasmanına hazırlanıyor. İstanbul’da düzenlenecek olan Final Four’a katılma parolasıyla yola çıkılan senede takımımızın gruptan çıkma şansı kalan üç maçtaki performansımıza, ve ne yazık ki rakiplerimizin yapacağı maçlara bağlı. Gelin gruptan çıkma yollarımızı ve takımımızın bu sene neleri yaptığını, neleri yapamadığını değerlendirelim.

Grupta 3. maçlar sonunda Unics Kazan üç, Panathinaikos iki ve Fenerbahçe bir galibiyetle ilk üç sırada yer alırken; bizimle yaptıkları maç dışında iki maçta da farklı mağlup olan Emporio Armani son sırada yer alıyor. Top 16 aşamasının en kötü takımı olarak gösterilen Emporio Armani’nin büyük bir sürpriz olmadığı takdirde kalan üç maçını da kaybedeceğini öngörmek yanlış olmaz. Geriye kalan iki maçımızdan birini kazanarak tur atlamamız, ancak Unics Kazan’ın Panathinaikos’u yenmesini ve bizim Panathinaikos’u bu haftaki maçta 21 sayıdan fazla farkla yenmemizi gerektiriyor. Panathinaikos’un son şampiyon ve çok formda olması bunu daha da zorlaştırıyor. Bizim kalan üç maçı da kazanmamız durumunda ise, aralarındaki maçta Unics kazanırsa ikinci olarak tur atlıyoruz. Ama eğer Panathinaikos kazanırsa, o zaman ilk iki takım üçlü sayı averajlarıyla belirlenecek, ve şu anda bu alanda da durumumuz hiç iç açıcı değil. Sonuç olarak eğer Emporio Armani grupta galibiyet alıp bu hesapları alt üst etmediği sürece gruptan çıkmamız için 3 maçı da mümkün olduğunca fazla farkla kazanıp diğer maçların sonucunu bekleyeceğiz.

Peki ama neden ilk dört hedefiyle çıkılan bir sezonda daha hesap makinelerine mahkum kaldık? Avrupa’da normal sezon grubunu ilk sırada tamamlayan takım ne oldu da böyle kötü bir form grafiği çizer haline geldi?

Sezon başında baş antrenör Neven Spahija’nın dediklerinden yola çıkarak herkes parkede baskılı savunma yapan, çaldığı toplarla rakip savunma yerleşmeden hızlı hücuma çıkan, bu yolla sayı bulunamazsa da hücumda oyunculara tanınan bireysel özgürlük ve hızlı top çevirerek sonuca giden bir takım bekliyordu. Geçen sene sakatlıklara kadar Avrupa’da muhteşem bir performans sergileyen takımdan Kinsey, Lavrinovic ve sakatlıklar sonrası gelen tecrübeli gard Jasikevicius ile yokluğunun hiç aranmayacağı düşünülen May ayrılmış; çok uzun süren sakatlığı sonunda iyileşen Engin, Avrupa’nın en önemli skorerlerinden Bogdanovic, geçen sene Partizan’da çıkış yapan ABD’li oyuncular Jerrels ve Gist ile uzun zaman sonra yuvaya dönen Hakan takıma katılmıştı. Gelenin gideni aratmayacağı düşünülüyordu ve hedefler büyüktü. Bu beklentilerle başlayan sezonda ilk darbe Cumhurbaşkanlığı Kupası’nın kaybedilmesiyle geldi. Takım öngörülenin aksine savunmada büyük sıkıntı çekiyordu. Sakatlığı nedeniyle kenarda olan Tomas’ın yerine takıma NBA lokavtının mağduru Sefolosha katıldı ve beklenenin çok üstünde katkı vererek hem takım savunmasını sırtladı hem de hücumda en önemli aktör oldu. Bu süreçte takımımız Avrupa’da yedi maçın dördünü kazandı. Son maçta ise belki de daha önce görülmemiş bir şekilde kazanırsak grup birincisi olacağımız, kaybedersek eleneceğimiz maçı kazandık ve bir üst tura ilk torbadan girdik.

İkinci turda ise üstü bir şekilde o zamana kadar örtülü kalan bütün sorunlarımız açığa çıktı. Geçen sene atamasa da attırmayan, Barcelona’yı kendi sahasında 61 sayıda tutan takım gitmiş, yerine ancak hücumda şanslıysa ve şutları giriyorsa savunma yapan bir takım gelmişti. İlk maçta Unics Kazan karşısında çok iyi savunma yapan takım, hücumda ise çoğu el üstünden atılan üçlüklerle ilk yarıda 17 sayı öne fırladı. İkinci yarıda Kazan maçı kazanmak için elindeki bütün kartları masaya açtı: savunmayı sertleştirdiler ve hücumda Domercant önderliğinde bizim aksimize boş şutlarla sonuca gittiler. Bu süreçte farkı en azından 10 sayının üzerinde tutabilmesi gereken takım hiçbir direniş gösteremedi. İkinci maçta yeni salonun da coşkusuyla galibiyet geldi, ancak takım oyunu oynamaktan çok uzak ve en önemli skorerinden yoksun Emporio Armani’yi son şutu kaçırmaları için dua ederek yenebilmek akıllarda soru işaretleri bıraktı. Bu soruların haklı olduğu ise galibiyet hesapları yapılan maçta Panathinaikos’un adeta basketbol dersi vererek bizi çok rahat şekilde 21 sayı yenmesiyle ortaya çıktı.

Takımımızın basketbol olarak dibe vurmasının bir çok sebebi var. Öncelikle takım savunmasının yerlerde olması. Özellikle pick-n-roll adı verilen, perdeden sonra uzunun içeri devrilmesi gibi basketbolun en temel oyunlarından birine hiçbir şekilde çözüm bulunamadı. Oğuz ve Vidmar gibi oyuncularımız sahadayken rakipler hiç zahmete girmeden onların ayaklarının yavaşlıklarından faydalanıyorlar. Bu durumu çözmek için yardım savunması yapılabilir, ancak şu anda böyle bir şey takımda neredeyse yok. Uzunlarımızın pota altından çıkmak zorunda kalmaması ve boy avantajımızı kullanmak için alan savunmaması denenebilir, fakat iki senedir Spahija bir kere bile bu yola başvurmadı.

Takımın hücumda neredeyse hiç pas yapmadan, çok düşük asist rakamları sergileyerek tamamen birebirlerle sonuca gitmesi ise bir başka sorun. Bu sistemsizlik içinde, çok değerli olabileceklerini daha önce göstermelerine rağmen, Emir, Oğuz ve Vidmar ortaya bir şey koyamazken teke tek hücum etmeye yatkın ve daha alışkın olan Jerrels , Bogdanovic ve adeta küllerinden doğan Kaya takımı sırtlamak zorunda kaldı. Spahija ise kendinden tecrübeli antrenörlere karşı ne yazık ki sınıfta kaldı. Rakip takımlar hemen her mola dönüşünde koçlarının çizdiği oyunlarla sayı bulurken ve bizim zaaflarımızın üzerine gitti. Örnek olarak akıllara Emporio Armani maç sonunda mola dönüşü iki sayı öndeyken, son hücumda topu potaya bile atamamamız ve rakibe maçı kazanma şansı vermemiz geliyor. Farklı kaybedilen Panathinaikos maçı sonrası Spahija’nın “Benim için bu performansın nedenini anlatmak çok zor” demesi de yaraya tuz bastı.

Takımımız, şu anda sahada sergiledikleri basketboldan daha iyi bir performansı ortaya koyabileceğine emin olduğumuz yetenekli oyuncularla dolu. Ligde durum kötü gözükse de kaybedilmiş bir şey yok ve Avrupa’da hala gruptan çıkma şansımız var. Ama, ki bu kocaman bir ama, Spahija’nın takımı çok çabuk şekilde toparlaması ve doğru basketbol oynatarak sonuca gitmesi gerekiyor. Çünkü özellikle Avrupa basketbolunda -bizim şu anda sahip olmadığımız- sıkı savunma ve takım oyunu başarıyı getiriyor. Henüz havlu atmadık, ancak ringden kalkıp rakiplerimizi yıkabilecek miyiz, bunu zaman gösterecek.

Kutay Erkan
1907 ÜNİFEB – Üniversiteli Fenerbahçeliler Birliği

İLGİLİ YAZILAR

  • Sezon başında sponsor bulunmaması sebebiyle hem erkek hem de bayan takımlarımız rakiplerine göre düşük bütçeli takımlar kurdu. Matematiksel olarak şampiyon... ... [...]

    24 Ocak 2017 //

  • Öncelikle maçı 2-1 kazanarak Fransa’ya, rövanşa avantajlı olarak giden taraf olan takımımızı tebrik etmek gerekir. Fenerbahçe beklenenden iyi, Monaco ise... ... [...]

    1 Ağustos 2016 //

  • Sabırlı olmamız gereken uzunca bir transfer dönemini geride bıraktık sayılır. Geçen sene Euroleague’de Final Four’a kalıp , finalde kaybetmiş olsak... ... [...]

    30 Temmuz 2016 //

  • Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi 3. Ön Eleme turunda Fransız ekibi Monaco ile eşleşti. Şampiyonlar Ligi’nde ön eleme turlarında Arsenal ve S.Doneskt’in... ... [...]

    21 Temmuz 2016 //

  • 16.01.2015, Fenerbahçe, TOP 16 F Grubu 2. Maçında evinde Olympiakos’a 68-74 mağlup olarak evinde oynadığı ilk 2 maçtan da hüsranla... ... [...]

    10 Haziran 2016 //